Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Modern imkanlar, hükümet güçlerine daha geniş saldırı seçenekleri sağladı

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
TT

Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)

Yemen savaşında insansız hava araçları (İHA) artık yalnızca keşif ve rakibin hareketlerini izleme aracı olmaktan çıktı. Hükümet güçlerinin daha gelişmiş İHA türlerini çatışma operasyonlarına dahil etmeye başlaması, Husilerle yürütülen mücadelenin niteliğinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Son veriler, Yemen ordusunun küçük keşif İHA’larından topçu ateşinin yönlendirilmesi ve yakın mesafeli saldırılarda kullanılan sistemlere, daha ağır ve çok amaçlı platformlardan uzun menzilli saldırı İHA’larına kadar kademeli bir kapasite geliştirdiğini gösteriyor. Bu sistemlerin bazıları çatışma sahasında kullanılmaya başlanırken, uzun menzilli saldırı İHA’ları henüz operasyonel olarak kullanılmadı.

Bu yeni kapasitenin önemi, Yemen ordusunun savaş yılları boyunca Husilerin görece üstünlük sağladığı bir alana yaklaşmasından kaynaklanıyor. Husiler özellikle saldırı İHA’ları ve uzun menzilli füzelerin kullanımında avantajlı durumdaydı.

Şiba İntelligence platformuna göre Yemen Savunma Bakanlığı’nın “Aybân” ve “Nukm” adlarıyla tanıttığı iki İHA, SKYWASP tipi “Sky Wasp” sistemleri. Bu araçların 1.500 kilometreye kadar menzile ulaşabildiği ve 30 ila 50 kilogram ağırlığında savaş başlığı taşıyabildiği belirtiliyor.

Bu sistemlerin operasyonel kullanıma girmesi halinde, Yemen ordusunun cephaneliğine yalnızca yeni bir silah eklenmiş olmayacak; ordu ilk kez doğrudan cephe hatlarının ötesine geçerek, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerine İHA saldırıları düzenleme kapasitesi kazanabilecek.

Yemenli askeri ve stratejik araştırmacı Abdülaziz el-Hedaşi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İHA’ların Yemen ordusunun envanterine dahil edilmesinin şu aşamada taktik etkiler yarattığını ve Husilerle temas hatlarındaki dengeyi değiştirmeye başladığını belirtti. Hedaşi, kullanım yoğunluğu ve süresinin artması halinde İHA’ların stratejik bir silaha dönüşebileceğini ve bunun Husilerin güçlerini yeniden toparlayıp konuşlandırmasını engelleyebileceğini ifade etti.

Hedaşi’ye göre Yemen ordusunun İHA kapasitesinin önemli özelliklerinden biri, saldırı sonrasında geri dönebilen araçlara sahip olması. Bu durum, yalnızca intihar İHA’ları (Kamikaze) kullandığını söylediği Husilere karşı önemli bir avantaj sağlıyor. Böylece Yemen ordusu sahip olduğu İHA kapasitesini her saldırıda tüketmek zorunda kalmıyor. Ayrıca bu araçların keşif kabiliyeti sayesinde Husilerin son yıllarda sahip olduğu sürpriz unsurunu da büyük ölçüde ortadan kaldırmış olacak.

Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)
Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)

Hedaşi, bunun yanı sıra Yemen ordusunun İHA operasyonlarını sürdürmesinin Husileri saldırılardan kaçınmak amacıyla güçlerini geniş alanlara yaymaya zorlayacağını belirtiyor. Bu durum özellikle Marib ve Muha gibi açık cephelerde Husilerin saldırı kapasitesini zayıflatacaktır. Hedaşi, bu avantajın sürdürülebilir biçimde kullanılması halinde Husilerin saldırı kapasitesinin kısa sürede sekteye uğrayabileceği görüşünde.

Ancak bir silaha sahip olmak, savaşın güç dengesini değiştirmek için tek başına yeterli olmaz. İHA’ların etkinliği yalnızca menzil ve taşıdığı mühimmat miktarına değil; onları kullanan güçlerin keşif, hedef tespiti, iletişim ve koordinasyon kabiliyetlerinin yanı sıra operasyon sistemini elektronik karıştırma ve saldırılara karşı koruyabilme yetkinliğine de bağlıdır.

Belirsizlik dengesi tersine mi dönüyor?

Bu gelişme farklı bir soruyu gündeme getiriyor: Yeni İHA’lar Yemen hükümet güçlerini cephelerdeki taktik performanslarını geliştirme aşamasından daha derin ve etkili bir saldırı kapasitesine taşıyabilecek mi, yoksa daha büyük askeri cephanelik içinde savaşın temel kurallarını değiştirmeyen nitelikli ancak sınırlı bir katkı olarak mı kalacak?

Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)
Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)

Husi hareketi uzmanı araştırmacı Adnan el-Cebirni, Yemen ordusunun son günlerde İHA kullanmasının Husileri hem komuta kademesinde hem de sahada şaşırttığını ve zor durumda bıraktığını belirtiyor. Ona göre özellikle İHA’ların kullanımındaki etkinlik ve yeterlilik, farklı cephelerde aynı yöntemle eş zamanlı operasyonlar yürütülmesi, İHA kayıplarının doğrudan yarattığı zarardan çok daha önemli bir operasyonel gelişmeyi gösteriyor.

Cebirni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunun operasyonların birleşik ve koordineli biçimde yönetilmesi konusunda daha ileri bir örgütlenme ve iş birliği düzeyine işaret ettiğini söyledi. Bunun Husileri bu beklenmedik gelişmeye karşı bir çözüm geliştirmeye iteceğini belirten Cebirni, ancak Husiler gerekli önlemleri alana kadar Yemen ordusunun daha etkili ve sürpriz niteliği taşıyan yeni kapasitelere ulaşabileceğini de ifade etti.

Cebirni, Husilerin çatışmaya aşırı özgüvenle girdiklerini ve rakiplerini yanlış değerlendirdiklerini iddia ederek, bu kez belirsizlik avantajının Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun desteğindeki Yemen hükümetinin lehine döndüğünü söyledi. Ona göre önümüzdeki dönemde, Husilerin henüz kavrayamadığı güç dengesi değişiklikleri nedeniyle daha büyük sarsıntılar yaşanabilir. Cebirni’ye göre 2017’den bu yana ilk kez güç dengesi meşru hükümetin lehine değişebilir.

Bedeli kim ödeyecek?

Yemen’in yeni İHA kapasitesinin savaşa dahil olması, Husilerin uzun süredir sahip olduğu İHA ve füze üstünlüğünü kısmen kaybetmesine nasıl karşılık vereceği sorusunu da gündeme getiriyor.

Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)
Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)

Bunun yanı sıra bu gelişmenin Husileri hükümetin İHA’larına karşı yeni yöntemler geliştirmeye, saldırı İHA’larına ve füzelere daha fazla başvurmaya ya da gizlenme, kamuflaj ve birlikleri dağıtmaya dayalı yeni taktiklere yöneltip yöneltmeyeceği de önem taşıyor.

Yemenli siyaset araştırmacısı Salah Ali Salah, Yemen ordusunun güç dengesinde yarattığı sürprize ve Husileri zor durumda bırakma kapasitesine rağmen, henüz Husilerin sahip olduğu türden stratejik derinliği tehdit eden İHA’lara sahip olduğunu göstermediğini belirtti. Özellikle Husilerin kendi nüfuz alanlarından uzaktaki bölgelerde, örneğin Hadramut’taki petrol ihracat limanında olduğu gibi kritik tesisleri hedef alma kapasitesine dikkat çekti.

Salah, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Yemen ordusunun yeni silah kapasitesi nedeniyle Husi güçlerinin tahkimat ve saha taktikleri açısından önemli bir avantaj kaybettiğini ve savaşçılarının daha açık hedef haline geldiğini ifade etti. Bunun Husilerin maliyetlerini ve çatışmanın karmaşıklığını artırdığını belirten Salah, buna karşılık Yemen ordusunun da maliyetlerinin yükseleceğini, zira Husilerin hâlâ balistik füze kapasitesi açısından üstün olduğunu vurguladı.

İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)
İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)

Salah, Husilerin Yemen ordusuna ait İHA’ların fırlatma noktalarını tespit etmek için istihbarat faaliyetlerini artırabileceği, bu sistemleri kullanan personel ve ilgili birliklerin komutanlarını hedef alabileceği uyarısında bulundu. Husilerin ayrıca farklı ordu ve silahlı grupların deneyimlerinden yararlanarak tahkimat, kamuflaj, gizlenme ve manevra yöntemlerini geliştirebileceğini, unsurlarını geniş alanlara dağıtarak kayıpların maliyetini azaltmaya çalışabileceğini de ifade etti.

Yemen ordusunun farklı seviyelerde İHA kullanma kapasitesi genişlerken, çatışmanın yeni bir aşamaya girme ihtimali güçleniyor. Bu aşamada mesele yalnızca tarafların kaç silaha sahip olduğu olmayacak; asıl belirleyici unsur, her iki tarafın bu silahları savaşın şeklini, menzilini ve maliyetini değiştirebilecek bütünleşik bir savaş sistemine dönüştürme kapasitesi olacak.



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.