Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Modern imkanlar, hükümet güçlerine daha geniş saldırı seçenekleri sağladı

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
TT

Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)

Yemen savaşında insansız hava araçları (İHA) artık yalnızca keşif ve rakibin hareketlerini izleme aracı olmaktan çıktı. Hükümet güçlerinin daha gelişmiş İHA türlerini çatışma operasyonlarına dahil etmeye başlaması, Husilerle yürütülen mücadelenin niteliğinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Son veriler, Yemen ordusunun küçük keşif İHA’larından topçu ateşinin yönlendirilmesi ve yakın mesafeli saldırılarda kullanılan sistemlere, daha ağır ve çok amaçlı platformlardan uzun menzilli saldırı İHA’larına kadar kademeli bir kapasite geliştirdiğini gösteriyor. Bu sistemlerin bazıları çatışma sahasında kullanılmaya başlanırken, uzun menzilli saldırı İHA’ları henüz operasyonel olarak kullanılmadı.

Bu yeni kapasitenin önemi, Yemen ordusunun savaş yılları boyunca Husilerin görece üstünlük sağladığı bir alana yaklaşmasından kaynaklanıyor. Husiler özellikle saldırı İHA’ları ve uzun menzilli füzelerin kullanımında avantajlı durumdaydı.

Şiba İntelligence platformuna göre Yemen Savunma Bakanlığı’nın “Aybân” ve “Nukm” adlarıyla tanıttığı iki İHA, SKYWASP tipi “Sky Wasp” sistemleri. Bu araçların 1.500 kilometreye kadar menzile ulaşabildiği ve 30 ila 50 kilogram ağırlığında savaş başlığı taşıyabildiği belirtiliyor.

Bu sistemlerin operasyonel kullanıma girmesi halinde, Yemen ordusunun cephaneliğine yalnızca yeni bir silah eklenmiş olmayacak; ordu ilk kez doğrudan cephe hatlarının ötesine geçerek, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerine İHA saldırıları düzenleme kapasitesi kazanabilecek.

Yemenli askeri ve stratejik araştırmacı Abdülaziz el-Hedaşi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İHA’ların Yemen ordusunun envanterine dahil edilmesinin şu aşamada taktik etkiler yarattığını ve Husilerle temas hatlarındaki dengeyi değiştirmeye başladığını belirtti. Hedaşi, kullanım yoğunluğu ve süresinin artması halinde İHA’ların stratejik bir silaha dönüşebileceğini ve bunun Husilerin güçlerini yeniden toparlayıp konuşlandırmasını engelleyebileceğini ifade etti.

Hedaşi’ye göre Yemen ordusunun İHA kapasitesinin önemli özelliklerinden biri, saldırı sonrasında geri dönebilen araçlara sahip olması. Bu durum, yalnızca intihar İHA’ları (Kamikaze) kullandığını söylediği Husilere karşı önemli bir avantaj sağlıyor. Böylece Yemen ordusu sahip olduğu İHA kapasitesini her saldırıda tüketmek zorunda kalmıyor. Ayrıca bu araçların keşif kabiliyeti sayesinde Husilerin son yıllarda sahip olduğu sürpriz unsurunu da büyük ölçüde ortadan kaldırmış olacak.

Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)
Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)

Hedaşi, bunun yanı sıra Yemen ordusunun İHA operasyonlarını sürdürmesinin Husileri saldırılardan kaçınmak amacıyla güçlerini geniş alanlara yaymaya zorlayacağını belirtiyor. Bu durum özellikle Marib ve Muha gibi açık cephelerde Husilerin saldırı kapasitesini zayıflatacaktır. Hedaşi, bu avantajın sürdürülebilir biçimde kullanılması halinde Husilerin saldırı kapasitesinin kısa sürede sekteye uğrayabileceği görüşünde.

Ancak bir silaha sahip olmak, savaşın güç dengesini değiştirmek için tek başına yeterli olmaz. İHA’ların etkinliği yalnızca menzil ve taşıdığı mühimmat miktarına değil; onları kullanan güçlerin keşif, hedef tespiti, iletişim ve koordinasyon kabiliyetlerinin yanı sıra operasyon sistemini elektronik karıştırma ve saldırılara karşı koruyabilme yetkinliğine de bağlıdır.

Belirsizlik dengesi tersine mi dönüyor?

Bu gelişme farklı bir soruyu gündeme getiriyor: Yeni İHA’lar Yemen hükümet güçlerini cephelerdeki taktik performanslarını geliştirme aşamasından daha derin ve etkili bir saldırı kapasitesine taşıyabilecek mi, yoksa daha büyük askeri cephanelik içinde savaşın temel kurallarını değiştirmeyen nitelikli ancak sınırlı bir katkı olarak mı kalacak?

Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)
Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)

Husi hareketi uzmanı araştırmacı Adnan el-Cebirni, Yemen ordusunun son günlerde İHA kullanmasının Husileri hem komuta kademesinde hem de sahada şaşırttığını ve zor durumda bıraktığını belirtiyor. Ona göre özellikle İHA’ların kullanımındaki etkinlik ve yeterlilik, farklı cephelerde aynı yöntemle eş zamanlı operasyonlar yürütülmesi, İHA kayıplarının doğrudan yarattığı zarardan çok daha önemli bir operasyonel gelişmeyi gösteriyor.

Cebirni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunun operasyonların birleşik ve koordineli biçimde yönetilmesi konusunda daha ileri bir örgütlenme ve iş birliği düzeyine işaret ettiğini söyledi. Bunun Husileri bu beklenmedik gelişmeye karşı bir çözüm geliştirmeye iteceğini belirten Cebirni, ancak Husiler gerekli önlemleri alana kadar Yemen ordusunun daha etkili ve sürpriz niteliği taşıyan yeni kapasitelere ulaşabileceğini de ifade etti.

Cebirni, Husilerin çatışmaya aşırı özgüvenle girdiklerini ve rakiplerini yanlış değerlendirdiklerini iddia ederek, bu kez belirsizlik avantajının Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun desteğindeki Yemen hükümetinin lehine döndüğünü söyledi. Ona göre önümüzdeki dönemde, Husilerin henüz kavrayamadığı güç dengesi değişiklikleri nedeniyle daha büyük sarsıntılar yaşanabilir. Cebirni’ye göre 2017’den bu yana ilk kez güç dengesi meşru hükümetin lehine değişebilir.

Bedeli kim ödeyecek?

Yemen’in yeni İHA kapasitesinin savaşa dahil olması, Husilerin uzun süredir sahip olduğu İHA ve füze üstünlüğünü kısmen kaybetmesine nasıl karşılık vereceği sorusunu da gündeme getiriyor.

Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)
Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)

Bunun yanı sıra bu gelişmenin Husileri hükümetin İHA’larına karşı yeni yöntemler geliştirmeye, saldırı İHA’larına ve füzelere daha fazla başvurmaya ya da gizlenme, kamuflaj ve birlikleri dağıtmaya dayalı yeni taktiklere yöneltip yöneltmeyeceği de önem taşıyor.

Yemenli siyaset araştırmacısı Salah Ali Salah, Yemen ordusunun güç dengesinde yarattığı sürprize ve Husileri zor durumda bırakma kapasitesine rağmen, henüz Husilerin sahip olduğu türden stratejik derinliği tehdit eden İHA’lara sahip olduğunu göstermediğini belirtti. Özellikle Husilerin kendi nüfuz alanlarından uzaktaki bölgelerde, örneğin Hadramut’taki petrol ihracat limanında olduğu gibi kritik tesisleri hedef alma kapasitesine dikkat çekti.

Salah, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Yemen ordusunun yeni silah kapasitesi nedeniyle Husi güçlerinin tahkimat ve saha taktikleri açısından önemli bir avantaj kaybettiğini ve savaşçılarının daha açık hedef haline geldiğini ifade etti. Bunun Husilerin maliyetlerini ve çatışmanın karmaşıklığını artırdığını belirten Salah, buna karşılık Yemen ordusunun da maliyetlerinin yükseleceğini, zira Husilerin hâlâ balistik füze kapasitesi açısından üstün olduğunu vurguladı.

İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)
İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)

Salah, Husilerin Yemen ordusuna ait İHA’ların fırlatma noktalarını tespit etmek için istihbarat faaliyetlerini artırabileceği, bu sistemleri kullanan personel ve ilgili birliklerin komutanlarını hedef alabileceği uyarısında bulundu. Husilerin ayrıca farklı ordu ve silahlı grupların deneyimlerinden yararlanarak tahkimat, kamuflaj, gizlenme ve manevra yöntemlerini geliştirebileceğini, unsurlarını geniş alanlara dağıtarak kayıpların maliyetini azaltmaya çalışabileceğini de ifade etti.

Yemen ordusunun farklı seviyelerde İHA kullanma kapasitesi genişlerken, çatışmanın yeni bir aşamaya girme ihtimali güçleniyor. Bu aşamada mesele yalnızca tarafların kaç silaha sahip olduğu olmayacak; asıl belirleyici unsur, her iki tarafın bu silahları savaşın şeklini, menzilini ve maliyetini değiştirebilecek bütünleşik bir savaş sistemine dönüştürme kapasitesi olacak.



İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
TT

İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’in kuzey kırsalında bugün meydana gelen patlamada, ilk belirlemelere göre 8 kişi yaralandı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın bildirdiğine göre patlama, Serada kenti yakınlarındaki Burc en-Nemra bölgesinde bulunan bir silah deposunda meydana geldi.

İdlib Acil Durum ve Afet Yönetimi Müdürlüğü Operasyonlar Sorumlusu Velid Aslan, ekiplerin patlamanın hemen ardından olay yerine sevk edildiğini belirterek, ilk bulguların olayın mühimmattan kaynaklandığını gösterdiğini söyledi. Ekiplerin bölgedeki durumu değerlendirdiği, olay yerinin güvenliğini sağladığı ve olası gelişmelere müdahale etmek için gerekli önlemleri aldığı kaydedildi.

İdlib kırsalındaki Binniş beldesinde de bu ayın başında mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmişti. Benzer olaylar 2024 ve 2025 yıllarında da sıkça yaşanırken, vakaların çoğu İdlib vilayetinde meydana geldi.

Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).
Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).

Kasım 2025’te Kefr Taharim bölgesindeki bir mühimmat deposunda meydana gelen patlamada 5 işçi hayatını kaybetmiş, 9 kişi yaralanmıştı. Ağustos 2025’te İdlib kenti çevresinde meydana gelen mühimmat patlamasında 4 kişi hayatını kaybetmiş, 5 kişi yaralanmıştı. Temmuz 2025’te ise İdlib kırsalındaki Maarat Mısrin’de Türkistan İslam Partisi’ne ait bir mühimmat deposunun patlaması sonucu 12 kişi ölmüş, 120’den fazla kişi yaralanmıştı.

Medya haberlerine göre bu tür patlamaların nedenleri arasında başta mühimmatın uygun olmayan koşullarda depolanması, güvenlik standartlarının yetersizliği ve özellikle sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde patlayıcı maddelerin birbirinden ayrılmaması bulunuyor. Silahların taşınması ve sevkiyatında güvenlik kurallarına uyulmaması ile silah tüccarlarına ait depoların yerleşim alanlarının içinde veya yakınında bulunması da risk faktörleri arasında gösteriliyor. Bunun yanı sıra güvenlik kaynaklı nedenler de ihtimaller arasında değerlendiriliyor.


İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
TT

İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail, İngiltere ve Fransa'dan yerleşim yerlerine karşı kararlar beklediği bir sırada, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılığını teyit eden 12 ülkeli bir ittifakla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, dün yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine uyguladığı yaptırımlara misilleme olarak İsrail'in Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatacağını duyurdu.

Saar'ın bu adımı, İngiltere'nin İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama kararına yanıt olarak alınan bir dizi karşı tedbirin devamı olarak geldi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrıca İngiltere temsilcilerini Gazze’deki ateşkesi izlemekle görevli ortak askeri merkezden çıkaracağını ve İngiltere’nin Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarını sonlandıracağını belirtti.

Bunun yanı sıra İsrail, seçilmiş 12 İngiliz yetkilinin yanı sıra Saar’ın “Yahudi karşıtı ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” söylediği diğer İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini de engelleyecek.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin "işgal altında bulunan topraklardaki yasa dışı yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini" belirterek, bu adımın diğer ülkelerle koordineli bir hareketin parçası olduğunu belirtti.

Miliband, yasağı duyururken İsrail hükümetini Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği "etnik temizliğe" göz yummakla suçladı. Miliband, "İngiliz hükümeti, Batı Şeria'da terörist yerleşimciler tarafından bir etnik temizlik yürütüldüğünü kabul etmektedir" ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Miliband, "İsrail hükümeti bu duruma sıklıkla göz yumdu; daha da kötüsü, bazı üyeleri Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini desteklemeyi amaçlayan açıklamalar yaparak adımlar attı" dedi.

İngiliz hükümetinin resmi pozisyonunun "işgalin yasa dışı olduğu" yönünde olduğunu vurgulayan Miliband, "İngiliz halkının, mağazalarımızda ve tüketim merkezlerimizde yerleşim yerlerinden gelen ürünleri kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum" dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı ise "Dışişleri Bakanı'nın, İngiliz Parlamentosu'nda yönelttiği suçlamalar kabul edilemez ve yalandır" değerlendirmesinde bulundu.

12 ülkeden geniş çaplı hamle

Tel Aviv, Londra'nın işgal altında bulunan Batı Şeria'daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete kısıtlama ve yaptırım getirilmesi kararına mümkün olduğunca fazla ülkeyi dahil etme çabalarına öncülük ettiğini bilse de İsrail'in tepkilerinde bir sürpriz havası hâkim oldu.

İngiltere'nin yanı sıra Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da "Paris'in İsrail yerleşim yerleriyle ticari ilişkilerini sonlandıracağını" vurguladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İngiliz girişimine Fransa'nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç katıldı.

12 ülke tarafından yayımlanan ortak bildiride, söz konusu devletlerin "uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılıklarını teyit ettikleri" ifade edildi.

İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki eylemlerine tepki gösteren ülkeler, bu adımların "iki devletli çözüm imkanını baltaladığını" belirtti. Bildiride, "E1 bölgesindeki yerleşim projesi için ihale açılması kararı da dahil olmak üzere, emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişletilmesi gölgesinde durumun hızla kötüleştiği" uyarısında bulunuldu.

Ülkeler, İsrail hükümetine "yerleşim yerlerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'daki idari yetkilerin artırılmasını derhal durdurma, yerleşimci şiddetinden sorumlu olanların hesap vermesini sağlama ve İsrail güvenlik güçlerine yönelik iddiaları soruşturma" çağrısında bulundu.

Bildiride, bu kararın "emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişlemesi" sonucunda alındığı vurgulandı.

Bu kararlar, İsrail'deki ön uyarılara rağmen geldi. İsrail, İngilizlere yalnızca Fransa ve Kanada'nın katılmasını beklerken, Kanada'nın yanı sıra geniş bir Avrupa cephesinin oluşması karşısında şaşkınlık yaşadı.

İsrail'den sert tepki

İngiltere'nin yerleşim yerlerine karşı açıklamasından önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, böyle bir adımın yaklaşan İsrail seçimlerine müdahale sayılacağını belirterek süreci engellemeye çalıştı.

Herzog, "Bu büyük bir hatadır, tarihin yanlış tarafında yer almaktır ve egemen bir devletin demokratik seçimlerine açık bir müdahaledir. Bu müdahale kimseye hizmet etmeyecek, aksine ne yazık ki, Filistinlilere doğrudan zarar vererek onları iş ve ticaret fırsatlarından mahrum bırakacaktır. Nihayetinde hürriyet sevdalısı ülkelerin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verecektir" demişti.

Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).
Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).

Sözlerini sürdüren Herzog, "Yaptırımlar çözüm değildir, çözüm diyalogdur. Tüm yabancı hükümetlere diyorum ki: Durun! Yaptırımlar ve boykotlar gibi çıkmaz yollardan uzaklaşın, yapıcı diyalog ve iş birliğine yönelin" ifadelerini kullanmıştı.

İsrail medyasında, duyuru öncesinde yer alan haberlerde Fransa ve Kanada'nın katılımının beklendiği; ancak Avrupa Birliği'nin seçim öncesinde yaptırım uygulama konusunda daha az istekli olduğu, bu adımın Başbakan Binyamin Netanyahu'nun lehine işleyeceğine inandığı belirtilmişti. Ancak 12 ülkeden gelen büyük açıklamanın ardından Yedioth Ahronoth gazetesi, durumu bir "diplomatik çöküş" olarak nitelendirdi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu'dan, İngiltere'nin bu hamlesine karşılık "Filistin Yönetimi adına çalışan Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatma" talebinde bulunduğunu söyledi. Ben-Gvir ayrıca İsrail'in, Arjantin'in tartışmalı Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanımasını ve adaların işgali sürdüğü müddetçe İngiltere'ye yaptırım uygulamasını teklif etti. Ben-Gvir, Londra'yı adaları ve "Arjantin halkının parasını çalmakla" suçladı.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere Büyükelçisi'nin İsrail'den sınır dışı edilmesi çağrısında bulunarak, "Yahudi karşıtı bir hükümetin paspası olmayacağız. İsrail üzerindeki İngiliz Mandası sona erdi" ifadesini kullandı.

Filistin ve Arap dünyasından memnuniyet, ABD'den mesafe

Filistin Devlet Başkanlığı yaptığı açıklamada, ticarete yaptırım uygulanması kararını memnuniyetle karşılayarak, bunu yerleşimci rejimle mücadele etmek ve İsrailli yetkililerden hesap sormak adına "önemli bir adım" olarak niteledi.

  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü
  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü

Mısır da İngiltere'nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Mısır Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu adımın "uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası meşruiyet kararlarına olan bağlılığı yansıtan önemli bir hamle olduğunu, yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle ve işgal altındaki Batı Şeria'da (Doğu Kudüs dahil) sahada yeni bir emrivaki yaratma çabalarıyla mücadeleye katkı sağladığını" vurguladı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 12 ülkenin kararı hakkında doğrudan yorum yapmaktan veya kararı kınamaktan kaçınarak, yalnızca Batı Şeria'da yaşanan "gerilimleri" kınamakla yetindi.

Rubio, Washington'un İngiltere öncülüğündeki Batı ülkelerinin İsrail yerleşim yerlerine yaptırım uygulama kararına katılmayacağını teyit etti. Latin Amerika ziyaretine çıkmadan önce gazetecilere konuşan Rubio, "Doğal olarak, Birleşik Krallık'ın yaptığını yapmayacağız" dedi. Rubio ayrıca, "Ancak istikrar hedefini paylaşıyoruz. Bölgede pek çok gelişme yaşanırken, şu anda Batı Şeria'da istikrarı bozacak veya gerilimi artıracak hiçbir şey görmek istemiyoruz" ifadelerini kullandı.


Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
TT

Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ABD ile gerçekleştirdiği yoğun temaslar, cumartesi gününden bu yana tırmanan İsrail askeri kampanyasının frenlenmesine katkı sağladı. Öte yandan Lübnan, Amerikan tarafının İsrail ile müzakerelerin sekizinci turunun tarihini belirlemesini bekliyor.

En az 28 kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına, yüzlerce kişinin Nebatiye şehri ile çevresindeki köylerden göç etmesine yol açan üç günlük hava saldırıları ve topçu bombardımanının ardından, dün Lübnan'ın güneyinde İsrail'in tırmandırma hızı düştü ve ardından geri dönüş dalgası başladı.

Diğer taraftan Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrine yönelik tehlikenin artması, sivil ve siyasi aktivistlerin ordunun varlığının güçlendirilmesini ve devletin şehrin güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmesini talep eden ‘Nebatiye 2 Çağrısı’nı yayınlamasına yol açtı.

Lübnan ordusu, halka güvence vermek amacıyla Nebatiye şehrindeki askeri devriyelerini hızla artırdı.