Cezayir'deki orman yangınlarında 73 kişi hayatını kaybettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5312266-cezayirdeki-orman-yang%C4%B1nlar%C4%B1nda-73-ki%C5%9Fi-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti
Cezayir'deki orman yangınlarında 73 kişi hayatını kaybetti
Cezayir'in Jijel vilayetinde çıkan yangınlar, can kaybında ağır bir bilançoya ve mülklerde rekor düzeyde hasara yol açtı (DPA)
Cezayir’in doğusundaki “Sahil’in İncisi” olarak anılan Jijel vilayeti, Salı, çarşamba ve perşembe günü bölgede etkili olan ve coğrafyanın çehresini değiştiren büyük orman yangınlarının yol açtığı ağır can kaybı ve ülke tarihinde eşi görülmemiş ölçekteki maddi zararların ardından yaralarını sarmaya çalışıyor.
Cuma namazının ardından, Jijel’in batısındaki Cuma Beni Habibi beldesinde çıkan yangınlarda hayatını kaybeden 39 kişi için toplu cenaze töreni düzenlendi. Törene Başbakan Sifi Garib ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Beni Habibi beldesinde 73 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Nihai can kaybının bu sayının çok üzerine çıkmasından endişe ediliyor.
Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bir görgü tanığı, Beni Habibi’nin yüksek kesimlerinde aynı aileden 21 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Tanık, yangınların bazı aileleri tamamen yok ettiğini, ayrıca ileri derecede yanmış cesetlerin bulunduğunu belirtti.
Tanık ayrıca dün Beni Habibi, Tisbilan, Burc et-Tahr, Ulad Asker, Buravi Belhadif, Sidi Maruf, Miliye, Şahne, Taksena ve Şakfa bölgelerinde çarşamba ve perşembe günleri büyük bir felaketi andıran zor anlar yaşandığını belirtti. Yangınların devasa boyutlara ulaştığını söyleyen tanık, alevlerin bir bölgeden diğerine son derece hızlı şekilde yayılarak önüne çıkan her şeyi yok ettiğini ifade etti.
Tanık, bazı kişilerin evlerini terk etmeye çalışırken, bazılarının ise büyükbaş ve küçükbaş hayvanları ile tarım ürünlerini kurtarmak isterken hayatını kaybettiğini söyledi.
Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde de acı manzaralar yer aldı. Doktor Harun Bujit, yaptığı açıklamada, felaketin insanları birkaç dakika içinde alevlerin ortasında bıraktığını ve kaçmaları için hiçbir fırsat vermediğini belirterek, tanık olduğu sahnelerin tarif edilemeyecek kadar ağır olduğunu ifade etti.
Yetkililer, yangınların halen devam etmesi ve çok sayıda kayıp kişinin aranması nedeniyle şu ana kadar nihai can kaybı hakkında net bir açıklamada bulunamadı. Maddi hasarın da son derece büyük olması bekleniyor. Yangınların, ormanları ve yemyeşil dağlarıyla tanınan ve her yaz on binlerce turisti ağırlayan bölgedeki orman örtüsünün yaklaşık yüzde 80’ini yok ettiği tahmin ediliyor.
Ancak Jijel bugün, dünden çok farklı. Güzel sahilleri duman ve küller altında kalırken, bir anda yakınlarını, arkadaşlarını ya da komşularını kaybeden bölge halkının yüzlerinde büyük bir hüzün ve acı görülüyor.
Smotrich, Celile ve Necef’te Yahudi yerleşimini genişletme planını duyurduhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5312268-smotrich-celile-ve-necef%E2%80%99te-yahudi-yerle%C5%9Fimini-geni%C5%9Fletme-plan%C4%B1n%C4%B1-duyurdu
Smotrich, Celile ve Necef’te Yahudi yerleşimini genişletme planını duyurdu
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki “E1” yerleşim planının haritasını incelerken (Arşiv- AFP)
İsrail Maliye Bakanı ve Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich, “Evet. Yahudileştiriyoruz!” sloganıyla Celile ve Necef’i Yahudileştirmeye yönelik kapsamlı bir plan açıkladı.
Plan, kuzey ve güneyde, Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerdeki Arap varlığını hedef alıyor. Onlarca Yahudi yerleşim yeri ve çiftliğinin kurulmasını, mevcut yerleşimlerin genişletilmesini ve Arap yerleşimlerine yönelik kalkınma planlarının iptal edilmesini öngören planın, “İsrail Araplarını” hedef alan açık bir ayrımcı politika niteliğinde olduğu belirtiliyor.
Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Smotrich, bir seçim mitinginde yaptığı açıklamada, Batı Şeria’da “Karar Planı” olarak bilinen projesinin başarıya ulaştığını gösteren ilk sonuçların ardından partisinin bir sonraki hükümette Planlama İdaresi ile İsrail Arazi İdaresi’nin kontrolünü talep edeceğini söyledi.
Smotrich, bu kurumların kontrolünü ele geçirerek planlama politikaları ve arazi tahsisinde köklü değişiklikler yapmayı hedeflediklerini ifade etti.
İsrail, Gazze’de saha komutanlarına yönelik suikastları artırıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5312105-i%CC%87srail-gazze%E2%80%99de-saha-komutanlar%C4%B1na-y%C3%B6nelik-suikastlar%C4%B1-art%C4%B1r%C4%B1yor
İsrail, Gazze’de saha komutanlarına yönelik suikastları artırıyor
Filistinliler, Cuma günü Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (EPA)
İsrail, Gazze Şeridi’nde Filistinli grupların silahlı kanatlarında görev yapan saha komutanları ve önde gelen üyelerine yönelik suikastlarını artırıyor. Bu operasyonlar, son dönemde birkaç haftalık süreyle sınırlandırılan ateş açma talimatlarının ardından, “Sarı Hat” çevresinde sivillere yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde meydana geliyor.
Suikastlar
İsrail’e ait bir insansız hava aracı cuma günü öğleden sonra, Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi’nde bisiklet kullanan bir kişiyi doğrudan füzeyle hedef aldı. Saldırıda, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu bir saha üyesi öldürüldü.
25 Ağustos 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail'in hava saldırısına hedef olan Ebu Salim Camii'nde meydana gelen yıkım (AP)
Aynı sırada, Gazze Şeridi’nin güneyinde “Sarı Hat” yakınlarında düzenlenen hava saldırısında aynı aileden üç sivil hayatını kaybetti.
Perşembe günü ise İsrail savaş uçaklarının düzenlediği saldırılarda Hamas’ın İzzeddin el-Kassam Tugayları ile İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları’ndan aralarında komutan ve milislerin bulunduğu 4 kişi öldü.
Saha kaynakları, öldürülen kişilerden bazılarının, son dönemde bağlı bulundukları silahlı kanatların saflarını yeniden düzenleme çalışmalarında görev alan önemli saha komutanları olduğunu belirtti.
Gazze kentinin batısındaki Ensar Kavşağı’nda bulunan bir çadırın İsrail tarafından hedef alınması sonucu perşembe akşamı İbrahim el-Bess hayatını kaybetti. Saha kaynaklarına göre el-Bess, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı Cibalya Mülteci Kampı’ndaki Halife Taburu’nun “Nuhbe” bölüğünün komutanıydı.
Bundan kısa süre önce ise Gazze kentinin güneyindeki Sanayi Bölgesi’nde kullandığı elektrikli bisikletin hedef alınması sonucu Hamdi Kahil öldürüldü. Saha kaynaklarına göre Kahil, İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları bünyesindeki “istihbarat biriminin” komutanlarından biriydi. Kahil’in, Kudüs Tugayları yönetimi ve İslami Cihad’ın siyasi kanadı için istihbarat bilgileri topladığı belirtildi.
Bundan önce de Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un kuzeyinde, Mevasi el-Karara bölgesindeki bir çadır hedef alındı. Saldırıda İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu İzzam el-Abadele öldürüldü.
Perşembe günü öğle saatlerinde ise Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda ailesinin evinin girişinde düzenlenen saldırıda ağır yaralanan Bilal er-Rukay'i, aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.
Saha kaynakları, Rukay’i’nin Kassam Tugayları’na bağlı Şati Taburu’ndaki “zırhlı birlik” komutanı olduğunu bildirdi. İsrail ordusu ise Rukay’i’nin “topçu birliği” komutanlarından biri olduğunu açıkladı.
İsrail son günlerde özellikle Kassam Tugayları mensuplarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. Operasyonların odağında, özellikle 7 Ekim 2023 saldırısına katılan ve İsrailli rehineleri elinde tutan “Nuhbe” mensupları ile saha komutanları bulunuyor.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de Gazze Şeridi’ndeki birliklerini ziyareti sırasında bu yönde talimat vermiş; Hamas’ın silahsızlandırılması ve saldırıya katılanların takip edilerek etkisiz hale getirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Son günlerde Filistinli gruplar da İsrail’in suikast operasyonlarını artırması konusunda kendi komutanlarını ve militanlarını uyardı. Özellikle ekim ayının sonunda yapılması planlanan Knesset seçimleri öncesinde saldırıların artmasından endişe eden gruplar, liderlerine ve mensuplarına güvenlik önlemlerini artırmaları yönünde talimatlar gönderdi.
Sarı Hat
İsrail’in Filistinli sivillere yönelik saldırılarını Sarı Hat çevresinde yoğunlaştırması da suikast operasyonlarına eşlik ediyor.
Cuma sabahı İsrail’e ait küçük bir “quadkopter” tipi insansız hava aracı, Han Yunus’un kuzeyindeki el-Karara bölgesinde bulunan değirmenler civarında Abidin ailesinden üç kişinin üzerine bomba attı. Aralarında iki kardeşin de bulunduğu üç kişi saldırıda olay yerinde hayatını kaybetti.
Filistinliler, 24 Ağustos 2026'da Gazze Şeridi'ndeki Şeyh Radvan mahallesine İsrail'in düzenlediği hava saldırısı sonucu çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA).
Cenazeler Nasır Tıp Kompleksi’ne götürülürken, aileleri tarafından düzenlenen cenaze törenine yoğun üzüntü ve öfke hâkim oldu.
Son günlerde Sarı Hat çevresinde can kayıpları ve yaralanmaların belirgin biçimde arttığı gözleniyor. Gazze’deki saha değerlendirmelerine göre İsrail, son dönemde ateşkes ihlallerini sınırlamak amacıyla uyguladığı ateş açma talimatlarında değişikliğe gitmiş olabilir.
İsrail medyası daha önce yayımladığı haberlerde, sahadaki askerlerin ateş açma talimatlarının kendilerini kısıtladığından şikâyet ettiğini aktarmıştı. Askerler, Sarı Hat'a yaklaşan kişilerin Hamas mensupları olduğunu öne sürüyor. Hamas ve çeşitli kaynaklar ise bu iddiayı reddediyor.
Silah ambargosu... Washington, Sudan’daki savaşın duvarında bir gedik mi açıyor?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5312088-silah-ambargosu-washington-sudan%E2%80%99daki-sava%C5%9F%C4%B1n-duvar%C4%B1nda-bir-gedik-mi-a%C3%A7%C4%B1yor
Silah ambargosu... Washington, Sudan’daki savaşın duvarında bir gedik mi açıyor?
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
ABD, iki yılı aşkın süredir devam eden Sudan savaşında durgunlaşan tabloyu değiştirecek bir adım atarak, Darfur’a yönelik 20 yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunu Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletme niyetini açıkladı. Bu girişim, Washington’ın sınırlı yaptırım politikasından, savaşan tarafların çatışmayı sürdürme kapasitesini doğrudan azaltmaya ve askeri zaferin maliyetini yeniden hesaplayarak müzakere masasına dönmelerini sağlamaya yönelik bir politikaya geçme arayışına işaret ediyor. Riskli görünen bu adım, aynı zamanda Washington’ın dünyanın en büyük ve en ağır insani krizlerinden biri olarak nitelendirilen savaşın önünü açmak için bir gedik oluşturma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, birkaç gün önce Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada, ABD’nin önerisinin insansız hava araçları (İHA), bunların teknolojileri ve parçalarının yanı sıra ihlalleri izlemekle görevli yaptırım uzmanları komitesinin çalışmalarının güçlendirilmesini de kapsadığını söyledi.
Darfur’a ilişkin mevcut silah ambargosu rejiminin süresi 12 Eylül’de sona eriyor. Bu durum, önümüzdeki haftaları Washington’ın ambargonun kapsamının genişletilmesi konusunda BM Güvenlik Konseyi içinde uzlaşı oluşturma kapasitesi açısından bir sınav haline getiriyor. Ancak Rusya, Sudan ordusunun kapasitesini etkileyebilecek hiçbir önlemi kabul etmeyeceğini açıklarken, Çin de yaptırımların genişletilmesine temkinli yaklaşıyor. Bu nedenle tasarının mevcut haliyle kabul edilmesi garanti görünmüyor.
Washington, önerilen ambargoyu yalnızca cezalandırıcı bir önlem değil, daha çok bir baskı aracı olarak değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre ABD yönetimi, savaşan tarafların silahlara erişiminin kısıtlanmasının onları yeniden müzakere masasına dönmeye zorlayabileceği görüşünde. BM Siyasi İşlerden Sorumlu Yetkilisi Rosemary DiCarlo ise tarafların askeri çözüme bel bağlamayı sürdürmesi ve gelişmiş silahların bölgeye kesintisiz akışının devam etmesi konusunda uyarıda bulundu.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Buna karşılık, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın açıklamaları, savaşta askeri zafer elde etme hedefinin sürdüğünü gösteriyor. Burhan, olası yaptırımların etkisini küçümseyerek, yaptırımlara ilişkin tartışmaların Sudan’ı etkilemeyeceğini veya silahlı kuvvetlerin mücadele azmini zayıflatmayacağını söyledi. Burhan ayrıca ordunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolündeki tüm bölgeleri geri alana kadar savaşmayı sürdüreceğini vurguladı.
Bu görüş ayrılığı, ABD’nin önerisi etrafında yürütülen siyasi mücadelenin özünü ortaya koyuyor. Washington, savaşan tarafları silah akışının süresiz olarak devam etmeyeceğine ikna etmeye çalışırken, Sudan’daki askeri yönetim hâlâ toprakları askeri yöntemlerle geri alma söylemini sürdürüyor. Aynı durum, mevzilerini güçlendirmeye ve ikmal, silah, insansız hava araçları ile diğer destek ağlarına dayanmaya devam eden HDK için de geçerli.
ABD’nin yaklaşımının temelindeki varsayım, yeniden silahlanma kapasitesinin savaşın ömrünü uzattığı yönünde. Taraflardan her biri kayıplarını telafi edebileceğine, daha fazla İHA, mühimmat, yakıt ve finansman sağlayabileceğine inandığı sürece taviz verme motivasyonu sınırlı kalıyor. Buna karşılık, ikmal faaliyetlerinin daha zor ve maliyetli hale gelmesi durumunda, askeri hesapların zamanla siyasi uzlaşı lehine değişebileceği değerlendiriliyor.
Sudan’daki savaşta son aylarda İHA’ların kullanımında büyük bir artış yaşandı. İHA’lar artık yalnızca cephe hatlarını hedef almakla kalmıyor, kentlere, pazar yerlerine, elektrik ve su tesislerine ve sağlık merkezlerine kadar ulaşıyor. DiCarlo, İHA’lar da dahil olmak üzere gelişmiş silahların, savaşın siviller üzerindeki maliyetini artıran temel unsurlardan biri haline geldiğini söyledi.
Bu açıdan bakıldığında, İHA’lar ile bunların parçalarının yanı sıra mühimmat ve ağır silahların akışının kısıtlanması, uzun menzilli saldırıların sayısını azaltarak, sivil kayıpları düşürerek, yeni göç dalgalarını sınırlayarak ve hastaneler ile elektrik ve su şebekelerindeki aksamaları azaltarak doğrudan insani kazanımlar sağlayabilir. Bunun yanı sıra insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının önündeki engellerin azaltılmasına da katkı sunabilir. Ancak ABD planının başarısı uygulamaya bağlı kalmaya devam ediyor. Zira 2005’ten bu yana Darfur’a uygulanan ambargo, bölgeye silah akışını engelleyemedi. Bu durum, etkili denetim ve uygulama mekanizmalarıyla desteklenmediğinde BM kararlarının ne ölçüde sınırlı kalabileceğini ortaya koyuyor.
Sudan’daki muhalif sivil güçler, öneriyi kapsamlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesi gerektiğini vurgulayarak memnuniyetle karşıladı. Sumud İttifakı’nın önde gelen isimlerinden Halid Ömer Yusuf, savaşın tarafları üzerindeki baskının, çatışmaları sona erdirmeyi ve sivil süreci yeniden tesis etmeyi amaçlayan ‘bütünleşik bir paketin’ parçası olması gerektiğini, bunun tek başına uygulanan cezalandırıcı bir tedbirle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi - Demokratik Devrimci Akım’ın lideri Yasir Arman ise kısmi önlemlerin ‘savaşı sona erdirmek yerine yönetilmesine’ yol açabileceği uyarısında bulunarak, çatışmaları durduracak ve Sudan’ın birliğini koruyacak şekilde Afrika Birliği (AfB) ile BM arasında ortak bir yol haritası oluşturulması çağrısında bulundu.
Washington’ın ciddiyetinin gerçek sınavı, BM Güvenlik Konseyi’nde alınacak bir kararın ötesine geçerek, silahların satın alınmasını ve Sudan’a taşınmasını kolaylaştıran hava seferleri, kara yolları, aracılar, şirketler ve kişiler de dahil olmak üzere ikmal ağlarının takibine geçebilme kapasitesi olacak.
Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Reuters)
Washington’ın savaşı sona erdirmek için yalnızca ambargoya bel bağladığı görülmüyor. Aksine, önerinin, çatışmaların sürdürülmesinin maliyetini artırmaya ve buna paralel olarak müzakere sürecini ilerletmeye yönelik daha kapsamlı bir girişimin parçası olması muhtemel. ABD’li yetkililer, amaçlarının bir tarafın diğerine karşı zafer kazanmasını sağlamak değil, her iki tarafın da sonu görünmeyen açık uçlu bir savaşı sürdürme kapasitesini azaltmak olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, ABD’nin girişiminin ciddiyeti, nihayetinde Sudan’daki savaşan taraflara değil, onlara destek veren aktörlere baskı yapmaya ne ölçüde hazır olduğuyla ölçülecek. Silah akışı devam ettiği takdirde, ambargonun kapsamının genişletilmesi etkisi sınırlı bir hukuki çerçeveden öteye geçemeyecek. Ancak ambargo, denetim mekanizmaları, yaptırımlar ve müzakere kapısını açmaya yönelik eş zamanlı diplomatik baskıyla desteklenirse, savaşın başlamasından bu yana uluslararası toplumun elindeki en güçlü baskı araçlarından birine dönüşebilir.
Özünde ABD’nin önerisi, iki zıt yaklaşımı doğrudan karşı karşıya getiriyor: Washington savaşın sürdürülmesini daha zor ve maliyetli hale getirmek isterken, çatışmanın iki tarafı da tüm toprakların geri alınmasına kadar savaşmayı sürdüreceklerinde ısrar ediyor. Bu iki tutum arasında ise, kapsamlı bir siyasi uzlaşıya ulaşılmasından önce dahi öldürücü silahların akışını fiilen azaltmayı başaracak her türlü tedbirden en fazla fayda sağlayacak kesim siviller olmaya devam ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة