HDK lideri Hamideti  ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesinin ardında sınırları aşan mesajlar yatıyor

Fashaga, Tigray ve Mavi Nil; tek bir güvenlik kuşağının, tartışmalı sınır hatlarının, hareket halindeki birliklerin, insansız hava araçlarının, ikmal koridorlarının ve savaş baskısı altında sınır ötesi hareket eden sivil nüfusun birer parçası gibi..

Sudan’ın askeri coğrafyası, Etiyopya’nın güvenlik derinliği ile kesişmektedir (Sudan Haber Ajansı)
Sudan’ın askeri coğrafyası, Etiyopya’nın güvenlik derinliği ile kesişmektedir (Sudan Haber Ajansı)
TT

HDK lideri Hamideti  ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesinin ardında sınırları aşan mesajlar yatıyor

Sudan’ın askeri coğrafyası, Etiyopya’nın güvenlik derinliği ile kesişmektedir (Sudan Haber Ajansı)
Sudan’ın askeri coğrafyası, Etiyopya’nın güvenlik derinliği ile kesişmektedir (Sudan Haber Ajansı)

Muna Abdulfettah

Sudan-Etiyopya ilişkilerinin artan bir gerilime sahne olduğu ve sınır bölgesindeki askeri faaliyetlerin karşılıklı anlatılar ve suçlamalarla çevrildiği -bunlar arasında Sudan'ın, Sudan içinde insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlenmesinde Etiyopya topraklarının kullanıldığına dair suçlamaları ve Etiyopya'nın, Sudan hükümetinin Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni desteklediğine dair suçlamalar da yer alıyor- bir dönemde, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, cuma günü Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalo'yu (Hamideti ) kabul etti. Sudan'daki savaşın patlak vermesinden üç yılı aşkın bir süre sonra gerçekleşen bu ziyaret, sınırın her iki yakasında askeri ve siyasi gelişmelerin hız kazandığı, Mavi Nil eyaletinin ise saha tablosunun ön saflarına çıktığı bir dönemde yapıldı.

Hamideti , HDK liderlerinden oluşan bir heyetin başında Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa’ya ulaştı. Hamideti , Abiy Ahmed ile görüşmeye geçmeden önce, Etiyopya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Demeke Mekonnen tarafından karşılandı. Açıklanan bilgilere göre toplantıda, Sudan'daki durumun gelişmeleri ile barış ve istikrar meseleleri ele alındı.

“Üç olası senaryo bulunuyor. Bunlardan birincisi, HDK’nın Kaysan ve Kurmuk’ta varlığını kalıcı hale getirip sürdürülebilir ikmal hatları açması. İkincisi, ordunun inisiyatifi yeniden ele alarak sınır koridorlarını kapatması ve üçüncüsü Mavi Nil’deki çatışmaların Tigray’daki tırmanışla eş zamanlı gerçekleşmesi ve böylece sınır hattının, tarafların birbirine bağlı geniş coğrafi alanlar üzerinden karşılıklı askeri baskı kurduğu uzantılı bir cepheye dönüşmesi.

Sudan coğrafyasının Doğu Afrika'nın hesaplarıyla kesiştiği Addis Ababa'ya yapılan bu ziyaret, Mavi Nil cephesinin art arda askeri gelişmelere sahne olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Bu süreçte HDK ve müttefikleri Etiyopya sınırına yakın bazı bölgelerde ilerleme kaydederken, Sudan ordusu da eyalete askeri takviyeler yapıyor. Burası, coğrafi konumu, Etiyopya sınırıyla doğrudan bağlantısı ve bölgesel güvenlik sahasıyla ilişkisi nedeniyle son derece hassas bir bölge.

Bu ziyaret, savaşın patlak vermesinden bu yana Hamideti 'nin hareket kayıtlarına göre dağınık dış ziyaretler serisinin bir parçası olarak gerçekleşiyor. Hamideti , 2023'ün sonlarından itibaren Uganda, Etiyopya, Cibuti, Kenya ve Güney Afrika'yı kapsayan bir Afrika turuyla dışarıda görünmeye başlamış, ardından sonraki yıllarda dış hareketliliğini sürdürmüştü. Dolayısıyla Addis Ababa'ya yapılan son ziyaret, ziyaretleri arasındaki kronolojik sıralaması, Sudan savaşındaki konumu ve görüşmenin gerçekleştiği anın niteliği itibarıyla önem taşıyor.

Karmaşık bir uzantı

Etiyopya ve Sudan, hiçbir zaman iki devlet arasında sadece birer sınır çizgisi olmadı. Aksine çatışma cephelerinin, hareket koridorlarının, etki alanlarının ve güvenlik geçişkenliklerinin karmaşık bir uzantısı olan uzun bir sınırla birbirine bağlanıyor. Abiy Ahmed döneminde ilişkiler daha da karmaşık bir yola girdi. Çünkü Faşaga bölgesi üzerindeki anlaşmazlık, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) ile ilgili uyuşmazlık, Tigray savaşı ve ardından Sudan savaşı, etki mücadelesiyle iç içe geçti. Böylece Addis Ababa, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK lideri Hamideti  ile -her biriyle ayrı ayrı ve tek bir Sudan denklemi içinde iki farklı kulvarda olmak üzere- temas kurmaya başladı.

Abiy Ahmed, Orgeneral Burhan ile ilişkisinde, birikmiş gerilimlere rağmen varlığını sürdüren resmi bir kanalı korudu. Burhan, özellikle Tigray savaşı sırasında sınır dosyasında daha sert bir tutum takınmış, ta ki Sudan ordusu Faşaga'daki bazı bölgeleri yeniden kontrol altına alana dek bu duruşunu sürdürmüştü. Aynı şekilde, iki liderin tutumları Rönesans Barajı dosyasında gergin bir şekilde kesişirken, Sudan ve Mısır'ın tutumları iki mansıp ülkesi (nehir ağzı ülkesi) olarak birbirine bağlanmıştı. Buna rağmen Abiy Ahmed, Sudan liderliği ile iletişim kanallarını açık tutmaya özen gösterdi. 2023 yılının ocak ayında Hartum'u ziyaret eden Abiy Ahmed, aynı yılın kasım ayında Orgeneral Burhan'ı Addis Ababa'da ağırlamış ve barış çabalarını ilerletmeye katkı sağlama gayretiyle 2024 yılının temmuz ayında Port Sudan'da bir kez daha görüşmüştü. Ancak bu hamleler, bugüne kadar yeni bir siyasi sürecin açılmasına vesile olmadı.

scdfgr
Addis Ababa, Sudan ordusunun HDK’dan bölge ve eyaletleri geri alarak yeniden kontrolü ele geçirmesini endişeyle izliyor (Abiy Ahmed’in X platformundaki hesabı)

Hamideti  ile ise nitelik olarak farklı bir ilişki gelişti; savaş öncesi dönemde Abiy Ahmed, HDK lideri ile doğrudan bir kanal kurmaya çalışırken, Hamideti  de bir yandan Etiyopya devlet kurumlarıyla ilişkilerini geliştiriyor ve Addis Ababa'yı sık sık ziyaret ediyordu. Bu durum, Abiy Ahmed'in, Mısır dosyası ve sınırla daha yakın bir şekilde bağlantılı olduğu düşünülen Sudan askeri kurumunun etkisini dengeleme ihtiyacıyla da örtüşüyordu. Öyle ki Etiyopya medyası, Burhan ile Hamideti 'nin Tigray savaşı sırasında Etiyopya çatışmasının iki farklı tarafının yanında yer aldığı yönündeki iddiaları öne sürmüştü: Sudan ordusu Tigray cephesine yakınlaşırken Hamideti , Abiy Ahmed hükümetiyle daha açık bir ilişkiyi sürdürmüştü.

Mevcut durumu çevreleyen koşullar

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Hamideti 'nin Addis Ababa'ya gerçekleştirdiği ziyaretin etrafındaki koşullar, son derece çalkantılı bir Sudan ve Etiyopya ortamında şekillendi. Sudan'da savaş, cephelerin daha geniş ve çoklu bir aşamaya evrilmesine doğru giderken, HDK ve müttefiklerinin Kurmuk ve Kaysan şehirleri ile Etiyopya sınırına yakın diğer bölgelere doğru ilerlemesinin ardından ağustos ayında Mavi Nil, savaşın en hassas eksenlerinden biri olarak öne çıktı. Ne var ki Sudan ordusu tarafından perşembe günü yapılan açıklamada, gün içinde yaşanan üçüncü benzer olayda, Etiyopya toprakları yönünden Mavi Nil'e geçtiğini belirttiği bir insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Ancak saldırıyı kimin düzenlediğini veya aracın amacını belirtmedi.

Öte yandan Etiyopya, dikkat çekici bir askeri hareketliliğe sahne oldu. ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Araştırma Laboratuvarı'nın 28 Ağustos tarihli analizi, Assosa'daki Etiyopya ordusu üssüne beş gün içinde yaklaşık 100 hafif aracın yanı sıra zırhlı personel taşıyıcıları, römorklar, kamyonlar ve konteynerlerin ulaştığını ortaya koydu. Laboratuvar, bu yığınağın bir tugay düzeyinde nakliye kapasitesi sağladığını tahmin ederken, zamanlamayı Mavi Nil'deki gelişmelerle ilişkilendirdi, ancak bu ekipmanların nihai operasyonel amacını kanıtlayacak kesin bir delilin bulunmadığına da şerh düştü.

Ayın başından bu yana ise Etiyopya ordusu ile Tigray güçleri arasında Sudan sınırına yakın Sheraro yakınlarında topçu ateşleri ve İHA'lar kullanılarak çatışmalar yeniden alevlendi ve yüzlerce sivil Sudan'a geçti. Tarafların güçleri aylardır askeri varlıklarını artırmış ve bu durum Pretoria anlaşmasının çökme ihtimalini yeniden gündeme getirmişti.

Bu nedenle Faşaga, Tigray ve Mavi Nil, tek bir güvenlik kuşağının, tartışmalı sınır hatlarının, hareket halindeki birliklerin, insansız hava araçlarının, ikmal koridorlarının ve savaş baskısı altında sınır ötesi hareket eden sivil nüfusun parçaları olarak görünmektedir. Bu kuşakta Sudan ve Etiyopya savaşları tamamen ayrı kalmaksızın yan yana duruyor. Bunlardan birindeki herhangi bir askeri ihlal, coğrafya gereği diğerinde hızlı bir şekilde güvenlik etkisi yaratma potansiyeline sahip.

Desteğin nedenleri

Addis Ababa’yı HDK’yı desteklemeye iten çeşitli nedenler bulunuyor. Bunların çoğu, Etiyopya’nın ulusal güvenlik hesapları ve Sudan ile bölgedeki güç dengeleriyle ilgili.

Birincisi, Addis Ababa batı komşusunun geleceğini belirleyecek herhangi bir siyasi veya güvenlik düzenlemesinin dışında kalmak istememektedir. Ordu ile HDK arasındaki herhangi bir anlaşma, Sudan'ın çevresindeki ülkelerin çıkarlarını görmezden gelirse istikrarlı olamaz ve Etiyopya bunların başında geldiğine inanıyor. Dolayısıyla çatışmanın taraflarından biriyle yakın ilişkiyi sürdürmek, Abiy Ahmed'e Sudan denklemi içinde bir konum kazandırmakta ve Etiyopya'nın sınırlarının ve güvenliğinin geleceğini, kendisinden uzakta formüle edilen mutabakatların insafına bırakmıyor.

İkincisi, Addis Ababa, ordunun HDK'den bölge ve eyaletleri geri alarak yeniden kontrolü ele geçirmesini endişeyle izliyor ve Nil ve Rönesans Barajı meselelerinde Mısır'ın tutumuyla olası her türlü yakınlaşmaya karşı tedbir alıyor. Öte yandan HDK'nin varlığı, askeri kurumun Hartum’daki stratejik kararı tekeline almasını engelleyen karşı bir güç sunuyor.

Üçüncüsü, Faşaga anlaşmazlığı, iki ülke arasındaki ilişkilerin en hassas dosyalarından birini oluşturuyor. Zira Sudan ordusu, 2020'de buralardaki geniş bölgeleri yeniden kontrol altına almış durumda. Bu nedenle orduya rakip bir Sudan gücünün yükselmesi, Hartum'un sınırda askeri bir fiili durum dayatma kapasitesini sınırlıyor ve Addis Ababa'ya özellikle de Mavi Nil, Benişangul-Gumuz ve Fashaga'nın tamamı birbirine bağlı bir güvenlik kuşağı oluşturduğu göz önüne alındığında bu dosyada daha geniş bir manevra alanı sunuyor.

Dördüncüsü, Tigray'daki savaş Etiyopya hükümetinde ağır bir güvenlik mirası bıraktı. Addis Ababa, Hartum'u Tigray ile bağlantılı unsurlara destek ve sığınak sağlamakla suçladı ve batı sınırı Etiyopya'nın iç güvenlik hesaplarının bir parçası hâline geldi. Tigray bölgesinde çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte, Sudan ordusuna baskı yapabilecek veya onu Etiyopya sınırından uzaklaştırıp meşgul edebilecek herhangi bir Sudan gücü daha büyük bir stratejik değer kazanıyor.

Beşincisi ise Etiyopya silahlı grupların, mültecilerin ve kaçakçılık ağlarının üzerinden hareket ettiği çökmüş bir Sudan istemediği gibi, çıkarlarıyla uyuşmayan bölgesel ittifaklarla bağlantılı tek bir askeri kurumun tahakküm ettiği bir Sudan da istemiyor. Bu yüzden savaşın tek bir tarafın lehine hızlıca sonuçlanmasından ziyade Sudan güçleri arasında bir dengenin varlığı onun çıkarlarına hizmet ediyor.

Olası güzergâhlar

Mavi Nil, Sudan savaşının önümüzdeki aşamada izleyebileceği yönü gösteren en anlamlı cephe olabilir. Ne var ki çatışmaların Kaysan ve Kurmuk'a sıçraması ve Damazin üzerindeki artan baskı, Sudan'ın askeri coğrafyasının Etiyopya'nın güvenlik derinliğiyle iç içe geçtiği bir noktada, Etiyopya sınırına doğru savaş için yeni bir koridor açıyor. Assosa üssündeki askeri hareketliliğin, Mavi Nil'deki saha gelişmeleriyle eş zamanlı olarak tırmanmasıyla birlikte, sınır artık çatışmanın sadece arka planı değil, operasyon sahasının doğrudan bir parçası hâline geldi.

Tigray'da çatışmaların yeniden başlaması tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Kuzeyde Etiyopya ordusunun yaşayacağı her türlü yıpranma, Addis Ababa'nın batı sınırındaki önceliklerini yeniden düzenlemesine yol açmakta ve onu, sınır bölgesini dolaylı araçlarla güvence altına almaya ve Sudan'dan gelebilecek kesintisiz bir askeri tehdidin oluşmasını engelleme kapasitesine sahip Sudanlı güçleri korumaya itiyor. Bu açıdan bakıldığında, Abiy Ahmed'in Hamideti 'yi kabul etmesi siyasi bir nezaketin ötesinde bir önem kazanıyor. Çünkü bu ziyaret, Addis Ababa'nın sınırına en yakın bölgede sahada hareket eden güçle iletişim kanallarını açık tutmaya ihtiyaç duyduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Yakın vadede üç olası senaryo öne çıkıyor. Bunlardan birincisi, HDK’nın Kaysan ve Kurmuk’ta varlığını kalıcı kılmayı başararak sürdürülebilir ikmal hatları açması ve böylece Damazin’i kademeli bir baskı altına alması ve ordunun güçlerini Mavi Nil ile Kordofan arasında bölüşmeye mecbur bırakmasıdır. İkincisi, Sudan ordusunun inisiyatifi yeniden ele alarak sınır koridorlarını kapatması ve böylece mevcut kazanımları lojistik desteği zor ileri hatlara dönüştürmesi. Üçüncüsü ise Mavi Nil'deki savaşın Tigray'deki tırmanışla eş zamanlı gerçekleşmesi ve bu sayede sınır hattının, tarafların birbirine bağlı geniş coğrafi alanlar üzerinden karşılıklı askeri baskı kurduğu uzantılı bir cepheye dönüşmesi.

Bu durumda, Damazin'in düşmesi tek gösterge olmayacak, daha da önemlisi, herhangi bir tarafın toprak kontrolünü ele geçirdikten sonra güç ve ikmali sürdürebilme kapasitesidir. Eğer HDK, Etiyopya sınırını sabit bir lojistik ve siyasi derinliğe dönüştürebilirse, Sudan şehir merkezlerindeki savaştan bu bölge üzerinde uzun soluklu bir çatışmaya evrilebilir. Ancak dış destek sınırlı ve kesintili kalmaya devam ederse, Mavi Nil'deki kazanımlar tersine çevrilebilir niteliğini koruyacaktır. İşte Abiy Ahmed ile kurulan ilişkinin önemi de tam burada yatıyor. Bu önem, onun savaşı tek başına sonuçlandırma gücünden değil, savaşın devam etme koşulları ve yönü üzerinde etki kurabilme yeteneğinden kaynaklanıyor.



Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
TT

Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)

Yemen ordusu ve Ulusal Direniş güçleri bugün (Pazartesi) Taiz, Beyda ve Cevf vilayetlerindeki cephelerde önemli ilerlemeler kaydetti. Husilerin saflarında art arda yaşanan kırılmalar ve geri çekilmeler dikkat çekerken Cevf vilayetinde sahada elde edilen ilerlemenin ardından hükümet güçlerine destek veren aşiretlerin de harekete geçtiği bildirildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, hükümet güçlerinin ülkenin orta kesimindeki Beyda cephesinde sahada önemli bir gedik açtığını duyurdu. Merkez tarafından yapılan açıklamada güçlerin “Hayd el-Hazzan mevzilerini ve el-Fleyhan mevzilerini ele geçirerek Nasife bölgesine ve buradaki ilk köy olan Zî Emhaşib’e kadar ilerlediği” belirtildi. Bu ilerlemenin hükümet güçlerine orta ve güney vilayetleri arasındaki Husilerin ikmal hatlarını kesmek açısından coğrafi üstünlük sağladığı ifade edildi.

Bu ilerleme, Zaher ilçesine hakim tüm tepe ve platoların kontrol altına alınmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Beyda Vilayeti Enformasyon Müdürü Arif el-Umeyri, silahlı kuvvetlerin Zaher ilçesine hakim stratejik yükseltilerde kontrolü tamamen sağladığını ve şu anda Nasife bölgesinde tarama operasyonları yürüttüğünü belirtti. Umeyri, bunun “Zi Naim” bölgesine doğru ilerlemenin önünü açacağını ve gelişmenin hükümet güçlerinin vilayetteki konumunu güçlendirdiğini kaydetti.

fvgrthy
Yemen ordusuna ait savaş uçaklarının Beyda vilayetinin Zaher ilçesindeki hava saldırısı (X)

Yemen güçleri sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili ise silahlı kuvvetlerin Cevf ve Beyda cephelerinde eş zamanlı ilerlemeler ve zaferler elde ettiğini söyledi. Nezili, operasyonların “devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi ve Husi darbesine son vermeyi” amaçladığını belirterek Husi unsurlarına ilerleme güzergahlarını terk etmeleri ve canlarını kurtarmak için hafif silahlarıyla birlikte mevzilerinden çekilmeleri çağrısında bulundu.

Taiz’de batı cephesi güvence altına alındı

Batı cephesinde ise ortak güçler, hakim yükseltilerde konuşlanan Husi unsurlarının püskürtülmesinin ardından Taiz kentini batı kıyılarına bağlayan hayati ulaşım hattının güvenliğini sağladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, Taiz’in batısındaki Kedha cephesinde “Nakil ve Cebel el-Kura’nın kontrolünün tamamen sağlandığını” açıkladı.

Hükümet güçleri ayrıca Şerab kavşağındaki Ravda Okulu yakınları ile kentin batısındaki er-Rubeyii bölgesi çevresinde bulunan büyük bir Husi askeri takviye konvoyunu hedef aldı.

21’den fazla askeri araçtan oluştuğu belirtilen konvoyun Berah ve Mukabene cephelerine destek vermek ve “Cebel Han”a saldırmak üzere bölgeye ilerlediği bildirildi. Operasyon sonucunda Husilerin personel ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiği belirtildi.

Cevf’te aşiretler hükümet güçlerine destek için harekete geçti

Cevf vilayetinde ise hükümet güçlerinin Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonlara destek amacıyla aşiretlerin harekete geçtiği bildirildi. Aşiret hareketliliği, hükümet güçlerinin vilayetin çeşitli cephelerinde sürdürdüğü ve sahada ilerleme kaydettiği operasyonlarla eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Yerel kaynaklara göre aşiretler, hükümet güçlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında çok sayıda bölge, mevzi ve stratejik askeri kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından hükümet güçlerine destek vermek üzere vilayetin kuzeyindeki Yetme ilçesine doğru harekete geçti.

Bu adımın, saflarında kırılmalar başlayan Husilerin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığı belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri pazartesi günü Cevf’te Hazm kentine doğru ilerleyerek kentin çevresindeki stratejik mevzileri kontrol altına aldı. Güçlerin ayrıca Labanat Askeri Kampı çevresinde ilerlediği ve kurtarılan bölgelerin güvenliğini sağlamak amacıyla operasyonlarını sürdürdüğü bildirildi.

Tüm bu gelişmeler, Yemen güçlerinin Hudeyde vilayetindeki Hays ilçesinin tamamını Husilerden kurtardığını ve kuzeye doğru Cerahe ilçesine ilerlemeye başladığını açıklamasının hemen ardından yaşandı.

Bu gelişmeler Yemen dosyasını sahada yeni bir dönemece taşırken nüfuz haritasının da yeniden şekillenmesinin önünü açıyor. Hükümet ve ortak güçlerin batı kıyısında Husilerin saldırısının yönünü karşı saldırıya çevirmeyi başarması, inisiyatifin yeniden hükümet güçlerinin eline geçmesini sağladı.


Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
TT

Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, Yemen hükümetine bağlı güçlerin özellikle Batı Sahili ve Taiz cepheleri olmak üzere bütün askeri eksenlerde ilerleme kaydettiğini açıkladı. Tahir, Husilerin ilerleyişinin durdurulmasının ardından “onları püskürtme aşamasına geçildiğini” belirterek, hükümetin Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamını kontrol altına alma konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Tahir, cephe hattında “Şarku’l Avsat”a yaptığı özel açıklamada, hükümet güçlerinin Husilerin elindeki çok sayıda mevziyi geri aldığını ve yeni noktaların kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. Bazı askeri birliklerin geri alınan bölgelerin güvenliğini sağladığını, diğer birliklerin ise ilerleyişini sürdürdüğünü belirtti.

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)
Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)

Hudeyde Valisi, hükümet güçlerinin Husilerin ilerleyişini durdurmasının ardından vilayetin güneyindeki savaşın dengesinin değiştiğini ifade ederek, “Şimdi Husileri püskürtme ve onları mümkün olduğunca geriye itme aşamasındayız” dedi.

Yemen'in Batı Sahili ve Taiz bölgelerinde Husilerin başlattığı kara çatışmalarının dün dördüncü gününe girdiği belirtilirken, hükümet güçleri saldırıyı kontrol altına alma aşamasından Husileri Hudeyde'nin güneydoğusunda takip etme aşamasına geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, çatışmalar sırasında çoğu reşit olmayan onlarca Husi mensubunu esir aldı. Hükümet güçleri, Hays'ın kuzeyinden Ceraahi ilçesine doğru ilerleyişini sürdürüyor.

 Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)
Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)

Hudeyde'nin tamamının kurtarılması

Tahir, Batı Sahili cephesini niteliği, tarafları ve stratejik önemi nedeniyle “savaşların anası” olarak nitelendirdi. Çatışmanın yalnızca Yemen hükümeti ile Husiler arasında değil, kendi ifadesiyle “Husi vekili üzerinden Yemen meşru hükümeti ile İran arasında” yaşandığını savundu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarını Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamı kurtarılıncaya kadar sürdürme konusunda kararlı olduğunu belirten Tahir, Husilerin bu bölgeyi kontrol etmesinin “yalnızca Yemen için değil, bütün bölge ve dünya için bir felaket” olacağı uyarısında bulundu.

Hükümet güçleri ve ortak güçler cumartesi günü, 2018'de ilçe merkezi kurtarılmış olmasına rağmen kırsal bölgeleri yıllardır Husilerin kontrolünde bulunan Hudeyde'ye bağlı Hays ilçesinin merkez ve kırsal kesimleriyle tamamen kurtarıldığını açıkladı.

Tahir, Husilerin Babu'l Mendeb'i kontrol altına almasının kendi değerlendirmesine göre “İran'ın kontrolü” anlamına geleceğini ve bunun bölgedeki dengeleri bütünüyle değiştireceğini belirterek, Yemen hükümetine bu tehditle mücadelede destek verilmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)
Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)

İran kararı

Hudeyde Valisi, Husilerin Batı Sahili'nde yeni bir cephe açmasının arkasında İran'ın bulunduğunu belirtti. Bu adımın “tamamen İran'ın kararı” olduğunu savunan Tahir, Husilerin ortaya çıkabilecek sonuçların farkında olmalarına rağmen operasyona giriştiğini ifade etti.

Tahir, Tahran'ın “Hürmüz'de sıkışmasının” ardından yıllardır sürdürdüğü Babu'l Mendeb'e ulaşma ve boğazı kontrol altına alma hedefini yeniden gündeme aldığını ve Husilere Batı Sahili'nde operasyon düzenlemeleri talimatı verdiğini öne sürdü.

Husi saldırısının zamanlaması ile Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler arasında bağlantı kuran Tahir, İran'ın Husiler aracılığıyla başka bir çıkış noktası açmayı ve burayı kontrol altına almayı amaçladığını savundu. Operasyonda kullanılan silahların çeşitliliği ve modernliğinin yanı sıra sağlanan finansmanın boyutunun da İran'ın rolünü ortaya koyduğunu belirtti.

Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)
Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)

790'dan fazla aile yerinden edildi

İnsani durumla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Tahir, Husilerin füze, İHA ve havan saldırılarının vilayet sakinleri arasında çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, şu ana kadar 790'dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı.

Yerinden edilen ailelerin acilen barınma ve gıdaya ihtiyaç duyduğunu belirten Tahir, Kral Selman İnsani Yardım ve Çalışmalar Merkezi'nin (KSrelief) yardım çağrılarına ilk yanıt veren kuruluşlardan biri olduğunu ve bölgede yardım çalışmalarına fiilen başladığını söyledi.

Hudeyde Valisi, Suudi Arabistan'ın Yemen'e verdiği desteği de takdir ettiğini belirterek, Riyad'ın çeşitli krizlerde Yemen halkının yanında durduğunu ve Yemenlilerin ülkesine verdiği desteği unutmayacağını ifade etti.

Tahir, dün Yemen'deki insani yardım koordinatörü Laurent Bukera ile de Hudeyde vilayetindeki, özellikle Hays ve el-Hayme bölgelerindeki insani durumun hızla kötüleşmesi hakkında görüştü.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Birleşmiş Milletler'in Yemen ofisinden yapılan açıklamaya göre Tahir, bölgedeki durumun son derece zor olduğunu ve bazı sivillerin cephe hatlarında mahsur kaldığını belirtti. İnsani yardım koordinatörü ise sivillerin güvenliği konusunda ciddi endişe duyduğunu ifade ederek, BM'nin sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmaması ve her koşulda korunması yönündeki kararlı tutumunu yineledi.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Hays ziyaretinin ardından tehditler

Tahir Şarku’l Avsat’a, Hays ziyaretinin ardından tehditler aldığını açıkladı. Husilerin kendi destekçileri arasında ilçenin tamamen kontrollerine geçtiği yönünde propaganda yaptığını belirten Tahir, sahadaki ziyaretinin örgütün tepkisini çektiğini söyledi.

Tahir, Hays kent merkezinden yaptığı açıklamalarla hükümet güçlerinin ilerleyişinin sürdüğünü teyit etmesinin ardından Husi liderlerinin bir araya gelerek kendisinden kişisel olarak intikam alma kararı aldığını öne sürdü.


El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
TT

El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçilerini ülkedeki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki son gelişmeler hakkında bilgilendirdi. Menfi ayrıca, geçiş dönemlerini sona erdirecek ve herhangi bir kesim dışlanmadan veya marjinalleştirilmeden, ‘sağlam hukuki ve anayasal temeller’ doğrultusunda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmesini sağlayacak kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya varılması yönündeki çabaları aktardı.

Dün Trablus’taki Başkanlık Konseyi merkezinde gerçekleştirilen toplantıya, aralarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Katar, İtalya, Rusya, Cezayir, Fransa, İngiltere, Hindistan, Çin, Somali, Mısır, Tunus, Pakistan ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkelerin Libya’daki büyükelçileri ve temsilcileri katıldı.

XSCD
Muhammed el-Menfi, Libya Başkanlık Konseyi’nin ‘ülkeyi seçimlere yaklaştıracak her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediğini’ söyledi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi’nin ülkeyi seçimlere yaklaştıran, geçiş dönemlerini kısaltan her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediği ve yasal ve ulusal süreçlerini tamamlayan, seçim sürecini ve kurumlarını güvence altına alan her türlü anlaşmayı desteklemeye hazır olduğu belirtildi. Açıklamada, geçiş dönemlerini yeniden üretmeye veya uzatmaya yönelik herhangi bir düzenlemeye karşı olunduğu vurgulandı.

Menfi daha önce Libya konusunda gündeme getirilen ‘ABD girişimini’ memnuniyetle karşıladığını açıklamış, ancak girişimin ulusal anayasal kurumlar aracılığıyla sunulmasını şart koşmuştu. Menfi, örtülü bir ret olarak değerlendirilebilecek açıklamasında, “Girişimin etrafındaki belirsizlik, ulusal anayasal kurumların devre dışı bırakılması, Afrika Birliği’nin (AfB) ve Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki sürecin yanı sıra Libya’daki farklı siyasi tarafların dışlanması konusunda endişe yaratıyor” demişti.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un hayata geçirmeye çalıştığı girişimin önünü kesmek amacıyla Libya’daki üç konseyin başkanları; Menfi’nin başkanlığındaki Başkanlık Konseyi, Akile Salih liderliğindeki Temsilciler Meclisi (TM) ve Muhammed Takala başkanlığındaki Devlet Yüksek Konseyi (DYK), 18 Haziran’da kamuoyunu yeni bir ‘yol haritası’ ile şaşırtmıştı. Konsey başkanları, söz konusu yol haritasının ‘hazırlık aşamasına son vermeyi’ amaçladığını açıklamıştı.

Menfi, 14 büyükelçinin önünde yaptığı açıklamada, devletin egemenliğine, kurumlarına ve yetki alanlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, kamu görevlerine fiili güç dayatması veya siyasi ve mali nüfuzun kullanılması yoluyla gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Menfi ayrıca, “Siyasi sürece duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi, yolsuzluk, devlet kaynaklarının kaçırılması, organize suç ve hesap vermekten kaçınmayla mücadeleyi gerektiriyor. Siyasi uzlaşma ile hukukun üstünlüğü, birbirinin pahasına yürütülmemesi gereken iki süreçtir” ifadelerini kullandı.

THYJU
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ‘geçiş dönemlerini yeniden yaratacak veya uzatacak her türlü düzenlemeyi’ reddediyor, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi, uluslararası ortaklara, ‘açık ve uygulanabilir bir takvim çerçevesinde özgür ve adil seçimlere götürecek Libya’ya özgü bir süreci destekleme’ çağrısında bulundu. Meşruiyetin kaynağının Libya halkı olduğunu vurgulayan Menfi, geçiş dönemlerini sona erdirmenin ve meşruiyetini halkın iradesinden alan kurumlar inşa etmenin yolunun sandıktan geçtiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh de siyasi taraflara 4+4 Komitesi’nin vardığı mutabakatı somut adımlara dönüştürme çağrısı yapmıştı. Tetteh, bu tür anlaşmaların “paydaşlar ve diğer Libyalı taraflarla etkileşim kurmamız, birlikte yürüttüğümüz sürece yönelik güveni tesis etmemiz ve ilerleyen aşamada seçimlerin yapılması için gerekli koşulları hazırlamamız açısından daha iyi bir fırsat sunduğunu” ifade etmişti.

Mutabakat, seçimlerin en geç 24 ay içinde ve birleşik bir hükümetin yönetimi altında gerçekleştirilmesini öngören bir takvim belirledi. Anlaşma, BM Libya Destek Misyonu’nun hazırladığı siyasi yol haritasının ilk iki aşamasını kapsıyor. Bunlar, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılması ve cumhurbaşkanlığı ile yasama seçimlerinin anayasal ve hukuki çerçevesine ilişkin çözüme kavuşturulmamış meselelerin ele alınmasından oluşuyor.

BM Libya Destek Misyonu, komitenin imzaladığı seçimlerin gerçekleştirilmesine ilişkin mutabakatı TM ile DYK’ye gönderdiğini ve her iki konseye onay için bir aylık süre tanıdığını açıkladı. TM ise mutabakata gelecek hafta yanıt vermeyi planladığını duyurdu.