Ali et-Tahir: Netanyahu'nun istediği bir zafer ve zamanlama ve uygulama hakkında sorular

İran'ın, İsrail'in bu tepeleri hedef alması durumunda sert karşılık vereceği tehdidinden saatler sonra, tepelerin kontrol altına alındığı açıklandı

Fotoğraf: İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı açıklaması, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor (AFP)
Fotoğraf: İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı açıklaması, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor (AFP)
TT

Ali et-Tahir: Netanyahu'nun istediği bir zafer ve zamanlama ve uygulama hakkında sorular

Fotoğraf: İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı açıklaması, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor (AFP)
Fotoğraf: İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı açıklaması, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor (AFP)

Emel Şehade

İsrail ordusunun Lübnan'daki Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı duyurusu, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor. Bu arada, İsrailliler Hizbullah'ın altyapısına yönelik saldırıları yoğunlaştırmaya devam etme ve Hizbullah ülke genelinde silahsızlandırılana kadar Lübnan'dan çekilmeme yönünde tehditlerde ve açıklamalarda bulunmayı sürdürüyorlar.

Duyuru, özellikle İran'ın İsrail'in Ali Tahir'i hedef alması durumunda sert bir karşılık vereceği tehdidinden ve İsrail tarafından tutuklanan beş Lübnanlı esirin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varılmasından sadece saatler sonra gelmesi nedeniyle İsrail çevrelerinde şaşkınlık ve hayret uyandırdı. Bu durum şu soruyu gündeme getirdi: İsrail'i bu sorunu kökünden çözmek için Ali Tahir tepelerinde planladığı operasyonu gerçekleştirmeye iten neydi?

Şu ana kadar, İranlı subayların ve Devrim Muhafızları unsurlarının varlığına ilişkin haberler çelişkili. Dış haberlerin aksine, İsrail bölgede hiçbir İranlı unsurun bulunmadığını ve Hizbullah militanlarının sayısının az olduğunu ısrarla belirtiyor. Bu, siyasi ve askeri kurumların bir aydan fazla süredir pazarladığı bir bilgi. Eski güvenlik yetkilileri de bunun, ordunun başarılarını ve Hizbullah'ı ortadan kaldırma gücünü sergilemeye yönelik bir çaba olduğunu düşünüyor; zira İsrail'de ciddi bir krizden bahsediliyor ve Ali Tahir dosyası İsrailliler için büyük bir ikilem oluşturuyor.

 Lübnan'daki Ali Tahir Tepeleri’nde meydana gelen hasarı gösteren uydu görüntüsü (Planet Labs BBC/Reuters)
Lübnan'daki Ali Tahir Tepeleri’nde meydana gelen hasarı gösteren uydu görüntüsü (Planet Labs BBC/Reuters)

Çıkmazdan çıkış yolu

Öte yandan, Ali Tahir meselesinin kesin bir şekilde çözümüne ilişkin açıklamalar, bazı tarafların herhangi bir operasyonun, tünellere giren İsrail askerlerinin Hizbullah militanlarıyla doğrudan çatışmaya girmesine ve can kaybına yol açabileceği uyarısının ardından, İsrail'in bu konudaki çıkmazından kurtulmasının önünü açıyor. Askerler arasındaki can kayıpları, özellikle seçimlerden önce bir zafer arayışında olan Başbakan Binyamin Netanyahu başta olmak üzere karar vericiler için ciddi ve olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

Bir güvenlik yetkilisine göre, ordunun harekete geçmesine neden olan, İranlı yetkililerin Ali Tahir Tepeleri'ne yönelik herhangi bir İsrail saldırısına misillemede bulunmakla tehdit ettiğini ve bölgede Devrim Muhafızları'ndan iki subay da dahil olmak üzere İranlıların bulunduğunu belirten Reuters haberiydi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu açıklama, İsrail'in beklediği fırsattı ve hemen Netanyahu, ardından Savunma Bakanı Yisrael Katz, sorunu tamamen çözmekten ve Ali Tahir'in kontrolünü ele geçirmekten bahsetmeye başladı. Ancak ordunun açıkladığı detaylar, tam bir kontrolün söz konusu olmadığını ve sadece bölgedeki diğer tünellere açılan iki koridorun ele geçirildiğini gösteriyor.

Ali Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman bulutları (Reuters)
Ali Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman bulutları (Reuters)

Tünellere bağlı iki koridorun kontrolü

İsrail ordusu, özel kuvvetlerin, Hizbullah militanlarına yönelik pusu kurma ve tünel girişlerini ateşli silahlar, el bombaları, insansız hava araçları ve diğer silahlarla hedef alma da dahil olmak üzere taarruz operasyonları gerçekleştirdiğini ve iki koridoru kontrol altına aldığını duyurdu. Bu açıklama, ordunun en az bir ay öncesinden beri geniş, kapsamlı ve yaygın bir tünel ağının varlığını doğrulayan raporlarının ardından geldi.

Zafer tablosunu tamamlamak için yeraltında militanların çatışmaları yönetmelerine ve uzun süre orada kalmalarına olanak sağlayacak komuta ve kontrol odaları, silah ve jeneratör odaları, yaşam alanları, banyolar ve bir mutfak keşfedildiği belirtildi. Yirmi yılı aşkın bir sürede inşa edilen bu stratejik altyapı, ordu tarafından başarıyla ele geçirildi.

36. Tümen Komutanı Yiftach Norkin, tünellerden birinin önünde durarak, Ali Tahir Tepeleri'ni ele geçirene kadar bu bölgede yorulmadan savaşan birliklerin kahramanlıklarından bahsetti:”Tam da burada, son haftalarda ele geçirmeye çalıştığımız yeraltındaki iki koridordan biri bulunuyor ve aslında Ali Tahir Tepeleri'ndeki tünellerin temizlenmesi ve güvenliğinin sağlanması için burayı tamamen temizledik.” İsraillilere hitaben şunları da söyledi: “Bunlar, Hizbullah'ın son savaşı komuta etmek için kullandığı tesisler olduğu gibi, daha önce de kullandığı ve kuzeydeki beldelerimizi, güneyde faaliyet gösteren ordu güçlerini, Şakif Tepeleri ve Nebatiye bölgesini ele geçiren birlikleri hedef aldığı tesislerdir.”

Norkin, “Aslında hem yer üstünde hem de tünellerin içinde operasyonel kontrol sağlandı ve operasyonlarımızı tamamlamaya kararlıyız” dedi. Katz da bu açıklamayı destekleyerek, operasyonu güney Lübnan'daki güvenlik bölgesinde tam kontrolün sağlanması sürecinin doruk noktası olarak değerlendirdi.

“Ali Tahir tünelleri, güçlerimize ve Celile bölgesine yönelik saldırılar için bir komuta merkezi görevi görüyordu. Aynı zamanda, Hizbullah için çok önemli bir bölge olan Nebatiye bölgesini savunmak için son komuta merkezi olarak da kullanılıyordu, bu nedenle stratejik önemi büyüktü. Görev, karmaşık ve sistematik bir operasyonla tamamlandı ve tüneller militanlardan temizlendi. Şimdi, İsrail Savunma Kuvvetleri, tünellerin tamamen etkisiz hale getirilmesini tamamlayacak ve bu dağ sırasını kontrol altına almak, düşmanın bölgeye yeniden yerleşmesini önlemek için uygun taktiksel şekilde konuşlanacaktır” diye ebelirtti. İsraillilerin Katz'dan beklediği gibi, ordunun Hizbullah ülke genelinde silahsızlandırılmadan Lübnan'dan çekilmeyeceğini de yineledi.

Netanyahu, Katz'dan önce açıklamalarda bulunarak “Ali Tahir” operasyonunun başarısından bahsetti: “Ordumuz, Şakif Kalesi'nin uzantısı olarak inşa edilen ve Hizbullah’ın Kiryat Şmona ile Metula'yı taciz etmekle kalmayıp Celile'yi işgal etmekle tehdit ettiği stratejik bir konum olan Ali Tahir Tepeleri’ni temizledi. Savaşçılarımız silahları ve bilgisayarları ele geçirdi ve bunlar artık bizim elimizde. Bugün bundan bahsedebiliriz. Ali Tahir Tepeleri artık bizim için tehdit değil.”

Ne Netanyahu ne de Katz, İsraillileri sakinleştirmeyi başaramadı

Ne Netanyahu'nun ne de Katz'ın açıklamaları, özellikle kuzey sakinlerini sakinleştirmeyi başaramadı; zira açıklamalarından saatler sonra, ordunun güney Lübnan'a düzenleyeceği yoğun saldırıların ardından patlama sesleri duyulabileceği konusunda uyarılar aldılar. Bu uyarılarla İsraillilerin zihninde Lübnan'daki durum sanki hiçbir başarı elde edilmemiş gibi yeniden canlandı.

İsrail ordusu ise bölgede halen konuşlanmış bulunduğunu, kontrolünün devam ettiğini ve tünellerin etkisiz hale getirilmesinin hedeflerinin merkezinde olduğunu açıkladı. Hizbullah’ın altyapısını yok etmeye ve üyelerini etkisiz hale getirmeye dair hazırlıklarına gelince, Katz'ın da doğruladığı gibi, tepelerde kontrolü sağlamak ve Hizbullah'ın bölgede yeniden var olmasını engellemek için uygun taktiksel şekilde hareket edecek.

Bir İsrail haberi olayı özetleyerek, İsrail’in faaliyetlerinden endişe duyan Hizbullah'ın yardım ve müdahale için İran'a yöneldiğini belirtti. Güvenlik kuruluşlarının değerlendirmelerine göre, örgüt son iki yılda zarar gören Şii eksenini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bu arada, ABD ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar ve rejime uygulanan ağır ekonomik baskı ortamında Tahran, İsrail'in operasyonlarına devam etmesi halinde müdahale tehdidinde bulundu.

İsrail'de, bu faaliyetlerin gerilimi artırmaya ve çatışmaya neden olması ihtimaline karşı hazırlıklar sürüyor. Bu çatışma kuzey bölgesiyle sınırlı kalabilir veya günlerce sürebilir, ancak bu düşük bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda İsrail ordusu halen yüksek alarm düzeyinde ve Amerikalılarla yakın bir diyalog içinde bulunuyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husiler tarafından fırlatılan bir seyir füzesinin Medine bölgesinde önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Maliki, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentinde ve Doğu Bölgesi’nde ikişer değil, birer İHA’nın, ayrıca güney bölgesine yönelen üçüncü bir İHA’nın önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon, operasyonel tedbirlerin sıkı şekilde uygulandığını vurgulayarak Husilerin saldırı kapasitesinin etkisiz hale getirileceğini ve imha edileceğini, sivillerin korunacağını belirtti.


Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı
TT

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, İran destekli Husilerin ekim ayında Riyad Havalimanı'na 20 saldırı düzenlediğini belirterek, sivil tesisleri hedef alan “terör operasyonlarını” derhal durdurmaları gerektiğini söyledi.

Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında, bu ay havalimanını hedef alan saldırıların listesini sundu. Maliki, “Husiler, havalimanları, limanlar, petrol tesisleri ve altyapı dahil olmak üzere sivilleri ve sivil unsurları hedef alan tüm terör operasyonlarını derhal durdurmalıdır” dedi.

Maliki, “Husi milisler bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler elde etmek için çalışmalar yürüttü” ifadelerini kullanarak, Husilerin balistik füzeler, saldırı ve intihar amaçlı insansız hava araçları ile bomba yüklü sürat teknelerine sahip olduğunu belirtti.

Bu sırada Yemen'de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Koalisyon, Husilerin Riyad'a fırlattığı bir balistik füzenin önlenip imha edilmesinin ardından Doğu Bölgesi'nde bir insansız hava aracının da engellenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Sivil Savunma Müdürlüğü ise Riyad'da bir balistik füzenin önlenmesi sırasında düşen şarapneller nedeniyle Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını, bir konut ile bir araçta sınırlı çapta maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.