Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
TT

Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)

Irak, ABD'nin yaptırım uyguladığı İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını durduracak.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Iraklı hükümet yetkilileri, Bağdat'ın İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını askıya alacağını bildirdi. Karar, Washington'ın söz konusu şirketlerin ABD yaptırımları nedeniyle önümüzdeki saatlerde hizmetlerini durduracağını açıklamasının ardından geldi.

Bir Iraklı hükümet yetkilisi, ABD Hazine Bakanlığının kararına uyulacağını ve İran hava yolu şirketlerine yönelik yasağın salı sabahından itibaren yürürlüğe gireceğini açıkladı.

Yetkili, “Kararı uygulamayan ülkeler benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalacak” ifadesini kullandı.

İkinci bir hükümet kaynağı da Irak'ın söz konusu karara uyacağını doğruladı.



Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
TT

Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)

Hizbullah ile Nevvaf Selam hükümeti arasındaki gerilim sürerken, parti parlamentodaki güven oylamasında hükümeti düşürme seçeneğine başvurmadı. Hükümeti egemenliği zedelemek ve dış gündemlere hizmet etmekle suçlayan Hizbullah’ın milletvekilleri, oylama öncesinde salondan çekildi.

Peki Hizbullah bu hükümetten tam olarak ne istiyor? Kendisine yönelttiği tüm suçlamalara rağmen neden hükümet içinde kalmaya bu kadar önem veriyor?

Hizbullah’ın gerekçeleri

Hizbullah milletvekili ve parti bloğu üyelerinden Hüseyin el-Hac Hasan’ın kısa süre önce hükümetten çekilip çekilmeyeceklerine ilişkin bir soruya, “Hükümetin içinde kalmalıyız” yanıtını verdiği aktarıldı. Hasan, hükümetten ayrılmanın Hizbullah’ı tecrit etmek isteyenlerin işine yarayacağını belirterek “Amerikalıların Hizbullah’ı tecrit etme arzusunu gerçekleştirmeyeceğiz” dedi.

Sonuç getirmeyecekti

Hizbullah’ın tutumunu yakından takip eden siyasi yazar Dr. Kasım Kusayyir, Hizbullah hükümete karşı oy kullansa bile bunun pratikte herhangi bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Kusayyir, hükümetin yeniden güvenoyu aldığını ve hükümeti destekleyen milletvekillerinin sayısının muhaliflerin sayısına denk olmadığını belirtti.

Kusayyir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah kritik bir siyasi dönemeçle karşı karşıya. Hükümete karşı oy kullanmak fiilen hükümetten ayrılmaya kadar varabilecek siyasi sonuçları üstlenmek anlamına gelecekti. Oysa parti mevcut aşamada hükümetten ayrılmak istemiyor” dedi.

Kusayyir ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri ile olumsuz veya tırmandırıcı adımlar atılmaması konusunda bir mutabakat bulunduğunu belirterek “Dolayısıyla Hizbullah’ın çekilme kararı, Emel Hareketi’nin aldığı tutumla çelişmiyor ve aynı zamanda iletişim kanallarını açık tutmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

dfvgthyju
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturum sırasında Hizbullah’ın Meclis grubundan milletvekilleri; fotoğrafta milletvekili Ali Ammar konuşurken görülüyor (Lübnan Parlamentosu)

Kusayyir’e göre hükümeti düşürmenin zamanı henüz gelmedi. Ne iç siyasi koşullar ne de dış gelişmeler açısından böyle bir aşamaya ulaşılmış değil. Hizbullah’ın itirazlarının bu aşamada hükümeti düşürme amacı taşımadığını belirten Kusayyir, partinin özellikle müzakere dosyası ve iç meseleler konusunda hükümetin performansını düzeltmeyi hedeflediğini söyledi.

Kusayyir, “Hizbullah iç siyasette bir ‘bilek güreşi’ savaşına girmek istemiyor. Hükümeti veya mevcut yönetimi düşürmeye yönelik bir mücadeleye sürüklenmeden süreci düzeltmeye çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hizbullah tabanında rahatsızlık

Ancak hükümeti sorgulama oturumunda yaşanan son gelişme başta olmak üzere Hizbullah’ın çelişkili tutumlarını açıklamak için sunduğu gerekçeler, tabanının geniş bir kesimini ikna etmeye yetmedi.

Tartışma siyasi ve medya çevreleriyle sınırlı kalmadı. Hizbullah’ın toplumsal tabanına da yayılan tartışmada, partiye yakın aktivistler ve isimler sosyal medya üzerinden partinin performansından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Bazıları Hizbullah’a yönelik doğrudan ve kamuya açık eleştirilerde bulundu.

Bu eleştiriler, Hizbullah’ın tabanı içindeki tartışmanın niteliğinde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Soru artık yalnızca hükümete ilişkin tutumla sınırlı kalmıyor, Hizbullah’ın kendi performansına ve siyasi süreci yönetme biçimine de yöneliyor.

Özgür Yurtsever Hareketi ile ilişki

Hizbullah’ın aksine hükümete saldıran ve hükümeti eleştiren Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetten güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullandı.

Ancak hareketin Genel Başkan Yardımcısı Dr. Naci Hayek, Hizbullah’ın hükümet aleyhinde oy kullanmak yerine oturumu terk etmesine şaşırmadığını söyledi. Hayek, bunun “Hizbullah’ın sürdürdüğü bir yaklaşım haline geldiğini” belirterek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve öncesinde kurulan hükümetleri bu yaklaşımın başlıca örnekleri olarak gösterdi.

Hayek, “Onun kendine özgü çıkarları ve hesapları olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

dfthyju
Geçen hafta İsrail ile yürütülen resmi müzakereleri protesto eden gösteri sırasında Hizbullah destekçisi bir gösterici, Başbakan Nevvaf Selam’ın fotoğrafını yakıyor (AP)

Hayek, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaşananların Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah’ı yeniden yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağı konusunda, “Bunun bizi yeniden ona yaklaştıracağını ya da ondan uzaklaştıracağını söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Hayek, hareket açısından asıl önemli noktanın attıkları adımın “muhalefet saflarında yalnız olduğumuzu, diğerlerinin ise kendi aralarında anlaşmış olduğunu herkese göstermesi” olduğunu belirtti.

Hayek, taraflar arasındaki açık eleştirilere ve anlaşmazlıklara rağmen sonunda aynı masada oturduklarını savunarak “Dörtlü anlaşma devam ediyor. Biz o dönemde bunu kabul etmedik, bugün de etmeyeceğiz” dedi.

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil de kısa süre önce Hizbullah’a yönelik sert bir saldırı düzenleyerek “Lübnan devletinden daha büyük bir sorumluluk taşıdığını çünkü aciz durumda olduğunu ancak buna rağmen ülkeyi yok etme ve Lübnan’ın yapısını ve toplumsal dokusunu değiştirme politikasını sürdürdüğünü” söyledi.

Hizbullah’ta belirsizlik ve sertleşen söylem

Siyasi aktivist ve avukat Antoine Nasrallah ise Hizbullah’ın hükümete görünürde ve medya üzerinden sert biçimde karşı çıktığını ancak buna karşılık hükümet içindeki varlığından özellikle atamalar dosyasında yararlandığını düşünüyor.

Nasrallah, hükümetin düşmesi halinde mevcut iç ve dış koşullar altında nasıl bir hükümet kurulacağının bilinmediğini ve Hizbullah’ın mevcut hükümetteki payını dahi kaybedebileceğini belirterek partinin “zor durumda” olduğunu savundu.

Nasrallah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah bugün geçmişte bildiğimiz Hizbullah değil. Bir belirsizlik ve savrulma hali yaşıyor. Bazı liderlerinin sahip olduğu diplomatik yaklaşımı terk ederek daha saldırgan bir söyleme yöneldi” dedi.

wfrgt
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturumda milletvekillerini dinleyen Lübnan hükümeti bakanları (Lübnan Parlamentosu)

Nasrallah, Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmesinde ise bugün veya gelecekte yaşanabilecek herhangi bir yakınlaşmanın “çıkar ve seçim hesaplarına dayalı” olacağını söyledi.

Her iki partinin de taban desteği konusunda sorun yaşadığını belirten Nasrallah, Basil’in hem hükümete hem de Hizbullah’a saldırarak Özgür Yurtsever Hareketi’nin Lübnan Güçleri lehine kaybettiği Hristiyan desteğini yeniden toplamaya çalıştığını, Hizbullah’ın ise Şii tabanındaki rahatsızlığı kontrol altına almak amacıyla hükümeti hedef aldığını savundu.

Nasrallah, iki tarafın da hükümetin birçok dosyada karar alma konusunda ağır davranmasından yararlandığı sonucuna vardı.


Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
TT

Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)

Şam’daki kaynakların aktardığına göre, pazartesi sabaha karşı Halep’in güneyindeki el-İys askeri bölgesinde meydana gelen patlamalar, Suriye’deki silah depolarını hedef alan sabotaj ihtimalini güçlendirdi. Bu olay, ay başından bu yana Şam kırsalı, Deyrizor, Halep ve İdlib kırsalında meydana gelen benzer patlamalar zincirinin son halkası oldu.

Söz konusu patlamalar, daha önce İran’ın nüfuz alanları içinde bulunan bölgelerde kalan ve savaş mühimmatı barındıran büyük silah depolarında meydana geldi. Ancak askeri analistlere göre mevcut bulgular, olayların nedeninin depolama koşullarındaki yetersizlik ve deneyim eksikliği olduğuna işaret etmeye devam ediyor.

Sabotaj ihtimali, bu ayın 8’inde İsrail hava kuvvetlerinin Suriye ve Lübnan’da hedef tespiti amacıyla gerçekleştirdiği geniş çaplı keşif faaliyetiyle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor.

Askeri uzman İmad Şehud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, keşif faaliyetinden bir gün sonra Sarmada’da, ardından Şam kırsalındaki Dumayr ve Deyrizor’daki Ayyaş bölgelerinde patlamaların meydana geldiğini belirtti.

vfg
Suriyeli askerler, 9 Eylül’de İdlib’de 14 kişinin hayatını kaybettiği silah deposu patlamasının meydana geldiği bölgeye koşuyor (AP)

Şehud, bu olayların yalnızca “tesadüf” olarak değerlendirilemeyeceğini ve sadece silahların kötü depolanmasıyla açıklanamayacağını söyleyerek kötü depolama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Şehud’a göre bu tür operasyonlar, sahadaki ajanlar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uzman ayrıca Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde organizasyonel ve idari bir sorun bulunduğuna dikkat çekti.

Üç olası senaryo

Askeri araştırmacı ve Jusur Araştırmalar Merkezi uzmanı Reşid el-Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasının nedenlerine ilişkin mevcut veriler ışığında üç senaryonun öne çıktığını söyledi.

İlk senaryoya göre bazı patlamalar, özellikle Halep’in güneyindeki el-İys silah deposunda meydana gelen olay, İran’a bağlı milislerin bölgeyi kontrol ettiği dönemde bu güçlere ait olan depolarda gerçekleşti. Hurani, bu depoların İran’la bağlantılı kişilerden biri tarafından “bir şekilde” hedef alınmış olabileceği ihtimaline işaret etti.

Hurani bu ihtimali, İran’ın Suriye’nin iç istikrarını bozma yönündeki devam eden girişimleriyle ilişkilendirdi.

fvghyjuk
21 Eylül 2026’da el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yerde mühimmat parçaları (AFP)

İkinci senaryo ise İran’ın geride bıraktığı ve daha sonra Suriye hükümetinin kontrolüne geçen silah depolarının İsrail tarafından hedef alınmış olması. Hurani’ye göre İsrail, bazı mühimmatların varlığından şüphelenmiş olabilir. Patlama sırasında bazı topçu mühimmatlarının etkisinin 15 kilometreye kadar ulaştığını belirten Hurani, İsrail’in Suriye hükümetinin bu silahlardan yararlanmasını engellemeye çalışmış olabileceğini söyledi.

Üçüncü senaryo ise “güvenlik sızması”. Buna göre eski rejim döneminde görev yapmış ve hâlâ çeşitli bağlantıları bulunan bazı kişilerin yeni yapılara dahil edilmiş olması, silah depolarının güvenliği açısından risk oluşturuyor olabilir.

Bir aydan kısa sürede beşinci patlama

Halep kırsalındaki el-İys bölgesinde meydana gelen patlama, Suriye’de bir aydan kısa süre içinde yaşanan bu türdeki beşinci olay oldu.

Geçen cuma günü de Deyrizor’un batısındaki Ayyaş bölgesindeki bir askeri noktada kaynağı henüz belirlenemeyen bir patlama meydana gelmiş ve Suriye ordusundan 11 asker hayatını kaybetmişti.

Suriye’deki silah depolarında daha önce de kaynağı belirlenemeyen patlamalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, bu ayın 9’unda ülkenin kuzeybatısında meydana gelmiş ve 14 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bundan 10 gün önce ise aynı bölgede mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu en az 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Reuters’ın derlediği verilere göre, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Suriye’deki silah depolama tesislerinde benzer nitelikte en az 16 patlama meydana geldi.

El-İys stratejik bir askeri bölgeydi

Eski rejim, 2020 yılında Halep’in 35 kilometre güneyindeki stratejik Tel el-İys bölgesinin kontrolünü Rus hava desteği ve İran Devrim Muhafızları ile ona bağlı milislerin yoğun kara desteği sayesinde ele geçirmişti.

Rejim daha sonra bölgeyi, büyük miktarda mühimmat ve ağır silahların toplandığı ve depolandığı bir güvenlik bölgesine dönüştürmüştü. Tesis, ülkenin kuzeyini güneyine bağlayan M5 karayolunu doğrudan gören stratejik bir konumda bulunuyordu.

Güvenlik uzmanı Nuvvar Şaban Kabakibo ise silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin bazı göstergeler bulunduğunu söyledi.

Kabakibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sabotaj ihtimaline işaret eden bir gösterge var ancak bundan kesin olarak söz edemeyiz. Birçok noktayı açıklığa kavuşturacak resmi açıklamayı bekliyoruz” dedi.

fvghyju
Pazartesi sabahı erken saatlerde el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yükselen alevler ve duman; olayda en az dört kişi yaralandı (AFP)

Kabakibo ayrıca söz konusu depolarda “savaş mühimmatı” bulunduğuna ilişkin kanıtlar olduğunu belirtti. Buna göre mühimmat ya eski rejime ait depolarda uzun süre boyunca tutulmuş olabilir ve bunların lojistik ve teknik durumuna ilişkin ayrıntılar bilinmiyor ya da çatışmalardan elde edilen ganimetler bir yerden başka bir yere taşınarak gelişigüzel biçimde depolanmış olabilir.

Uzman, mühimmatın kötü koşullarda depolanmasının bazı teknik özelliklerini kaybetmesine yol açmış olabileceğini ifade etti.

Bunun yanı sıra depolarda aslında kullanım ömrünü tamamlamış ve imha edilmesi gereken büyük miktarda mühimmat bulunması da ihtimaller arasında.

Kabakibo, yapılması gerekenin “Savunma Bakanlığı’nın silahlanma biriminde bu mühimmatla çalışabilecek uzmanların yetiştirilmesi, mühimmatın değerlendirilmesi ve uygun koşullarda depolanmasının sağlanması, kullanılabilir mühimmatın hasarlı olanlardan ayrılması ve en önemlisi askeri tesislerin yeniden değerlendirilmesi” olduğunu söyledi.


Husilerin saldırıları Batı Taiz ve Babülmendep'in doğusundaki dağlarda kırılıyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare
Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare
TT

Husilerin saldırıları Batı Taiz ve Babülmendep'in doğusundaki dağlarda kırılıyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare
Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare

Husiler, Taiz vilayetinin batısı ile Lahic vilayetinin kuzeyi arasındaki cephelerde şiddetli bir direnişle karşı karşıya. Babülmendep'e hakim yüksek kesimlerde şiddetli çatışmalar yaşanırken Marib'in güneyinde de çatışmalar sürüyor. Saha kaynakları, İran'la ittifak halindeki Husilerin son ilerleme girişimlerinde ağır kayıplar verdiğini bildiriyor.

En şiddetli çatışmalar Vaziye ve Kahbub cepheleri ile Mudarebe ve Ras el-Ara ilçesine bağlanan bölgelerde yaşanıyor. Hükümet güçleri, Husilerin saldırılarının püskürtüldüğünü ve bazı dağlık bölgelerin geri alındığını duyururken saha kaynakları son 24 saatte çok sayıda  Husi milisinin öldürüldüğünü bildirdi.

Amalika Tugayları,  pazartesi günü, Babülmendep Boğazı'na komşu Kahbub cephesinde Husilere ait beş aracın imha edildiğini açıkladı. Güçler, araçlarda bulunan herkesin öldürüldüğünü belirtti. Hedef alınan araçlardan birinin Husilerin bir saha komutanını taşıdığı, diğerinin ise 23 milimetrelik uçaksavar silahı taşıdığı kaydedildi.

AmalikaTugayları Medya Merkezi, araçların hedef alınmasını ve alevler içinde kalmasını gösterdiğini belirttiği bir video yayımladı.

Aynı cephede Vatan Kalkanı Güçleri de Birinci Tümen'in üçüncü tugayının mevzilerine yönelik Husilerin saldırısını püskürttüğünü açıkladı. Açıklamada saldırganlar arasında ve askeri teçhizatta kayıplar verildiği, güçlerin mevzilerini hedef almaya çalışan intihar dronunun düşürüldüğü belirtildi.

vffgthy
Husilerin cephelerde ölen mensupları için her gün düzenlenen cenaze törenleri (AFP)

Vatan Kalkanı Güçleri Medya Dairesi ayrıca Kahbub semalarında uçan bir başka Husiler insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Açıklamada bölgede güçlerin konuşlanmasının sürdüğü ve hazırlık seviyesinin yükseltildiği belirtildi.

Kahbub, Babülmendep'e komşu konumu nedeniyle askeri açıdan önem taşıyor. Saha bilgilerine göre çatışmalar, Vaziye'nin güneydoğusu ile Mudarebe ve Ras el-Ara'nın kuzeyi arasında uzanan bir dizi yüksek kesim ve mevzide yoğunlaşıyor. Çatışmalara Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri ve Sabiha aşiretlerinden savaşçılar katılıyor.

Batı Taiz

Taiz'in batısında çatışmalar sürerken Husiler, Vaziye'den doğuya doğru Şimayteyn ilçesine ilerlemeye çalışıyor. Pazar günü Husilerin Şimayteyn ilçesine doğru ilerlediği ve Şerira köyünü ele geçirdiği, ayrıca Geyl bölgesi yakınlarındaki Merzam Dağı'na ve Beni Ömer köyüne doğru ilerlediği yönünde haberler gelmişti.

Buna karşılık kaynaklar, Husilerin ele geçirmeye çalıştıkları Acaram Dağı'ndan geri çekildiğini bildirdi. Husilerin sızma girişimlerinin püskürtülmesinin ardından Cerdad Dağı'na ulaşmayı da başaramadığı belirtildi. Diğer bazı bilgilerde ise hükümet güçlerinin Numan Dağı'nı kontrol altına aldığı kaydedildi.

Saha kaynakları pazartesi sabahı çatışmaların sürdüğünü, Husilerin saldırılarının püskürtüldüğünü ve gruba ait zırhlı araçlarla diğer askeri araçların imha edildiğini bildirdi. Kaynaklar ayrıca çok sayıda Husi unsurunun öldürüldüğünü aktardı.

Hükümet güçlerinden çatışmaların ayrıntıları ve operasyon bölgesine ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmezken pazartesi günü Et-Turbe kentinden, Taiz'in batı kırsalındaki Vaziye'de Cerdad, Rasin ve Alkame cephelerinde görev yapan hükümet güçlerine destek amacıyla bir yardım konvoyu yola çıktı. Bu gelişme, bölgedeki yerel unsurların çatışmalara katılan güçlere destek vermek üzere seferberliğini sürdürdüğüne işaret ediyor.

Marib cephesi

Taiz ve Lahic'teki çatışmalarla eş zamanlı olarak Marib'in güneyinde de hükümet güçleri ile Husiler arasında özellikle Harib, Mel'a geçidi ve Ümmü Riş çevresinde çatışmalar ve karşılıklı topçu atışları yaşandı. Mevcut bilgilere göre kontrol hatlarında kalıcı bir değişiklik olmadı.

Hükümet güçleri, Mel'a ve Ümmü Riş bölgelerinde Husi unsurlarının toplanma noktaları, takviye birlikleri ve tahkimatlarının hedef alındığını açıkladı. Açıklamada roketatarlarla topçu mevzilerinin imha edildiği, Beyhan eksenine bağlı topçu birliklerinin de Husi mevzilerini vurduğu ve 23 milimetrelik uçaksavar silahının etkisiz hale getirildiği belirtildi.

Hükümet güçleri ayrıca Marib ve Beyda vilayetleri de dahil olmak üzere çeşitli cephelerde Husi unsurları, araçları ve tahkimatlarına yönelik hava saldırıları ile İHA saldırıları düzenlendiğini duyurdu.

sdefr
Yemen ordusunun 3. Askeri Bölge Komutanı Mansur Sevabe

Üçüncü Askeri Bölge Komutanı Tümgeneral Mansur bin Abdullah Sevabe, hükümet güçlerinin Marib'in güneyinde daha önce düzenlenen Husi saldırılarını püskürttüğünü ve örgüt mensuplarından onlarcasının öldürüldüğünü, yaralandığını veya esir alındığını söyledi. Sevabe ayrıca bazı militanların cesetlerinin çatışma bölgelerinde kaldığını belirtti.

Sevabe, hükümet güçlerinin ortak bir harekât merkezi ve birleşik komuta altında faaliyet gösterdiğini belirterek kara ve hava güçleri arasındaki koordinasyona ve Suudi Arabistan liderliğindeki Yemen'e destek koalisyonunun sağladığı desteğe övgüde bulundu.

Bu gelişmeler, Yemen'de Husilerin batı kıyısında ve Babülmendep'te geniş stratejik bölgeleri ve mevzileri kontrol altına almasının olası sonuçlarına ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yaşanıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi ve Marib Valisi Sultan el-Arade, İngiltere'nin Yemen Büyükelçisi Abda Şerif ile gerçekleştirdiği video konferans görüşmesinde son askeri gelişmelerin uluslararası deniz taşımacılığının ve bölgenin güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu söyledi.