Suriye’nin silah satın alma yasağı kaldırılıyor... Yeni orduya silah ihracatının önünde ise engel var

Gözlemcilere göre, ABD silahlarının Suriye’ye ihraç edilmesine izin verilmesi için Suriye hükümetinin hâlâ onlarca koşulu karşılaması gerekiyor.

Esed rejimi güçlerinden, rejimin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından geride kalan bir tank (Independent Arabia)
Esed rejimi güçlerinden, rejimin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından geride kalan bir tank (Independent Arabia)
TT

Suriye’nin silah satın alma yasağı kaldırılıyor... Yeni orduya silah ihracatının önünde ise engel var

Esed rejimi güçlerinden, rejimin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından geride kalan bir tank (Independent Arabia)
Esed rejimi güçlerinden, rejimin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından geride kalan bir tank (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

ABD ile Suriye arasındaki ilişkilerde ve Şam’a yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi sürecinde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Washington, Suriye’ye uygulanan yaptırımlardan geriye kalan son iki kısıtlamayı da kaldırdı. Bunlar, silah satışı ve silah finansmanına yönelik yasak ile Suriye hükümetinin savunma hizmetlerine erişim hakkına ilişkin kısıtlamalardı.

Kısıtlamaların kaldırılması

Suriye’ye uygulanan silah ve askeri finansman kısıtlamalarının kaldırıldığına ilişkin karar, 1991 tarihli “Kimyasal ve Biyolojik Silahların Kontrolü Yasası” kapsamında kısa süre önce ABD Federal Sicili’nde yayımlandı. Bu adım, 2025’ten bu yana yaşanan yakınlaşma sürecindeki bir dizi kararın devamı niteliğinde. Söz konusu süreç, ABD ile onlarca yıl karşı karşıya gelen Esed rejiminin devrilmesinin ardından hız kazandı.

Washington’da yaşayan Suriyeli siyasetçi Ayman Abdel Nour yaptığı açıklamada, yaptırımların kaldırılması ve Suriye’nin terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarılmasını değerlendirdi. Abdel Nour, sürecin “parçalanması zaman alan çok sayıda bürokratik düzenlemeyle” bağlantılı olduğunu belirtti.

Abdel Nour, silah alımı konusunda hâlâ çeşitli sorunların bulunduğunu belirterek, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Yardımcısı Jacob McGee’nin Şam ziyareti sırasında Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani ile görüştüğünü ve “ihracat konusunda çok sayıda engel bulunduğunu” kendisine aktardığını söyledi.

Abdel Nour, ABD’li yetkilinin Washington’a döndükten sonra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü, Rubio’nun da Suriyeli mevkidaşıyla iletişime geçerek çeşitli konularda bilgi aldığını belirtti. Ancak Şam’ın silah ihracatı konusunda hâlâ engellerle karşı karşıya olduğunu ve gerekli muafiyetlerin henüz çıkarılmadığını ifade etti.

“Sezar Yasası”nın kaldırılması, Arap ve Batılı ülkelerden yabancı yatırımcıların Suriye’ye dönmesinin ve ülkenin izolasyonunun kırılmasının önünü açtı. (Independent Arabia)
“Sezar Yasası”nın kaldırılması, Arap ve Batılı ülkelerden yabancı yatırımcıların Suriye’ye dönmesinin ve ülkenin izolasyonunun kırılmasının önünü açtı. (Independent Arabia)

Siyasi şartlar

ABD Senatosu, Esed rejimini ve rejimle iş yapan kişi, şirket ve ülkeleri cezalandırmak amacıyla Suriye savaşı sırasında 2019’da çıkarılan “Sezar Yasası”nın kaldırılması yönünde oy kullandı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre böylece Suriyeliler üzerinde yıllardır süren ağır ekonomik baskının sona erdirilmesinin önü açıldı.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Muhammed Hac Osman, silah satın alma yasağının kaldırılması kararının, iki ülke arasındaki yakınlaşmanın ardından geldiğini değerlendiriyor. Osman’a göre bu gelişme, Şam’ın dış dünyaya daha fazla açılmasının önünü açarken, Suriye’ye yeni bir ordu kurmak için gerekli savunma hizmetleri ve silahlara erişim imkânı sağlıyor. Osman, bunun Aralık 2024’te “Saldırganlığı Caydırma” operasyon odasının, mevcut Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın liderliğinde ülkede yönetimi devralmasının ardından gerçekleştiğini belirtiyor. Eş-Şara’nın, komşu ülkelere ve bölgeye, Şam’ın dünyayla barış içinde yaşamak istediğine dair olumlu mesajlar vermeye önem verdiğini ifade ediyor.

Osman, Suriye’nin karşı karşıya olduğu güvenlik sorunları nedeniyle caydırıcı silahlara ihtiyaç duyduğunu, özellikle hava savunma sistemlerinin öne çıktığını belirtti. Ancak Şam’ın silah satın almasına izin verilmesinin, silahların hangi ülkeden alınabileceği ve ne tür silahlara erişilebileceği konusunda yeni sorunlar doğurabileceğini ifade etti.

Osman, İsrail’in gelişmiş silahların kendi ulusal güvenliğini tehdit edebilecek radikal grupların eline geçmesinden endişe duyduğunu belirterek, bu durumun Suriye’ye yönelik silah transferlerini sınırlayabileceğini kaydetti.

Washington ne istiyor?

Suriyeli siyasetçi Abdel Nour, silah satın alma yasağının kaldırılması kararının hemen silah anlaşmalarının yapılacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

Abdel Nour, “Yeni karar buna izin veriyor; yani artık yasal ve izin verilen bir işlem. Ancak ABD silahlarının Suriye’ye ihraç edilebilmesi için Suriye hükümetinin karşılaması gereken onlarca şart bulunuyor” dedi.

Şam’ın şu anda ABD’nin silah ihracatı için öngördüğü koşulları karşılamadığını belirten Abdel Nour, ülkenin idari yapısında ve yeni ordunun doktrininde değişiklikler yapılması gerektiğini, ordudaki disiplin ve bağlılık düzeyinin de dikkate alınacağını söyledi.

Abdel Nour ayrıca Suriye’nin İsrail sınırındaki hassas konumunun da önemli bir faktör olduğunu belirterek, “Yasağın kaldırılması hiçbir şekilde silah ihracatının artık serbest olduğu anlamına gelmiyor ve imzalanmış ve uygulanacak bir silah anlaşmasına işaret etmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Abdel Nour, Suriye’nin silah ihtiyacını karşılamak için Türkiye’den veya bazı Arap ülkelerinden hafif silah ve savunma sanayisi ürünleri satın almaya yönelebileceğini belirtti Avrupa ülkeleri veya ABD’den silah alımının ise şu aşamada olası görünmediğini ifade etti.

Suriye’nin Çin’den silah satın alabileceğini, ancak Uygur meselesi ve Suriye’deki yabancı savaşçılar gibi konuların buna engel oluşturabileceğini ifade eden Abdel Nour, Rusya seçeneğinin de gündeme gelebileceğini ancak bunun kolay olmayacağını ve ABD ile ilişkilerde hassasiyet yaratabileceğini söyledi.

“Sezar Yasası”nın kaldırılmasının Arap ve Batılı ülkelerden yabancı yatırımcıların Suriye’ye dönüşünün önünü açtığı, ülkenin izolasyonunu kırdığı ve enerji, bankacılık ve inşaat gibi savaş sırasında büyük zarar gören kentlerin yeniden imarı açısından kritik sektörlerdeki kısıtlamaları hafiflettiği belirtiliyor. Söz konusu savaş, Esed rejiminin devrilmesiyle sona ermeden önce yaklaşık 15 yıl sürmüştü.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.