Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, yeni dönemine ülkesinin Kızıldeniz’e erişim hedefinden ve “dış tehditler” karşısında ülkenin birliğinden vazgeçmeyerek başladı. Ahmed, önceki döneminin en önemli müttefiklerinden biri olan Eritre’yi ise artık bir müttefik değil, karşı taraf olarak görüyor.
Etiyopyalı iki araştırmacının Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmelere göre yeni dönemde hükümetin öncelikleri arasında halkın ve bölgelerin ihtiyaçlarına cevap vermek, anlaşmazlıklara barışçıl çözümler üretmek ve özellikle Kızıldeniz’e erişim konusunda karşılıklı çıkar ve fayda temelinde komşu ülkelerle diyaloğu geliştirmek bulunuyor.
50 yaşındaki Abiy Ahmed, geçen pazartesi günü yemin ederek resmen ikinci dönemine başladı. Hükümetin oluşturulmasıyla gerçekleştirilen oturum, 1 Haziran’da düzenlenen ve 54 milyondan fazla Etiyopyalının katıldığı yedinci genel seçimin ardından ülkenin siyasi ve kurumsal tarihinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret etti.
Etiyopya Haber Ajansı salı günü yaptığı bir haberde, yeni hükümetin «son yıllarda ekonominin ve kamu sektörünün çeşitli alanlarında hayata geçirilen bir dizi reform ve kalkınma programını devraldığını» bildirdi.
İç meseleler
Etiyopya-Afrika ve Arap ilişkileri araştırmacısı Zahid Zeydan’ın belirttiğine göre Abiy Ahmed, ilk kez Nisan 2018’de göreve geldi ve istifa eden selefi Hailemariam Desalegn’in görev süresinin kalan bölümünü tamamlamak üzere geçiş dönemini yönetti.
Ahmed’in seçimle elde ettiği ilk resmi dönem ise partisinin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından Ekim 2021’de başladı ve beş yıl sürdü. Mevcut ikinci dönem ise partisinin yeniden çoğunluğu elde etmesinin ardından bu ekim ayında başladı.
Zeydan, «Abiy Ahmed başkanlığındaki hükümetin yeniden kurulmasının ardından hayat pahalılığıyla mücadele, bölgelerin ihtiyaçlarının desteklenmesi ve küresel krizlerin Etiyopya üzerindeki doğrudan etkilerinin yönetilmesi gibi iç meseleler ön plana çıkıyor» değerlendirmesinde bulundu.
Zeydan, Hürmüz ve Babülmendeb boğazlarındaki krizlerin petrol fiyatlarını yükseltmesi gibi gelişmelerin Etiyopya’yı doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
Bununla birlikte Zeydan, Abiy Ahmed’in geçmişteki tüm müttefiklerini kaybetmediğini belirterek, «Bu hareketlerin içinde bölünmeler yaşandı ve bazı kesimler hükümeti destekliyor» ifadelerini kullandı.

Etiyopyalı yazar ve siyaset araştırmacısı Abdüşşekur Abdüssamed ise yeni hükümetin “Etiyopya halkının kendisine duyduğu güvenin ağırlığını ve sorumluluğunu taşıdığını” belirterek, kapsamlı reform sürecinin sürdürüleceğini söyledi.
Abdüssamed, iç sorunların ele alınarak fırsatlara dönüştürülmesinin yeni hükümetin önündeki başlıca görevlerden biri olduğunu belirtti. Bu kapsamda ekonomik reformların uygulanmasına devam edilmesi ve reformların yol açabileceği sosyal ve siyasi sonuçların yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Kızıldeniz'e erişim hedefi
Abiy Ahmed’in önümüzdeki beş yıllık döneme ilişkin yaklaşımı, göreve başlamasının ardından yaptığı ilk açıklamalarda da kendisini gösterdi. Ahmed, birlik vurgusu yaparken Kızıldeniz’e erişim sağlama sürecini tamamlamaya kararlı olduğunu belirtti. Bu tutum, Mısır ve Eritre’nin söz konusu girişime yönelik belirgin itirazlarına rağmen sürüyor.
Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasından bu yana denize kıyısı bulunmayan bir ülke konumunda.
Abiy Ahmed pazartesi günü parlamentoda yaptığı konuşmada, ülkesinin “kendisine yönelik tehditlerle mücadele etmeye ve bunları bertaraf etmeye tamamen hazır olduğunu» söyledi. Ahmed ayrıca, «yeni kurulan uzlaşı ve birlik devletinin liderliğinin Etiyopya’nın ulusal çıkarlarını korumaya ve ülkenin hedeflerini gerçekleştirmeye kararlılıkla devam edeceğini” ifade etti.
Ahmed, yönetiminin “diyalog, karşılıklı fayda ve alıp verme temelinde denize erişim sağlamaya aktif biçimde çalışacağını” ve bunun yanı sıra ulusal kalkınmayı ve büyük altyapı projelerini ilerletmeye devam edeceğini belirtti.
Gerilim ve karşılıklı suçlamalar
Bu açıklamalar, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi ile federal güçler arasında 23 Eylül’de başlayan çatışmalardan yaklaşık bir hafta sonra yapıldı. Çatışmalar, Etiyopya’da 2020-2022 yılları arasında yaşanan yıkıcı iç savaşın yeniden başlaması ve çatışmaların yayılması yönündeki endişeleri artırdı.
Eritre ise Etiyopya’nın denize ulaşmak ve Kızıldeniz kıyısındaki Assab Limanı’nın kontrolünü ele geçirmek amacıyla topraklarına girmesinden endişe ediyor.
Etiyopya, Eritre, Mısır ve Sudan ordusunu Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni desteklemekle suçluyor. Söz konusu taraflar ise bu suçlamaları reddediyor. Addis Ababa ile Kahire arasındaki ilişkiler de Etiyopya’nın Nil Nehri üzerinde inşa ettiği Hedasi (Rönesans) Barajı nedeniyle gergin. Mısır, barajın kendi su payını olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.
Abdüşşekur Abdüssamed’e göre Abiy Ahmed’in dış politikadaki öncelikleri arasında komşu ülkelerle ilişkileri güçlendirmeyi sürdürmek ve denize erişim projesini uzlaşı yoluyla hayata geçirerek Etiyopya’nın ihtiyaç ve taleplerini karşılayacak bir sonuca ulaştırmak bulunuyor.
Zahid Zeydan ise Abiy Ahmed hükümetinin dış politikada “barışçıl çözümlere yöneleceğini ve Mısır, Eritre ve diğer ülkelerle diyaloğu sürdüreceğini” belirtti. Zeydan ayrıca hükümetin siyasi ve medya baskılarını reddedeceğini, çünkü bu baskıların Etiyopya’daki gerçekliği değiştirmeyeceğini veya Addis Ababa’nın haklarını etkilemeyeceğini ifade etti.