İsrail ateşkese rağmen Gazze'yi vuruyor: Ne savaş var ne barışhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327614-i%CC%87srail-ate%C5%9Fkese-ra%C4%9Fmen-gazzeyi-vuruyor-ne-sava%C5%9F-var-ne-bar%C4%B1%C5%9F
İsrail ateşkese rağmen Gazze'yi vuruyor: Ne savaş var ne barış
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının yeniden başlamasından bir gün sonra, Beyt Hanun’dan Cibaliye’ye doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş Filistinliler (AP)
İsrail ateşkese rağmen Gazze'yi vuruyor: Ne savaş var ne barış
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının yeniden başlamasından bir gün sonra, Beyt Hanun’dan Cibaliye’ye doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş Filistinliler (AP)
Gazze'de Tel Aviv yönetimiyle Hamas arasındaki ateşkesin yürürlüğe girmesinin üzerinden bir yıl geçerken, İsrail ordusu saldırılarını ve Filistinlileri yerinden etme politikasını sürdürüyor.
31 yaşındaki beş çocuk annesi Fida el-Tutah, ailesiyle kaldığı çadırda kızının saçını tararken açılan ateş sonucu başından vurularak öldürüldü.
BBC'ye konuşan oğlu Eziz, küçük kardeşinin annesine sarıldığında ellerinin kana bulandığını gördüğünü söylüyor. Annesinin vurulduğunu o anda anlamış.
Fida'nın kardeşi İbrahim, İsrail güçlerinin çadıra ateş açtığını, havadan drone'la saldırı düzenlendiğini belirtiyor.
Aynı gün Gazze'nin güneyindeki el-Mevasi bölgesinde 14 yaşındaki İsmail el-Bardavil de vurularak öldürüldü.
Ailesi, İsmail'in kardeşleriyle kıyıdan yaklaşık 20 metre açıkta balık tutarken İsrail güçleri tarafından vurulduğunu söylüyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise BBC'nin her iki olayla ilgili yorum talebine gönderdiği yanıtta, sözkonusu saldırılar hakkında kayıt veya bilgi bulunmadığını öne sürdü.
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı'na göre, ABD arabuluculuğuyla varılan ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail saldırılarında en az 300'ü çocuk 1400'den fazla kişi öldürüldü.
Fida ve İsmail'in vurulduğu bölgeler, IDF'nin kontrolündeki alanlarla Hamas'ın kontrolündeki bölgeleri ayıran "sarı hatta" yakın. Bu bölgeler, İsrail güçlerinin sık sık ateş açması nedeniyle Gazze'nin en tehlikeli kesimlerine dönüştü.
Adının paylaşılmaması şartıyla Guardian'a konuşan bir uluslararası yardım görevlisi de ortada gerçek bir ateşkes olmadığını söylüyor.
BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörlüğü (UNSCO) Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov, Gazze'ye giren yardım miktarındaki artışa rağmen bölgede ciddi bir sağlık krizi yaşandığına dikkat çekiyor. Aşırı kalabalık kamplarda bulaşıcı hastalıkların yaygınlaştığını, yetersiz hijyen koşullarının sorunu ağırlaştırdığını ifade ediyor.
İsrail saldırılarında evi yıkılan 70 yaşındaki Salih Kilani, mevcut durumun sürdürülemeyeceğini söylüyor:
En büyük korkum bu durumun devam etmesi. Ne savaş ne de barış olarak tanımlanabilecek bir dönemden geçiyoruz.
Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327615-sudan%E2%80%99da-minavi%E2%80%99den-%E2%80%9Cdevletin-milislere-deste%C4%9Fi-s%C3%BCrerse-isyan-ederiz%E2%80%9D-tehdidi
Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.
Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.
Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.
Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.
Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.
Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.
Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.
Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.
Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.
Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.
Yemen’den barış için üç şarthttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327584-yemen%E2%80%99den-bar%C4%B1%C5%9F-i%C3%A7in-%C3%BC%C3%A7-%C5%9Fart
Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Pilot Kurmay Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zube, barışın sağlanmasına yönelik herhangi bir siyasi süreç için üç şart belirledi. Bu şartlar; devlet kurumlarının yeniden işler hâle getirilmesi, silahların kontrolünün yanı sıra savaş ve barış kararlarının devletin yetkisinde olması ve silahlı bir grupla iktidarın paylaşılmaması olarak sıralandı.
Ez-Zube, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, gerilimi düşürmeye yönelik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından hükümetin devleti yeniden tesis etme aşamasına geçtiğini belirtti. Mevcut aşamanın hedefinin darbeyi sona erdirmek ve devletin otoritesini ülkenin tamamında tesis etmek olduğunu ifade etti.
Yemenli bakan, Suudi Arabistan’ın siyasi, askerî ve ekonomik desteğini takdir ederek bu desteğin devlet kurumlarının ayakta kalmasına, kurumsal bütünlüğün korunmasına ve ulusal uzlaşının güçlendirilmesine katkı sağladığını kaydetti.
Ez-Zube ayrıca, Yemen devlet kurumlarına yönelik uluslararası desteğin giderek arttığına dikkat çekerek, devletin ülke genelinde otoritesini tesis etme kapasitesi ile bölgenin güvenliği ve deniz ulaşımının emniyeti arasındaki bağlantının daha geniş ölçüde kabul gördüğünü ifade etti.
Öte yandan, Yemen’de meşru yönetimi destekleyen koalisyon, Husilere ait milisler tarafından Riyad ve Hamis Muşayt yönüne fırlatılan 3 balistik füzenin imha edildiğini duyurdu. Füze parçalarının düşmesi sonucu Suudi Arabistan’ın başkentinde bir anaokulu ile bir tıp kliniği kompleksinde maddi hasar meydana geldi.
Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327545-yemen-g%C3%BC%C3%A7leri-bat%C4%B1-sahilindeki-kazan%C4%B1mlar%C4%B1n%C4%B1-peki%C5%9Ftiriyor-bab%C3%BClmendebdeki
Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor
Yemen Silahlı Kuvvetleri, Batı Sahili'nde elde ettiği kazanımları pekiştirirken Babülmendeb Boğazı'na hakim bölgedeki mevzilerini güçlendirdi. Bu gelişmeler, Yemen'in batısındaki Taiz vilayetine bağlı el-Vaziye ilçesinde ilerleyişin sürdürülmesiyle eş zamanlı olarak yaşandı. Operasyonlar, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülürken Taiz'in güney kırsalında ve kent çevresindeki cephelerde Husilerle çatışmalar devam ediyor.
Yemen Silahlı Kuvvetleri, son saatlerde 1.800'den fazla Husi unsurunun etkisiz hale getirildiğini açıklarken orduya ait verilere göre Husilerin son iki hafta içinde farklı cephelerde düzenlenen hava ve kara saldırıları sonucunda yaklaşık 10 bin ölü ve yaralı verdiği bildirildi.
Yemen askeri medyasına göre Ulusal Kalkan Güçleri, Amalika Tugayları ve Müşterek Kuvvetler, Kahbub cephesinde kontrolü tamamen sağladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendeb'e hakim yüksek kesimlerdeki konumunu güçlendirirken stratejik öneme sahip bu hattın güvenliğini sağlama kapasitesini de artırdı. Operasyonlar Batı Sahili'nde devam ediyor.
Yemen'in Taiz vilayetindeki Acil Durum Komitesi, Husilerin kontrolüne geçen ilçelerde güvenlik koşullarının olağanüstü boyutlara ulaşması nedeniyle okullar, enstitüler ile kamu, vakıf ve özel üniversitelerde eğitime ara verdi. Komite ayrıca söz konusu bölgelerdeki kamu kurumlarında çalışan personele geçici izin verdi.
Birleşmiş Milletler ise Husi saldırılarının, yerinden edilmelerin ve insani yardımların bölgeye ulaştırılmasına yönelik kısıtlamaların artmasıyla Taiz'deki insani durumun daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Ana yolların kapalı kalması, sınırlı hizmet ve kaynaklar üzerindeki baskının artmasıyla birlikte bölgedeki insani koşullar ağırlaşıyor.
Birleşmiş Milletler, yayımladığı son raporda Taiz kentine doğudan ulaşan yolun hâlâ kapalı olduğunu belirtti. Aden ile Taiz arasındaki yolların kesilmesi ise Aden depolarından gelen başlıca ikmal hatlarından birinin devre dışı kalmasına yol açtı. Bu durum, insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşma ve giderek artan ihtiyaçlara yanıt verme kapasitesini sınırlıyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة