Kahire, İsrail sınırında karşılıklı ateş açılmasıyla ilgili soruşturma başlattı

Yaşanan çatışma sonucu, bir Mısır ve 3 İsrail askeri öldü. Netanyahu, olayın iki ülke arasındaki ortak iş birliğini etkilemeyeceğini söyledi.

Olay yerindeki İsrail askerleri (Reuters)
Olay yerindeki İsrail askerleri (Reuters)
TT

Kahire, İsrail sınırında karşılıklı ateş açılmasıyla ilgili soruşturma başlattı

Olay yerindeki İsrail askerleri (Reuters)
Olay yerindeki İsrail askerleri (Reuters)

Saatler süren bekleyişin ve İsrail resmî kurumları ile medyasının verdiği çelişkili bilgilerin ardından Mısır, “Uluslararası Sınır Güvenliği Güçleri’nden bir askerin güvenlik bariyerini aştığını ve uyuşturucu kaçakçılığı unsurlarını kovalarken karşılıklı ateş açıldığını” duyurdu. Karşılıklı ateş sonucu, Mısırlı askerin yanı sıra İsrail güvenlik güçlerinden 3 kişi öldü, 2 kişi ise yaralandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden hükümetteki bakanlara, olayın ‘istisnai’ olduğ ve Mısır ile güvenlik alanında iş birliği ve ortak çalışmanın gerçekliğini temsil etmediğinin belirtildiği bir mesaj gönderilirken, yaşanan olayın gelecekte Mısır ile iş birliğini etkilemeyeceği vurgulandı. Mısır tarafının yaptığı açıklama, dün (Cumartesi) öğleden sonra Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Garib Abdulhafız tarafından sosyal medyadaki resmi hesaplar aracılığıyla yapıldı. Sözcü, “Olayla ilgili olarak tüm araştırma, inceleme ve yasal önlemlerin alındığını” belirterek, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifa dileklerini dile getirdi. Olay, Sina'nın merkezinde, Mısır-İsrail sınırına bitişik el-Avce geçidi yakınında, bölgede uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapan çetelerin faaliyet gösterdiği yerde meydana geldi.

İsrailli bir kadın, kazadan sonra bir kadın askeri sakinleştirmeye çalışıyor (Reuters)
İsrailli bir kadın, kazadan sonra bir kadın askeri sakinleştirmeye çalışıyor (Reuters)

Bölge, sınırlar arasında çok sayıda kaçakçılık operasyonuna tanık oldu. Söz konusu operasyonların en sonuncusu, Mısırlı kaçakçıların sınır tellerini aşıp İsrail tarafına girmesinin ardından geçen yılın aralık ayı başlarında gerçekleşti. Operasyonda, Mısır tarafındaki sınır güvenlik güçleri kaçakçılara ateş açarken, sınırın diğer tarafındaki İsrail güçleri kaçakçıları uyuşturucu torbalarıyla tutukladı. İsrail ordusu daha önce Ağustos 2022'de “Ürdün ve Mısır sınırlarında uyuşturucu ve silah kaçakçılığı operasyonlarını engelleme oranlarında önemli bir artış olduğunu” duyurmuştu. Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Danışmanı Dr. Muhammad Mücahid ez-Zeyyat, olayın tüm koşullarını ortaya çıkarmak için derinlemesine bir soruşturma gerektirdiğini belirterek, Mısır askeri sözcüsünün yaptığı açıklamada olayla ilgili resmi soruşturma başlatılmasına değindi. Ez-Zeyyat, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “olayla ilgili tüm gerçekleri ortaya çıkarmak için soruşturmanın Mısır ve İsrail tarafları arasında ortaklaşa yürütüleceğini” ifade etti. “İsrail güvenlik personelinin kaçakçılık operasyonuna karışıp karışmadığını ortaya çıkarmak ve Mısır askerinin İsrail topraklarına nasıl girdiğini netleştirmek için soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini” vurgulayan ez-Zeyyat, “Mısır askeri teşkilatının, gerçekler tamamlanıp uygun bir şekilde sunulana kadar yapacağı herhangi bir açıklamada dikkatli davranacağını” ifade etti. “Olayın, olayı gerçekleştiren askerin kimliği ve kendisine verilen görevler de dahil olmak üzere birçok ayrıntı üzerinde durulmasını gerektirdiğini” de belirten ez-Zeyyat, “Orası görev yeri miydi yoksa başka bir yerden mi gelmişti? Tüm bu detayların, her boyutuyla bilinmesi önemli. Bu da detayların açıklanmasında dikkatli ve temkinli olmayı ve devam eden soruşturmalar üzerine tahmin yürütmemeyi gerektiriyor” şeklinde konuştu.

Mısır anlatımı İsrail'i ikna etmedi

Askeri muhabirler ve gazetecilere göre olayın Mısır kurumlarınca yapılan resmi anlatımı, İsrail'i ikna etmedi. İsrail kaynakları ilk inanışın, Mısır polisinin uyuşturucu kaçakçılığı olayından yararlanarak, boşluklardan birinden bölgeye sızıp erkek ve kadın askerleri vurarak öldürdüğü ve ardından saldırısına devam ettiği yönünde olduğunu söyledi. Netanyahu'nun ofisi ise hükümetteki bakanlara, olayın ‘istisnai’ olduğunu ve Mısırla güvenlik iş birliği ve ortak çalışmanın gerçekliğini temsil etmediğini belirttiği, bunun Mısır ile gelecekteki iş birliğini etkilemeyeceğini vurgulayan bir mektup göndermişti.

Yaşananlarla ilgili olarak Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraei , “Sabahın erken saatlerinde, sınır güvenliğini sağlamak için düzenlenen bir faaliyet sırasında, Mısır sınırında açılan ateş sonucu bir askeri karakolda bir erkek ve bir kadın asker öldü. Bunun üzerine bölgeye takviye kuvvetler geldi ve bölgede tarama operasyonlarına başladı. Ordu güçleri, öğle saatlerinde İsrail topraklarındaki geniş çaplı operasyonlar sırasında saldırganı tespit etti. Burada karşılıklı çatışma çıktı. Saldırgan ve bir İsrail askeri ölürken, bir astsubay hafif yaralandı.”ifadelerini kullandı.  Adraei ayrıca, olayla ilgili soruşturmanın Mısır ordusuyla tam ve yakın iş birliği içinde yürütüldüğünü bildirdi.

Sınıra yakın üslerinin dışında bekleyen İsrail askerleri (AFP)
Sınıra yakın üslerinin dışında bekleyen İsrail askerleri (AFP)

İsrail, olayın yaşandığı 3 Haziran sabahı olayla meşgul oldu. Ordu, sınırı geçmeyi başaran silahlı bir kişinin karşılıklı ateş açıldıktan sonra öldürüldüğünü duyurdu. Bunun ardından İsrail medyası kaçakçılık, askerlerin kaçırılma girişimleri ve Filistinliler tarafından kurşuna dizilmelerle ilgili pek çok uydurma hikâyeyi yaymaya başladı. İsrail ordusu, olayın askeri gözetim altında gerçekleştiğini, yaralılara ilişkin herhangi bir detayın yayınlanmayacağını ve olayın soruşturulduğunu belirterek, karışıklığa son vermek için bir açıklama yaptı. İlk açıklamadan saatler sonra tüm detaylar açıklandı. Operasyon, İsrail ordusunun önceden herhangi bir uyarısı olmadığı bir zamanda gerçekleşti. Savunma Bakanı Yaov Gallant'ın yaptığı değerlendirmenin ardından bölgede ordunun alarm halinde tutulmasına karar verilirken, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi sınırda harekât alanını ziyaret ederek saha değerlendirmesi yaptı.

Mısır ve İsrail arasında barış antlaşması

Mart 1979'da Mısır ile İsrail arasında imzalanan barış antlaşması, Sina Yarımadası’nı üç bölgeye (A, B ve C) ayırıyor. Anlaşma, Mısır tarafının İsrail sınırına bitişik C Bölgesi'ne uçak ve ağır silah sokmasını yasaklıyor ve burada konuşlandırılan Mısır askeri sayısının 750'yi geçmemesini şart koşuyor. Bununla birlikte anlaşmanın hükümlerinden biri, “taraflardan birinin talebi üzerine ve onların anlaşmasıyla, Mısır veya İsrail topraklarındaki sınırlı silahlanma bölgeleri, Birleşmiş Milletler (BM) güçleri ve gözlemcileri dahil olmak üzere, mutabık kalınan güvenlik düzenlemelerinin oluşturulmasına” izin veriyor. Yıllar önce Tel Aviv, Mısır'ın ‘terörist’ örgütlere karşı yürüttüğü operasyonlarda Sina'daki Mısır kuvvetlerinin sayısını artırmayı kabul etti. İsrail Kasım 2021'de, Mısır ordusunun buradaki güvenlik varlığının güçlendirilmesi lehine (C Bölgesi kapsamında yer alan) Refah bölgesinde muhafız kuvvetlerinin bulunmasına izin verecek bir anlaşma değişikliğinin imzalandığını duyurdu. O sırada Mısır tarafından herhangi bir yorum yapılmadı. 2014 yılında ise dönemin Mısır Savunma Bakanı Mareşal Abdulfettah Sisi şunları söyledi: “İsrail tarafı, ortak sınırdaki Mısır kuvvetlerinin sadece bölgedeki durumu güvence altına almak ve Sina’yı, Mısır ve komşularına yönelik saldırılardan korumak amacıyla orada olduğunu anladı. Barış, istikrara kavuştu ve bu durum Mısır güçlerinin belirli bölgelerde bulunması endişesinin ötesine geçti.” Son on yılda Mısır ordusu, Sina'nın farklı bölgelerinde çok sayıda askeri operasyon ve güvenlik baskınları gerçekleştirdi. Engebeli arazisiyle bilinen bölgede konuşlanmış terörist unsurlara karşı yoğun operasyonların yürütüldüğü bölgelerin başında dünkü olayın yaşandığı bölgenin bulunduğu Orta Sina yer alıyordu.



İsrail'deki asker açığı Balata Mülteci Kampı'nı işgalden kurtarabilir mi?

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)
TT

İsrail'deki asker açığı Balata Mülteci Kampı'nı işgalden kurtarabilir mi?

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)

İsrail'de siyasi yönetim, Yahudi bayramları sezonu öncesinde Batı Şeria'da bir dizi "taarruz operasyonu" için orduya yeşil ışık yaktı. Ancak asker ve kaynak yetersizliği ile diğer cephelerde süren operasyonların yükü, ordunun Balata Mülteci Kampı'nı işgal etmesini şimdilik engelliyor.

İsrail'in Kanal 14 televizyonuna göre siyasi yönetim, güvenlik kurumlarının da paylaştığı değerlendirmeler doğrultusunda Batı Şeria'da güvenlik durumunun ciddi şekilde kötüleşmesi nedeniyle yeni saldırı operasyonlarına onay verdi.

Operasyonlar genişletilecek

Bu talimat doğrultusunda İsrail güvenlik kurumları, yakın gelecekte Batı Şeria'daki taarruz operasyonlarının kapsamını genişletmeye hazırlanıyor.

Kanala konuşan bir güvenlik yetkilisi, "Savunmada kalmayacağız. İnisiyatifi ele alacağız, saldıracağız ve girişimlerini engelleyeceğiz" dedi.

Haberde, savaşın başlamasından bu yana Batı Şeria'nın İsrail'in öncelik listesinde alt sıralarda yer aldığı, ancak bölgede tüm görevlerin yerine getirilebilmesi ve yerleşimcilerin güvenliğinin sağlanması için daha fazla kaynak ve askeri kapasite ayrılması yönündeki çağrıların arttığı belirtildi.

Batı Şeria'nın parçalanması

Siyasi yönetimin operasyonları genişletme talimatı, İsrail ordusunun yaklaşık iki hafta önce Başbakan Binyamin Netanyahu'nun emriyle Batı Şeria'da zaten kapsamlı bir operasyon başlatmış olmasına rağmen geldi.

Ordu bu süreçte çok sayıda baskın düzenledi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı, birçok evi yıktı, kontrol noktaları ve demir kapılar kurarak kent, kasaba ve köyleri birbirinden ayırdı ve Batı Şeria'daki hareketliliği ciddi şekilde kısıtladı.

xsyj6uk
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinin doğusundaki Balata Mülteci Kampı'na operasyon düzenliyor. (AFP)

Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesine baskın düzenleyen İsrailli yerleşimciler ile Filistinliler arasında çıkan çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askerinin hayatını kaybetmesinin ardından başlatıldı.

Yeni yerleşim birimleri

Netanyahu, geniş çaplı askeri operasyonlar, gözaltılar, silah toplama faaliyetleri, yeni kontrol noktaları kurulması, ulaşım güzergâhlarının ayrılması, mevcut kaçak yerleşim noktalarının resmileştirilmesi ve yeni yerleşim birimlerinin kurulması talimatı verdi.

Bundan birkaç gün sonra İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da operasyonların genişletilmesini istedi ve ordudan Cenin Mülteci Kampı'nda uygulanan model doğrultusunda Batı Şeria'da başka bir mülteci kampını da işgal etmesini talep etti.

İsrail ordusu Ocak 2025'ten bu yana Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı'nı işgal altında tutuyor. Daha sonra Tulkerim ve Nur Şems kamplarını da kontrol altına alan İsrail, yaklaşık 35 bin Filistinliyi bu bölgelerden göçe zorladı.

Yeni hedef Balata Kampı mı?

İsrail'in başka mülteci kamplarını, kasaba ve köyleri de işgal etmesi hâlinde yerinden edilen Filistinlilerin sayısının on binlerce artması bekleniyor.

Siyasi çözüm ufkunun bulunmaması, kötüleşen ekonomik koşullar ve Batı Şeria'nın merkezinde devam eden İsrail operasyonları nedeniyle bunun bölgedeki gerilimi daha da artırabileceği değerlendiriliyor.

İsrail ordusu birkaç mülteci kampını potansiyel hedef olarak belirlemiş olsa da gözler Nablus'taki Balata Mülteci Kampı'na çevrilmiş durumda.

rgthyu
İsrail askerleri, çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Balata Mülteci Kampı'na düzenlenen baskın sırasında Filistinlileri gözaltına alıyor. (AFP)

Yedioth Ahronoth gazetesine göre güvenlik kurumu, yeni bir mülteci kampının işgaline yönelik planların hazır olduğunu doğruluyor. En güçlü adayın Balata Mülteci Kampı olduğu belirtilirken, asker sayısındaki yetersizlik, kaynak eksikliği ve ordunun farklı cephelerde yoğun şekilde görev yapması nedeniyle henüz karar alınmadığı ifade ediliyor.

Gazete, Netanyahu ile Savunma Bakanı Katz'ın operasyonların genişletilmesini istediğini, ancak güvenlik kurumlarının değerlendirmelerine göre yeni bir mülteci kampının işgalinin yakın vadede uygulanmasının beklenmediğini yazdı.

Habere göre bu fikir yeni değil. İsrail Merkez Komutanlığı, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'e yılın başından bu yana Kalandiya, Celazun ve Nablus'taki Balata kamplarının işgal edilmesini öngören planlar sundu. Bu üç kamp arasında kapsamlı bir operasyon düzenlenmesi hâlinde en güçlü aday Balata olarak görülüyor.

Batı Şeria'nın en büyük kamplarından biri

Batı Şeria'nın en büyük mülteci kamplarından biri olan Balata'nın öncelikli hedef olarak görülmesinin nedeni, İsrail ordusunun Nablus kentinde zaten önemli ölçüde operasyonel kontrol sağlamış olması ve bölgede hareket serbestisini korumak istemesi.

Son dönemdeki güvenlik olaylarının merkezinde de Balata Kampı bulunuyor.

Yedioth Ahronoth, kampın işgaline yönelik operasyon planlarının ve uygulanma yöntemlerinin hazır olduğunu ancak bunun büyük askeri güç, ciddi kaynak ve kapsamlı operasyonel hazırlık gerektirdiğini yazdı.

Haberde, görevin yalnızca kampın ele geçirilmesiyle sınırlı olmadığı, sonrasında bölgede kalıcı askeri varlığın sürdürülmesinin de zorunlu olduğu ve bunun ordu üzerindeki yükü önemli ölçüde artırdığı vurgulandı.

Gazeteye göre Gazze Şeridi'nde devam eden operasyonlar, Güney Lübnan'daki tampon bölgede görev yapan iki askeri tümen ve İran'la yaşanan gerilim nedeniyle bu plan şimdilik rafa kaldırılmış durumda.

Planın uygulanıp uygulanmayacağını ise önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler belirleyecek.

Batı Şeria İsrail için karmaşık bir cephe

Batı Şeria uzun süredir İsrail açısından diğer cephelere kıyasla çok daha karmaşık bir güvenlik alanı olarak görülüyor.

Son dönemde İsrailli yerleşimcilerin sahadaki rolünün belirgin biçimde artması bu karmaşıklığı daha da derinleştirdi.

Yedioth Ahronoth'un bir podcast yayınında, yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarındaki artış, evleri ve camileri ateşe vermeleri ile mülklere zarar vermeleri ele alındı.

Gazete, Batı Şeria'da yeni yerleşim noktalarının sayısındaki artışın güvenlik risklerini büyüttüğünü belirtti. Habere göre savaşın başlamasından bu yana bölgede 170 yeni hayvancılık amaçlı yerleşim noktası kuruldu ve bunların tamamı gerilimi tırmandıran unsurlar hâline geldi.

Yerleşimcilerin saldırılarının büyük bölümü de artık bu yerleşim noktalarından gerçekleştiriliyor.

"Tepe gençliği" saldırıları

"Tepe Gençliği" (Hilltop Youth) olarak bilinen radikal yerleşimci gruplar Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine neredeyse her gün saldırılar düzenliyor.

Bu durum hem ordunun yükünü artırıyor hem de zaman zaman yerleşimcilere destek verdiği veya saldırıları görmezden geldiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, son operasyon öncesinde iç istihbarat servisi Şin Bet ve polisle birlikte "milliyetçi suçlarla" mücadele edeceklerini açıklamış, bu eylemlerin kabul edilemez olduğunu ve İsrail'in güvenliğine zarar verdiğini söylemişti.

İsrail Merkez Komutanlığı Komutanı Avi Blot da Batı Şeria'daki "Yahudi terörünü" ve şiddet olaylarını kınamıştı.

Yerleşimci şiddeti, ABD'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı.

Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu Başkanı Müeyyed Şaban, Temmuz ayında İsrail ordusu ve yerleşimcilerin Filistinlilere, topraklarına ve mallarına yönelik toplam 2 bin 256 saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Şaban'ın verdiği bilgilere göre bunların 1.458'i İsrail ordusu, 798'i ise yerleşimciler tarafından gerçekleştirildi.

Yılbaşından bu yana yerleşimciler tarafından 21 Filistinli öldürüldü. İsrail güvenlik kurumları da bu tablonun Batı Şeria'da geniş çaplı bir patlamaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.


İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)

Ramallah kenti yakınlarındaki Umm al-Kheir köyünün eteklerinde yaşayan Hacer ve Reşid Hathlin kardeşler, her zaman mahallelerinden okullarına gidiyordu. Ancak bu hafta, İran’la savaşın başlamasından bu yana ilk kez eğitimin yeniden başlamasıyla birlikte, iki Filistinli kardeşin köy merkezine giden yol dikenli tellerle kapatıldı.

Filistinli sakinlerin Associated Press’e (AP) yaptıkları açıklamalarda İsrailli yerleşimciler söz konusu telleri gece saatlerinde yerleştirdi. Filistinliler, bu geçici çitin, yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın bir bölümünde kontrol alanlarını genişletmeye yönelik son girişimi olduğunu belirtiyor. Bölgede devlet destekli yıkımlar, kundaklamalar ve sabotajların düzenli olarak yaşandığı, yerleşimci şiddetinin ise nadiren yargılandığı ve zaman zaman ölümcül boyutlara ulaştığı ifade ediliyor.

Köy sakinlerinin yaşadığı zorluklar, 2024 yılında Oscar ödülü kazanan “No Other Land” adlı belgeselde de ele alınmıştı. Ancak bu tanınırlığın, kan dökülmesini durdurmak ya da toprak gasplarını sınırlamak konusunda kayda değer bir etkisi olmadığı belirtiliyor. Filistinliler, İsrail’in İran’la süren savaşın yarattığı ortamı kullanarak bölgedeki kontrolünü daha da sıkılaştırdığını; yerleşimci saldırılarının arttığını ve ordunun savaş gerekçesiyle güvenlik iddiasıyla hareket kısıtlamalarını artırdığını dile getiriyor.


İsrail’in gece saatlerinde Beyrut’a düzenlediği hava saldırıları ve yeni tahliye uyarıları

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

İsrail’in gece saatlerinde Beyrut’a düzenlediği hava saldırıları ve yeni tahliye uyarıları

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

İsrail, pazartesi gecesi ile salı sabahı arasında, Beyrut’un güney banliyölerine yedi hava saldırısı düzenledi. Bugün sabaha karşı ise Beşamun kasabasına yapılan saldırıda iki kişi hayatını kaybetti, beş kişi de yaralandı.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın (NNA) aktardığına göre, düşman savaş uçakları gece boyunca Beyrut’un güneyinde şu bölgeleri hedef aldı: Bi’ru’l-Abd, Roueiss, Haret Hreik, Seyyid Hadi Nasrallah Otoyolu, Saint Therese, Burc el-Baracne ve Kifaat.

İsrail savaş uçakları bu sabah el-Gassaniye kasabasını hedef aldı. Farklı saldırılar sabaha karşı, Zefta’daki bir evi tamamen yıktı ve ayrıca Sarbin, Haris, Tayr Duba, Reşaf, Deyr Antar ve Tulin kasabalarına hava saldırıları düzenlendi. Saldırılarda ayrıca bazı petrol istasyonları hedef alındı; saldırılardan önce İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından tahliye uyarısı yapıldı.

Adraee, sabah saatlerinde Maşuk, Sur ve Burc eş-Şimali bölgelerindeki belirli binaların sakinlerine acil tahliye çağrısı yaptı.

X platformunda yaptığı açıklamada Adraee, “Hizbullah faaliyetleri İsrail ordusunu sert önlemler almaya zorluyor… Sivil halka zarar vermek istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e yönelik roket saldırıları başlatmasının ardından yeniden tırmandı. Bu saldırılar, İsrail’in İran Dini Lideri’nin öldürülmesine yönelik yürüttüğü hava operasyonlarına yanıt olarak gerçekleşti. Lübnan yetkililerine göre, İsrail’in ülke genelinde düzenlediği hava saldırıları sonucu binin üzerinde kişi hayatını kaybetti ve bir milyondan fazla kişi yerinden edildi.