El-Burhan'ın kuşatma duvarını kırdıktan sonra önüne çıkan senaryolar

Bu senaryolar, savaşı durdurmaktan İslamcıları kovmaya ya da onlarla ittifaka devam etmeye kadar uzanıyor.

Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
TT

El-Burhan'ın kuşatma duvarını kırdıktan sonra önüne çıkan senaryolar

Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 

Sudanlılar, Ordu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan'ın Genel Komutanlık Karargahı’ndan kurtulduktan sonra atacağı ilk adım hakkında çelişkili ve çatışmalı görünen spekülasyon ve analizleri tartışıyor. Burhan, karargâhtan çıktıktan sonra savaşı durdurmak için rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile anlaşma imzalayacak mı? Yoksa eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir liderliğindeki İslamcı rejimin destekçileri tarafından desteklenen ‘isyancı milisler’ ortadan kaldırılıncaya kadar ordunun konumunu güçlendirmek için savaşı sürdürüp karargâhtan kurtuluşundan kaynaklanan manevi zaferden mi yararlanacak?

Spekülasyonlar, ordu liderliği ile Müslüman Kardeşler ve eski rejimin destekçileri tarafından temsil edilen savaşın sürdürülmesinin ana savunucuları arasında bir kopuş veya onlarla bir çatışmaya girmeyi bekleyen iyimser analistler arasında dönüp dolaşırken, diğer analistler Burhan'ın fırsatı değerlendireceğine ve ordunun savaş pozisyonunu güçlendirerek savaşı sürdürmeye yönelik adımlar atacağına inanıyor. Bunu yaparken HDK tarafından kuşatıldığı Genel Komutanlık Karargahı’ndan kurtuluşunun sağladığı ‘psikolojik destek’ ve moralden yararlanacağı düşünülüyor.

Acaba Burhan, Hartum'un merkezindeki Genel Komutanlık Karargâhı sığınaklarında geçirdiği 4 aydan fazla sürenin ardından hangi yön ve senaryoları benimseyecek?

Ordunun kontrolü

Yüksek Stratejik ve Güvenlik Çalışmaları Akademisi Danışmanı emekli Tümgeneral Mutasım Abdulkadir Hasan, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Burhan'ın silahlı kuvvetleri komuta etmesinin yanı sıra bir ‘Devlet Başkanı’ olduğunu, dolayısıyla bir başkan olarak sorumluluklarını tüm Sudan topraklarında yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Hasan, Burhan için liderin görevlerinin önemli bir parçası olan ordu yönetimi ve liderliği dışında kalan güçleri de denetlemesi gerektiğini söyledi.

Tümgeneral Hasan’a göre bu durum, yani Burhan'ın kurtuluşu, nasıl olduğuna bakılmaksızın silahlı kuvvetlerin bölge üzerindeki kontrolünü teyit etmekle beraber şartlar nasıl gerektiriyorsa ona göre başkentin herhangi bir yerinde hareket ettiğini de ortaya koyuyor. HDK’nin başkenti neredeyse tamamen kontrol ettiği iddiası da böylece boşa çıkıyor.

Askeri uzman, isyan ve etkilerinin tamamen ortadan kaldırılmasından, dahası hayatın normale dönmesinden önce Sudan dosyalarına dikkatlerin yöneltilmesi çağrısında bulunan analizleri ‘erken’ olarak nitelendirdi. Askeri uzman, “Burhan'ın ağustos ortasında yaptığı konuşmada ifade ettiği de buydu” dedi. 

Sivil yönetim metodu

Siyasi analist Cemil Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Burhan'ın esaretten kurtulduktan sonraki yolu tek yönlü bir yoldur. Bu da askeri müdahalelerle lekelenmemiş demokratik sivil yönetime geçişin köprü noktasına bir ortaklık ile geri dönme yoludur” dedi.

Savaşın fitilini ateşleyen tarafın Müslüman Kardeşler olduğunu düşünen Fadıl, Müslüman Kardeşler için “Bazı liderlerinin ve eski başkan yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha'nın başka bir gün için güçlerini korumaları gerektiğine dair fetva verdiği eğitimli cihatçı kadroların çoğunu kaybederek savaşın faturasını ödemeleri gerekiyor” dedi.

Fadıl sözlerine şöyle devam etti: “İslamcılar, ordu ve HDK’yi kendilerini ilgilendirmeyen bir savaşa bulaştırdıklarından artık bu iki taraf arasında savaş durumunu resmen sona erdiren bir anlaşma imzalanması daha muhtemeldir. Ancak bana göre savaş sadece bu anlaşmayla durmayacak, aksine bir süre daha resmi ve düzenli askeri kurumun şemsiyesi dışında devam edecektir. Bu savaş, cihatçı Bera bin Malik Tugayı'nın bölükleri ve çeşitli saiklerle savaşmak, tüm ülkeyi geri dönüşü ve çıkışı olmayan bir iç savaşa sokmak adına ‘seferberler’ olarak bilinen kişiler tarafından yönetilecektir.”

Fadıl, kelimenin tam anlamıyla varoluşsal bir savaş yürüten İslamcı örgütün daha sonraki aşamada, dünyayı değiştirme arzusuyla yanıp tutuşan küresel terörist grupları kendine çekerek uluslararası ufuklara sahip bir savaş çıkarmasına karşı uyarıda bulundu. Fadıl, “Müslüman Kardeşler tarafından kendisine dayatılan gerekçeyle 4 aydan fazla bir süre ev hapsinde tutulan, bu süre zarfında da şahsi korumalarının tasfiye edilmesinin ardından kendi çabalarıyla iki suikast girişiminden kurtulan Burhan'ın, onlarla yeni bir yakınlaşma sürecine girecek güveni kalmadığına inanıyorum” diye ekledi. 

Savaşın yakın sonu 

Arap Sosyalist Baas Partisi (Sudan Bölgesi) ise Burhan'ın Genel Komutanlık Karargahı’ndan kaçışı, bu durumun savaş ve barış meseleleri üzerindeki önemi ve etkileriyle ilgilendi. Fadıl, sözcüsü olduğu Al-Hadaf gazetesi tarafından yayınlanan bir konuşmasında şunları söyledi: “Yorumlar esas olarak Burhan'ın kaçışının nasıl ya da hangi senaryo çerçevesinde gerçekleştiği ve bazı organizasyonların bir parçası olup olmadığı yönünde yoğunlaştı.”

Baas Partisi, sahadaki gerçeklerin, silahlı kuvvetlerin pozitif savunma stratejisiyle Omdurman şehrinin geniş bölgelerinde zaferini genişlettiği askeri operasyonların sonucunu görmezden gelemeyeceğine inanıyor. Aynı şekilde Hartum'daki Zırhlı Kuvvetler Komutanlığı, Omdurman’daki Mühendisler Birliği ve Wadi Sayidna Karargahı’ndaki mevzilerine HDK tarafından tekrarlanan saldırılar karşısındaki karşı koyuşunun yanı sıra yayılımının azalmasının da sahadaki gerçekler tarafından göz ardı edilemeyeceğini düşünüyor. Parti tarafından yapılan açıklamada “Tarafların bakış açıları ne olursa olsun, Burhan'ın kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, savaşın yakın bir zamanda sona ereceği noktasında birleşiyorlar” ifadeleri yer aldı.

Çerçeve anlaşmasının imzalanmasından kısa bir süre önce Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) doğan parti, savaşın durdurulmasının acil bir halk talebi haline geldiğini ve bunun elde edilememesinin ulusal sorumluluğun üstlenilmemesinden kaynakladığını ifade etti. Aynı zamanda halkın arzularına ve meşru isteklerine karşı bir ihanet olduğunu açıkça ortaya koydu. Parti, “Cidde'de devam eden müzakere sürecinin yavaşlığı ve belki de bocalaması sadece savaşan tarafların çatışmaları sona erdirme, savaşı durdurma konusundaki isteksizliği ve ciddiyetsizliğinden değil aynı zamanda sivil, siyasi, sosyal ve profesyonel güçlerin savaş karşıtı cepheyi inşa ederek savaş güçlerini kuşattıktan sonra taraflara koşulsuz olarak savaşı durdurmaları için baskı yapmaktan aciz olmasından kaynaklanmaktadır” diye ekledi.

yhj
Çatışmalar devam ederken Hartum'dan toplu kaçış sürüyor. (AFP) 

Parti, siyasi, sivil ve profesyonel güçleri, savaş tehdidi altındaki ülkeye karşı sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmek için “yeteneklerine ve kitlelerinin kabiliyetlerine olan güvenlerini” yeniden tesis etmeye çağırdı. Aynı şekilde siyasi güçleri zayıflatıp bölerek halkın iradesini ve özlemlerini yansıtmayan çözümlerle onlara emirler dayatmak için ortam hazırlayıp ömürlerini uzatma girişimlerini durdurmaya davet etti.

Zorluklar ölçüsünde yeni bir hükümete doğru

Orduya yakın siyasi analist Tahir Sati ise Burhan'ın çıkış sürecinin İslamcılarla ilgili değil, ayrılmadan önce devlet yönetiminde yeni bir aşama başlatmakla ilgili olduğunu ifade etti. Sati, “Bana öyle geliyor ki son zamanlarda yaşanan çatışmalar uzun zaman önce planlanmıştı ve operasyon sahasında tam bir değişikliğe yol açarak yeni bir olguya zorladı. Milisler, geçtiğimiz aylarda olduğu gibi artık ulusal güvenlik ya da askeri kurumlar için bir tehdit değil, sadece bölgesel güçlere dönüştüler” ifadelerini kullandı.

Yaşanan olayların Burhan'ı zorluklar ölçüsünde bir hükümet kurmaya zorlayan yeni bir olgu yaratacağını varsayan Sati, “Benim tahminime göre bu durum, Burhan'ın operasyon sahasından -ki ben buna çıkış demiyorum- Atbara, Port Sudan ya da diğer güvenli Sudan eyaletlerindeki devlet yönetimi alanlarına geçmesinin ana nedenidir. Geçtiğimiz aylarda sadece Başkomutan olarak görev yapan Burhan artık sadece Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı değil, aynı zamanda Egemenlik Konseyi Başkanı’dır” dedi.

Sati, “Şimdi Burhan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı oldu. Önümüzdeki günlerde sahada çalışmaya devam etmesinin yanı sıra devlet ve hükümet yönetiminde yeni bir dönemin başlayacağına inanıyorum. Ayrıca uygulamaya geçirmek istediği yeni kapasitenin ortaya çıkmasını bekliyorum” dedi.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.