Kerkük'te ‘isyanlar’ ve iç savaş uyarıları

Kerkük'te Kürt partisi genel merkezinin taşınması konusundaki anlaşmazlık nedeniyle huzursuzluk yaşanıyor.

Erbil-Kerkük arasında kapanan anayol 3 Eyül’de yeniden trafiğe açıldı. (AFP)
Erbil-Kerkük arasında kapanan anayol 3 Eyül’de yeniden trafiğe açıldı. (AFP)
TT

Kerkük'te ‘isyanlar’ ve iç savaş uyarıları

Erbil-Kerkük arasında kapanan anayol 3 Eyül’de yeniden trafiğe açıldı. (AFP)
Erbil-Kerkük arasında kapanan anayol 3 Eyül’de yeniden trafiğe açıldı. (AFP)

Shelly Kittleson

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil ile Kerkük arasındaki ana yol, çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği şiddet olayları sonrası bir haftalık kapanmanın ardından, 3 Eylül sabahı yeniden trafiğe açıldı.

Irak'ta federal güçlerin Kürt siyasi partisinin genel merkezine geri verilmesi planı üzerindeki anlaşmazlık, Irak'taki yerel topluluklar arasında, özellikle Bağdat merkezli hükümet ile Erbil merkezli bölgesel hükümet arasında ihtilaflı bölgelerde devam eden güven eksikliğini gösteriyor.

Şiddetin patlak vermesinin ardından Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Kerkük şehrinde sokağa çıkma yasağı uygulanması ve ayaklanmalardan ‘etkilenen bölgelerde geniş çaplı güvenlik operasyonları yürütülmesi’ emrini verdi. Ardından 3 Eylül'de binaların Irak Kürdistan bölgesinin en büyük partisi olan Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) devrinin ertelenmesi kararı alındı ​​ve sokağa çıkma yasağı kaldırıldı.

IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, X (eski adıyla Twitter) sosyal medya platformunda, Kerkük'te demokrasi ve barışçıl birliktelik değerlerine karşı yapılan eylemleri ‘şiddetle’ kınadığını ifade etti. Ayrıca, kurbanlara derin taziyelerini dile getirerek ‘Kürt vatandaşlarının öldürülmesine ve yaralanmasına neden olan şovenist saldırıları’ kınadı.

‘Etnik savaş’ konusunda uyarmış ve öldürülmeden önce sükûnet çağrısında bulunmuştu

Gece yaşanan olaylarda yaşamını yitirenlerden Kürt vatandaşı Hawkar Abdullah, o günün erken saatlerinde yerel televizyon kanalı ‘Kurdistan24’e röportaj vermişti.

Abdullah yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

Kürt liderlerine sesleniyorum; durumun sakinleşmesi için bir çağrı yapılmalı. Böyle giderse etnik çatışma yaşanır. Kerkük'ün bir Kürdistan şehri olduğu tüm dünyaya kanıtlandı. Türkmen ve Araplar karıştırıyor. Kerkük Kürdistan şehridir ve Kürtler huzuru korumaya çalışıyor. Onlar durumu bozmak istiyor.

Daha sonra, Abdullah'ın, vurulmasının ardından kanlar içinde kalan beyaz bir gömleği giydiği fotoğrafları internette yayıldı. Bu fotoğraflar, Abdullah'ın daha önceki yıllarda Kürt peşmerge kıyafetleriyle çekilmiş fotoğraflarıyla birlikte paylaşıldı.

Haberlerde, Abdullah'ın IKBY’nin ikinci en büyük partisi olan Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) ile bağlantılı resmi Peşmerge saflarında bir savaşçı olduğu bildirildi.

Hükümet, Irak genelinde ana işveren konumunda. Geniş kapsamlı bir kamu sektörüne sahip olmasıyla ancak maaş ödemelerinde gecikmesiyle biliniyor. Bölgesel ve federal güçlerdeki pek çok asker genellikle zorunluluktan dolayı birden fazla işte çalışıyor.

Abdullah, röportajda, şiddet olaylarının yaşandığı şehirdeki Rahimawa yakınlarındaki Arafa bölgesinin sakinlerinden olduğunu söylemişti. Arafa bölgesi, petrol zengini şehrin kuzeyinde yer alıyor. Bölge Kuzey Petrol Şirketi tarafından 1940'larda işçileri için inşa edilmişti.

fverb
Kürt silahlı unsurlar, 3 Eylül'de Kerkük'ün eteklerinde KDP lideri Mesut Barzani'nin fotoğrafının yanında poz verdiler. (EPA)

Federal güvenlik güçlerine mensup bir kişi geçtiğimiz cumartesi gecesi Al-Majalla’ya, gençlerin araçları tahrip ettiği bir video gönderdi ve Abdullah'ın öldürülmeden önce aralarında olduğunu iddia etti. Majalla, videoda kurbanlar arasında olabilecek herhangi bir kimse tespit edemedi. Güvenlik görevlisi, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla geçtiğimiz pazar sabahı, gece boyunca 12 kişinin yaralandığını söyledi. Majalla’nın elde ettiği bilgilere göre, başka bir kaynak, gece boyunca çıkan silahlı çatışmalar ve diğer şiddet olaylarında yaralandığı iddia edilen 16 kişinin adını bildirdi Bu olaylar sırasında arabalara ateş açıldı, mülkler tahrip edildi ve şehirde gerginlik arttı.

Kerkük şehrinde sokağa çıkma yasağı uygulanması ve ayaklanmalardan ‘etkilenen bölgelerde geniş çaplı güvenlik operasyonları yürütülmesi’ emrini verdi.

En genç yaralı 16 yaşındayken, en yaşlısının yaşı 55’ti. Hastane kayıtlarında yer alan ve Majalla’ya gönderilen isimler, en az üç erkeğin öldürüldüğünü gösteriyor. İkisi ‘Peşmerge’ olarak kayıtlıyken, bir diğeri ise 20'li yaşlarındaydı. Kurdistan24 televizyon kanalı, yerel polis kaynaklarından birinin dört kişinin öldüğünü söylediğini aktardı. Daha sonra, dördüncü bir kişinin de aldığı yaralardan dolayı pazar sabahı öldüğünü duyurdu.

Medyada yakınlarının şu ifadelerine yer verildi: "Halk Seferberlik Güçleri onu sırf Kürdistan bayrağı taşıdığı için vurdu."

‘Kürdistan'ın Kudüs'ünde protesto

Göstericiler, geçtiğimiz pazar günü Erbil'i petrol zengini Kerkük'e bağlayan ana yolu kapatmış ve Kerkük'teki Müşterek Harekat Komutanlığı binalarının yakınına çadırlar kurmuştu.

Başbakan daha önce KDP tarafından kullanılan ve birkaç yıl önce birçok farklı federal gücün yer aldığı Müşterek Harekât Komutanlığı tarafından kullanılan binaları iade etme kararını iptal edene kadar yerlerinde kalacaklarına söz vermişlerdi.

Merkezi Erbil'de bulunan KDP, IKBY'nin en büyük siyasi partisi kabul ediliyor.

Bağdat'taki merkezi hükümet ve Erbil'deki bölgesel hükümet, Kürt Peşmerge güçlerinin kontrolü ele geçirdiği ve şehri DEAŞ saldırısına karşı koruduğu 2014 yılına kadar şehri ortaklaşa yönetiyordu. KDP, 2017'nin sonlarına kadar binayı kullandı. O yıl, Irak Kürdistan Bölgesi'nin bağımsızlığı için yapılan referandumdan sonra, merkezi hükümet tarafından şiddetle karşı çıkan federal kuvvetler ve İran destekli Şii milisler şehri ele geçirdi. KDP, daha sonra vilayetteki tüm operasyonlarını durdurdu.

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Kerkük şehri, uzun bir süredir gerginliğin odak noktası durumunda. Irak'ın petrole bağımlı olması farklı etnik ve dini toplulukları arasında iş birliğine ihtiyacı olması nedeniyle ülkenin istikrarı büyük ölçüde bu şehre bağlı. Sudani liderliğindeki mevcut hükümetin kurulmasıyla imzalanan anlaşmanın, KDP’nin Kerkük'e geri dönmesini öngören bir madde içerdiği söyleniyor.

sdfe
Sokağa çıkma yasağının 3 Eylül'de kaldırılmasının ardından Irak güvenlik güçleri Kerkük'te konuşlandı. (AFP)

IKBY hariç tüm bölgelerinde 18 Aralık'ta yapılması planlanan il seçimleri öncesinde genel merkezin 28 Ağustos'ta Kürt siyasi partisine devredilmesi planlanıyordu.

Son yerel seçimler, DEAŞ'ın ülkenin büyük bir bölümünü ele geçirmeden ve Irak'ın 2014-2017 yılları arasında terör örgütüne karşı savaş başlatmadan önce 2013 yılında yapılmıştı.

DEAŞ'ın topraklarını ele geçirmesi nedeniyle milyonlarca insan yerinden edildi. Irak'ta DEAŞ'ın resmi olarak yenilgiye uğratılmasının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen, hala bir milyondan fazla Iraklı göçmen olarak yaşıyor.

Kürtler, petrol bakımından zengin ve çok etnikli şehir üzerinde tam kontrole veya en azından çoğunluk kontrolüne sahip olmaları gerektiğine güçlü bir şekilde inanıyorlar. Birçok kişi, 1970'lerde eyalette başlatılan Araplaştırma programında değişiklikler yapılması gerektiğine ve bunun yanı sıra Irak'ın 2005 anayasasının bir parçası olarak bu yönde bir planın hiçbir zaman uygulanmadığına işaret ediyor.

Kürt lider ve eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani bir zamanlar Kerkük'ü ‘Kürdistan'ın Kudüs'ü’ olarak tanımlamıştı.

Kerkük şehri, uzun bir süredir gerginliğin odak noktası durumunda. Irak'ın petrole bağımlı olması farklı etnik ve dini toplulukları arasında iş birliğine ihtiyacı olması nedeniyle ülkenin istikrarı büyük ölçüde bu şehre bağlı.

2016 yılında, Eylül 2019’dan bu yana Irak Kürdistan Bölgesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Şeyh Cafer Şeyh Mustafa ile görüşmüştüm. Bu görüşme, DEAŞ'a karşı süren savaş sırasında Kerkük bölgesinde yapılmıştı. Şeyh Mustafa bana o zamanlar "Tüm Kürtler, çocukluklarından beri Hamrin Dağları'nın Kürdistan'ın sınırları olduğunu düşünür" demişti.

Hamrin Sıradağları, İran sınırındaki Diyala Valiliği'nden Kerkük bölgesinin güney kısmından geçen Selahaddin Valiliği'ne kadar uzanıyor. O dönemde Şeyh Cafer, Haşdi Şabi arasında disiplin ve birleşik liderlik eksikliğinin yanı sıra merkezi hükümetle olan zayıf koordinasyondan yakınıyordu.

Teslime kim karşı çıktı?

Majalla'nın iletişime geçtiği yerel kaynaklar, geçtiğimiz hafta yolun kapatılmasına katılanların çoğunun Şii liderliğindeki bir siyasi parti ve İran'la bağlantılı silahlı grup olan Asaib Ehlu'l-Hak’ın üyeleri veya destekçileri olduğunu iddia etti.

Bilgiler, Asaib Ehlu'l-Hak’ın 2016'dan beri Irak'ın Şii milis güçlerinden oluşan Haşdi Şabi'nin içinde tugaylar bulundurduğunu gösteriyor. Haşdi Şabi, 2014'te DEAŞ'a karşı savaşmak için kuruldu, ancak on yıl önce de vardı ve Esas olarak 2003 işgalinden sonra Irak'ta ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçleriyle savaşıyordu. Asaib Ehlu'l-Hak’ın İran'dan finansman ve destek aldığı biliniyor.

nhhn
Kerkük'te 3 Eylül'de yaşanan olaylarda öldürülen Hüseyin Sabir'in yakınları. (EPA)

Kerkük'teki Kürt sakinler, teslim işlemine karşı çıkan ve yolu kapatan kişilerin bölgeden olmadığını iddia ediyor. Bu durum, zaten krizden muzdarip bir ekonomide yerel halk için çok fazla sorun yarattı.

IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, Kerkük'teki ‘zulüm gören Kürtlere’ sağduyulu olma şiddetten kaçınma, Kerkük'ün yerli Arap ve Türkmen vatandaşlarına ise yabancıların şehrin istikrarını bozmasına veya Kerkük'ün çeşitli halkları arasındaki barış ve uyumu bozmasına izin vermeme çağrısında bulundu.

Sosyal medyada, Kürt göstericilerin (genellikle ‘provokatör’ olarak tanımlanan) bir adamın pasaportunu sergilediği bir video yayıldı. Adam, Irak'ın Şii nüfusun çoğunlukta olduğu Maysan vilayetinde dünyaya gelmiş ve ülkenin en güneydoğusunda, İran sınırına yakın bir yerde bulunuyor. Videoda, adamın memleketini terk ettiğini ve yolu kapatan Asaib Ehlu'l-Hak grubuna dahil olduğu iddia ediliyor.

Son yerel seçimler, DEAŞ'ın ülkenin büyük bir bölümünü ele geçirmeden ve Irak'ın 2014-2017 yılları arasında terör örgütüne karşı savaş başlatmadan önce 2013 yılında yapılmıştı.

Kerkük bölgesindeki birçok Arap ve Türkmen yerel yetkili, teslim işlemini şiddetle eleştirdi. 26 Ağustos'ta, Kerkük Arap Koalisyonu, 2017'deki kanun uygulama operasyonunun, Kerkük vilayetindeki güvenlik durumunu iyileştirmede etkili bir rol oynadığını ve bunun hayatın her alanında olumlu bir yansıması olduğunu ve vilayetteki barışçıl birlikte yaşamanın güçlendirilmesine yol açtığını iddia eden bir açıklama yayınladı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

Kerkük vilayetindeki Müşterek Operasyonlar Komutanlığı Karargahı, kanun uygulama operasyonunun bir simgesidir ve bu karargahın, parti yetkililerinin binanın mülkiyetini kanıtlamadan boşaltılması, olumsuz bir mesaj göndermektedir.

Açıklamada bunun yanı sıra söz konusu adımın ‘güvenlik durumunu baltalayacağına’ dair endişeler uyandıracağı iddia edildi. “Bina devletin mülkiyetindedir ve Müşterek komutanlığın kullanımı için yerel hükümet tarafından restore edilmiştir" denildi.

Kerkük bölgesindeki Arap toplumu üyeleri de Kürt güçlerinin kendilerine ayrımcılık yaptığını iddia ederken, Kürt vatandaşlar da bazı Sünni Arapların DEAŞ'ı desteklediğini ve tüm topluma güvenmediklerini iddia ediyor.

Kerkük doğumlu ve 2010'dan beri Irak Parlamentosu üyesi olan Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi, geçtiğimiz cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, "Gösteriler barışçıl bir şekilde devam ederken, PKK ve İran'dan gelen teröristler Kerkük'ü kaosa sürükledi" ifadelerini kullandı.

Salihi, ayrıca "Müşterek Harekat Komutanlığı karargâhının statüsünün yerel seçim sonrasına bırakılmasını, böylece adli işlemlerin orada kararlaştırılmasını teklif ediyorum” dedi. Şiddetin artmasını önlemek için, yetkililer görünüşe göre Müşterek Operasyonlar Komutanlığı'nın şu an için binalarda kalmasına izin verdi. Ancak, bu kararın ne kadar süreceği veya başbakanın kararının aralık ayındaki oylamadan önce uygulanmasının daha fazla kargaşaya yol açıp açmayacağı henüz belli değil.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
TT

Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suriye’nin Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş’ın (Ebu Yahya) pazartesi gecesi aniden ayrılıp Dera iline doğru yola çıkmasının ardından, Suriyeli resmi bir kaynak, bu ayrılmanın ardından Cebel el-Arab'da Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri'nin kontrolündeki bölgelerden kaçanların olacağı tahminini açıkladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Suveyda Medya Müdürlüğü Medya İlişkileri Birimi'nden Kuteybe Azzam, Emir Hasan el-Atraş'ın şu anda Şam'da olduğunu ve önde gelen bir figür olarak ‘birçok gerçeği açıklığa kavuşturabileceğini ve Cebel el-Arab'da dengeleri değiştirebileceğini’ söyledi.

Azzam, Emir Hasan'ın ayrılmasını sağlayan taraftan bahsetmedi. Ancak Suveyda'nın Suriye devletinin kontrolü dışındaki bölgelerde izlenen politika nedeniyle geniş çaplı bir kaosa tanık olduğunu belirten Azzam, “Silahlar, suikastlar ve kaçırmalar yoluyla ulusal sesleri sindirme, şantaj ve susturma politikası izleniyor” diye ekledi.

dfvbdf
Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş (İnternet siteleri)

Öte yandan, Suveyda şehrinde ikamet eden Dürzi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a, ‘Emir Hasan'ın akrabalarının kendileriyle yaptıkları görüşmede, onun pazartesi günü evinden ayrıldığını, beraberindekilerin kendisine eşlik ettiğini ve daha sonra eve dönmediğini’ söylediklerini aktardı.

Edinilen bilgilere göre Dera kırsalından biri Emir Hasan’ı ağırladı ve Şam'a ulaşmasını sağladı.

Dürzi kaynaklar, Suriye hükümetiyle temas halinde olan isimsiz bir kişiden söz ederek, ‘Emir Hasan'ın ayrılmasının, Suveyda'daki krizi çözmek için yeni bir planın parçası olduğunu’ söylediler.

Suriye'nin güneyindeki Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Suveyda ilinden haberler yayınlayan internet siteleri, ‘Suveyda’nın önde gelen isimlerinden Emir Hasan el-Atraş’ın, ilin güneybatı kırsalından güvenli bir şekilde beraberindekilerin eşliğinde Dera’ya ulaştığını’ bildirdi.

sdcds
Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş ve Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri’nin Suveyda’da birlikte çekilmiş bir arşiv fotoğrafı

Aynı haber siteleri, Emir Hasan’ın Suveyda’dan çıkışını sağlayan taraf hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Aynı zamanda, olanları “Suveyda'da bu kadar önemli bir sosyal figürün dahil olduğu bir emsal” olarak nitelendirdiler. Emir Hasan, Atraş ailesinin geleneksel liderlerinden biri olarak kabul ediliyor ve yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan el-Atraş’ın Suveyda'dan, Şeyh Hicri ve ona bağlı Dürzi bir paramiliter grup Ulusal Muhafızlar, Dar 'Arra’nın bulunduğu Arra köyü de dahil olmak üzere Suveyda'nın büyük bir bölümünü kontrol ettiği bir dönemde ayrıldı. Bu gelişme, İsrail'in desteğiyle, Suveyda’da sözde ‘Başan Devleti’nin kurulması çabaları çerçevesinde Şeyh Hicri’nin, Şam'ın geçtiğimiz eylül ayında Suveyda krizini çözmek için ABD ve Ürdün’ün desteğiyle açıkladığı ‘yol haritasını’ ve Suveyda Valisi Mustafa Bakur tarafından daha sonra başlatılan çözüm girişimlerini reddetmesinin ardından yaşandı.

vcdv
Emir Hasan el-Atraş ile Suveyda Valisi Mustafa Bakur görüşmesinden bir kare, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suveyda’dan Dürzi kaynaklar, görüşmeleri sırasında Emir Hasan'ın ayrılmasının, Dar ’Arra’nın tarihi olarak Cebel el-Arab'da karar alma merkezi olması nedeniyle Şeyn Hicri'nin kontrolündeki bölgelerdeki statükoyu etkileyebileceğini belirttiler. Ayrıca tarihi olarak Suveyda'da siyasi liderliği temsil ederken, Şeyh Hicri Dürzilerin dini liderliğini temsil ediyor. Ancak bu, siyasi liderlikten daha düşük bir rütbe.

Kaynaklar, Dar ‘Arra’nın son derece sembolik bir yer ve Emir Hasan’ın da yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir figür olduğunu, ancak Suveyda’yı terk ettiğini, eğer bir açıklama yaparsa, kamuoyunda tanınan bir kişi olduğu için birçok gerçeği ortaya çıkarabileceğini ve dengeleri değiştirebileceğini söylediler. Suveyda'da büyük bir sosyal konuma sahip olan Emir Hasan, 1920'lerde Fransız sömürgeciliğine karşı Büyük Suriye Devrimi'nin lideri Sultan Paşa el-Atraş’ın torunu olduğundan Suveyda’nın yerel sosyal ve siyasi sahnesinde önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan, 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye liderliğine ve hükümetine açıkça destek verdi.

vcfv df
Emir Hasan el-Atraş'ın, en önde gelen Dürzi siyasi figürlerden biri olan dedesi Sultan Paşa el-Atraş'ın tablosunun yanında çektiği bir fotoğraf (İnternet siteleri)

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda’da geçtiğimiz yıl temmuz ayı ortalarında krizin patlak vermesiyle, çatışmaların sona ermesi ve insanların çatışmaya sürüklenmemesi çağrısında bulunarak, herkesi tatmin edecek bir çözüme ulaşmak için devlet, dini liderler ve bölgedeki önde gelen şahsiyetlerle iletişim kurulması gerektiğini vurguladı.

Şeyh Hicri ise Suriye'deki yeni rejime karşı çıkan bir lider olarak ortaya çıkıp Suveyda'daki bölgelerin kontrolünü ele geçirdiğinden beri, nüfuz alanındaki karar alma sürecini tekelleştirmeye çalışarak diğer Dürzi dini otoriteler (Şeyh Yusuf Cerbu ve Hamud el-Hanavi) ile kültürel ve entelektüel seçkin isimleri ötekileştirdi.

Dürzi kaynaklar, Dar ‘Arra'nın sembolik ve tarihi olarak Şeyh Hicri'nin ikamet ettiği ve Dürzi topluluğunun manevi merkezi olarak kabul edilen Dar Kanavat'tan daha yüksek bir otorite ve statüye sahip olduğunu belirtti.

Öte yandan Şeyh Hicri'nin destekçileri, Emir Hasan el-Atraş'ın Cebel el-Arab’tan ayrılışının ve Şam'a sığınmasının önemini küçümsedi. Gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilere göre Emir Hasan’a yönelik saldırı, bu konunun proje için ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Emir Hasan'ın Cebel el-Arab'dan ayrılırken, Suveyda İç Güvenlik Şefi Suleyman Abdulbaki Facebook hesabında, Suriye iç güvenlik güçlerinin ‘yakında’ Suveyda'ya gireceğini duyurdu ve operasyonun amacının ‘yok etmek değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve şehri korumak’ olduğunu açıkladı.


Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.