Rapor: İsrail ordusu, Hamas saldırısından bir gün önce istihbarat uyarısını görmezden geldi

İHA'lar 6 Ekim 2023'te bilgi topladı... Güney Komutanlığı bunu Hamas’ın rutin eğitimi olarak nitelendirdi

Han Yunus yakınlarında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ele geçirilen bir İsrail tankının üzerinde duran Filistinliler, 7 Ekim 2023 (DPA)
Han Yunus yakınlarında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ele geçirilen bir İsrail tankının üzerinde duran Filistinliler, 7 Ekim 2023 (DPA)
TT

Rapor: İsrail ordusu, Hamas saldırısından bir gün önce istihbarat uyarısını görmezden geldi

Han Yunus yakınlarında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ele geçirilen bir İsrail tankının üzerinde duran Filistinliler, 7 Ekim 2023 (DPA)
Han Yunus yakınlarında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ele geçirilen bir İsrail tankının üzerinde duran Filistinliler, 7 Ekim 2023 (DPA)

Times of Israel gazetesi, İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’a dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’ın saldırısını gerçekleştirmesinden ve Gazze’de savaşın patlak vermesinden 24 saatten kısa bir süre önce istihbarat topladığını aktardı. Haberde, Hamas’ın ertesi sabah bir eylem planladığı belirtildi.

Rapora göre istihbarat bilgileri, Gazze Şeridi üzerinde uçurulan insansız hava araçlarıyla (İHA) yürütülen bir istihbarat operasyonu aracılığıyla elde edildi. Operasyon, İsrail’in, esir Avera Mengistu’nun tutulduğunu düşündüğü bir tüneli koruyan Hamas üyelerine odaklandı.

 İsrail'in Gazze Şeridi'ni harap eden savaşı nedeniyle Gazze nüfusunun yüzde 70'inden fazlası geçici barınaklarda yaşıyor. (AFP)İsrail'in Gazze Şeridi'ni harap eden savaşı nedeniyle Gazze nüfusunun yüzde 70'inden fazlası geçici barınaklarda yaşıyor. (AFP)

Times of Israel gazetesi, psikolojik rahatsızlığı bulunan Avera Mengistu’nun 2014 yılında kendi isteğiyle Gazze Şeridi’ne girdiğini, ardından Hamas tarafından esir alındığını ve bu yıl şubat ayında ateşkes anlaşması çerçevesinde serbest bırakıldığını aktardı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre, İHA’larla yürütülen operasyon sırasında toplanan bilgilerden biri, net olmamasına rağmen bir ‘uyarı işareti’ olarak değerlendirildi ve İsrail ordusunun Güney Bölgesi Komutanlığı’na iletildi.

Times of Israel, KAN’a dayandırdığı haberinde, Güney Bölge Komutanlığı’nın bu bilgiyi büyük ölçüde önemsiz saydığını ve muhtemelen Hamas’ın bir eğitim faaliyetine işaret ettiğini, yakın bir saldırı sinyali olarak değerlendirmediğini bildirdi.

KAN ayrıca, 6 Ekim’deki operasyonun İsrail ordusu kayıtlarında yer almadığını belirtti. Öte yandan, bu ihmalin nedenine ilişkin açıklık bulunmadığı ifade edildi.

Bu ayın başında İsrail medyası, söz konusu istihbarat operasyonunu gündeme getirmiş, ancak kaynaklar operasyonun Mengistu ile ilgili herhangi bir istihbarat açılımı sağlamadığını ve Hamas tarafından olası bir saldırıya dair herhangi bir belirti ortaya koymadığını aktarmıştı.

Times of Israel’e göre bu rapor, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in yaklaşık iki hafta önce, 2018 yılından itibaren gelen ve Hamas’ın İsrail’e geniş çaplı bir saldırı planladığını gösteren istihbarat raporlarıyla ordunun başa çıkma konusundaki eksikliklerini incelemek üzere uzmanlardan oluşan bir komite atamasının ardından geldi. Bu konu, 7 Ekim 2023 saldırısı sonrası ordunun yaptığı ilk soruşturmalara dahil edilmemişti.

Karar, 7 Ekim’deki başarısızlıklarla ilgili iç soruşturmaları gözden geçirmek için görevlendirilen eski üst düzey subaylardan oluşan bir ekibin incelemesinin ardından alındı. Ekip, yapılan soruşturmaların çoğunun yetersiz olduğunu ve bazı dosyaların hiç araştırılmadığını, bunların başında da Hamas’ın saldırı planıyla ilgili istihbarat raporlarının bulunduğunu, söz konusu planın orduda ‘Eriha Surları’ kod adıyla anıldığını belirtti.

Şubat ayında yürütülen iç soruşturma, 7 Ekim saldırısından önceki istihbarat eksikliklerini değerlendirirken, İsrail ordusunun yıllar boyunca Hamas’ın geniş çaplı bir saldırı hazırlığında olduğunu gösteren bilgiler ve planlar aldığını ortaya koydu. Ancak ordunun bu planları gerçekçi ve uygulanabilir bulmadığı, oysa Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirilen saldırıya yönelik hazırlıklarını sürdürdüğü tespit edildi.



ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
TT

ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)

Washington'daki karar alma çevreleriyle yakın ilişkilere sahip iki Amerikalı uzman, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptına varılmasına yönelik işaretlerin artmasına rağmen, İsrail ile Hizbullah arasında halen devam eden savaşın yakın gelecekte sona ermesinin beklenmediğini değerlendirdi. Uzmanlara göre Lübnan, İsrail'in güvenlik kaygıları, Hizbullah'ın askerî rolü ve İran'ın bölgesel stratejisi arasında sıkışmış durumda bulunuyor.

Washington merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) Ortadoğu ekibi başkanı Kelly Campa ile RAND Corporation Ulusal Güvenlik ve Strateji Programları Direktörü Raphael Cohen, Şarku’l Avsat verdikleri demeçlerde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Lübnan ve İsrail hükümetleri arasında savaşın temel nedenlerini ele almak ve iki ülke arasında barış sağlamak amacıyla yürüttüğü arabuluculuk çabalarına rağmen çatışmaların farklı yoğunluk seviyelerinde devam edeceğini belirtti.

İsrail'in Hizbullah'a yönelik mevcut askerî operasyonlarının başlamasının üzerinden 100 günden fazla süre geçtiğini hatırlatan ve ABD askerî istihbaratında Albay Cohen, “Geri sayım 100 gün önce başlamadı. İsrail açısından bu, çok daha uzun bir mücadelenin parçası; ateşkes anlaşmalarıyla bölünen ayrı savaşlar dizisi değil” dedi.

dsvbht
Kelly Campa, Washington'daki Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nde Ortadoğu ekibinin başkanı (Şarku’l Avsat)

Cohen, İsrail'in kuzey sınırlarının güvenliğinden tamamen emin olana kadar Güney Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini düşündüğünü belirtti. Aynı zamanda İsrail'in Hizbullah'ı tamamen yenilgiye uğratmasının ya da İran destekli örgütün İsrail'i hedeflerinden vazgeçirmesinin düşük ihtimal olduğunu ifade ederek, “Uzun vadeli bir çatışmayla karşı karşıyayız. Taraflardan hiçbirinin nihai hedeflerine ulaşabilecek durumda görünmediği bir tablo söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan ve Levant bölgesi güvenliği üzerine çalışan Kelly Campa da benzer görüşler dile getirerek, çatışmanın yakın dönemde çözülemeyeceğini söyledi. Bunun temel nedeninin bölgesel politikalar ve özellikle İran'ın hesapları olduğunu belirten Campa, “Bu çatışmanın kısa sürede çözüleceğini düşünmüyorum. İran, bölgedeki ortaklarından birine yönelik herhangi bir Amerikan veya İsrail saldırısının daha geniş çaplı bir savaşı tetikleyebileceği bir gerçeklik oluşturmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

sdvghtyj
RAND Corporation'ın Strateji ve Ulusal Güvenlik Programları Direktörü (Şarku’l Avsat)

Campa'ya göre Tahran, Lübnan'daki gelişmeleri Washington ile yürüttüğü müzakerelerde elini güçlendirmek için kullanıyor. İran'ın, Levant bölgesindeki en önemli ortağı olmaya devam eden Hizbullah'ı korumaya çalıştığını belirten Campa, aynı zamanda Tahran'ın taviz vermek istemediği konuların görüşülmesini ertelemek için mevcut durumdan yararlandığını söyledi.

Askerî çözüm yeterli değil

Her iki uzman da askerî operasyonların tek başına kalıcı bir sonuç sağlayıp sağlayamayacağını sorguladı.

Cohen, İsrail'in elde ettiği bölgesel kazanımların Hizbullah'ın temel tutumunu değiştirmesinin zor olduğunu belirterek, “İsrail, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için yoğun çaba gösteriyor. Ancak Hizbullah mensubuysanız bunu kabul etmeye yatkın olmazsınız. Bu nedenle çıkmazdayız” dedi.

Güney Lübnan'daki köy, kasaba ve şehirlerde meydana gelen büyük yıkım konusunda Campa yorum yapmaktan kaçınırken, Cohen askerî operasyonların genellikle hassas ve hedef odaklı yürütüldüğünde daha etkili olduğunu söyledi.

Cohen, “Amaç yıkımın kendisi değil. Sorun, Hizbullah'ın onlarca yıl boyunca Güney Lübnan'daki yerel topluluklar ve altyapı içinde kök salmış olmasıdır” dedi. Bununla birlikte savaş sırasında askerî gereklilik konusunda ortaya atılan karşıt iddiaların bağımsız biçimde doğrulanmasının son derece zor olduğuna dikkat çekti.

Uzman, savaşın sonunda kesin bir zafer tablosu beklenmemesi gerektiğini de vurgulayarak, “Sonunda bir zafer geçidi olmayacak. En gerçekçi sonuç, çatışmaların tamamen sona ermesinden ziyade şiddetin azaltılmasıdır” ifadelerini kullandı.

Benzer şekilde Campa da İsrail'in ne zaman duracağının ancak siyasi bir uzlaşmayla cevaplanabilecek bir soru olduğunu belirterek, çatışmanın nihai olarak diplomasi yoluyla çözülebileceğini savundu.

Diplomasinin sınırları

Uzmanlar, İsrail ile Lübnan arasında devam eden görüşmelerin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte bunların sınırlı etkisine dikkat çekti.

Cohen, “Konuşuyor olmaları olumlu. Ancak bu çatışmanın önemli bir tarafı daha var: Hizbullah. Ve o müzakere masasında bulunmuyor” dedi.

Campa ise ABD arabuluculuğunda Washington'da Lübnan ve İsrail heyetleri arasında yürütülen doğrudan görüşmeleri “tarihî öneme sahip” olarak nitelendirdi. Ancak kalıcı bir anlaşmanın ancak Lübnan devletinin otoritesinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

fvhyju
Hizbullah destekçileri, ABD ve İsrail'in İran'a karşı askeri operasyonlarını protesto ederken İran bayrakları salladı (AP)

Önceki düzenlemelerin büyük ölçüde Hizbullah'ın davranışlarına bağlı olduğu için kırılgan kaldığını ifade eden Campa, kalıcı bir anlaşma için Lübnan devletinin otoritesini kullanabileceğine ve İsrail'in güvenlik kaygılarını giderebileceğine yönelik güven oluşturulması gerektiğini belirtti.

Birçok Lübnanlının İsrail'in gerçek rakibinin Lübnan hükümeti değil Hizbullah olduğunu düşündüğünü söyleyen Campa, buna karşın Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan temas kurulmasına sürekli karşı çıktığını hatırlattı.

Lübnan devletinin son bir yıl içinde otoritesini güçlendirmek ve Hizbullah'ın askerî varlığını sınırlandırmak yönünde adımlar attığını belirten Campa, bu çabaların önemli olduğunu ancak kalıcı bir çözüm için Lübnan, İsrail ve ABD arasında iş birliği gerektiğini söyledi.

İran faktörü

Cohen, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomasinin Hizbullah'ın geleceği sorununu çözebileceği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“İsrail'in yakın zamanda İran ile doğrudan müzakere edeceğini düşünmüyorum. Daha olası senaryo, ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler yürütülmesidir” diyen Cohen, kamuoyuna yansıyan görüşmelerin büyük ölçüde İran'ın nükleer programına odaklandığını, İran'ın bölgesel silahlı gruplar ağının ise geri planda kaldığını söyledi.

Bu nedenle olası bir anlaşmanın Hizbullah meselesine uzun vadeli bir çözüm getireceğinden kuşku duyduğunu belirten Cohen, İran'ın Hizbullah'ı hâlâ stratejik bir değer olarak gördüğünü ifade etti.

“Hizbullah belki de 7 Ekim 2023 öncesindeki kadar önemli değil; ancak Tahran'ın ondan vazgeçmeyeceği kadar değerli olmaya devam ediyor” dedi.

cdy6ujk
ABD Dışişleri Bakanlığı Genelkurmay Başkanı Daniel Hoeller, İsrail'in ABD Büyükelçisi Yehiel Leiter, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad ile birlikte, Washington DC'deki Dışişleri Bakanlığı merkezinde İsrail ve Lübnan heyetleri arasında gerçekleşen bir görüşmeden bir kare (AFP)

Yakın zamanda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın eski muhalifler ve müttefikleri kapsayan yeni bir ordu kurma çabalarını inceleyen bir rapora katkı sunan Campa ise, Donald Trump'ın önerilerine rağmen Suriye'nin Hizbullah'ı zayıflatma girişimlerinde önemli bir rol üstlenip üstlenemeyeceğini sorguladı.

Suriye hükümetinin ciddi iç sorunlarla mücadele ettiğini ve önceliğinin devlet kurumları ile güvenlik güçlerini yeniden inşa etmek olduğunu belirten Campa, “Şam'ın bundan daha büyük bir rol üstlenebileceğine şaşırırım” dedi.

Zorlu yol

Lübnan liderlerinin önündeki seçeneklere ilişkin değerlendirmelerinde her iki uzman da devlet kurumlarının güçlendirilmesinin ülke için en iyi uzun vadeli seçenek olduğu konusunda birleşti.

Campa, mevcut Lübnan yönetiminin geçmiş yıllarda hayal edilmesi zor olan zorlu meselelerle yüzleşmeye hazır göründüğünü belirterek, Lübnanlı yetkililere “baskılara rağmen bu çizgiyi sürdürmeleri” tavsiyesinde bulundu.

Cohen ise Lübnan açısından en olumlu senaryonun Hizbullah'ın savaştan ciddi ölçüde zayıflamış şekilde çıkması olduğunu söyledi. Böyle bir durumda Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin devlet otoritesini ülke genelinde daha fazla tesis edebileceğini ifade etti.

“Bu çatışmanın olumlu sayılabilecek tek yönü varsa, o da Hizbullah'ın Lübnan ordusunun daha fazla kontrol sağlamasına imkân verecek ölçüde zayıflayabilmesidir” dedi.

Bununla birlikte iki uzman da bu sonucun kesin olmadığını ve Lübnan'ın geleceğinin büyük ölçüde ülke dışındaki gelişmelere bağlı kalacağını kabul etti.

Şimdilik her ikisinin de üzerinde uzlaştığı nokta ise şu: Savaşın yakın zamanda sona ermesi beklenmiyor ve Lübnan, uzun süreli askerî çatışma ile İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan daha geniş bölgesel mücadelenin ortasında kalmaya devam ediyor.


İsrail ordusu: Güney Lübnan'da güçlerimizin yakınlarına iki mühimmat düştü

Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)
Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)
TT

İsrail ordusu: Güney Lübnan'da güçlerimizin yakınlarına iki mühimmat düştü

Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)
Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)

İsrail ordusundan bugün yapılan açıklamada, ülkenin kuzeyindeki birçok bölgede sirenlerin çalmasının ardından, Lübnan’ın güneyinde İsrail güçlerinin faaliyet gösterdiği bir alanın yakınına iki "mühimmat" düştüğünün tespit edildiği bildirildi.

Daha erken saatlerde ordudan yapılan bir diğer açıklamada ise İç Cephe Komutanlığı'nın, Lübnan'dan İsrail'in kuzeyindeki çeşitli yerleşim yerlerine füze atışlarının tespit etmesi üzerine önleyici bir talimat yayınladığı belirtilmiş ve bölge sakinlerine güvenli alanlara geçmeleri çağrısında bulunulmuştu.


İran, Kuzey Irak'taki "terörist grupları" hedef aldığını açıkladı

Irak Kürdistan'ının başkenti Erbil'in dışındaki bir petrol deposundan yükselen dumanı izleyen Iraklılar, (Arşiv-AFP)
Irak Kürdistan'ının başkenti Erbil'in dışındaki bir petrol deposundan yükselen dumanı izleyen Iraklılar, (Arşiv-AFP)
TT

İran, Kuzey Irak'taki "terörist grupları" hedef aldığını açıkladı

Irak Kürdistan'ının başkenti Erbil'in dışındaki bir petrol deposundan yükselen dumanı izleyen Iraklılar, (Arşiv-AFP)
Irak Kürdistan'ının başkenti Erbil'in dışındaki bir petrol deposundan yükselen dumanı izleyen Iraklılar, (Arşiv-AFP)

İran Devrim Muhafızları, Irak'ın kuzeyindeki Kürt Bölgesel Yönetimi sınırları içinde yer alan Süleymaniye'de, İran karşıtı olarak nitelendirdiği "terörist gruplara" ait merkezleri hedef aldığını açıkladı.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA, Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda, "İslam Devrim Muhafızları Ordusu, Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentinde konuşlu İran İslam Cumhuriyeti karşıtı terörist grupların karargâhlarını hedef aldı" ifadelerine yer verdi.

Özerk statüye sahip Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, İranlı Kürt muhalif grupların kamp ve üslerine ev sahipliği yapıyor. Tahran yönetimi bu grupları terör örgütü olarak tanımlarken, ABD ve İsrail'in çıkarlarına hizmet etmekle suçluyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Ortadoğu'da savaşın başlamasından bu yana İran, bölgede faaliyet gösteren Iraklı Kürt silahlı gruplara yönelik çeşitli saldırılar gerçekleştirdi.

Son olarak 22 Nisan'da, Kürt Bölgesi'nde konuşlu muhalif Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) mensubu üç savaşçı, insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen bir saldırıda yaralanmıştı. Parti, saldırıdan İran'ı sorumlu tuttu.