Kosova Başbakan Yardımcısı Bislimi: Protestolar Belgrad'dan yönetiliyor

Kremlin ise NATO barış güçleriyle çatışan Sırp eylemcilerin "barışçıl şekilde haklarını aradığını" savundu

Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)
Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)
TT

Kosova Başbakan Yardımcısı Bislimi: Protestolar Belgrad'dan yönetiliyor

Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)
Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)

Kosova'da Sırp protestocuların, polis ve NATO birlikleriyle çatıştığı gösterilerin yankıları sürüyor.

Kosova'nın kuzeyinde yer alan ve Sırpların çoğunlukta olduğu İzveçan'da pazartesi günü yaşanan eylemlerde, polis ve NATO barış gücü birlikleri (KFOR) Sırp göstericilere karşı biber gazı ve ses bombası kullandı. 

KFOR ise eylemlere müdahale sırasında aralarında İtalyan ve Macar askerlerin yer aldığı 30 kişinin yaralandığını açıkladı. 

Belediye seçimlerine tepki

Protestolar, geçen ay Kosova'nın kuzeyindeki 4 belediyede yapılan tartışmalı yerel seçimlerin ardından patlak verdi. Bölgenin ağırlıklı nüfusunu oluşturan Sırpların boykot kararına rağmen düzenlenen seçimlerde katılım yüzde 4'ün altına kadar düşmüş, belediyeleri Arnavutlar kazanmıştı.

Geçen cuma günüyse yeni seçilen Arnavut belediye başkanları, Kosova polisinin de yardımıyla görevi devralmak üzere belediye binalarına girdi. Sırplar, yeni belediye başkanlarının görevi devralmalarına engel olmaya çalışsalar da Kosova polisinin müdahalesiyle karşı karşıya kaldı.

Bunun üzerine Sırplar, pazartesi günü bölgedeki belediye binalarının önünde toplanarak yeni gösteriler düzenledi. Şiddetli gösterilerde Sırp eylemciler, KFOR ve Kosova polisiyle çatıştı. 

"Protestolar Belgrad'dan yönetiliyor"

Kosova'nın Avrupa Entegrasyonu, Kalkınma ve Diyalogdan Sorumlu Birinci Başbakan Yardımcısı Besnik Bislimi, Independent Türkçe'ye yolladığı açıklamasında gösterilerin belediye seçimleriyle ilgisi olmadığını savunarak, eylemlerin Sırbistan'ın talimatıyla ve Kosova'daki Sırp Listesi partisi tarafından organize edildiğini ileri sürdü.

Bilsimi, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: 

KFOR'a, Kosova polisine ve gazetecilere karşı kullanılan şiddet, bunun bir yurttaş protestosu olmadığını kanıtlamıştır. Sırp Listesi aracılığıyla Belgrad'dan yönlendirilen bu saldırı, holiganlardan ve çeşitli suç unsurlarından gelen bir saldırıdır. Protesto onlar tarafından, tam da kendi kötücül hedefleri ve amaçları doğrultusunda suiistimal edilmiştir.

 "Yurttaşlar kendilerine hizmet eden, talep ve ihtiyaçlarına cevap veren belediye başkanları istiyor. Huzur ve sükunet, istikrar ve daha iyi bir yaşam istiyorlar" diyen Bilsimi, bölgedeki durumun normale dönmesi gerektiğini söyledi.

Kosova Başbakanı Albin Kurti liderliğindeki Kendin Karar Al Hareketi'nden Arnavut milletvekili Armend Muja da gösterilerin belediye seçimleriyle ilgili olmadığını savunarak, Sırpların çoğunlukta olduğu kuzey bölgelerinde "yasadışı yapılanmaların" oluşturulduğunu öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamadaysa Batı'nın eylemlerden Sırpları sorumlu tutarak bir propaganda yürüttüğü savunuldu. 

Düzenlenen belediye seçimlerinin meşru sayılamayacağının öne sürüldüğü açıklamada, protestoya katılan Sırpların "meşru hak ve özgürlüklerini barışçıl şekilde savunmaya çalıştığı" iddia edildi. 

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic de çatışmalardan Arnavut yönetimini sorumlu tutarak, "Kurti bölgeyi kan gölüne çevirmeye çalışıyor" dedi.

Vucic, Kurti yönetiminin Sırplarla NATO arasında çatışma çıkarmaya çalıştığını savunarak, 50'den fazla Sırp'ın gösterilerde yaralandığını söyledi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek, KFOR'a takviye için 700 askerin daha bölgeye gönderileceğini duyurdu. 

Sırbistan - Kosova sorunu

Kosova, 2008'de tek taraflı olarak Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmişti. Sırbistan ise ülkenin bağımsızlığını tanımayarak Kosova'nın kendi topraklarına ait olduğunu savunuyor.

Sırbistan - Kosova gerginliğinde NATO da kilit bir rol oynamıştı. Sırp güçleriyle bağımsızlık yanlısı Kosova Kurtuluş Ordusu arasında 1998'de başlayan çatışmalar, 1999'da NATO'nun 78 gün süren operasyonuyla son bulmuştu.

Şubatta bağımsızlığının 14. yılını kutlayan Kosova, şu ana dek Türkiye, ABD, İsrail ve birçok Avrupa Birliği ülkesi tarafından tanınırken, Rusya, Çin, Yunanistan, Ermenistan ve Bosna Hersek gibi ülkelerse bunu reddediyor.  

Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda 2011'de başlatılan Belgrad-Priştine Diyalog Süreci, ilişkilerin normalleşmesini ve nihayetinde iki ülkenin birbirini tanımasını amaçlıyor.

Independent Türkçe, CNN, Moscow Times, BBC



Elon Musk: Trudeau, Kanada'da ifade özgürlüğünü bastırmaya çalışıyor

Elon Musk (AA)
Elon Musk (AA)
TT

Elon Musk: Trudeau, Kanada'da ifade özgürlüğünü bastırmaya çalışıyor

Elon Musk (AA)
Elon Musk (AA)

Musk, X'te, söz konusu düzenlemenin yer aldığı bir gönderiyi alıntılayarak "Trudeau, Kanada'da ifade özgürlüğünü bastırmaya çalışıyor. Utanç verici." ifadeleriyle paylaştı.

Kanada Hükümeti, 29 Eylül'de, ülkede yayın hizmeti verenlerin, Radyo-Televizyon ve Telekomünikasyon Komisyonuna (CRTC) kayıt yaptırmasını gerektiren düzenlemeye ilişkin yazılı açıklama yayımlamıştı.

Açıklamada, sosyal medya ve podcast hizmeti sunan çevrim içi servislerin CRTC'ye kayıt yaptırması gerektiği belirtilmiş, sadece video oyunu ve sesli kitap hizmeti sunanların ise kayıt yaptırma zorunluluğu olmadığı bildirilmişti.


Endonezya'da "Güneydoğu Asya'nın ilk yüksek hızlı tren hattı" açıldı

Endonezya'da hızlı tren yıkanıyor (AFP)
Endonezya'da hızlı tren yıkanıyor (AFP)
TT

Endonezya'da "Güneydoğu Asya'nın ilk yüksek hızlı tren hattı" açıldı

Endonezya'da hızlı tren yıkanıyor (AFP)
Endonezya'da hızlı tren yıkanıyor (AFP)

Endonezya'nın başkenti Cakarta ile Bandung kentini birbirine bağlayan "Güneydoğu Asya'nın ilk yüksek hızlı tren (YHT) hattı"nın açılışı gerçekleştirildi.

The Jakarta Post gazetesinin haberine göre, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ortaklığında başlatılan Cakarta-Bandung YHT Hattı'nın açılışını Devlet Başkanı Joko Widodo yaptı.

Widodo, açılış töreninde, çıkardığı sesten esinlenerek trene "Whoosh" ismini verdiklerini söyledi.

Trenin ulaşabildiği en yüksek hızın saatte 350 kilometreyi bulduğunu belirten Widodo, projeyi "çevre dostu toplu taşımacılığın modernizasyonu" olarak nitelendirdi.

Büyük bir kısmını Çin'in finanse ettiği, maliyeti 7,3 milyar doları bulan hat, başkent Cakarta ile Bandung kentini 142 kilometrelik demir yoluyla birbirine bağlıyor.

İnşasına 2015'te başlanan Güneydoğu Asya'nın ilk YHT projesinin yüzde 75'i Çin Kalkınma Bankasından alınan krediyle finanse edildi.


Fransa'da TotalEnergies hakkında "Afrika'da iklim değişikliğini körüklemekten" suç duyurusu

(AA)
(AA)
TT

Fransa'da TotalEnergies hakkında "Afrika'da iklim değişikliğini körüklemekten" suç duyurusu

(AA)
(AA)

Le Monde'un haberine göre Darwin Climax Coalitions, Sea Shepherd France, Wild Legal ve Stop EACOP-Stop Total adlı 4 çevreci dernek, TotalEnergies'yi ortağı olduğu Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı (EACOP) ile "çevreye zarar vermek" ve "iklim değişikliğini körüklemek" suçlamasıyla savcılığa şikayet etti.

Derneklerin suç duyurusunda "küresel felaketle mücadeleden kaçınma", "başkalarına ait mülkleri tahrip ederek insanlar için tehlike oluşturma" ve "taksirle ölüme sebebiyet verme" suçlamaları yer aldı.

TotalEnergies'ten yapılan açıklamada, şikayetten haberdar olunmadığı ve şirkete hangi suçlamaların yöneltildiğinin bilinmediği kaydedildi.

Açıklamada gerekli olduğu takdirde suçlamalara karşı mahkemede savunma yapılacağı bildirildi.

Geçen yıl ön soruşturma açılması kararlaştırılmıştı

TotalEnergies, geçen yıl Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketinin (CNOOC), Uganda ve Tanzanya'nın dahil olduğu EACOP kapsamında 10 milyar dolarlık anlaşmaya varıldığını duyurmuştu. 96 kilometresi Uganda, 1147 kilometresi Tanzanya sınırlarında yer alacak boru hattının toplam uzunluğu 1443 kilometre olacak.

Şirket, Uganda'da da 2025'e kadar 400 petrol sondaj kuyusu açmayı hedefliyor.

Ülkede 3 çevreci derneğin 2020'de TotalEnergies hakkında iklim değişikliğiyle mücadele politikalarında aldatma yoluna gittiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine savcılık, Ocak 2022'de ön soruşturma açılmasına karar vermişti.


İsrailli başhaham "seküler Yahudilerin düşük akıllı olduğunu" söyledi

(AA)
(AA)
TT

İsrailli başhaham "seküler Yahudilerin düşük akıllı olduğunu" söyledi

(AA)
(AA)

İsrailli başhaham Yitzhak Yosef, ülkedeki sekülerlerin dini kurallara uygun "koşer gıda yemedikleri için daha düşük akıllı olduklarını" ve Ultra Ortodoks (Haredi) Yahudileri kıskandığını söyledi.

Başhaham Yosef'in söz konusu açıklamaları İsrail'in Kanal 13 televizyon kanalında yayımlandı.

Yosef, İsrail'de yaşayan seküler kesimin Yahudi dini kurallarına uygun "koşer yemek yemedikleri için zihinlerinin hasar gördüğünü, daha düşük akıllı olduklarını" savundu.

İsrail'deki seküler kesimin "dünyanın peşinde koştukları için hayattan keyif alamadığını" söyleyen haham Yosef, "Sekülerler, Haredileri, aileleri, çocukları ve bayramlarıyla görüyor ve kıskanıyor. Haredi kesime nefretleri bu kıskançlıktan geliyor." ifadelerini kullandı.

Muhalefetten tepki

Ana muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, haham Yosef'in ifadeleri üzerine X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

Haham Yosef, başhaham değil, orduda hizmet eden, hayatını bu ülke için riske atan, feda eden, çalışarak bu ülkeyi ayakta tutanlara hakaret eden ağzı bozuk bir kesimin hahamı olduğunu gösterdi.Bir konuda haklıydı, maaşını ödeyenlerin kendileri olduğunu hatırladıklarında sekülerler kendini biraz aptal hissetti.

Muhalefet liderlerinden Avigdor Lieberman da "İfadelerindeki tek aptalca unsur seküler kesimin senin gibi cahil birisinin maaşını ödemesi." şeklindeki paylaşımıyla hahama tepki gösterdi.

Harediler İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor

İsrail'de büyük çoğunluğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyon civarındaki ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor.

Ülkedeki Haredi Yahudilerinin büyük çoğunluğu Batı Kudüs'teki Meaşerim Mahallesi'nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor.

İsrail'de 1 Kasım'daki seçimlerden zaferle ayrılan Likud lideri Binyamin Netanyahu'nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri yer alıyor.

Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden Haredi Yahudilerin çoğu, orduda dinlerini yaşayacak uygun ortam bulunmadığı gibi gerekçelerle askerlik yapmayı da reddediyor.

Kadın ve erkekler için İsrail'de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat Kursları'nda (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor.

İsrail Maliye Bakanlığı ve Merkez İstatistik Enstitüsünün raporları, 2022'de seküler İsraillilerin Ultra Ortodoks Yahudilere göre 6 kat fazla vergi ödediğini ortaya koymuştu.


Tahran'dan Kafkasya uyarısı: Jeopolitik değişim tehlike getirir

Azerbaycan'ın operasyonuyla birlikte Karabağ'ı fiili olarak yöneten ayrılıkçılar yönetimi Bakü'ye devretmeyi kabul etmişti (Reuters)
Azerbaycan'ın operasyonuyla birlikte Karabağ'ı fiili olarak yöneten ayrılıkçılar yönetimi Bakü'ye devretmeyi kabul etmişti (Reuters)
TT

Tahran'dan Kafkasya uyarısı: Jeopolitik değişim tehlike getirir

Azerbaycan'ın operasyonuyla birlikte Karabağ'ı fiili olarak yöneten ayrılıkçılar yönetimi Bakü'ye devretmeyi kabul etmişti (Reuters)
Azerbaycan'ın operasyonuyla birlikte Karabağ'ı fiili olarak yöneten ayrılıkçılar yönetimi Bakü'ye devretmeyi kabul etmişti (Reuters)

Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'a yönelik operasyonunun yankıları sürerken, Ermenistan Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Armen Grigoryan, dün İran'ın başkenti Tahran'a bir ziyaret düzenledi.

Grigoryan, Tahran'da İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmedyan'la bir araya geldi.

Görüşme sonrası bir açıklama yapan Ahmedyan, bölgenin jeopolitiğinde yaşanacak değişimlerin, "güvensizlik ve istikrarsızlığı tetikleyebileceği" uyarısında bulundu.

Ahmedyan, İran'ın bölgede herhangi bir çatışmayı önlemek için komşularıyla işbirliğine hazır olduğunu belirtirken, "Bölge ülkeleri arasında açık ve yapıcı diyalog, bölgedeki halklar için sürdürülebilir güvenlik, dengeli kalkınma ve refahın yolunu açacaktır" ifadelerini kullandı.

Grigoryan ise yaptığı açıklamada, İran'ın Kafkasya'da barış ve istikrar için sunduğu katkıya dikkat çekti.

İki ülkenin güvenlik şeflerinin görüşmesi Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da Ermenistan destekli ayrılıkçı yönetime yönelik operasyonundan günler sonra geldi.

Tahran'ın, bölgede Azerbaycan'ın artan etkinliğinden rahatsız olduğu biliniyor. Operasyon öncesinde İran medyasına yansıyan haberlerde, Tahran'ın Azerbaycan yönetimine herhangi bir askeri harekata girişmemesi yönünde uyarı gönderdiği öne sürülmüştü.

İran yönetimi ayrıca komşularıyla olan sınırlarında bir değişikliği kabul etmeyeceğini ve buna doğrudan yanıt vereceğini duyurmuştu.

Ermenistan'la kara sınırı bulunan İran, Türkiye'yle Azerbaycan'ı birbirine bağlaması beklenen Zengezur Koridoru'na karşı çıkıyor ve koridorun oluşturulmasının İran'la Ermenistan arasındaki kara bağlantısını yok edeceğini savunuyor.

Independent Türkçe


Rusya'nın ilhak ettiği bölgelerdeki vatandaşlar, Kiev'in kontrolündeki topraklara dönüyor

(AA)
(AA)
TT

Rusya'nın ilhak ettiği bölgelerdeki vatandaşlar, Kiev'in kontrolündeki topraklara dönüyor

(AA)
(AA)

Ukrayna ile Rusya arasında 24 Şubat 2022'den beri devam eden savaşta geçen yıl insani koridor oluşturuldu.

Rusya'nın Belgorod bölgesindeki Kolotilovka köyü ile Ukrayna'nın Sumi bölgesindeki Pokrovka köyü arasında oluşturulan koridor üzerinden esir asker ve ölen askerlerin ceset değişimi yapılıyor, siviller geçebiliyor.

(AA)
(AA)

Rusya tarafından ilhak edilen bölgelerden Ukrayna ordusunun kontrolündeki topraklara gelen vatandaşlar, Sumi bölgesinde Ukrayna Güvenlik Servisi tarafından denetleniyor.

Gerekli kontrollerin ardından gönüllü ekiplerce başkent Kiev ile Harkiv kentine ulaştırılan siviller, Ukrayna'nın güvenli kent ve köylerine gidiyor.

Bölgede bulunan AA ekibi, sivillerin Harkiv'e tahliye sürecini görüntüledi ve süreç hakkında bilgi aldı.

(AA)
(AA)

"Gelenleri karşılayıp Harkiv'e getiriyoruz"

"Ukrayna'nın Yolu" yardım kuruluşunun başkanı Vitaliy Dmitryuk, AA muhabirine, Rusya'nın ilhak ettiği Kırım dahil olmak üzere Ukrayna'nın Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerinden vatandaşların Sumi bölgesindeki insani koridor üzerinden Kiev kontrolündeki topraklara döndüğünü söyledi.

Söz konusu vatandaşların ilk önce Rusya'ya gönderildiğini aktaran Dmitryuk, "Sivillerin, ilhak edilen bölgelerde Rusya'ya ulaştıktan sonra iki hafta içinde nereye gideceğine karar vermesi gerekiyor. Vatandaşlara ya Ukrayna'ya ya da dağıtım programı kapsamında Rusya'nın Tula, Dağıstan gibi uzak bölgelerine gönderilecekleri söyleniyor. Bu nedenle insanlar şok yaşıyor, ne yapacağını şaşırıyor. " dedi.

(AA)
(AA)

Böylece, bazı yardım kuruluşlarıyla ortaklaşa Rusya üzerinden Ukrayna'ya gelen vatandaşları Sumi'den başkent Kiev ve Harkiv'e tahliye ettiklerini anlatan Dmitryuk, söz konusu rotaların Ukrayna yönetimi tarafından belirlendiğini ifade etti.

Dmitryuk, "Gelenleri karşılayıp Harkiv'e getiriyoruz. Gerekli ödemeler yapıldıktan sonra insanları gidecekleri yerlere göre istasyonlara bırakıyoruz. İnsani koridor üzerinden günde 100 ila 150 arasında kişi geçiş yapıyor. Bunların 30 ila 40'nı biz karşılıyoruz. Ayda yaklaşık 600'e yakın kişiye yardımcı oluyoruz." diye konuştu.

(AA)
(AA)

"Rus ordusunu topraklarımızda istemiyoruz"

Ukrayna vatandaşlarından Gagauz Türkü Elena Guliyenko, Rusya tarafından ilhak edilen Luhansk bölgesindeki Alçevsk kentinden Rusya üzerinden Harkiv'e geldiğini söyledi.

Kendisinin Moldova'ya bağlı Gagauz Özerk Yeri'nin başkenti Komrat'ta doğduğunu belirten Guliyenko, "1988'de evlendim ve Alçevsk'e taşındım. 9 yıl işgal altında yaşadım. Çok zor bir süreçten geçtim. Ailem her şeyi kaybetti, çocuklarım sokakta kaldı. Onlar, Alçevsk'ten gitti. Onların orada kalmasını istemedim. Kendim de oradan çıkmak zorunda kaldım." dedi.

(AA)
(AA)

Rus pasaportunun alınması konusunda kendisine baskı yapıldığını ifade eden Guliyenko, şöyle devam etti:

Ne sözde Luhansk Halk Cumhuriyeti ne de Rus pasaportunu kabul ettim. Sistem öyle şekilde kurulu ki internet hizmetini ödemek için bile Rus pasaportuna sahip olmalısın. Rusya bizi her şeyden mahrum bıraktığı için Rus pasaportunu almak istemedim. Belgelerimi toparladım ve yola çıktım. Elde ettiğim her şey orada kaldı. Orada kayınvalide ve kayınpederin mezarları kaldı.

Guliyenko, Ukrayna'yı her zaman desteklediğini dile getirerek "Savaşta gençlerimiz ölüyor. Acımız çok büyük. Savaş çok korkunç bir şey. Ukrayna'ya destek çıkılması gerekiyor. Ukrayna çökerse savaşlar bitmez. Çünkü Ruslar silahlanacak. Rusya'da çok insan yaşıyor. Ukrayna'nın nüfusu yaklaşık 40 milyon ise Rusya'nın nüfusu 140 milyon. Bu nedenle Ruslar için insan hayatı önemsiz." şeklinde konuştu.

(AA)
(AA)

Luhansk bölgesindeki durum nedeniyle Moldova'da ölen anne babasının cenazesine bile gidemediğini söyleyen Guliyenko, Rus ordusunu topraklarında istemediklerini vurguladı.

Donetsk kentinden gelen Aleksandr da çocuklarla birlikte Harkiv'e geldiğini belirterek "Çocuklar bombalar eşliğinde hayatı sürdüremez. Lozova kentinde evimiz var. Oraya gideceğiz. O bölgede de çatışmalar devam ediyor. Oğlumuz bizi oraya götürecek." ifadelerini kullandı.


ABD uyuşturucu operasyonlarında Ekvador'a ordusunu sokacak

Cumhuriyetçi Crenshaw, Ekvador lideri Lasso'yla geçen hafta yapılan görüşmeden bir kare de paylaştı (Instagram / dancrenshawtx)
Cumhuriyetçi Crenshaw, Ekvador lideri Lasso'yla geçen hafta yapılan görüşmeden bir kare de paylaştı (Instagram / dancrenshawtx)
TT

ABD uyuşturucu operasyonlarında Ekvador'a ordusunu sokacak

Cumhuriyetçi Crenshaw, Ekvador lideri Lasso'yla geçen hafta yapılan görüşmeden bir kare de paylaştı (Instagram / dancrenshawtx)
Cumhuriyetçi Crenshaw, Ekvador lideri Lasso'yla geçen hafta yapılan görüşmeden bir kare de paylaştı (Instagram / dancrenshawtx)

Ekvador yönetimi, ülkedeki uyuşturucu operasyonlarına ABD ordusunun da katılabilmesi için Washington'la iki anlaşma imzaladı. 

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Dan Crenshaw, Washington Examiner haber sitesine yaptığı açıklamada, anlaşmaların Ekvador Devlet Başkanı Guillermo Lasso'nun geçen hafta çarşamba günü düzenlediği ziyarette imzalandığını belirtti. 

ABD Kongresi Meksikalı Uyuşturucu Kartelleriyle Mücadele Görev Gücü'nün başındaki Crenshaw, anlaşmalar kapsamında ABD ordusunun gerekli görüldüğü durumlarda hem karadan hem de denizden çıkarma yaparak operasyonlara katılabileceğini söyledi.

Cumhuriyetçi Crenshaw, ABD Donanması'na ait gemilerin, Ekvador kıyılarında Kolombiyalı kartellerin uyuşturucu kaçakçılığı için kullandığı kilit noktalarda konuşlandırılacağını da ifade etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı anlaşmaya dair açıklama yapmazken, bakanlıktan kimliğini paylaşmayan yetkililer, Washington Examiner'a sözleşmenin yapıldığını doğruladı.

Yetkililer, görüşmelerde Savunma Bakanlığı'nın yanı sıra İç Güvenlik Bakanlığı'ndan askeri görevlilerin ve Sahil Güvenlik'ten temsilcilerin yer aldığını söyledi.

Crenshaw, "Bu anlaşma, ülkeye doğrudan asker göndereceğimiz anlamına gelmiyor. Fakat artık bunu yapma yetkisine sahip olduğumuzu gösteriyor. Ayrıca Ekvador'un uyuşturucuyla mücadele sürecine daha fazla dahil olmamızı istediğine dair net bir mesaj da veriyor" dedi. 

ABD ordusu, uyuşturucu operasyonları ve Kolombiyalı kartellerin hareketlerinin takibi için 1999'da Ekvador hükümetiyle 10 yıllık bir anlaşma yaparak Manta şehrinde kurduğu hava üssünü kullanmıştı. Daha sonra dönemin Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa anlaşmanın uzatılmayacağını duyurmuş, ABD de 2009'da üssü boşaltmıştı. 

Independent Türkçe


Netanyahu güvenlik istişarelerinde aşırı sağcı Ben Gvir’i dışlıyor

Netanyahu güvenlik istişarelerinde aşırı sağcı Ben Gvir’i dışlıyor
TT

Netanyahu güvenlik istişarelerinde aşırı sağcı Ben Gvir’i dışlıyor

Netanyahu güvenlik istişarelerinde aşırı sağcı Ben Gvir’i dışlıyor

Pazar günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Şin Bet Başkanı Ronen Bar, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve genelkurmayın üst düzey yetkilileri de dahil olmak üzere Savunma Bakanı Yoav Galant ve güvenlik şubesi başkanlarının katılımıyla güvenlik istişareleri gerçekleştirdi.

İsrail medyası, toplantıda İsrail’in tüm cephelerde ve sektörlerde karşılaştığı güvenlik sorunlarının ele alındığı ve İran tehdidi ile İran’ın İsrail’e karşı uzaktan operasyonları yönlendirme ve destekleme girişimlerine odaklanıldığını söyledi.

Önceden planlanan toplantı, Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya baskınları ve Filistinli grupların Batı Şeria ve Gazze’deki gerilimi tırmandırma tehdidi göz önüne alındığında İsrail güvenlik kurumunun Yahudi bayramları sırasında olası bir gerilime hazırlık yaptığı bir dönemde gerçekleşti.

Netanyahu’nun Cenin yakınlarındaki askeri üste İstihbarat Şefi Ronen Bar, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ile çekilmiş arşiv dosyası (Hükümet Basın Bürosu)
Netanyahu’nun Cenin yakınlarındaki askeri üste İstihbarat Şefi Ronen Bar, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ile çekilmiş arşiv dosyası (Hükümet Basın Bürosu)

İsrail, mevcut dönemde kendisini çok cepheli bir çatışmaya sürükleyecek bir gerilime dönüşebilecek saldırıların gerçekleşmesini bekliyor.

İsrailli güvenlik yetkilileri, Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad’ın bu alanları İran’ın rehberliği altında birbirine bağlamaya çalışmasıyla tırmanışın Batı Şeria’da başlayacağı ve Gazze ve Lübnan’a doğru hareket edebileceği bir senaryo belirledi.

Çatışma ya da çok cepheli savaş, İsrail ordusunun onunla mücadele etmek için eğittiği bir senaryo ve bu senaryo, Batı Şeria ve iç kesimlerdeki Arapların yanı sıra Gazze, Lübnan, Suriye ve belki de İran ile bir çatışmanın patlak vermesine dayanıyor.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant, tatil sırasında Filistinlilerin Yahudilere yönelik saldırı planları konusunda uyarı yaparak, “Bütün terör örgütlerine şunu öneriyorum: Bizi sınamayın” dedi.

Tartışmalar güvenlikle ilgili olsa da Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir dışarıda bırakıldı. Makan radyosu, Yediot Aharonot gazetesi ve televizyon kanalları, Ben Gvir’in dışlanmasının sızıntı korkusu da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerden kaynaklandığını söyledi.

Itamar Ben Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu ile geçen Temmuz ayında Knesset’teki bir oturumda (AP)
Itamar Ben Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu ile geçen Temmuz ayında Knesset’teki bir oturumda (AP)

Bu, Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Mini Bakanlar Konseyi’nin (Kabine) üyesi olmasına rağmen Ben Gvir’in güvenlik toplantılarından hariç tutulduğu veya güvenlik bilgilerinin kendisinden saklandığı ilk sefer değil.

Netanyahu hükümetinin üst düzey bakanı, aylar önce Gazze Şeridi’nde İslami Cihad’a karşı bir saldırı yapılmasına onay verilen hassas toplantılar ile Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin’de askeri operasyon yapılmasına karar verilen toplantılardan da dışlanmıştı.

Netanyahu’nın ofisinden bir yetkili de dahil İsrailli yetkililer, aşırı sağcı Ben Gvir’in önerilerinin genellikle popülist olduğunu ve Netanyahu’yu utandıracağını ve onu uluslararası toplumla daha fazla kargaşaya sokacağını söyledi.

Ben Gvir, Filistinlilere karşı suikast yapılması, Batı Şeria’daki şehirlerin kuşatılması ve Gazzeli işçilerin İsrail’e girişinin engellenmesi gibi genellikle spesifik önerileri tekrarlıyor ve bu önerilerin ortaya koyulması için ısrar ediyor.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (sağda), İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile 28 Eylül 2023’te Almanya’nın Berlin şehrinde bir araya geldi
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (sağda), İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile 28 Eylül 2023’te Almanya’nın Berlin şehrinde bir araya geldi

Üst düzey bir İsrailli yetkiliye göre Ben Gvir, politikasının Başbakan’ın dünyada hiçbir yeri ziyaret edemeyeceği ve herhangi bir karşılama alamayacağı anlamına geldiğinin farkında değil. Likud Partisi’nden bir lider, Ben Gvir’in toplantıya katılmasının, toplantıyı çocuk oyununa dönüştürdüğünü belirtti.

Ben Gvir’in ofisindeki yetkililer, yaptıkları açıklamada “Bakan, falanca toplantılara davet edilmese bile görüşlerini açıklamaya devam edecek ve sağ siyasetin tam anlamıyla uygulanması için çaba gösterecektir” dedi.

Yetkililer, “Başbakan’a tüm saygımla söylüyorum ki, bakan İsrail halkına hizmet etmek üzere seçilmiştir ve kendisini yalnızca halka adamıştır. Ben Gvir, davet edileceği her toplantıda, hedef odaklı öldürmeye, şehir ve köylerin kapatılmasına, Gazze’den işçi girişinin durdurulmasına ve ayrıca teröristlerin hapishanelerdeki koşullarının daha da kötüleştirilmesine geri dönülmesi gerektiğini söyleyecek. Bu hükümette seçilmesinin nedeni budur. Dolayısıyla Sayın Bakanımız bu hedefe ulaşmak için çalışmaya devam edecektir” açıklamasında bulundu.


Reuters: Aliyev, Karabağ operasyonuyla babasının intikamını aldı

Bakü yönetimi, Karabağ operasyonunda 192 askerin hayatını kaybettiğini duyurmuştu (Reuters)
Bakü yönetimi, Karabağ operasyonunda 192 askerin hayatını kaybettiğini duyurmuştu (Reuters)
TT

Reuters: Aliyev, Karabağ operasyonuyla babasının intikamını aldı

Bakü yönetimi, Karabağ operasyonunda 192 askerin hayatını kaybettiğini duyurmuştu (Reuters)
Bakü yönetimi, Karabağ operasyonunda 192 askerin hayatını kaybettiğini duyurmuştu (Reuters)

Reuters haber ajansı, Azerbaycan'ın 19 Eylül'de başlattığı ve kısa süre içinde başarıyla sonuçlandırdığı Karabağ operasyonuyla ilgili bir haber yayımladı.

Haberde, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in yaptığı hamleyle bölgenin jeopolitik haritasını yeniden çizdiğini ve 30 yıl önce babasının kaybettiği savaşın "intikamını aldığı" ifade edildi.

Reuters'a konuşan Azerbaycan'ın Birleşik Krallık Büyükelçisi Elin Süleymanov, bazı faktörlerin bir araya gelmesinin Aliyev'i ikna ettiğine dikkat çekerek, "Tarihin bir sırası ve zikzakları vardır. Bunu daha erken yapamazdık ve muhtemelen daha geç yapmak da iyi bir fikir olmazdı. Belli nedenlerden dolayı şartlar oluştu ve Başkan Aliyev bunu gördü" ifadelerini kullandı.

Haberde, Rusya, Batı ve Ermenistan'ın Dağlık-Karabağ'daki ayrılıkçıları koruma gücü veya niyeti olmamasının bir araya gelen şartlardan en önemlisi olduğuna dikkat çekildi.

Aliyev'e yakın konumda çalışan iki kaynak, Dağlık-Karabağ'ı geri alma operasyonunun aylar boyunca şekillendiğini ve bu süreçte diplomatik gerçekliğin oluştuğunu söyledi.

Operasyonun Aliyev için kişisel sebepleri bulunduğuna da dikkat çeken kaynaklardan biri, "Başkan Aliyev, babasının zamanı kalmadığı için tamamlayamadığı bir şeyleri tamamlıyor" ifadelerini kullandı.

"Fırsat penceresi" yorumu

Karabağ'a yönelik operasyonun başladığı gün yaşanan mayın patlamasına dikkat çekilen haberde, bölgedeki sorunların aylardır kaynama noktasına doğru ilerlediği yorumu yapıldı.

Reuters'ın haberinde operasyonla ilgili, "Rusya'nın dikkati Ukrayna'da dağılmışken, Aliyev bir fırsat penceresi hissetmiş gibi görünüyor" dendi.

Aynı süreçte Ermenistan-Rusya ilişkilerinde yaşanan kopuşa da değinilen haberde, Kremlin'in Ermenistan lideri Nikol Paşinyan'ı iki ülke arasındaki tarihi bağları yok etmeye çalışmakla suçladığı hatırlatıldı.

Moskova'nın yıllar boyunca her iki ülkeye de silah satarak Bakü'yü olası bir Karabağ operasyonundan caydırdığına dikkat çekilen haberde, bu durumun 2018'de Paşinyan'ın iktidara gelmesinin ardından değiştiği vurgulandı.

30 bin kişinin öldüğü ve 1 milyon kişinin yerinden edildiği 1988-1994'teki savaşta Karabağ'ın Azerbaycan'ın ellerinden kaydığı ifade edilirken, dönemin Azerbaycan lideri Haydar Aliyev'in bir ateşkes anlaşmasına zorlandığı hatırlatıldı.

Haberde İlham Aliyev'in 2003'te göreve gelmesinden bir yıl sonra BP öncülüğündeki bir konsorsiyumla anlaşma imzaladığı ve buradan elde edilen kaynakları modern bir ordu yaratmak için kullandığı ifade edildi.

Reuters'ın haberinde, Batı'nın son dönemde Rusya'dan enerji ithalatını kesmesiyle birlikte yönünü Azerbaycan'a çevirdiği ve bu nedenle Bakü'nün Avrupa'ya yaptığı doğalgaz ihracatını ikiye katladığı da hatırlatıldı.

Independent Türkçe


Biden: Ukrayna’ya desteğimiz kesilmeyecek

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Danimarka’daki bir F-16 kokpitinin içinde. (Arşiv)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Danimarka’daki bir F-16 kokpitinin içinde. (Arşiv)
TT

Biden: Ukrayna’ya desteğimiz kesilmeyecek

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Danimarka’daki bir F-16 kokpitinin içinde. (Arşiv)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Danimarka’daki bir F-16 kokpitinin içinde. (Arşiv)

ABD Başkanı Joe Biden, ülkesinin Ukrayna’yı terk etmeyeceğini vurguladı. Biden, ABD Kongresi’nin Ukrayna’ya yardımı hariç tutan bir finansman tasarısını onaylamasının ardından Kiev’in yeni yardım almasını sağlamak için çalışmalarını sürdüğünü ifade etti.

ABD Temsilciler Meclisi ve Senato geçtiğimiz Cumartesi akşamı, federal yönetimin 45 gün boyunca geçici olarak fon sağlamaya devam etmesine izin veren bir acil durum önlemi aldı.

Milletvekilleri şimdi, Biden’in bütçeye dahil etmek istediği Ukrayna’ya 24 milyar dolarlık askeri ve insani yardımla ilgili ayrı bir tasarıyı hazırlamak zorunda.

AFP’nin bildirdiğine göre, ABD Kongresi’nin Ukrayna’ya yapılan yardımı dondurması Cumhuriyetçi Partinin aşırı sağ kanadının baskısı altına geldi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Oleg Nikolenko dün yaptığı açıklamada, “Ukrayna hükümeti, önümüzdeki 45 gün içinde hazırlanacak ABD bütçesine ilişkin yeni kararın Ukrayna’yı destekleyecek yeni kaynaklar içermesini sağlamak için Amerikalı ortaklarıyla aktif olarak çalışıyor” dedi.

Biden dün yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’yı desteklemeye devem edeceğini doğruladı, ancak yardım sağlanması hükümetin kapatılmasını önleme anlaşmasının dışında tutuldu. Biden, Cumhuriyetçileri bu düzeyde oyunları durdurmaya çağırdı.

Beyaz Saray’dan konuşan Biden, “Ukraynalı müttefiklerimize ve Amerikan halkına, desteğimize güvenebileceklerine dair güvence vermek istiyorum. Geri çekilmeyeceğiz” dedi.

Ukrayna Savunma Bakanı Rustem Umerov, ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında daha fazla askeri yardım konusunda güvence aldığını söyledi.

Bakan Austin ABD’nin Ukrayna’ya desteğinin devam edeceğine dair güvence verdi.

Kiev, Şubat 2022’de başlayan Rus işgaline karşı koymak için Batı’nın yardımına güveniyor. ABD, 40 milyar dolardan fazla askeri destekle Ukrayna’ya yardım sağlayan ülkeler listesinin başında yer alıyor.

Ukrayna’ya verilen destek ülke 2024’te yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanırken, ABD’de Demokrat Biden yönetimi ile Cumhuriyetçi Parti arasında bir iç siyasi bölünmeye konu oldu.

Ukrayna bu hafta Rusya’ya karşı savaş sürerken Batı’nın desteğinin azalacağı korkusuyla, Batılı silah üreticilerini kendi topraklarında üretim tesisleri kurdurmaya çalıştığı bir foruma ev sahipliği yaptı.