Çin, Japonya ile NATO arasındaki yakınlaşmaya nasıl bakıyor?

Tokyo, NATO için bir siyasi irtibat bürosuna ev sahipliği yapmayı düşünürken gözlemciler, Pekin’in komşuları üzerindeki gücünü azaltan hiçbir adımı hoş karşılamayacağını söylüyor

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP
TT

Çin, Japonya ile NATO arasındaki yakınlaşmaya nasıl bakıyor?

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP

İnci Mecdi

Ukrayna savaşı, güvenlik kavramlarının birçoğunu değiştirdi ve ülkeleri savunma stratejileri ile uluslararası ilişkilerini gözden geçirmeye sevk etti. Bu ülkelerden biri de Japonya.

Uzun süredir kendisini askerî ittifaklardan uzak tutarak II. Dünya Savaşı'nın tozunu silkmeye çalışan Japonya, bugün NATO ile daha yakın bir ilişkiye giriyor ve Batılı askerî ittifak için bir siyasi irtibat bürosu açma görüşmeleri yapıyor ki bu durum, Asya için türünün ilk örneği.

İki taraf ayrıca siber uzay, dezenformasyon ve gelişmekte olan ve yıkıcı teknolojiler alanında iş birliğinin seviyesini yükseltmeye de niyetli.

İki tarafın önümüzdeki temmuz ayında Vilnius'ta yapılacak NATO zirvesi öncesinde bir ortaklık programına imza atması bekleniyor. 

Tüm bu adımlar, NATO'nun Çin'i geçen yıl yayımlanan ve "Pekin'in açığa çıkan hırsları ile davranışlarının" Atlas Okyanusu ötesinin güvenliği için "sistematik bir meydan okuma" olduğu konusunda uyarıda bulunulan stratejik tasavvuruna ilk defa dahil etmesinden sonra atıldı. 

"Daha az istikrarlı" dünya 

Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi, geçtiğimiz hafta Amerikalı CNN kanalının yaptığı bir röportajda Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından dünyanın "daha az istikrarlı" bir hale geldiğini ve bunun da Japonya'yı "bölgesel güvenliği yeniden düşünmek" zorunda bıraktığını belirtti. 

Hayashi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'yı işgalinden sonra Tokyo'nun hissettiği tehdit duygusunu net bir şekilde ifade ederek, "Olan bitenler, Doğu Avrupa ile sınırlı kalmayarak Pasifik Okyanusu'ndaki durumu da doğrudan etkiliyor. Bu yüzden Doğu Asya'da bizimle NATO arasında iş birliği daha da önem kazandı" dedi.

Japonya Dışişleri Bakanı sözlerinin devamında ülkesinin bir NATO üyesi olmadığını, ancak bu adımın, bloğun Asya-Pasifik'teki ortaklarının NATO ile "oldukça istikrarlı bir ilişki kurduklarına" dair bir mesaj verdiğini belirtti. 

Japon yetkili, Japonya'yı kuşatan "yoğun ve karmaşık" bölgesel güvenlik ortamı olarak tarif ettiği durum hakkında konuşurken Tokyo'nun Rusya'nın artan saldırganlığının yanı sıra, Kuzey Kore'nin nükleer silahlanma tehlikesi ve Çin'in yükselişiyle de mücadele ettiğine dikkat çekti. 

NATO'nun, Ukrayna ve Viyana gibi ittifak üyesi olmayan başka ülkelerde de benzer siyasi irtibat büroları var.

Bununla birlikte daha önce böyle bir adım konusunda uyarıda bulunan Çin'le jeopolitik fay hatlarının derinleştiğini göz önünde bulundurursak Japonya'nın bu adımı, uluslararası düzeyde önemli bir gelişmeyi temsil ediyor. 

Geçen yıl Pekin, NATO'yu Asya-Pasifik bölgesinde çatışmalara sebep olmakla suçlamış ve geçen mart ayında da NATO'nun doğuya doğru hareketinin "barış ve istikrarı kaçınılmaz olarak baltaladığını" söylemişti.

Dolayısıyla Japonya'da bir ofis açılması kararı, bölgede muhtemel bir gerilime dair sorgulamalara sebep olacak. 

Independent Arabia, bu konuda Japonya Dışişleri ile temasa geçmek istedi ve o da talebi Kahire'deki büyükelçiliğe iletti.

Büyükelçilik ise "Japonya'da NATO adına bir irtibat bürosu kurmaya ilişkin NATO bünyesinde çeşitli çalışmaların yürütüldüğünü, ancak kendilerinin şu an nihai bir cevap vermekten kaçındıklarını" belirtti. 

Bölgesel egemenlik

Japonya'nın NATO'ya olan yakınlığı sadece Tokyo için değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesinin NATO ile ilişkisi için de önemli. Zira hiçbir Asya ülkesi, NATO üyesi değil.

Bununla birlikte Asya-Pasifik'te yer alan Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore gibi bazı ülkeler NATO ile iş birliği içerisinde.  

Yakın Doğu ve Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde profesör ve ABD'nin eski NATO yetkilisi olan David Des Roches konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

Elbette Pekin bu gelişmeyi hoş karşılamayacaktır. Zira kendisini Doğu Asya'nın doğal bölgesel egemen gücü olarak görüyor ve Pekin'in, komşularına dikte etme becerisini hayata geçirme imkânını azaltan herhangi bir gelişmeye karşı çıkıyor. Japonya'nın II. Dünya Savaşı sırasında işlenen saldırganlık ve savaş suçları tarihi, Çin için meseleyi daha da karmaşık hale getiriyor. Pekin, bu tarih üzerinden öncülük edecek ve Japonya'nın kendi bağımsızlığını güvence altına alma arzusunu, Pekin'in her zaman yaptığı gibi savaş saldırganlığının bir devamı olarak göstermeye çalışacak. Bununla birlikte Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve sonrasında güvenlik düzeyinde yaşanan gelişmeler, işin doğasını değiştirdi.

Çin, bir yandan Japonya yakınlarındaki bölgelerde deniz ve hava güçlerini artırmaya çalışırken diğer yandan Doğu Çin Denizi'nde Japonya'nın kontrolündeki ıssız bir adalar silsilesi olan Senkaku Adaları'nın kendi egemenlik sahasında yer aldığını iddia ediyor. 

Gitgide artan sürtüşmelerle karşı karşıya kalan Japonya yakın zamanda, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük askerî seferberliğe dair planlarını açıkladı.

Kısmen Rusya'nın iki ülke arasındaki sularda yaptığı askerî tatbikatlar ve Pasifik Okyanusu'nun batısında Japonya yakınlarında yapılan Çin-Rusya ortak deniz devriyeleri nedeniyle Japonya ile Rusya arasındaki gerilim de son aylarda tırmandı. 

Pekin, Ukrayna savaşında tarafsız olduğunu ve Rusya'nın niyetlerine ilişkin bir önbilgiye sahip olmadığını iddia etse de Moskova'nın davranışlarını kınamayı reddetti ve bunun yerine NATO'yu çatışmayı kışkırtmakla suçlayan Kremlin'in anlatısını tekrarladı.

Bu da hem Avrupa hem de ABD ile ilişkilerdeki çatlakların artmasına yol açtı. 

Bunun yanı sıra Çin Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileri ABD'yi Hint ve Pasifik okyanuslarında NATO benzeri bir blok kurmaya çalışmakla suçlarken bir yetkili de "hayal bile edilemez" sonuçlar konusunda uyardı. 

Zararı, yararından çok

Batılı gözlemciler, Japonya'da bir NATO bürosu açılması yönünde atılacak adım konusunda hemfikir değil.

Washington'daki Stimson Center'dan Kelly Greco'ya göre NATO'nun bölgeye daha fazla müdahil olması "güvenlik ve istikrar için yarardan çok zarara sebep olabilir. Askerî açıdan bakıldığında Avrupa deniz ve hava kuvvetleri, bölgede caydırıcılığa anlamlı bir katkı sağlamak için gerekli yeteneklerden yoksun. Nitekim sadece Fransa ile Birleşik Krallık, bölgede düzenli bir donanma varlığını sürdürüyor. Ki Avrupalı bu iki büyük donanma gücü bile bölgede yedi fırkateyn ve iki muhripten fazlasını uzun süre konuşlandıramaz."

Aynı şekilde Avrupa hava kuvvetleri, büyük mesafelerde hava gücü göstermek için bağımsız bir yeteneğe sahip değil.

Bu nedenle Avrupa'nın askerî yeteneklerinin acı gerçeklerine bakıldığında NATO'nun rolünü Hint-Pasifik bölgesine yayacak şekilde genişletme ihtimali aşırı iddialı. 

NATO'nun Pekin'e yönelik politikası, Çin'in büyüyen gücüne ve stratejik hırslarına, özellikle de Rusya ile "sınırsız" ortaklık ilanına karşı savunmacı bir tepkiyi temsil ediyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, "Çin'in siber uzayda, Kuzey Kutbu'nda ve hatta Avrupa'da bize yakınlaştığı gerçeğini ele almamız gerek" dedikten sonra şu ifadeyi ekledi:

Çin'i bir düşman veya hasım olarak görmüyoruz.

Ancak NATO'nun hedefleri savunma amaçlı olsa da Greco, ittifakın politikalarının ve ilişkili söyleminin "Çin için bir tehdit olarak görülebileceğini, bundan dolayı Çin'in NATO'nun niyetlerine dair güvenini kaybettirmenin yanı sıra liderlerini NATO'ya ve üye ülkelere daha saldırgan davranmaya teşvik edebileceğini" düşünüyor. 

Brüksel'in barışçıl niyetlerinden bağımsız olarak, Greco'ya göre NATO'nun genişletilmiş askerî varlığı ve Hint-Pasifik bölgesindeki ülkelerle fiili iş birliği bir "saldırı ve tehdit" olarak yorumlanıyor.

Bu da Çin-Rusya iş birliğinin artması da dahil olmak üzere şiddetli ve dengesiz bir tepkiye yol açar.

Sonuç, Avrupa ve Hint-Pasifik bölgesinde istikrar ve güvenliğin azalmasıyla birlikte istikrarsızlaştırıcı bir tepki olacaktır. 

Toplu savunma

NATO'nun üye olmayan birçok ülkeyle uzun süreli ilişkileri olsa da Des Roches'a göre Japonya'nın bu adımında önemli olan şey, NATO'nun kurallara dayalı liberal dünya düzeni görüşüne bağlı bir kollektif güvenlik grubu olarak kuruluş ilkelerine daha çok yöneldiğini yansıtmasıdır.

Japonya uzun bir süredir Batılı değerleri ve endişeleri paylaşan bir ülke olmakla birlikte korkunç savaş tarihi nedeniyle daha az etkin bir güvenlik aktörü olmuştu.

Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, bu eski düşünce biçimlerinin gözden geçirilmesine sebep oldu. Artık birçok ülke açık sömürgeci müdahaleye karşı koymak için toplu savunmanın kaçınılmaz rolünün farkında.

Des Roches, Rusya'nın II. Dünya Savaşı sonunda ele geçirilen Japon topraklarını işgal ettiğini kabul etmenin önemli olduğunu düşünüyor.

Ona göre Japonya topraklarındaki Rus sömürgelerinin varlığına bakılacak olursa Japonya'nın NATO ile iş birliğinin artması mantıklı bir hamle. 

Geçen nisan ayında Rus savaş gemileri, Doğu Denizi olarak da bilinen Japonya Denizi'nde denizaltı savar tatbikatları gerçekleştirdi.

Mart ayında da Rus füze botları, aynı sularda hayali bir hedefe yönelik seyir füzeleri ateşlemişti. 

Reuters'a göre Japonya Başbakanı Fumio Kişida'nın mart ayında Ukrayna'ya yaptığı sürpriz bir ziyaretin ardından nükleer silah taşıyabilen iki Rus stratejik bombardıman uçağı, Japon kıyılarındaki suların üzerinden yedi saatten fazla uçtu.  

Putin, Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde NATO'nun daha fazla ülkeyi bünyesine katmak suretiyle Doğu Avrupa'da ilerlemesini durdurma yönündeki isteğini gerekçe göstermişti.

Ancak bizzat bu işgal askerî ittifakı güçlendirdi ve genişletti. Nitekim Finlandiya geçen nisan ayında NATO'ya katıldı.

İsveç de şu an iki ülkenin uzun süredir bağlı oldukları tarafsızlık halinden vazgeçmesi için katılım sürecini sürdürüyor. 

Des Roches'a göre ironik bir şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un NATO'nun "beyin ölümünün gerçekleştiğini" söylemesinden sadece birkaç yıl sonra Vladimir Putin liderliğindeki işgal, ittifakın büyük küresel ortaklıklarla yenilenmesi ve genişlemesinin motoru ve mimarı olmuş görünüyor. 

 

Independent Arabia



Polis nezaretindeyken ölen Moritanyalı adamın ailesinden Fransız polisine suçlama

Fransız polisi (Arşiv- Reuters)
Fransız polisi (Arşiv- Reuters)
TT

Polis nezaretindeyken ölen Moritanyalı adamın ailesinden Fransız polisine suçlama

Fransız polisi (Arşiv- Reuters)
Fransız polisi (Arşiv- Reuters)

Fransa’da gözaltında iken geçen hafta hayatını kaybeden Moritanyalı bir adamın ailesi, Fransız polisinin ölümüne neden olduğunu iddia ederek bağımsız bir soruşturma talep etti. Ağabeyi İbrahim'in dün yaptığı açıklamaya göre 35 yaşındaki Hassan Diarra, çarşamba gecesi yaşadığı göçmen konaklama yerinin dışında kahve içerken polis memurlarıyla karşı karşıya geldi.

Paris'te pazar günü yaklaşık 1000 kişinin katıldığı anma töreninde bir polis memuru, "Geçimini sağlamak için Fransa'ya geldi ve şimdi sonsuza dek gitti" dedi.

Komşular tarafından çekilen ve sosyal medyada dolaşan bir videoda, bir polis memurunun yerde yatan bir adama yumruk attığı, diğer bir polis memurunun ise yanında durduğu görülüyor.

 Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ailenin avukatı, ailenin polise "ölümle sonuçlanan kasıtlı şiddet" suçlamasıyla şikayette bulunduğunu bildirdi.

"Görgü tanıkları, tutuklama yerinde kan lekeleri gördüler" diye ekledi.

Savcılık, polis memurlarının Diarra'yı "esrar sararken gördükten" sonra ona yaklaştığını ve aranmayı reddetmesinin ardından gözaltına aldığını belirtti.

Kadın, adamın "yere düştüğünü ve iki polis memurunu da beraberinde yere serdiğini" belirtti ve memurlardan birinin onu etkisiz hale getirmek için elektroşok cihazı kullanıldığını söylediğini aktardı.

Diarra, polise direnmek, "sahte idari belgeler ve esrara benzeyen kahverengi bir madde" bulundurmak suçlamalarıyla gözaltına alındı.

Polis, kaşındaki yara nedeniyle hastaneye götürülmesini istedi, ancak adam bir bankta beklerken bilincini kaybetmiş gibi görünüyordu.

Bir polis memuru ve ardından acil müdahale ekibi onu hayata döndürmeye çalıştılar, ancak yaklaşık kırk dakika sonra öldüğü açıklandı.


Trump: Grönland'dan "Rus tehdidini" kaldırmanın zamanı geldi

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Grönland'dan "Rus tehdidini" kaldırmanın zamanı geldi

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka'nın Grönland'dan "Rus tehdidini" ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapamadığını belirterek, "Artık bunun zamanı geldi ve olacak" ifadesini kullandı.

Trump, Danimarka'nın özerk bölgesi olan Grönland'ın ülkesinin mülkiyetinde kalmasından daha azına razı olmayacağını defalarca vurguladı; ancak hem Danimarka hem de Grönland liderleri adanın satılık olmadığını ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bir parçası olmasını istemediklerini ısrarla belirtiyorlar.


Avrupa, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditlerine karşı birleşti

Alman silahlı kuvvetleri mensupları, dün Nuuk Havalimanı'ndan (Grönland) Reykjavik'e (İzlanda) gidecek uçağa binmeye hazırlanıyor (AFP)
Alman silahlı kuvvetleri mensupları, dün Nuuk Havalimanı'ndan (Grönland) Reykjavik'e (İzlanda) gidecek uçağa binmeye hazırlanıyor (AFP)
TT

Avrupa, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditlerine karşı birleşti

Alman silahlı kuvvetleri mensupları, dün Nuuk Havalimanı'ndan (Grönland) Reykjavik'e (İzlanda) gidecek uçağa binmeye hazırlanıyor (AFP)
Alman silahlı kuvvetleri mensupları, dün Nuuk Havalimanı'ndan (Grönland) Reykjavik'e (İzlanda) gidecek uçağa binmeye hazırlanıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Danimarka'ya ait Grönland topraklarını ele geçirme emellerine karşı çıktıkları gerekçesiyle ek gümrük vergileriyle tehdit ettiği sekiz Avrupa ülkesi dün pozisyon birliğini dile getirdi.

İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç ve İsveç ortak bir açıklamada, "Gümrük vergisi tehditlerinin transatlantik ilişkileri zayıflattığını ve ciddi bir bozulma riski taşıdığını" belirterek, yanıtlarında "birleşik ve koordineli bir şekilde hareket etmeye devam edeceklerini" ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump'ın tehditlerine karşı kararlılıklarını vurgulayarak, ABD Başkanı'nın ek gümrük vergileri uygulama tehditlerini yerine getirmesi durumunda "AB'nin baskı karşıtı mekanizmasını harekete geçirme" olasılığını görüştüler.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Avrupa pazarlarına erişimi dondurmaya veya belirli yatırımları engellemeye olanak tanıyan bu mekanizma, Avrupa Birliği tarafından 2023 yılında onaylanmış ancak henüz kullanılmamıştır.