Çin, Japonya ile NATO arasındaki yakınlaşmaya nasıl bakıyor?

Tokyo, NATO için bir siyasi irtibat bürosuna ev sahipliği yapmayı düşünürken gözlemciler, Pekin’in komşuları üzerindeki gücünü azaltan hiçbir adımı hoş karşılamayacağını söylüyor

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP
TT

Çin, Japonya ile NATO arasındaki yakınlaşmaya nasıl bakıyor?

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Japonya Başbakanı Fumio Kişida ile el sıkışırken / Fotoğraf: AFP

İnci Mecdi

Ukrayna savaşı, güvenlik kavramlarının birçoğunu değiştirdi ve ülkeleri savunma stratejileri ile uluslararası ilişkilerini gözden geçirmeye sevk etti. Bu ülkelerden biri de Japonya.

Uzun süredir kendisini askerî ittifaklardan uzak tutarak II. Dünya Savaşı'nın tozunu silkmeye çalışan Japonya, bugün NATO ile daha yakın bir ilişkiye giriyor ve Batılı askerî ittifak için bir siyasi irtibat bürosu açma görüşmeleri yapıyor ki bu durum, Asya için türünün ilk örneği.

İki taraf ayrıca siber uzay, dezenformasyon ve gelişmekte olan ve yıkıcı teknolojiler alanında iş birliğinin seviyesini yükseltmeye de niyetli.

İki tarafın önümüzdeki temmuz ayında Vilnius'ta yapılacak NATO zirvesi öncesinde bir ortaklık programına imza atması bekleniyor. 

Tüm bu adımlar, NATO'nun Çin'i geçen yıl yayımlanan ve "Pekin'in açığa çıkan hırsları ile davranışlarının" Atlas Okyanusu ötesinin güvenliği için "sistematik bir meydan okuma" olduğu konusunda uyarıda bulunulan stratejik tasavvuruna ilk defa dahil etmesinden sonra atıldı. 

"Daha az istikrarlı" dünya 

Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi, geçtiğimiz hafta Amerikalı CNN kanalının yaptığı bir röportajda Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından dünyanın "daha az istikrarlı" bir hale geldiğini ve bunun da Japonya'yı "bölgesel güvenliği yeniden düşünmek" zorunda bıraktığını belirtti. 

Hayashi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'yı işgalinden sonra Tokyo'nun hissettiği tehdit duygusunu net bir şekilde ifade ederek, "Olan bitenler, Doğu Avrupa ile sınırlı kalmayarak Pasifik Okyanusu'ndaki durumu da doğrudan etkiliyor. Bu yüzden Doğu Asya'da bizimle NATO arasında iş birliği daha da önem kazandı" dedi.

Japonya Dışişleri Bakanı sözlerinin devamında ülkesinin bir NATO üyesi olmadığını, ancak bu adımın, bloğun Asya-Pasifik'teki ortaklarının NATO ile "oldukça istikrarlı bir ilişki kurduklarına" dair bir mesaj verdiğini belirtti. 

Japon yetkili, Japonya'yı kuşatan "yoğun ve karmaşık" bölgesel güvenlik ortamı olarak tarif ettiği durum hakkında konuşurken Tokyo'nun Rusya'nın artan saldırganlığının yanı sıra, Kuzey Kore'nin nükleer silahlanma tehlikesi ve Çin'in yükselişiyle de mücadele ettiğine dikkat çekti. 

NATO'nun, Ukrayna ve Viyana gibi ittifak üyesi olmayan başka ülkelerde de benzer siyasi irtibat büroları var.

Bununla birlikte daha önce böyle bir adım konusunda uyarıda bulunan Çin'le jeopolitik fay hatlarının derinleştiğini göz önünde bulundurursak Japonya'nın bu adımı, uluslararası düzeyde önemli bir gelişmeyi temsil ediyor. 

Geçen yıl Pekin, NATO'yu Asya-Pasifik bölgesinde çatışmalara sebep olmakla suçlamış ve geçen mart ayında da NATO'nun doğuya doğru hareketinin "barış ve istikrarı kaçınılmaz olarak baltaladığını" söylemişti.

Dolayısıyla Japonya'da bir ofis açılması kararı, bölgede muhtemel bir gerilime dair sorgulamalara sebep olacak. 

Independent Arabia, bu konuda Japonya Dışişleri ile temasa geçmek istedi ve o da talebi Kahire'deki büyükelçiliğe iletti.

Büyükelçilik ise "Japonya'da NATO adına bir irtibat bürosu kurmaya ilişkin NATO bünyesinde çeşitli çalışmaların yürütüldüğünü, ancak kendilerinin şu an nihai bir cevap vermekten kaçındıklarını" belirtti. 

Bölgesel egemenlik

Japonya'nın NATO'ya olan yakınlığı sadece Tokyo için değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesinin NATO ile ilişkisi için de önemli. Zira hiçbir Asya ülkesi, NATO üyesi değil.

Bununla birlikte Asya-Pasifik'te yer alan Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore gibi bazı ülkeler NATO ile iş birliği içerisinde.  

Yakın Doğu ve Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde profesör ve ABD'nin eski NATO yetkilisi olan David Des Roches konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

Elbette Pekin bu gelişmeyi hoş karşılamayacaktır. Zira kendisini Doğu Asya'nın doğal bölgesel egemen gücü olarak görüyor ve Pekin'in, komşularına dikte etme becerisini hayata geçirme imkânını azaltan herhangi bir gelişmeye karşı çıkıyor. Japonya'nın II. Dünya Savaşı sırasında işlenen saldırganlık ve savaş suçları tarihi, Çin için meseleyi daha da karmaşık hale getiriyor. Pekin, bu tarih üzerinden öncülük edecek ve Japonya'nın kendi bağımsızlığını güvence altına alma arzusunu, Pekin'in her zaman yaptığı gibi savaş saldırganlığının bir devamı olarak göstermeye çalışacak. Bununla birlikte Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve sonrasında güvenlik düzeyinde yaşanan gelişmeler, işin doğasını değiştirdi.

Çin, bir yandan Japonya yakınlarındaki bölgelerde deniz ve hava güçlerini artırmaya çalışırken diğer yandan Doğu Çin Denizi'nde Japonya'nın kontrolündeki ıssız bir adalar silsilesi olan Senkaku Adaları'nın kendi egemenlik sahasında yer aldığını iddia ediyor. 

Gitgide artan sürtüşmelerle karşı karşıya kalan Japonya yakın zamanda, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük askerî seferberliğe dair planlarını açıkladı.

Kısmen Rusya'nın iki ülke arasındaki sularda yaptığı askerî tatbikatlar ve Pasifik Okyanusu'nun batısında Japonya yakınlarında yapılan Çin-Rusya ortak deniz devriyeleri nedeniyle Japonya ile Rusya arasındaki gerilim de son aylarda tırmandı. 

Pekin, Ukrayna savaşında tarafsız olduğunu ve Rusya'nın niyetlerine ilişkin bir önbilgiye sahip olmadığını iddia etse de Moskova'nın davranışlarını kınamayı reddetti ve bunun yerine NATO'yu çatışmayı kışkırtmakla suçlayan Kremlin'in anlatısını tekrarladı.

Bu da hem Avrupa hem de ABD ile ilişkilerdeki çatlakların artmasına yol açtı. 

Bunun yanı sıra Çin Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileri ABD'yi Hint ve Pasifik okyanuslarında NATO benzeri bir blok kurmaya çalışmakla suçlarken bir yetkili de "hayal bile edilemez" sonuçlar konusunda uyardı. 

Zararı, yararından çok

Batılı gözlemciler, Japonya'da bir NATO bürosu açılması yönünde atılacak adım konusunda hemfikir değil.

Washington'daki Stimson Center'dan Kelly Greco'ya göre NATO'nun bölgeye daha fazla müdahil olması "güvenlik ve istikrar için yarardan çok zarara sebep olabilir. Askerî açıdan bakıldığında Avrupa deniz ve hava kuvvetleri, bölgede caydırıcılığa anlamlı bir katkı sağlamak için gerekli yeteneklerden yoksun. Nitekim sadece Fransa ile Birleşik Krallık, bölgede düzenli bir donanma varlığını sürdürüyor. Ki Avrupalı bu iki büyük donanma gücü bile bölgede yedi fırkateyn ve iki muhripten fazlasını uzun süre konuşlandıramaz."

Aynı şekilde Avrupa hava kuvvetleri, büyük mesafelerde hava gücü göstermek için bağımsız bir yeteneğe sahip değil.

Bu nedenle Avrupa'nın askerî yeteneklerinin acı gerçeklerine bakıldığında NATO'nun rolünü Hint-Pasifik bölgesine yayacak şekilde genişletme ihtimali aşırı iddialı. 

NATO'nun Pekin'e yönelik politikası, Çin'in büyüyen gücüne ve stratejik hırslarına, özellikle de Rusya ile "sınırsız" ortaklık ilanına karşı savunmacı bir tepkiyi temsil ediyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, "Çin'in siber uzayda, Kuzey Kutbu'nda ve hatta Avrupa'da bize yakınlaştığı gerçeğini ele almamız gerek" dedikten sonra şu ifadeyi ekledi:

Çin'i bir düşman veya hasım olarak görmüyoruz.

Ancak NATO'nun hedefleri savunma amaçlı olsa da Greco, ittifakın politikalarının ve ilişkili söyleminin "Çin için bir tehdit olarak görülebileceğini, bundan dolayı Çin'in NATO'nun niyetlerine dair güvenini kaybettirmenin yanı sıra liderlerini NATO'ya ve üye ülkelere daha saldırgan davranmaya teşvik edebileceğini" düşünüyor. 

Brüksel'in barışçıl niyetlerinden bağımsız olarak, Greco'ya göre NATO'nun genişletilmiş askerî varlığı ve Hint-Pasifik bölgesindeki ülkelerle fiili iş birliği bir "saldırı ve tehdit" olarak yorumlanıyor.

Bu da Çin-Rusya iş birliğinin artması da dahil olmak üzere şiddetli ve dengesiz bir tepkiye yol açar.

Sonuç, Avrupa ve Hint-Pasifik bölgesinde istikrar ve güvenliğin azalmasıyla birlikte istikrarsızlaştırıcı bir tepki olacaktır. 

Toplu savunma

NATO'nun üye olmayan birçok ülkeyle uzun süreli ilişkileri olsa da Des Roches'a göre Japonya'nın bu adımında önemli olan şey, NATO'nun kurallara dayalı liberal dünya düzeni görüşüne bağlı bir kollektif güvenlik grubu olarak kuruluş ilkelerine daha çok yöneldiğini yansıtmasıdır.

Japonya uzun bir süredir Batılı değerleri ve endişeleri paylaşan bir ülke olmakla birlikte korkunç savaş tarihi nedeniyle daha az etkin bir güvenlik aktörü olmuştu.

Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, bu eski düşünce biçimlerinin gözden geçirilmesine sebep oldu. Artık birçok ülke açık sömürgeci müdahaleye karşı koymak için toplu savunmanın kaçınılmaz rolünün farkında.

Des Roches, Rusya'nın II. Dünya Savaşı sonunda ele geçirilen Japon topraklarını işgal ettiğini kabul etmenin önemli olduğunu düşünüyor.

Ona göre Japonya topraklarındaki Rus sömürgelerinin varlığına bakılacak olursa Japonya'nın NATO ile iş birliğinin artması mantıklı bir hamle. 

Geçen nisan ayında Rus savaş gemileri, Doğu Denizi olarak da bilinen Japonya Denizi'nde denizaltı savar tatbikatları gerçekleştirdi.

Mart ayında da Rus füze botları, aynı sularda hayali bir hedefe yönelik seyir füzeleri ateşlemişti. 

Reuters'a göre Japonya Başbakanı Fumio Kişida'nın mart ayında Ukrayna'ya yaptığı sürpriz bir ziyaretin ardından nükleer silah taşıyabilen iki Rus stratejik bombardıman uçağı, Japon kıyılarındaki suların üzerinden yedi saatten fazla uçtu.  

Putin, Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde NATO'nun daha fazla ülkeyi bünyesine katmak suretiyle Doğu Avrupa'da ilerlemesini durdurma yönündeki isteğini gerekçe göstermişti.

Ancak bizzat bu işgal askerî ittifakı güçlendirdi ve genişletti. Nitekim Finlandiya geçen nisan ayında NATO'ya katıldı.

İsveç de şu an iki ülkenin uzun süredir bağlı oldukları tarafsızlık halinden vazgeçmesi için katılım sürecini sürdürüyor. 

Des Roches'a göre ironik bir şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un NATO'nun "beyin ölümünün gerçekleştiğini" söylemesinden sadece birkaç yıl sonra Vladimir Putin liderliğindeki işgal, ittifakın büyük küresel ortaklıklarla yenilenmesi ve genişlemesinin motoru ve mimarı olmuş görünüyor. 

 

Independent Arabia



Trump'ın emellerine karşılık olarak Grönland'a mütevazı bir Avrupa askeri misyonu

Danimarka'ya ait bir savaş gemisi, Grönland'daki Nuuk kıyıları yakınlarında devriye geziyor (AP)
Danimarka'ya ait bir savaş gemisi, Grönland'daki Nuuk kıyıları yakınlarında devriye geziyor (AP)
TT

Trump'ın emellerine karşılık olarak Grönland'a mütevazı bir Avrupa askeri misyonu

Danimarka'ya ait bir savaş gemisi, Grönland'daki Nuuk kıyıları yakınlarında devriye geziyor (AP)
Danimarka'ya ait bir savaş gemisi, Grönland'daki Nuuk kıyıları yakınlarında devriye geziyor (AP)

Amerikan, Danimarkalı ve Grönlandlı yetkililer arasında Washington'da yapılan toplantının ardından dün Grönland'a bir Avrupa askeri heyeti geldi. Toplantıda, ABD Başkanı Donald Trump'ın kontrolünü ele geçirme niyetini teyit ettiği özerk Danimarka adası konusunda “temel bir anlaşmazlık” olduğu sonucuna varıldı.

NATO içinde ABD'nin geleneksel müttefiki olan Danimarka, Arktik adasına yeterince ilgi göstermediği yönündeki ABD eleştirilerine yanıt olarak Grönland'daki askeri varlığını güçlendireceğini duyurdu. Çarşamba günü, asker taşıyan iki Danimarka uçağı adaya indi.

Ardından Fransa, İsveç, Almanya, Norveç, Hollanda, Finlandiya ve İngiltere, Danimarka tarafından düzenlenen "Arktik Direnç" tatbikatları kapsamında adaya keşif görevi için askeri güç gönderdiğini duyurdu. Çeşitli ülkelerin savunma kaynakları, örneğin 13 Alman askeri ile Hollanda ve İngiltere'den birer askerden oluşan bu mütevazı Avrupa askeri takviyesinin, orduları Kuzey Kutbu'nda gelecekteki Arktik tatbikatlarına hazırlamayı amaçladığını belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Fransa ve Avrupalılar, çıkarlarının tehdit edildiği her yerde, gerilime yol açmadan, ancak toprak bütünlüğüne saygıdan ödün vermeden varlıklarını sürdürmelidir” dedi. Güney Fransa'nın Marsilya kentindeki bir hava üssünde askeri personele yaptığı konuşmada, Paris'in “rolünün” “egemen bir devletin yanında durarak topraklarını korumayı” gerektirdiğini vurguladı.

“İlk grup Fransız askeri personel zaten bölgede ve önümüzdeki günlerde kara, hava ve deniz araçlarıyla takviye edilecek” dedi. Ancak Beyaz Saray dün yaptığı açıklamada, bu hamlenin Trump'ın planlarını değiştirmeyeceğini ifade etti.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt basın toplantısında, “Avrupa'dan asker gönderilmesinin başkanın karar verme sürecini etkilediğini veya Grönland'ı ilhak etme hedefini etkilediğini düşünmüyorum” dedi.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, Grönland Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt ve ABD yetkilileri arasında Beyaz Saray'da yapılan toplantının ardından, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland'ın geleceği konusunda, Washington'un Grönland'ı kontrol etme kararlılığının devam ettiğini vurguladı.

“Durumun ciddi olduğu açıktır ve bu nedenle bu senaryonun gerçekleşmesini önlemek için çabalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Avrupa güçlerinin “Grönland ve çevresinde ortak tatbikatlara” katılmak üzere konuşlandırılmasını memnuniyetle karşıladı. “NATO içinde, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın güvenliği için Kuzey Kutbu'ndaki varlığın güçlendirilmesinin gerekli olduğu konusunda fikir birliği var” dedi.

Bu açıklama, Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen'in 2026 yılında daha büyük bir kalıcı varlık kurma planını duyurmasının ardından geldi. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Danimarka başbakanı, bugün ve yarın Kopenhag'ı ziyaret edecek ABD Kongresi heyetiyle görüşecek.

Ancak Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius, dün akşamı ARD televizyonunda Trump'ın Grönland ile ilgili hedefleri sorulduğunda endişeli olmadığını belirterek, “Amerika Birleşik Devletleri Donald Trump yönetimi ile sınırlı değildir” dedi. Avrupa'nın Grönland'ın “güvenliğini sağlama” konusundaki rolü, ABD başkanının öne sürdüğü “ana argümanı zayıflatıyor”ifadesini kullandı.

Buna karşılık, Rusya Dışişleri Bakanlığı, NATO güçlerinin Grönland'a konuşlandırılmasının ardından “ciddi endişe” duyduğunu açıkladı. Rusya, Grönland'a tehdit oluşturduğu yönündeki görüşü “efsane” olarak nitelendirerek reddetti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, Danimarka topraklarının bir kısmının “keyfi olarak Washington'un ilgi alanına dahil edildiğini” söyledi.

“Danimarka ve Avrupa Birliği ile NATO'nun diğer üyelerinin yıllardır yaydığı bir tür Rus tehdidi efsanesi, tamamen ikiyüzlülüktür” diye vurguladı.

Grönland'da Başbakan Jens Frederik Nielsen, “ancak demokrasi ve saygı gibi temel değerler temelinde” ABD ile iş birliği yapma arzusunu dile getirerek, “diyalog ve diplomasi doğru yoldur” dedi.

Danimarka dışişleri bakanı çarşamba günü, Kopenhag'ın “Amerika Birleşik Devletleri ile yakın iş birliği içinde çalışmak istediğini, ancak bu iş birliğinin elbette saygıya dayalı olması gerektiğini” vurguladı.

Görüşmelerin ardından Trump Beyaz Saray'da gazetecilere, “Danimarka ile çok iyi ilişkilerim var ve nasıl sonuçlanacağını göreceğiz. Bir çözüme ulaşacağımızı düşünüyorum” dedi. Kısa süre önce, Truth Social platformunda, ABD'nin “ulusal güvenlik nedenleriyle Grönland'a ihtiyacı olduğunu” ve bunun “inşa ettiğimiz Altın Kubbe için gerekli olduğunu” yineledi.

Trump, Grönland'ın kontrolünü ABD'nin devasa füze savunma projesiyle ilk kez ilişkilendirdi. Ancak Rasmussen, ABD'nin Grönland'ı satın almasının “söz konusu bile olamayacağını” söyledi. “Danimarka'da bunu istemiyoruz, Grönland'da bunu istemiyoruz ve bu tüm uluslararası kurallara aykırı. Bu, egemenliğimizi ihlal ediyor” şeklinde konuştu.

Trump, ülkesinin Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu'ndaki ilerlemelerine karşı koymak için Grönland'a ihtiyacı olduğunu defalarca söyledi ve adayı kontrol altına almak için güç kullanmayı da göz ardı etmedi. Çarşamba günü görüşmeler sürerken, Beyaz Saray Twitter'da iki köpek kızağı gösteren bir karikatür yayınladı. Karikatürde, biri açık gökyüzü altında Beyaz Saray'a, diğeri ise karanlıkta Çin Seddi ve Kızıl Meydan'a doğru giden iki köpek kızağı görülüyor. Rasmussen, Danimarka basınına Grönland'da Çin gemisi veya “büyük” Çin yatırımı olmadığını söyledi.

Washington'daki toplantı öncesinde, başkent Nuuk'taki dükkanların önlerinde, evlerin pencerelerinde, araba ve otobüslerin çatılarında ve hatta vinçlerde kırmızı-beyaz Grönland bayrakları dalgalandı.


İran'daki protestolar yatışıyor... Trump izliyor

Tahran'da dün "Bu bir protesto değil" yazılı pankart taşıyan arabalar sokaklarda dolaştı (AFP)
Tahran'da dün "Bu bir protesto değil" yazılı pankart taşıyan arabalar sokaklarda dolaştı (AFP)
TT

İran'daki protestolar yatışıyor... Trump izliyor

Tahran'da dün "Bu bir protesto değil" yazılı pankart taşıyan arabalar sokaklarda dolaştı (AFP)
Tahran'da dün "Bu bir protesto değil" yazılı pankart taşıyan arabalar sokaklarda dolaştı (AFP)

İran'daki halk protestoları dün yatışırken, ABD artan siyasi baskı ve yeni yaptırımların uygulanmasına paralel olarak, kesin adımlar açıklamadan gelişmeleri izlemeye devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik sert tavrını yumuşattı ve cinayetlerin azaldığına dair haberlere atıfta bulunarak, Tahran'ın protestocuları infaz etmekten kaçınmaya devam edeceğini umduğunu belirtti. Trump, yönetiminin durumu “yakından” takip ettiğini ve tüm seçenekleri masada tuttuğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu gelişme, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin gerilimi yatıştırmaya çalışarak Fox News'e verdiği sürpriz röportajda “asma yoluyla infaz planı olmadığını” belirtip diplomasinin galip gelmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Tahran ve diğer şehirlerdeki protestoların hızı yavaşladı. İran'daki insanlar, internet kesintileri ve sıkılaştırılan güvenlik önlemlerinin protestoların ivmesini azaltmaya yardımcı olduğunu, tutuklamaların ise arttığını bildirdi.

ABD Hazine Bakanlığı, protestoların bastırılmasına karıştıkları gerekçesiyle Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi sekreteri Ali Laricani ve Devrim Muhafızları liderlerini hedef alan yeni yaptırımlar açıkladı.


Trump: Gazze barış konseyi kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: Gazze barış konseyi kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Filistin topraklarındaki savaşı sona erdirmek için ABD'nin planında duyurulan Gazze için bir “barış konseyi” kurulduğunu açıkladı ve Mısır, Türkiye ve Katar'ın desteğiyle Hamas ile kapsamlı bir silahsızlanma anlaşmasına varılacağını belirtti.

Trump şunları belirtti: “Barış Konseyi başkanı olarak, Konsey'in Yüksek Temsilcisinin desteğiyle, geçiş döneminde Gazze'yi yönetmek üzere yeni atanan Filistin teknokrat hükümetini ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesini destekliyorum.”

Trump, Truth Social platformunda “Barış Konseyi'nin kurulduğunu duyurmaktan büyük onur duyuyorum” dedi ve konsey üyelerinin listesini “yakında” açıklayacağını belirtti.

“Bu konseyin, şimdiye kadar herhangi bir zamanda veya yerde kurulmuş en büyük ve en prestijli konsey olduğunu teyit edebilirim” ifadesini kullandı.

Konseyin kurulması, savaş sonrası Gazze Şeridi'ni yönetmek üzere 15 üyeli bir Filistinli teknokrat komitesinin kurulacağının açıklanmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.

Komite, Trump'ın başkanlık yapması beklenen Barış Konseyi'nin denetimi altında faaliyet gösterecek.

Plan ayrıca, bölgede uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırılmasını ve Filistin polis birimlerinin eğitilmesini öngörüyor.

Hamas'ın siyasi kanadında görevli Basem Naim, İstanbul'da konuşuyor... 5 Aralık 2024 (AP)Hamas'ın siyasi kanadında görevli Basem Naim, İstanbul'da konuşuyor... 5 Aralık 2024 (AP)

Hareketin lideri Basem Naim dün yaptığı açıklamada, “top artık arabulucuların, Amerikan garantörün ve uluslararası toplumun elinde. Komiteye yetki vermek için harekete geçmeleri gerekiyor” dedi.

ABD destekli Gazze barış planı 10 Ekim'de yürürlüğe girdi ve Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırısı sırasında esir aldığı tüm rehinelerin geri dönmesine ve kuşatma altındaki bölgedeki savaşın sona ermesine olanak tanıdı.

Gazze yönetim komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Gazze yönetim komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli inşaat mühendisi Ali Şaas, teknokrat komiteyi yönetmek üzere seçildi ve yıkıma uğramış Filistin bölgesinde yeniden inşa sürecinin ilk aşamasını yönetmek gibi zor bir görevi üstlenecek.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2015'in başından 2020'nin sonuna kadar BM'nin Ortadoğu barış süreci özel temsilcisi olan Bulgar diplomat Nikolay Mladenov'un Barış Konseyi'nin saha operasyonlarını yönetmesi bekleniyor.

Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Axios'a göre, konseye katılması beklenen ülkeler arasında Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, İtalya, Suudi Arabistan, Katar, Mısır ve Türkiye bulunuyor.

ABD'nin Ortadoğu özel temsilcisi Steve Whitkoff'a göre, çarşamba günü yürürlüğe giren planın ikinci aşaması Gazze Şeridi'nin “yeniden inşasını” öngörüyor.

Öte yandan Trump, gümrük vergilerinin ABD ekonomisinin elde ettiği “fantastik finansal rakamların” ardındaki neden olduğunu vurgulayarak, ABD'nin ulusal güvenliğinin bugün en güçlü durumda olduğunu ifade etti.

Trump,"Tarifelerden neredeyse hiç enflasyon olmadan yüz milyarlarca dolar topladık ve bugün açıklanan finansal veriler muhteşem. Ülkemiz hiç bu kadar iyi durumda olmamıştı" ifadelerini kullandı.