Avrupa'da bitmeyen krizin merkez üssü: Kosova

Kosova'da yerel seçimler nedeniyle yeni bir kriz patlak verdi. (Reuters)
Kosova'da yerel seçimler nedeniyle yeni bir kriz patlak verdi. (Reuters)
TT

Avrupa'da bitmeyen krizin merkez üssü: Kosova

Kosova'da yerel seçimler nedeniyle yeni bir kriz patlak verdi. (Reuters)
Kosova'da yerel seçimler nedeniyle yeni bir kriz patlak verdi. (Reuters)

Ömer Önhon

Sırplar, Kosova'da toplam 1,8 milyon olan nüfusun yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyorlar ve genel olarak Kosova'nın kuzeyinde, Zveçan, Zubin Potok ve Leposaviç bölgelerinde yaşıyorlar. Sırbistan'dan ayrılmayı kabul etmeyip bağımsız bir Kosova'nın parçası olduklarından birtakım sorunlarla karşılaşıyorlar.

Kosovalı yetkililer bundan bir yıl önce Sırpların Sırbistan plakalarını kullanmalarını yasaklayınca huzursuzluk baş gösterdi. Nüfusunun çoğunluğunu Sırpların oluşturduğu dört bölgenin belediye başkanları, Kosovalı yetkililerin aldığı kararı protesto ederek istifalarını sundular.

Görevden ayrılan belediye başkanlarının yerine yenilerinin seçilmesi için 23 Nisan'da yerel seçimler yapıldı. Sırplar seçimleri boykot etti ve seçmen katılım oranı yüzde 3,47 ile sınırlı kaldı. Sandık başına giden Arnavut sayısı bin 566 olurken, 45 bin 95 Sırptan sadece 13'ü oy kullandı.

Arnavut kökenli olan yeni belediye başkanları, yeni görevlerine ancak Kosova Özel Polis Gücü'nün güvenlik önlemleri almasıyla girebildiler. Sırplar protesto gösterileri düzenledi. Kosova güvenlik güçleri de gösterilere müdahale etti. Bunun üzerine, sonunda yeni bir krize neden olan isyan olayları başladı.

Sırp ve Kosovalı liderler bu yılın başlarında Avrupa Birliği’nin (AB) Belgrad ile Priştine arasındaki diyalog süreci bağlamında ilişkileri normalleştirme planı üzerinde sözlü olarak anlaştılar. Toplam 11 maddeden oluşan plan, her iki tarafından da birbirlerinin ilgili ulusal belgelerini ve sembollerini tanımaları, Sırbistan'ın Kosova'nın herhangi bir uluslararası örgüte üyeliğine itiraz etmemesi ve Kosova'nın bölgedeki Sırp diasporası için yeterli düzeyde özyönetim garantisi vermesi de dahil olmak üzere oldukça önemli olan birçok konuyu içeriyordu.

“Kosovalı yetkililerin bundan bir yıl önce Sırpların arabalarında Sırbistan plakalarını kullanmalarını yasaklaması yeni bir huzursuzluğun fitilini ateşledi.”

Bu plan başlangıçta Almanya ve Fransa tarafından, AB’nin Orta Avrupa’daki olası bir çatışmayı etkisiz hale getirme girişimi çerçevesinde hazırlandı. AB, Balkan’daki bu krizle nasıl başa çıkılacağı konusunda uzun süredir mücadele ederken kendi temsilcisi aracılığıyla Batı Balkanlar'daki politikasıyla oldukça ilgileniyor.

Burada bu konuda AB içinde fikir birliği olmadığını, hatta görüş ayrılıkları olduğunu belirtmekte fayda var. AB üyeleri İspanya, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya ve Slovakya henüz Kosova'yı tanımıyorlar. Bahsi geçen ülkelerin kendi azınlıkları ve farklı etnik sorunları olduğundan Kosova'nın bu azınlıkları cesaretlendiren bir emsal oluşturmasından korkuluyor.

Tarafların 2015 yılında fikir birliğine vardıkları Sırp Belediyeler Birliği’nin kurulması, neyi temsil ettiği üzerinde uzlaşılamaması ve görev tanımının yapılamaması nedeniyle halen tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Anlaşmalar, Sırp Belediyeler Birliği’nin Kosova'daki Sırp çoğunluğun yaşadığı bölgelerin özellikle eğitim, sağlık ve şehircilik alanlarında ortak çıkarlarını korumayı amaçladığını şart koştu.

Sırplar, Sırp Belediyeler Birliği’ni yürütme yetkisine sahip kabul ediyor ve Kosova içinde ayrı bir varlığın, yani özerk bir bölgenin tanınması olarak görüyorlar. Kosovalılara göre ise Sırp Belediyeler Birliği ulusal birliğe ve toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit. Kosova Anayasa Mahkemesi, ‘Kosova toplumu çok etnikli bir toplum olarak tanımlandığından, yürütme yetkilerine sahip tek etnikli bir yapının Kosova Anayasası’nı ihlal ettiğine’ karar verdi.

AB ise krizi AB üyeliği süreci başlatarak çözmeyi umuyor. Anlaşma, AB’ye üyelik süreci için bir koşul öne sürüyor. Taraflar, anlaşama şartlarını yerine getirmemenin AB yardımı ve üyelik süreci açısından olumsuz sonuçlar doğuracağında hemfikirler.

Sırbistan, 2012 yılından bu yana AB üyeliğine adayken Balkanlar'ın en yeni ülkesi olan Kosova, kısa bir süre önce AB üyeliği için aday oldu. Kosova ayrıca AB ile 2024 yılının ocak ayı başlarında yürürlüğe girecek olan vizesiz seyahat için anlaşma imzaladı.

Gerginliğin yeniden ne aman tırmanacağının sorulması gerekmiyor. Gerçek şu ki, temel sorunlar çözülmedikçe her zaman gerilimlerin fitilini ateşlemeye devam edecekler.

“AB üyeleri İspanya, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya ve Slovakya henüz Kosova'yı tanımadıkları için bu konuda AB içinde fikir ayrılıkları söz konusu.”

Fotoğraf Altı: NATO'nun Kosova Barış Gücü (KFOR) askerlerinin konuşlandırıldığı Zvecan belediyesinin önündeki dikenli tel örgü, 31 Mayıs 2023. (EPA)
NATO'nun Kosova Barış Gücü (KFOR) askerlerinin konuşlandırıldığı Zvecan belediyesinin önündeki dikenli tel örgü, 31 Mayıs 2023. (EPA)

Kosova’nın Sırplar için sembolik anlamı

Asıl mesele, Sırpların Kosova’yı Sırbistan’ın kalbi ve Kosova’yı Sırp varlığının ve tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak görmelerinde yatıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1389 yılında Sırpları mağlup ettiği Kosova Savaşı, Sırbistan tarihinin en önemli olayıdır. Sırplar bu savaşı kimliklerinin temelini oluşturan olay olarak görüyorlar. Ayrıca Kosova'nın Sırp Ortodoksluğunun doğduğu yer olarak dini bir öneme sahip olduğunu iddia ediyorlar.

Kosova’da olduğu gibi Sırbistan'da da seçimler yaklaştı ve şu an aktif olan Sırp siyasetçilerin hiçbirinin siyasi kariyerine son vermesi beklenmiyor.

Kosova Başbakanı Albin Kurti, AB destekli anlaşmayı Sırbistan'ın Kosova'yı fiilen tanıması olarak yorumlarken Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, ülkesinde eleştiri oklarının hedefi olduktan sonra ‘anlaşma olmadığını ve Sırbistan’ın Kosova’nın BM’ye girmesine izin vermeyeceğini’ vurgulayarak anlaşma açıklamasını geri çekmişti. Ne var ki Sırbistan'ın diplomatik faaliyetlerinin büyük bir kısmı, Kosova'nın diplomatik olarak tanınmasını engellemeye ve mümkünse resmi olarak tanınmasına son vermeye yönelik yürütülüyor.

Sırbistan, son anlaşmanın 4’üncü maddesini ihlal ederek Kosova'nın Avrupa Konseyi üyeliğine karşı oy kullandı. (Sırbistan'ın ret oyu, kabul oyları Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde istenen 3’te 2 barajını aştığından Kosova'nın üyelik talebini engellemeye yetmedi ve Avrupa Konseyi şu an bu talebi değerlendiriyor).

Uluslararası Adalet Divanı'nın (ICJ) 2010 yılında Kosova'nın bağımsızlığının uluslararası hukuk için ihlal teşkil etmediğine karar vermesine ve 100'e yakın ülkenin Kosova'yı tanımasına rağmen, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyeleri Rusya ve Çin de dahil olmak üzere BM üyesi 193 ülkenin geri kalanı henüz Kosova’nın bağımsızlığını tanımadı. Dolayısıyla tüm bunlara rağmen Tayvan ve diğerleri gibi Kosova da BM’ye üye olamıyor.

NATO’nun 1999 yılında gerçekleştirdiği askeri müdahale sonucunda Sırbistan, Kosova'dan çekildi. NATO'nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR), 4 bine yakın askerle Kosova'da güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Son protesto gösterileri sırasında yaklaşık 30 KFOR askeri yaralandı. Bunun üzerine NATO, 700 asker daha göndermeye karar verdi.

“Tayvan ve diğerleri gibi Kosova da Birleşmiş Milletler üyesi olamaz.”

Fotoğraf Altı: Mitroviça'nın güneyinde düzenlenen bir gösteri sırasında Arnavutluk bayrakları taşıyan Kosovalı Arnavutlar, 1 Haziran 2023. (AFP)
Mitroviça'nın güneyinde düzenlenen bir gösteri sırasında Arnavutluk bayrakları taşıyan Kosovalı Arnavutlar, 1 Haziran 2023. (AFP)

Komplo teorisi

Komplo teorisyenleri, geçtiğimiz şubat ayında Kosova Cumhurbaşkanı Vyosa Osmani'nin Rus paralı asker grubu Wagner’in Kosova’da provokasyonlar yaptığını iddia etmesiyle, Rusya'nın krizin arkasındaki kilit faktör olduğunu ancak Rusya'nın sicilinin bu tür iddiaları görmezden gelmesine yer bırakmaması dışında bu iddiayı destekleyecek hiçbir kanıt olmadığını belirttiler.

Rusya, Ukrayna’daki savaş nedeniyle Batı’nın ve NATO'nun dikkatlerini başka yerlere çekerek dağıtmaktan çıkar sağlayacaktır.

Tarihte Rusya ve Sırbistan her zaman birbirine çok yakın olmuşlardır. Slav ırkına ve Ortodoksluğa bağlıdırlar. Rusya, 1990'larda Sırbistan'ı desteklediyse de o dönem yaşanan diplomatik ve askeri olumsuzluklar, olayları Sırbistan'ın lehine çevirmekte geç kalmasına neden oldu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kosova'nın kuzeyinde meydana gelen olaylara ilişkin açıklamasında, “Avrupa'nın ortasından, 1990'da NATO'nun Helsinki Nihai Senedi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) anlaşmalarını ihlal ederek Yugoslavya'ya saldırdığı yerlerde dev bir patlama hazırlanıyor” ifadelerini kullandı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya'nın durumu yakından takip ettiğini ve ‘Kosovalı Sırpların tüm meşru hak ve çıkarlarını’ desteklediğini söyledi.

Uluslararası ilişkilerinde, Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmayan ve Rusya’dan uygun fiyatlarla doğalgaz satın alarak kazanç elde eden Sırbistan ise ihtiyatlı davranmak istiyor. Sırbistan, Batı'dan uzaklaşmamak amacıyla Rusya ile açıkça aynı çizgide yer almazken, orduyu yüksek alarm durumuna geçirmek gibi söylemlerine ve jestlerine rağmen sakin ve genel olarak akıllıca davranmayı sürdürüyor.

Sırbistan Başbakanı Ana Brnabiç, iç siyasette milliyetçiliği dengelemeye çalışarak Avrupa yürüyüşünü sürdürmeye çalışırken Sırbistan'ın Kosova'ya karşı askeri bir adım atması ya da NATO ile karşı karşıya gelmesi pek olası değil.

“Rusya, Ukrayna’daki savaş nedeniyle Batı’nın ve NATO'nun dikkatlerini başka yerlere kaymasından faydalanacaktır.”

Kosova'nın kuzeyindeki Zvecan bölgesinde belediye binasının önünde gösteri düzenleyen Sırplar, 31 Mayıs 2023. (AP)
Kosova'nın kuzeyindeki Zvecan bölgesinde belediye binasının önünde gösteri düzenleyen Sırplar, 31 Mayıs 2023. (AP)

Diğer yandan Kosova'daki Sırplar siper almaya devam edecekler. Sayıları çok olmayabilir, fakat özellikle yurt dışından verilen destekle ortalığı karıştırabilecek güce sahipler. Kosova Başbakanı Albin Kurti de ülkenin kuzeyinde meydana gelen olayların arkasında Sırbistan'ın olduğunu söyledi.

Diğer taraftan Kosova hükümetinin krizi ele alma biçimine geniş çevrelerden eleştiriler yapıldı. Hatta Arnavutluk Başbakanı Edi Rama bile BBC'ye verdiği bir röportajda, sandık başına giden seçmen sayısının yüzde 4’ün altında olmasının ve yeni belediye başkanlarının polis desteğiyle görev yerlerine gelmelerinin hikmetini sorguladı.

Bunun yanı sıra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Belgrad ve Priştine'yi AB’nin arabuluculuğundaki diyaloğa iyi niyetle katılmaya da çağırırken Almanya ve Fransa, belediye seçimlerinin yeniden düzenlenmesi olasılığının yollarını araştırıyor.

Tüm bunlarla birlikte Sırp ve Kosovalı liderler için asıl zorluk, ülkelerinde kaynayan milliyetçi duyguları yönetmek olacak.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Majalla’da çevrildi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.