İran’ın füze geliştirmesi Ortadoğu’da gerginliği arttırıyor

Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)
Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)
TT

İran’ın füze geliştirmesi Ortadoğu’da gerginliği arttırıyor

Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)
Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)

İran’la ilgili gündem maddeleri arasında geçtiğimiz haftalarda nükleer enerji üretimi ve füze üretimi konuları, bölgedeki siyasi ve askeri faaliyetlerin hangi yöne evrileceği konusunda birçok soruyu gündeme getiren önemli gelişmelere tanık oldu.

ABD yönetimi, Tahran'ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini, tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Bölgedeki istikrara yönelik ‘en büyük tehdit’ olarak nitelendirilen güç kullanımının da bu kapsamda olduğu biliniyor. İran'ın hipersonik bir füze geliştirdiğini duyurması üzerine ABD ise İran'ın füze tedarik ağına yeni yaptırımlar uygulamıştı.

Ancak, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) kapsamında İran'ın balistik füze programına getirilen yasak önümüzdeki Ekim ayında sona eriyor. Beyaz Saray'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un ifade ettiğine göre, çoğu Cumhuriyetçi olmak üzere ABD’li yetkililer ise Biden yönetimini İran'ın nükleer ve füze programına karşı koymada kararsız kalmakla suçluyor. Dış İlişkiler Komitesi'nde önde gelen isimlerden Cumhuriyetçi Senatör James Risch ise İran’a karşı geri adım atıldığından, daha geniş bir strateji oluşturmada başarısız olunduğundan bahsediyor. Bölgede İran ve ABD güçleri arasında sürtüşmeler devam ediyor. Pentagon’dan sızıntılar ise Tahran yanlısı milislerin ABD güçlerine karşı yeni saldırılar düzenlemeye hazırlandığını doğruluyor.

Ancak ABD'nin tehdit dili yükselişe geçse de, en az beş aydır askıya alınan nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla ABD ve İran yetkilileri arasında son dönemde gerçekleştirilen gizli diplomatik görüşmeler deşifre oldu.

İstikrarsızlaştırma sürüyor

Bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, ABD'nin İran'ın hipersonik bir füze iddialarından haberdar olduğunu, ancak İran’ın tehlikeli silahların geliştirilmesi ve yayılmasıyla Orta Doğu bölgesini istikrarsızlaştırmaya devam ettiğini söyledi. ABD'nin, İran'ın istikrarı bozan davranışını caydırmak ve bunlara karşı koymak için bölgedeki ülkeler dahil olmak üzere müttefikleri ve ortaklarıyla çalışmaya devam ettiğini belirten sözcü, İran'ın füze geliştirme çabalarıyla başa çıkmak için mevcut silahların yayılmasını önleme araçlarını kullanma taahhüdünü vurguladı. İran'ın füze tedarik ağına yönelik son yaptırımların da bunu doğruladığını söyledi.

İran'ın nükleer programındaki diplomasi ile ilgili ise “Sizin de bildiğiniz gibi, İran'ı ülke dahilindeki insan hakları ihlalleri ve yurtdışındaki istikrarsızlaştırıcı davranışları nedeniyle kınama ve bu kapsamda bir bedel ödetme konusunda aktif olduk” ifadelerine başvurdu.

Başkan Biden'ın İran'ın nükleer silah sahibi olmamasını sağlamaya tamamıyla kararlı olduğunu belirten sözcü, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

“Bu hedefe sürdürülebilir ve kalıcı bir temelde ulaşmanın en iyi yolunun diplomasi olduğuna inanıyoruz. Ancak yine de hiçbir seçeneği masadan kaldırmadık. Tıpkı bölgesel ortaklarımızla yakın koordinasyon içinde İran'ın istikrarsızlaştırıcı davranışına karşı koyma taahhüdümüz için mazeret belirtmediğimiz gibi. İran'ın saldırganlığı, füze programının yarattığı tehdidi de içeriyor. Zirâ bu program, bölgedeki güçlerimiz için önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Rejim tarafından yöneltilen her türlü tehdide karşı caydırıcılık ve savunma yeteneğimize olan güvenimizi koruyoruz, İran'ı bölgedeki gerilimi düşürmeye çağırmaya devam ediyoruz.”

Roketlerin geliştirilmesinin de ötesinde

Washington'daki düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı'ndan Behnam Ben Taleblu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “İran'ın balistik füze alanında menzil, yük, isabetlilik, güvenilirlik ve istikrar kabiliyetindeki iyileştirmeleri içerecek şekilde devam eden ilerleyişi, siyasi bir sinyalden çok daha fazlasıdır. Bunların İran'ın gelecekte kullanmak üzere geliştirmeye çalıştığı en pahalı mermiler olduğunun kanıtıdır. Bunlar, halihazırda bölgedeki en büyük ve en çeşitli balistik füze programında yapılan iyileştirmelerdir. Ayrıca oldukça tutucu bir elitin, bölge devletlerini teslim olmaya zorlama ve ABD'yi bölgeden sürme niyetiyle tehlikelere ve maceralara karşı dayanıklılığındaki artış ile aynı zamana denk geliyor.”

İran'ın devam eden nükleer tırmanışının ve nükleer gözetimdeki yavaş ilerlemenin Biden yönetimi için bir uyandırma çağrısı olması gerektiğine değinen Taleblu, Biden yönetiminin her ilerlemeyi kusurlu nitelikteki anlaşmayı yeniden canlandırma çağrısı olarak görmeye devam ettiğini vurguladı. Aynı zamanda, “Sekiz yılda çok şey değişti. İranlı yetkililer siyasi sözlüklerinde bir anlaşmaya varmanın gerekliliğini sürekli küçümsüyor. Öyle ki, İran Dini Lideri Ali Hamaney, 2013’te ABD ile nükleer müzakerelere izin vermek için kullandığı ünlü ‘kahramanca esneklik’ göstermek sözünden geri adım attı” ifadelerine başvurdu.

Erteleme sanatında ustalık

Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde kıdemli araştırmacı Henry Rome, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, öngörülebilir gelecek için yeni bir nükleer anlaşma ihtimalinin iç karartıcı olduğunu söylüyor. İranlı yetkililerin diplomasi ile ilgilendikleri ölçüde nükleer anlaşma planına odaklanıldığını belirten Rome, ABD'li yetkililerin diplomasiyle ilgilendiği ölçüde ise nükleer anlaşma planı dışında her şeye odaklanıldığını vurguladı.

Tahran ve Washington'un, tansiyonun düşürülmesi yönünde bir esir takası dahil olmak üzere kısa vadeli bir çıkarı paylaşabileceklerini belirten Rome, ancak bunun İran'ın nükleer statüsünü pekiştirme tehlikesi dolayısıyla kaydedildiğini belirtiyor.

İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu toplantılarında taktiksel yönetim sanatında ustalaşmış durumda. Bu durum, çatışmadan kaçınmaya hevesli Batılı hükümetlerin yaptırımlarından kaçınmak için İran’a yeterli zemini sağlıyor.

Cezalardan kaçınmak için sınırlı işbirliği

Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde Uzman Araştırma Görevlisi Michael Rubin ise İran'ın hala samimi olmadığını ve esneklik aradığını söylüyor. Güvenlik kameralarının 7/24 gözetim sağlayamayacağını belirten Rubin, görüntülerin birkaç hafta bir Viyana’ya gönderildiğini, her yeni görüntünün İran'ın taviz talep ettiği yeni ve kapsamlı müzakerelere yol açtığını söylüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Rubin, İran'ın askeri başarılarını düzenli olarak mübalağa ettiğini, hipersonik füzelerle ilgili ise İran’ın başarılı bir gelişmeden daha fazla hırslı davranışlar sergilediğini belirtti. Nitekim İran, uydu fırlatışlarının yarısında yörüngeye ulaşamamış bir ülke.

Şarku’l Avsat’a konuşan Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü Araştırma Direktörü Patrick Clawson ise İran'ın son dönemde çok iddialı ve kendinden emin olduğunu söylüyor. Helmand Nehri'nin sularıyla ilgili bir anlaşmazlığı sessizce çözmeye çalışmak yerine yüksek sesli bir anlaşmazlığa ve Taliban ile büyük bir münakaşaya girdiğini belirten Clawson, “Örneğin İran, Körfez ülkelerinin kendisiyle denizcilik konularında işbirliği yapması konusunda gürültü kopardı. Yeni bir füze testini övmesi en azından Hamaney'in birkaç yıl önce İran füzelerinin 2 bin kilometre veya daha kısa menzile sahip olması gerektiği yönündeki emrine yönelik açık bir ihlaldir” ifadelerini kullandı.

UAEA'nın son raporunun, ajanın İran ile açık bir çatışmadan kaçınmak için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdiğini söyleyen Clawson, Tahran’ın yalnızca çok küçük tavizler verdiğini, ajansın anladığı şekliyle güvence verecek bir anlaşmaya saygı duymaya hala yanaşmadığını vurguluyor.

Yönetim Kurulu'nun dört ay sonra yapacağı bir sonraki toplantısında İran'ın uyumsuzluğu hakkında basit bir şikayette bulunacağını öne süren Clawson, bunun Ukrayna savaşıyla meşgul olan ve şimdi İran ile bir kriz istemeyen büyük güçlerin (Rusya, Avrupa ve ABD) arzusuna tam olarak uyduğunu da ekledi. Biden yönetiminin bilhassa 2024 seçimleri öncesinde bir kriz yaşamak istemediğinin altını çizen Clawson, ABD ile İran arasında beş aydır yalnızca birkaç oturumun kaydedildiği gelişmelerin gerilimi azaltma etrafında döndüğünü söyledi. Bir mahkum takas anlaşması ve Güney Kore'de tutulan 7 milyar doların serbest bırakılmasını bekleyen Clawson, ancak eski Başkan Donald Trump yönetiminin o parayı serbest bırakmayı teklif ettiğine dikkat çekti. Sorunun ise bankaların bu parayla uğraşma konusundaki isteksizliği olduğunu, bu sorunun devam ettiğini belirtti.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe