İran’ın füze geliştirmesi Ortadoğu’da gerginliği arttırıyor

Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)
Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)
TT

İran’ın füze geliştirmesi Ortadoğu’da gerginliği arttırıyor

Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)
Biden, Delaware’deki Newcastle gezisinden Beyaz Saray'a geldi (DPA)

İran’la ilgili gündem maddeleri arasında geçtiğimiz haftalarda nükleer enerji üretimi ve füze üretimi konuları, bölgedeki siyasi ve askeri faaliyetlerin hangi yöne evrileceği konusunda birçok soruyu gündeme getiren önemli gelişmelere tanık oldu.

ABD yönetimi, Tahran'ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini, tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Bölgedeki istikrara yönelik ‘en büyük tehdit’ olarak nitelendirilen güç kullanımının da bu kapsamda olduğu biliniyor. İran'ın hipersonik bir füze geliştirdiğini duyurması üzerine ABD ise İran'ın füze tedarik ağına yeni yaptırımlar uygulamıştı.

Ancak, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) kapsamında İran'ın balistik füze programına getirilen yasak önümüzdeki Ekim ayında sona eriyor. Beyaz Saray'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un ifade ettiğine göre, çoğu Cumhuriyetçi olmak üzere ABD’li yetkililer ise Biden yönetimini İran'ın nükleer ve füze programına karşı koymada kararsız kalmakla suçluyor. Dış İlişkiler Komitesi'nde önde gelen isimlerden Cumhuriyetçi Senatör James Risch ise İran’a karşı geri adım atıldığından, daha geniş bir strateji oluşturmada başarısız olunduğundan bahsediyor. Bölgede İran ve ABD güçleri arasında sürtüşmeler devam ediyor. Pentagon’dan sızıntılar ise Tahran yanlısı milislerin ABD güçlerine karşı yeni saldırılar düzenlemeye hazırlandığını doğruluyor.

Ancak ABD'nin tehdit dili yükselişe geçse de, en az beş aydır askıya alınan nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla ABD ve İran yetkilileri arasında son dönemde gerçekleştirilen gizli diplomatik görüşmeler deşifre oldu.

İstikrarsızlaştırma sürüyor

Bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, ABD'nin İran'ın hipersonik bir füze iddialarından haberdar olduğunu, ancak İran’ın tehlikeli silahların geliştirilmesi ve yayılmasıyla Orta Doğu bölgesini istikrarsızlaştırmaya devam ettiğini söyledi. ABD'nin, İran'ın istikrarı bozan davranışını caydırmak ve bunlara karşı koymak için bölgedeki ülkeler dahil olmak üzere müttefikleri ve ortaklarıyla çalışmaya devam ettiğini belirten sözcü, İran'ın füze geliştirme çabalarıyla başa çıkmak için mevcut silahların yayılmasını önleme araçlarını kullanma taahhüdünü vurguladı. İran'ın füze tedarik ağına yönelik son yaptırımların da bunu doğruladığını söyledi.

İran'ın nükleer programındaki diplomasi ile ilgili ise “Sizin de bildiğiniz gibi, İran'ı ülke dahilindeki insan hakları ihlalleri ve yurtdışındaki istikrarsızlaştırıcı davranışları nedeniyle kınama ve bu kapsamda bir bedel ödetme konusunda aktif olduk” ifadelerine başvurdu.

Başkan Biden'ın İran'ın nükleer silah sahibi olmamasını sağlamaya tamamıyla kararlı olduğunu belirten sözcü, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

“Bu hedefe sürdürülebilir ve kalıcı bir temelde ulaşmanın en iyi yolunun diplomasi olduğuna inanıyoruz. Ancak yine de hiçbir seçeneği masadan kaldırmadık. Tıpkı bölgesel ortaklarımızla yakın koordinasyon içinde İran'ın istikrarsızlaştırıcı davranışına karşı koyma taahhüdümüz için mazeret belirtmediğimiz gibi. İran'ın saldırganlığı, füze programının yarattığı tehdidi de içeriyor. Zirâ bu program, bölgedeki güçlerimiz için önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Rejim tarafından yöneltilen her türlü tehdide karşı caydırıcılık ve savunma yeteneğimize olan güvenimizi koruyoruz, İran'ı bölgedeki gerilimi düşürmeye çağırmaya devam ediyoruz.”

Roketlerin geliştirilmesinin de ötesinde

Washington'daki düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı'ndan Behnam Ben Taleblu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “İran'ın balistik füze alanında menzil, yük, isabetlilik, güvenilirlik ve istikrar kabiliyetindeki iyileştirmeleri içerecek şekilde devam eden ilerleyişi, siyasi bir sinyalden çok daha fazlasıdır. Bunların İran'ın gelecekte kullanmak üzere geliştirmeye çalıştığı en pahalı mermiler olduğunun kanıtıdır. Bunlar, halihazırda bölgedeki en büyük ve en çeşitli balistik füze programında yapılan iyileştirmelerdir. Ayrıca oldukça tutucu bir elitin, bölge devletlerini teslim olmaya zorlama ve ABD'yi bölgeden sürme niyetiyle tehlikelere ve maceralara karşı dayanıklılığındaki artış ile aynı zamana denk geliyor.”

İran'ın devam eden nükleer tırmanışının ve nükleer gözetimdeki yavaş ilerlemenin Biden yönetimi için bir uyandırma çağrısı olması gerektiğine değinen Taleblu, Biden yönetiminin her ilerlemeyi kusurlu nitelikteki anlaşmayı yeniden canlandırma çağrısı olarak görmeye devam ettiğini vurguladı. Aynı zamanda, “Sekiz yılda çok şey değişti. İranlı yetkililer siyasi sözlüklerinde bir anlaşmaya varmanın gerekliliğini sürekli küçümsüyor. Öyle ki, İran Dini Lideri Ali Hamaney, 2013’te ABD ile nükleer müzakerelere izin vermek için kullandığı ünlü ‘kahramanca esneklik’ göstermek sözünden geri adım attı” ifadelerine başvurdu.

Erteleme sanatında ustalık

Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde kıdemli araştırmacı Henry Rome, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, öngörülebilir gelecek için yeni bir nükleer anlaşma ihtimalinin iç karartıcı olduğunu söylüyor. İranlı yetkililerin diplomasi ile ilgilendikleri ölçüde nükleer anlaşma planına odaklanıldığını belirten Rome, ABD'li yetkililerin diplomasiyle ilgilendiği ölçüde ise nükleer anlaşma planı dışında her şeye odaklanıldığını vurguladı.

Tahran ve Washington'un, tansiyonun düşürülmesi yönünde bir esir takası dahil olmak üzere kısa vadeli bir çıkarı paylaşabileceklerini belirten Rome, ancak bunun İran'ın nükleer statüsünü pekiştirme tehlikesi dolayısıyla kaydedildiğini belirtiyor.

İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu toplantılarında taktiksel yönetim sanatında ustalaşmış durumda. Bu durum, çatışmadan kaçınmaya hevesli Batılı hükümetlerin yaptırımlarından kaçınmak için İran’a yeterli zemini sağlıyor.

Cezalardan kaçınmak için sınırlı işbirliği

Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde Uzman Araştırma Görevlisi Michael Rubin ise İran'ın hala samimi olmadığını ve esneklik aradığını söylüyor. Güvenlik kameralarının 7/24 gözetim sağlayamayacağını belirten Rubin, görüntülerin birkaç hafta bir Viyana’ya gönderildiğini, her yeni görüntünün İran'ın taviz talep ettiği yeni ve kapsamlı müzakerelere yol açtığını söylüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Rubin, İran'ın askeri başarılarını düzenli olarak mübalağa ettiğini, hipersonik füzelerle ilgili ise İran’ın başarılı bir gelişmeden daha fazla hırslı davranışlar sergilediğini belirtti. Nitekim İran, uydu fırlatışlarının yarısında yörüngeye ulaşamamış bir ülke.

Şarku’l Avsat’a konuşan Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü Araştırma Direktörü Patrick Clawson ise İran'ın son dönemde çok iddialı ve kendinden emin olduğunu söylüyor. Helmand Nehri'nin sularıyla ilgili bir anlaşmazlığı sessizce çözmeye çalışmak yerine yüksek sesli bir anlaşmazlığa ve Taliban ile büyük bir münakaşaya girdiğini belirten Clawson, “Örneğin İran, Körfez ülkelerinin kendisiyle denizcilik konularında işbirliği yapması konusunda gürültü kopardı. Yeni bir füze testini övmesi en azından Hamaney'in birkaç yıl önce İran füzelerinin 2 bin kilometre veya daha kısa menzile sahip olması gerektiği yönündeki emrine yönelik açık bir ihlaldir” ifadelerini kullandı.

UAEA'nın son raporunun, ajanın İran ile açık bir çatışmadan kaçınmak için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdiğini söyleyen Clawson, Tahran’ın yalnızca çok küçük tavizler verdiğini, ajansın anladığı şekliyle güvence verecek bir anlaşmaya saygı duymaya hala yanaşmadığını vurguluyor.

Yönetim Kurulu'nun dört ay sonra yapacağı bir sonraki toplantısında İran'ın uyumsuzluğu hakkında basit bir şikayette bulunacağını öne süren Clawson, bunun Ukrayna savaşıyla meşgul olan ve şimdi İran ile bir kriz istemeyen büyük güçlerin (Rusya, Avrupa ve ABD) arzusuna tam olarak uyduğunu da ekledi. Biden yönetiminin bilhassa 2024 seçimleri öncesinde bir kriz yaşamak istemediğinin altını çizen Clawson, ABD ile İran arasında beş aydır yalnızca birkaç oturumun kaydedildiği gelişmelerin gerilimi azaltma etrafında döndüğünü söyledi. Bir mahkum takas anlaşması ve Güney Kore'de tutulan 7 milyar doların serbest bırakılmasını bekleyen Clawson, ancak eski Başkan Donald Trump yönetiminin o parayı serbest bırakmayı teklif ettiğine dikkat çekti. Sorunun ise bankaların bu parayla uğraşma konusundaki isteksizliği olduğunu, bu sorunun devam ettiğini belirtti.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
TT

Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin ‘bazılarının yaşadığı bir yanılsamadan ibaret olduğunu’ söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve Avrupa’yı, ülkede son dönemde patlak veren protestolarda ‘gerilimi körüklemek’ ve halkı ‘kışkırtmakla’ suçladı.

 Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Pezeşkiyan, söz konusu aktörlerin iç gelişmelere müdahale ederek toplumsal huzursuzluğu körüklediğini savundu.

Arakçi, CNN’e verdiği demeçte İran’ın güvenliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, ülkesinin her türlü ‘terörist grupla’ mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. “Sistemimiz son derece sağlam ve temelleri o kadar güçlü ki, kişilerin değişmesi herhangi bir fark yaratmaz” diyen Arakçi, İran yönetiminin istikrarına dikkat çekti. Öte yandan İran’ın Mehr haber ajansı, Arakçi’nin, ülkesinin bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı. Arakçi ayrıca, İran’ın meşru çıkarlarını garanti altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu ifade etti.

Söz konusu açıklamalar, dün Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurmuştu.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın, nükleer silaha erişimin engellenmesine yönelik güvenceler ile yaptırımların etkin biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu kaydetti.

Arakçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında yapılan görüşmelerin her zaman verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti.

Arakçi, “Bu görüşmeler sırasında İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini bir kez daha vurguladım. Ülkemiz, İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alan, nükleer silaha sahip olunmamasına yönelik teminatlar içeren ve mevcut haliyle yaptırımların kaldırılmasını öngören adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazırdır” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın kendisine yönelik tehdit edilen bir askerî saldırıdan kaçınmak amacıyla bir anlaşma yapmak istediğine inandığını ifade etti. Tahran ise buna karşılık, füze kabiliyetlerinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İran ordusu yüksek alarm durumunda

İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ABD ve İsrail’i herhangi bir saldırı düzenlememeleri konusunda uyardı. Hatemi, Washington’un Körfez bölgesinde gerçekleştirdiği geniş çaplı askerî yığınaklar ışığında, İran Silahlı Kuvvetleri’nin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Hatemi, “Düşman bir hata yaparsa, bundan şüphesiz kendi güvenliğiyle birlikte bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliği de zarar görür” dedi. Hatemi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma ve askerî hazırlık açısından en yüksek seviyede’ bulunduğunu vurguladı.

Hatemi ayrıca, ABD Başkanı’nın İran’ın olası Amerikan saldırılarından kaçınmak için bir anlaşma arayışında olabileceğine yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin nükleer teknolojisinin ‘yok edilemeyeceğini’ ifade etti. Hatemi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bilim ve teknolojisi, bu vatanın bilim insanları ve evlatları şehit edilse bile ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İranlı yetkililer, ülkede son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik baskıların ardından artan gerilimi azaltabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişiminde bulunan Türkiye’yi ziyaret ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Kremlin tarafından da doğrulandı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Washington Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye gönderdi.


DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
TT

DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bugün, güneydeki bir şehirde sekiz katlı binada meydana gelen ve nedeni henüz belirlenemeyen patlamanın ardından donanma komutanının öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı.

İran devlet televizyonu, patlamanın sekiz katlı bir binada gerçekleştiğini, iki katın ve birkaç aracın yanı sıra bazı dükkanların zarar gördüğünü bildirdi. İtfaiye ekiplerinin olay yerinde müdahale için hazır bulunduğu kaydedildi.

İran medyası patlamayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirirken, bir yetkili basına bir kişinin hayatını kaybettiğini, 14 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Patlamanın yaşandığı Bender Abbas, Umman Sultanlığı ile İran arasında stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinde bulunuyor. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.

Olay, İran ve ABD arasındaki artan gerilim ortamında meydana geldi. Söz konusu gerilim, üç yıl aradan sonra ülkede patlak veren geniş çaplı protestolar ve Batı’nın İran’ın nükleer programına ilişkin endişeleriyle birleşiyor.

Öte yandan Tehran Times, itfaiye müdürünün açıklamasına dayandırdığı haberinde, Batı İran’daki Ahvaz kentinde bir binada meydana gelen gaz patlamasında dört kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Ülke genelinde aralık ayında patlak veren protestolar, ekonomik zorluklar nedeniyle başlamış ve İran rejimi için son yılların en büyük sınavlarından biri olarak kaydedilmişti.

İranlı bir yetkili, Reuters’a verdiği demeçte, protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bunların arasında 500 güvenlik görevlisinin bulunduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü İran’a doğru bir ‘filo’ hareket ettiğini duyurdu. Birçok kaynak, Trump’ın İran’a yönelik seçenekleri değerlendirdiğini, bunların arasında güvenlik güçlerine yönelik hedefli saldırıların da bulunduğunu bildirdi.

Bugün erken saatlerde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD, İsrail ve Avrupa liderlerini ülkesindeki ekonomik sorunları istismar etmekle, huzursuzluğu kışkırtmakla ve bazı kişilere ‘milleti parçalama’ imkânı sağlamakla suçladı.

ABD dün DMO’yu, Hürmüz Boğazı’nda iki gün sürecek mühimmatlı deniz tatbikatı düzenlemesinin ardından, ‘güvensiz hareketleri kabul etmeyeceği’ konusunda uyardı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın hızlı teknelerinin ABD savaş gemilerine çarpma riski taşıyan rotalarda hareket etmesi de dahil olmak üzere, güvensiz tatbikatlara tolerans göstermeyeceğini duyurdu.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, “ABD güçlerine, bölgesel ortaklara veya ticari gemilere yönelik herhangi bir güvensiz davranış, gerilimi artırarak istikrarı bozma riskini yükseltir” denildi.