Yüz binlerce Amerikalı yurt dışında emekli oluyor

"Amerikalılar, para, yaşam ve muamelelerle ilgili zorluklarla karşılaşıyorlar"

Yurt dışında emekli olan Amerikalıların kesin sayısı bilinmiyor ancak 2021'de yarım milyona yakın olacak (BXhair.com)
Yurt dışında emekli olan Amerikalıların kesin sayısı bilinmiyor ancak 2021'de yarım milyona yakın olacak (BXhair.com)
TT

Yüz binlerce Amerikalı yurt dışında emekli oluyor

Yurt dışında emekli olan Amerikalıların kesin sayısı bilinmiyor ancak 2021'de yarım milyona yakın olacak (BXhair.com)
Yurt dışında emekli olan Amerikalıların kesin sayısı bilinmiyor ancak 2021'de yarım milyona yakın olacak (BXhair.com)

The Wall Street Journal, birçok Amerikalı'nın ülkeleri dışında emekli olmayı hayal ettiğini ve birçoğunun buna hazırlanmak için çantalarını toplamaya başladığını doğrulayan bir araştırmayı duyurdu.

Gazete, Amerikalıların, para, yaşam ve muamelelerle ilgili zorluklarla karşılaştıklarına dikkat çekti.

Ayrıca Amerikalıların söz konusu çabalarının, macera amaçlı, sıfırdan başlama ya da sadece daha düşük masraflarla yaşama isteğiyle alakalı olduğunu belirtti.

Gazetenin haberinde, yurtdışında emekli olan Amerikalıların kesin sayısının bilinmediği vurgulandı. Ama sosyal güvenlik çeklerini bozdurdukları yerler bununla ilgili bir ipucu veriyor.

Sosyal Güvenlik İdaresi'ne göre, 2008'deki 307 bin kişi bu işlemi yaparken, 2021'in sonunda ABD dışında yaklaşık 450 bin kişi bunu yaptı. İdare, iki sayının yaklaşık yarısının ABD vatandaşlarına ait olduğunu doğruladı.

Farklı ülkelerdeki sağlık hizmetlerinin kalitesi ve yaşamanın maliyeti gibi konularda bilgi veren "Living and Investing Abroad (Yurtdışında yaşama ve yatırım)" kurucusu Kathleen Peddicord, yurt dışında emekli olma fikrinin Amerikalılar arasında giderek daha fazla kabul gördüğünü aktardı.

Peddicord, yurt dışında yaşayan Amerikalı emeklilere ait pek çok sosyal güvenlik çekinin ABD banka hesaplarına yatırıldığını, bunun da bu konudaki resmi verilerin gerçek sayının hesaplanmasında yetersiz kaldığını belirtti.

Ayrıca, son zamanlarda güçlü olan doların pek çok Amerikalı emekli için birçok ülkede yaşamanın maliyetini karşılanabilir hale getiriyor.

Birçok ülke, gelir miktarını kanıtlayan bir beyan aldıktan sonra emekliler için özel vizeler tahsis ediyor. Ancak birçok emekli, çocuklarını ve torunlarını geride bırakma korkusuyla yurt dışında yaşamayı tercih etmiyor.

The Wall Street Journal, 70 bin ila 1,8 milyon dolar arasında değişen birikimle Fransa, Portekiz, İspanya ve Kosta Rika'ya taşınan altı Amerikalı emekliyle röportaj yaptı ve sonuç olarak attıkları adımın çok büyük bir servet gerektirmediğini kanıtladı.

Gazete, bu kişilerin harcamaları, yaşam tarzları, yeni bir hayat kurmanın getirdiği zorluklar, onları mutlu eden ve endişelendiren hususlarla ilgili görüşlerini aktardı.

Örneğin gazete, Amerikalı Rick Jones ve Eileen Bryson'ın Paris'te yılda 135 bin dolar harcadıklarını aktardı.

50'li yaşlarının sonlarında emekli olduktan sonra orada yaşamayı karşılayabileceklerini düşündükleri için 2006 yılında Buenos Aires'te emekli olmaya çalışmışlardı.

Washington'daki dairelerini 900 bin dolara sattılar ve Arjantin başkentinde büyük bir ev satın aldılar. Ancak orada yaşamanın yeniliği can sıkıntısına dönüştü ve biri yazar, diğeri deniz kuvvetlerinde eski bir asker olan ve çocukları bulunmayan iki emekli, ki yıl sonra Norfolk, Virginia'daki evlerini satıp Paris'e taşınmadan önce 2016'da ABD’ye taşındılar.

Kurdukları sosyal bağlar ve geliştirdikleri hobiler, pandemi koşullarına dayanmalarına yardımcı olurken, onlara Fransa’daki işlemler konusunda rehberlik etmelerine katkıda bulunan Yurtdışında Yaşayan Amerikalılar Derneği'ne katıldılar.

Öte yandan, 61 yaşındaki Suzanne Wojcic, yılda 13 bin dolar harcadığı Kosta Rika, Samara'da yaşıyor. Pasifik Okyanusu'na bakan sahil kasabasını ziyaret ettikten ve oradaki hayatı sevdikten sonra boşanmadan önce kocasıyla ara sıra orada yaşıyorlardı.

2015 yılında boşandıktan sonra kaldığı Southampton, New York'tan Samara'ya yerleşmek için ayrıldı. Kasabada arazi satın almak ve üzerine küçük bir otel inşa etmek için 400 bin dolarlık birikiminin 235 bin dolarını kullandı. Wojcic, burada yaşıyor, müşterileri karşılıyor ve hazırladığı kahvaltıyı müşterilerine sunuyordu.

Kısa süre sonra Atlanta'da yaşayan bir lise arkadaşıyla yeniden bağlantı kurdu ve ikisi 2019'da evlendi. Bu sırada pandemi nedeniyle genel kapanma kuralları uygulandı ve Wojcic bir süreliğine otel kapılarını kapatmak zorunda kaldı.

2020'de ikinci kocasının ölümünden sonra oteli sattı ve 2021'de ölen hasta annesine bakmak için kısa bir süreliğine geri döndü. Sonra yeniden kalan birikimlerinin faiziyle ve otelin satışından elde ettiği gelirle yaşadığı Samara'ya döndü.

Ayrıca Wojcic ABD Sosyal Güvenlik İdaresi’nden ayda bin 421 dolar alıyor ve bu da masraflarını karşılamaya yetiyor.

Yerel sağlık sigortası için ayda 90 dolar ödüyor, ancak özellikle de ödemeler internet yerine hala Kosta Rika parasıyla nakit olarak yapıldığından bürokrasiden şikayet ediyor.

60 yaşındaki Matthew Kue ise The Wall Street Journal'ın haberine göre 13 yıldır yılda 57 bin dolar harcadığı Barselona'da yaşıyor. İspanya'dan uzaktan hukuk danışmanı olarak çalışan, gayrimenkule yatırım yapan ve geçen yıl kendi firmasını kuran eski bir şirket avukatı.

Şirketi, Barselona'da ev satın almak ve yenilemek isteyenlere rehberlik etme konusunda uzman. Kue haftada 20 saat çalışıyor ama bazı haftalar çalışmadan geçiyor ve bundan hoşlanıyor. Tamamen emekli olmamayı planladığını söylüyor.

Kue, hiç evlenmedi veya çocuğu olmadı ve doğu Washington eyaletinde büyüdü. Seksen yaşındaki annesi, kardeşleri ve arkadaşlarından uzakta olduğundan şikayet ederek, onları görmek üzere seyahat etmek için yılda 20 bin dolar ayırıyor.

Seattle'da emekli olsaydı, 1,8 milyon dolarlık birikiminin şimdiye kadar dayanamayacağını söyleyerek, "İspanya'da stresim çok daha düşük, yaşam maliyeti daha düşük ve yaşam kalitesi genel olarak daha yüksek" diyor.

Lizbon'da yaşayan ve yılda 31 bin 200 dolar harcayan 58 yaşındaki Halise Vinson ve 67 yaşındaki Ricardo Crowley, ABD'de yaşamanın pahalı olması nedeniyle buraya altı yıl önce taşındıklarını söyledi.

25 bin dolar borçları ve 50 bin dolar birikimleri vardı ve 20 yıldır evli olan ikili savurgan harcamalar yaptıklarını söylediler. Harcamalarını yeniden planladıktan sonra borçlarını ödediler ve birikimlerini 300 bin dolara çıkardılar.

Altı yetişkin çocuğu Denver'daki evlerini terk ettikten sonra, orada bir ay yaşadıktan ve yurtdışında yaşayan Amerikalı emeklilere danıştıktan sonra Lizbon'u seçerek oradan ayrılmaya karar verdiler.

Çift, Lizbon'daki harcamalarının ABD'deki harcamalarının yarısı kadar olduğunu söylüyorlar.

 

Independent Türkçe, The Wall Street Journal



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.