AB: Kahovka Barajı’nın yıkılmasından Rusya sorumlu

Borrell: Tüm göstergeler Kahovka Barajı’nın yıkılmasından Rusya’nın sorumlu olduğunu gösteriyor

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell 7 Haziran’da Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında (AFP)
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell 7 Haziran’da Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

AB: Kahovka Barajı’nın yıkılmasından Rusya sorumlu

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell 7 Haziran’da Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında (AFP)
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell 7 Haziran’da Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Ukrayna’daki Kahovka Barajı’nın yıkılmasıyla ilgili tüm göstergelerin Rusya’yı gösterdiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Borrell, İspanya devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Baraj vurulmadı. Türbinlerin bulunduğu bölgelere yerleştirilen patlayıcılarla yıkıldı. Bu bölge Rusya’nın kontrolünde. Kimin yaptığını bulabilmek için orada değildim. Ancak tüm göstergelere göre, eğer olay Rusya kontrolündeki bir bölgede gerçekleştiyse, başka birinin sorunlu olabileceğine inanmak zor” dedi.

Borrell ayrıca, “Her halükârda, yerinden edilenler için insani ve çevresel açıdan Ukrayna için sonuçlar korkunç, çünkü (barajın) yıkımı ekolojik bir felakete neden olacak” diye ekledi.

Moskova ve Kiev, 6 Haziran Salı günü Dnipro Nehri üzerindeki bu barajın yıkılmasının sorumluluğu hakkında karşılıklı suçlamalarda bulundu.

Rusya, dün Uluslararası Adalet Divanı huzurunda, Kiev’in barajı yoğun top atışlarıyla yerle bir ettiğini iddia etti.

Ukrayna ise Rusya’yı, Kiev’in güneyden Kırım yarımadasına saldırısının önünü kesmek için barajı havaya uçurmakla suçladı.

Ukrayna’nın güneyinde Rus kontrolündeki barajın yıkılması, ölüm ve yaralanmaların yanı sıra büyük bir sel felaketine neden oldu.



Rusya, İran-İsrail gerilimini azaltmaya yönelik bir adım attı

İranlılar, Tahran'da bir sokakta Farsça "Bu bir protesto değildir" yazan tabelanın önünden geçiyor (EPA)
İranlılar, Tahran'da bir sokakta Farsça "Bu bir protesto değildir" yazan tabelanın önünden geçiyor (EPA)
TT

Rusya, İran-İsrail gerilimini azaltmaya yönelik bir adım attı

İranlılar, Tahran'da bir sokakta Farsça "Bu bir protesto değildir" yazan tabelanın önünden geçiyor (EPA)
İranlılar, Tahran'da bir sokakta Farsça "Bu bir protesto değildir" yazan tabelanın önünden geçiyor (EPA)

Moskova, İran-İsrail gerilimini azaltmak için diplomatik çabalarını yoğunlaştırırken, bir yandan da İranlı yetkililerin yeni protestoları önlemek için sıkı güvenlik önlemleri aldığı bir dönemde, ABD'nin olası gerilim artırma endişelerini gidermeye çalışıyor.

Kremlin dün yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu telefonla ayrı ayrı arayarak arabuluculuk rolünü sürdürme ve durumun doğrudan bir çatışmaya dönüşmesini önlemek için siyasi ve diplomatik çabaları yoğunlaştırma teklifinde bulunduğunu duyurdu.

Bu gelişme, İsrail'in Mossad istihbarat teşkilatının direktörü David Barnea'nın ABD başkanlık özel temsilcisi Steve Wittkoff ile görüşmek üzere Washington'a gelmesinin sonrasında yaşandı.

Trump dün, İran hükümetine protestoculara yönelik çarşamba günü planlanan 800 infazın tamamını iptal ettiği için teşekkür etti.

Beyaz Saray, Tahran'a yönelik uyarıların geçerliliğini koruduğunu, ABD ordusunun ise olası gelişmelere karşı bölgedeki hazırlığını güçlendirmeye devam ettiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığına göre İsrailli yetkililer, açıklanan ertelemeye rağmen, ABD'nin birkaç gün içinde İran'a karşı askeri bir harekat düzenlemesini bekliyor.

Bu durum, Başkan Trump'ın protestoların bastırılmasıyla bağlantılı ölümlerin azaldığını belirten açıklamalarının ardından ABD'nin saldırı düzenleyeceği yönündeki endişelerin azalmasıyla eş zamanlı olarak geliyor; Beyaz Saray ise "tüm seçenekler masada" diyerek, gerilimi azaltma ve baskıyı sürdürme arasında değişen çeşitli olasılıklara açık bir ortam yarattı.


Trump: Venezüela petrolü şu anda Amerika Birleşik Devletleri'ne sevk ediliyor

Venezuela petrolü artık Amerika Birleşik Devletleri'ne sevk ediliyor (AP)
Venezuela petrolü artık Amerika Birleşik Devletleri'ne sevk ediliyor (AP)
TT

Trump: Venezüela petrolü şu anda Amerika Birleşik Devletleri'ne sevk ediliyor

Venezuela petrolü artık Amerika Birleşik Devletleri'ne sevk ediliyor (AP)
Venezuela petrolü artık Amerika Birleşik Devletleri'ne sevk ediliyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, “Venezuela'nın petrolünün şu anda ABD'ye taşındığını” vurgulayarak, “Venezuela'nın petrolünü elde etmek için kimseye danışmaya gerek duymadığını” belirtti.

Venezuela'nın 303 milyar varil ile dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olduğu biliniyor. Ancak, on yıllardır süren kötü yönetim ve yetersiz yatırımlar nedeniyle üretim günlük 900 bin varilin altına düştü.


Beyaz Saray, Avrupa'nın Grönland'daki takviye birliklerinin önemini küçümsüyor

Trump, perşembe günü kendisine Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden Venezuelalı muhalefet lideri Maria Machado ile görüştü (EPA)
Trump, perşembe günü kendisine Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden Venezuelalı muhalefet lideri Maria Machado ile görüştü (EPA)
TT

Beyaz Saray, Avrupa'nın Grönland'daki takviye birliklerinin önemini küçümsüyor

Trump, perşembe günü kendisine Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden Venezuelalı muhalefet lideri Maria Machado ile görüştü (EPA)
Trump, perşembe günü kendisine Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden Venezuelalı muhalefet lideri Maria Machado ile görüştü (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyen ülkelere gümrük vergisi uygulayabileceğini açıkladı. Trump, "Grönland'a ulusal güvenlik gerekçeleriyle ihtiyacımız olduğu için Grönland ile ilgili planı desteklemeyen ülkelere gümrük vergisi uygulayabilirim" ifadelerini kullandı.

NATO içinde ABD'nin geleneksel müttefiki olan Danimarka, Grönland'a yeterince önem vermediği yönündeki Amerikan eleştirilerine yanıt olarak, Grönland'daki askeri varlığını güçlendireceğini açıkladı. Öte yandan Beyaz Saray, Avrupa güçlerinin Grönland'a konuşlandırılmasının Başkan Trump'ın Arktik adasını kontrol etme planları üzerinde hiçbir etkisi olmadığını duyurdu.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt bir basın toplantısında şunları söyledi: "Avrupa'nın asker konuşlandırmasının, başkanın karar alma sürecini etkilediğine veya Grönland'ı ilhak etme hedefini etkileyeceğine inanmıyorum."