Moskova ve Kiev'in savaş alanındaki gücü ve zayıflığıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/4383896-moskova-ve-kievin-sava%C5%9F-alan%C4%B1ndaki-g%C3%BCc%C3%BC-ve-zay%C4%B1fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1
Moskova ve Kiev'in savaş alanındaki gücü ve zayıflığı
Donetsk’te imha edilen Rus araçlarının yanındaki Ukraynalı askerler. (Reuters)a edilen Rus araçlarının yanındaki Ukraynalı askerler. (Reuters)toğraf: Reuters
Moskova ve Kiev'in savaş alanındaki gücü ve zayıflığı
Donetsk’te imha edilen Rus araçlarının yanındaki Ukraynalı askerler. (Reuters)a edilen Rus araçlarının yanındaki Ukraynalı askerler. (Reuters)toğraf: Reuters
Anton Mardasov
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri cephelerde aktif olarak aktif taarruza geçti. Uzun zamandır beklenen bu aşamaya dair herhangi bir resmi duyuru yapılmadı. Aslında iki hafta önce başlayan bu sürecin, kuvvetlerin ve kaynakların kademeli olarak toplanmasıyla birkaç aşamaya bölündüğü anlaşılıyor. Kiev’in mayıs ayının ortalarından bu yana Rusya’ya yönelik saldırılarını artırması, Ukrayna'nın Herson’un geri alınması ile sonuçlanan karşı saldırısı öncesinde Kiev'in saldırılarını artırdığı 2022 yazını hatırlatıyor.
Ukrayna, Rus savunmasındaki zayıf noktaları bulmayı, doğru zamanda buralardan vurarak taktiksel başarıyı operasyonel başarıya dönüştürmeyi amaçlıyor. Nihai olarak ise Melitopol ve Berdyansk'a ulaşarak kuvvetleri Kırım'a göndermeyi hedefliyor.
Bu senaryo Rus ordusu için sürpriz olmamalı. Kiev’in planlarını tahmin etmek genel bir konu iken sahadaki durumu kontrol etmek ve manevra yapmak için zamanında yanıt vermek ise başka bir mesele. Rus askeri liderlerinin bu konuda bir sorunu mevcut. Bu, savaştan yaklaşık bir buçuk yıl sonra tüm dünyanın bildiği bir husus.
Sosyal medyadaki fotoğraf ve videolardan da görülebileceği üzere, Ukrayna ordusu genellikle cephe boyunca saldırı ve geri çekilme taktiklerini ve manevralarını ordu dahilindeki sınırlı kuvvetlerle veya topçu ve füze saldırılarının koruması altındaki taktik grupları ile birleştirir.
Mariupol şehrinde meydana gelen hasarın onarım çalışmaları sürüyor. (AFP)
Alman Leopard tanklarını ve Bradley savaş araçlarını imha etmek için ilk atışları yapmak, Moskova'ya kuvvetlerinin saldırıya dayanabileceği konusunda güven vermiş olabilir. Ancak stratejik rezerv birimlerinin, cephenin farklı bölgelerinde ilerleyen Ukrayna kuvvetlerinin ilk oluşumlarının çabalarına dahil olduğuna dair haberler var.
Ukrayna kuvvetlerinin yeteneklerinin saldırıdan birkaç hafta sonra tükeneceğini düşünmek acemilik olacaktır. Ukrayna’nın temel kuvvetleri henüz savaşa katılmadı. Kremlin dahi bu durumu kabul ediyor. Son birkaç gün içinde Ukraynalılar, Vremivka bölgesinde ve Bahmut yönünde ilerlemeyi başardı.
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 7 Haziran'da yayınlanan görüntülerde Ukrayna araçları görülüyor. (AP)
Rus uzmanların da belirttiği üzere devam eden çatışmalar nedeniyle Rus kuvvetlerinin ilk savunma hattı olarak mayın tarlalarının etkinliğinin azaldığına dair artan bir endişe mevcut. Uzaktan mayın döşeme sistemleri ile bu durumu düzeltmeye zamanın olup olmayacağı ise kesin değil. Ukrayna saldırı ekipleri ve grupları, topçu desteğiyle sürekli olarak ormana doğru itildi. Bu durum, onların bir şekilde göze çarpmadan sızmalarına ve savaş alanında manevra yapmalarına olanak tanıdı. Kiev farklı ve seçilmiş yönlerde saldırı seviyesini yükseltmek için bu tür taktikleri uzun süre kullanabilir, ancak bu kadar küçük gruplarla operasyonel ve taktiksel görevleri yürütmek mümkün değil.
Ukrayna kuvvetlerinin zayıf noktasının, tahkimatların üstesinden gelmek ve askeri hava savunmasını organize etmek için yetersiz sayıda mühendislik ekipmanı konusunda olduğu anlaşılıyor.
Rus askeri-sanayi kompleksi, askeri teçhizat üretimini önemli ölçüde artırdı. Burada topçu ve yüksek hassasiyetli füze sistemleri için mühimmat üretiminden bahsetmiyoruz. Örneğin, Çelyabinsk Traktör Fabrikası’nın yalnızca 2023'ün ilk çeyreğinde T-90M Proryv için 400 yeni motor ürettiği, T72B3 tanklarını iyileştirdiği bildirildi.
Nijni Tagil'deki Uralvagonzavod Fabrikası’nın üretim tesislerini genişlettiği, personelini başlangıç eğitimi ile sivil araç üretiminden askeri teçhizat üretimine aktardığı biliniyor. Ayrıca üç fabrikanın depolarından tank tamiri için çıkarılan eski T-62S tankları T-62M tankları seviyesine yükseltiliyor.
Yeni ve modern tanklar uzun zaman önce cepheye gönderilmiş olsa da, Rus kuvvetleri onlarla ciddi bir operasyona fiilen girmiyor. En iyi durumda, zırhlı kuvvetler piyade birimlerine güvenli mevzilerden veya düşman atış bölgelerinden ateş desteği sağlıyor.
Başka bir deyişle Moskova, Ukrayna kuvvetlerinin bir veya daha fazla noktada Rus savunmasını ciddi şekilde aksatma tehlikesiyle mücadele etmek için tank gruplarını ve taburlarını yoğunlaştırmayı planlıyor.
Önümüzdeki haftalarda ve aylarda Rusya ve Ukrayna, sonuçları gelecekteki dengeler üzerinde netleşecek olan meşakkatli savaşlarla karşı karşıya kalacak. Ya iki taraftan biri bu savaşta üstün gelecek ya da Rusya ve Ukrayna en nihayetinde çatışmada bir kez daha donukluk yaşayacak.
*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Majalla’dan çevrildi.
Washington Post: ABD, sahadaki birlikleriyle Lübnan ve İsrail ordularının hareketlerini izleyecekhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290348-washington-post-abd-sahadaki-birlikleriyle-l%C3%BCbnan-ve-i%CC%87srail-ordular%C4%B1n%C4%B1n
Washington Post: ABD, sahadaki birlikleriyle Lübnan ve İsrail ordularının hareketlerini izleyecek
İsrail’in kuzeyinden çekilen fotoğrafta, İsrail-Lübnan sınırının Lübnan tarafında bir İsrail askeri aracı görülüyor. (EPA)
Washington Post, ismini vermek istemeyen bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD’nin Lübnan ve İsrail ordularının hareketlerini doğrudan izlemede rol üstleneceğini, bu kapsamda hem Lübnan’da hem de İsrail’de sahada bulunan Amerikan unsurlarının kullanılacağını bildirdi.
Söz konusu yetkili, ABD’nin 2024 anlaşmasından bu yana Lübnan’da gözlem görevleri yürüten askerî varlığının bulunduğunu ve şimdi bu yapının iki tarafın da olası ihlallerini tespit etmek üzere genişletileceğini ifade etti.
Aynı kaynak, bu sürecin Washington’daki siyasi karar alıcıların, taraflardan herhangi birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde gerekli baskıyı uygulamasını kolaylaştıracağını belirtti.
Yetkili ayrıca, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı’nın iki tarafın doğrudan denetiminde aktif bir rol üstlenmeyeceğini, ancak CENTCOM’a bağlı yetkililerin tespit edilen ihlalleri ABD Başkanı Donald Trump yönetimine ileterek gerekli müdahalenin yapılmasını sağlayacağını kaydetti.
İsrail ile Lübnan arasında, ABD’nin himayesinde cuma günü çerçeve niteliğinde bir güvenlik anlaşmasının imzalandığı bildirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından cuma akşamı yayımlanan anlaşma metnine göre iki ülke, ‘çatışmayı tamamen sona erdirme, temel nedenlerini ele alma ve böylece aralarındaki herhangi bir savaş halini resmen bitirme niyetinde olduklarını’ ilan etti.
Anlaşma, İsrail’in Güney Lübnan’daki bazı bölgelerden kademeli olarak çekilmesini, buna paralel olarak Lübnan ordusunun konuşlanmasını öngörüyor. Bununla birlikte İsrail güçlerinin geçici olarak genişletilmiş bir güvenlik bölgesinde kalmasına izin veriliyor.
Metin, Lübnan ordusunun ‘devletin egemen otoritesini tüm Lübnan toprakları üzerinde tesis etmesini’ sağlayacak bir mekanizma da içeriyor. Bu süreç, özellikle Hizbullah başta olmak üzere devlet dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasının doğrulanmasına kadar devam edecek.
Çatışma nedeniyle ve İran’la yaşanan daha geniş çaplı savaşla eş zamanlı gelişen süreçte, bir milyondan fazla Lübnanlının evlerini terk ettiği belirtildi. Hizbullah ve İran ise ABD’nin, iki hafta önce imzalanan ve daha geniş savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat kapsamında Lübnan’daki çatışmaları bitirme sözü verdiğini ifade ediyor.
Washington ile Tahran arasındaki teknik görüşmeler ne anlama geliyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290344-washington-ile-tahran-aras%C4%B1ndaki-teknik-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmeler-ne-anlama-geliyor
Washington ile Tahran arasındaki teknik görüşmeler ne anlama geliyor?
ABD, İran, Katar ve Pakistan arasındaki toplantı sırasında Bürgenstock tatil beldesinde bulunan heyet çalışanları (Reuters)
Washington ile Tahran arasında yürütülen teknik görüşmeler, İslamabad Mutabakat Muhtırası’nda yer alan siyasi ilkelerin, 60 günlük süre içinde uygulanabilecek somut düzenlemelere dönüştürülmesine odaklanıyor.
İsviçre’de gerçekleştirilen siyasi turu izleyen uzmanlar toplantılarında taraflar, teknik heyet başkanlarının gözetiminde çalışacak ve tavsiye ile raporlarını mutabakatın uygulanmasını denetleyen üst komiteye sunacak dört ihtisas çalışma grubu oluşturulması konusunda anlaşmaya vardı.
Birinci çalışma grubu, yaptırımların kaldırılması dosyasını ele alacak. Bu kapsamda, petrol, petrokimya ürünleri ve petrol türevleri ihracatına ilişkin ABD muafiyetlerinin takibi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasına yönelik düzenlemeler ve Tahran’ın bu fonlara erişiminin güvence altına alınması konuları değerlendirilecek.
İkinci çalışma grubu ise nükleer dosyaya odaklanacak. Grubun gündeminde İran’ın nükleer programının geleceği, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları ve nihai bir uzlaşıya dahil edilebilecek teknik mekanizmalar yer alacak.
Üçüncü çalışma grubu, yeniden imar ve ekonomik kalkınma başlığından sorumlu olacak. Bu kapsamda savaşın yol açtığı zararın tespiti, hasar gören tesisler ile altyapının yeniden inşasının finansmanına yönelik düzenlemelerin hazırlanması ve ekonomik ile üretim faaliyetlerinin yeniden canlandırılmasının desteklenmesi ele alınacak.
Dördüncü çalışma grubu ise denetim ve uygulama mekanizmasını yürütecek. Grubun görevi, tarafların taahhütlerine bağlılığını izlemek, mutabakat maddelerinin kararlaştırılan takvim çerçevesinde uygulanıp uygulanmadığını doğrulamak, olası ihlal veya gecikmeleri tespit etmek ve üst komiteye düzenli rapor sunmak olacak.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Bürgenstock tatil beldesinde düzenlenen dörtlü toplantının başlamasından önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken (Reuters)
Dört çalışma grubuna paralel olarak taraflar, sahadaki olası çatışmaları önlemeye yönelik ayrı mekanizmalar kurulması konusunda da mutabakata vardı. Bunların başında, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasında doğrudan bir iletişim hattı oluşturulması geliyor. Söz konusu hattın, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin koordinasyonu, acil uyarıların paylaşılması ve deniz ya da askeri nitelikteki olayların daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmeden kontrol altına alınması amacıyla kullanılması öngörülüyor.
Paralel düzenlemeler kapsamında ayrıca, ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak amacıyla mutabakat muhtırasına taraf ülkeler arasında bir irtibat noktası kurulması ve Lübnan’da anlaşmazlıkların önlenmesi ile gerilimin düşürülmesine yönelik bir birim oluşturulması kararlaştırıldı. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki saldırıların yeniden başlaması ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin anlaşmazlıkların sürmesine rağmen, CENTCOM ile DMO arasındaki iletişim hattı henüz faaliyete geçirilmedi.
Taraflar çalışma gruplarının yapısı ve görev alanları üzerinde uzlaşmış olsa da gruplar henüz resmi olarak çalışmalarına başlamadı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ilk tur teknik görüşmelerin tarih ve yerinin gerekli koşulların oluşması ve arabulucu ülkeler üzerinden sağlanacak mutabakatın ardından belirleneceğini söyledi. Garibabadi, bu hafta Doha’da teknik toplantılar yapılacağı yönündeki haberleri ise yalanladı.
Doha’da iki yol
Doha’da düzenlenecek toplantı, iki paralel süreci bir araya getirecek. Bunlardan ilki, mutabakat muhtırasının uygulanmasına ilişkin üst düzey görüşmeler, diğeri ise uygulama mekanizmalarını ele alacak teknik toplantılar olacak.
Üst düzey bir İranlı kaynak, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve gerilimin düşürülmesi konularına odaklanacağını belirtti. Kaynak, hafta başında yaşanan karşılıklı saldırıların ateşkesi tehlikeye atmasının bu başlıkları ön plana çıkardığını ifade etti.
Teknik görüşmelerin dört çalışma grubunun tamamını kapsayıp kapsamayacağı ya da yalnızca deniz ulaşımının güvenliği ve çatışmaların yeniden başlamasını önlemeye yönelik acil düzenlemelerle sınırlı kalıp kalmayacağı ise henüz netlik kazanmadı.
ABD’li bir yetkili ile hazırlıklara ilişkin bilgi sahibi bir kaynağa göre, ABD teknik heyetinin başkanı Nick Stewart’ın toplantılara katılması bekleniyor. İran teknik heyetine ise daha önce İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) nezdindeki daimî temsilciliğini yürüten Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi başkanlık ediyor.
Garibabadi, çalışma gruplarının görüşmelerine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Çalışma gruplarının teknik toplantılarının bu hafta yapılması planlanmadı” ifadesini kullandı.
Katar ile istişarelerin olağan şekilde sürdüğünü ve karşı tarafın taahhütlerinin uygulanmasının da takip edildiğini belirten Garibabadi, bazı basın organlarında yer alan, Doha’da çalışma gruplarına ait teknik görüşmeler yapılacağı yönündeki haberlerin doğrulanmadığını söyledi.
Garibabadi, belirlenen çalışma grupları çerçevesindeki ilk teknik görüşmelerin ise ‘gerekli koşulların oluşturulması ve tarih ile yer konusunda mutabakata varılmasının ardından’ gerçekleştirileceğini kaydetti.
İki teknik ekip
Nick Stewart, mayıs ayında Steve Witkoff’un ekibine katıldı. Stewart, İran ile yürütülen müzakerelerin tıkanma sürecine girdiği bir dönemde, Tahran ile müzakere yürüten ekibin yeni üyelerinden biri olarak görevlendirildi.
Stewart, yönetime katılmadan önce, Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) lobi kolu olan FDD Action’da Savunuculuk Faaliyetleri İcra Direktörü olarak görev yaptı. Kuruluş, ağırlıklı olarak İran, yaptırımlar ve ulusal güvenlik politikaları üzerine çalışmalar yürütüyor.
Stewart, daha önce ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde, dönemin ABD Özel Temsilcisi Brian Hook’un gözetiminde Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki İran Eylem Grubu’nun (Iran Action Group) Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Söz konusu grup, yaptırımlar, nükleer program ve İran’ın bölgesel faaliyetleri de dahil olmak üzere Washington’ın Tahran politikasının koordinasyonundan sorumluydu.
Bu geçmişi, Stewart’a yaptırımlar, ekonomik baskı politikaları ve İran ile müzakereler konusunda doğrudan deneyim kazandırırken, bu alanlar mutabakat muhtırasının uygulanabilir düzenlemelere dönüştürülmesinden sorumlu teknik çalışma gruplarının da temel gündem maddelerini oluşturuyor.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Claudia Tenney, Stewart’ın atanmasını Witkoff’un ekibi için ‘önemli bir takviye’ olarak nitelendirirken, kendisini ABD’nin İran politikasına ilişkin önde gelen uzmanlardan biri olarak değerlendirdi.
İran tarafında ise uzmanlar heyetine Kazım Garibabadi başkanlık ediyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Garibabadi, nükleer program ve yaptırımlara ilişkin müzakerelerde kilit rol üstlenen diplomatlar arasında yer alıyor.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İsviçre’deki görüşmelerin oturum aralarında, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin elindeki belgeye bakıyor. (İran Meclisi)
Garibabadi, 1974 yılında doğdu. Siyasi ilişkiler, diplomasi ve kamu hukuku alanlarında eğitim gören Garibabadi, daha önce İran’ın Hollanda Büyükelçisi ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü nezdindeki daimî temsilcisi olarak görev yaptı. Daha sonra 2018-2021 yılları arasında İran’ın UAEA ile Viyana’daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki daimî temsilciliğini üstlendi.
Garibabadi ayrıca Dışişleri Bakanlığı’nda nükleer konulardan sorumlu danışmanlık yaptı ve nükleer anlaşma komitesinin genel sekreterliği görevini yürüttü. Ardından yargı erkine geçen Garibabadi, Yargı Erki Başkan Yardımcılığı ve İnsan Hakları Konseyi Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.
Garibabadi, Batı’ya yönelik sert eleştirileri ve nükleer dosya, yaptırımlar ile İran’ın egemenliği konularını birbirine bağlayan söylemiyle tanınıyor. Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve DMO’nun önde gelen isimlerinden Muhammed Bakır Zülkadir’in damadı olarak biliniyor.
60 günlük süre
Washington ile Tahran, 17 Haziran’da 14 maddelik bir mutabakat muhtırası imzaladı. Söz konusu anlaşmanın, savaşı durdurması ve Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine yeniden açması, ardından daha karmaşık başlıkları kapsayan müzakerelerin önünü açması öngörülüyor.
Bu başlıklar arasında İran’ın nükleer programı, ABD yaptırımları, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği, dondurulmuş varlıklar ve boğazdaki deniz trafiğine ilişkin kalıcı düzenlemeler yer alıyor.
Muhtıra kapsamında İran, ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak için azami çaba göstereceğini taahhüt etti. Buna karşılık ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı.
Taraflara, mutabakatın imzalandığı tarihten itibaren başlayan 60 günlük bir süre içinde uygulama detayları üzerinde uzlaşma sağlama yükümlülüğü verildi.
Doha’daki toplantının, boğazla ilgili en acil anlaşmazlığın kontrol altına alınmasına odaklanacağı, buna paralel olarak teknik ekiplerin muhtırada yer alan daha geniş kapsamlı dosyalar üzerindeki görüşmelerini sürdürdüğü belirtiliyor.
Venezuela muhalefet lideri, deprem felaketinin ardından ülkeye dönüşünün hükümet tarafından engellendiğini öne sürdühttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290337-venezuela-muhalefet-lideri-deprem-felaketinin-ard%C4%B1ndan-%C3%BClkeye-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCn-h%C3%BCk%C3%BCmet
Venezuela muhalefet lideri, deprem felaketinin ardından ülkeye dönüşünün hükümet tarafından engellendiğini öne sürdü
Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
Venezuela muhalefetinin lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi María Corina Machado, hükümeti ülkeye dönüşünü engellemekle suçladı. Machado, geçen hafta meydana gelen ve bin 700'den fazla kişinin hayatını kaybettiği iki büyük depremin ardından ülkesine dönmek istediğini ancak buna izin verilmediğini söyledi.
Geçen yıl aralık ayında Venezuela'dan ayrılarak Oslo'da düzenlenen törende Nobel Barış Ödülü'nü alan Machado, sürgünde yaşıyor.
Panama'dan X platformu üzerinden yayımladığı video mesajında Machado, Karakas yönetiminin hava sahasını kapatarak ülkeye dönüşünü engellediğini öne sürdü.
"Bu zor ve acı dolu günlerde Venezuelalıların yanında olmak için geri dönmek istiyorum. Ancak hükümet, ülkeye girişimi engellemek amacıyla Venezuela'nın ticari hava sahasını kapattı" diyen Machado, daha sonra bu karardan geri adım atıldığını, ancak dönüşünü kolaylaştırmak isteyen kişilere yönelik tehditlerde bulunulduğunu iddia etti.
Başkent Caracas'a hizmet veren Maiquetía Uluslararası Havalimanı, depremde hasar görmesinin ardından uçuşlara kapatılmıştı. Havalimanı daha sonra yalnızca insani yardım uçuşlarına kısmen yeniden açılırken, uluslararası seferler ülkenin orta kesimindeki Valencia ile doğusundaki Maracaibo havalimanları üzerinden gerçekleştiriliyor.
Eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun altı ay önce Karakas'ta düzenlenen ABD askeri operasyonuyla gözaltına alınmıştı. Ülke yönetimini geçici olarak Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez yürütürken, hükümet Washington'ın yoğun baskısı altında faaliyetlerini sürdürüyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة