Paris Zirvesi: ‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı

Prens Muhammed bin Selman'ı karşılayan Macron, yoksulluk ile gezegeni korumak arasında bir seçim yapılamayacağını vurguladı.

Paris Zirvesi: ‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı
TT

Paris Zirvesi: ‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı

Paris Zirvesi: ‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı

Sıkı güvenlik önlemleri, liman ve yolların kapatılması, büyük bir güvenlik gücünün konuşlandırılması ve sıkı teftiş prosedürlerinin ortasında Yeni Küresel Finansal Pakt Zirvesi çalışmaları Perşembe sabahı Paris'te başladı. Paris, çok sayıda devlet lideri, hükümet başkanı, uluslararası ve bölgesel banka yetkilileri ve yatırım fonlarının yöneticilerinin yanı sıra, iklim ve yoksulluğun azaltılması alanlarından aktif olan sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini harekete geçirmeyi başardı.

Özel karşılama

Başkent Paris'e yağan şiddetli yağmur, trafik sıkışıklığını artırarak gerek uluslararası delegasyonlardan gerekse sivil toplum kuruluşlarından olsun katılımcıların gelişini geciktirdi. Ayrıca bu büyük olayı haber yapmak için Şarku’l Avsat’da dahil olmak üzere farklı medya kuruluşlarından basın mensupları zor bir şekilde alana geldi. Sabah saat sekizden itibaren, davetli devlet ve hükümet başkanlarının heyetleri alana akın etmeye başladı ve onları Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna karşıladı. Ancak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı bizzat görüşmenin yapılacağı Bronnier Sarayı’nın girişinde karşıladı.

FOTO:  (SPA)
(SPA)

Veliaht Prens, büyük toplantı salonuna girdikten sonra olağanüstü bir şekilde karşılandı. Başta solunda oturan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres olmak üzere, sohbet ettiği katılımcı ülkelerin birçok lideriyle el sıkıştı.

Farklı bir zirve

Paris Zirvesi'ne damgasını vuran birkaç özellik var. Bir yandan, BM'nin sponsor olduğu iklim zirveleri çerçevesinde bir toplantı değilken diğer yandan G7, G20 veya herhangi bir uluslararası veya bölgesel kuruluş gibi bir çerçeve içinde bir toplantı da değil. Bunun nedeni, geçtiğimiz yıl başlatılan ve 40 ila 50 dünya liderini ve üst düzey finans yetkilisini çekmeyi başaran Cumhurbaşkanı Macron'un bir girişimi olarak gelmesidir. Zirvenin amacı ise, uluslararası finansal sistemi değiştirmenin gerekliliği hakkında açıkça müzakerelerde bulunmaktır.

(SPA)
(SPA)

Uluslararası finansal sistemi dikkatli bir şekilde yeniden şekillendirme ihtiyacının hissedilmesine binaen gerçekleştirilen zirve, iklim değişikliği ve onun yol açtığı felaketlerle başa çıkma konusuna odaklanıyor. Vurgulanan önemli bir nokta da, gelişmekte olan ülkelerde yoksullukla mücadeleden vazgeçilmemesi. Bu nedenle, iki önceliği birlikte gerçekleştirmek için daha fazla fona ihtiyaç duyuluyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ve iki sivil toplum aktivistinin konuşmasıyla açılan zirvenin ilk gününde yaşananları özetlemek güç. Nijer Cumhurbaşkanı ve Barbados Başbakanı'nın ardından BM Genel Sekreteri'nin bir konuşması oldu. Ardından arka arkaya çok sayıda devlet başkanı, ekonomi ve finans yetkilisi, uluslararası finans kuruluşu ve sivil toplum kuruluşlarından aktivistin katıldığı altı ‘yuvarlak masa’ toplantısı düzenlendi. Bunlardan üçü Fransa’nın Ekonomi, Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği bakanları, dördüncüsü İspanya Başbakan Yardımcısı ve son iki masa ekonomistler tarafından yönetildi.

Çoklu eksenler

İlk masa tartışmaları, zamanın zorluklarını karşılamak için çok taraflı kalkınma bankalarının geliştirilmesi etrafında dönüyordu. İkincisi yeşil büyüme sağlamaya yönelik yeni yaklaşımla ilgiliyken üçüncüsü, gelişmekte olan ülkelerin borçluluğuna odaklandı. Dördüncüsü, özel sektörün altyapı yatırımlarına ve orta ve küçük ölçekli şirketlere daha fazla dahil olması için uygun ortamın nasıl sağlanacağıyla ilgiliydi. Son iki masa ise kırılgan ekonomilere yardımcı olacak yenilenebilir finansman araçları bulmaya ve güvenilir bir veri tabanı ve bilgi sağlamaya odaklandı.

Zirveye paralel olarak diğer iki yerde, UNESCO binası ile Paris'teki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) arasında farklı formatlarda gerçekleştirilen otuz etkinliğe birçok kişi katıldı.

Karamsar tablo

Macron konuşmasında derinleşen bölünmelere, çevresel kırılganlığa, Kovid pandemisinin sonuçlarına, dağınık ekonomik aktivitenin yeniden canlanmasına, Ukrayna'daki savaşa ve küresel finansal sistemdeki istikrarsızlığa işaret ederek dünya gerçeğinin karamsar bir tablosunu çizdi.

FOTO: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)

Zirvede, dört ana ilkeyi ortaya koyan yeni bir ‘tüzük’ önerisi geldi. Bu ilkelerden ilki, dünyadaki hiçbir ülkenin yoksullukla mücadele ile gezegeni koruma arasında seçim yapmak zorunda kalmaması ve her iki savaşın da birlikte yapılması gerektiğidir. İkinci ilke, her ülkenin dikte veya baskı olmaksızın kendi yolunu seçme hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Bu da yeni tüzüğün “her bir tarafın egemenliğine, seçimlerine ve modeline daha saygılı olması gerektiği” anlamına geliyor. Üçüncü ilke, finansman ihtiyacının büyüklüğünün mali yapılardan, bölgesel ve uluslararası kuruluşlardan ve çok taraflı kalkınma bankalarından gelen tüm kaynakların seferber edilmesine yol açması gerektiğini şart koşuyor. Sonuncu ilke bağlamında ise Macron, ‘gezegenin hizmetine sunmak’, yoksulluk ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek ve aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin zenginliğini korumak için özel sektörü seferber etme ve gerekli fonları sağlama ihtiyacına değindi. Kısacası Macron, bir ‘kamu finansman şoku’ yaratmak ve küresel mali sistemi daha adil ve verimli olacak şekilde yeniden formüle etmek istiyor.

Macron'un söyledikleri, ‘uluslararası finansal yapının başarısızlığını’ ve Dünya Bankası ve uygulamalarını “tamamen ahlaksız hale gelmiş” olarak tanımladığı Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası kurumların performansını kontrol eden kuralları kınamaktan çekinmeyen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in konuşmasının özünü oluşturdu. Guterres, dünyada açlık çeken 750 milyon insanın varlığını, “haksız finans mühendisliğini ve eşitsizliğini” kınadı. Guterres, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin “160 milyar dolarlık özel çekme hakkına sahip olduğuna, Afrika'nın payının ise 34 milyar doları geçmediğine” dikkat çekti.

Guterres, ‘siyasi irade’ gerektirdiği için değişen uluslararası mali kurallar konusunda pek iyimserlik ifade etmedi. Kırılgan ekonomilere sahip ülkelerin borçlarının hafifletilmesi ihtiyacına ek olarak, sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği ile mücadele için yıllık 500 milyar dolar sağlanmasını önerdiğini hatırlatarak konuşmasını sonlandırdı.

Daha adil ve daha kapsamlı bir finansal anlaşma

Guterres'in çağrısı, özellikle Perşembe günü konuşan güneyli liderler arasında güçlü bir yankı buldu. Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, konuşmasına yeni, daha adil ve daha kapsamlı bir finansal anlaşma ve kamu ile özel sektör arasında daha fazla iş birliğini içeren bir ‘stratejik vizyon’ çağrısında bulunarak başladı. Bazum, Nijer'in kuraklık, çölleşme, göç, şiddet, ekonomik ve sosyal krizler nedeniyle çektiği acılardan üzüntüyle bahsetti. Bazum’un daha önce kıyı ülkelerinde bir ineğin yılda bir kez doğum yapıp dokuz ay süt verdiğini ve şimdi sadece iki yılda bir doğum yapıp daha az süt verdiğini anlattığı kişisel deneyimi zirveyi neşelendirdi.

Bazum, Afrika’nın iklim değişikliğinden diğer bölgelere göre daha fazla etkilendiğini vurgulayarak, Afrika'nın daha özel fon çekme haklarına, borçluluğunun azaltılmasına, yeni finansal araçların geliştirilmesine ve ek kaynaklar sağlanmasına olan ihtiyacının altını çizdi. Ancak söylediği en önemli şey, “sözde kalıp eyleme geçmeme korkusu” konusundaki ifadesiydi.

Guterres, ‘haksız’ bulduğu uluslararası derecelendirme kuruluşlarını da suçlamayı ihmal etmedi.

Barbados Başbakanı Mia Mottley, “sözden eyleme geçme” gereğini vurguladıktan sonra yaptığı konuşmada, zirveden istenenin “finansal kurumları reforme etmek değil, onları kökten değiştirmek olduğunu” ifade ederek “söz konusu kurumlar kurulduğunda Afrika ülkelerinin yüzde 70'i yoktu” dedi. Uluslararası finansın iklim sorunlarına yönlendirilmesi çağrısında bulunan Mottley, sadece ‘kurumlarımızı düzeltmek’ değil, finansal sistemin ‘mutlak dönüşümü’ çağrısında bulundu. “Bugün Paris'e hüzünlü ama umutla geliyoruz” diyen Mottley, Guterres'e hitaben “Çölün ortasında haykırıyorsunuz, yani sesinizi kimse duymuyor” dedi. Mottley sözlerini şöyle sürdürdü: “İnisiyatifi yarın değil, hemen bugün almalıyız. Uygun eylemi doğru zamanda yapmalı ve hızımızı artırmalıyız. Aksi takdirde insanları ve gezegeni kurtarmakta başarısız oluruz.”

Geliştirme ve ıslah

Yuvarlak masa toplantılarında sunulan önerilere rağmen, Paris Zirvesi’nin genellemeler içinde kalacağı ve somut karar ve tavsiyelerle sonuçlanmayacağına dair bir kanaat var. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, çok taraflı uluslararası kurumların “yeni zorlukların üstesinden gelmek için gelişmesi ve uygun reformları gerçekleştirmesi” gerektiğini kabul etti.

Yellen ayrıca, ülkesinin yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin alacaklılarına borçlarını yeniden yapılandırma müzakerelerine katılmaları için ‘baskı’ yapacağını belirtti. Devlet fonlarının yoksullukla mücadele çabalarını durdurmadan iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunması gerektiğine inanan Yellen'in söyledikleriyle güneyli liderlerin söyledikleri arasındaki farklılık, sanki iki taraf aynı gezegende yaşamıyormuş gibi keskin görünüyor.

Daha fazla anlayış

İkinci masaya katılan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ise uluslararası finans kuruluşlarını ülkesinin içinde bulunduğu durumu anlamaya ve son üç yılın ekonomi üzerindeki etkisini dikkate almaya çağırdı. “Mısır'ın son üç yılda tanık olduğu koşulların bir sonucu olarak, sadece Mısır için değil, benzer durumları yaşayan tüm ülkeler için bu konuyu anlamak ve dikkate almak adına kalkınma ortaklarımıza ve uluslararası finans kurumlarımıza ihtiyacımız olduğunu söylüyorum” ifadelerini kullanan Sisi, ülkesinin bir borç yönetimi planı olduğunu ancak bu planın “içinden geçtiğimiz koşullar nedeniyle çok büyük zorluklarla karşılaştığını” sözlerine ekledi.

Genel bağlamda Mısır Cumhurbaşkanı, “IMF'nin özel çekme haklarının yeniden tahsis edilmesi ve kriz zamanlarında fon için ek ücretlerin askıya alınması veya iptal edilmesi dahil olmak üzere, sürdürülebilir kalkınma için finansmanı artırmak gibi küresel mali mimaride reform yapılması” çağrısında bulundu. Sisi, “düşük ve orta gelirli ülkelerin borçlarını ele almak için kapsamlı ve sürdürülebilir mekanizmalar geliştirilirken, büyük bir borç krizinin patlak vermesini önleyen hızlı uluslararası kararlar almanın” önemini vurguladı.

Sisi ayrıca, “çok taraflı kalkınma bankalarının borç verme kapasitelerini en üst düzeye çıkaracak politika ve uygulamalarının geliştirilmesi, gelişmekte olan ülkelerin bunlara erişiminin kolaylaştırılması, kredi derecelendirme kuruluşları ile aralarındaki diyaloğun güçlendirilmesi ve notlarına halel getirmeksizin borç verme yeteneklerinin artırılması” çağrısında bulundu.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.