Putin’in aşçısı neden isyan etti?

Sebastien Thibault
Sebastien Thibault
TT

Putin’in aşçısı neden isyan etti?

Sebastien Thibault
Sebastien Thibault

Con Coughlin*

Putin, eski müttefikinin isyanını “ihanet ve sırttan bıçaklama” olarak değerlendirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ulusa sesleniş konuşmasında, Rusya’nın güneyinde yer alan ve Rus askerî yönetiminin Ukrayna’ya saldırı karargâhı olan Rostov’da vaziyetin “zorlu” olduğunu kabul etti. Wagner Grup’un Başkanı Yevgeniy Prigojin de dün akşam stratejik bir havalimanı da dahil olmak üzere askerî bölgeleri kontrolü altına alıp Moskova’ya doğru ilerlediğini duyurdu.

Eski müttefikinin silahlı isyanını “bir ihanet ve kişisel hırslarla güdülenen bir sırttan bıçaklama” olarak değerlendiren Putin, ulusal sesleniş konuşmasında Rusya’da yeni bir “iç savaşın” çıkmasına izin vermeyeceğini söyleyerek Wagner Grup’un temsil ettiği “ölümcül tehdide” karşı kararlı adımlar atacağını taahhüt etti.

Zaten Rusya’nın Ukrayna ile çatışmasını idare etme görevinin ağırlığı altında olan Putin’in, sabit destekçileri kabul edilen kişiler tarafından bile maruz kaldığı sert kınamada teselli bulması pek mümkün değil.

Putin açısından Ukrayna’daki savaş, bir ulusal beka meselesi. Zira Rusya, Rusya devletini kuşatmaya yönelik bir Batılı girişim olarak değerlendirdiği şeyi önlemeye çalışıyor. Dolayısıyla Putin’e göre çatışma, her bir Rus’un operasyonun başarılı olması için elinden geleni yapmasını gerektiren üst düzey bir ulusal sorumluluk. Bu nedenle Kremlin’in Ukrayna’da “özel askerî operasyon” adını verdiği şey uğrunda kıymetli varlığını ortaya koymayan herkes Rus davasına ihanet etmiş sayılıyor.

Wagner Grup’un isyanının ardından ulusa sesleniş konuşmasında Putin. Putin silahlı isyanı “bir ihanet ve kişisel hırslarla güdülenen bir sırttan bıçaklama” olarak değerlendirdi (AFP)
Wagner Grup’un isyanının ardından ulusa sesleniş konuşmasında Putin. Putin silahlı isyanı “bir ihanet ve kişisel hırslarla güdülenen bir sırttan bıçaklama” olarak değerlendirdi (AFP)

Geçtiğimiz yılın şubat ayında savaşın başlamasından bu yana Putin, Ukrayna’nın NATO ve Avrupa Birliği üyesi olarak Batı ile daha sıkı ilişkileri kurmasını engellemek için gösterdiği çabaları desteklemeleri için önde gelen Rus milliyetçilerini kazanmakla yakından ilgileniyor. Bu isimler arasında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenski hükümetini devirme girişimlerinin en büyük destekçilerinden biri ve olaylarda en büyük etkiye sahip paralı askerler grubunun, yani “Putin’in özel ordusu” olarak adlandırılan bağımsız milislerin başı olan Yevgeniy Prigojin de var.

Sadakat testi

Prigojin, Rusya Devlet Başkanı’nın kadim bir müttefiki olup ikilinin dostluğu Putin’in başkanlığının ilk günlerine kadar uzanıyor. Prigojin, Putin’in Rusya’ya eski imparatorluk şanını tekrar kazandırma vizyonunun sadık bir destekçisi olduğunu ispatladıktan sonra Ukrayna’nın 2014’te ilk kez işgalinden itibaren Kremlin’in son yıllarda giriştiği birçok askerî macerada önemli bir rol oynamayı başardı.

Prigojin’in liderliğindeki Wagner Grup, daha önce Rusya’nın Libya, Suriye ve Çad’daki çatışmalara müdahalelerinde de önemli bir rol oynadı. Şimdi ve Putin’in geçtiğimiz yılın şubat ayında Ukrayna’yı işgal kararı almasının ardından Prigojin’e bağlı Wagner Grup’un paralı askerleri kendilerini Rusya’nın Ukrayna topraklarını ele geçirme ve elde tutma girişimlerini gerçekleştirmek için cephe hattında buldular. Wagner güçleri, Rusya’nın doğudaki Bahmut şehrini ele geçirmek için yaptığı son saldırıda gerilimin tırmanmasından birinci derecede sorumluydu ve Wagner, bu operasyonda binlerce kurban verdi.

Prigojin’in paralı askerleri Rusya’nın askerî çabalarında en etkili birliklerden biri olduğunu ispatlarken paralı askerlerin Rus askerî liderlerinden yeterli desteği almadığı yönündeki iddialar, Wagner liderini Rusya rejimine karşı giderek daha düşmanca saldırılar başlatmaya sevk etti. Bu gelişme, Kremlin ile önemli bir gerilim kaynağı oldu.

Özel paralı asker grubu Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-bek Yevkurov ile 24 Haziran 2023’te Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Rostov’daki Güney Askerî Bölgesi karargâhında konuşurken (Handout via Reuters)
Özel paralı asker grubu Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-bek Yevkurov ile 24 Haziran 2023’te Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Rostov’daki Güney Askerî Bölgesi karargâhında konuşurken (Handout via Reuters)

Putin’in eski müttefikiyle ilişkisindeki gerilim ilk kez bu yılın başında, Prigojin Ukrayna’nın Solidar kasabasının ele geçirilmesinin arkasında kendi güçlerinin olduğunnu iddia ettiğinde baş göstermeye başladı. Bu kasaba, Moskova’nın savaştaki ilk önemli bölgesel kazanımlarından biriydi. Rus ordusu, bu iddiaya epey şüpheyle yaklaşırken Prigojin, Wagner’i şu sözlerle övdüğü bir video yayınladı: “Wagner, bugün belki de dünyanın en tecrübeli ordusudur.”

“Ukrayna’yı iliklerine kadar askerî karaktere büründürdük”

O zamandan bu yana Prigojin, Kremlin’in çatışmayı ele alış tarzından ötürü Rusya’yı eleştirenlerin başında yer alıyor. Prigojin geçtiğimiz mayıs ayında Putin hükümetinden aldığı cephane eksikliğinden ötürü güçlerini Ukrayna’nın doğusunda kuşatma altında olan Bahmut şehrinden çekmekle tehdit etti. Bundan sonra güçleri, nihayet şehri ele geçirdiğini ve bu operasyonda yaklaşık 10 bin kayıp verdiğini iddia etti. Wagner lideri de o sırada Rus ordusuna açıktan bir saldırı başlattı ve Rus güçlerini şehrin dış mahallelerindeki mevzilerini terk etmekle suçladıktan sonra bunu “rezalet” olarak nitelendirdi. Prigojin’e göre bu durum, Ukraynalıların kritik toprakları geri kazanmalarına meydan vermişti.

Ancak Prigojin’in en sert eleştirileri, Putin’in şahsına yönelikti. Geçen ayın sonunda yaptığı konuşmada Putin’in izlediği zayıf ve eksik işgal stratejisi sebebiyle Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşında büyük bir kayıpla yüzleştiğini ve ülkenin 1917’dekine benzer bir devrimin patlak vermesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğu sözlerine yer verdi.

Prigojin, Rusya Devlet Başkanı’nın kadim bir müttefiki olup dostlukları, Putin’in başkanlığının ilk günlerine kadar uzanıyor. Prigojin, Putin’in Rusya’ya eski imparatorluk şanını yeniden kazandırma vizyonunun sadık bir destekçisi olduğunu ispatladıktan sonra Ukrayna’nın 2014’teki ilk işgalinden itibaren Kremlin’in son yıllarda girdiği askerî maceraların çoğunda önemli bir rol oynamayı başardı

Rusya’nın savaşını destekleyen tanınmış Rus blog yazarı Konstantin Dolgov ile yaptığı bir röportajda Prigojin, Rus işgalinin, Ukrayna’nın Batı’dan aldığı desteğin sonucunda Kiev’in Ukrayna ordusunu “dünyanın en güçlü ordularından biri” haline getirmesine yardımcı olmaktan başka işe yaramadığını iddia etti.

Prigojin şu ifadeleri dile getirdi: “Ukrayna’yı dünyanın uzak yakın her noktasında bilinen bir ülke haline getirdik. Onları Yunanlar veya Romalılar kadar şöhret sahibi yaptık. Ukrayna’yı iliklerine kadar askerî bir karaktere büründürdük.” Gerçekten de Ukrayna şu an, savaşın başında sahip olduğundan daha fazla tanka ve birliğe sahip.

Prigojin Rusya’nın savaştaki çoğu başarısızlığının sorumluluğunu Bakan Sergey Şoygu, Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov gibi üst düzey Rus savunma yetkililerine yükleyerek şöyle dedi: “Suçlular hak ettikleri cezayı alacaklar. En düşük ceza olarak Kızıl Meydan’da asılacaklar.” Sonra da askerler ön saflarda ölürken Rus seçkinlerin Rusya’da iyi bir hayat yaşadıklarını iddia etti.

sawd
Prigojin, Rusya Devlet Başkanı’nın kadim bir müttefiki olup ikilinin dostluğu, Putin’in başkanlığının ilk günlerine kadar uzanıyor (Handout via Reuters)

Prigojin’in Putin’in Ukrayna savaşına yaklaşım tarzına yönelik sert eleştirisi, Rusya lideri Putin’in günlerinin sayılı olduğu ve Wagner Grup’un lideri gibi daha radikal bir milliyetçi liderle değiştirilebileceği söylentilerine sebep oldu. Basit gibi görünen bu değişimin işaretlerini göz önünde bulundurursak bu, çok büyük bir değişim teşkil edebilir.

Fakir bir çocukluk

1961 yılında şimdiki adı St. Petersburg olan Leningrad şehrinde doğan Prigojin, yoksullukla dolu bir çocukluk geçirdi. Prigojin’in daha sonraki bir zamanda belirttiğine göre babası, genç yaşta ölünce annesi, bir hastanede çalışmak zorunda kalmış.

Genç Prigojin, bir spor akademisine gönderildi; burada çoğu zaman kırsal bölgelerde saatlerce kayak yapmak gibi günlük aktiviteleri vardı. Faal olmasına rağmen profesyonel bir sporcu olmak için gerekli özellikleri haiz olmayan Prigojin, okulu bitirdikten sonra acemi bir suçlu çetesinin saflarına katıldı.

St. Petersburg’da bir kadının mücevherlerini çalmaya kalkıştığı tatsız bir olayın ardından Prigojin, 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve cezasının on yıldan azını çekti.

Ukrayna’yı dünyanın uzak yakın her noktasında tanınır bir ülke haline getirdik. Yunanlar ve Romalılar kadar şöhret sahibi oldular. Ukrayna’yı iliklerine kadar askerî bir karaktere büründürdük.    -Wagner Grup lideri Yevgeniy Prigojin

Serbest kaldıktan sonra Prigojin, önceki suç faaliyetlerinden vazgeçti ve sosis satarak onurlu bir yaşam sürmeye çalıştı. Prigojin, annesinin mutfağında hardal yapıyordu. Çok geçmeden ayda yaklaşık bin dolar kazanır hale geldi ki bu miktar, Yeltsin hükümeti sırasında Rus ekonomisinin çöküş yaşadığı bir zamanda kayda değer bir miktardı.

Prigojin’in sosis satarak kâr elde ettiği faaliyeti, kısa bir süre sonra çok daha kârlı bir faaliyete dönüştü ve Prigojin kazandığı parayı bir süpermarket zincirinde hisse satın almak için kullandı. Bir süre önce de kendi restoranını açmıştı ki bu, kendi ticari yemek şirketini açmakla son bulan yolun başlangıcıydı.

Wagner Grup savaşçıları, 24 Haziran 2023’te Rusya’nın güneyinde yer alan Rostov şehrindeki Güney Askerî Bölge karargâhı yakınlarında bir caddede bir tankın üzerinde (Reuters)  
Wagner Grup savaşçıları, 24 Haziran 2023’te Rusya’nın güneyinde yer alan Rostov şehrindeki Güney Askerî Bölge karargâhı yakınlarında bir caddede bir tankın üzerinde (Reuters)  

Uzun bir süre geçmemişti ki Prigojin, Putin’in doğum yeri olan St. Petersburg’daki bağlantılarından ustaca yararlandı ve Rusya Devlet Başkanı’nın ülkeyi ziyaret eden önemli şahsiyetleri ağırlamalarında yemek organizasyonundan sorumlu kişi haline geldi; eski ABD Başkanı George W. Bush ve eşinin 2006 yılındaki Rusya ziyaretinde olduğu gibi.

Huysuz Prigojin, herkesin hoşuna gitmedi, ama Putin, Prigojin’in devlet etkinliklerini düzenlerken ayrıntılara gösterdiği özene ve tabakların yıkanması gibi en sıradan görevleri bile üstlenme konusundaki istekliliğine hayran kaldı.

“Putin’in şefi” unvanı

Putin, sadakatinden ötürü okulları ve Rus ordusunu beslemek için şirketi Concord Catering’e pek çok kârlı ihale vererek Prigojin’i ödüllendirdikten sonra Prigojin “Putin’in şefi” unvanını kazandı. Dahası Prigojin’in şirketi, Putin’in devlet başkanlığı görevine başlama töreninde yemek hizmetinden sorumluydu. Rusya Devlet Başkanı doğum günlerini de çoğu zaman Prigojin’in restoranlarından birinde kutlamayı tercih ediyordu.

Anlaşılacağı üzere Putin, Prigojin’e çok saygı duyuyordu. O kadar ki onunla olan ilişkisi nihayetinde Prigojin’i ünlü bir yemek şirketi ihalecisinden kötü şöhretli Wagner Grup’un kurucu başkanına dönüştürdü.

Wagner Grup’un tarihi, Putin’in Ukrayna’yı ilk kez işgal ettiği 2014 yılına uzanıyor. Putin, Rusya’nın şiddet olaylarına doğrudan herhangi bir dahli olduğunu ısrarla inkâr ediyordu. Ayrıca Moskova’nın Ukrayna’daki maceralarını yönetebilecek ve aynı zamanda Putin’e Rusya’nın doğrudan herhangi bir müdahalede bulunduğunu inkâr etme fırsatı verebilecek bir vekil milis oluşturmaya çalışıyordu.

Kısa süre sonra Prigojin, Rusya Savunma Bakanlığı’nda toplantılar düzenledi ve bu toplantılarda “gönüllülerini” eğitmek için kullanmak üzere Rus ordusuna ait toprakların kendisine verilmesini talep etti. Bu esnada milis çetesinin namı da giderek artıyordu. Rus yetkililer, onun niyetinden şüphe duyduklarında Prigojin, o zamanlarda Putin’e işaret ederek onlara şu yanıtı veriyordu: “Emirleri Baba’dan alıyorum.” 

Wagner güçleri, Ukrayna’da etkili olduklarını ispatladıktan sonra 2015 yılında Putin’in Esed rejimini iktidarda tutmak ve aynı şekilde Moskova’nın Tartus ve Lazkiye’deki askerî üslerine erişimini sürdürmesine izin vermek için yaptığı askerî müdahalenin bir parçası olarak Suriye’ye gönderildi.

Son zamanlarda Wagner güçleri, saflarının yaklaşık 50 bin savaşçıya yükseldiği Ukrayna’da operasyonun kalbindeydi. Batılı istihbarat tahminlerine göre Rusya’nın dört bir yanına dağılmış hapishanelerden toplanan ve genellikle Prigojin’in Rusya hapishanelerine yaptığı ziyaretler esnasında kişisel olarak askere alınan on binlerce eski mahkûm da bu savaşçılara dahildi. Prigojin bir hapishane ziyaretinde mahkûmların, kuvvetle muhtemel savaş cephesinde öleceğini, ancak 6 ay hayatta kalırlarsa tam bir afla serbest bırakılacaklarını ve kendilerine yüklü bir miktar ödeneceğini açıklamıştı.

Prigojin, Putin’in de doğum yeri olan St. Petersburg’daki ilişkilerini ustalıkla kullandı ve Rusya Devlet Başkanı, ülkeyi ziyaret eden ABD Başkanı George W. Bush ile eşi gibi önemli şahsiyetleri ağırlarken yemek organizasyonundan sorumlu hale geldi

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin danışmanı Mihaylo Podolyak geçtiğimiz günlerde Wagner’in son aylarda 38 binden fazla mahkûmu askere aldığını ve bunların yaklaşık 30 bininin öldüğünü, yaralandığını, esir edildiğini ya da kaybolduğunu söyledi.

Prigojin, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısına katılan en acımasız komutanlardan biri olarak ünlendi. Bir defasında Prigojin, Wagner’den ayrılan birinin balyozla öldürüldüğünü gösteren bir videoyu zımnen onaylıyor gibiydi. Ayrılan savaşçı, esir takası sürecinde Prigojin’e iade edilmiş ve Prigojin bu hadiseye şöyle yorum yapmıştı: “Bir köpeğin serbest bırakılmasına karşılık bir köpeğin ölümü.”

Düşman kazanmak

Prigojin’in ateşlediği tüm tartışmalara rağmen Putin, eski hamisini desteklemeye devam etti. Bunun sebeplerinden en basiti de Wagner Grup’un faaliyetlerinin Kremlin’e, Rusya’nın askerî operasyonlarını bir dereceye kadar inkâr etme fırsatı veriyor olmasıydı. Yakın zamanda Avusturya televizyonuyla yaptığı görüşmede Putin’e Wagner’in Ukrayna’daki faaliyetleri sorulduğunda Putin, Prigojin’in bunda parmağı olduğu iddialarını reddederek şöyle dedi: “Prigojin, ticari bir yemek şirketi işletiyor; işi bu. Onun St. Petersburg’da restoranı var.”  

Şurası muhakkak ki Putin’in sunduğu destek, Wagner’in faaliyetlerini sürdürmesinde Prigojin’e yardımcı oldu. Fakat şimdi Wagner lideri, Kremlin siyasetine doğrudan saldırılarda bulunmaya devam ederse bu desteğin ne zamana kadar süreceği konusunda sorular gündeme gelecek.

Prigojin’in Putin’in Ukrayna savaşına yaklaşımına yönelik sert eleştirisi, Rusya lideri Putin’in günlerinin sayılı olduğuna ve yerine Wagner Grup lideri gibi daha aşırı bir milliyetçi liderin gelebileceğine dair söylentilere sebep oldu

Prigojin, yıllar boyunca pek çok tarafın düşmanlığını kazandı. Bunların arasında aldatıldıklarını düşünen eski iş ortakları da var: bürokrat olmakla suçlayarak eleştirdiği generaller ve onun siyasi iktidarı ele geçirme hırsları olmasından yana endişeli olan üst düzey güvenlik yetkilileri.

Ancak Prigojin, en önemli destekçisinin, yani Baba adını verdiği adamın çıkarlarını koruyan biri olarak bu meydan okumaların üstesinden gelmeyi başardı. Prigojin’in bu desteği almaya devam edip etmeyeceği, büyük ölçüde şu iki sonuca bağlı: Ya Putin’in güveni devam edecek ya da Putin, Prigojin’in kendi ordusunu yönetmeye devam etmesine izin vermenin Ukrayna halkının hayatta kalması için olduğu kadar, Rusya Devlet Başkanı’nın iktidarda kalması için de bir tehdit teşkil ettiği sonucuna varacak.

* Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.