Wagner Afrika’da: Putin’in tetikçileri istikrarsızlığı beslemeye devam edecek

Analistler, Rusya'nın stratejik kazanımlarını feda etmesini uzak bir ihtimal olarak görüyor

Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)
Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)
TT

Wagner Afrika’da: Putin’in tetikçileri istikrarsızlığı beslemeye devam edecek

Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)
Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)

Paramiliter Wagner güçlerinin geçtiğimiz Cumartesi günü Rusya'da başlattığı ‘silahlı isyanın’ etkisi Rusya topraklarıyla sınırlı kalmayıp birçok ülke hatta kıtayı da etkisi altına aldı. Ani ve şok edici şeklinde nitelendirilen olayın yansımaları yakından takip edildi. Afrika, Wagner güçlerinin birçok ülkede açık veya gizli faaliyet göstermesi nedeniyle, durumu en yakından takip eden ülkeler arasında yer aldı.

Wagner krizi, Rus grubunun kıtadaki geleceği hakkında birkaç soruyu gündeme getirdi. Liderliğindeki dönüşümlerin grubun Afrika’daki gerçekliğine gölge düşürüp düşürmeyeceği, şiddetli uluslararası (siyasi ve askeri) rekabetin ortasında Moskova'nın kıta üzerindeki etkisini genişletmek için bir silah olarak kullanılmaya devam edip etmeyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Afrika ülkelerinden Şarku'l Avsat'a konuşan analistler, keskin uluslararası kutuplaşma karşısında Kremlin tarafından kullanılan bir araç olarak Rus paralı askerlerin kıtadaki ‘siyasi ve stratejik istihdamının’ devam etmesi olasılığını dışlamadı. Ancak, ‘beklenmedik kaçış’ senaryosunun tekrarlanma korkusuyla, topraklarında Wagner bulunan ülkelerin ‘meşru bir endişe’ içine girme olasılığına işaret ettiler.

Cazip alternatif

Araştırma kurumlarının ve uluslararası stratejik merkezlerin raporları, Rus Wagner grubuna bağlı kuvvetlerin, Sahel ve Sahra bölgesindeki bazı ülkelere güvenlik hizmetlerinin yanı sıra Mali, Orta Afrika, Libya ve Sudan da dahil olmak üzere birçok Afrika ülkesinde konuşlandırıldığını gösteriyor.

Sivil toplum ağı Uluslararası Organize Suçlarla Mücadele Küresel Girişimi (GIATOC) tarafından bu yıl içinde Afrika'daki Wagner hakkında yayınlanan bir raporda, grup ‘bugün Afrika'daki en etkili Rus oyuncu’ olarak tanımlanıyor.

New York merkezli Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından yayınlanan bir analiz, sızdırılan ABD belgelerine göre, Wagner'in son 10 yılda en az sekiz Afrika ülkesindeki operasyonları aracılığıyla birçok Afrika hükümetiyle güçlü ilişkilere sahip olduğunu gösterdi.

CFR’nin analizine göre Afrikalı yöneticiler, Wagner'i, radikal ideolojilere mensup teröristlere karşı mücadeleyi desteklemekten başka Afrika'ya çok az ilgi duyan Birleşmiş Milletler (BM) misyonları, Afrika Birliği güçleri, Avrupa Birliği güçleri ve ABD gibi diğer askeri güç kaynaklarına karşı çekici bir alternatif olarak görüyorlar.

CFR tarafından hazırlanan Thomas Graham imzalı rapora göre Wagner milislerinin, Afrika'da hızla konuşlandırılması ve gelişmiş silahlara sahip olmaları, onun hızlı ve acımasızca güç kullanmasını sağlıyor. Bu da onu Afrika ülkelerindeki güvenlik ve siyasi kargaşadan mustarip birçok rejim için tercih edilen bir seçenek haline getiriyor.

Hartum'daki Yüksek Stratejik ve Güvenlik Araştırmaları Akademisi Danışmanı Tümgeneral Dr. Mutasım Abdulkadir el-Hasan, “Wagner, Libya, Orta Afrika ve Mali'de muhalif grupların eğitimi ve harekat planlaması alanında birçok hizmet verdi” dedi. Ayrıca, özellikle eğitim ve altın madenlerini koruma alanlarında isyandan önce Sudan'da Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile birlikte çalıştığına dikkat çekti.

Hasan’ın Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Wagner’in Afrika’daki geleceğinin son krizin ardından Rus hükümetinin bununla nasıl başa çıktığına bağlı olduğunu söyledi. Rusya Devlet Başkanı’nın ‘ister Ukrayna'da ister Afrika'da olsun bu gruba ihtiyacı olduğuna’ inandığını belirterek çünkü resmi Rus ordusunun gerçekleştirmesi zor roller oynuyorlar.

Çeşitli roller

Afrika Diyaloğu Siyasi Araştırmalar Merkezi tarafından geçtiğimiz Pazar günü yayınlanan ‘Wagner Grubu'nun Afrika'daki Paralı Askerleri: Neden Onları Sınır Dışı Edecek Etkili Bir Muhalefet Yoktu?’ başlıklı bir raporda Orta Afrika Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadera hükümetini başkent Bangui'ye yönelik isyancı saldırılarına karşı savunmak için 2018'den beri Orta Afrika'da Rus grubunun unsurlarını konuşlandırdığına buna karşılık Wagner yan kuruluşlarının, ormanlık alanları işletmek ve oldukça kârlı olan Ndassima altın madenini kontrol etmek için sınırsız haklar elde ettiğine işaret edildi.

2015 yılında kurulan ve birkaç Afrika ülkesinde şubeleri bulunan Merkez’in raporunda Wagner Grubu'nun 2019 yılında Mozambik'te aktif olduğu ve Kuzey Cabo Delgado bölgesindeki DEAŞ örgütüyle mücadeleye yardım etmek amacıyla görev aldığı ancak isyanı kontrol altına alma çabalarının başarısız olduğu ve birkaç ay sonra bölgeden çekildiği belirtiliyor.

Wagner, Sudan'da 2017'den beri maden kaynakları için eğitim ve koruma hizmetleri sağlıyor ve yakın zamanda grubun Sudan ordusuna karşı savaşı sırasında Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri milislerine füze tedarik ettiği bildirildi. Ayrıca, Wagner güçlerinin 2019 yılında sivil bölgelere yargısız infazlar yapmak ve kara mayınlar yerleştirmekle suçlandığı Libya'daki Wagner rollerine de atıfta bulunuldu.

2022 yılının Mayıs ayında İnsan Hakları İzleme Örgütü, Wagner'i 2019 ve 2020 yıllarında Libya'da yasaklanmış kara mayınları ve patlayıcı bubi tuzakları kullanmakla suçladı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısını ‘bu suçları’ soruşturmaya çağırmıştı.

Hasan, "Putin, Cumartesi günkü olaylara rağmen, gelecekte ordu ve Savunma Bakanlığı ve Wagner'in Ukrayna ve Afrika'daki rolünde yapılacak değişikliklerle bu grubu elinde tutacaktır” dedi. Hasan, Wagner Grubu'nun Afrika'da askeri, güvenlik, siyasi ve ekonomik açıdan varlık sağladığına ve bunun ‘sıfır maliyetli olmadığı, aksine değerli kazanımlar elde ettiğine’ işaret etti. Dr. Mutasım Abdulkadir Hasan’a göre Wagner Grubu'nun Afrika kıtasındaki etkisi iki katına çıkacak bu da Ukrayna'daki varlığının azalmasıyla gerçekleşecek.

Meşru endişeler

Rus yetkililerin Wagner krizini nasıl ele aldığına dair ilk işaretler, ‘bu krizin ana gövdesini korumaya yönelik bir istek olduğunu’ gösteriyor. Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Dr. Halid Ukkaşe, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Rus grubunun Avrupa'daki, özellikle Rusya ve Ukrayna'daki rolleri ile yurtdışında oynayabileceği roller arasında bir farklar var” dedi.

Ukkaşe, en azından öngörülebilir gelecekte Rusya’nın elde ettiği kazanımlardan vazgeçme ihtimalinin düşük olduğunu söyledi. Dr. Ukkaşe, Wagner Grubu'nun rollerinin, Rus etkisini kıtadaki birçok bölgede güçlendirdiğini ve büyük güçler arasında (ABD, birçok Avrupa ülkesi ve Çin dahil) rekabetin olduğu bir ortamda, Rusya'nın nüfuzunu artırdığını ifade etti. Ayrıca bu büyük kazanımlardan vazgeçmenin zor olduğu vurgulayan Ukkaşe, “Bu durum, Afrika kıtasında Rusya ile dostane ilişkilerine rağmen, Çin dahil birçok güçle rekabet içinde olan Rusya'nın pozisyonunu güçlendirdiğini gösteriyor” dedi.

Wagner'in hizmetlerini kullanan birçok Afrika ülkesinde tablo henüz net değil. Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti hükümetlerinin sözcüleri, Rus grubun Moskova yetkilileriyle yaşadığı kriz hakkında yorum yapmayı reddetti. Öte yandan Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, bu iki ülkenin ‘meşru endişeleri’ olacağını düşünüyor. Rusya topraklarında Wagner’in fitilini ateşlediği ‘Cumartesi krizi’nin, ‘bu grubun topraklarında bulunduğu ülkelerde musallat olduğu bir saplantı’ olarak kalacağına işaret etti.

Ukkaşe, Wagner Grubu'nun askeri ve ekonomik bileşeninin, ani bir kaosun tekrarlanma olasılığı konusunda şüpheler uyandırdığını ve bu durumun Rusya'ya hizmetlerinden faydalanan ülkelerin hesaplarını yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceğinden bahsetti. Bununla birlikte, aynı zamanda, Wagner'den yardım isteyen ülkelerin çoğunun ‘grubun hizmetlerinden kolayca vazgeçememelerine neden olan siyasi ve güvenlik kırılganlıklarından muzdarip’ olduğunu söylüyor.

Çeşitli senaryolar

Bu endişeler, Wagner'in bulunduğu ülkelerdeki duruma ilişkin analistlerin gözünden uzak görünmüyor. Bu ülkelerden biri olan Mali, Rus grubunun hizmetlerine ilk başvuran ülkelerden biriydi. Mali siyasi analisti Basyro Dombia, Wagner ve Kremlin arasındaki son krizin ‘Mali'deki güvenlik cephesinde sonuçları olacağını’ öngörüyor.

Dombia, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Mali'de resmi olarak tanınmayan Wagner unsurları, DEAŞ ve El Kaide'ye bağlı silahlı gruplarla mücadelede eğitim ve silahlandırma hizmetleri sundu. İyi eğitimli Rus unsurlarının bu tür çatışmalarda önemli rolleri olduğu biliniyor” dedi.

Mali analiste göre Moskova'nın Wagner Grubu'na yönelik tutumu, Bamako hükümetinin Rusya ile olan ilişkilerinde büyük bir etkiye sahip olacak. Dombia, “Mali hükümeti, Wagner Grubu'nu koruma adına Rusya ile olan ilişkilerini feda etme konusunda zorlanabilir. Özellikle ekonomik ve askeri açıdan büyük öneme sahip olan işbirliği göz önüne alındığında, Mali hükümeti Wagner Grubu'nu korumak için Rusya ile olan ilişkilerini riske atmaktan kaçınmak isteyecektir” şeklinde konuştu.

Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi Danışmanı Dr. Halid Fehmi, Rusya'nın Wagner ile resmi ilişkisinin etkisi konusunda hemfikir. Grubun unsurlarının Rus askeri topluluğuna yeniden entegrasyonunun, grubun Afrika sahnesindeki varlığı üzerinde dikkate değer bir etkisi olacağının altını çizdi.

Fehmi, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Afrika'da Wagner Grubu'nun geleceği için birkaç senaryo öngörüldüğünü, bu senaryolardan birinin, Irak ve Suriye'deki yenilgilerinden sonra DEAŞ’ın yeniden yapılandırılması senaryosu olduğunu söyledi. Ayrıca bu senaryoda, yeni bir liderlik yapılanması ve farklı bir operasyonel yaklaşım benimsenerek, Wagner Grubu üyelerinin Rus ordusuna katılmayan bir çekirdek kuvvet oluşturabileceğini ve aynı bölgelerde faaliyet gösterebileceğini belirtti. Ancak bu yeni güç, Wagner Grubu'nun hizmetlerinden yararlanan ülkeler tarafından farklı bir kılıf altında oluşturulabileceğini ifade etti.

Dr. Fehmi, Wagner unsurlarının son yıllarda kazandıkları büyük ekonomik çıkarlarından vazgeçmesi ihtimalinin olmadığını belirtti.  Afrika'da, Rusya'daki merkez komutanlığa bağlı olmayan bağımsız bir grup kurma olasılığına işaret ederek, grubun kurucusu ve lideri Yevgeny Prigozhin'in Belarus'a sınır dışı edilmesinden sonra, grubun ikinci sıradaki liderlerinin dikkate değer bir role sahip olabileceğini söyledi. Bu liderlikler başarısız olursa, Wagner üyelerinin diğer milis saflarına dağılabileceğini ve hizmetlerini bireysel olarak sağlayabileceğine dikkat çekti. Wagner'in Afrika'daki varlığına ilişkin bu senaryolardan herhangi birini seçmenin zaman alacağını belirtti.  Moskova'nın grubun özellikle kendi sınırları dışındaki geleceğine ilişkin kararı netleşene kadar bu süre birkaç ayı bulabileceğini ifade etti.



Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız

Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız
TT

Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız

Trump: Ateşkes yoğun bakımda... İran: Herhangi bir saldırı olursa misilleme yapacağız

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan ateşkes anlaşmasının “yoğun bakım odasında” olduğunu söylerken, Tahran yönetimi ise herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini ve “ders niteliğinde” bir yanıt hazırlığında olduğunu açıkladı. İran, Trump’ın savaşı sona erdirmeye yönelik önerisine verdiği cevabın reddedilmesine rağmen tutumunu koruyor.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ateşkes devasa bir yaşam destek cihazına bağlı durumda. Sanki doktorun odaya girip sevdiğiniz kişinin hayatta kalma şansının yüzde 1 olduğunu söylemesi gibi” ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı savaşta “tam bir zafer” elde edeceklerini savunan Trump, İran’ın “Benim yorulacağımı, sıkılacağımı ya da baskı altında kalacağımı düşündüğünü” söyledi.

Trump’ın açıklamalarının ardından İran Meclis Başkanı Muhammad Bakır Kalibaf, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Silahlı kuvvetlerimiz herhangi bir saldırıya karşılık vermeye ve ders vermeye hazırdır” dedi.

Kalibaf ayrıca, “Kötü strateji ve kötü kararlar her zaman kötü sonuçlar doğurur. Bunu artık bütün dünya anladı” ifadelerini kullandı. İran’ın her türlü senaryoya hazır olduğunu belirten Kalibaf, “Her ihtimale karşı hazırlıklıyız. Şaşıracaklar” değerlendirmesinde bulundu.


İran Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünün güvence altına alınmasını ve nükleer programının sürdürülmesini talep ederken Trump ateşkesin “komada” olduğunu söyledi

USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)
USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)
TT

İran Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünün güvence altına alınmasını ve nükleer programının sürdürülmesini talep ederken Trump ateşkesin “komada” olduğunu söyledi

USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)
USS Tripoli amfibi saldırı gemisinin güvertesinde tatbikat yapan ABD Deniz Piyadeleri, 8 Mayıs 2026 (CENTCOM)

Tahran'ın savaşı sona erdirme ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için öne sürdüğü şartlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın yanıtını reddetmesinin ardından Washington ile sürdürülen müzakere çıkmazını daha da derinleştirdi.

Trump, yanıtı ‘aptalca’ ve ‘çöp’ olarak nitelendirirken İran, taleplerinin taviz değil ‘meşru haklar’ olduğunu savundu.

Beyaz Saray'da gazetecilere ateşkesin ‘komaya’ girdiğini söyleyen Trump, planının ‘esnek’ olduğunu, ancak İran'ın nükleer silah edinmesini engelleme ilkesine dayandığını vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise önerileri ‘cömert ve sorumlu’ olarak savunarak bunların savaşın sona erdirilmesini, deniz ablukasının kaldırılmasını, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ve Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin güvence altına alınmasını kapsadığını belirtti.

Bekayi, nükleer program kararlarının ise ‘uygun zaman geldiğinde’ ele alınacağını sözlerine ekledi.

ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ), ABD’li kaynaklara dayanarak İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun bir bölümünü seyreltmeyi, diğer bir bölümünü ise müzakerelerin başarısız olması halinde iade edilmek üzere üçüncü bir ülkeye transfer etmeyi teklif ettiğini aktardı. Ancak İran, nükleer tesislerinin sökülerek imha edilmesini kesinlikle reddetti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'a yakın Sobhe No gazetesi ise İran'ın yanıtının üç aşamaya dayandığını yazdı. Gazeteye göre bu aşamalar, savaşın sona erdirilmesi, abluka ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını kapsayan güven inşasına yönelik ilk adımlar, ardından tarafların karşılıklı adımları ve son olarak da bir izleme komitesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla anlaşmanın güvence altına alınmasından oluşuyor. Bunların yanı sıra Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve savaş tazminatları da dahil olmak üzere beş ön koşul da yanıtta yer alıyor.


Kalibaf, Trump'ın ateşkese şüpheyle yaklaşmasının ardından “ders verme” tehdidinde bulundu

İran Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı fotoğrafta Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, yanında Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, arkalarında ise Dışişleri Bakanlığı Sözcü İsmail Bekayi ve Meclis Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Milletvekili Ebulfazl Emui görülüyor
İran Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı fotoğrafta Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, yanında Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, arkalarında ise Dışişleri Bakanlığı Sözcü İsmail Bekayi ve Meclis Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Milletvekili Ebulfazl Emui görülüyor
TT

Kalibaf, Trump'ın ateşkese şüpheyle yaklaşmasının ardından “ders verme” tehdidinde bulundu

İran Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı fotoğrafta Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, yanında Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, arkalarında ise Dışişleri Bakanlığı Sözcü İsmail Bekayi ve Meclis Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Milletvekili Ebulfazl Emui görülüyor
İran Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı fotoğrafta Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, yanında Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, arkalarında ise Dışişleri Bakanlığı Sözcü İsmail Bekayi ve Meclis Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Milletvekili Ebulfazl Emui görülüyor

İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington ile Tahran arasındaki ateşkes anlaşmasının son derece zayıfladığını açıklamasının ardından İran'ın saldırıya uğraması halinde karşılık vereceğini ve ‘ders vereceğini’ tehdit etti.

Trump dün İran'la yapılan ateşkesin ‘çöküşün eşiğinde’ olduğunu ve ‘yoğun bakıma’ ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu açıklama, Washington'ın sunduğu barış önerisine Tahran'ın verdiği yanıtı reddetmesinin ardından geldi. Yaklaşık 10 haftadır süren, binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve enerji ticaretini felç eden çatışmanın uzayıp gitmesine dair kaygılar da giderek artıyor.

Trump, ateşkesin durumuna ilişkin soruya gazetecilere verdiği yanıtta, “Bize gönderdikleri o süprüntüyü okuduktan sonra şu an en zayıf noktada olduğunu söylüyorum. Hatta okumayı bile bitiremedim” ifadelerini kullandı. Fransız Haber ajansı AFP'ye göre Kalibaf ise Trump'a yanıt olarak X platformunda yaptığı paylaşımda, “Silahlı kuvvetlerimiz, herhangi bir saldırıya karşı gerekli dersi vermeye hazır” diye yazdı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) üst düzey isimlerinden biri olan Kalibaf, “Kötü bir strateji ve kötü kararlar her zaman kötü sonuçlar doğurur. Tüm dünya bunu anlamış olmalı” diye konuştu.

Kalibaf, "Her ihtimale hazırız, şaşıracaklar!" diye ekledi.

Savaşın başlamasından kırk günü aşkın bir süre sonra taraflar, geçtiğimiz 8 Nisan’da yürürlüğe giren bir ateşkese vardı. Pakistan'ın öncülük ettiği arabuluculuk süreci, İslamabad'da Washington ile Tahran arasında doğrudan görüşmelerin zeminini hazırladı. Tarafların bu görüşmelerde anlaşmaya varamamasının ardından müzakereler arabulucular aracılığıyla sürdürüldü.

İran’ın pazar günü Pakistan kanalıyla savaşı sona erdirmeye yönelik Amerikan önerisine yanıtını iletmesinin hemen ardından Trump bunu kabul edilemez bulduğunu açıkladı. Tahran ise tutumundan taviz vermeyerek yalnızca meşru haklarını talep ettiğini vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, “Hiçbir taviz talep etmedik. Talep ettiğimiz tek şey İran'ın meşru haklarıdır” ifadelerini kullandı.

Bekayi, İran'ın taleplerinin Tahran'ın desteklediği Hizbullah ile İsrail'in karşı karşıya geldiği Lübnan'a da atıfta bulunarak ‘bölgedeki savaşın sona erdirilmesini’ İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasına karşılık ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını ve ‘yıllardır yabancı bankalarda haksız yere tutulan İran halkına ait varlıkların serbest bırakılmasını’ kapsadığını belirtti.

Öte yandan DMO’nun eski Genel Komutanı Muhammed Ali Caferi, İran'ın yanıtının savaşın sona erdirilmesi, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş fonların iade edilmesi, savaş tazminatları ve İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınmasını kapsayan beş ön koşul üzerine inşa edildiğini açıkladı. Caferi, “Bu koşullar sağlanmadan hiçbir müzakere olmayacak” diyerek tutumunu kararlılıkla ortaya koydu.

ABD merkezli haber sitesi Axios, ABD’li üç yetkiliye dayandığı haberde, Trump'ın dün ulusal güvenlik ekibiyle bir toplantı düzenlediğini ve Tahran ile müzakerelerin pazar günü çıkmaza girmesinin ardından askeri operasyonun yeniden başlatılması da dahil olmak üzere İran'a karşı atılacak sonraki adımları ele aldığını bildirdi.

ABD’li yetkililer, Trump'ın savaşı sona erdirmek için bir anlaşma istediğini, ancak İran'ın pek çok talebini reddetmesi ve nükleer programı konusunda anlamlı tavizler vermekten kaçınmasının askeri seçeneği yeniden masaya taşıdığını belirtti.

Toplantıya Başkan Yardımcısı JD Vance, Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, CIA Direktörü John Ratcliffe ve diğer üst düzey yetkililerin katılması bekleniyor.

Axios, ABD’li iki yetkiliye dayandırdığı bir diğer haberinde ise Trump'ın İran rejimi üzerindeki baskıyı artırmak ve onu nükleer programı konusunda taviz vermeye zorlamak amacıyla İran'a yönelik bir tür askeri operasyon yapılması niyetinde olduğunu aktardı. Söz konusu yetkililerden biri “Onları biraz sıkıştıracak” derken diğeri “Bunun nereye gittiğini hepimiz biliyoruz sanırım" dedi.

Axios’a konuşan ABD’li yetkililer, Trump'ın Çin ziyaretinden dönmeden İran'a karşı askeri operasyon emri vermesini beklemediklerini ifade etti. ABD’li yetkililer ayrıca Trump'ın Çin Devlet Başkan Şi Cinping ile de İran savaşını ele alması beklendiğini belirtti.