Wagner Afrika’da: Putin’in tetikçileri istikrarsızlığı beslemeye devam edecek

Analistler, Rusya'nın stratejik kazanımlarını feda etmesini uzak bir ihtimal olarak görüyor

Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)
Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)
TT

Wagner Afrika’da: Putin’in tetikçileri istikrarsızlığı beslemeye devam edecek

Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)
Geçtiğimiz 22 Mart'ta Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkentindeki bir heykele Rus bayrağı asıldı (AFP)

Paramiliter Wagner güçlerinin geçtiğimiz Cumartesi günü Rusya'da başlattığı ‘silahlı isyanın’ etkisi Rusya topraklarıyla sınırlı kalmayıp birçok ülke hatta kıtayı da etkisi altına aldı. Ani ve şok edici şeklinde nitelendirilen olayın yansımaları yakından takip edildi. Afrika, Wagner güçlerinin birçok ülkede açık veya gizli faaliyet göstermesi nedeniyle, durumu en yakından takip eden ülkeler arasında yer aldı.

Wagner krizi, Rus grubunun kıtadaki geleceği hakkında birkaç soruyu gündeme getirdi. Liderliğindeki dönüşümlerin grubun Afrika’daki gerçekliğine gölge düşürüp düşürmeyeceği, şiddetli uluslararası (siyasi ve askeri) rekabetin ortasında Moskova'nın kıta üzerindeki etkisini genişletmek için bir silah olarak kullanılmaya devam edip etmeyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Afrika ülkelerinden Şarku'l Avsat'a konuşan analistler, keskin uluslararası kutuplaşma karşısında Kremlin tarafından kullanılan bir araç olarak Rus paralı askerlerin kıtadaki ‘siyasi ve stratejik istihdamının’ devam etmesi olasılığını dışlamadı. Ancak, ‘beklenmedik kaçış’ senaryosunun tekrarlanma korkusuyla, topraklarında Wagner bulunan ülkelerin ‘meşru bir endişe’ içine girme olasılığına işaret ettiler.

Cazip alternatif

Araştırma kurumlarının ve uluslararası stratejik merkezlerin raporları, Rus Wagner grubuna bağlı kuvvetlerin, Sahel ve Sahra bölgesindeki bazı ülkelere güvenlik hizmetlerinin yanı sıra Mali, Orta Afrika, Libya ve Sudan da dahil olmak üzere birçok Afrika ülkesinde konuşlandırıldığını gösteriyor.

Sivil toplum ağı Uluslararası Organize Suçlarla Mücadele Küresel Girişimi (GIATOC) tarafından bu yıl içinde Afrika'daki Wagner hakkında yayınlanan bir raporda, grup ‘bugün Afrika'daki en etkili Rus oyuncu’ olarak tanımlanıyor.

New York merkezli Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından yayınlanan bir analiz, sızdırılan ABD belgelerine göre, Wagner'in son 10 yılda en az sekiz Afrika ülkesindeki operasyonları aracılığıyla birçok Afrika hükümetiyle güçlü ilişkilere sahip olduğunu gösterdi.

CFR’nin analizine göre Afrikalı yöneticiler, Wagner'i, radikal ideolojilere mensup teröristlere karşı mücadeleyi desteklemekten başka Afrika'ya çok az ilgi duyan Birleşmiş Milletler (BM) misyonları, Afrika Birliği güçleri, Avrupa Birliği güçleri ve ABD gibi diğer askeri güç kaynaklarına karşı çekici bir alternatif olarak görüyorlar.

CFR tarafından hazırlanan Thomas Graham imzalı rapora göre Wagner milislerinin, Afrika'da hızla konuşlandırılması ve gelişmiş silahlara sahip olmaları, onun hızlı ve acımasızca güç kullanmasını sağlıyor. Bu da onu Afrika ülkelerindeki güvenlik ve siyasi kargaşadan mustarip birçok rejim için tercih edilen bir seçenek haline getiriyor.

Hartum'daki Yüksek Stratejik ve Güvenlik Araştırmaları Akademisi Danışmanı Tümgeneral Dr. Mutasım Abdulkadir el-Hasan, “Wagner, Libya, Orta Afrika ve Mali'de muhalif grupların eğitimi ve harekat planlaması alanında birçok hizmet verdi” dedi. Ayrıca, özellikle eğitim ve altın madenlerini koruma alanlarında isyandan önce Sudan'da Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile birlikte çalıştığına dikkat çekti.

Hasan’ın Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Wagner’in Afrika’daki geleceğinin son krizin ardından Rus hükümetinin bununla nasıl başa çıktığına bağlı olduğunu söyledi. Rusya Devlet Başkanı’nın ‘ister Ukrayna'da ister Afrika'da olsun bu gruba ihtiyacı olduğuna’ inandığını belirterek çünkü resmi Rus ordusunun gerçekleştirmesi zor roller oynuyorlar.

Çeşitli roller

Afrika Diyaloğu Siyasi Araştırmalar Merkezi tarafından geçtiğimiz Pazar günü yayınlanan ‘Wagner Grubu'nun Afrika'daki Paralı Askerleri: Neden Onları Sınır Dışı Edecek Etkili Bir Muhalefet Yoktu?’ başlıklı bir raporda Orta Afrika Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadera hükümetini başkent Bangui'ye yönelik isyancı saldırılarına karşı savunmak için 2018'den beri Orta Afrika'da Rus grubunun unsurlarını konuşlandırdığına buna karşılık Wagner yan kuruluşlarının, ormanlık alanları işletmek ve oldukça kârlı olan Ndassima altın madenini kontrol etmek için sınırsız haklar elde ettiğine işaret edildi.

2015 yılında kurulan ve birkaç Afrika ülkesinde şubeleri bulunan Merkez’in raporunda Wagner Grubu'nun 2019 yılında Mozambik'te aktif olduğu ve Kuzey Cabo Delgado bölgesindeki DEAŞ örgütüyle mücadeleye yardım etmek amacıyla görev aldığı ancak isyanı kontrol altına alma çabalarının başarısız olduğu ve birkaç ay sonra bölgeden çekildiği belirtiliyor.

Wagner, Sudan'da 2017'den beri maden kaynakları için eğitim ve koruma hizmetleri sağlıyor ve yakın zamanda grubun Sudan ordusuna karşı savaşı sırasında Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri milislerine füze tedarik ettiği bildirildi. Ayrıca, Wagner güçlerinin 2019 yılında sivil bölgelere yargısız infazlar yapmak ve kara mayınlar yerleştirmekle suçlandığı Libya'daki Wagner rollerine de atıfta bulunuldu.

2022 yılının Mayıs ayında İnsan Hakları İzleme Örgütü, Wagner'i 2019 ve 2020 yıllarında Libya'da yasaklanmış kara mayınları ve patlayıcı bubi tuzakları kullanmakla suçladı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısını ‘bu suçları’ soruşturmaya çağırmıştı.

Hasan, "Putin, Cumartesi günkü olaylara rağmen, gelecekte ordu ve Savunma Bakanlığı ve Wagner'in Ukrayna ve Afrika'daki rolünde yapılacak değişikliklerle bu grubu elinde tutacaktır” dedi. Hasan, Wagner Grubu'nun Afrika'da askeri, güvenlik, siyasi ve ekonomik açıdan varlık sağladığına ve bunun ‘sıfır maliyetli olmadığı, aksine değerli kazanımlar elde ettiğine’ işaret etti. Dr. Mutasım Abdulkadir Hasan’a göre Wagner Grubu'nun Afrika kıtasındaki etkisi iki katına çıkacak bu da Ukrayna'daki varlığının azalmasıyla gerçekleşecek.

Meşru endişeler

Rus yetkililerin Wagner krizini nasıl ele aldığına dair ilk işaretler, ‘bu krizin ana gövdesini korumaya yönelik bir istek olduğunu’ gösteriyor. Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Dr. Halid Ukkaşe, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Rus grubunun Avrupa'daki, özellikle Rusya ve Ukrayna'daki rolleri ile yurtdışında oynayabileceği roller arasında bir farklar var” dedi.

Ukkaşe, en azından öngörülebilir gelecekte Rusya’nın elde ettiği kazanımlardan vazgeçme ihtimalinin düşük olduğunu söyledi. Dr. Ukkaşe, Wagner Grubu'nun rollerinin, Rus etkisini kıtadaki birçok bölgede güçlendirdiğini ve büyük güçler arasında (ABD, birçok Avrupa ülkesi ve Çin dahil) rekabetin olduğu bir ortamda, Rusya'nın nüfuzunu artırdığını ifade etti. Ayrıca bu büyük kazanımlardan vazgeçmenin zor olduğu vurgulayan Ukkaşe, “Bu durum, Afrika kıtasında Rusya ile dostane ilişkilerine rağmen, Çin dahil birçok güçle rekabet içinde olan Rusya'nın pozisyonunu güçlendirdiğini gösteriyor” dedi.

Wagner'in hizmetlerini kullanan birçok Afrika ülkesinde tablo henüz net değil. Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti hükümetlerinin sözcüleri, Rus grubun Moskova yetkilileriyle yaşadığı kriz hakkında yorum yapmayı reddetti. Öte yandan Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, bu iki ülkenin ‘meşru endişeleri’ olacağını düşünüyor. Rusya topraklarında Wagner’in fitilini ateşlediği ‘Cumartesi krizi’nin, ‘bu grubun topraklarında bulunduğu ülkelerde musallat olduğu bir saplantı’ olarak kalacağına işaret etti.

Ukkaşe, Wagner Grubu'nun askeri ve ekonomik bileşeninin, ani bir kaosun tekrarlanma olasılığı konusunda şüpheler uyandırdığını ve bu durumun Rusya'ya hizmetlerinden faydalanan ülkelerin hesaplarını yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceğinden bahsetti. Bununla birlikte, aynı zamanda, Wagner'den yardım isteyen ülkelerin çoğunun ‘grubun hizmetlerinden kolayca vazgeçememelerine neden olan siyasi ve güvenlik kırılganlıklarından muzdarip’ olduğunu söylüyor.

Çeşitli senaryolar

Bu endişeler, Wagner'in bulunduğu ülkelerdeki duruma ilişkin analistlerin gözünden uzak görünmüyor. Bu ülkelerden biri olan Mali, Rus grubunun hizmetlerine ilk başvuran ülkelerden biriydi. Mali siyasi analisti Basyro Dombia, Wagner ve Kremlin arasındaki son krizin ‘Mali'deki güvenlik cephesinde sonuçları olacağını’ öngörüyor.

Dombia, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Mali'de resmi olarak tanınmayan Wagner unsurları, DEAŞ ve El Kaide'ye bağlı silahlı gruplarla mücadelede eğitim ve silahlandırma hizmetleri sundu. İyi eğitimli Rus unsurlarının bu tür çatışmalarda önemli rolleri olduğu biliniyor” dedi.

Mali analiste göre Moskova'nın Wagner Grubu'na yönelik tutumu, Bamako hükümetinin Rusya ile olan ilişkilerinde büyük bir etkiye sahip olacak. Dombia, “Mali hükümeti, Wagner Grubu'nu koruma adına Rusya ile olan ilişkilerini feda etme konusunda zorlanabilir. Özellikle ekonomik ve askeri açıdan büyük öneme sahip olan işbirliği göz önüne alındığında, Mali hükümeti Wagner Grubu'nu korumak için Rusya ile olan ilişkilerini riske atmaktan kaçınmak isteyecektir” şeklinde konuştu.

Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi Danışmanı Dr. Halid Fehmi, Rusya'nın Wagner ile resmi ilişkisinin etkisi konusunda hemfikir. Grubun unsurlarının Rus askeri topluluğuna yeniden entegrasyonunun, grubun Afrika sahnesindeki varlığı üzerinde dikkate değer bir etkisi olacağının altını çizdi.

Fehmi, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Afrika'da Wagner Grubu'nun geleceği için birkaç senaryo öngörüldüğünü, bu senaryolardan birinin, Irak ve Suriye'deki yenilgilerinden sonra DEAŞ’ın yeniden yapılandırılması senaryosu olduğunu söyledi. Ayrıca bu senaryoda, yeni bir liderlik yapılanması ve farklı bir operasyonel yaklaşım benimsenerek, Wagner Grubu üyelerinin Rus ordusuna katılmayan bir çekirdek kuvvet oluşturabileceğini ve aynı bölgelerde faaliyet gösterebileceğini belirtti. Ancak bu yeni güç, Wagner Grubu'nun hizmetlerinden yararlanan ülkeler tarafından farklı bir kılıf altında oluşturulabileceğini ifade etti.

Dr. Fehmi, Wagner unsurlarının son yıllarda kazandıkları büyük ekonomik çıkarlarından vazgeçmesi ihtimalinin olmadığını belirtti.  Afrika'da, Rusya'daki merkez komutanlığa bağlı olmayan bağımsız bir grup kurma olasılığına işaret ederek, grubun kurucusu ve lideri Yevgeny Prigozhin'in Belarus'a sınır dışı edilmesinden sonra, grubun ikinci sıradaki liderlerinin dikkate değer bir role sahip olabileceğini söyledi. Bu liderlikler başarısız olursa, Wagner üyelerinin diğer milis saflarına dağılabileceğini ve hizmetlerini bireysel olarak sağlayabileceğine dikkat çekti. Wagner'in Afrika'daki varlığına ilişkin bu senaryolardan herhangi birini seçmenin zaman alacağını belirtti.  Moskova'nın grubun özellikle kendi sınırları dışındaki geleceğine ilişkin kararı netleşene kadar bu süre birkaç ayı bulabileceğini ifade etti.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.