Dünya basını Wagner'in ayaklanmasını nasıl yorumladı?

Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)
Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)
TT

Dünya basını Wagner'in ayaklanmasını nasıl yorumladı?

Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)
Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)

Rus paralı asker şirketi Wagner Grubu'nun kurucusu Yevgeni Prigojin'in Kremlin yönetimine karşı başlattığı silahlı ayaklanma, dünya basınında da yakından takip edildi.

"Putin'in şefi" lakaplı Prigojin'in birliklerinin cuma gece yarısı başlayan ve cumartesi gecesi sonlanan isyanı, Rusya'da şok etkisi yarattı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, olaya ilişkin açıklamasında doğrudan Prigojin'in adını kullanmadan, "İhanetle karşı karşıyayız. Fahiş hırslar ve kişisel çıkarlar, ülkeye ve halka yönelik bir ihanete yol açtı" diye konuştu. 

Prigojin, askerleriyle başkent Moskova'ya kadar gideceğini açıklasa da daha sonra Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko'nun devreye girerek sunduğu gerilimi azaltma planını kabul etti. 

Kremlin de Wagner liderinin Belarus'a gideceğini açıklayarak, durumun kontrol altına alındığını bildirdi. 

Dünya basını, Ukrayna savaşında özellikle mühimmat tedariki sorunu nedeniyle Wagner ve Kremlin arasında tırmanan gerginliğin isyana dönüşmesini farklı biçimlerde yorumladı. 

AFP: Putin'in imajı zedelendi 

Fransız haber ajansı AFP, Wagner'in isyanının "Putin'in imajını zedelediğini, Ukraynalı birliklerin moralini artırdığını ve genel anlamda kafa karışıklığı yarattığını" yazdı.

Fransa merkezli Akdeniz Stratejik Araştırmalar Vakfı'ndan Pierre Razoux, isyanın Ukrayna cephesinde savaşan Rus askerleri olumsuz etkileyeceğini savunarak, "Bu durum Rus birliklerinin moralini bozacak. Ukrayna ise cephede ilerleyerek farklı noktaları ele geçirmek için bunu bir momentum olarak kullanabilir" yorumunu yaptı.

Guardian: Ayaklanma, Ukraynalılara yeni bir umut getirdi

Birleşik Krallık'ın (BK) önde gele gazetelerinden Guardian ise ayaklanmayı "Wagner isyanı Ukraynalılara yeni bir umut getirdi" başlığıyla haberleştirdi.

Analizde, Prigojin'in durdurulmasının Ukraynalılarda "hayal kırıklığı yarattığına" işaret edilirken, birçok kişinin kalkışma sırasında artık savaşın sonuna gelindiğini düşündüğü ifade edildi. 

27 yaşındaki Ukraynalı yurttaş Serhiy, gazeteye şunları söyledi: 

İlk başta bir umut vardı, bir darbe umudu; her şeyin biteceğine dair bir umut. Rusya'da bir iktidar değişikliği olacağına ve Ukrayna'dan askerlerin çekileceğine dair bir umut. Sonra birdenbire her şey bitti! Filmin sonu. Hiçbir şey olmadı... Hayal kırıklığına uğradım.

BBC: İstikrarsızlık Putin üzerindeki baskıyı artırıyor

BK'nin kamu yayımcısı BBC'nin analizinde, Prigojin'in ayaklanmasının "ülkenin lideri ve başkomutanı Putin için bir utanç kaynağı olduğu" belirtildi.

Putin'in iktidar süresinin gelecek yıl dolduğuna işaret edilen analizde, liderin geçen yıl 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle savaşı başlatarak ülkesinde istikrarsızlık yarattığı savunuldu. 

Can kayıpları ve ekonomik krize Wagner ayaklanmasının da eklenmesiyle Putin üzerindeki baskının ciddi şekilde arttığı değerlendirmesi yapıldı. 

El Pais: Prigojin, Rubicon'u geçti

İspanya'nın tanınmış gazetelerinden El Pais, Wagner birliklerinin isyanının Putin yönetiminin zayıf yanlarını ortaya çıkardığını yazdı. 

"Prigojin kendi Rubicon'unu geçti" ifadelerine yer verilen analizde, Wagner liderinin ayaklanması başarısız olsa da özellikle Kremlin elitleri arasında ciddi rahatsızlık uyandırdığı belirtildi.

Antik Roma'da Jül Sezar'ın kendisine ve birliklerine yasaklanan Rubicon nehrini geçerek iç savaşı başlatmasına ithafen kullanılan "Rubicon'u geçmek" deyimi, geri dönüşü olmayan büyük hamleleri betimliyor.

WSJ: Putin kalıcı hasar aldı 

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), isyanı bastıran Putin'in "kalıcı hasar" aldığını yazdı.

Yazıda, kalkışmanın ardından Putin'in "yanlış kararlarla silahlı isyana yol açan zayıf bir lider olarak göründüğü" savunuldu. Kremlin'in bu ayaklanmanın yaşanacağına yönelik net işaretleri görmesine rağmen hiçbir adım atmadığına da dikkat çekildi. 

Analizde Putin'in, Rus ordusunun sadakatinden de şüphe duyduğu ve bu nedenle Wagner'i silahlı kuvvetleri dengeleyecek bir unsur olarak kullanmak istediği değerlendirmesi yapıldı. Ancak isyanın, bunun Putin açısından yanlış bir karar olduğunu gösterdiği ifade edildi.

WP: Putin ektiğini biçti

Ülkenin önde gelen gazetelerinden Washington Post'taki (WP) analizdeyse Putin'in ülke içinde izlediği siyaset ve Wagner'le ordu arasındaki çatışmalara müdahale etmemesi nedeniyle "kendi ektiğini biçerek" bir isyanla karşı karşıya kaldığı yazıldı.

Foreign Affairs: "Putin farkında olmadan kendi rejimine stres testi başlattı"

ABD merkezli siyaset bilimi dergisi Foreign Affairs'a konuşan ünlü Rusya tarihçisi Stephen Kotkin, "Putin farkında olmadan kendi rejimine yönelik bir stres testi başlattı" dedi.

Ünlü Stalin biyografisi Türkçeye de kazandırılan tarihçi, Prigojin'in isyanının "Ukrayna'nın hak ettiği bir ödüle dönüşebileceğini" belirtti. 

Moscow Times: Putin ve Ukrayna savaşı için kalıcı etkileri olacak

Savaşın başlamasıyla Moskova'daki merkezi Amsterdam'a taşınan Moscow Times gazetesindeki analizde, Prigojin'in silahlı ayaklanmasının "Rusya, Putin ve Ukrayna savaşı için kalıcı etkileri olacağı" yazıldı.

Analizde, söz konusu isyanın Rusya liderinin iktidarında karşılaştığı en büyük ayaklanma olduğuna dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:

Putin'in şahsi yarı totaliter devlet kontrol sistemi olan Putinizm de bundan etkilendi. Son günlerde yaşanan olayların yankıları, sonuçları ne olursa olsun, önümüzdeki aylar ve yıllar boyunca Rusya'da etkili olacak.

Xinhua: Putin, ulusal birliği korumayı başardı

Çin'in resmi haber ajansı Xinhua, ayaklanmanın son bulmasında Putin'in birlik ve beraberlik mesajının önemli rol oynadığını yazdı. Analizde şu ifadelere yer verildi: 

Rus kamuoyundaki hakim görüş, Putin'in olayı ‘isyan' diye niteleyerek ulusal birliği koruma yönündeki sarsılmaz kararlılığını ortaya koyduğu, isyancıları da şaşkına çevirip iradelerini kırdığı yönündedir.

Ayrıca halkın Putin'e güvendiği ve Wagner'in isyanına destek vermediği de öne sürüldü. 

Çin Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada "Rusya'nın ulusal istikrarını korumasını destekliyoruz" diyerek, Kremlin yönetiminin yanında yer aldığını gösterdi. 

Iran Wire: Kısa süren Wagner isyanı, İran için kalıcı sorunların habercisi 

Muhalif haber sitesi Iran Wire'ın analizinde, İran yönetiminde bazı kesimlerin Putin'in Ukrayna savaşı nedeniyle halihazırda zayıfladığını düşündüğüne dikkat çekilerek, Wagner ayaklanmasının bu kanıyı daha da güçlendirdiği belirtildi.

Analizde, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in, Kremlin'in Ukrayna'ya açtığı savaşa NATO'ya meydan okumak için destek verdiğine işaret edilirken, Rusya'nın savaşta hedeflerine ulaşamamasına ek olarak patlak veren Wagner ayaklanmasının, Tahran yönetimi için "kabus yaratabileceği" savunuldu.

Gazete, şu değerlendirmeleri paylaştı: 

Kısa sürmesine rağmen isyan, Putin'in ciddi zayıflıklarını ortaya çıkardı: Hamaney son yıllarda hem jeopolitik hem de bölgesel nedenlerle Putin'e bel bağlamış durumda. Rusya liderinin tehdit altında olduğunu görmek, Hamaney'i de tehdit ediyor olmalı.

Haaretz: Wagner Grubu'nun İsrail versiyonu bizi bekliyor 

İsrail'in köklü gazetelerinden Haaretz'deki analizde, Wagner'le Kremlin yönetimi arasındaki çatışma, İsrail'deki radikal sağcı Tepe Gençliği (Hilltop Youth) adlı grupla Başbakan Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiye benzetildi.

Netanyahu yönetimi ve İsrail ordusu, özellikle işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinlilere düzenledikleri saldırılarla gündeme gelen fanatik gruba müdahale etmemeleriyle birçok kez eleştiri toplamıştı.

Analizde, İsrail yönetiminin ve ordusunun Tepe Gençliği'ne bilerek göz yumduğu öne sürülerek, ileride bunun Wagner'inkine benzer bir isyanla Netanyahu yönetimini sarsabileceği iddia edildi.

Yazıda, "Böyle bir durumda İsrail ordusu, onlara karşı koyabilecek mi? Yoksa tıpkı dev Rus ordusunun yaptığı gibi Moskova'nın eteklerinde boş boş duracaklar mı?" ifadelerine yer verildi. 

Independent Türkçe, AFP, Guardian, BBC, Wall Street Journal, Washington Post, Foreign Affairs, El Pais, Moscow Times, Xinhua, Iran Wire, Haaretz



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.