Dünya basını Wagner'in ayaklanmasını nasıl yorumladı?

Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)
Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)
TT

Dünya basını Wagner'in ayaklanmasını nasıl yorumladı?

Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)
Wagner birliklerinin kısa süren ayaklanması, Rusya'da kaos yarattı (Reuters)

Rus paralı asker şirketi Wagner Grubu'nun kurucusu Yevgeni Prigojin'in Kremlin yönetimine karşı başlattığı silahlı ayaklanma, dünya basınında da yakından takip edildi.

"Putin'in şefi" lakaplı Prigojin'in birliklerinin cuma gece yarısı başlayan ve cumartesi gecesi sonlanan isyanı, Rusya'da şok etkisi yarattı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, olaya ilişkin açıklamasında doğrudan Prigojin'in adını kullanmadan, "İhanetle karşı karşıyayız. Fahiş hırslar ve kişisel çıkarlar, ülkeye ve halka yönelik bir ihanete yol açtı" diye konuştu. 

Prigojin, askerleriyle başkent Moskova'ya kadar gideceğini açıklasa da daha sonra Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko'nun devreye girerek sunduğu gerilimi azaltma planını kabul etti. 

Kremlin de Wagner liderinin Belarus'a gideceğini açıklayarak, durumun kontrol altına alındığını bildirdi. 

Dünya basını, Ukrayna savaşında özellikle mühimmat tedariki sorunu nedeniyle Wagner ve Kremlin arasında tırmanan gerginliğin isyana dönüşmesini farklı biçimlerde yorumladı. 

AFP: Putin'in imajı zedelendi 

Fransız haber ajansı AFP, Wagner'in isyanının "Putin'in imajını zedelediğini, Ukraynalı birliklerin moralini artırdığını ve genel anlamda kafa karışıklığı yarattığını" yazdı.

Fransa merkezli Akdeniz Stratejik Araştırmalar Vakfı'ndan Pierre Razoux, isyanın Ukrayna cephesinde savaşan Rus askerleri olumsuz etkileyeceğini savunarak, "Bu durum Rus birliklerinin moralini bozacak. Ukrayna ise cephede ilerleyerek farklı noktaları ele geçirmek için bunu bir momentum olarak kullanabilir" yorumunu yaptı.

Guardian: Ayaklanma, Ukraynalılara yeni bir umut getirdi

Birleşik Krallık'ın (BK) önde gele gazetelerinden Guardian ise ayaklanmayı "Wagner isyanı Ukraynalılara yeni bir umut getirdi" başlığıyla haberleştirdi.

Analizde, Prigojin'in durdurulmasının Ukraynalılarda "hayal kırıklığı yarattığına" işaret edilirken, birçok kişinin kalkışma sırasında artık savaşın sonuna gelindiğini düşündüğü ifade edildi. 

27 yaşındaki Ukraynalı yurttaş Serhiy, gazeteye şunları söyledi: 

İlk başta bir umut vardı, bir darbe umudu; her şeyin biteceğine dair bir umut. Rusya'da bir iktidar değişikliği olacağına ve Ukrayna'dan askerlerin çekileceğine dair bir umut. Sonra birdenbire her şey bitti! Filmin sonu. Hiçbir şey olmadı... Hayal kırıklığına uğradım.

BBC: İstikrarsızlık Putin üzerindeki baskıyı artırıyor

BK'nin kamu yayımcısı BBC'nin analizinde, Prigojin'in ayaklanmasının "ülkenin lideri ve başkomutanı Putin için bir utanç kaynağı olduğu" belirtildi.

Putin'in iktidar süresinin gelecek yıl dolduğuna işaret edilen analizde, liderin geçen yıl 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle savaşı başlatarak ülkesinde istikrarsızlık yarattığı savunuldu. 

Can kayıpları ve ekonomik krize Wagner ayaklanmasının da eklenmesiyle Putin üzerindeki baskının ciddi şekilde arttığı değerlendirmesi yapıldı. 

El Pais: Prigojin, Rubicon'u geçti

İspanya'nın tanınmış gazetelerinden El Pais, Wagner birliklerinin isyanının Putin yönetiminin zayıf yanlarını ortaya çıkardığını yazdı. 

"Prigojin kendi Rubicon'unu geçti" ifadelerine yer verilen analizde, Wagner liderinin ayaklanması başarısız olsa da özellikle Kremlin elitleri arasında ciddi rahatsızlık uyandırdığı belirtildi.

Antik Roma'da Jül Sezar'ın kendisine ve birliklerine yasaklanan Rubicon nehrini geçerek iç savaşı başlatmasına ithafen kullanılan "Rubicon'u geçmek" deyimi, geri dönüşü olmayan büyük hamleleri betimliyor.

WSJ: Putin kalıcı hasar aldı 

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), isyanı bastıran Putin'in "kalıcı hasar" aldığını yazdı.

Yazıda, kalkışmanın ardından Putin'in "yanlış kararlarla silahlı isyana yol açan zayıf bir lider olarak göründüğü" savunuldu. Kremlin'in bu ayaklanmanın yaşanacağına yönelik net işaretleri görmesine rağmen hiçbir adım atmadığına da dikkat çekildi. 

Analizde Putin'in, Rus ordusunun sadakatinden de şüphe duyduğu ve bu nedenle Wagner'i silahlı kuvvetleri dengeleyecek bir unsur olarak kullanmak istediği değerlendirmesi yapıldı. Ancak isyanın, bunun Putin açısından yanlış bir karar olduğunu gösterdiği ifade edildi.

WP: Putin ektiğini biçti

Ülkenin önde gelen gazetelerinden Washington Post'taki (WP) analizdeyse Putin'in ülke içinde izlediği siyaset ve Wagner'le ordu arasındaki çatışmalara müdahale etmemesi nedeniyle "kendi ektiğini biçerek" bir isyanla karşı karşıya kaldığı yazıldı.

Foreign Affairs: "Putin farkında olmadan kendi rejimine stres testi başlattı"

ABD merkezli siyaset bilimi dergisi Foreign Affairs'a konuşan ünlü Rusya tarihçisi Stephen Kotkin, "Putin farkında olmadan kendi rejimine yönelik bir stres testi başlattı" dedi.

Ünlü Stalin biyografisi Türkçeye de kazandırılan tarihçi, Prigojin'in isyanının "Ukrayna'nın hak ettiği bir ödüle dönüşebileceğini" belirtti. 

Moscow Times: Putin ve Ukrayna savaşı için kalıcı etkileri olacak

Savaşın başlamasıyla Moskova'daki merkezi Amsterdam'a taşınan Moscow Times gazetesindeki analizde, Prigojin'in silahlı ayaklanmasının "Rusya, Putin ve Ukrayna savaşı için kalıcı etkileri olacağı" yazıldı.

Analizde, söz konusu isyanın Rusya liderinin iktidarında karşılaştığı en büyük ayaklanma olduğuna dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:

Putin'in şahsi yarı totaliter devlet kontrol sistemi olan Putinizm de bundan etkilendi. Son günlerde yaşanan olayların yankıları, sonuçları ne olursa olsun, önümüzdeki aylar ve yıllar boyunca Rusya'da etkili olacak.

Xinhua: Putin, ulusal birliği korumayı başardı

Çin'in resmi haber ajansı Xinhua, ayaklanmanın son bulmasında Putin'in birlik ve beraberlik mesajının önemli rol oynadığını yazdı. Analizde şu ifadelere yer verildi: 

Rus kamuoyundaki hakim görüş, Putin'in olayı ‘isyan' diye niteleyerek ulusal birliği koruma yönündeki sarsılmaz kararlılığını ortaya koyduğu, isyancıları da şaşkına çevirip iradelerini kırdığı yönündedir.

Ayrıca halkın Putin'e güvendiği ve Wagner'in isyanına destek vermediği de öne sürüldü. 

Çin Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada "Rusya'nın ulusal istikrarını korumasını destekliyoruz" diyerek, Kremlin yönetiminin yanında yer aldığını gösterdi. 

Iran Wire: Kısa süren Wagner isyanı, İran için kalıcı sorunların habercisi 

Muhalif haber sitesi Iran Wire'ın analizinde, İran yönetiminde bazı kesimlerin Putin'in Ukrayna savaşı nedeniyle halihazırda zayıfladığını düşündüğüne dikkat çekilerek, Wagner ayaklanmasının bu kanıyı daha da güçlendirdiği belirtildi.

Analizde, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in, Kremlin'in Ukrayna'ya açtığı savaşa NATO'ya meydan okumak için destek verdiğine işaret edilirken, Rusya'nın savaşta hedeflerine ulaşamamasına ek olarak patlak veren Wagner ayaklanmasının, Tahran yönetimi için "kabus yaratabileceği" savunuldu.

Gazete, şu değerlendirmeleri paylaştı: 

Kısa sürmesine rağmen isyan, Putin'in ciddi zayıflıklarını ortaya çıkardı: Hamaney son yıllarda hem jeopolitik hem de bölgesel nedenlerle Putin'e bel bağlamış durumda. Rusya liderinin tehdit altında olduğunu görmek, Hamaney'i de tehdit ediyor olmalı.

Haaretz: Wagner Grubu'nun İsrail versiyonu bizi bekliyor 

İsrail'in köklü gazetelerinden Haaretz'deki analizde, Wagner'le Kremlin yönetimi arasındaki çatışma, İsrail'deki radikal sağcı Tepe Gençliği (Hilltop Youth) adlı grupla Başbakan Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiye benzetildi.

Netanyahu yönetimi ve İsrail ordusu, özellikle işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinlilere düzenledikleri saldırılarla gündeme gelen fanatik gruba müdahale etmemeleriyle birçok kez eleştiri toplamıştı.

Analizde, İsrail yönetiminin ve ordusunun Tepe Gençliği'ne bilerek göz yumduğu öne sürülerek, ileride bunun Wagner'inkine benzer bir isyanla Netanyahu yönetimini sarsabileceği iddia edildi.

Yazıda, "Böyle bir durumda İsrail ordusu, onlara karşı koyabilecek mi? Yoksa tıpkı dev Rus ordusunun yaptığı gibi Moskova'nın eteklerinde boş boş duracaklar mı?" ifadelerine yer verildi. 

Independent Türkçe, AFP, Guardian, BBC, Wall Street Journal, Washington Post, Foreign Affairs, El Pais, Moscow Times, Xinhua, Iran Wire, Haaretz



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.