İran Genelkurmay Başkanı, muhalefeti Saddam Hüseyin'in kaderini paylaşmakla tehdit etti

İran Genel Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri, Arnavutluk'taki gelişmeleri ‘görünmeyen ok’ olarak nitelendirdi

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İranlı diplomatların geçtiğimiz ay Tahran'da düzenlediği yıllık konferansa katıldığı sırada (Tesnim)
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İranlı diplomatların geçtiğimiz ay Tahran'da düzenlediği yıllık konferansa katıldığı sırada (Tesnim)
TT

İran Genelkurmay Başkanı, muhalefeti Saddam Hüseyin'in kaderini paylaşmakla tehdit etti

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İranlı diplomatların geçtiğimiz ay Tahran'da düzenlediği yıllık konferansa katıldığı sırada (Tesnim)
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İranlı diplomatların geçtiğimiz ay Tahran'da düzenlediği yıllık konferansa katıldığı sırada (Tesnim)

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, muhalifleri, Irak’ın eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in kaderini paylaşmakla tehdit ederek Avrupa'daki ‘ayaktakımı’ olarak nitelendirdiği Halkın Mücahitler Örgütü’nün (HMÖ) ‘akıbetinin’ tüm muhaliflere ders olacağını söyledi. Öte yandan İran Genel Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri, Arnavutluk'un muhalefet üzerindeki baskısını ‘görünmeyen ok’ olarak nitelendirdi ve muhaliflerin yargılanması için en kısa zamanda bir uluslararası suçlar mahkemesi kurma sözü verdi.

HMÖ, Avrupa'da artan bir baskıyla karşı karşıya. Bir yandan İran ve ABD’nin çabaları sürerken diğer yandan Avrupalı ​​güçler, özellikle İran'ın nükleer silah geliştirmek için gereken zenginleştirilmiş uranyum miktarına ulaşmak üzere olduğundan yükselen tansiyonu düşürmek için bir anlaşmaya varılması için çalışıyorlar.

Muntazeri, 700 iddianamenin hazırlandığından ve ‘sapkın’ olarak nitelediği HMÖ içindeki ‘teröristlerin isim listesinin’ oluşturulduğundan bahsederek HMÖ’yü yargılayacak ‘uluslararası bir mahkemenin’ yakında kurulacağını söyledi. İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’ya göre İran Genel Başsavcısı, “Yakında bu suçlular için uluslararası bir ceza mahkemesi kurulacak” dedi.

Muntazeri, 28 Haziran 1981'de bombalanan ve yetkililerin HMÖ’yü saldırının arkasında olmakla suçladığı İslami Cumhuriyet Partisi’nin (İCP) genel merkezinde bir konuşma yaptı. Bombalı saldırıda hayatını kaybeden 72 üst düzey yetkili ve milletvekili arasında dönemin Yargı Erki Başkanı Muhammed Beheşti de yer alıyordu.

Öte yandan ‘Muhalefetin HMÖ’nün kaderinden ders çıkarması gerektiğini’ vurgulayan Genelkurmay Başkanı Bakıri, “HMÖ’nün paralı askerleri artık eskisinden daha fazla dışlanmış durumdalar. Öyle ki hiçbir Avrupa hükümeti onlara kucak açmak istemiyor ve arada sıkışıp kalıyorlar” şeklinde konuştu.

İran hükümeti özellikle son haftalarda Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi yönetiminin bilgisayar sisteminin hacklenmesi de dahil birtakım eylemlerde bulunduğu suçlamasıyla HMÖ'yü hedef alıyor.

İran'da protesto hareketinin başlangıcından bu yana süren nüfuz mücadelesi, HMÖ destekçileri ile İran muhalefetindeki diğer gruplar ve partiler arasında gerilimlere neden oluyor.

Bu gerginlik, İran’ın 2018 yazında Paris banliyölerinde HMÖ'nün yıllık konferansına yönelik engellenen saldırının ardından terör eylemi hazırlamaktan hüküm giyen ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılan İranlı diplomat Esedullah Esedi'yi Belçika’dan geri almayı başarmasının ardından başladı.

Brüksel ve Tahran bir esir takası anlaşması yaptı ve Belçikalı insani yardım görevlisi Olivier Vandecasteele 15 aylık esaretten sonra Esedi ile takas edilerek serbest bırakıldı. Daha sonra İran bir Danimarka ve iki Avusturya vatandaşını daha serbest bıraktı.

İranlı yetkililer, Esedi’nin serbest bırakılmasından sonra 1980’li yıllarda aralarında HMÖ’nün de olduğu sol görüşlü partileri destekleyen siyasi tutuklulara toplu infaz ve işkence yapılmasındaki rolü nedeniyle geçtiğimiz yıl İsveç mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan eski bir İranlı yetkiliyi de geri almak için çalıştıklarını söylediler.

İran, bu infazları gerçekleştirmekten sorumlu ‘ölüm komitesinde’ yer almaları nedeniyle İranlı eski yetkili Hamid Nuri ve şu anki İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'ye yönelik birtakım suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Tahran, mahkeme kararını ‘siyasi amaçlı’ olarak nitelendirdi.

Avukatlarının karara itiraz etmeye çalıştığı Hamid Nuri'nin mahkemesi, 1979 devriminden sonra İran'ın en çetrefilli meselelerinden birinde bir dönüm noktası teşkil ediyor. Esedi mahkemesi ise İranlı diplomatların terör suçlamasıyla Avrupa mahkemeleri karşısına çıkarıldığı ender davalarından biriydi.

Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre HMÖ ve HMÖ’nün siyasi kanadı İran Ulusal Direniş Konseyi (İUDK), İran'ı ‘yatıştırmaya çalışmakla’ suçladığı Batı'yı da başına gelen zorlukların sorumlusu olduğunu öne sürdü.

fserg
Geçtiğimiz şubat ayında Paris'te DMO'nun terör örgütleri listesine alınması talebiyle bir gösteri düzenleyen HMÖ destekçileri (EPA)

Fransız yetkililer geçtiğimiz hafta, İUDK’nin çağrısıyla 1 Temmuz'da yapılması planlanan büyük bir yürüyüşü yasakladı. İUDK, yürüyüşe on binlerce kişinin katılmasını umuyordu. Aranavutluk yetkilileri, 20 Haziran'da ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgali sonrasında varılan bir anlaşma kapsamında HMÖ üyelerinin on yıldır kaldığı bir siteye baskın düzenlediler. İUDK, baskın sırasında bir HMÖ üyesinin öldüğünü duyurdu. Ancak Tiran, bu iddiayı yalanladı. İUDK, ayrıca Arnavut polisinin 200 bilgisayara el koyduğunu bildirdi.

ISNA'nın aktardığına göre İran Genel Başsavcısı Muntazeri, HMÖ’nün ABD ve İsrail'in desteğiyle bugün de var olmaya devam ettiğini belirterek, “Fakat 20 Haziran'da başına gelenler, bu hain terör örgütünün (HMÖ) yok edilmesinin başlangıcı olmasını umduğumuz görünmeyen bir ok oldu” ifadelerini kullandı.

Polise ve İUDK’ya göre, bu ayın başlarında Paris’in banliyölerindeki İUDK binasına bir bomba atıldı ve herhangi bir can kaybı olmadı. Olay henüz netlik kazanmadı.

Öte yandan İran, 28 Haziran 1987'de ülkenin batısındaki Doğu Kürdistan'ın Serdeşt kenti, kimyasal silahlarla bombalanmasını anıyor. İran, Irak Hava Kuvvetlerini hardal gazı bombası atarak 8 binden fazla insanın etkilenmesine neden olmakla suçluyor.

Genelkurmay Başkanı Bakıri, ‘aşağılanmış ve olabilecek en kötü şekilde cehenneme gittiğini’ söyleyerek Irak’ın eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i sert bir dille eleştirdi. Bakıri, HMÖ’nün de Saddam Hüseyin’le aynı kaderi paylaşabileceği tehdidinde bulunurken genel olarak İran muhalefetine hitap ediyordu. Bakıri, “Saddam'ın ve HMÖ’nün akıbeti, vatanına ve milletine sırt çevirmiş, İran milletinin düşmanlarını desteklemekten keyif alan muhaliflere ders olsun” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise yaptığı açıklamada, “Serdeşt’teki kimyasal saldırının arkasındakileri unutmayacağız ve affetmeyeceğiz” diye konuştu. Abdullahiyan, başta Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda ve ABD olmak üzere bazı Batılı ülkeleri ‘Saddam Hüseyin rejimine pratik yardım ve kimyasal madde sağlamakla’ suçladı.

Doğu Kürdistan, bir yanda İran güçleri, diğer yanda Irak ordusu ile Kürt muhalif grupları ile HMÖ arasındaki çatışmaların yaşandığı ana noktaydı.



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.