Afganistan'daki istikrarsızlık Pakistan'ın dış politikasına yansıyor

Afganistan'da dört ayrı terör örgütü faaliyet gösteriyor

Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
TT

Afganistan'daki istikrarsızlık Pakistan'ın dış politikasına yansıyor

Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)

Taliban başkent Kabil'in kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Pakistan'ın dış politika sorunları çoğaldı. Bazı büyük ülkeler, Pakistan'a Afganistan'da olup bitenlere müdahale etmesi için nüfuzunu kullanması çağrısında bulundular.

Afganistan'ın Kandahar bölgesinde vatandaşlar Kurban Bayramı namazı için camiye gelirken nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (EPA)
Afganistan'ın Kandahar bölgesinde vatandaşlar Kurban Bayramı namazı için camiye gelirken nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (EPA)

Şu an Afganistan'da 4 terörist grup faaliyet gösteriyor. Bu gruplardan biri olan Taliban, şu an devleti eline geçirmiş durumda. Bunun yanında Pakistan’ın Afganistan sınırındaki şehirlerinde konuşlu 3 bin ila 4 bin savaşçısı olan Pakistan Taliban Hareketi (Tehrik-i-Taliban Pakistan/TTP) ve ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinden sonra Afganistan'da kentsel bölgelerde yoğun terör eylemleri başlatan DEAŞ/Horasan terör örgütü ve son olarak fakat son olmayan El Kaide terör örgütü Afganistan topraklarında faaliyet gösteriyor.

Kabil'deki Kurban Bayramı öncesinde Şah Şemsiyye Camii’nin dışında nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)
Kabil'deki Kurban Bayramı öncesinde Şah Şemsiyye Camii’nin dışında nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)

Tüm bu terör örgütlerinin yanı sıra Afganistan'ın komşu ülkelerinden kaçan ve şimdi Afganistan'da saklanan silahlı gruplar da var. Bunlar arasında Orta Asya ülkelerinden gelen ve Afganistan'da Taliban'ın koruması altında gizlenen silahlı gruplar yer alıyor. Bu gruplar arasında aynı zamanda İran'dan kaçan ve şimdi Afganistan'ı İran şehirlerine ve Afganistan sınırındaki beldelere saldırılar düzenlemek amacıyla bir üs olarak kullanan Sünni gruplar da bulunuyor.

DEAŞ/Horasan ile iş birliği yapan gruplar

Pakistanlı silahlı gruplar da Afganistan'da saklanıyor ve bu grupların DEAŞ/Horasan ile iş birliği yaptığı iddia ediliyor. Bu grupların bir araya gelmeleri, Çin, İran ve Orta Asya ülkeleri gibi bölge ülkeleri için ulusötesi bir tehdit oluşturuyor. Afganistan'la sınırı olmayan güçlü ülkeler de Afganistan'da olup bitenlerin tehdidi altında. Söz konusu ülkeler arasında ABD, Hindistan ve Rusya başta gelirken daha birçok ülke de bu tehditle karşı karşıya.

Afganistan, tutarlı bir dış politika formüle etmek ve sürdürmek gibi ulus-devletin görevlerini yerine getirebilecek bir devlet kurmaktan halen uzak.

Taliban Hareketi’nin meşru bir hükümet olarak tanınması

Ayrıca, uluslararası sistemdeki hiçbir ülke Taliban Hareketi’ni Afganistan'ın meşru hükümeti olarak tanımıyor. Bu yüzden önemli konuların Taliban ile düzenli olarak görüşülmesi söz konusu değil.

ABD ve Rusya, Afganistan konusunda ortak endişelere sahipler. Burada sorumluluk iki nedenden ötürü Pakistan'a düşüyor. Bunlardan biri iç güvenliğini tesis etmesi, diğeri dış politika da dahil olmak üzere başlıca görevlerini düzenli olarak yerine getiren işleyen bir devlete sahip olması.

Dolayısıyla Afganistan'da olup bitenler Pakistan'ın sorumluluğunda ve dış politika konularının önemli bir parçası. Her şey için Pakistan’ı suçlamanın adil olmadığı doğru olsa da dünya işleri böyle dönüyor.

Öncelikle ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Pakistan’ın dış politikası, bir ulus-devlet olarak Taliban ile Pakistan arasında ayrım yapmakta başarısız oldu. İslamabad, Taliban'la iyi ilişkilere sahip olduğu düşünülse bile bunun Taliban'la Pakistan’ın aynı düzeyde olduğu anlamına gelmediğini dünyaya anlatamadı. Pakistan’ın, Taliban'a sağladığı maddi yardım, Rusya ve İran’ın, ABD’nin çekilmesinden önce Amerikan güçlerine karşı verdikleri mücadelede Taliban’a verdiklerinin yanında oldukça önemsiz kalıyor. Ancak Pakistan işleri uzmanlarına göre kimse İran ve Rusya'dan Taliban'a verdikleri desteğin sorumluluğunu üstlenmesini istemiyor.

Kandahar'daki Şehidan Meydanı'nda Kurban Bayramı öncesinde bir caminin dışındaki üst kontrolü yapan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)
Kandahar'daki Şehidan Meydanı'nda Kurban Bayramı öncesinde bir caminin dışındaki üst kontrolü yapan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)

Dış politikada algılar gerçeklerden daha önemlidir. Bu yüzden herhangi bir bölge ülkesindeki herhangi bir terör saldırısının Pakistan'ın dış politikası üzerinde korkunç etkileri olabilir. Şu an El Kaide ve DEAŞ/Horasan örgütleri, bölgedeki terör ağlarını pekiştirmekle ve terör eylemlerini Hindistan anakarasına ve Hindistan yönetimindeki Keşmir'e doğru yaymakla meşguller. Hindistan'daki olası bir saldırı, Pakistan için çok maliyetli olabilecek bölgesel bir askeri krize neden olabilir. İkinci olarak İran, Çin ve Rusya gibi diğer bölge ülkeleri de Afganistan'daki mevcut durumdan eşit derecede endişe ediyorlar ve endişelerini düzenli olarak Pakistan hükümetine iletiyorlar.

Kurban Bayramı vesilesiyle 27 Haziran 2023'te Kandahar'daki cezaevinden tahliye edilmeye hazırlanan ve Taliban yetkililerinin konuşmasını dinleyen mahkumlar (Reuters)
Kurban Bayramı vesilesiyle 27 Haziran 2023'te Kandahar'daki cezaevinden tahliye edilmeye hazırlanan ve Taliban yetkililerinin konuşmasını dinleyen mahkumlar (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Çin Dışişleri Bakanlığı, haziran ayının ilk haftasında bölgede terörle mücadele konusunda üçlü istişareler için Pakistan ve İran’dan yetkilileri Pekin'de ağırladığını duyurdu.

Çinli, Pakistanlı ve İranlı yetkililer, bölgedeki terörle mücadele çabaları ve teröristlerin sınır ötesi faaliyetleriyle mücadele için ortak çabalar hakkında görüş alışverişinde bulundular. Terörle mücadele ve güvenliğin güçlendirilmesi konularında üçlü istişarelerin kurumsallaştırılması kararlaştırıldı. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, toplantının üç ülkenin küresel güvenlik girişimi üzerinde çalışmak ve bölgesel güvenlik ve istikrarı artırmak için attığı başarılı bir adım olduğu belirtildi.

Rusya ise DEAŞ/Horasan’ın Afganistan'ın kuzeyindeki faaliyetleriyle ilgili endişelerini dile getirirken temkinli davranmaya özen gösterdi.

Kandahar'da Kurban Bayramı dolayısıyla tutuklular serbest bırakıldı... Taliban'ın dini lideri Molla Heybetullah Ahundzade, bir yıl hapis cezasına çarptırılan yaklaşık 144 tutuklunun serbest bırakılması talimatını verdi (EPA)
Kandahar'da Kurban Bayramı dolayısıyla tutuklular serbest bırakıldı... Taliban'ın dini lideri Molla Heybetullah Ahundzade, bir yıl hapis cezasına çarptırılan yaklaşık 144 tutuklunun serbest bırakılması talimatını verdi (EPA)

Ancak Rusya, Çin ve İran, Taliban'a karşı daha ılımlı bir tutum sergiliyorlar ve Afganistan'da ortaya çıkan radikal Sünni gruplara karşı onlarla birlikte çalışmaya istekli olduklarını ifade ediyorlar. Buradan Pakistan'ın Kabil'de Afganistan topraklarını ve hükümet kurumlarını kontrol eden bir yönetimi üzmesi akıllıca olmayacağı anlaşılırken İslamabad, en azından dünyaya tek olmadığını söyleyebilir.

Rusya’nın da bir zamanlar DEAŞ karşısında Taliban’a ulaştırılmak üzere Pakistan ile istihbarat bilgisi alışverişinde bulunduğu biliniyor.



Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
TT

Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği yeni yayımladığı raporda Avrupa Birliği (AB) üyelerinden 5'i, hukukun üstünlüğünü "kasten ve sürekli" yok etmekle suçlandı. 6 ülkede de standartların gerilediği bildirildi. 

22 ülkedeki 40 sivil toplum örgütünden alınan verilere dayandırılan raporda Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Macaristan ve Slovakya yönetimlerinin hukukun üstünlüğüne bilerek zarar verdiği iddia edildi. 

Özellikle Slovakya'ya dikkat çekilirken Moskova yanlısı hükümetin hukukun üstünlüğüne dair tüm başlıklarda ülkeyi gerilettiği ileri sürüldü. 

Robert Fico yönetiminin sivil toplumun denetim ve denge görevi, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi. 

12 Nisan'da genel seçime gidecek Macaristan'da da 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının gerilemede "başlı başına bir kategori" oluşturduğu ifade edildi. 

Budapeşte yönetiminin hiçbir olumlu değişim emaresi göstermediği ve yeni kanunların standartları daha da gerilettiği dile getirildi. 

Hukukun üstünlüğüne dair bazı alanlarda 6 ülkenin gerilemeye girdiği belirtilirken bunların Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç, Fransa ve Malta olduğu açıklandı. 

844 sayfalık raporda Çekya, Estonya, İrlanda, İspanya, Hollanda, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovenya, Yunanistan'ın hukuk devleti nitelikleri açısından ne uzadığı ne de kısaldığı öne sürüldü. 

Letonya'nınsa bu konuda olumlu yönde adım atan tek devlet olduğu bildirildi. 

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği, AB'nin hukukun üstünlüğünü korumak ve teşvik etmek için yeterli mekanizmalara sahip olmadığını vurguladı. 

Avrupa Komisyonu'nun 2025'te hazırladığı hukukun üstünlüğü raporundaki önerilerin yüzde 93'ünün bir önceki yıllarda da dile getirildiği aktarıldı. 

Independent Türkçe, Guardian, Balkan Insight


İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi
TT

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

Pazar sabahı erken saatlerde İsrail birlikleri, Suriye'de kısa süre önce ele geçirdikleri topraklardan güney Lübnan'a kayakla geçti.

Bu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Dağcı Birliği tarafından gerçekleştirilen bu türdeki ilk sınır ötesi operasyon oldu.

İsrail, haftalardır Lübnan'ın güneyindeki Tahran destekli Hizbullah güçleriyle çatışırken, ülkenin doğusundaki ve başkent Beyrut'taki önemli altyapı tesisleriyle sivil yapılara da hava saldırıları düzenliyor.

IDF'in açıklamasına göre, 810. "Dağlar" Bölgesel Tugayı'nın yedek Dağcı Birliği, "karmaşık dağlık arazide faaliyet gösterdi ve Suriye'deki Hermon'dan güney Lübnan'daki Dov Dağı bölgesine karda tırmanarak geçti; bölgeyi taradı, istihbarat topladı ve bölgedeki düşman terör altyapısını tespit etti".

Bu birlikler, Litani Nehri'ne doğru kuzeye ilerleyen, Lübnan'ın güneyinde bir düzineden fazla köyde faaliyet gösteren daha geniş İsrail güçlerine katılıyor.

vfd
26 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Kfar Roummane köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından olay yerine gelen ilk yardım ekipleri (AFP)

IDF'in bölgedeki operasyonel hedefleri daha da netleştikçe, uzun süreli işgal endişeleri artıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgenin tüm sakinlerinden arındırılacağını ve "temas hattı köylerindeki" evlerin "Gazze'deki Beyt Hanun ve Refah modeline uygun olarak" yıkılacağını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada, "Mevcut güvenlik tampon bölgesini daha da genişletme talimatını az önce verdim. [İsrail'in] kuzeyindeki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız" dedi.

Lübnan, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e füze fırlatmasıyla ABD - İsrail'in Ortadoğu'da süregelen savaşına 2 Mart'ta dahil olmuştu.

O tarihten bu yana Lübnan’da 1200’den fazla kişi öldürüldü ve bir milyon kişi yerinden edildi; bu da ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.

Hafta sonu öldürülenler arasında üç gazeteci ve 10 kurtarma görevlisi de bulunuyor; böylece İsrail ateşiyle öldürülen sağlık çalışanlarının toplam sayısı 52'ye ulaştı.

Hermon Dağı, Suriye - Lübnan sınırında yer alıyor ancak eski başkan Beşar Esad'ın devrilmesinin hemen ardından Aralık 2024'te IDF tarafından ele geçirilmişti.

Bu, İsrail'in Suriye'de daha önce elde ettiği toprak kazanımlarını genişletmişti. Bunlar arasında 1967'de Golan Tepeleri'nin ele geçirilmesi de yer alıyor; İsrail hükümetinin 1981'de resmileştirdiği bu ilhakı sadece Birleşik Devletler tanıyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde en az 9 askeri üs bulunduruyor; bunlardan ikisi Hermon Dağı'nın Suriye tarafında yer alıyor ve bu üslerden topçu birlikleri 35 kilometre uzaklıktaki Şam'ı vurabiliyor. Ayrıca 1974'te kurulan ve BM gözetiminde olan bir tampon bölgede de 7 üs daha bulunuyor.

İsrail ordusu, buradaki varlığının, "düşman güçlerin" kullanabileceği silahları ele geçirmek için gerekli olduğunu iddia ediyor.

Independent Türkçe


Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.