Afganistan'daki istikrarsızlık Pakistan'ın dış politikasına yansıyor

Afganistan'da dört ayrı terör örgütü faaliyet gösteriyor

Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
TT

Afganistan'daki istikrarsızlık Pakistan'ın dış politikasına yansıyor

Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)

Taliban başkent Kabil'in kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Pakistan'ın dış politika sorunları çoğaldı. Bazı büyük ülkeler, Pakistan'a Afganistan'da olup bitenlere müdahale etmesi için nüfuzunu kullanması çağrısında bulundular.

Afganistan'ın Kandahar bölgesinde vatandaşlar Kurban Bayramı namazı için camiye gelirken nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (EPA)
Afganistan'ın Kandahar bölgesinde vatandaşlar Kurban Bayramı namazı için camiye gelirken nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (EPA)

Şu an Afganistan'da 4 terörist grup faaliyet gösteriyor. Bu gruplardan biri olan Taliban, şu an devleti eline geçirmiş durumda. Bunun yanında Pakistan’ın Afganistan sınırındaki şehirlerinde konuşlu 3 bin ila 4 bin savaşçısı olan Pakistan Taliban Hareketi (Tehrik-i-Taliban Pakistan/TTP) ve ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinden sonra Afganistan'da kentsel bölgelerde yoğun terör eylemleri başlatan DEAŞ/Horasan terör örgütü ve son olarak fakat son olmayan El Kaide terör örgütü Afganistan topraklarında faaliyet gösteriyor.

Kabil'deki Kurban Bayramı öncesinde Şah Şemsiyye Camii’nin dışında nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)
Kabil'deki Kurban Bayramı öncesinde Şah Şemsiyye Camii’nin dışında nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)

Tüm bu terör örgütlerinin yanı sıra Afganistan'ın komşu ülkelerinden kaçan ve şimdi Afganistan'da saklanan silahlı gruplar da var. Bunlar arasında Orta Asya ülkelerinden gelen ve Afganistan'da Taliban'ın koruması altında gizlenen silahlı gruplar yer alıyor. Bu gruplar arasında aynı zamanda İran'dan kaçan ve şimdi Afganistan'ı İran şehirlerine ve Afganistan sınırındaki beldelere saldırılar düzenlemek amacıyla bir üs olarak kullanan Sünni gruplar da bulunuyor.

DEAŞ/Horasan ile iş birliği yapan gruplar

Pakistanlı silahlı gruplar da Afganistan'da saklanıyor ve bu grupların DEAŞ/Horasan ile iş birliği yaptığı iddia ediliyor. Bu grupların bir araya gelmeleri, Çin, İran ve Orta Asya ülkeleri gibi bölge ülkeleri için ulusötesi bir tehdit oluşturuyor. Afganistan'la sınırı olmayan güçlü ülkeler de Afganistan'da olup bitenlerin tehdidi altında. Söz konusu ülkeler arasında ABD, Hindistan ve Rusya başta gelirken daha birçok ülke de bu tehditle karşı karşıya.

Afganistan, tutarlı bir dış politika formüle etmek ve sürdürmek gibi ulus-devletin görevlerini yerine getirebilecek bir devlet kurmaktan halen uzak.

Taliban Hareketi’nin meşru bir hükümet olarak tanınması

Ayrıca, uluslararası sistemdeki hiçbir ülke Taliban Hareketi’ni Afganistan'ın meşru hükümeti olarak tanımıyor. Bu yüzden önemli konuların Taliban ile düzenli olarak görüşülmesi söz konusu değil.

ABD ve Rusya, Afganistan konusunda ortak endişelere sahipler. Burada sorumluluk iki nedenden ötürü Pakistan'a düşüyor. Bunlardan biri iç güvenliğini tesis etmesi, diğeri dış politika da dahil olmak üzere başlıca görevlerini düzenli olarak yerine getiren işleyen bir devlete sahip olması.

Dolayısıyla Afganistan'da olup bitenler Pakistan'ın sorumluluğunda ve dış politika konularının önemli bir parçası. Her şey için Pakistan’ı suçlamanın adil olmadığı doğru olsa da dünya işleri böyle dönüyor.

Öncelikle ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Pakistan’ın dış politikası, bir ulus-devlet olarak Taliban ile Pakistan arasında ayrım yapmakta başarısız oldu. İslamabad, Taliban'la iyi ilişkilere sahip olduğu düşünülse bile bunun Taliban'la Pakistan’ın aynı düzeyde olduğu anlamına gelmediğini dünyaya anlatamadı. Pakistan’ın, Taliban'a sağladığı maddi yardım, Rusya ve İran’ın, ABD’nin çekilmesinden önce Amerikan güçlerine karşı verdikleri mücadelede Taliban’a verdiklerinin yanında oldukça önemsiz kalıyor. Ancak Pakistan işleri uzmanlarına göre kimse İran ve Rusya'dan Taliban'a verdikleri desteğin sorumluluğunu üstlenmesini istemiyor.

Kandahar'daki Şehidan Meydanı'nda Kurban Bayramı öncesinde bir caminin dışındaki üst kontrolü yapan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)
Kandahar'daki Şehidan Meydanı'nda Kurban Bayramı öncesinde bir caminin dışındaki üst kontrolü yapan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)

Dış politikada algılar gerçeklerden daha önemlidir. Bu yüzden herhangi bir bölge ülkesindeki herhangi bir terör saldırısının Pakistan'ın dış politikası üzerinde korkunç etkileri olabilir. Şu an El Kaide ve DEAŞ/Horasan örgütleri, bölgedeki terör ağlarını pekiştirmekle ve terör eylemlerini Hindistan anakarasına ve Hindistan yönetimindeki Keşmir'e doğru yaymakla meşguller. Hindistan'daki olası bir saldırı, Pakistan için çok maliyetli olabilecek bölgesel bir askeri krize neden olabilir. İkinci olarak İran, Çin ve Rusya gibi diğer bölge ülkeleri de Afganistan'daki mevcut durumdan eşit derecede endişe ediyorlar ve endişelerini düzenli olarak Pakistan hükümetine iletiyorlar.

Kurban Bayramı vesilesiyle 27 Haziran 2023'te Kandahar'daki cezaevinden tahliye edilmeye hazırlanan ve Taliban yetkililerinin konuşmasını dinleyen mahkumlar (Reuters)
Kurban Bayramı vesilesiyle 27 Haziran 2023'te Kandahar'daki cezaevinden tahliye edilmeye hazırlanan ve Taliban yetkililerinin konuşmasını dinleyen mahkumlar (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Çin Dışişleri Bakanlığı, haziran ayının ilk haftasında bölgede terörle mücadele konusunda üçlü istişareler için Pakistan ve İran’dan yetkilileri Pekin'de ağırladığını duyurdu.

Çinli, Pakistanlı ve İranlı yetkililer, bölgedeki terörle mücadele çabaları ve teröristlerin sınır ötesi faaliyetleriyle mücadele için ortak çabalar hakkında görüş alışverişinde bulundular. Terörle mücadele ve güvenliğin güçlendirilmesi konularında üçlü istişarelerin kurumsallaştırılması kararlaştırıldı. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, toplantının üç ülkenin küresel güvenlik girişimi üzerinde çalışmak ve bölgesel güvenlik ve istikrarı artırmak için attığı başarılı bir adım olduğu belirtildi.

Rusya ise DEAŞ/Horasan’ın Afganistan'ın kuzeyindeki faaliyetleriyle ilgili endişelerini dile getirirken temkinli davranmaya özen gösterdi.

Kandahar'da Kurban Bayramı dolayısıyla tutuklular serbest bırakıldı... Taliban'ın dini lideri Molla Heybetullah Ahundzade, bir yıl hapis cezasına çarptırılan yaklaşık 144 tutuklunun serbest bırakılması talimatını verdi (EPA)
Kandahar'da Kurban Bayramı dolayısıyla tutuklular serbest bırakıldı... Taliban'ın dini lideri Molla Heybetullah Ahundzade, bir yıl hapis cezasına çarptırılan yaklaşık 144 tutuklunun serbest bırakılması talimatını verdi (EPA)

Ancak Rusya, Çin ve İran, Taliban'a karşı daha ılımlı bir tutum sergiliyorlar ve Afganistan'da ortaya çıkan radikal Sünni gruplara karşı onlarla birlikte çalışmaya istekli olduklarını ifade ediyorlar. Buradan Pakistan'ın Kabil'de Afganistan topraklarını ve hükümet kurumlarını kontrol eden bir yönetimi üzmesi akıllıca olmayacağı anlaşılırken İslamabad, en azından dünyaya tek olmadığını söyleyebilir.

Rusya’nın da bir zamanlar DEAŞ karşısında Taliban’a ulaştırılmak üzere Pakistan ile istihbarat bilgisi alışverişinde bulunduğu biliniyor.



Netanyahu ve Kushner, Hamas'ın silahlarını teslim etme sürecini ABD'nin denetlemesi konusunda anlaştı

Jared Kushner ile Binyamin Netanyahu arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner ile Binyamin Netanyahu arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - Reuters)
TT

Netanyahu ve Kushner, Hamas'ın silahlarını teslim etme sürecini ABD'nin denetlemesi konusunda anlaştı

Jared Kushner ile Binyamin Netanyahu arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner ile Binyamin Netanyahu arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - Reuters)

İsrailli bir yetkili, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun dün, Gazze Şeridi'nde Hamas Hareketi’nin silahsızlandırılması sürecini ABD'li bir subayın denetlemesi konusunda anlaştıklarını teyit etti.

Kushner'in Netanyahu ile görüşmesi, ABD'nin Trump tarafından sunulan barış planının uygulanmasını ilerletme çabaları bağlamında gerçekleşiyor. Seçim yarışında olan Netanyahu, kısa süre önce bu planı reddettiğini açıklamıştı.

AFP’ye konuşan İsrailli yetkili, tarafların ‘Gazze Şeridi'nin silahlardan arındırılmasına yönelik ilk adımın, ABD'li bir subayın gözetimi altında kullanımdan kaldırılmasına hazırlık olarak Hamas'tan silahlarını teslim etmesini talep etmek olması’ konusunda anlaştığını belirtti. Yetkiliye göre Netanyahu Kushner'a, Hamas silahsızlandırılmadan Gazze'den çekilme olmayacağını bildirdi.

Kushner ise Hamas’ın ‘30 gün’ içinde silahsızlandırılması sürecinin başlamasını ve Trump'ın Gazze Şeridi'ne yönelik barış planının uygulanmasında ‘ilerleme’ kaydedilmesini umduğunu söyledi.

Tel Aviv'de Fox News kanalından bir gazeteciye konuşan Kushner, “Silahların bir kısmının umduğumuz gibi toplanmaya başlanmasıyla yaklaşık 30 gün gibi kısa bir süre içinde ilerleme görebiliriz. Ayrıca önümüzdeki 60 ila 90 gün içinde bazı tünellerin kapatılması da mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.

Barış Konseyi'nden bir yetkili, Kushner'in Netanyahu ile görüşmesinin "oldukça uzun, derinlemesine ve son derece verimli geçtiğini" belirterek, "Gazze krizini çözmek amacıyla ilerleme kaydetmek için Netanyahu ile bir yol haritası üzerinde anlaştık" dedi.

Kushner, İsrail'e geçmeden önce pazar günü Mısır'da "Hamas" liderleriyle bir araya gelmişti.

Hamas, temmuz ayı sonlarında barış planının ikinci aşamasını başlatmayı hedefleyen, hareketin silahsızlandırılmasını ve İsrail'in topraklarının yüzde 60'ından fazlasını kontrol ettiği Gazze Şeridi'nden çekilmesini öngören bir Amerikan yol haritasını kabul etmişti. Netanyahu ise hareketin ‘gerçek anlamda’ silahsızlandırılmasını talep etmişti.

Öte yandan kimliğinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Kushner'ın pazar günü Hamas liderliğindeki üyelerle yaptığı görüşmede hareketin silahsızlandırılması gerekliliğini vurguladığını ve ‘doğrulanabilir’ adımlar atılması çağrısında bulunduğunu aktardı.

Kaynaklardan birine göre Kushner, “Gazze hiçbir zaman İsrail'e yönelik terörün kaynağı olmayacak" ifadelerini kullandı.

Kaynaklar ayrıca, Kushner'ın gelecekte Gazze'nin yönetiminde Hamas’a hiçbir rol verilmeyeceğinin de altını çizdiğini belirtti.


Önce silahsızlanma mı, yoksa geri çekilme mi? Trump’ın Gazze planını tehdit eden ikilem

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Önce silahsızlanma mı, yoksa geri çekilme mi? Trump’ın Gazze planını tehdit eden ikilem

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin yeni planının karşı karşıya olduğu en temel engel, yükümlülüklerini yerine getirmeye hangi tarafın başlayacağının belirlenmesi. İsrail, herhangi bir geri çekilmeden önce Hamas’ın silahsızlandırılmasını şart koşarken, Hamas ise kendi yükümlülüklerini uygulamaya başlamasını İsrail’in öncelikle kendi taahhütlerini yerine getirmesine (çekilme ve saldırıların durdurulması) bağlıyor. Yol haritası ise iki sürecin karşılıklı ve kademeli biçimde ilerlemesini öngörüyor. Dolayısıyla anlaşmazlık teknik bir mesele olmaktan ziyade, ilk adımı hangi tarafın atacağı ve karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ortaya çıkacak riskleri kimin üstleneceğiyle ilgili.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun dün Kudüs’te Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jared Kushner, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ile gerçekleştirdiği toplantı, Mısır’da pazar günü bölgesel arabulucularla yapılan görüşmelerin ardından geldi. Söz konusu görüşmelerin bir bölümüne Hamas yetkilileri de katıldı.

Mevcut girişimler, Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların da katıldığı istişarelerin ardından hazırlanan ve mevcut haliyle 30 Temmuz’da yayımlanan, ABD’nin desteklediği Gazze Barış Kurulu tarafından açıklanan 15 maddelik yol haritasını kurtarmayı amaçlıyor.

Geri çekilme, silahsızlanmaya bağlı

Yeni plan; askeri operasyonların durdurulması, Hamas ve diğer grupların silahlarının İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesiyle eş zamanlı biçimde aşamalı olarak teslim alınmasını ve sivil ve güvenlik işlevlerinin, Hamas’ın yönetiminde rol almayacağı teknokratlardan oluşan Filistinli bir komiteye devredilmesini öngörüyor. Plan ayrıca ateşkesin denetlenmesi ve İsrail güçleri ile komitenin kontrolündeki bölgeler arasında ayrım sağlanması amacıyla geçici bir uluslararası gücün konuşlandırılmasını ve geçiş döneminde yeniden yapılandırılacak bir Filistin polis teşkilatının eğitilmesini içeriyor.

sdvfgreb
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 16 Ağustos 2026’da Mısır’ın el-Alameyn kentinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi ve damadı Jared Kushner ile yaptığı görüşme sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ancak Netanyahu daha önce İsrail’in 15 maddelik belgeyi reddettiğini açıklamış ve ordunun, ağır ve hafif silahlar da dahil olmak üzere Hamas’ın tamamen ve fiilen silahsızlandırılması sağlanmadan herhangi bir çekilme gerçekleştirmeyeceğini vurgulamıştı. Buna karşılık Hamas, anlaşmanın uygulanmasını İsrail’in öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesine, bunlar arasında çekilme ve saldırıların durdurulmasına bağlıyor.

Anlaşmazlık bu nedenle silahsızlanma ile çekilmenin zamanlama açısından nasıl birbirine bağlanacağı noktasında yoğunlaşıyor: Taraflar karşılıklı adımları kademeli olarak mı atacak, yoksa taraflardan biri kendi yükümlülüklerini tamamladıktan sonra mı diğeri harekete geçecek? Yol haritası, Hamas ve diğer grupların ağır silahları ile askeri altyapısının devre dışı bırakılmasını, buna silah üretim tesisleri, depolar ve kullanılan tünellerin de dahil edilmesini öngörüyor. Sürecin her aşaması, buna karşılık gelen bir İsrail çekilmesiyle ilişkilendiriliyor. Her aşamadaki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini bir sonraki aşamaya geçilmeden önce, garantör ülkeler, Barış Kurulu ve Uluslararası İstikrar Gücü temsilcilerinden oluşan uluslararası bir komite denetleyecek. Ancak İsrail’in silahsızlanmanın ilk adım olması yönündeki şartı ile Hamas’ın öncelikle İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmesini istemesi arasındaki görüş ayrılığı, bu mekanizmanın hayata geçirilmesini şimdilik askıda bırakıyor.

Uygulama ayrıntıları henüz açıklanmadı

Ancak engeller, çekilme ile silahsızlanmanın sıralaması konusunda uzlaşmaya varılmasıyla sona ermiyor. Doğrulama komitesi ile Uluslararası İstikrar Gücü’nün genel çerçevesi belirlenmiş olsa da her bir tarafın pratikte sahip olacağı yetkiler ve görevlerin ayrıntıları müzakere edilmeyi sürdürüyor. Bunlar arasında silahların teslim edildiğinin veya kullanım dışı bırakıldığının nasıl doğrulanacağı ve silahlı grupların yükümlülüklere uymayı reddetmesi halinde nasıl hareket edileceği gibi konular bulunuyor. Ayrıca Filistinli teknokrat komitesinin nasıl oluşturulacağı, Filistinliler nezdinde ne ölçüde kabul göreceği ve savaşın altyapısının ve kurumlarının büyük bölümünü tahrip ettiği Gazze Şeridi’ni yönetme kapasitesine sahip olup olmayacağı da yanıt bekleyen sorular arasında.

sdgrth
İsrail tankları, sınırın İsrail tarafında konuşlanırken arka planda Gazze Şeridi’ndeki yıkımın bir kısmı görülüyor... 16 Eylül 2025 (Reuters)

İngiltere merkezli araştırma kuruluşu Chatham House, Trump’ın ilk planına ilişkin Ekim 2025’te yayımladığı değerlendirmede, eğitimli ve güvenilir bir Filistin polisi ve güvenlik gücü oluşturulmasının aylar hatta yıllar sürebileceğine dikkat çekmişti. Mevcut yol haritası ise Uluslararası İstikrar Gücü’ne İsrail güçleri ile Filistin komitesinin kontrolündeki bölgeler arasında ayrım sağlama, ateşkesi izleme, polisi eğitme, insani yardımların ulaştırılmasını güvence altına alma ve komitenin talebi üzerine polislik faaliyetlerini kapsamayan görevlerde komiteye destek verme sorumluluklarını yüklüyor. Gücün iç güvenlikten sorumlu olması öngörülmüyor; bu görev Filistinli komitenin yetkisinde kalıyor. Bu durum, siyasi bir anlaşmaya varılması halinde dahi bunun uzun bir sürecin yalnızca başlangıcı olacağını gösteriyor. Süreç, güvenlik boşluğunun oluşmasını önleyebilecek ve yeniden imar dönemini yönetebilecek kurumların oluşturulmasını gerektirecek.

Netanyahu’nun seçim hesapları

İngiliz The Guardian gazetesi, Netanyahu’nun planı reddetmesini Trump’la yaşanan nadir ve açık bir anlaşmazlık olarak nitelendirdi. Gazete, İsrail Başbakanı’nın seçimler öncesinde sağcı müttefiklerinin baskısıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. İsrailliler 27 Ekim’de genel seçimler için sandık başına gitmeye hazırlanırken, iktidardaki Likud Partisi kamuoyu yoklamalarında zorlu bir mücadele veriyor. Netanyahu ise Gazze Şeridi’nden Hamas silahsızlandırılmadan çekilmeyi reddeden sağcı müttefiklerinin baskısı altında bulunuyor.

sdfvbt
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 23 Temmuz 2025 tarihinde Kudüs’te düzenlenen Knesset oturumunda (Reuters)

Bu seçim baskıları, Netanyahu’yu Washington’la görüşme kapısını kapatmadan ülke içinde daha sert bir söylem benimsemeye itebilir. Netanyahu ile Washington, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması hedefinde hemfikir olsa da uygulamanın sıralaması konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Netanyahu, herhangi bir çekilmeden önce silahsızlanma sürecinin tamamlanmasında ısrar ederken, yol haritası iki sürecin kademeli olarak birbirine bağlanmasını öngörüyor. Temel ayrıntılar ise müzakere edilmeyi sürdürüyor. Bunlar arasında takvim, yükümlülüklerin yerine getirildiğinin doğrulanmasına ilişkin kriterler, İsrail’in çekilmesinin aşamaları ve hızı ile Filistinli komitenin Gazze Şeridi’ne girişinin ve Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılmasının zamanlaması bulunuyor. Belgede, tüm tarafların yol haritasını kabul etmesinden itibaren 14 gün içinde uygulama takvimi ile mekanizmalarının hazırlanması öngörülüyor. Uluslararası Doğrulama Komitesi’nin kararıyla bu sürenin uzatılabilmesi, ayrıntılar üzerinde uzlaşma sağlanamaması halinde sürecin tıkanma döneminin daha da uzamasına yol açabilir.

Trump ise planını uygulamaya geçirmek ve bunu çatışmayı sona erdirecek bir yol olarak sunmak için çaba gösteriyor. Yol haritasının çıkmaza girmesi, plana arabuluculuk yapan ve destek veren ülkelerin çabalarını sekteye uğratabilir. Ayrıca İsrail’in çekilme ve askeri operasyonları durdurma konusunda açık bir taahhütte bulunması sağlanmadan Hamas’ı silahlarını bırakmaya ikna etmeyi zorlaştırabilir.

Amerikan baskısının sınırları

Washington’ın İsrail hükümetini tutumunu değiştirmeye zorlamak için kullanabileceği baskı araçları bulunuyor. Bunlar doğrudan siyasi baskı ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ndeki diplomatik destekten başlayarak istihbarat ve askeri iş birliğine kadar uzanıyor. ABD yönetimi, belirli silah sevkiyatlarını yavaşlatabilir veya askıya alabilir, bunların kullanımına ilişkin denetimleri sıkılaştırabilir ve yeni silah anlaşmalarının onaylanmasını planın uygulanmasına yönelik İsrail’in atacağı adımlara bağlayabilir. Ancak Beyaz Saray, askeri yardımlara ilişkin kararları tek başına almıyor. Yardımların ödeneklerinin onaylanması ve bunlara ilişkin şartların belirlenmesinde esas rol Kongre’ye ait. Buna karşılık ABD yönetimi, yardımların uygulanması, silah anlaşmalarının yönetilmesi ve bazı sevkiyatların zamanlaması konusunda hareket alanına sahip. Bununla birlikte, bu araçlara sahip olmak ABD’nin İsrail’le açık bir çatışmaya girecek ölçüde bunları kullanmaya hazır olduğu anlamına gelmiyor. Netanyahu, Trump’ın planın başarıya ulaşmasını istemesine rağmen Washington ile İsrail arasındaki ilişkileri tehlikeye atacak veya 3 Kasım 2026’da yapılması planlanan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler arasında bölünmeye yol açacak kadar ileri gitmeyeceği hesabını yapıyor olabilir.

dsevfde
Askeri yardım ödeneklerinin onaylanmasında temel rolü üstlenen ABD Kongresi’nin merkezi… Washington, 19 Eylül 2025 (Reuters)

Görüşmelerin önünde üç olası yol bulunuyor: Netanyahu’nun, muhtemelen ek güvenceler aldıktan sonra yol haritasını kabul etmesi ve böylece İsrail’in çekilme aşamalarının Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasında doğrulanabilir ilerlemeye bağlanması; tarafların anlaşmazlıkları sonraki turlara bırakarak ilerleme kaydedildiğini ilan etmesi ve bu şekilde planı fiili bir uygulamaya geçmeden yürürlükte tutması; ya da İsrail’in çekilmeye başlamadan önce tam silahsızlanma şartında ısrar etmesi ve bunun süreci yeniden çıkmaza sürüklemesi.

Planın müzakere aşamasından uygulamaya geçmesi ise tarafların karşılıklı atılacak adımları ve bunların tarihlerini, doğrulama mekanizmalarını ve yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde izlenecek yöntemi ayrıntılı biçimde belirleyen bir uygulama takvimi üzerinde anlaşmasına bağlı. İlk adımı hangi tarafın atacağı konusundaki anlaşmazlığın sürmesi, uygulamanın askıda kalmasına ve Trump’ın planının sahada hayata geçirilmesi zor bir müzakere çerçevesiyle sınırlı kalmasına yol açabilir.


İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan "saldırıya  geçme" sinyali

Dün Tahran'daki Büyük Çarşı'da gezen İranlılar (Reuters)
Dün Tahran'daki Büyük Çarşı'da gezen İranlılar (Reuters)
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan "saldırıya  geçme" sinyali

Dün Tahran'daki Büyük Çarşı'da gezen İranlılar (Reuters)
Dün Tahran'daki Büyük Çarşı'da gezen İranlılar (Reuters)

İslamabad mutabakatında öngörülen 60 günlük sürenin müzakerelerde herhangi bir atılım sağlanamadan sona ermesi, Washington ile Tahran arasında yeni bir gerilim aşamasının habercisi olurken, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) İran'ın operasyonlarının savunmadan saldırıya geçebileceğinin sinyalini verdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'a yönelik taleplerini sertleştirdi.

Trump önceliklerini bir kez daha teyit ederek ‘birinci hedefin’ İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek olmaya devam edeceğini söyledi. Tahran'dan ‘beyaz teslim bayrağını çekmesini’ isteyen Trump, savaşı sona erdirmek için herhangi bir takvim belirlemediğini vurgularken, Hürmüz Boğazı konusunda ülkesinin tutumuyla çelişen her türlü düzenlemeye karşı da uyarıda bulundu.

Öte yandan Tahran'da, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İslamabad mutabakatının bağlayıcı bir 60 günlük ‘süre’ içermediğini belirterek, metnin nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin müzakereler için uzatılabilir bir süre öngördüğünü açıkladı. Bekayi, ‘ABD’nin ihlalleri' nedeniyle görüşmelerin başlamadığını belirtirken, DMO Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Yadullah Cavani, İran'ın askeri operasyonlarının ‘gelecekte saldırı niteliği kazanabileceği’ uyarısında bulunarak, ‘stratejik sürprizlere’ karşı uyardı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre İranlı üst düzey bir yetkili yaptığı açıklamada, diplomasinin başarısız olması halinde Tahran'ın Hürmüz Boğazı ve bölgedeki gerilimi artırabileceği konusunda uyararak, mutabakat zaptını uygulaması için Washington'ın önünde ‘birkaç haftası’ kaldığını söyledi. İran müzakere heyeti üyesi ve Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın danışmanı Said Ecerlu, ülke içindeki bazı kesimlerin ABD'ye karşı ‘önleyici saldırı’ çağrısında bulunduğunu belirtti, ancak Washington'ın pes edeceğine bel bağlamayı olayları ‘basite indirgemek’ olarak değerlendirdi.

İran içinde ise ithalatın durması ve açığın büyümesiyle birlikte benzin krizine bağlı huzursuzluk yaşanacağına dair endişeler giderek artarken, hükümet kotaları düşürmeyi ve ilave tüketim fiyatlarını artırmayı değerlendiriyor. Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, hayat pahalılığının ‘rahatsız edici’ bir seviyeye ulaştığı uyarısında bulunarak, devlet kurumlarını ‘en kötü senaryolara’ hazırlıklı olmaya çağırdı.