Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının üzerinden 500 gün geçti

Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)
Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)
TT

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının üzerinden 500 gün geçti

Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)
Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaş başlatmasının üzerinden 500 gün geçerken son zamanlarda Ukrayna karşı saldırılarını artırdı, Rus paralı savaşçıların Moskova yönetimine isyanıyla kanlı bir iç çatışmanın eşiğinden dönüldü.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla başlayan savaş, özellikle Donbas bölgesinde şiddetini sürdürüyor.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Putin, 24 Şubat 2022'de sabahın erken saatlerinde televizyondan "Ukrayna'da özel askeri operasyon" başlattıklarını açıkladı.
"Özel askeri operasyonun" gerekçesini anlatan Putin, sözde ayrılıkçı yönetimlerin Rusya'dan askeri yardım talebinde bulunduğunu bildirdi. Putin, "Operasyonun amacı 8 yıldır Kiev rejimi tarafından istismara, soykırıma maruz kalan insanları korumaktır. Rusya Federasyonu vatandaşları da dahil olmak üzere sivillere karşı çok sayıda kanlı suç işleyenleri adalete teslim etmenin yanı sıra Ukrayna'nın Nazizm'den ve militarizmden arındırılması için çaba göstereceğiz." ifadelerini kullandı.

Ukrayna'ya giren Rus askeri Kiev'i kuşattı
Rus askeri birlikleri, Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinden Kiev yönetiminin kontrolündeki bölgelere, aynı anda Rusya sınırından Harkiv, Sumi ve Çernigiv bölgelerine, Belarus üzerinden Çernobil bölgesine girdi.

Kırım üzerinden de Herson ve Melitopol bölgelerine doğru asker çıkaran Rus ordusu, hava ve karadan asker sevk ettiği Kiev'i kuşatma altına aldı.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf:AA

Rus ordusu, 28 Şubat 2022'de, nükleer ve hipersonik silahlarını içeren stratejik caydırıcı güçlerini özel savaş görevi durumuna geçirdi.

Kiev ve Çernigiv bölgelerinden çekilme
Savaşın ikinci ayında Kiev ve Çernigiv bölgesinden Rus askerleri geri çekildi. Kiev yönetimi, birkaç gün sonra Rus askerlerinin çekildiği Buça ve İrpin şehirlerinde Rusya'yı katliam yapmakla suçladı. Rusya, iddiaların provokasyon olduğunu savundu.

Ardından Donetsk bölgesine bağlı Kramatorsk şehrindeki tren istasyonuna füze saldırısı düzenlendi. Saldırı sonucunda 50'den fazla kişi öldü, 100'den fazla kişi yaralandı. Ukrayna ve Rusya karşılıklı olarak birbirini suçladı.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Ruslar, ilk aylarda Berdyansk ardından Mariupol şehirlerini kontrolü altına alarak Ukrayna'nın Azak Denizi ile bağlantısını tamamen kesti.

Savaş, Ukrayna'nın doğusuna kaydı
Nisanda Ukrayna'nın doğusunda çatışmaları yoğunlaştıran Ruslar, "Donbas'ı özgürleştirmek" amacıyla Donetsk ve Luhansk bölgesindeki bazı yerleşim yerlerini ele geçirdi ancak çok büyük ilerleme sağlayamadı.

Rus ordusu, Ukrayna'daki stratejik hedeflere yönelik sık sık uzun menzilli, yüksek hassasiyetli füzeler kullandı. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya silah desteğini artırdı. Rus ordusunun Ukrayna topraklarındaki ilerleyişi durma noktasına geldi.

Ukrayna güçleri de Rus ordusunun kontrolüne giren şehir merkezlerine saldırılar düzenlemeye devam etti. Rus ve Ukrayna ordusunun karşılıklı saldırılarında sivil kayıplar yaşandı.

Rus amiral gemisi "Moskova" batırıldı
Ukrayna, 13 Nisan'da Karadeniz'de Rus Karadeniz Filosu'na ait "Moskova" isimli amiral gemisini vurduğunu açıkladı. Rus tarafı, geminin çıkan yangın sırasında gövdesinde mühimmat patlaması sonucu hasar aldığını ve battığını duyurdu.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yılan Adası'ndan çekilme
Liman şehirleri Odessa ve Mıkolayiv bölgelerini de hedef alan Rusya, Karadeniz'de stratejik konuma sahip Yılan Adası'nı ele geçirdi. Haziran sonunda Rusya, adadan çekildiğini bildirdi. Ukrayna ise Rus askerlerini adadan çıkardıklarını duyurdu.

Öte yandan, Odessa açıklarına yerleştirilen mayınlar, zamanla koparak rüzgar ve akıntının etkisiyle Karadeniz'e dağıldı.

Harkiv bölgesi, yeniden Kiev'in kontrolüne girdi
Ukrayna'nın kuzeyindeki Sumi ve çevresi, haziranda yeniden Kiev yönetiminin kontrolüne girdi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Güç toparlayan Ukrayna ordusu, eylülde ülkenin ikinci büyük şehri Harkiv'de saldırı düzenine geçtiğini duyurdu. İzyum, Balakliya ve Kupyansk gibi büyük şehirlerin yanı sıra 300'den fazla yerleşim biriminin kontrolü Kiev yönetimine geçti. Rusya, bu bölgelerden çekildiğini açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ordusunun karşı saldırıya geçtiği dönemde yaklaşık 6 bin kilometrekare toprağın Ruslardan alındığını dile getirdi. Savaş boyunca Rus güçlerince ele geçirilen 2000'e yakın yerleşim yerinde Ukrayna kontrolü tekrar sağladı.

Gıda krizini önleyecek tahıl anlaşması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında dünyadaki olası bir gıda krizini önleyecek "Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi" imzalandı.

Rus siyaset uzmanı Dugin'in kızına bombalı saldırı
Rusya'nın tanınmış siyaset uzmanı Aleksandr Dugin'in kızı Darya Dugina, 20 Ağustos'ta Moskova'da bulunduğu arabanın infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), olayın arkasında Ukrayna özel servislerinin olduğunu tespit ettiklerini bildirdi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya'da kısmi seferberlik ilanı
Putin, 21 Eylül'de kısmi seferberlik ilan etti. Seferberlik yoluyla 300 bin Rus vatandaşı, Ukrayna'da savaşmak üzere askerlik hizmetine alınırken bazı kesimler ülkeyi terk etti.

Rusya ile Ukrayna arasındaki esir değişimi ve Türkiye'nin rolü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Zelenskiy ile yürüttüğü diplomasi trafiği sonucunda 22 Eylül'de Rusya ile Ukrayna arasında 200 savaş esirinin mübadelesinin yapıldığını bildirdi. En kapsamlı değişim, Türkiye'nin yürüttüğü diplomasi trafiğiyle gerçekleşti ve değişimler arttı.

Bu kapsamda, Putin'e yakınlığıyla bilinen Ukrayna ana muhalefet partisi lideri Viktor Medvedçuk da Rusya'ya teslim edildi.

Zelenskiy’in Erdoğan ile İstanbul’da yaptığı son görüşmede de esir değişimi konusu etraflıca ele alındı.

Donbas, Zaporijya ve Herson'da referandum ve ilhak
Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson'da eylül sonunda Rusya'ya katılım için sözde referandumlar yapıldı. Yasa dışı referandumlara katılanların çoğunluğu ilhak kararına "evet" dedi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Referandumların hemen ardından 30 Eylül'de Putin, Ukrayna'nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından ilhak edilmesine yönelik anlaşmaları imzaladı. Böylece Rusya, Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.

Zaporijya Nükleer Santrali'ndeki tehlike
Avrupa'nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali'ni 4 Mart'ta Ruslar ele geçirdi.

Zaporijya’nın ilhakıyla Putin, imzaladığı kararnameyle santralin Rusya'ya ait olduğunu duyurdu. Santralin çevresinde sık sık topçu saldırıları yaşandı. Zelenskiy, Rusların santralin çatısına patlayıcıya benzer maddeler yerleştirdiğini ileri sürerken, Kremlin, Kiev’in Zaporijya’ya sabotaj tehdidinde bulunduğunu savundu.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), santralde şimdiye kadar herhangi mayın ve patlayıcıya rastlanmadığını açıkladı. Ukrayna ve Rusya, nükleer tehlike doğuran saldırılar konusunda birbirini suçluyor.

Kerç Boğazı'ndaki Kırım Köprüsü'nde patlama
Rusya ile Kırım arasında yer alan köprüdeki kamyonda 8 Ekim'de meydana gelen patlama sonucu 3 kişi hayatını kaybetti ve köprüde büyük hasar meydana geldi. FSB, patlamayla ilgili 8 kişiyi gözaltına aldı.

Putin'in 2018'de resmi açılışını yaptığı ve "Kırım" ismiyle de anılan köprü, Kırım ile kara yolu bağlantısını sağlaması dolayısıyla Rusya için stratejik öneme sahip.

Sivastopol'da Rus donanmasına saldırı
Ukrayna'nın, Sivastopol'da geçen yıl 29 Ekim'de Rus donanmasına yönelik saldırı düzenlediği bildirildi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya, saldırıda zarar gören gemilerin tahıl anlaşması kapsamında oluşturulan koridorun güvenliğinin sağlanması sürecinde yer aldığını belirtti.

Rusya Savunma Bakanlığı, 24 Mayıs'ta Karadeniz’de Ukrayna’nın insansız deniz araçlarıyla Mavi Akım ve TürkAkım’ın güvenliğini sağlayan Rus gemisine saldırı girişiminde bulunduğunu açıkladı.

Ukrayna donanmasının son savaş gemisi imha edildi
Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, mayıs sonunda Rus Hava ve Uzay Kuvvetlerinin Odessa Limanı'nda demirli Ukrayna donanmasına ait son savaş gemisini imha ettiğini bildirdi.

Doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajlar
Geçen yıl ekim ayında Avrupa'ya doğal gaz sağlayan Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajlar sonunda sızıntıların meydana geldiği açıklandı. Türkiye'ye gaz gönderilen TürkAkım boru hattına yönelik de sabotaj girişimleri önlendi.

Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik füze saldırıları
Kırım Köprüsü'ndeki patlamanın ardından Rusya, Ukrayna'daki füze saldırılarını artırdı. Özellikle ülkenin enerji altyapısını hedef alan Rus ordusunun saldırılarının ardından ülke genelinde elektrik kesintileri başladı.

Rusya, ilhak ettiği Herson'dan geri çekildi
Ukrayna, Avrupa ve ABD'nin silah desteğiyle 29 Ağustos'ta Herson'u kurtarmak için karşı saldırı başlattığını duyurdu.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yasa dışı ilhak ettiği Herson'daki vatandaşların büyük çoğunluğunu başka bölgelere tahliye eden Rusya, 9 Kasım'da Herson şehrindeki savunma hattının Dnipro Nehri'nin sol yakasına çekileceği kararını açıkladı. Bu şekilde Rus askerleri, Herson şehir merkezinden çekilmiş oldu.

Polonya'daki füze krizi
NATO üyesi Polonya'ya 15 Kasım'da füze düşmesi, tüm dünyanın dikkatini buraya çekti. Polonya'nın Ukrayna sınırındaki Przewodow köyüne kaynağı bilinmeyen bir füzenin düştüğü ve 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Füzenin Rusya'ya ait olduğu iddia edildi. Rusya, suçlamaların kasıtlı provokasyon olduğunu duyurdu. NATO ve Pentagon da füzelerin Rusya'ya ait olduğunu teyit etmedi.

Füzenin, Ukrayna güçleri tarafından bir Rus füzesini engellemek için ateşlendiği ortaya çıktı.

Tahıl anlaşmasının süresi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimiyle uzatıldı
Rusya, "Kırım Köprüsü ve Sivastopol deniz üssüne Ukrayna'nın saldırısını" gerekçe göstererek tahıl anlaşmasını askıya almak istedi ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimiyle sorun çözüldü. Anlaşmalar 120 günlük periyotlarla yinelendi. Son olarak yine Erdoğan’ın girişimiyle 17 Mayıs’tan itibaren 60 gün uzatılan anlaşmanın tekrar uzatılması için çabalar sürüyor.

Koridordan 33 milyon tona yakın tahıl çıkarıldı
Türkiye'nin çabası uluslararası kamuoyunda övgüyle karşılandı. Anlaşma sayesinde 33 milyon tona yakın tahıl ihtiyaç sahiplerine ulaştı. Ayrıca Erdoğan ve Putin, yoksul ülkelere gübre ve tahıl gönderilmesi konusunda anlaştı.

Rusya'nın iç bölgelerindeki askeri tesislere Ukrayna saldırısı
Ukrayna, 5 Aralık'ta Rusya'nın Ryazan bölgesindeki Dyagilevo ve Saratov bölgesindeki Engels askeri havaalanlarına İHA'larla saldırı girişiminde bulundu. Ertesi gün de Kursk kentinde bulunan askeri havaalanındaki petrol depolama tesisine İHA ile saldırı düzenlendi.

Yılbaşındaki saldırılar
Rus ordusu tarafından 2022'nin son gecesi başta Kiev olmak üzere Çernigiv, Sumi, Hmelnitski, Donetsk, Zaporijya, Mıkolayiv ve Herson'a hava ve füze saldırıları düzenlendi. Saldırılarda enerji altyapıları hasar gördü.

Moskova'da stratejik binaların çatılarına savunma sistemleri yerleştirildiğine ilişkin görüntüler sosyal medyaya yansıdı.

Ukrayna ordusu da yılbaşında Donetsk bölgesinde Makeyevka yakınlarında Rus birliklerinin geçici konuşlandığı bir noktaya çoklu roketatar sistemiyle saldırdı. Rusya, buna misilleme olarak Kramatorsk'a saldırı yaptı. İki taraf da yüzlerce asker kaybetti.

Noel dönemi Rusya geçici ateşkes ilan etti
Rusya, Ortodoksların Noel döneminde dini törenlere katılabilmesi için Ukrayna'ya ateşkes çağrısında bulundu. Putin, 6 Ocak saat 12.00'den itibaren 36 saatliğine uygulanması için tek taraflı geçici ateşkes ilan etti.

Ukrayna ise ateşkes için önce Rusya'nın ele geçirdiği bölgeleri terk etmesi gerektiğini bildirerek ateşkesi dikkate almadı.

Operasyonun başına Rusya Genelkurmay Başkanı getirildi
Ocak başında Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Ukrayna'daki özel askeri operasyondan sorumlu Müşterek Askeri Kuvvetlerin başına getirildi. Müşterek Askeri Kuvvetlerin önceki komutanı ve Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Sergey Surovikin ile Kara Kuvvetleri Komutanı Oleg Salyukov ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Aleksey Kim de Gerasimov'un yardımcıları olarak atandı.

Rus uçakları ABD İHA'sını Karadeniz'de düşürdü
Savaşın başından beri Karadeniz üzerinde insansız hava aracı (İHA) uçuran ABD’ye ait bir MQ-9 model İHA, Rus Su-27 uçaklarının taciziyle irtifa kaybetti ve denize düştü.

Kremlin'e İHA saldırıları yapıldı
Kremlin, 3 Mayıs'ta Ukrayna'nın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Kremlin Sarayı'ndaki konutuna gece İHA'larla saldırı girişiminde bulunduğunu bildirdi. Ukrayna yönetimi ise saldırılara ilişkin bilgileri bulunmadığını duyurdu.

Uzun süre kuşatılan Bahmut, Wagner tarafından ele geçirildi
Donetsk bölgesinde Kiev yönetiminin kontrolünde bulunan Bahmut şehrini geçen seneden beri kuşatan Rus paralı savaşçı grubu Wagner, 21 Mayıs’ta şehri tamamen kontrolü altına aldı. Şehrin kontrolü Rus ordusuna devredildi.

Bahmut'taki çatışmalar esnasında Rus güvenlik şirketi Wagner'in kurucusu Yevgeniy Prigojin, Rus ordusunu ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'yu mühimmat vermediği gerekçesiyle hakarete varan sözlerle eleştirdi.

Rusya sınırlarına Ukraynalı sabotaj grupları girdi
Bahmut'un Rus güçlerce ele geçirilmesinden sonra Rusya'nın Ukrayna sınırında bulunan Belgorod bölgesine Ukrayna sabotaj grubu girdi ve Rus güvenlik güçleriyle çatıştı. Moskova, Ukrayna güçlerinin eylemlerini "terör saldırısı" olarak nitelendirdi. Bu eylemlerden sonra Ukrayna'nın Belgorod bölgesi ve diğer sınır bölgelerine yönelik saldırıları yoğunlaştı.

Başkent Moskova'ya İHA saldırıları arttı
Kremlin'den sonra Rusya'nın başkenti Moskova'ya yönelik de İHA saldırıları başladı. 30 Mayıs'ta Moskova ve etrafındaki yerleşim yerlerine 8 İHA ile saldırı düzenlendi. Bazı binalarda hafif hasarlar meydana geldi. Kiev, saldırılarla alakaları olmadığını açıkladı. Moskova'ya zaman zaman İHA saldırıları devam etti.

Ukrayna büyük çaplı karşı saldırılara geçti
4 Haziran’dan itibaren Ukrayna ordusu büyük çaplı karşı saldırılara geçti. Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıları püskürttüklerini duyursa da, Ruslar kontrolü altındaki bazı yerleşim yerlerini kaybetti.

Kahovka Barajı patladı, Herson bölgesi sel altında kaldı
Herson bölgesinde yer alan ancak Rusların kontrolündeki Kahovka Hidroelektrik Santrali (HES) 6 Haziran'da patlayarak yıkıldı. Ukrayna ve Rusya, barajın patlamasından birbirlerini sorumlu tuttu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise uluslararası soruşturma komisyonu kurulmasını önerdi. Barajın yıkılmasından sonra Herson bölgesindeki bazı yerleşim yerleri sular altında kaldı, onlarca kişi hayatını kaybetti.

Rusya, Belarus’a taktik nükleer silah yerleştirdi
Putin, Belarus'a temmuzdan itibaren taktik nükleer silahların konuşlandırılacağını bildirdi. Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko da kısa bir süre önce silahların ülkeye yerleştirildiğini açıkladı.

Wagner Rus yönetimine isyan etti, kanlı iç çatışmadan dönüldü
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'ya meydan okuyan Wagner'in kurucusu Yevgeniy Prigojin'in idaresindeki paralı savaşçılar, Rostov-na-Donu şehrini kontrolü altına alarak Rus Güney Askeri Bölge Karargah binasını ele geçirdi. Bir grup Wagner savaşçısı da askeri araçlarla Moskova'ya yöneldi.

FSB, Wagner'e "silahlı isyan" suçlamasıyla ceza davası açarken, devreye Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko'nun girmesiyle isyan sona erdi. Prigojin ve savaşçılarının eylemlerine son verip Belarus'a gitmesine izin verildi ve kriz çözüldü. Moskova yönetimi, Wagner'in isyanı karşısında zor duruma düşerken, ülkede kanlı bir iç çatışmanın eşiğinden dönüldüğü ifade edildi.

BM'ye göre Ukrayna'da 11 milyondan fazla kişi yerinden edildi
BM verilerine göre, Ukrayna'dan yaklaşık 11,6 milyon kişi yerinden edildi. Bunlardan 5,9 milyonu ülke içerisinde yerinden olurken 5,7 milyonu ise komşu ülkelere gitmek zorunda kaldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğine göre ise savaşta 24 Şubat 2022'den bu yana en az 8 bin sivil yaşamını yitirdi, 13 binden fazla sivil yaralandı.

Ateşkes müzakereleri kesildi
Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3'ü Belarus, biri Türkiye'de olmak üzere 4 defa yüz yüze müzakere yaptı.

Belarus'ta her iki taraf sadece çatışma bölgelerinden sivillerin tahliyesi için insani yardım koridorları konusunda anlaşabildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arabuluculuk girişimlerinin neticesi olarak İstanbul'da 29 Mart'ta yapılan müzakereler sonucunda Ukrayna tarafı, Rus tarafına gelecekteki olası yazılı anlaşmanın ilkelerini teslim etti, anlaşmaya çok yaklaşıldı.

Ancak Buça'daki iddialardan sonra görüşmeler kesildi. 17 Mayıs'ta Ukrayna tarafı, ülkedeki durumun çok değiştiğini ve Rusya ile müzakereleri askıya aldıklarını duyurdu.

Türkiye'nin arabulucu olarak barışı sağlama yönündeki bu ve bundan sonraki çabaları, dünya kamuoyunda takdirle karşılandı.

Batı, savaş nedeniyle Rusya'ya 11 yaptırım paketi uyguladı
Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle ekonomik alanda alınan Rusya'ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunan Rusya'ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda yeni yaptırımlar belirledi.

AB, savaş boyunca Rusya'ya karşı 11 yaptırım paketi kabul ederek 1000'in üzerinde kişi ve 200'den fazla kuruluşa yaptırım kararı aldı.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısıyla pek çok sektörde dünyada önde gelen 1000'in üzerindeki uluslararası şirket, boykot amacıyla Rusya'yı terk etti veya faaliyetlerini kısıtladı.

AB, Rus petrol ve doğal gazına yönelik tavan fiyat uygulaması kararı aldı, karara bazı diğer Batı ülkeleri de katıldı. Rusya da bu kararlara karşı yaptırımlarla cevap verdi.



İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.


Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.