Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının üzerinden 500 gün geçti

Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)
Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)
TT

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının üzerinden 500 gün geçti

Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)
Ukraynalılar, dün Rusya'nın batıdaki Lviv kentine düzenlediği füze saldırısında hayatını kaybeden anne ve kızının cenaze törenine katıldı (EPA)

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaş başlatmasının üzerinden 500 gün geçerken son zamanlarda Ukrayna karşı saldırılarını artırdı, Rus paralı savaşçıların Moskova yönetimine isyanıyla kanlı bir iç çatışmanın eşiğinden dönüldü.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla başlayan savaş, özellikle Donbas bölgesinde şiddetini sürdürüyor.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Putin, 24 Şubat 2022'de sabahın erken saatlerinde televizyondan "Ukrayna'da özel askeri operasyon" başlattıklarını açıkladı.
"Özel askeri operasyonun" gerekçesini anlatan Putin, sözde ayrılıkçı yönetimlerin Rusya'dan askeri yardım talebinde bulunduğunu bildirdi. Putin, "Operasyonun amacı 8 yıldır Kiev rejimi tarafından istismara, soykırıma maruz kalan insanları korumaktır. Rusya Federasyonu vatandaşları da dahil olmak üzere sivillere karşı çok sayıda kanlı suç işleyenleri adalete teslim etmenin yanı sıra Ukrayna'nın Nazizm'den ve militarizmden arındırılması için çaba göstereceğiz." ifadelerini kullandı.

Ukrayna'ya giren Rus askeri Kiev'i kuşattı
Rus askeri birlikleri, Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinden Kiev yönetiminin kontrolündeki bölgelere, aynı anda Rusya sınırından Harkiv, Sumi ve Çernigiv bölgelerine, Belarus üzerinden Çernobil bölgesine girdi.

Kırım üzerinden de Herson ve Melitopol bölgelerine doğru asker çıkaran Rus ordusu, hava ve karadan asker sevk ettiği Kiev'i kuşatma altına aldı.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf:AA

Rus ordusu, 28 Şubat 2022'de, nükleer ve hipersonik silahlarını içeren stratejik caydırıcı güçlerini özel savaş görevi durumuna geçirdi.

Kiev ve Çernigiv bölgelerinden çekilme
Savaşın ikinci ayında Kiev ve Çernigiv bölgesinden Rus askerleri geri çekildi. Kiev yönetimi, birkaç gün sonra Rus askerlerinin çekildiği Buça ve İrpin şehirlerinde Rusya'yı katliam yapmakla suçladı. Rusya, iddiaların provokasyon olduğunu savundu.

Ardından Donetsk bölgesine bağlı Kramatorsk şehrindeki tren istasyonuna füze saldırısı düzenlendi. Saldırı sonucunda 50'den fazla kişi öldü, 100'den fazla kişi yaralandı. Ukrayna ve Rusya karşılıklı olarak birbirini suçladı.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Ruslar, ilk aylarda Berdyansk ardından Mariupol şehirlerini kontrolü altına alarak Ukrayna'nın Azak Denizi ile bağlantısını tamamen kesti.

Savaş, Ukrayna'nın doğusuna kaydı
Nisanda Ukrayna'nın doğusunda çatışmaları yoğunlaştıran Ruslar, "Donbas'ı özgürleştirmek" amacıyla Donetsk ve Luhansk bölgesindeki bazı yerleşim yerlerini ele geçirdi ancak çok büyük ilerleme sağlayamadı.

Rus ordusu, Ukrayna'daki stratejik hedeflere yönelik sık sık uzun menzilli, yüksek hassasiyetli füzeler kullandı. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya silah desteğini artırdı. Rus ordusunun Ukrayna topraklarındaki ilerleyişi durma noktasına geldi.

Ukrayna güçleri de Rus ordusunun kontrolüne giren şehir merkezlerine saldırılar düzenlemeye devam etti. Rus ve Ukrayna ordusunun karşılıklı saldırılarında sivil kayıplar yaşandı.

Rus amiral gemisi "Moskova" batırıldı
Ukrayna, 13 Nisan'da Karadeniz'de Rus Karadeniz Filosu'na ait "Moskova" isimli amiral gemisini vurduğunu açıkladı. Rus tarafı, geminin çıkan yangın sırasında gövdesinde mühimmat patlaması sonucu hasar aldığını ve battığını duyurdu.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yılan Adası'ndan çekilme
Liman şehirleri Odessa ve Mıkolayiv bölgelerini de hedef alan Rusya, Karadeniz'de stratejik konuma sahip Yılan Adası'nı ele geçirdi. Haziran sonunda Rusya, adadan çekildiğini bildirdi. Ukrayna ise Rus askerlerini adadan çıkardıklarını duyurdu.

Öte yandan, Odessa açıklarına yerleştirilen mayınlar, zamanla koparak rüzgar ve akıntının etkisiyle Karadeniz'e dağıldı.

Harkiv bölgesi, yeniden Kiev'in kontrolüne girdi
Ukrayna'nın kuzeyindeki Sumi ve çevresi, haziranda yeniden Kiev yönetiminin kontrolüne girdi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Güç toparlayan Ukrayna ordusu, eylülde ülkenin ikinci büyük şehri Harkiv'de saldırı düzenine geçtiğini duyurdu. İzyum, Balakliya ve Kupyansk gibi büyük şehirlerin yanı sıra 300'den fazla yerleşim biriminin kontrolü Kiev yönetimine geçti. Rusya, bu bölgelerden çekildiğini açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ordusunun karşı saldırıya geçtiği dönemde yaklaşık 6 bin kilometrekare toprağın Ruslardan alındığını dile getirdi. Savaş boyunca Rus güçlerince ele geçirilen 2000'e yakın yerleşim yerinde Ukrayna kontrolü tekrar sağladı.

Gıda krizini önleyecek tahıl anlaşması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında dünyadaki olası bir gıda krizini önleyecek "Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi" imzalandı.

Rus siyaset uzmanı Dugin'in kızına bombalı saldırı
Rusya'nın tanınmış siyaset uzmanı Aleksandr Dugin'in kızı Darya Dugina, 20 Ağustos'ta Moskova'da bulunduğu arabanın infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), olayın arkasında Ukrayna özel servislerinin olduğunu tespit ettiklerini bildirdi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya'da kısmi seferberlik ilanı
Putin, 21 Eylül'de kısmi seferberlik ilan etti. Seferberlik yoluyla 300 bin Rus vatandaşı, Ukrayna'da savaşmak üzere askerlik hizmetine alınırken bazı kesimler ülkeyi terk etti.

Rusya ile Ukrayna arasındaki esir değişimi ve Türkiye'nin rolü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Zelenskiy ile yürüttüğü diplomasi trafiği sonucunda 22 Eylül'de Rusya ile Ukrayna arasında 200 savaş esirinin mübadelesinin yapıldığını bildirdi. En kapsamlı değişim, Türkiye'nin yürüttüğü diplomasi trafiğiyle gerçekleşti ve değişimler arttı.

Bu kapsamda, Putin'e yakınlığıyla bilinen Ukrayna ana muhalefet partisi lideri Viktor Medvedçuk da Rusya'ya teslim edildi.

Zelenskiy’in Erdoğan ile İstanbul’da yaptığı son görüşmede de esir değişimi konusu etraflıca ele alındı.

Donbas, Zaporijya ve Herson'da referandum ve ilhak
Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson'da eylül sonunda Rusya'ya katılım için sözde referandumlar yapıldı. Yasa dışı referandumlara katılanların çoğunluğu ilhak kararına "evet" dedi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Referandumların hemen ardından 30 Eylül'de Putin, Ukrayna'nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından ilhak edilmesine yönelik anlaşmaları imzaladı. Böylece Rusya, Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.

Zaporijya Nükleer Santrali'ndeki tehlike
Avrupa'nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali'ni 4 Mart'ta Ruslar ele geçirdi.

Zaporijya’nın ilhakıyla Putin, imzaladığı kararnameyle santralin Rusya'ya ait olduğunu duyurdu. Santralin çevresinde sık sık topçu saldırıları yaşandı. Zelenskiy, Rusların santralin çatısına patlayıcıya benzer maddeler yerleştirdiğini ileri sürerken, Kremlin, Kiev’in Zaporijya’ya sabotaj tehdidinde bulunduğunu savundu.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), santralde şimdiye kadar herhangi mayın ve patlayıcıya rastlanmadığını açıkladı. Ukrayna ve Rusya, nükleer tehlike doğuran saldırılar konusunda birbirini suçluyor.

Kerç Boğazı'ndaki Kırım Köprüsü'nde patlama
Rusya ile Kırım arasında yer alan köprüdeki kamyonda 8 Ekim'de meydana gelen patlama sonucu 3 kişi hayatını kaybetti ve köprüde büyük hasar meydana geldi. FSB, patlamayla ilgili 8 kişiyi gözaltına aldı.

Putin'in 2018'de resmi açılışını yaptığı ve "Kırım" ismiyle de anılan köprü, Kırım ile kara yolu bağlantısını sağlaması dolayısıyla Rusya için stratejik öneme sahip.

Sivastopol'da Rus donanmasına saldırı
Ukrayna'nın, Sivastopol'da geçen yıl 29 Ekim'de Rus donanmasına yönelik saldırı düzenlediği bildirildi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya, saldırıda zarar gören gemilerin tahıl anlaşması kapsamında oluşturulan koridorun güvenliğinin sağlanması sürecinde yer aldığını belirtti.

Rusya Savunma Bakanlığı, 24 Mayıs'ta Karadeniz’de Ukrayna’nın insansız deniz araçlarıyla Mavi Akım ve TürkAkım’ın güvenliğini sağlayan Rus gemisine saldırı girişiminde bulunduğunu açıkladı.

Ukrayna donanmasının son savaş gemisi imha edildi
Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, mayıs sonunda Rus Hava ve Uzay Kuvvetlerinin Odessa Limanı'nda demirli Ukrayna donanmasına ait son savaş gemisini imha ettiğini bildirdi.

Doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajlar
Geçen yıl ekim ayında Avrupa'ya doğal gaz sağlayan Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajlar sonunda sızıntıların meydana geldiği açıklandı. Türkiye'ye gaz gönderilen TürkAkım boru hattına yönelik de sabotaj girişimleri önlendi.

Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik füze saldırıları
Kırım Köprüsü'ndeki patlamanın ardından Rusya, Ukrayna'daki füze saldırılarını artırdı. Özellikle ülkenin enerji altyapısını hedef alan Rus ordusunun saldırılarının ardından ülke genelinde elektrik kesintileri başladı.

Rusya, ilhak ettiği Herson'dan geri çekildi
Ukrayna, Avrupa ve ABD'nin silah desteğiyle 29 Ağustos'ta Herson'u kurtarmak için karşı saldırı başlattığını duyurdu.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yasa dışı ilhak ettiği Herson'daki vatandaşların büyük çoğunluğunu başka bölgelere tahliye eden Rusya, 9 Kasım'da Herson şehrindeki savunma hattının Dnipro Nehri'nin sol yakasına çekileceği kararını açıkladı. Bu şekilde Rus askerleri, Herson şehir merkezinden çekilmiş oldu.

Polonya'daki füze krizi
NATO üyesi Polonya'ya 15 Kasım'da füze düşmesi, tüm dünyanın dikkatini buraya çekti. Polonya'nın Ukrayna sınırındaki Przewodow köyüne kaynağı bilinmeyen bir füzenin düştüğü ve 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Füzenin Rusya'ya ait olduğu iddia edildi. Rusya, suçlamaların kasıtlı provokasyon olduğunu duyurdu. NATO ve Pentagon da füzelerin Rusya'ya ait olduğunu teyit etmedi.

Füzenin, Ukrayna güçleri tarafından bir Rus füzesini engellemek için ateşlendiği ortaya çıktı.

Tahıl anlaşmasının süresi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimiyle uzatıldı
Rusya, "Kırım Köprüsü ve Sivastopol deniz üssüne Ukrayna'nın saldırısını" gerekçe göstererek tahıl anlaşmasını askıya almak istedi ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimiyle sorun çözüldü. Anlaşmalar 120 günlük periyotlarla yinelendi. Son olarak yine Erdoğan’ın girişimiyle 17 Mayıs’tan itibaren 60 gün uzatılan anlaşmanın tekrar uzatılması için çabalar sürüyor.

Koridordan 33 milyon tona yakın tahıl çıkarıldı
Türkiye'nin çabası uluslararası kamuoyunda övgüyle karşılandı. Anlaşma sayesinde 33 milyon tona yakın tahıl ihtiyaç sahiplerine ulaştı. Ayrıca Erdoğan ve Putin, yoksul ülkelere gübre ve tahıl gönderilmesi konusunda anlaştı.

Rusya'nın iç bölgelerindeki askeri tesislere Ukrayna saldırısı
Ukrayna, 5 Aralık'ta Rusya'nın Ryazan bölgesindeki Dyagilevo ve Saratov bölgesindeki Engels askeri havaalanlarına İHA'larla saldırı girişiminde bulundu. Ertesi gün de Kursk kentinde bulunan askeri havaalanındaki petrol depolama tesisine İHA ile saldırı düzenlendi.

Yılbaşındaki saldırılar
Rus ordusu tarafından 2022'nin son gecesi başta Kiev olmak üzere Çernigiv, Sumi, Hmelnitski, Donetsk, Zaporijya, Mıkolayiv ve Herson'a hava ve füze saldırıları düzenlendi. Saldırılarda enerji altyapıları hasar gördü.

Moskova'da stratejik binaların çatılarına savunma sistemleri yerleştirildiğine ilişkin görüntüler sosyal medyaya yansıdı.

Ukrayna ordusu da yılbaşında Donetsk bölgesinde Makeyevka yakınlarında Rus birliklerinin geçici konuşlandığı bir noktaya çoklu roketatar sistemiyle saldırdı. Rusya, buna misilleme olarak Kramatorsk'a saldırı yaptı. İki taraf da yüzlerce asker kaybetti.

Noel dönemi Rusya geçici ateşkes ilan etti
Rusya, Ortodoksların Noel döneminde dini törenlere katılabilmesi için Ukrayna'ya ateşkes çağrısında bulundu. Putin, 6 Ocak saat 12.00'den itibaren 36 saatliğine uygulanması için tek taraflı geçici ateşkes ilan etti.

Ukrayna ise ateşkes için önce Rusya'nın ele geçirdiği bölgeleri terk etmesi gerektiğini bildirerek ateşkesi dikkate almadı.

Operasyonun başına Rusya Genelkurmay Başkanı getirildi
Ocak başında Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Ukrayna'daki özel askeri operasyondan sorumlu Müşterek Askeri Kuvvetlerin başına getirildi. Müşterek Askeri Kuvvetlerin önceki komutanı ve Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Sergey Surovikin ile Kara Kuvvetleri Komutanı Oleg Salyukov ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Aleksey Kim de Gerasimov'un yardımcıları olarak atandı.

Rus uçakları ABD İHA'sını Karadeniz'de düşürdü
Savaşın başından beri Karadeniz üzerinde insansız hava aracı (İHA) uçuran ABD’ye ait bir MQ-9 model İHA, Rus Su-27 uçaklarının taciziyle irtifa kaybetti ve denize düştü.

Kremlin'e İHA saldırıları yapıldı
Kremlin, 3 Mayıs'ta Ukrayna'nın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Kremlin Sarayı'ndaki konutuna gece İHA'larla saldırı girişiminde bulunduğunu bildirdi. Ukrayna yönetimi ise saldırılara ilişkin bilgileri bulunmadığını duyurdu.

Uzun süre kuşatılan Bahmut, Wagner tarafından ele geçirildi
Donetsk bölgesinde Kiev yönetiminin kontrolünde bulunan Bahmut şehrini geçen seneden beri kuşatan Rus paralı savaşçı grubu Wagner, 21 Mayıs’ta şehri tamamen kontrolü altına aldı. Şehrin kontrolü Rus ordusuna devredildi.

Bahmut'taki çatışmalar esnasında Rus güvenlik şirketi Wagner'in kurucusu Yevgeniy Prigojin, Rus ordusunu ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'yu mühimmat vermediği gerekçesiyle hakarete varan sözlerle eleştirdi.

Rusya sınırlarına Ukraynalı sabotaj grupları girdi
Bahmut'un Rus güçlerce ele geçirilmesinden sonra Rusya'nın Ukrayna sınırında bulunan Belgorod bölgesine Ukrayna sabotaj grubu girdi ve Rus güvenlik güçleriyle çatıştı. Moskova, Ukrayna güçlerinin eylemlerini "terör saldırısı" olarak nitelendirdi. Bu eylemlerden sonra Ukrayna'nın Belgorod bölgesi ve diğer sınır bölgelerine yönelik saldırıları yoğunlaştı.

Başkent Moskova'ya İHA saldırıları arttı
Kremlin'den sonra Rusya'nın başkenti Moskova'ya yönelik de İHA saldırıları başladı. 30 Mayıs'ta Moskova ve etrafındaki yerleşim yerlerine 8 İHA ile saldırı düzenlendi. Bazı binalarda hafif hasarlar meydana geldi. Kiev, saldırılarla alakaları olmadığını açıkladı. Moskova'ya zaman zaman İHA saldırıları devam etti.

Ukrayna büyük çaplı karşı saldırılara geçti
4 Haziran’dan itibaren Ukrayna ordusu büyük çaplı karşı saldırılara geçti. Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıları püskürttüklerini duyursa da, Ruslar kontrolü altındaki bazı yerleşim yerlerini kaybetti.

Kahovka Barajı patladı, Herson bölgesi sel altında kaldı
Herson bölgesinde yer alan ancak Rusların kontrolündeki Kahovka Hidroelektrik Santrali (HES) 6 Haziran'da patlayarak yıkıldı. Ukrayna ve Rusya, barajın patlamasından birbirlerini sorumlu tuttu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise uluslararası soruşturma komisyonu kurulmasını önerdi. Barajın yıkılmasından sonra Herson bölgesindeki bazı yerleşim yerleri sular altında kaldı, onlarca kişi hayatını kaybetti.

Rusya, Belarus’a taktik nükleer silah yerleştirdi
Putin, Belarus'a temmuzdan itibaren taktik nükleer silahların konuşlandırılacağını bildirdi. Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko da kısa bir süre önce silahların ülkeye yerleştirildiğini açıkladı.

Wagner Rus yönetimine isyan etti, kanlı iç çatışmadan dönüldü
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'ya meydan okuyan Wagner'in kurucusu Yevgeniy Prigojin'in idaresindeki paralı savaşçılar, Rostov-na-Donu şehrini kontrolü altına alarak Rus Güney Askeri Bölge Karargah binasını ele geçirdi. Bir grup Wagner savaşçısı da askeri araçlarla Moskova'ya yöneldi.

FSB, Wagner'e "silahlı isyan" suçlamasıyla ceza davası açarken, devreye Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko'nun girmesiyle isyan sona erdi. Prigojin ve savaşçılarının eylemlerine son verip Belarus'a gitmesine izin verildi ve kriz çözüldü. Moskova yönetimi, Wagner'in isyanı karşısında zor duruma düşerken, ülkede kanlı bir iç çatışmanın eşiğinden dönüldüğü ifade edildi.

BM'ye göre Ukrayna'da 11 milyondan fazla kişi yerinden edildi
BM verilerine göre, Ukrayna'dan yaklaşık 11,6 milyon kişi yerinden edildi. Bunlardan 5,9 milyonu ülke içerisinde yerinden olurken 5,7 milyonu ise komşu ülkelere gitmek zorunda kaldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğine göre ise savaşta 24 Şubat 2022'den bu yana en az 8 bin sivil yaşamını yitirdi, 13 binden fazla sivil yaralandı.

Ateşkes müzakereleri kesildi
Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3'ü Belarus, biri Türkiye'de olmak üzere 4 defa yüz yüze müzakere yaptı.

Belarus'ta her iki taraf sadece çatışma bölgelerinden sivillerin tahliyesi için insani yardım koridorları konusunda anlaşabildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arabuluculuk girişimlerinin neticesi olarak İstanbul'da 29 Mart'ta yapılan müzakereler sonucunda Ukrayna tarafı, Rus tarafına gelecekteki olası yazılı anlaşmanın ilkelerini teslim etti, anlaşmaya çok yaklaşıldı.

Ancak Buça'daki iddialardan sonra görüşmeler kesildi. 17 Mayıs'ta Ukrayna tarafı, ülkedeki durumun çok değiştiğini ve Rusya ile müzakereleri askıya aldıklarını duyurdu.

Türkiye'nin arabulucu olarak barışı sağlama yönündeki bu ve bundan sonraki çabaları, dünya kamuoyunda takdirle karşılandı.

Batı, savaş nedeniyle Rusya'ya 11 yaptırım paketi uyguladı
Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle ekonomik alanda alınan Rusya'ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunan Rusya'ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda yeni yaptırımlar belirledi.

AB, savaş boyunca Rusya'ya karşı 11 yaptırım paketi kabul ederek 1000'in üzerinde kişi ve 200'den fazla kuruluşa yaptırım kararı aldı.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısıyla pek çok sektörde dünyada önde gelen 1000'in üzerindeki uluslararası şirket, boykot amacıyla Rusya'yı terk etti veya faaliyetlerini kısıtladı.

AB, Rus petrol ve doğal gazına yönelik tavan fiyat uygulaması kararı aldı, karara bazı diğer Batı ülkeleri de katıldı. Rusya da bu kararlara karşı yaptırımlarla cevap verdi.



Kuzey Kore'nin Japonya politikası: "Çin'le tek cephe olacaklar"

Kuzey Kore son dönemde balistik füze denemelerini de hızlandırdı (Reuters)
Kuzey Kore son dönemde balistik füze denemelerini de hızlandırdı (Reuters)
TT

Kuzey Kore'nin Japonya politikası: "Çin'le tek cephe olacaklar"

Kuzey Kore son dönemde balistik füze denemelerini de hızlandırdı (Reuters)
Kuzey Kore son dönemde balistik füze denemelerini de hızlandırdı (Reuters)

Kuzey Kore'nin son dönemde Japonya karşıtı söylemlerini artırması dikkat çekiyor.

Reuters'ın analizine göre Pyongyang yönetimi Japonya'nın hem askeri kapasitesini artırmasını hem de ABD ve Güney Kore'yle savunma işbirliğini güçlendirmesini endişeyle takip ediyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un kız kardeşi Kim Yo-jong, geçen haftaki açıklamasında Tokyo yönetiminin artık bölgede "askeri güç" haline geldiğini savunmuştu.

Pyongyang ayrıca ABD ve Güney Kore'nin 17-27 Ağustos'ta düzenlediği Ulchi Özgürlük Kalkanı tatbikatını eleştirerek Washington, Tokyo ve Seul'un işbirliğinin "nükleer ittifaka" dönüştüğünü öne sürmüştü.

ABD ve Güney Kore'nin ortak nükleer denizaltı projesi de Kuzey Kore'nin tepkisini çekmişti. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey yetkili Jang Kum-chol, Seul'un böyle bir denizaltına sahip olmasının "Asya-Pasifik'te domino etkisi yaratacağını" söylemişti.

Diğer yandan II. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ABD-Japonya güvenlik ittifakı, Tokyo'nun savunma politikasının temel taşını oluşturuyor. Yaklaşık 50 bin Amerikan askerine ev sahipliği yapan Asya devi, ABD'nin dünyada en fazla birlik konuşlandırdığı yabancı ülke.

Tokyo yönetiminin ölümcül silah ve savunma ekipmanlarının yabancı ülkelere satışı üzerindeki kısıtlamaları esnetmesi de tartışma yaratmaya devam ediyor.

Japonya bu adımların savunma amaçlı olduğunu ileri sürerken Çin, ülkenin saldırı kapasitesini artırmak istediğini iddia ediyor.

Ancak uzmanlara göre Kuzey Kore'nin Japonya karşıtı söyleminin asıl hedefi daha geniş bir blok.

Seul'deki Ewha Kadın Üniversitesi'nden Park Won-gon, Pyongyang'ın bölgeyi "ABD-Güney Kore-Japonya'ya karşı Kuzey Kore-Çin-Rusya" şeklinde iki rakip blok olarak göstermeye çalıştığını söylüyor. Bu stratejiyle Kuzey Kore'nin Çin ve Rusya'dan daha fazla destek almak, diplomatik izolasyondan çıkmak ve nükleer silahların gerekliliğine ilişkin argümanlarını güçlendirmek istediğini savunuyor.

Güney Kore gazetesi Korea Times'ın analizinde de Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi'nin, 19-20 Ağustos'ta Güney Kore'yi ziyaret etmeye hazırlandığı hatırlatılıyor.

Güney Kore'deki Kyungnam Üniversitesi'nden Lim Eul-chul, Pyongyang'ın görüşme öncesinde elini güçlendirerek "Çin'le sağlam bir Japonya karşıtı cephe oluşturmak istediğini" söylüyor.

Independent Türkçe, Reuters, Korea Times


Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
TT

Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner'ın gelecek hafta İsrail ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Gazze'de tıkanan planı yeniden canlandırmaya yönelik sıradan bir turdan ibaret görünmüyor. Barış Konseyi’nin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov ile Konseyin yürütme kurulu üyesi ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in de yer aldığı heyet, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği ve 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine ilişkin hesapların bölgesel dosyaları doğrudan etkilemeye başladığı bir dönemde bölgeye geliyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin çekilmesi konusundaki anlaşmazlığın yanı sıra, Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği saldırılar da Netanyahu hükümetinin ve İsrail ordusunun sahayı kontrol altında tutma ve Washington'ın taleplerine yanıt verme kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşmüş durumda.

Uygulamadan önce uzlaşma

Associated Press’in bildirdiğine göre Kushner, Mladenov ve Blair pazar günü İsrail'e ulaşacak, ardından Kahire'ye geçecek. Heyet İsrail'de Netanyahu ve üst düzey yetkililerle görüşürken, Kahire'deki temaslarda Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların yanı sıra Gazze'nin yönetimini üstlenmesi planlanan teknokrat Filistinli grubun gerçekleştirdiği toplantılar da gündemde olacak.

Doğrudan hedef, Trump'ın planında bir sonraki aşamaya geçilmesini sağlayacak bir formül bulmak. Bu aşama, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması, sivil ve güvenlik yönetiminin teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetine devredilmesi, buna paralel olarak İsrail güçlerinin kademeli şekilde çekilmesi ve güvenliğin tesis edilmesine yardımcı olmak üzere uluslararası bir gücün bölgeye konuşlandırılmasını içeriyor.

rgthyj
Trump, Steve Witkoff, Jared Kushner ve Nikolay Mladenov, Davos'ta (Arşiv - Reuters)

Reuters’a konuşan konuya yakın bir kaynak, Washington ile İsrail'in Hamas’ın silahsızlandırılması hedefi konusunda mutabık olduğunu, ancak İsrail tarafının meşru kaygıları bulunduğunu ve iki tarafın bunları gidermek için çalıştığını söyledi.

Sorun ise adımların hangi sırayla uygulanacağı konusunda yaşanan anlaşmazlığın hâlâ çözülememiş olması. Hamas planı kabul etti ancak uygulamayı, başta saldırıların durdurulması ve İsrail güçlerinin çekilmesi olmak üzere İsrail'in önce kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi şartına bağladı. Netanyahu ise silahsızlandırma tamamlanmadan İsrail güçlerini çekmeyeceğini açıkladı ve böylece Washington'ın önerdiği kademeli uygulama formülünü fiilen reddetti.

Axios haber sitesinin ortaya koyduğuna göre kamuoyu önündeki anlaşmazlık, kapalı kapılar ardında yaşananların tamamını yansıtmıyor. Netanyahu daha önce Kushner ile yaptığı bir görüşmede plana fırsat vereceğine ve silahsızlandırma sürecinin başlaması için uygun koşulların oluşturulması amacıyla Gazze'ye yönelik saldırıları sınırlayacağına söz verdi. O tarihten bu yana hava saldırılarının temposu düştü ve İsrail ordusu, mutabakatlarda öngörülen sarı hata çekildi. Bu nedenle ABD yönetimi, Netanyahu'nun kamuoyu önündeki itirazını kısmen nihai bir karar olmaktan ziyade seçimlere yönelik bir söylem olarak değerlendiriyor.

Seçimler ayrılığı derinleştiriyor

Trump yönetimi, ekim ayında yapılacak seçimlerin Gazze dosyasını daha aylar boyunca dondurmak için bir gerekçeye dönüşmesini istemiyor. Ancak Netanyahu da İsrail güçlerinin Hamas’ın tüm silahlarını teslim etmesinden önce çekilmesini kabul etmesi halinde, özellikle kendi sağ tabanı karşısında ABD baskısı altında taviz veren bir lider görüntüsü vermek istemiyor. Netanyahu, İsrail'in geri çekilmesine ilişkin olası bir anlaşma nedeniyle hem müttefikleri hem de rakipleri tarafından sert biçimde eleştiriliyor.

fı98ş
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Axios’a konuşan bir ABD'li yetkili, Netanyahu'nun siyasi ihtiyaçlarını anladıklarını, ancak başta Gazze'ye yönelik saldırıların sınırlandırılması olmak üzere Washington'ın taleplerini uygulamaya devam ettiği sürece bunu dikkate alacaklarını söyledi. Bir başka ABD'li yetkili ise durumu, “Seçimler herkesi paniğe sürüklüyor” sözleriyle özetleyerek görüşmeleri çevreleyen gerilime dikkat çekti.

Netanyahu seçimlere zor bir konumda giriyor. Axios’un aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Netanyahu liderliğindeki ittifakın 49 ila 53 sandalye kazanması bekleniyor. Bu rakam, hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyenin altında kalıyor. Muhalefet partilerinin ise 67 ila 70 sandalye elde edebileceği tahmin ediliyor.

Bu ortamda Trump'ın tutumu özel önem taşıyor. Trump, kendisine dört kez sorulmasına rağmen Netanyahu'ya destek açıklamaktan kaçındı. Oysa önceki dönemlerde Trump'ın Netanyahu'ya desteği neredeyse kesin kabul ediliyordu.

Bu tutum kişisel bir kopuş anlamına gelmiyor. Nitekim Trump, Netanyahu ile ilişkisinin çok iyi olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Ancak yaklaşım, iki liderin siyasi çıkarları arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösteriyor. ABD Başkanı Gazze'de bir sonuç elde etmek, Lübnan ve Suriye dosyalarını ilerletmek ve normalleşme sürecini canlandırmak isterken, Netanyahu güvenlik konusunda sert bir tutum sergilemenin ve dış baskılara meydan okumanın seçim açısından daha faydalı olabileceğini düşünüyor.

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti iki yönlü bir mesaj taşıyor: Washington açık bir çatışma istemiyor, ancak İsrail'in iç siyasi gündeminin Trump'ın bölgesel planını sekteye uğratmasına da izin vermeye hazır değil.

Batı Şeria ikinci baskı cephesi

Bu sınama, Batı Şeria'daki durumun kontrolden çıkmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yerleşimciler bazı Filistinlilerin evlerini kuşatarak bu evlerin su ve elektriğini kesti. Kuşatılan evlerden biri ABD vatandaşı olan bir Filistinliye ait.

İsrail ordusunun müdahale ederek yerleşimcilerin kurduğu bazı yapıları sökmesine ve bir yerleşimciyi gözaltına almasına rağmen, grubun bir kısmı saatler sonra yeniden bölgeye döndü. Bu durum, ordunun saldırıları engelleme konusunda hem kapasitesine hem de iradesine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

gthyu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Washington, Netanyahu'ya Kusra'daki kuşatmayı kamuoyu önünde kınaması için baskı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı bu konuda sessizliğini koruyor. Yerleşimlere verdiği tarihsel destekle bilinen ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise alışılmadık derecede sert bir dil kullanarak yaşananları terörist ve suç teşkil eden bir eylem olarak niteledi ve sorumluları İsrailli teröristler olarak tanımladı.

New York Times’ın Birleşmiş Milletler verilerine dayandırdığı bilgilere göre aşırılık yanlısı yerleşimciler, 2026'nın ilk yedi ayında 250 Filistinli yerleşim bölgesini kapsayan en az 1380 saldırı gerçekleştirdi. Saldırılarda neredeyse tam bir cezasızlık ortamının hâkim olduğu belirtiliyor. Gazete, daha önce Batı Şeria'da görev yapmış emekli İsrailli Tuğgeneral Guy Hazut'un, ordunun bölgede kontrolü kaybettiğini söylediğini aktardı.

scdfrgthy
Batı Şeria'daki Kusra beldesinde çarşamba günü taş atan yerleşimciler; görüntü bir video kaydından alınmıştır (Reuters)

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti, Gazze'de geri çekilme ve silahsızlandırma konusunda düzenleme yapma girişiminden daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Ziyaret, Washington'ın Netanyahu'ya seçim desteği vermeden ondan pratik iş birliği sağlayıp sağlayamayacağının ve İsrail hükümetinin hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da aşırı sağcı müttefiklerini kontrol altına alıp alamayacağının sınanması niteliğinde.

Ortaya çıkacak sonuç, Trump'ın planının siyasi bir sürece dönüşüp dönüşemeyeceğini ya da seçim hesapları ve sahadaki kaosun kuşattığı kırılgan mutabakatlar olarak kalıp kalmayacağını belirleyecek.


Trump Netanyahu'dan vazgeçti mi?

Netanyahu, Trump'la ilişkisini sık sık seçimlerde kazandıran bir koz olarak kullandı (AFP)
Netanyahu, Trump'la ilişkisini sık sık seçimlerde kazandıran bir koz olarak kullandı (AFP)
TT

Trump Netanyahu'dan vazgeçti mi?

Netanyahu, Trump'la ilişkisini sık sık seçimlerde kazandıran bir koz olarak kullandı (AFP)
Netanyahu, Trump'la ilişkisini sık sık seçimlerde kazandıran bir koz olarak kullandı (AFP)

Ortadoğu'daki en etkili kişisel ve siyasi ilişkilerden birinde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, gazetecilerin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yönelik tutumunu defalarca sormasına rağmen, 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesinde Netanyahu'ya şimdiye kadar açık bir destek vermekten kaçındı. Trump yalnızca iki ay önce Netanyahu'yu muhtemelen destekleyeceğini söylemiş, ancak önce rakiplerinin kim olacağını görmek istediğini belirtmişti.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre Trump, son haftalarda Netanyahu'yu destekleyip desteklemeyeceği sorusuyla defalarca karşılaştı ancak İsrail Başbakanı'nın beklediği yanıtı vermekten kaçındı. Habere göre bu tereddüt, Netanyahu'nun zorlu bir seçim kampanyası yürüttüğü bir döneme denk geliyor. Anketler, Netanyahu'nun liderliğindeki bloğun 120 sandalyeli Knesset'te yalnızca 49 ila 53 sandalye kazanabileceğine işaret ediyor. Bu sayı, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyenin oldukça altında. Netanyahu'nun mevcut koalisyonu ise 68 sandalyeye sahip.

Trump, geçen haziran ayında bu kadar temkinli değildi. İsrail Yayın Kurumu'na verdiği röportajda, "Kimin aday olacağını görmem gerekecek ama Bibi'yi çok seviyorum" diyen Trump, Netanyahu'yu "muhtemelen" destekleyeceğini söylemişti. Ancak bu eğilimini hiçbir zaman resmî bir desteğe dönüştürmedi. Seçimler yaklaşırken eski açıklamasından ziyade Trump'ın sessizliği önem kazandı.

thyju
Trump ve Netanyahu, 28 Temmuz 2026'da Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde görüşmeleri öncesinde (AFP)

Axios, Netanyahu'nun iki hafta önce Beyaz Saray'daki Oval Ofis görüşmesinin ayrıntılarını da yayımladı. Buna göre Trump, İsrail Başbakanı'na kamuoyu yoklamalarındaki durumunu sordu. Netanyahu yanıt vermekte tereddüt edince danışmanlarından biri araya girerek Trump'a başbakanın seçimlerde önde olduğunu söyledi. Ancak analistler, seçim tablosunun daha karmaşık olduğuna ve anketlerin büyük bölümüne göre Netanyahu'nun koalisyonunun hâlâ yeni bir hükümet kurmak için gereken çoğunluktan uzak bulunduğuna dikkat çekiyor.

Seçim kartı mı, baskı aracı mı?

Binyamin Netanyahu, Donald Trump ile ilişkisini uzun süredir güçlü bir seçim kozu olarak kullanıyor. Netanyahu, 2019 seçimlerinde Trump ile ilişkisini kampanyasının önemli unsurlarından biri haline getirmiş, İsrail genelindeki dev seçim afişlerinde Trump'la birlikte çekilmiş fotoğraflarını kullanmıştı. Netanyahu bunu, Trump'ın İsrail toplumunun geniş kesimleri arasındaki popülaritesinden yararlanmak amacıyla yapmıştı.

Trump da Netanyahu'ya Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve ABD Büyükelçiliği'ni Kudüs'e taşıması, İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıması ve ardından İbrahim Anlaşmaları gibi önemli siyasi kazanımlar sağlamıştı.

hyju
İsrail Genelkurmay eski Başkanı Gadi Eisenkot, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun başlıca rakibi konumunda (AFP)

Bu nedenle analistler, Netanyahu'nun bu kez Trump'ın desteğini alamamasının yalnızca protokol düzeyinde bir mesele olmadığını düşünüyor. Onlara göre bu durum, Netanyahu'yu İsrailli seçmen karşısında uzun süredir kullandığı önemli bir argümandan mahrum bırakıyor: Rakiplerinin elde edemeyeceği kazanımları doğrudan Beyaz Saray'a ulaşarak sağlayabilecek lider olma iddiası.

Ancak iki lider arasındaki ilişki bugün o dönemden farklı. Trump, geçen temmuz ayında Axios’a yaptığı açıklamada Netanyahu'ya, "Başkanın kim olduğunu biliyor" demişti. Bu ifade, büyük kararların nihai çerçevesini belirleyen tarafın Tel Aviv değil Washington olduğunu vurgulama isteğinin açık bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Gazze ayrılığı büyütüyor

İki lider arasındaki en belirgin anlaşmazlık Gazze konusunda ortaya çıktı. Netanyahu bu hafta Trump'ın, Hamas'ın silahsızlandırılmasını İsrail güçlerinin aşamalı olarak çekilmesi ve uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıyla eş zamanlı öngören 15 maddelik planını reddetti.

İsrail Başbakanı, Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail güçlerinin çekilmeyeceğinde ısrar etti.

Washington Post, seçim baskısının iki lideri zıt yönlere ittiğini belirtiyor. Trump'ın ABD'deki ara seçimler öncesinde savaşları sona erdirdiğini ve diplomatik atılımlar gerçekleştirdiğini göstermesi gerekiyor. Netanyahu ise sağ seçmeni, Hamas karşısında veya ABD'nin baskısı nedeniyle geri adım atmadığına ikna etmek zorunda.

Associated Press ise Netanyahu'nun ABD başkanlarına meydan okumasının yeni olmadığını, ancak bu kez daha riskli olduğunu belirtiyor. İsrail'in uluslararası alanda giderek daha fazla yalnızlaşması, İsrail Başbakanı'nın Beyaz Saray'a olan bağımlılığını artırırken Trump ile ilişkisini de daha öngörülemez hale getiriyor.

İran en derin anlaşmazlık noktası

Gazze'nin yanı sıra İran konusunda da daha önemli bir görüş ayrılığı bulunuyor. Trump son haftalarda askeri operasyonları genişletmekten, müzakere yoluyla çıkış aramaya ve yaptırımlar ile ekonomik baskıya daha fazla ağırlık vermeye yöneldi.

Netanyahu ise Tahran'ı müzakereler yoluyla kontrol altına almanın mümkün olup olmadığı konusunda daha kuşkucu bir tutum sergiliyor. Trump yönetiminin İran'la yeni bir girişime yönelmesinin ardından iki lider arasında gergin bir telefon görüşmesi yaşanmıştı. Trump ayrıca Netanyahu karşısındaki üstünlüğünü vurgulayan dikkat çekici ifadeler kullanmıştı.

dfgtyu7
Yair Lapid, Netanyahu'nun önde gelen siyasi rakiplerinden biri (AFP)

Lübnan dosyası da bu denklemde yer alıyor. ABD'nin eleştirilerinin ardından İsrail hükümeti, güney Lübnan'dan çekilme konusundaki tutumunu açıklamak ve bunu Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uygulanmasına bağlamak zorunda kaldı. Washington ise arabuluculuk yaptığı anlaşmaya uyulması gerektiğini vurguladı.

Trump fikrini her an değiştirebilir. Ancak seçimlere yalnızca 75 gün kalmış olması nedeniyle Netanyahu açısından zaman daralıyor. Analistler, Trump'ın Netanyahu'ya seçim desteğini esirgemesini bir kopuş ilanından ziyade potansiyel bir nüfuz ve baskı aracı olarak değerlendiriyor.

Trump Netanyahu'ya karşı olduğunu söylemiyor ancak istediği siyasi ödülü de karşılıksız vermiyor. Desteği askıda tutmak, Beyaz Saray'a Gazze, İran ve Lübnan'ın yanı sıra olası diğer bölgesel düzenlemeler konusunda Netanyahu üzerinde daha fazla baskı kurma imkânı sağlıyor.

Trump Netanyahu'dan vazgeçti mi? Şimdilik yanıt hayır. Trump'ın İsrail'le stratejik ittifaktan vazgeçtiğine veya Netanyahu'yu desteklememe yönünde kesin bir karar aldığına dair herhangi bir işaret bulunmuyor. Aksine ABD Başkanı kapıyı açık bırakıyor ve Netanyahu'ya destek vermenin kendi çıkarlarına hizmet edeceğine inanması halinde seçimlerin son haftalarında devreye girebilir.

Ancak ABD'li siyasi analistlere göre yeni olan şu: Netanyahu'ya destek artık otomatik değil. 27 Ekim'de yapılacak seçimler, 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana gerçekleştirilecek ilk seçim olacak.

Reuters, Netanyahu'nun aralarında eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ile eski başbakanlar Naftali Bennett ve Yair Lapid'in bulunduğu önemli rakiplerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu arada seçim ittifaklarının şekillenme süreci de devam ediyor.

ABD'deki kamuoyu araştırmaları ise İsrail'e yönelik desteğin zayıfladığına işaret ediyor. Associated Press'in NORC ile temmuz ayında gerçekleştirdiği ankette, ABD'de İsrail'in imajında geniş çaplı bir gerileme ve Cumhuriyetçiler arasında dahi görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görüldü.

Bu durum, Trump'ın Netanyahu ile koşulsuz biçimde özdeşleşmesinin ABD iç siyasetinde geçmişe kıyasla daha az siyasi getiri sağlamasına yol açıyor.

Buna karşılık Trump'ın kendisi de İsrail'de Netanyahu'nun geçmişte yararlandığı yüksek popülariteye artık sahip değil. Axios, Trump'ın İran konusundaki tutumu ve Washington'ın İsrail'in İran, Gazze, Suriye ve Lübnan'daki bazı hamlelerine getirdiği kısıtlamaların, Trump'ın İsrail sağındaki bazı kesimler nezdindeki konumunu zayıflattığına dikkat çekiyor.

Koşulsuz ittifaktan çıkar temelli ilişkiye

Bazı analistler, Trump'ın mevcut sessizliğinin Trump-Netanyahu ittifakının sonu anlamına gelmediğini, ancak ilişkinin niteliğinde bir değişime işaret ettiğini düşünüyor.

Onlara göre daha önce neredeyse tamamen kişisel bir ittifak olarak sunulan ilişki, artık daha çıkar odaklı ve karşılıklı pazarlığa dayalı bir niteliğe bürünüyor.

Trump, Netanyahu'nun savaşların sona erdirilmesine ve ABD Başkanı'nın Amerikan seçmenine sunabileceği diplomatik kazanımlar elde edilmesine yardımcı olmasını istiyor. Netanyahu ise İsrailli seçmene pazarlayabileceği daha geniş askeri ve siyasi hareket alanı talep ediyor.

Analistler, ABD'nin İsrail'e desteğinin sürdüğünü ancak Netanyahu'ya verilen kişisel siyasi desteğin artık açık çek olmadığını vurguluyor. Trump, destek kartını elinde tutarak ancak karşılığında ne elde edebileceğini gördüğü anda kullanmak istiyor.