Erdoğan, İsveç’i NATO’ya kabul etmek için AB kartını niye açtı?

Türkiye ve Yunanistan diyalog ve işbirliği konusunda anlaşarak yeni bir sayfa açtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)
TT

Erdoğan, İsveç’i NATO’ya kabul etmek için AB kartını niye açtı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesinde düzenlediği basın toplantısından ayrılıyor (AP)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki aylık Meclis tatili olduğu için Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini Ekim ayından önce onaylayamayacağını söyledi.

NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin yapıldığı LITEXPO Sergi ve Fuar Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, “TBMM, İsveç’in NATO’ya katılım sürecine ilişkin kararını Ekim ayında alabilir mi?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi;

“İki aylık bir Meclis tatili var. Tabii ekim ayında bu tatilden çıkma durumu söz konusu değil. Zira birçok uluslararası sözleşmeler var, birçok görüşülmesi gereken yasa önerileri var. Bunların önem sırasına göre bu attığımız adım da burada yerini alacak ama mümkün olduğu kadar kısa zamanda bu işi bitirmek bizim hedefimiz.”

Erdoğan’ın, özellikle “Önce Avrupa Birliği’nde (AB) Türkiye’nin önünü açın biz de İsveç’in önünü açalım” şeklinde ifadesi nedeniyle, İsveç’in NATO üyeliğini aniden onaylamasıyla ilgili yorumlar devam ediyor.

Türk kaynakları, Ankara’nın NATO zirvesinden önce Washington’dan ‘AB’ye üyelik müzakerelerinin hızlandırılmasına’ destek istediğini ve buna dayanarak müzakereler için yeni bir yol haritası çizildiğini ortaya çıkardı.

Batıya yönelme

Hande Fırat’ın Hürriyet gazetesinde yer alan ‘İsveç’in üyeliğine şartlı vize’ başlıklı yazısında şu ifadelere yer verildi;

“Türkiye’nin AB konusunu gündeme taşıyacağını zirve öncesi ilk olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan telefonda görüştüğü ABD Dışişleri Bakanı Blinken’a söyledi. Clinton döneminde de Türkiye’nin AB sürecini destekleyen Blinken, Hakan Fidan’a telefonda aynı desteği yineledi. Blinken-Hakan Fidan görüşmesinin ardından bu kez aynı mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Biden’a verdi. Biden’ın kısa bir şaşkınlık anından sonra Türkiye’nin politikasını destekleyeceğini söylemesinin ardından yeni yol haritası devreye sokuldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazartesi günü NATO Zirvesi’nin yapıldığı Vilnius’a gitmeden önce şunları söyledi;

“Şu an 50 yılı aşkın zamandır AB kapısında bekletilen bir Türkiye var ve şu anda NATO üyesi ülkelerin hemen hemen tamamı AB üyesidir. Türkiye’yi AB kapısında 50 yılı aşkın zamandır bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum, ama aynı zamanda Vilnius’ta da sesleneceğim; önce gelin Türkiye’nin AB’de önünü açın, ondan sonra biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç’in de önünü açalım.”

Muhalefetten eleştiri

Erdoğan’ın, İsveç’in NATO’ya katılımı ile Türkiye’nin AB ile müzakerelerinin yeniden canlanması arasında bağlantı kurması, iki konu arasında bağlantı olmadığını vurgulayan Avrupalı ​​yetkililerin yanı sıra Türk muhalefetinin de eleştirilerine yol açtı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın İsveç’in talebini onaylayacağına dair açıklamasına şu ifadelerle tepki gösterdi;

“İsveç terör örgütü üyelerini tuttuğu için, ‘Asla üye olamazlar’ diye ifadeler kullanıldı. İsveç geri adım atmadı, tam tersine kutsal kitabımızı yaktılar. Ona da yeterince tepki göstermediler. Biden Erdoğan’a telefon etti ve Erdoğan ‘Evet diyeceğiz ve Meclis’e getireceğiz’ dedi. Kardeşim bunlar senin dediklerini yaptılar mı? Dün hayır diyordun, bugün neden evet dedin? İsveç AB için Türkiye’ye destek verecek. Dünyadan haberi yok. AB ayrı, NATO ayrı. Yalan üzerine dış politika oluşturuyorsunuz. Bu kabul edilebilecek bir şey değil arkadaşım.”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, Twitter üzerinden Kılıçdaroğlu’nun bu eleştirilerine yanıt verdi.

Çelik, söz konu paylaşımında şunları yazdı;

“Kendi partisi içinde liyakati tartışılan birinin, Cumhurbaşkanımızın siyasi liderliğini ve devlet yönetme liyakatini tartışması bir siyasi komedi örneğidir.”

Erdoğan AB kartını niye açtı?

Gazeteci Serpil Yılmaz’ın ‘Halktv’ sitesi için kaleme aldığı ‘Erdoğan NATO’da AB kartını niye açtı?’ başlıklı yazısında konuya ilişkin şu değerlendirme yapıldı;

“Erdoğan’ın Batı ile nikah tazelemeye (ki bu AB ile dondurulan Gümrük Birliği müzakerelerinin açılmasıdır) samimi olarak gönlünün olduğu ancak Avrupa değerlerine, hukukuna yaklaşmasıyla ortaya çıkar. Erdoğan 11-12 Temmuz’da düzenlenen NATO Zirvesi için Litvanya'ya gidiş yolunda yaptığı açıklamada, ‘Türkiye’yi AB kapısında 50 yılı aşkın zamandır bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Ama aynı zamanda Vilnius'da da sesleneceğim. Önce gelin Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde önünü açın ondan sonra biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç'in de önünü açalım’ ifadelerini kullanarak, hiç hesapta olamayan bir kart açıyor.”

Erdoğan’ın Litvanya dönüşünün, Türkiye’nin Batı dünyasından ‘destek’ görüp görmediğinin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar dönüşünün de Arap dostlarının ‘cömertliğinin’ testi olacağına vurgu yapan Yılmaz yazısını şu ifadelerle sürdürdü;

“Türkiye AB’ye karşı el yükseltiyor ya da Erdoğan, Batı finans pastasından daha büyük bir dilim almak için konum güncelliyor diyebiliriz. Türkiye’nin İsveç ile meselesi ülkenin ‘terör ile ilişkisi’ ve ‘PKK’lıların Türkiye’ye teslim edilmesi’ ile sınırlıyken, AB üyeliğinin ‘NATO müzakerelerine’ dahil edilmesi farklı açılardan değerlendirilebilir.”

Gazeteci Mehmet Y. Yılmaz ise, T24’te yayınlanan ‘Erdoğan’ın AB oyunu’ başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı;

“AKP medyası, Erdoğan’ın çaresizliğini istediği kadar ‘diplomatik başarı’ diye anlatmaya çalışsın, gerçek bu: Erdoğan’ın AB’ye girmeye niyeti filan yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İsveç’in NATO üyeliğinin TBMM tarafından onaylanmasının karşılığında Türkiye’nin AB önünün açılmasını istediğine dikkat çeken Yılmaz, yazısına şöyle devam etti;

“Bu isteğe olumlu yanıt veren sadece NATO Genel Sekreteri (Jens Stoltenberg) oldu, ki onun da AB ile ilgili ne yetkisi var ne de görevi. Buna karşılık AB ile ilgili söylediği sözü ciddiye alınacak iki ülkeden biri olan Almanya Başbakanı ‘Türkiye’nin AB üyeliği süreci ile İsveç’in NATO’ya katılımı arasında bağlantı olmadığını’ söyledi. AB’nin bir diğer büyük ağabeyi Fransa ise hiç oralı bile olmadı. Lüksemburg Dışişleri Bakanı da ‘Türkiye’nin AB üyeliği süreci ile İsveç’in NATO’ya katılımı birbiriyle alakasız’ diyenlerden biriydi. AB kapısı 2005’ten beri Türkiye’ye açık, özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygı açısından belirtilen koşulları karşılaması yeterli’ diye de ekleyecekti. Erdoğan bunları bilmiyor olabilir mi? Elbette biliyor, bilmiyorsa 22 senedir ülkenin başında boşuna oturmuş demektir.”

Türkiye ve Yunanistan yakınlaşması

Erdoğan, Türkiye’nin ‘Batı ile yakınlaşmaya yönelik yeni yaklaşımını’ pekiştirmek amacıyla, Çarşamba günü Vilnius Zirvesi oturum aralarında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl “Yunanistan ile Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey anlaşmamızı bozduk” şeklinde konuşmuştu.

Miçotakis’in geçtiğimiz yıl yaptığı ABD ziyaretinde Türkiye karşıtı açıklamalar yapması ve ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçakları satmasına karşı duruşu nedeniyle, Erdoğan “Benim için artık Miçotakis diye biri yok” ifadelerini kullanmıştı.

İletişim Başkanlığı tarafından Vilnius’taki görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Görüşme iyi bir atmosferde gerçekleşmiştir. Sayın Erdoğan ve Sayın Miçotakis, son aylarda ikili ilişkilerde oluşan olumlu iklimin süreklilik ve tutarlılık arzetmesinin her iki ülkenin de yararına olduğu hususunda mutabık kalmışlardır. Bu amaçla iki taraf, önümüzdeki dönemde olumlu ivme üzerine inşa etme ve iki ülke arasında çoklu iletişim kanallarını harekete geçirme konusunda mutabakata varmışlardır. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin bir sonraki toplantısının sonbaharda Selanik’te düzenlenmesi konusunda anlaşmışlardır. İki Dışişleri Bakanını süreçlere rehberlik etmek ve ilerleme hakkında rapor vermekle görevlendirmişlerdir. İki lider, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin iyileşmesini sağlayacak güven ortamının ve koşulların oluşturulması amacıyla her düzeyde daha sık temaslarda bulunulması niyetlerini vurgulamışlardır.”

NATO Liderler Zirvesi için Vilnius’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a refakat eden Milli Savunma Bakanı Güler de, Yunanistan Savunma Bakanı Dendias ile bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Görüşmede, iki ülke ilişkilerindeki olumlu gündemin devam etmesi ve diyalog kanallarının açık tutulmasının önemi vurgulandı, Güven Artırıcı Önlemler Toplantılarının yeniden başlaması konusundaki mutabakat teyit edildi” denildi.

6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından Yunanistan ve Türkiye arasında dayanışma yaşanırken, aralarındaki kronikleşmiş meselelerde yeniden diyalog kapısı da açıldı.

NATO, 2020’de Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkları çözmek için bir mekanizma başlattı.

Türkiye ve Yunanistan’dan askeri heyetler arasında, iki ülke arasında güven inşa etmek, istenmeyen olayları önlemek ve bir iletişim hattı oluşturmak için önlem paketi öngören bir belgeyi görüşmek üzere beş toplantı düzenlendi.

Bu kapsamda, Türkiye ve Yunanistan, planlanan deniz tatbikatlarını, ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla karşılıklı olarak iptal etme kararı aldı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, Cumartesi günü yeni hükümet programını meclise sunduğu sırada yaptığı konuşmada, Türkiye ile yaşanan anlaşmazlıkların çözümünü ertelemenin fayda sağlamayacağına dikkat çekti.

Yunan medyasına göre Gerapetritis, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini sabırsızlıkla bekliyoruz ve güven artırıcı önlemler ve ekonomik işbirliğini güçlendirme yoluyla müzakereleri yeniden başlatmanın yanı sıra olumlu bir gündem geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.



İran, Natanz tesisinin bombalanmasına Dimona civarına saldırarak karşılık verdi: 54 yaralı

İran, Natanz tesisinin bombalanmasına Dimona civarına saldırarak karşılık verdi: 54 yaralı
TT

İran, Natanz tesisinin bombalanmasına Dimona civarına saldırarak karşılık verdi: 54 yaralı

İran, Natanz tesisinin bombalanmasına Dimona civarına saldırarak karşılık verdi: 54 yaralı

İran ile İsrail arasındaki savaş, bugün en tehlikeli nükleer eşiklerinden birine ulaştı. İran’a ait bir füzenin, İsrail’in güneyinde ana nükleer tesisin bulunduğu Dimona kentine doğrudan isabet etmesi, Tahran’ın Natanz zenginleştirme tesisinin yeni bir saldırıya uğradığını açıklamasından saatler sonra gerçekleşti.

Tel Aviv, füzenin engellenmeye çalışıldığını ancak başarısız olunduğunu bildirirken, Tahran Natanz’da herhangi bir radyasyon sızıntısı yaşanmadığını açıkladı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ise nükleer bir kazanın önlenmesi için itidal çağrısını yineledi.

Dimona’daki saldırıda yaralı sayısı yaklaşık bir saat içinde 54’e yükseldi. Yaralılar arasında durumu ağır olan 12 yaşında bir çocuk da bulunuyor. İran ya da füze parçalarının kente düşmesi sonucu yaşanan olayın ardından İsrail ordusu, hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ancak önleme girişimlerinin başarısız olduğunu ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. Tahran ise saldırının Natanz tesisine yönelik operasyonlara “yanıt” olduğunu açıkladı.

 İsrail medyasının Dimona'daki roket saldırısı bölgesinden yayınladığı bir fotoğraf.İsrail medyasının Dimona'daki roket saldırısı bölgesinden yayınladığı bir fotoğraf.

Önleme girişimleri başarısız oldu

İsrail acil servisleri, İran’a ait balistik füzenin Dimona’ya düşmesi sonucu 54 kişinin hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Yaralılar arasında durumu ağır olan bir çocuk ve orta derecede yaralanan bir kadın bulunurken, diğer yaralanmaların çoğunun şarapnel etkisi, sığınaklara kaçış sırasında yaşanan kazalar ve panik nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Daha önce açıklanan yaklaşık 20 yaralı sayısı, hasarın boyutunun netleşmesiyle arttı.

İsrail ordusu, İran’dan güney bölgesine doğru füze atışları tespit edildiğini ve söz konusu füzenin engellenmeye çalışıldığını ancak başarısız olunduğunu açıkladı. Polis tarafından paylaşılan görüntülerde, olay yerinde büyük çaplı hasar meydana geldiği görüldü. Kurtarma ekipleri bazı binalarda mahsur kalanlar olduğunu bildirirken, sağlık ekipleri “geniş çaplı yıkım” ifadesini kullandı.

Dimona’nın hassasiyeti

Dimona, Negev Çölü’ndeki İsrail’in ana nükleer tesisine yakınlığı nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Tesisin doğrudan hedef alındığına dair henüz bir doğrulama yapılmazken, kente isabet eden füze nükleer dosyayı yeniden savaşın merkezine taşıdı.

İsrail, nükleer programı konusunda belirsizlik politikasını sürdürürken, Dimona reaktörünün araştırma amaçlı olduğunu savunuyor. Ancak nükleer silaha sahip olup olmadığı konusunda resmi bir açıklama yapmıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü ise İsrail’in yaklaşık 90 nükleer başlığa sahip olduğunu tahmin ediyor.

 Dimona'daki olay yerinde bulunan İç Cephe Komutanlığı birlikleri (İsrail Ordusu)Dimona'daki olay yerinde bulunan İç Cephe Komutanlığı birlikleri (İsrail Ordusu)

Natanz tesisine saldırı

Dimona’daki saldırıdan saatler önce İran Atom Enerjisi Kurumu, ABD ve İsrail’in Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisine saldırı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada tesisin hedef alındığı belirtilirken, herhangi bir radyoaktif sızıntı yaşanmadığı vurgulandı.

İran medyası haberlerinde, saldırının çevre halk için bir tehlike oluşturmadığını belirtti. Bu, mevcut savaş sürecinde Natanz tesisine yönelik ikinci saldırı olarak kaydedildi. İran’ın en kritik nükleer altyapılarından biri olarak kabul tesis, başkent Tahran’ın yaklaşık 220 kilometre güneydoğusunda bulunuyor,+

“İtidal” çağrısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi, Natanz’a yönelik saldırı haberlerinin ardından taraflara itidal çağrısında bulundu. Ajans, İran’dan alınan bilgiler doğrultusunda tesis dışında radyasyon seviyelerinde artış tespit edilmediğini açıkladı.

Grossi, nükleer tesislerin hedef alınmasının ciddi riskler doğurduğunu belirterek, olası bir nükleer kazanın önlenmesi gerektiğini vurguladı.

Rusya’dan tepki

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Natanz’a yönelik olduğu öne sürülen ABD-İsrail saldırılarını “sorumsuz” olarak nitelendirdi. Açıklamada, uluslararası toplumun bu tür eylemlere karşı açık ve objektif bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi.

İsfahan yakınlarında hasar

Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nün uydu görüntülerine dayanan analizine göre, İsfahan’daki nükleer kompleks yakınlarında bulunan bir tesiste şubat sonu ile m>art başı arasında hasar meydana geldi. Söz konusu alanın, nükleer tesisin savunma ve komuta altyapısıyla bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.

Analizde, yer altındaki tünellerin girişlerinin ve bazı korunaklı yapıların saldırılarda zarar gördüğü, hatta bazı bölümlerde çökme yaşanmış olabileceği belirtildi. Bu durum, çatışmaların yalnızca zenginleştirme tesisleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda bu tesislerin çevresindeki askeri ve lojistik altyapıyı da hedef aldığını ortaya koyuyor.


İsrail ordusu, nükleer reaktörün bulunduğu Dimona'nın İran füze saldırısına uğradığını doğruladı

Dimona reaktörü (AP)
Dimona reaktörü (AP)
TT

İsrail ordusu, nükleer reaktörün bulunduğu Dimona'nın İran füze saldırısına uğradığını doğruladı

Dimona reaktörü (AP)
Dimona reaktörü (AP)

İsrail ordusu bugün, İsrail'in güneyinde nükleer tesisin bulunduğu Dimona şehrinin İran füze saldırısına uğradığını doğrularken, ambulans servisi de düşen şarapnel parçaları nedeniyle 39 kişinin yaralandığını bildirdi.

"Acil Servis" görevlilerinden iki kişi, dün Tel Aviv'de İran'a ait bir balistik füzenin engellenmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)"Acil Servis" görevlilerinden iki kişi, dün Tel Aviv'de İran'a ait bir balistik füzenin engellenmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Ordu yaptığı açıklamada, Necef çölünde bulunan şehirdeki bir binaya "doğrudan füze saldırısı" düzenlendiğini belirtti. Bu açıklama, sosyal medyada yayılan ve havadan hızla düşen patlayıcı bir cismin yere çarparak büyük bir alev topu oluşturduğunu gösteren görüntülerin ardından geldi.


ABD'nin İran petrolüne yaptırımları hafifletmesi Asya'yı nasıl etkileyecek?

ABD'nin İran petrolüne yaptırımları hafifletmesi Asya'yı nasıl etkileyecek?
ABD'nin İran petrolüne yaptırımları hafifletmesi Asya'yı nasıl etkileyecek?
TT

ABD'nin İran petrolüne yaptırımları hafifletmesi Asya'yı nasıl etkileyecek?

ABD'nin İran petrolüne yaptırımları hafifletmesi Asya'yı nasıl etkileyecek?
ABD'nin İran petrolüne yaptırımları hafifletmesi Asya'yı nasıl etkileyecek?

ABD'nin İran petrolüne yaptırımları geçici olarak hafifletmesiyle Asya ülkelerinde hareketlilik arttı.  

Asya ülkeleri ham petrol arzının yüzde 60'ını Ortadoğu'dan temin ediyor. Ancak İran Devim Muhafızları'nın savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'nı neredeyse tamamen kapatması, Asya'daki enerji piyasalarını sarstı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dünkü açıklamasında denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren, dar kapsamlı ve kısa süreli bir genel lisans yayımladıklarını bildirdi.

Bessent, bu hamleyle yaklaşık 140 milyon varil petrolü hızla küresel piyasaya sunarak arz üzerindeki baskıyı hafifletmek istediklerini belirtti.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı askeri harekattan önce İran'dan en fazla petrol alan ülke Çin'di. Bessent, açıklamasında yaptırım altındaki İran petrolünün Çin tarafından ucuza stoklandığını söyledi.

ABD Hazine Bakanı, perşembe günü Fox News'a açıklamasında, yaptırımların hafifletilmesi sonucunda Hindistan, Japonya ve Malezya gibi petrole ihtiyaç duyan ülkelere tedarik sağlanabileceğini belirtti.

Ayrıca Çin'in bu petrolü savaş öncesi dönemdeki gibi ucuza almak yerine varillere "piyasa fiyatını" ödemek zorunda kalacağını savundu.

Bessent, İran'ın bu petrolün satışından elde edilen gelirlere ulaşmakta güçlük çekeceğini öne sürerek, Washington'ın Tahran'a baskıyı sürdüreceğini de vurguladı.

Ancak BBC'nin görüş aldığı, denizcilik yaptırımlarında uzmanlaşmış danışmanlık şirketi Blackstone Compliance Services'ın direktörü David Tannenbaum, Beyaz Saray'ın hamlesini "delilik" diye niteledi:

Aslında İran'ın petrol satmasına izin veriyoruz, bu petrol daha sonra savaş harcamalarını finanse etmek için kullanılabilir.

Düşünce kuruluşu Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi'nden Rachel Ziemba da ABD'nin, petrol gelirlerinin İran'ın eline geçmesini engellemekte güçlük çekeceğine işaret ediyor.

Reuters'ın aktardığına göre Hindistan'daki rafineriler İran petrolünü satın almayı sürdürmek için işlemlere başladı. Adlarının paylaşılmaması şartıyla ajansa konuşan Hint yetkililer, devletten onay geldiğinde harekete geçileceğini belirtiyor.

ABD yönetimi İran savaşının yarattığı kriz nedeniyle Rus petrolüne yaptırımları da geçici olarak askıya almıştı. Yeni Delhi yönetimi de Moskova'dan petrol satın almıştı.

İngilizce yayın yapan Hint medya kuruluşu Times of India'nın analizinde, Rus petrolüne erişimden sonra İran petrolünü de satın alabilmenin Yeni Delhi yönetimi için hayati önem taşıdığına dikkat çekiliyor.

Guardian'ın analizinde, ABD'nin bu adımının İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin'e fayda sağlamasının beklendiğine işaret ediliyor. Diğer yandan adının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan ABD Hazine Bakanlığı'ndan bir yetkili, İran'dan Çin'e gönderilen ve halihazırda denizde bekleyen petrolün başka ülkelere yönlendirilebileceğini söylüyor.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Japon medya kuruluşu Kyodo'ya açıklamasında Japonya'yla bağlantılı gemilerin Hürmüz'den geçişine izin verilmesi için Tokyo yönetimiyle görüşme yürüttüklerini söyledi.

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, ABD Başkanı Donald Trump'la cuma günü Oval Ofis'te bir araya gelmişti. Takaiçi, İran'ın Körfez ülkelerine düzenlediği misillemeleri ve Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını kınarken, ABD'nin askeri operasyonlarına katılacaklarına dair herhangi bir açıklama yapmamıştı.

ABD Hazine Bakanlığı'nın yayımladığı lisansa Küba, Kuzey Kore ve Kırım dahil edilmedi.

Independent Türkçe, BBC, Reuters, Times of India, Kyodo, Japan Times, Guardian