Fransa, Hint-Pasifik bölgesindeki varlığını artırmak için harekete geçti

Hindistan Başbakanı, Fransız Milli Bayramı kutlamalarının ‘onur konuğu’ oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve eşi Brigitte, 2022 yılının mayıs ayında Elysee Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Modi’yi ağırladı. (Getty)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve eşi Brigitte, 2022 yılının mayıs ayında Elysee Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Modi’yi ağırladı. (Getty)
TT

Fransa, Hint-Pasifik bölgesindeki varlığını artırmak için harekete geçti

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve eşi Brigitte, 2022 yılının mayıs ayında Elysee Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Modi’yi ağırladı. (Getty)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve eşi Brigitte, 2022 yılının mayıs ayında Elysee Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Modi’yi ağırladı. (Getty)

Paris, iktidara gelmesinden bu yana Fransa’ya beşinci kez gerçekleştirileceği Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi karşılamaya hazırlanıyor. Bu, 25 yıl önce Fransız ve Hint tarafları bir araya getiren stratejik ortaklığın önemini yansıtıyor. Fransız Milli Bayramı etkinliklerinin ‘onur konuğu’ olan Modi için yoğun bir program hazırlandı. Program kapsamında Champs-Elysées'de önümüzdeki cuma sabahı düzenlenen geleneksel askeri geçit törenine dört grup Hint piyade kuvveti ve Fransız yapımı üç Rafale uçağının katılması bekleniyor. Savunma, endüstriyel veya ticari düzeyde ve çevre, enerji ve siber gibi sözde ‘toplam dosyalar’ konusunda Fransa'nın Hindistan üzerine oynadığı bahislerin büyük ve iddialı olduğu açık.

Yüksek misafirperverliğin bir göstergesi olarak, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önümüzdeki cuma akşamı Hindistanlı konuğuyla özel bir akşam yemeğinde bir araya gelecek. Toplumun tüm kesimlerinden 200 önemli ismin katılımıyla gerçekleşecek olan geniş kapsamlı bu akşam yemeği Louvre Müzesi'nde gerçekleşecek. Modi'nin ayrıca Concord Meydanı'ndaki askeri geçit törenini izlemek üzere şeref tribününde ağırlanması bekleniyor. Paris, Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre, Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız topraklarında ve Belçika'da yaşamını yitiren dokuz bin Hint askerinin ‘fedakarlığının unutulmadığının’ bir göstergesi olarak 241 Hint askeri, geçit töreninde yürüyecek olan piyade askerlerinin ön saflarında yer alacak. Ayrıca geçit törenini açan ilk savaş uçakları mangası arasında Hint uçakları da yer alacak.

Stratejik ortaklığın güçlendirilmesi

Fransız Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ziyaret duyurusunda Paris’in, başlangıcı uzun yıllar öncesine dayanan ve Hindistan'a bir parti Fransız yapımı denizaltı ikmaliyle başlayan, başta savunma sektörü olmak üzere, işbirliğine dayalı olan Hindistan ile stratejik ortaklığını güçlendirmeye kararlı olduğuna dikkat çekti. Hindistan, 2016 yılında en az 36 adet ‘Rafale’ savaş uçağı satın alarak, söz konusu uçağın üreticisi olan Dassault Aviation şirketinin yaptığı en büyük anlaşmayı (8 milyar euro) imzaladı.

Mevcut bilgilere dayanarak, Modi'nin ziyareti sırasında Hint Deniz Kuvvetleri'nin Hint uçak gemisi INS Vikrant için tasarlanmış 26 adet Rafale uçağı satın alımıyla ilgili 3,3 milyar dolarlık bir anlaşma duyurması bekleniyor. Diğer yandan, Paris Hindistan'a, konvansiyonel itkiyle çalışan altı adet ‘Scorpene’ tipi denizaltı satışı yapmayı hedefliyor. Ancak, son anlaşmanın Modi'nin mevcut iki günlük ziyareti sırasında duyurulup duyurulmayacağı henüz bilinmiyor.

Hindistan, 2019'dan beri Fransız Rafale ile Boeing'in askeri bölümünde üretilen ABD menşeili F-18'i satın almak arasında tereddüt ediyor. Paris, Hint-Pasifik bölgesinde Çin ile artan gerilimin Yeni Delhi'yi yeni bir grup denizaltı alımı için sözleşmeyi hızlandırmaya sevk edeceğine bahse giriyor. Fransa kazanan olmayı hedefliyor.

Bununla birlikte, Fransa'nın Hindistan'a yönelik iddiasının, 2021'de ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak bilinen Avustralya ile yapılan anlaşmanın iptal edilmesiyle bir başka temele dayanıyor. Avustralya, 50 milyar dolar değerindeki 12 adet Fransız yapımı denizaltı anlaşmasını iptal ederek, nükleer itkiyle çalışan denizaltılar elde etmek için ABD ve İngiltere ile üçlü bir anlaşma yapmayı tercih etti. Paris, Fransa'nın bölgede temel çıkarları olmasına rağmen ortaya çıkan ve ABD, İngiltere ve Avustralya'yı içeren üçlü ittifak AUKUS’tan dışlanmayı kendisine bir hakaret olarak görmüştü.

Fransa aldığı bu ağır darbe ile bölgedeki ilk ortağı olarak gördüğü Hindistan'a odaklanma kararı aldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Fransız Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Hindistan'ın ‘Hint-Pasifik bölgesindeki stratejilerinin temel direklerinden biri olduğunu bildirdi. Bunu Hindistan ile işbirliği içinde inşa etmek ve güçlendirmek istediklerine dikkat çekti. Yeni Delhi ile işbirliği içinde bölgenin geri kalanında da erişimlerini genişletmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Fransa ve Hindistan’ın istekleri birbirine benzerlik gösteriyor. Her iki taraf da ‘bölgedeki güvenlik ve barışın korunmasına katkıda bulunmak’ istiyor. Uluslararası Güvenlik İşleri Birimi Direktörü General Patrick Steiger, Fransa ve Hindistan arasında ‘güven ve yoğunlukla karakterize edilen yüksek düzeyli bir ilişki’ olduğunu belirtti.

Ekonomik güç

Fransız kaynaklar, Hindistan'ın dünya ekonomisinin beşinci büyük gücü, Fransa'nın Asya'daki ikinci ortağı ve Çin'i geçerek dünya nüfusu açısından en büyük ülke olduğunun farkında. Ekolojik alanda ise Hindistan, Çin ve ABD'den sonra karbondioksit emisyonları açısından üçüncü büyük kaynak olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, çevresel zorluklarla başa çıkmak için Hindistan ile yakın ilişkilere sahip olmanın önemli olduğu vurgulanıyor.

Paris, Hindistan'ın bu yıl G20’nin başkanlığını yapmasına işaret ederek bu sıfatıyla, Hindistan'ın dünya meselelerinde bir vizyonu ve sözü olduğunu belirtiyor. Paris, Modi'nin Fransa'da bulunma fırsatını G20 zirvesine hazırlanmak için kullanmak aynı zamanda Ukrayna'da devam eden savaş hakkında G20’den çıkabilecek açıklamaları gözden geçirmek istiyor. Paris, Modi ile Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy arasında bir iletişim kurma rolü oynadığına inanıyor. İki isim, Fransa’nın teşvikiyle G7 zirvesi sırasında Hiroşima'da bir araya geldi. Ayrıca, Modi'nin Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile düzenli olarak telefonla iletişim kurduğu biliniyor.

Kapsamlı ilişki

İki taraf, ilişkilerini savunma boyutuyla sınırlamak istemiyor. Elysee'ye göre, Paris ve Yeni Delhi, bunun yerine savunmadan ekonomik, ticari, kültürel ve eğitim sektörlerine kadar uzanan ‘kapsamlı’ bir ilişki istiyor. Paris'te kaldığı süre boyunca Modi ve Macron, iki ülkeden iş adamlarının katılacağı bir konferansa katılacak. Tüm dünyada güneş enerjisinden faydalanmak için mümkün olan en büyük yatırımları seferber etmeyi amaçlayan ‘Uluslararası Güneş İttifakı’nın başlatılması da Fransa'nın önemli rol oynadığını düşündüğü projeler arasında yer alıyor.

İki taraf da siber alanda ve terörle mücadele konusunda birlikte çalışmayı hedefliyor. Fransa, binlerce Hint öğrenciyi üniversitelerine çekmeyi ve Hint okullarında, İngilizcenin hakim olduğu bir ortamda, Fransızca eğitimini güçlendirmeyi amaçlıyor. 2025 yılına kadar 20 bin Hint öğrenciyi kabul etmek Paris'in hedefleri arasında yer alıyor.

Gerçek şu ki, Fransa ve Hindistan'ın, ikisi de nükleer güç olan ülkeler olarak, Çin ile nasıl başa çıkacakları konusunda karar vermede kritik bir etken bulunuyor. Paris ve Yeni Delhi, ille de Amerikan aracına bağlanmak istemedikleri bir ilişkiler ağı kurmaya çalışıyorlar. Bu nedenle, stratejik ortaklıkları, özellikle gelecek on yıllarda Çin-Amerika rekabetinin gerçekleşebileceği stratejik öneme sahip bir bölgede, bir ‘orta yol’ olarak değerlendirilebilir.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.