Netanyahu'yu görmezden gelen Biden’dan İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a davet

ABD Başkanı Biden, Netanyahu’yu görmezden gelmeye devam ediyor.

Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği önünde geçtiğimiz perşembe günü protesto düzenlendi. (AP)
Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği önünde geçtiğimiz perşembe günü protesto düzenlendi. (AP)
TT

Netanyahu'yu görmezden gelen Biden’dan İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a davet

Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği önünde geçtiğimiz perşembe günü protesto düzenlendi. (AP)
Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği önünde geçtiğimiz perşembe günü protesto düzenlendi. (AP)

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail ile ikili iş birliği,  Tel Aviv yönetimi ile bölge ülkeleri arasındaki ilişkiler, İran nükleer programı ve Rusya’nın İran’la askeri ortaklıkları konulu görüşmeler için İsrailli mevkidaşı Yitzak Hertzog’u önümüzdeki salı günü Beyaz Saray’da kabul edecek. ABD Başkan Yardımcısı Camilla Harris de çarşamba günü Hertzog’u Beyaz Saray’da kabul edecek. Hertzog çarşamba günü ABD Temsilciler Meclisi ve Senato’nun ortak toplantısına da davet edildi.

Hertzog’un ziyareti, 1948’de İsrail devletinin kuruluşunun 75’inci yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde geliyor.

Biden’ın Hertzog’u daveti, seçilen her İsrail cumhurbaşkanının  göreve geldikten kısa bir süre sonra Beyaz Saray’a olağan davetinin aksine, geçen aralık seçimlerinden bu yana Beyaz Saray’ı ziyaret etmek için resmi bir davet almayan ve 6’ıncı dönemini kazanan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya ‘bir tür saygısızlık’ olarak nitelendirildi.

Fotoğraf Altı: İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Hertzog. (DPA-Arşiv)
İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Hertzog. (DPA-Arşiv)

Beyaz Saray sözcüsü Karen Jean-Pierre, şu açıklamada bulundu:

“Biden İsrail Cumhurbaşkanı’nı karşılamayı dört gözle bekliyor. Bu toplantı ortak demokratik değerlerimizin önemini vurgulayacak. Filistinliler ve İsrailliler için eşit özgürlük, güvenlik önlemlerini ve İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışını teşvik etmenin yollarını tartışacak.”

Hertzog’un ABD’ye yaptığı gezi, işgal altındaki Batı Şeria’da şiddetin arttığı ve Netanyahu’nun aşırı sağcı hükümetinin Biden yönetimine yeniden yerleşim inşası konusundaki eleştirilerini gündeme getirdiği bir dönemin ardındna geliyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD’li senatörler, Biden’ın İran nükleer anlaşmasına ilişkin ABD ve İsrail görüşlerindeki farklılıklar nedeniyle Netanyahu’yu görmezden geldiğine dikkat çekti. Analistler, Tel Aviv ile Washington arasındaki yakın istihbarat ve askeri iş birliğinin devam etmesine rağmen, İsrail yargı reformu krizi nedeniyle Netanyahu ile Biden arasındaki ilişkilerin önemli ölçüde gerildiğini aktardı. Bununla birlikte İran’In nükleer programı ve Netanyahu hükümetinin Filistinlilere sert yaklaşımı da dahil olmak üzere bir dizi konuda farklılıklar arttı.

Biden, Netanyahu hükümetini Golda Meir döneminden bu yana en sert ve sağcı hükümet olarak nitelendirdi. Ferid Zekeriya geçtiğimiz pazar günü CNN’ye yaptığı açıklamada Netanyahu’nun Beyaz Saray’a davet almasının ne anlama geldiği sorulduğunda şunları söyledi:

“Netanyahu’nun koalisyonu açısından mevcut sorunları ile nasıl başa çıkabileceği üzerinde çalışması gerekiyor.”

Netanyahu hükümetinin üyelerinin aşırılık yanlısı olduğuna inandığını belirten Biden, Filistinliler ve İsrailliler için en iyi yol olarak iki devletli çözüme verdiği desteği vurguladı ve Filistin topraklarındaki yerleşimlerin genişlemesini eleştirdi.

Buna karşılık aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ABD Başkanı’na Twitter’da saldırarak şunları söyledi:

“Başkan Biden’ın İsrail’in artık ABD dünyasında başka bir yıldız olmadığını anlaması gerekiyor. İsrail vatandaşlarına kendilerini savunabilmeleri için silah teslim ederek beni nasıl aşırılık yanlısı olarak tanımlayabilir?”

Likud Partisi’nden Knesset üyesi Danny Delnon da Biden’ı eleştirenler arasındaydı:

“Yurt dışındaki büyük dostumuz ABD’ye saygı duyuyorum. Ancak İsrail devletinin politikası yalnızca İsrail halkı tarafından demokratik olarak seçilen Kudüs’teki hükümet tarafından belirlenecek.”

İsrail muhalefetinin lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, Biden’ın şimdiki İsrail hükümetini İsrail tarihinin en uç noktası olarak nitelendirdiğinde haklı olduğunu belirterek ABD Başkanı’nı savundu. Lapid, “Güvenlik ve ekonomi ile uğraşmak zorundayız, çünkü ülkeyi yozlaştırmaya ve demokrasimizi parçalamaya çalışıyorlar” dedi.

Fotoğraf Altı: Netanyahu karşıtı göstericiler 11 Temmuz’da Tel Aviv’de ABD bayrakları açtı. (AP)
Netanyahu karşıtı göstericiler 11 Temmuz’da Tel Aviv’de ABD bayrakları açtı. (AP)

Wall Street Journal gazetesi de Biden’a saldıranlardandı. Gazete Netanyahu ve İsrail hükümetiyle ilişkilerini İran’la ilişkilerinden daha kötü olarak nitelendirdi.

Gazetenin geçtiğimiz perşembe günkü başyazısında, Biden’ın Netanyahu’nun davetini kamuoyuna yansıtması ve İsrail hükümetine yönelik tekrar tekrar eleştirilmesi dikkat çekti. Gazete söz konusu yazıda şu ifadelere yer verdi:

“Biden yönetiminin İsrail karşıtı gruplara yaklaşımına ve bu gruplara yardım sağlamasına ek olarak, İran’ın nükleer silah edinmesini önlemek için daha uzun ve daha güçlü bir anlaşma dediği şeyi başaramadığı bir zamanda Filistinlilerle İsrailliler arasında barışı zorlamaya çalışıyor. Bunlar İbrahim anlaşmalarının genişlemesini sağladı.”

Gazete ayrıca İsraillilerin ABD’nin muhalefet partilerinin yanında durduğuna, bunun demokratik bir müttefikle başa çıkmanın bir yolu olmadığına ve ABD çıkarlarına ulaşmadığına inandığını kaydetti.



Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
TT

Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)

Ruanda'ya uygulanacak ABD yaptırımlarının, Afrika ülkesinin liderinin Senatör Lindsey Graham'a ricada bulunmasıyla askıya alındığı ortaya çıktı.

Wall Street Journal'ın (WSJ) haberinde Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame'nin, Cumhuriyetçi Senatör Graham'ı ocak ayı sonlarında arayarak yaptırımları engellemesini istediği belirtiliyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Ruanda'nın ABD'nin güvenilir bir ortağı olduğunu ve yaptırımların bu ilişkiyi bozabileceğini öne süren Graham'in Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiğini savunuyor.

Ruanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak mutabakattan kısa süre sonra Kongo'daki M23 örgütü, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım uygulama tehdidi savurmuştu.

WSJ'nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı, bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladı.

Ancak Beyaz Saray'ın Doğu ve Orta Afrika'daki önemli müttefiklerinden Ruanda'nın liderinin, Trump'a yakın Graham'la iletişime geçerek süreci durdurmasını istediği ifade ediliyor.

Kagame'yle telefon görüşmesinin ardından senatör, Başkan Yardımcısı JD Vance'in ofisiyle temasa geçmiş. Ruanda'nın ABD'ye kritik mineralleri tedarik etme sözünü tuttuğunu ve Washington için bölgede stratejik bir müttefik olduğunu vurgulayarak yaptırımların rafa kaldırılmasını istemiş.

Öte yandan Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunuluyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)

İran'ın ABD topraklarını vurabilecek füzeler geliştirdiğini savunan Donald Trump'ın bu iddialarının Amerikan istihbaratı raporlarına dayanmadığı ortaya çıktı.

Trump, Kongre'de salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, Tahran yönetiminin "yakında ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirdiğini" öne sürmüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da ertesi günkü açıklamasında, İran'ın "gelecekte ABD anakarasına ulaşabilecek silahlar geliştirme yolunda" olduğunu savunmuştu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise aynı gün yaptığı açıklamada, füze kapasitesini genişlettiklerine yönelik iddiaları reddederek, "Uzun menzilli füzeler geliştirmiyoruz. Menzilimizi kasıtlı olarak 2 bin kilometrenin altında tuttuk. Bunları sadece kendimizi savunmak için kullanıyoruz" demişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan üst düzey yetkililer, Beyaz Saray'ın açıklamalarının istihbarat raporlarına dayanmadığına dikkat çekiyor.

Kaynaklardan biri, Çin veya Kuzey Kore'nin teknolojik destek sağlaması halinde bile İran'ın kullanılabilir bir kıtalararası balistik füze üretmesinin en az 8 yıl alacağını savunuyor.

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın geçen yılki raporunda da İran'ın böyle bir füzeyi 2035'ten önce üretemeyeceği öngörüsü paylaşılmıştı.

Trump, konuşmasında Tahran'ın nükleer programını yeniden başlattığını ve günler içinde nükleer bomba yapacak materyale sahip olduğunu da iddia etmişti.

Kimliklerinin gizli tutulması kaydıyla New York Times'a konuşan yetkililer, bu yönde herhangi bir istihbarat raporu ya da delil olmadığını söylüyor.

İran'ın zenginleştirdiği uranyumların, geçen yıl haziranda İsrail ve ABD'nin düzenlediği saldırılar sonucunda tesislerin altında gömülü kaldığına dikkat çekiyorlar.

ABD, 22 Haziran'da Fordo, İsfahan ve Natanz'daki üç nükleer tesise hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 adet "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı. Trump, B-2 uçaklarıyla düzenlenen saldırıda İran'ın nükleer tesislerinin "tamamen imha edildiğini" öne sürmüştü.

Yetkililer, Tahran'ın Ortadoğu'daki İsrail ve ABD üslerini vuracak menzilde füzelere sahip olmasına rağmen ABD anakarasını hedef alabilecek bir füze üretmesinin yıllar süreceğini vurguluyor.

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Üyesi Demokrat Jim Himes, Rubio'yla salı günü kapalı kapılar ardında yaptığı görüşmeden sonra, "Ortadoğu'daki savaşlar başkanlar ve ülke için iyi sonuçlanmıyor. Ortadoğu'da yeni bir savaş başlatmak için tek bir iyi neden yok" demişti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Washington Post'ta yayımlanan son demecinde, İran'a saldırı düzenleseler dahi ülkelerinin "Ortadoğu'da yıllarca sürecek bir savaşın içine sürüklenmeyeceğini" savundu.

İran ve ABD arasında 6 Şubat'ta Umman'da başlayan nükleer müzakerelerin sonuncusu 26 Şubat'ta İsviçre'de yapıldı. Taraflar henüz anlaşmaya varamazken, Washington yönetimi Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırmayı sürdürüyor.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times, Washington Post


BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri bölgesel gerginliğin artması riskinden ‘derin endişe’ duyuyor

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)
TT

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri bölgesel gerginliğin artması riskinden ‘derin endişe’ duyuyor

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk bugün yaptığı açıklamada, İran’ın ABD’den yoğun askeri baskı gördüğü bir dönemde bölgesel askeri gerilim riskine ilişkin ‘derin endişe’ duyduğunu bildirdi.

Volker Türk, Cenevre’de BM İnsan Hakları Konseyi’nde dünya genelindeki insan hakları durumuna ilişkin yaptığı konuşmada, “Bölgesel askeri gerilim riski ve bunun siviller üzerindeki sonuçları konusunda son derece endişeliyim. Sağduyunun galip gelmesini umuyorum” ifadelerini kullandı.

Açıklama, İran ile ABD arasında Cenevre’de nükleer dosya konusunda yürütülen dolaylı müzakere turunun ardından geldi. Söz konusu görüşmeler, iki ülke arasında olası bir savaşı önlemeye yönelik son girişim olarak değerlendiriliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Tahran’a anlaşmaya varılması için 15 günlük süre tanıdığı ve ABD’nin Ortadoğu’da onlarca yılın en büyük askeri yığınağını sürdürdüğü belirtiliyor.

Volker Türk, İran’daki iç duruma da değinerek, geçen ay hükümet karşıtı protesto dalgasına yönelik geniş çaplı güvenlik operasyonlarının ardından ülkedeki durumun hâlâ istikrarsız olduğunu söyledi. İnsan hakları örgütlerine göre söz konusu operasyonlarda binlerce kişi hayatını kaybetti.

“İran’daki durum hâlâ istikrarsızlığını koruyor” diyen Volker Türk, son günlerde üniversitelerde yeni bir protesto dalgasının görüldüğünü ve bunun, temel şikâyetlerin sürdüğünü açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

Baskı uygulamalarına ilişkin haberlerin gelmeye devam ettiğini belirten Volker Türk, bunlar arasında gözaltılar ve akademik çevrelere yönelik baskıların bulunduğunu kaydetti. Volker Türk ayrıca, binlerce kişinin halen kayıp olduğunu hatırlattı.

Volker Türk, protestolarla bağlantılı olarak ‘aralarında iki çocuğun da bulunduğu en az sekiz kişi’ hakkında idam cezası verilmesi karşısında ‘şok’ olduğunu dile getirdi.

Yaklaşık 30 kişinin daha aynı cezayla karşı karşıya olduğunun bildirildiğini aktaran Volker Türk, bağımsız, tarafsız ve şeffaf soruşturmalar yürütülmesi, adil yargılama güvencelerinin sağlanması ve idam cezalarının derhal durdurulması çağrısında bulundu.