Netanyahu’nun müttefikleri, iç savaşı önleyecek bir çözüm bulması çağrısı yaptı

İsrail hükümetinin darbe planındaki ilk yasanın onaylanmasıyla birlikte

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, konuşma yapıyor (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, konuşma yapıyor (DPA)
TT

Netanyahu’nun müttefikleri, iç savaşı önleyecek bir çözüm bulması çağrısı yaptı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, konuşma yapıyor (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, konuşma yapıyor (DPA)

Binyamin Netanyahu hükümetinin yargıyı zayıflatma planındaki ilk yasa tasarısının Knesset (Meclis) Anayasa Komisyonu’nda kabul edilmesiyle birlikte İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin Bet’in eski direktörü Nadav Argaman, yasanın onaylanmasının sonuçları hakkında uyarı yaptı. Aynı şekilde iktidar ortağı dindar Birleşik Tevrat Yahudiliği, Netanyahu’ya planı durdurması ve böylece bir iç savaşa dönüşmesini engellemesi için alenen çağrıda bulundu.

Yargı reformu karşıtı protestocular, dün akşam bir ‘direniş gecesi’ gerçekleştirdi. Ayrıca Knesset’teki Anayasa, Hukuk ve Adalet Komitesi’nin çarşamba gecesi yasa tasarısını onaylamasının ardından İsrail genelinde gösteriler düzenlendi.

Yated Ne’eman gazetesi, durumun son derece tehlikeli hale geldiğini ve hiçbir şeyin devlet içerisindeki bozulmanın kardeşler arasındaki bir savaşa dönüşmeyi hak etmediğini açıkladı. Ayrıca koşulların, sorumlu bir karar verilmesini ve ne kadar acı verici olursa olsun planın durdurulmasını gerektirdiğini söyledi.

Nihayetinde Birleşik Tevrat Yahudiliği Partisi Başkanı Moshe Gafni, muhalefeti yatıştırmak amacıyla yasanın hükümlerini hafifletmek için Netanyahu ile hızlı görüşmeler yapacağını duyurdu. Gafni ayrıca, Netanyahu’nun bu istişarelerin sonuçlarını perşembe akşamı bir basın röportajında ​​açıklayacağını söyledi.

Göstericilerin Tel Aviv’den Kudüs’e yürüyüşü sürdürmek için kurdukları çadırların havadan fotoğrafı (Reuters)
Göstericilerin Tel Aviv’den Kudüs’e yürüyüşü sürdürmek için kurdukları çadırların havadan fotoğrafı (Reuters)

Şin Bet’in eski direktörü Argaman, önümüzdeki pazar ve pazartesi günü yapılması planlanan Knesset genel kurulunda yasanın hayata geçirilmesinin sonuçlarına karşı uyarıda bulunmuştu. Argaman, “Şu an trajik bir sonucu olacağı görülüyor. Bu plan, İsrail toplumunu parçalıyor ve devlet güvenliğine gerçek bir tehdit noktasına kadar, ordunun görevlerini yerine getirme yeteneğini hedef alıyor” dedi.

Medya organlarına konuşmaya karar verdiğini söyleyen Argaman, “Korkarım ki bir iç savaşın başlangıcındayız” dedi. Nadav Argaman, İsrail ordusundaki yedek kuvvetler ordu saflarında gönüllü olarak askerlik yapmayı reddetme olgusuna desteğini dile getirirken, “Çünkü bu korkunç yasa geçerse, başka bir ülkede olacağız ve o zaman bizimle imzaladıkları sözleşmeyi yerine getirmek zorunda değiliz” dedi.

“Bu gönüllüleri, pilotları ve özel birimleri suçlamak kesinlikle yanlıştır” diyen Argaman, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve Şin Bet Başkanı Ronen Bar’ın görevinin Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüşmek ve bu yasaların ölümcül sonuçlarını ona sunmak olduğunu vurguladı. Argaman, “Görevleri, Netanyahu’ya durmasını söylemektir. Bu siyasi bir tavır değil, profesyonel bir tavırdır” açıklamasında bulundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, konuşma yapıyor (DPA)

Nadav Argaman, “Önümüzdeki pazartesi günü yasanın kabul edilmesinden sonra farklı bir ülkeye dönüşmemizden çok korkuyorum” diyerek, Netanyahu’ya yasayı savunma konusunda ‘aceleci olmama’ çağrısında bulundu. Argaman ayrıca, “Netanyahu, İsrail demokrasisini yok etmek için demokratik olarak seçilmedi. Artık İsrail Devleti'ne benim bildiğim kadar bağlı olmadığını hissediyorum. Ve bence bugün kendini imkânsız bir koalisyona adadı” ifadelerini kullandı.

Hukuk Danışmanı Gali Baharav-Miara (Facebook)
Hukuk Danışmanı Gali Baharav-Miara (Facebook)

Knesset Yasa ve Anayasa Komisyonu, gelecek hafta yapılacak ikinci ve üçüncü okumalarda yasayı oylamaya hazırlanırken, tutarsızlık bahanesini ortadan kaldıran yasa tasarısının son haline onay verdi. Komisyon, 50 saat boyunca aralıksız sürdürdüğü müzakereler sırasında, yumruk yumruğa kavgaya varan oldukça gergin bir atmosfere tanık oldu ve Komisyon başkanı muhalefet milletvekillerini oturumdan kovdu.

Öte yandan bazı bakanlar, sokakların gösterilerle kapatılmasına izin verdiği için Hukuk Danışmanı Gali Baharav-Miara’yı sert bir dille eleştirdi. Adalet Bakanlığı’nın ikinci bakanı David Amsalem, Gali Baharav’ın İsrail’deki en tehlikeli kişi olduğunu söyledi. Bu durum, Tel Aviv’deki güvenlik teşkilatlarını, ‘hayatına yönelik tehdit düzeyinde dramatik bir artışa’ karşı uyarmaya sevk etti. Bu tehdit, İsrail’de tanınmış bir şahsa yönelik en büyük tehdit olarak nitelendirilirken, bu nedenle istihbarat danışmanı, üst düzey bir şekilde korumaya aldı.

Göstericiler, perşembe günü İsrail hükümetinin planlarını protesto etmek için Tel Aviv’den Kudüs’e yürüdü (Reuters)
Göstericiler, perşembe günü İsrail hükümetinin planlarını protesto etmek için Tel Aviv’den Kudüs’e yürüdü (Reuters)

Bu onay çerçevesinde, plana karşı halk protestosu liderliği, bir uzlaşmayı reddettiklerini içeren ve yalnızca planın iptalini talep eden bir dizi yeni protesto programı ilan etti.

Üniversite rektörleri, yasanın geçişini protesto etmek için pazar günü greve gitme kararı aldı. Protesto liderliği, vatandaşlara cumartesi gösterilerine katılımı ikiye katlama ve Knesset önünde büyük bir gösteri düzenleme çağrısı yaptı.

Aynı şekilde ordu içerisindeki protesto kampanyası da devam ediyor. Birlik 8200’deki yaklaşık 50 yedek subay, İsrail Askeri İstihbarat Tümeni komutanına, hükümetin yargıyı zayıflatma planını empoze etmesi nedeniyle askerlik hizmeti için gönüllü çalışmalarını durdurduklarını bildirdi.

Bu subayların görevi, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Suriye dahil Arap ülkelerinde askeri operasyonlar yürütürken Özel Kuvvetlere istihbarat bilgisi sağlamaktır. Haaretz gazetesinin internet sitesine göre bu subaylar ayrıca, düşmana karşı mücadeleyi daha etkili kılmak amacıyla özel kuvvetlere eşlik ediyor ve çeşitli askeri silahlarla temas kuruyor.

İsrailli yedek askerler, çarşamba günü askerlik yapmayı reddettiklerini bildiren belgeleri bir sandığa koyuyor (AP)
İsrailli yedek askerler, çarşamba günü askerlik yapmayı reddettiklerini bildiren belgeleri bir sandığa koyuyor (AP)

Birlik 8200’deki yedek kuvvetlerde albay olan eski komutan yardımcısı, bu hafta başında yargıyı zayıflatma planındaki ilerlemeyi protesto etmek için yedek kuvvetlerde gönüllü çalışmayı derhal durduracağını duyurdu. Birliğin mevcut komutanına hitaben yazdığı mesajda, ‘makullük yasasının çıkarılmasının, İsrail Devleti’ni diktatörlüğe sürükleyecek bir yargı darbesine giden yolda ilk ve önemli adım olduğu’ ifadelerine yer verdi.

Yedek doktorlar, sağlık görevlileri ve akıl sağlığı görevlileri de yedek olarak gönüllü askerlik yapmayı bırakma kararı aldı. Aynı şekilde 161 askeri pilot ve yardımcı pilot, yedekte gönüllü hizmet vermeyi derhal bırakacaklarını açıkladı. Yayınladıkları bir dilekçede ise Hava Kuvvetleri’nin yetkilerine zarar vermenin, asgariye indirilmeye çalışılsa da düzenli olarak gerçekleştiği belirtildi. Hava Kuvvetleri’nin, ‘ilerleyen günlerde yüzlerce pilot ve yardımcı pilotun, gönüllülüklerini sonlandırdıklarını bildiren mektuplara imza atmalarına’ hazırlandığı yönünde yaygın bilgiler var.



Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.