Pakistan, gıda güvenliğini sağlamak için modern tarım projesini başlatıyor

Proje, silahlı kuvvetler tarafından denetleniyor. Suudi Arabistan, bu çalışmalar için 500 milyon dolar yardımda bulundu. Proje, ithalatı azaltmayı, ihracatı artırmayı ve istihdam yaratmayı hedefliyor

Pakistan'ın ekilebilir arazisinin 79,6 milyon hektar olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: Pakistan Halkla İlişkiler Yönetimi
Pakistan'ın ekilebilir arazisinin 79,6 milyon hektar olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: Pakistan Halkla İlişkiler Yönetimi
TT

Pakistan, gıda güvenliğini sağlamak için modern tarım projesini başlatıyor

Pakistan'ın ekilebilir arazisinin 79,6 milyon hektar olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: Pakistan Halkla İlişkiler Yönetimi
Pakistan'ın ekilebilir arazisinin 79,6 milyon hektar olduğu belirtiliyor / Fotoğraf: Pakistan Halkla İlişkiler Yönetimi

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, cuma günü Ravalpindi'de gıda güvenliğini sağlamak, modern tarımı teşvik etmek ve tarımsal ihracatı artırmak için bir üst merkez kurmayı, bakımsız ve ekilemeyen binlerce dönümlük araziyi verimli topraklara dönüştürmeyi amaçlayan "Arazi Yönetimi ve Bilgilendirme" programının açılışını yaptı.

Pakistan ordusunda Stratejik Projeler Birimi Müdürü Tümgeneral Şahid Nezir, projenin denetimi ve başarısında Pakistan Silahlı Kuvvetleri'nin katkısını ve ordunun çeşitli alanlara ilgisini gösteren bir hareketle projenin yönetimini üstlendi.

Nezir, basına yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

Toprak ve mahsulden hava koşullarına, su kaynaklarının yönetiminden tarla böcek kontrolüne kadar tarımla ilgili tüm sektörlerde çalışılacak ve bu program kapsamında Pakistan ekonomisini canlandırmaya yönelik yatırımları kolaylaştırmak amacıyla özel bir konsey kurulacaktır. Programla ilgili dış yardımların detaylarına gelirsek, Suudi Arabistan çeşitli tarım projelerine 500 milyon dolar değerinde yardım yaptı ve Pakistan'ın ihracatını artırmaya yardımcı olacak bu projeye Çin, Katar, BAE ve Bahreyn katkıda bulundu.

Neden tarım reformuna ihtiyaç var?

Tarım, Pakistan'ın yerel üretiminin yüzde 23'üne katkıda bulunuyor. İşçi ve çiftçilerin yüzde 37'sine istihdam sağlıyor.

Tümgeneral Nezir, projenin öneminden ve hedeflerinden bahsederken şunların altını çizdi:

Mevcut tarımsal ürünler yerel ihtiyacı karşılamaya yetmiyor, örneğin buğday talebi yıllık 30,8 milyon tonu aşarken, yerel üretim sadece 26,4 milyon ton civarındadır. Pamuk üretimi de son 10 yılda yüzde 40 azaldı. Toplamda, Pakistan'ın tarımsal ithalat faturası 10 milyar dolara ulaşıyor ve bu da birçok ekonomik soruna neden oluyor, bu nedenle toprağı modern tarım yöntemleriyle yeniden verimli hale getirebilmek için acil adımlar atmaya ihtiyaç var ve Pencap eyaletinde bu yöntemlerle çalışmalar çoktan başladı."

Bu proje, ülke ekonomisini geliştirmeyi hedefliyor. İthalatı azaltacak ve ihracatı artıracak. Ayrıca yeni iş fırsatları yaratacak. Proje, modern veri analizi ve bilgi toplama araçlarına dayanacak. Bu sayede tarımsal zorluklar, engeller ve sorunlar daha kolay tespit edilecek. Uygun çözümler bulunacak ve bilinçli kararlar alınacak. Programla ihmal edilmiş arazileri iyileştirmeyi amaçlanıyor.

Tümgeneral Nezir, şunları kaydetti:

Çeşitli alanlarda uzman kişilerle çalışıp modern teknolojiyi ve sulama sistemini kullanarak ve mevcut kaynakları değerlendirerek, ülkenin tüm bölgelerindeki gıda kıtlığını ortadan kaldıracak, hatta tarımsal üretimi ihtiyacın ötesinde artırarak tarımsal kalkınmayı sağlayacağız. İlk tarım reformu ve Yeşil Devrim projesi 1960'larda başladı ve bu, yeni teknolojinin uygulanması, sulama sistemleri ve kimyasal gübrelerle buğday üretiminde üç kat artışa yol açtı. Buğday üretimi 3,7 milyon metrik ton iken 6,8 milyon metrik tona yükseldi. Bu yüzde 79'luk bir artışı beraberinde getirdi. Ancak, bugün Pakistan'ın tarımsal üretimi, 1960'ların ortalamasının altında kaldı.

Modern tarım projeleri

Yeni kurulan proje merkezinin verilerine göre Pakistan'daki ekilebilir arazi alanı 79,6 milyon hektar. Bunun 24 milyon hektarı halihazırda ekiliyor. Şu ana kadar boş ve tarıma elverişsiz 9 milyon hektar var ancak bunlar ıslah ediliyor ve ekime hazır hale getiriliyor.

Projenin genel koordinatörü tümgeneral Nezir, projeyle ilgili bazı detayları şöyle paylaştı:

Tarım reformu projesinde çalışmak üzere belirlenen arazi alanı Pakistan'ın çeşitli bölgelerinde 4,4 milyon dönümdür. Bunun 1,3 milyon dönümü Pencap Eyaletinde, aynısı Sind Eyaletinde, 1,1 milyon dönümü Hayber Pahtunhva Eyaletinde ve 0,7 milyon dönümü Belucistan eyaletindedir.

Üretkenliği yüzde 30 ile yüzde 50 arasında arttıran melez tahılların kullanımı, dünya genelinde yüzde 80'e kadar çıkıyor. Ancak Pakistan'da sadece yüzde 8 oranında melez tahıl kullanılıyor. Toplam tahıl talebi 1,7 milyon ton iken, mevcut miktar sadece 0,77 milyon ton.

Tümgeneral Nezir, sözlerini şöyle noktaladı:

Sel her yıl ekinleri yok ediyor ve temiz suyu boşa harcıyor, bu nedenle standart damla sulama, yağmurlama sulama ve pivot sulama gibi modern sulama yöntemlerinin kullanılmasıyla Sind bölgesinde sağanak suları ve selleri depolamak için su kanalları kurulacak. Ayrıca, farklı ülkelerle iş birliği yapacağımız alanlar arasında tarım, bitki yetiştirme, tavuk çiftlikleri ve temiz enerji projeleri yer alıyor.

Silahlı kuvvetler komutanı tarım sempozyumunda

Bu arada tarım reformu programı tanıtım faaliyetleri kapsamında düzenlenen Yeşil Pakistan Sempozyumu'nda konuşan Pakistan Silahlı Kuvvetler Komutanı Orgeneral Asım Münir, şu noktalara dikkati çekti:

"Pakistan güç ve refahın tüm unsurlarına sahiptir, bu sebeple kalkınma için ortak hareket edilmesi gerekmektedir. Pakistan'ın mahvolduğunu söyleyip halkı ümitsizliğe sevk edenler sadece yalan propaganda yapıyorlar. Kuran-ı Kerim, Allah'ın rahmetinden ümidini kesmemeye çağırır ve bu ümitsizliğin Müslümanların lügatinde yer almadığını belirtir. Biz burada Pakistan'a yeşillik ve refah getirmek için toplandık. Her şeyimiz var, kalkınmamızı kimse engelleyemez. Tek ihtiyacımız olan, bu ülkenin bekası için birlikte çalışmaktır. "

Independent Türkçe



Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya varılmaması halinde ‘kötü sonuçlar’ doğabileceği yönündeki uyarısının ardından, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ABD ile müzakereler için gerekli zeminin hazırlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında, Dışişleri Bakanı’nı ‘adil ve eşitlikçi müzakerelere’ hazırlıkla görevlendirdiğini belirterek, bunun tehditten arındırılmış ve gerçekçi olmayan beklentilerden uzak bir ortamda, ‘ulusal çıkarlar ile izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri’ gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Gaimpenah da X hesabından yaptığı açıklamada, “İyi bir savaş yoktur, her barış da teslimiyet değildir” ifadesini kullandı.

Washington, İran yönetiminin geçen ay zirveye ulaşan hükümet karşıtı protestolara sert müdahalesinin ardından Ortadoğu’ya uçak gemileri göndermişti. ABD Başkanı Donald Trump, saatler önce yaptığı açıklamada, büyük savaş gemilerinin İran’a doğru yola çıktığını duyurarak, temsilcilerinin Tahran’la görüşmeler yürüttüğünü ve bu temasların olumlu sonuçlar doğurmasını umduğunu söyledi. Trump dün, anlaşmaya varılamaması halinde ‘kötü şeyler’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bu gelişmelerin ardından gözler İstanbul’a çevrildi. ABD ve İranlı kaynakların doğruladığına göre, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla İstanbul’da Abbas Arakçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. Söz konusu görüşmeler, İsrail’in haziran ayında İran’ın askeri ve nükleer tesislerine saldırması ve ABD’nin de bu operasyona katılmasıyla patlak veren 12 günlük savaş nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Buna karşılık Tahran, diplomatik bir çözüme ulaşmak istediğini belirtirken, kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran yönetimi, görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı olması gerektiğini vurgulayarak, füze programı ya da savunma kapasitesine ilişkin herhangi bir müzakereyi reddetti.

Bölgesel bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, bu hafta İstanbul’da İran ile ABD arasında yapılması öngörülen görüşmelerin önceliğinin, olası bir çatışmanın önlenmesi ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, dışişleri bakanları düzeyinde görüşmelere davet edilen ülkeler arasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan’ın bulunduğunu aktardı.

Kaynak, görüşmelerin çerçevesinin henüz netleşmediğini, ancak ‘ana toplantının’ cuma günü yapılmasının planlandığını belirterek, daha fazla gerilimin önüne geçilmesi için taraflar arasında diyaloğun başlatılmasının önemine dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile nükleer bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi. CNN’e konuşan Arakçi, “Başkan Trump nükleer silah istemediğini söyledi, biz de buna tamamen katılıyoruz. Bu çok iyi bir anlaşma olabilir” dedi. Arakçi, Tahran’ın beklentisinin yaptırımların kaldırılması olduğunu da sözlerine ekledi. Birkaç gün önce İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD’nin ülkesine yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde ‘bölgesel bir savaş’ çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani ise İran’ın beş tur önceki müzakerelerde nükleer silah edinme peşinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak ‘bunun bir bedeli olması gerektiğini’ söyledi.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının şu aşamada bilinmediğini belirterek, ‘Stok enkaz altında kaldığı için, tehlikeli olması nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim bulunmuyor” ifadesini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması kaydıyla zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Şemhani, İran’ın ABD ile doğrudan ve somut müzakerelere hazır olduğunu, başka taraflarla yürütülecek görüşmeleri ise kabul etmediğini vurguladı.

Paris, ‘baskıya son verilmesi’ çağrısında bulundu

Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin, nükleer dosyaya geçilmeden önce İran’daki baskı meselesine odaklanması gerektiğini söyledi.

Barrot bugün France Televisions’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Elbette alınması gereken ilk kararlar, bu kanlı baskıya son verilmesi, gözaltındakilerin serbest bırakılması, iletişimin yeniden sağlanması ve İran halkına özgürlüklerin iade edilmesidir. Bundan sonra nükleer meseleler, füzeler ve terör örgütlerine verilen destek ele alınmalıdır” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran’ın nükleer dosyasına yönelik bir çözümün, İran halkı pahasına olmaması gerektiğini vurguladı.

cdfrgt
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bugün Brüksel'de düzenlenen bakanlar toplantısının oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü. (EPA)

Barrot, “Bir kez daha vurguluyorum ki öncelik, devlet tarafından uygulanan bu baskı ve şiddetin sona ermesi ve cezasız kalmaması gereken bu geniş çaplı suçların durdurulmasıdır” dedi.

Barrot, bundan iki gün önce pazar günü yayımlanan Liberation gazetesine verdiği röportajda ise İran’ın topraklarına yönelik olası ABD saldırılarını önlemek için diplomatik müzakereler kapsamında ‘büyük tavizler’ vermesi gerektiğini söyledi. Barrot, ABD’nin ‘İran’a karşı askeri operasyon başlatabilecek bir konuma geldiğini’ belirterek, aynı zamanda rejimin değerlendirmesi gereken bir müzakere yolunun da sunulduğunu ifade etti. Barrot sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Rejimin bu fırsatı değerlendirmesi, büyük tavizleri kabul etmesi ve yaklaşımında köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. İran, bölgesel komşuları ve bizim güvenlik çıkarlarımız için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkmalı. İran halkı özgürlüğünü yeniden kazanmalı.”


Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.