Pakistan'da siyasi partilerin kurulmasında ordunun rolü

Pakistan'da ordu, siyaset sahnesini manipüle eder. İktidarı oluşturacak partileri belirleyerek hükümet oluşumunu sağlar ve onu bir kukla gibi oynatır

Pakistan'da siyasi partilerin kurulmasında ordunun rolü
TT

Pakistan'da siyasi partilerin kurulmasında ordunun rolü

Pakistan'da siyasi partilerin kurulmasında ordunun rolü

Pakistan'da koalisyon hükümetinin görev süresi önümüzdeki ay dolacak olmasına rağmen seçim komisyonunun genel seçimler için henüz bir takvim belirmemiş olması nedeniyle Pakistan siyaset sahnesi alışılmadık bir hareketliliğe tanık oluyor.

Devlet içindeki nüfuzlu güçler, siyaset sahnesini belli bir yöne doğru yönlendirmeye çalışıyorlar.

Eski Başbakan İmran Han ve son seçimlerden sonra bir koalisyon hükümeti kurmayı başaran partisi Pakistan Adalet Hareketi (Pakistan Tahrik-i İnsaf/PTI), İmran Han destekçilerinin ülkenin çeşitli şehirlerinde protesto gösterileri düzenledikleri ve Lahor'daki ordu karargah bastıkları 9 Mayıs olaylarından sonra büyük bir baskıyla karşı karşıya kalırken söz konusu nüfuzlu güçler tarafından pek sevilmiyor gibi görünüyorlar.

Çeşitli şekillerde baskı yapılırken bunlardan biri de partinin önde gelen isimlerinin başka partilere geçmesi ya da yeni partiler kurulması şeklinde karşımıza çıkıyor. Daha önce eski Başbakan İmran Han'a yakınlığıyla bilinen kişiler, son birkaç ay içinde henüz bilinmeyen koşullarda iki yeni siyasi parti kurdular.

Örneğin PTI'den ayrılan partinin önde gelen isimlerinden Cihangir Tarin, Pencap'ta İstihkam-ı Pakistan Partisi'ni (IPP) kurdu. İmran Han hükümetinde savunma bakanı olarak görev yapan ve Hayber-Pahtunhva eski Başbakanı olan Pervez Hattak tarafından Hayber-Pahtunhva eyaletinde yeni bir parti kuruldu.

Peki bu girişimler, İmran Han'ı zayıflatmayı ve İmran Han'ın kampındaki muhalif gruplar halkın güvenini kazanmayı başarabilecek mi?

Birçok siyasi analist, mevcut siyasi partilerin lağvedilip yerlerine yenilerinin kurulmasının eski ve başarısız bir tecrübe olduğunu hatırlayarak, bu sürecin devletin geride kalmasına ve demokrasinin zayıflamasına sebep olduğunu, gelecekte devlete ve millete daha çok zarar vereceğini vurguluyorlar.

Pakistan'da yeni bir siyasi parti nasıl kurulur?

Her devlet, devletin çıkarlarının gerektirdiği şekilde belirli bir parti sistemi kullanır. Örneğin Çin'in takip ettiği tek parti sistemi, ABD'nin iki partili sistemi ve Hindistan tüm taraflara eşit fırsatlar sunan çok partili sistemiyle karşılaştırıldığında adil bir sistem olarak görülmüyor.

Pakistan'da yeni bir siyasi parti kurmak çok kolay. Parti tüzüğünün, banka hesap bilgilerinin, liderlerinin ve parti üyelerinin adlarının bir listesinin basılı birer kopyası ile başvuru yapmak yeterli. Bu belgelerin noter tarafından tasdik edilmesi ya da partinin kayıt altına alınması için herhangi bir ücret ödenmesi de gerekmiyor.

Pakistan Seçim Komisyonu'nun internet sitesinde yer alan bilgilere göre ülkede kayıtlı parti sayısı 168. Siyasi analistler, Pakistan'da siyasi grupların sayısında herhangi bir kısıtlama olmadığını, ancak ülkedeki siyasi ve toplumsal bölünmelerin parti sayısındaki artışın ülkedeki siyasi ve sosyal bölünmelerin arttığını gösterdiğini belirttiler.

Yeni siyasi partilerin hedefleri başarılı mı?

Gazeteci ve siyasi analist Selim Buhari, Pakistan'da demokrasinin başından beri yönetildiği, hatta sadece ismin olduğunun söylenebileceği yorumunda bulundu. Geçmişte Pakistan Halk Partisi'nin (PPP) iktidarı düşürdükten sonra kendi iktidarının da düşürüldüğünü hatırlatan Buhari, ardından iktidar Navaz Şerif'in eline geçtiğini, ancak onun da görevden alınarak iktidarın yeniden PPP'ye geçtiğini vurguladı.

Seçimler yaklaşırken İmran Han'ın partisi PTI'den kopmalar olduğunu, Pencap ve Hayber-Pahtunhva'da yeni partiler kurulduğunu söyleyen Buhari, ancak bu partilerden hiçbirinin halkın desteğini almayı başarabilecek gibi görünmedikleri değerlendirmesinde bulundu.

Gazeteci ve siyasi analist Wajahat Masood ise Pakistan'daki siyasi kurumların ve partilerin anayasanın ilkeleri üzerinde çalışmadığını düşünüyor. Independent Urdu'ya konuşan Masood, dünyanın her yerinde devlet işlerinin yürütülmesi için bazı kuralların olduğunun altını çizerek "Bizim de siyasi kurumların ve partilerin rolüne ilişkin anayasamızda açıkça ifade eden birtakım kurallarımız var, ancak bunlar hiçbir zaman uygulanmadı" ifadelerini kullandı.

Masood, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her kurum kendi alanında uzmandır. Örneğin ordu, savunma alanında uzmandır ve başka hiçbir kurum savunma görevini yerine getiremez. Bunun yanında ordunun siyaset tecrübesi da olamaz. Bu iş siyasetçilerin işidir ve onlara bırakılmalıdır. En büyük hata anayasanın ilkelerine uyulmamasında yatıyor. Bu da toplumu bu özellikten mahrum ediyor."

Baskıyla kurulan siyasi partilerin ne geçmişte yararlı olduğunu ne de gelecekte fayda sağlayacağını vurgulayan Masood, çoğu partinin kuruluş amacının, siyasi nüfuz ve ekonomik çıkar elde etmek olduğunun altını çizdi.

İki parti arasındaki fark

IPP, 9 Mayıs olaylarından tam bir ay sonra PTI'nin önde gelen isimlerinden Cihangir Tarin liderliğindeki Lahor'da duyuruldu. İmran Han hükümetinde savunma bakanı olarak görev yapan ve Hayber-Pahtunhva eski Başbakanı olan Pervez Hattak ise bu ayın ortalarında Peşaver şehrinde bilinmeyen şartlarda yeni partinin kurulduğunu açıkladı.

İki yeni partinin liderlerinin daha önce PTI'de birlikte çalışsa da ayrı partiler kurmayı tercih ettiklerini söylemek gerekiyor. Bu da söz konusu partilerin belirli kişiliklerin ekseninde olduğunu gösteriyor.

Buhari, PTI'yi iktidardan uzaklaştırma kararının 9 Mayıs olaylarından önce alındığını ve şimdi partiye ve parti yönetimine karşı atılan adımların yoğunlaştığını söyledi. IPP'nin lider kadrosunda yer alan isimlerin çoğunun uzun zamandır İmran Han ile aralarının iyi olmadığını belirten Buhari, "Öyle ki PTI, IPP lideri Cihangir Tarin'e eleştirilerde bulunuyordu" dedi.

Buhari'ye göre Hayber-Pahtunhva'da kurulan yeni partinin liderleri 9 Mayıs olaylarından sonra PTI'dan ayrıldığından bu partinin kurulma amacı IPP'nin kurulma amacından biraz daha farklı.

Hayber-Pahtunhva'daki yeni partinin kurulma amacının liderleri hakkında dava açılmasını önlemek olabileceğini göz ardı etmememiz gerektiğini söyleyen Buhari, "Çünkü PTI ile olan ilişki, partinin bir parçası olarak görülmeye sebep olur. Ancak yeni bir partiye katılınca, bu tür suçlamalar düşer. Bu yüzden yeni parti kurmak ya da yeni bir partiye katılmak suçlamalardan kaçınmak için geçici bir çözüm olabilir" yorumunda bulundu.

Siyasi deneyimler hayatları etkiler mi?

Pencap eyaleti eski Başbakanı ve siyasi analist Hasan Askari Rizvi, bu soruya ve genel seçimler öncesi yeni siyasi partilerin kurulmasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Partilerin kurulması ya da dağılması bir siyaset mühendisliği sürecidir. Kamusal sorunları çözmek ya da demokrasiyi geliştirmekle hiçbir ilgisi yoktur."

Independent Urdu'ya konuşan Rizvi, Pakistan'da hiçbir siyasi partinin kalıcı olmadığını, her seçimde hile yapıldığı suçlamalarının olduğunu ve ‘güçlü çevrelerin' her defasında şu ya da bu şekilde müdahale ettiklerini söyledi. Rizvi, daha önce de belli bir siyasi partiyi baskıyla saf dışı bırakmak için her türlü çabanın gösterildiğini, partinin dağıtıldığı ve yeni siyasi partilerin kurulduğunu sözlerine ekledi.

Rizvi, siyaset mühendisliği süreci ile ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

Nüfuzlu güçler, kendilerini güçlendirmek ve bu güçlere tabi olacak bir hükümet oluşturmak için bu süreci üstlenirler. Bu sürecin halkın sorunlarıyla ya da demokrasinin gelişmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü yüksek enflasyon, işsizlik, güven ortamının yok olması gibi konular bu süreç için bağlayıcı değildir."

En büyük sorununun hiçbir siyasi partinin halkın desteğiyle iktidara gelememesi olduğunu söyleyen Rizvi, "Bu yüzden tüm siyasi gruplar, nihai kararı veren ve insanların karşılaştığı sorunları umursamayan nüfuzlu güçlere yöneliyorlar. Ekonomik durum ve devlet yönetimiyle ilgili sorunlar şu anda kimsenin umurunda değil. Yalnızca bir siyasi partinin baskıyla siyaset sahnesinden dışlamaya ve bir başka siyasi partiyi parlatmaya odaklanılmış durumda" yorumunda bulundu.

Gazeteci ve siyasi analist Masood ise nüfuzlu güçlerin bugüne kadar seçimleri kimin kazanması ve kimin kaybetmesi gerektiğini anlayamadığını söyleyerek halkın ve politikacıların, hangi partinin devlet sistemini ciddi şekilde iyileştireceğine, halkın sorunlarını çözeceğine ve kime oy verilmesi gerektiğine karar vermeleri gerektiğini söyledi. Ancak Masood, ordunun bu konulara müdahale etmesinin, devletin ilerlemesine engel olduğu gibi insanların insanca bir yaşam sürmesini de zorlaştırdığını vurguladı.

Yeni partilerin seçimlere ne gibi etkisi olur?

Ordunun kendi seçeceği bir hükümeti kurabilmek ve bu hükümeti bir kukla gibi yönetebilmek için siyaset sahnesini manipüle ettiğini ve yeni partiler kurulmasını desteklediğini söyleyen Masood, "Şu an iktidarı halka vermek yerine kendilerine uygun adayların seçimleri kazanması için siyaset sahnesini manipüle ediliyorlar. Önümüzdeki seçimlerde farklı partilerden oluşan bir koalisyon hükümeti kurulacak. Hiçbir siyasi parti tek başına iktidara gelemeyecek ve meclis çoğunluğuna sahip olamayacak. Böylece ordu onlara daha kolay bir şekilde direktifler verebilecek" değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Rizvi, daha önce de benzer deneyimlerin olduğunu ve ordunun bu yöntemi daha önce de bir siyasi parti, ordunun üstünlüğünü kabul etmeyi ve onun istediği politikaları benimsemeyi reddettiğinde kullandığını söyledi. Sadece parti üyelerinin bu duruma karşı çıkmasının yeterli olduğunun altını çizen Rizvi, 1990'lı yıllarda Pakistan Müslüman Birliği-Navaz (PML-N) iktidarının ve 2018 yılında İmran Han iktidarının başına gelenin de bu olduğunu vurguladı. Rizvi, şimdi kurulan partilerin de aynı görevi yerine getireceğini ve onlardan istediğinde hükümete karşı cephe alacaklarını kaydetti.

Rizvi, sözlerini şöyle sürdürdü:

Son gelişmeler geçmişten hiç ders çıkartmadığımızı gösteriyor. Öyle ki dünyanın çeşitli ülkelerinde kalkınma için yeni gelecek planları hazırlanırken biz halen irademize göre hareket eden hükümetlerin kurulması için direniyor, fakat Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) kurtulmanın hayalini bile kuramıyoruz. Bir hükümet halkın desteğiyle kurulmazsa halk bu hükümetin kararlarını ya da politikalarını nasıl kabul edebilir? Bu tecrübeler, mevcut durumda herhangi bir iyileşmenin önünü açmazken sadece durumu daha da kötüleştirecektir. PTI'nin siyasi olarak parçalanması, yeni partiler kurulması ve halkı bu partileri desteklemeye zorlamak geçmişte işe yaramadığı gibi gelecekte de işe yaramayacak."

Sonuç olarak, siyasi gruplar kendilerine getirilen kısıtlamalardan, çalışma alanı ve özgürlüğü verilmemesinden şikayetçi olmaya devam ederken siyaset sahnesindeki bölünmüşlük hali, özellikle son gelişmeler siyasi partilerin popülaritesini olumsuz yönde etkilediğinden bu şikâyetin önemini artırıyor.

 

Independent Urdu - Independent Türkçe



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.