Afrika’daki darbelerde Rus bayrağının açılmasının nedenleri

Fotoğraf Altı: Niamey’de Rusya bayrağı dalgalandıran darbe yandaşları. (AP)
Fotoğraf Altı: Niamey’de Rusya bayrağı dalgalandıran darbe yandaşları. (AP)
TT

Afrika’daki darbelerde Rus bayrağının açılmasının nedenleri

Fotoğraf Altı: Niamey’de Rusya bayrağı dalgalandıran darbe yandaşları. (AP)
Fotoğraf Altı: Niamey’de Rusya bayrağı dalgalandıran darbe yandaşları. (AP)

Başta Sahel bölgesi ve Batı Afrika ülkeleri olmak üzere Afrika ülkelerinde meydana gelen darbelerde Rus bayrağının açılması adeta olağan hale geldi. Hatta bazı ülkelerde düzenli siyasi gösterilerde bile Rus bayrağı göndere çekiliyor. Peki, neden özellikle Rus bayrağı?

Mali Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita yönetiminin son yıllarında güvenlik politikalarının başarısızlığı ve ülkenin kuzeyindeki terör örgütlerinin tehdidine karşı koyamaması üzerine öfkeli halk protestoları hız kazandı. 23 Haziran Hareketi’ne mensup öfkeli protestocular, Keita ve Fransa’ya tepki gösterdi.

2020’de Mali’de halkın öfkesi arttı ve protestocular Fransız bayrağını yakmaya başladı. Aynı renklerdeki, fakat farklı bir düzen ve yöndeki üç şeritli beyaz, mavi, kırmızı Rus bayrağı yavaş yavaş görünmeden önce, Fransız askerlerinin Mali’den sürülmesini isteyen pankartlar havaya kaldırıldı.

Mali’de zaman geçtikçe Rus bayrağının görünümü arttı ve Fransız karşıtı sloganlarla ilişkilendirildi. Her zaman, 2013’ten beri terörle mücadele bahanesiyle Sahel’deki askeri varlığını ikiye katlayan eski sömürgeci güç olan Fransa’ya karşı ‘halkın hoşnutsuzluğunun’ bir ifadesi olarak görüldü. Ancak terör artmaya devam etti.

2020’de Mali’de darbeyi destekleyen gösterilerde elbette Rus bayrağı güçlü bir şekilde boy gösterdi. Ayrıca geçen yıl Burkina Faso’daki darbede yeniden ortaya çıktı. Ve şimdi Nijer’de sorunlu bölgede yeni bir askeri darbe sırasında yeniden beliriyor.

Afrika meselelerini takip eden Moritanyalı araştırmacı Muhammed el-Emin Ould Dah, bazı Afrika ülkelerindeki gösterilerde Rus bayrağının tekrar tekrar ortaya çıkmasının sadece ‘halkın hoşnutsuzluğuna’ indirgenemeyeceğine dikkat çekti. Ancak halkın hoşnutsuzluğunun da etkisi olduğunu söyleyen araştırmacı, bu hoşnutsuzluğun, kibirli politikası ve Batılı ortaklarıyla teröre karşı mücadelede başarısızlığı ve kapsamlı kalkınmayı sağlamada temsil edilen en büyük zorluğu ortaya koyması nedeniyle Fransa’ya yöneltildiğini vurguladı.

Moritanyalı araştırmacı konuya dair şu değerlendirmede bulundu:

Bu, birden fazla faktöre dayanıyor. Bu faktörlerin arasında bölgede artan Rus etkisi ve destekçileri, Afrika’da Fransa ve Batı’nın yerine Rusya’nın geçmesi projesini destekleyenlerin Rusya’nın varlığını popüler bir talep gibi göstermeye çalışmaları da yer alıyor. Bu bağlamda koordineli medya kampanyaları var.

Araştırmacı, darbelere destek veren gösterilerde Rus bayrağının tekrar tekrar ortaya çıkmasının, Rusya’nın Orta Afrika Cumhuriyeti gibi bazı ülkelerle kurduğu ortaklık ve iş birliğinden ve ardından Rusya’nın (önce Mali’de, sonra Burkina Faso’da ve şimdi de Nijer’de olduğu gibi) bazı darbeci hareketlerle kurduğu koordinasyondan da kaynaklandığını dile getirdi.

Moritanyalı araştırmacı, Afrika’da güçlenen bir ‘Rus akımına’ işaret etti. Bu akımın Batı’ya ve Fransa’ya kızan, Rusya ile iş birliğini Batı hegemonyasından çıkış yolu olarak gören bir grup genç Afrikalı subaydan’ oluştuğunu vurguladı.

Muhammed el-Emin Ould Dah, Afrikalıların Rus bayrağını dalgalandırdığında servetleri koruyan gerçek yatırımlar yaratarak, kapsamlı kalkınma sağlamak için büyük ülkelerle gerçek bir ortaklık aradıklarını söyledi. Ayrıca bunun Afrika halklarının menfaatlerinin artmasına, Afrika’ya, halklarına ve hükümetlerine saygıyla bakılmasına olanak tanıdığını dile getirdi.

Ancak Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre geçen şubat ayında Fildişi Sahili’nde bir siyasi partinin gösterileri sırasında dört gencin bayrak çekmesi gibi son zamanlarda alışılagelmiş bağlamın dışında yapılan gösterilerde Rus bayrağının dalgalandırılmaya başlanması dikkat çekti. Söz konusu gençler, kısa süre sonra ülke yetkilileri tarafından tutuklanmış ve soruşturmaya tabi tutulmuştu.

Fildişi Sahili’nin eski Cumhurbaşkanı Laurent Gbagbo liderliğindeki siyasi parti bile olayla ilgili olarak yaptığı açıklamada, gösteriyi düzenleyenlerin dört gençten Rus bayrağını katlayıp saklamalarını istediğini söyledi. Gbagbo, olayı ‘partinin imajını karalama girişimi’ olarak nitelendirmişti.

Böylece Rus bayrağının dalgalandırılması, hala Fransız konvoyunda bulunan Batı Afrika ülkelerinde bayrağın sahibi hakkında soruşturmaya konu olan bir ‘suçlama’ haline geldi. Yapılan değerlendirmeler ilk askeri darbeyle Rus bayrağının açılması ve Fransa bayrağının yakılmasıyla durumun kısa süre içinde değişebileceği yönünde.



Japonya'da tema park "terör tehdidi" şüphesiyle geçici kapatıldı

Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
TT

Japonya'da tema park "terör tehdidi" şüphesiyle geçici kapatıldı

Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)

Japonya'nın başkenti Tokyo'daki "Hello Kitty" karakterli tema park, "terör tehdidi" şeklinde tanımlanan uyarı almasının ardından geçici olarak kapatıldı.

Resmi Kyodo ajansının haberine göre, başkentin batısında bulunan Tama bölgesindeki "Sanrio Puroland" tema park yönetimi, "tehlikeli" başlıklı e-posta aldı.

"Terör tehdidi" şeklinde tanımlanan e-postada, tema park sahasına "tehlikeli nesnenin yerleştirildiği" uyarısı yapıldı.

Söz konusu e-posta, park yönetimince, emniyet güçlerine ihbar edildi. İhbarda, "terör tehdidinden" şüphelenildiği aktarıldı.

Sanrio Puroland'ın internet sitesinde "Müşterilerin, oyuncuların ve sahadaki personelin güvenliğini tam olarak sağlayamadığımız için geçici olarak kapalıyız." ifadesi kullanıldı.

Bölgeye sevk edilen polislerin tema parkta yaptığı aramada, şüpheli bir nesne saptanmadığı açıklandı.

Devlet televizyonu NHK'ye göre, emniyet güçleri, "tehlikeli nesne" uyarısı yapılan e-postanın kaynağını araştırıyor.

Hem çocuk hem yetişkinlere yönelik "Hello Kitty" dahil Sanrio marka birçok çizgi dizi karakterinin yer aldığı iç mekan tema parkı, Aralık 1990'da hizmete açılmıştı.


Çin'in Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişi öldü

Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
TT

Çin'in Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişi öldü

Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)

Çin'in Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Yerel yönetimden yapılan açıklamaya göre, Yuhuatay merkez ilçesindeki çok katlı konut kompleksinde dün sabah yangın çıktı.

Yangında 15 kişi hayatını kaybetti, 44 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin sağlık durumunun kritik olduğu belirtildi.

Sosyal medyada yer alan videolarda, alt kattan çıkan alevlerin binanın cephesini sararak üst katlara yükseldiği görüldü.

İtfaiye ekipleri 25 araçla yangına müdahale ederken, söndürme ve kurtarma çalışmaları 8 saate yakın sürdü.

Olayla ilgili soruşturmada, ilk belirlemelere göre yangının, apartmanın zemin katında elektrikli bisikletlerin park edildiği bölümde başladığı belirlendi.

Çin'de bu yılın başında meydana gelen ölümlü yangın vakalarının ardından merkezi hükümet, yerel yönetimlerden güvenlik tedbirlerini artırmalarını istemişti.

Hınan eyaletinde 20 Ocak'ta kır yatılı ilköğretim okulundaki yangında 13 öğrenci, 24 Ocak'ta Ciangşi Cuang Özerk Bölgesi'nin merkezi Şinyü şehrinde apartmanda çıkan yangında ise 39 kişi yaşamını yitirmişti.


‘DEAŞ’ın gelini’ olarak bilinen Şamima Begüm, İngiliz vatandaşlığını geri alma mücadelesini kaybetti

Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
TT

‘DEAŞ’ın gelini’ olarak bilinen Şamima Begüm, İngiliz vatandaşlığını geri alma mücadelesini kaybetti

Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)

Londra Temyiz Mahkemesi, bugün itibarıyla, öğrenci olduğu dönemde Suriye'ye giderek DEAŞ’a katılmak amacıyla ülkesini terk eden İngiltere doğumlu Şamima Begüm'ün, vatandaşlığının iptaline yönelik karara yönelik itirazı reddetti.

İngiliz hükümeti, ulusal güvenlik gerekçesiyle Begüm'ün vatandaşlığını 2019 yılında, Suriye'deki bir gözaltı kampında bulunmasının ardından iptal etmişti. Şu an 24 yaşında olan Begüm, alınan kararın yasa dışı olduğunu savunarak İngiliz yetkililerin kendisini insan ticareti mağduru olup olmadığını doğru bir şekilde değerlendirmediğini iddia etti. Bu argüman, Şubat 2023 yılının şubat ayında gerçekleşen alt mahkeme tarafından reddedilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre ekim ayında yapılan temyiz başvurusu üzerine mahkeme bugün yaptığı açıklamada, Begüm'ün durumuna ilişkin kararın zorlu olduğunu kabul etmekle birlikte, durumdan kendisinin sorumlu olduğunu belirtti. Yargıç Sue Carr, mahkemenin görevinin kararı yasal açıdan değerlendirmek olduğunu, bu bağlamda yapılan inceleme sonucunda vatandaşlıktan mahrumiyet kararının yasa dışı olmayıp temyizin reddedildiğine karar verdiğini ifade etti.

Hükümet, mahkemenin kararını memnuniyetle karşıladı. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, İngiltere’nin ve halkının güvenliğinin önceliği kapsamında bu yönde alınan her kararın güçlü bir şekilde savunulacağını belirtti.

Begüm'ün avukatları, onun ve Suriye'de kalmış diğer kişilerin İngiltere'ye geri dönüşü için çağrıda bulundu ve bu talebin reddedilmesini ‘utanç verici’ olarak niteledi.

Begüm'ün avukatı Gareth Peirce, gazetecilere şun açıklamayı yaptı:

"Fransa, Almanya, Belçika, ABD, Kanada ve Avustralya gibi diğer tüm ülkeler, vatandaşlarını geri getirdi. Benzer durumda olan her ülke, vatandaşlarını geri almak dışında bir çözüm olmadığını kabul etti. Şimdi İngiltere neredeyse yalnız kaldı."

Begüm'ün durumu, onun terör örgütüne kendi iradesiyle katıldığını iddia edenlerle, henüz bir çocukken ayrıldığı ve iddia edilen suçlar için İngiltere'de yargılanması gerektiğini savunanlar arasında tartışma konusu oldu

Begüm, 2015 yılında 15 yaşındayken iki okul arkadaşıyla birlikte Londra'dan ayrılarak Suriye'ye gitmiş, orada DEAŞ mensubu biriyle evlenmişti. Doğurduğu üç çocuk henüz bebekken yaşamını yitirmişlerdi.

Genç kadın, 2019 yılından bu yana Suriye'de, Roj Kampı'nda, diğer yabancı kadın ve çocuklarla birlikte yaşıyor.


UNICEF: Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor

AA
AA
TT

UNICEF: Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor

AA
AA

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, savaş nedeniyle Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'sinin sınıf içi eğitim verebildiğini bildirdi.

Elder ile Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Delegasyonu'nun Ukrayna'daki Başkanı David Fisher, BM Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında 24 Şubat 2022'den bu yana devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son 2 yılda savaşın yıktığı Ukrayna'daki çocukların aylarca zorunlu olarak yer altındaki sığınaklarda kaldığını hatırlatan Elder, çok sayıda çocuğun bu nedenle derin psikolojik sıkıntılar yaşadığını söyledi.

Sözcü Elder, "Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor. Bu durum, diğer sonuçlarının yanı sıra sosyalleşmenin engellenmesine yol açıyor." dedi.

Fisher, çevrim içi katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Ukrayna'daki insanların zorluklara rağmen çabaladığını ancak bombardımanlar ve belirsizlik nedeniyle toparlanmalarının mümkün olmadığını kaydetti.

Savaş nedeniyle en ağır yıkımın olduğu bölgelerde temel hizmetlere erişim sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Fisher, sahadaki ortaklarıyla Ukrayna halkına destek olmayı sürdürdüklerini ifade etti.

Fisher, ayrıca Ukrayna'da en fazla ihtiyacın ve zor erişimin doğu bölgesindeki temas hattında olduğuna dikkati çekti.


Guterres: "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor"

AA
AA
TT

Guterres: "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor"

AA
AA

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor." dedi.

Guterres, BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen Ukrayna oturumunda konuştu.

BM Şartı ve uluslararası hukukun dünyayı savaştan korumak için yol haritası sunduğunu aktaran Guterres, "Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı topyekün işgali ikisini de ihlal etti." diye konuştu.

Guterres, adil bir barışın artık sağlanması gerektiğini belirtti.

Mevcut dünya düzenini "kaotik" olarak tanımlayan Guterres, güç ilişkilerinin net olmadığını ve bu nedenle istikrarsızlık ve "dokunulmazlık" hislerinin yaygınlaştığını söyledi.

Guterres, savaşlarda herkesin acı çektiğine dikkati çekerek, Ukrayna halkının savaş nedeniyle çok büyük acılara maruz kaldığının altını çizdi.

10 binden fazla sivilin öldürüldüğünü, hastaneler, okullar, sağlık tesisleri ve sivil altyapıların yok edildiğini dile getiren Guterres, BM'nin yaygınlaşan şiddeti kayıt altına aldığını ifade etti.

Guterres, Rus ordusunun siviller ve esirlere işkence ile cinsel şiddet uyguladığının belgelendiğini belirterek, "Tüm sorumlular hesap vermelidir." şeklinde konuştu.

Ukraynalı ailelerin çocuklarını kaybetme korkusu yaşadığını kaydeden Guterres, Ukrayna dışına çıkarılan tüm çocukların aileleriyle tekrar bir araya getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Guterres, yaklaşık 4 milyon Ukraynalının yerinden edildiğini, bunlardan 1 milyonunun çocuklardan oluştuğunu söyleyerek, ülkede 14 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu bildirdi.

Rusya'nın Kırım'ı yasa dışı ilhakının da üzerinden 10 yıl geçtiğini anımsatan Guterres, "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Guterres, savaşın Rus halkına da zarar verdiğini, binlerce genç Rus'un cephede öldüğünü, çatışmanın yayılma riskinin de yüksek olduğunu belirtti.

Savaşın dünya genelinde ise jeopolitik bölünmüşlükleri derinleştirdiğini aktaran Guterres, diğer acil küresel sorunlara da odaklanılmasını engellediğini kaydetti.

Guterres, savaşın yarattığı acı ve küresel gerginliğin üzerinden iki yıl geçtiğini anımsatarak, "Artık yeter. BM Şartı'nı küçümsemek büyük sorun, ona saygı duymak ise çözüm yaratır." dedi.


ABD'nin batı bölgesinde yüksek irtifada tespit edilen bir balon takibe alındı

Çin casus balonu (Arşiv-AA)
Çin casus balonu (Arşiv-AA)
TT

ABD'nin batı bölgesinde yüksek irtifada tespit edilen bir balon takibe alındı

Çin casus balonu (Arşiv-AA)
Çin casus balonu (Arşiv-AA)

ABD yetkililerin, ülkenin batı bölgesinde yüksek irtifada uçan, aidiyeti ve amacı bilinmeyen bir balon tespit ettikleri ve takibe aldıkları belirtildi.

CBS’in haberine göre, bir askeri uçak tarafından tespit edilen balonun ilk incelemeler sonucu bir tehdit oluşturmadığı kaydedildi.

Colorado eyaleti üzerinde yaklaşık 12 bin metre irtifada uçan balonun kime ait olduğu ve hangi amaçla bırakıldığının henüz bilinmediği, balonun hava akımıyla doğuya, Georgia eyaletine doğru sürüklendiği ifade edildi.

Balonun yetkililer tarafından takibinin yapıldığı bildirildi.

ABD semalarında geçen yıl şubatta da tespit edilen ve Çin'e ait olduğu ortaya çıkan benzeri bir yüksek irtifa balonu, ülkede uzun süre gündem olmuştu.

ABD ile Çin arasındaki "casus balon" krizi

ABD Savunma Bakanlığı, 3 Şubat 2023'te Çin'e ait yüksek irtifa istihbarat balonunun ABD ana kıtası üzerinde uçuş yaptığının ve Montana eyaletinde aralarında nükleer başlık ve uzun menzilli füze depolarının olduğu bazı hassas askeri tesislerin üzerinden geçtiğinin tespit edildiğini bildirmişti.

Çin, balonun ülkeye ait sivil bir hava aracı olduğunu, meteorolojik araştırma için kullanıldığını, kontrol kabiliyeti sınırlı olduğundan rüzgarlarla sürüklenerek yanlışlıkla ABD hava sahasına girdiğini ileri sürmüştü.

Çin'in açıklaması Washington'ı tatmin etmemiş; balon, 4 Şubat'ta, Başkan Joe Biden'in emriyle Atlantik Okyanusu üzerine çıktığında, ABD kara sularında Amerikan ordusuna ait savaş uçağı tarafından vurularak düşürülmüştü.

Pekin yönetimi, "sivil insansız hava aracına güç kullanarak müdahale ettiği" gerekçesiyle ABD'yi protesto etmişti.


Navalni’nin ekibi: “Rus yetkililer onu hapishane yerleşkesine gömmekle tehdit ediyor

Aleksey Navalni (AP)
Aleksey Navalni (AP)
TT

Navalni’nin ekibi: “Rus yetkililer onu hapishane yerleşkesine gömmekle tehdit ediyor

Aleksey Navalni (AP)
Aleksey Navalni (AP)

AFP’nin önde gelen Rus muhalefet ekibinden aktardığına göre Rus müfettişler, dün (23 Şubat Cuma) ailesinin halka kapalı bir cenaze töreni düzenlemeyi kabul etmemesi halinde Aleksey Navalni’yi Arktik bölgesindeki hapishane yerleşkesine gömmekle tehdit etti.

Navalni, Kremlin’e karşı kampanyasına yönelik suçlamalar nedeniyle üç yıl hapis yattıktan sonra 16 Şubat’ta öldü.

Yetkililer şimdiye kadar cesedini geçtiğimiz Cumartesi günü kuzey Sibirya’daki hapishane yerleşkesine gelen annesine teslim etmeyi reddetti.

Rus muhalif Navalni’nin annesi (Reuters)
Rus muhalif Navalni’nin annesi (Reuters)

Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, X üzerinden yaptığı açıklamada “Bir saat önce müfettişler Alesey’in annesini aradılar ve ona bir süre verdiler. Halka açık bir veda olmadan gizli bir cenaze törenini kabul etmek için üç saati var, yoksa Aleksey yerleşkeye gömülecek” dedi.

Annesi Lyudmila Navalnaya’nın pazarlık etmeyi reddettiğini, çünkü oğlunu nasıl ve nereye gömeceğine karar verme yetkisine sahip olmadıklarını belirtti.

Navalni’nin ekibi, Kremlin’in Navalni’nin ölümünden sonra bile korktuğunu, onu desteklemek ve Putin’e karşı bir gösteriye dönüşebilecek popüler bir cenaze törenine izin vermediğini söyledi.

Ekip, daha önce Putin’i Navalni’nin cesedinin bağımsız bir adli tıp analizine izin vermeyerek eylemlerini örtbas etmeye çalışan bir ‘katil’ olarak tanımlamıştı.

Rus polisi, geçen hafta Navalni için düzenlenen anma törenlerinde yüzlerce kişiyi gözaltına aldı.

Putin, Navalni’nin ölümüyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.


Beyaz Saray, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nı İran ve Rusya'ya yardım etmekle suçladı

Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)
Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)
TT

Beyaz Saray, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nı İran ve Rusya'ya yardım etmekle suçladı

Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)
Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)

Beyaz Saray, dün ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Başkanı Mike Johnson'a yönelik eleştirisini artırdı ve onu Ukrayna'ya yardım göndermeyi amaçlayan bir ulusal güvenlik tasarısının oylanmasını engelleyerek İran ve Rusya'ya yardım etmekle suçladı.

Reuters'e konuşan altı kaynak, İran'ın Rusya'ya çok sayıda güçlü ‘karadan karaya’ balistik füze sağladığını ve bunun ABD yaptırımlarına tabi iki ülke arasındaki askeri işbirliğini güçlendirdiğini söyledi. Beyaz Saray Basın Sekreteri Yardımcısı Andrew Bates, İran’ın Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşındaki ve Ukrayna şehirlerine yönelik saldırılarındaki yeteneklerini artırmak için çok çalıştığını söyledi. Bates, “Başkan Biden İran'a karşı çıkıyor, ancak tüm bunların içinde Meclis Başkanı Johnson'dan 'İran'ı memnun etmeme' taahhüdü nerede bekleniyor? Başarılamadı. Bunun yerine onun eylemsizliği Putin ve Hamaney'e fayda sağlıyor” dedi.

Geçtiğimiz hafta Senato çoğu yasayı onaylayan Demokratlara katılan 22 Cumhuriyetçi de dahil olmak üzere 70'e 30'luk ezici tarafın Ukrayna, İsrail ve Tayvan için 95 milyar dolar değerinde bir yardım tasarısını onayladı. Johnson, kararı oylamaya sunmadan Temsilciler Meclisi'ne iki haftalık bir tatil vererek, “Senato bizi harekete geçmeye zorlamayacak” dedi. Johnson, herhangi bir uluslararası askeri ve insani yardım paketinin, ABD'nin Meksika sınırındaki güvenliği ele alacak önlemleri de içermesi gerektiğini söyledi.


Venezuela'da altın madeninde göçük meydana geldi: 16 ölü

Bolivar eyaletinde yasa dışı altın madeninin çökmesi sonucu hayatını kaybeden madencinin tabutu insanlar tarafından taşınıyor (Reuters)
Bolivar eyaletinde yasa dışı altın madeninin çökmesi sonucu hayatını kaybeden madencinin tabutu insanlar tarafından taşınıyor (Reuters)
TT

Venezuela'da altın madeninde göçük meydana geldi: 16 ölü

Bolivar eyaletinde yasa dışı altın madeninin çökmesi sonucu hayatını kaybeden madencinin tabutu insanlar tarafından taşınıyor (Reuters)
Bolivar eyaletinde yasa dışı altın madeninin çökmesi sonucu hayatını kaybeden madencinin tabutu insanlar tarafından taşınıyor (Reuters)

Venezuelalı yetkililer dün, ülkenin güneyinde yasa dışı bir altın madeninin çökmesi sonucu 16 kişinin öldüğünü doğruladı ve yaklaşık 200 kişinin bölgeden tahliye edildiğini, göçük altında kalan kişilerin ise arandığını duyurdu.

16 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan kaza, Salı günü öğleden sonra Bolivar eyaletindeki Pola Loca madeninde meydana geldi. Heyelan meydana geldiğinde onlarca madencinin bölgede çalıştığı açıklandı.

Vali Angel Marcano bir basın toplantısında "Başka ölüm bildirilmedi" dedi.

Bolivar bölgesi büyük altın, elmas, demir, boksit ve kuvars rezervlerine sahip olup, devlet tarafından işletilen madenler ve yasadışı gruplar tarafından işletilen madenler de bulunmaktadır.

Aralık ayında aynı eyalette meydana gelen göçükte en az 12 kişi hayatını kaybetmişti.


Brezilya Devlet Başkanı İsrail'i Gazze'de ‘soykırım’ yapmakla suçlamakta ısrar ediyor

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, dün Rio de Janeiro'da düzenlenen bir etkinlikte (AFP)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, dün Rio de Janeiro'da düzenlenen bir etkinlikte (AFP)
TT

Brezilya Devlet Başkanı İsrail'i Gazze'de ‘soykırım’ yapmakla suçlamakta ısrar ediyor

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, dün Rio de Janeiro'da düzenlenen bir etkinlikte (AFP)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, dün Rio de Janeiro'da düzenlenen bir etkinlikte (AFP)

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, İsrail'in Filistin Şeridi'ndeki Hamas'a yönelik saldırısını "Yahudi Soykırımı Holokost"a benzetmesiyle kısa süre önce diplomatik bir krize yol açmıştı. Brezilya Devlet Başkanı dün (Cuma), İsrail'i Gazze'deki Filistinlilere karşı soykırım yapma suçlamasında ısrar etti.

Lula, Rio de Janeiro'daki bir etkinlikte: "İsrail Devleti'nin yaptığı savaş değil. Soykırımdır, çünkü kadınları ve çocukları öldürüyor" dedi. İsrail, pazartesi günü benzer açıklamalar yapmasının ardından Lula'yı "istenmeyen kişi" ilan etmişti.

Bu, Brezilyalı liderin, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısını Holokost'a benzetmesinin yol açtığı tartışmadan bu yana ilk tepkisi. Lula, “soykırım” terimini defalarca vurgulayarak tutumunu sürdürdü.

Lula, "Bu bir soykırımdır. Öldürülen binlerce çocuk, kayıp olan binlerce insan var. Ölenler askerler değil, hastanelerdeki kadınlar ve çocuklar. Bu soykırım değilse ne olduğunu bilmiyorum" ifadelerini kullandı.