Nijer krizi: Fransa fırtınanın tam ortasında kaldı

Anayasal düzeni yeniden tesis etmek için Paris baskısıyla ilgili merak edilenler

Niamey'de Rusya yanlısı gösterilerden bir kare (AP)
Niamey'de Rusya yanlısı gösterilerden bir kare (AP)
TT

Nijer krizi: Fransa fırtınanın tam ortasında kaldı

Niamey'de Rusya yanlısı gösterilerden bir kare (AP)
Niamey'de Rusya yanlısı gösterilerden bir kare (AP)

‘Fransa fırtınanın tam ortasında kaldı.’ 1960 yılında bağımsızlığını kazanan eski Fransız sömürgesi Nijer'de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak Paris yönetiminin durumu bu şekilde özetlenebilir. Nijer, son altmış yılda, dünyanın en fakir bölgelerinden olan bir coğrafyada, art arda gelen askeri darbelerin etkisi altında yaşadı. 

Başkent Niamey'deki Fransız Büyükelçiliği'nin girişinde bir gösteri düzenlendi. Bazı göstericiler binaya saldırmaya, tabelasını söküp ezmeye çalıştı. Bu sırada Nijer’de konuşlanmış Fransız kuvvetlerinin ülkeyi terk etmesine yönelik sloganlar atıldı. Anlaşıldığı üzere Nijer’deki Fransız varlığı artık arzu edilen bir şey değil. 

Sert uyarı 

Elysee Sarayı kaynaklarının aktardığına göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşanan olaylar karşısında doğal olarak şiddetli bir uyarıda bulundu. Öyle ki Fransa vatandaşlarının menfaatlerinin, konsolosluğunun ve diplomatik temsilcilerinin hedef alınması gibi bir durum meydana geldiğinde, Paris yönetiminin sessiz kalması veya herhangi bir gevşeklik göstermesi beklenemez. Niamey'deki Fransız Büyükelçiliği önünde binlerce kişinin gösteri yapması üzerine Elysee Sarayı tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Macron'un, Nijer'de “Fransa'ya ve onun çıkarlarına yönelik herhangi bir saldırıya müsamaha göstermeyeceği” ifade edildi. Elysee Sarayı, eğer böyle bir girişimle karşı karşıya kalınırsa Paris yönetiminin devrimci askeri güçleri destekleyerek ‘derhal ve sert bir şekilde’ karşılık vereceğini bildirdi. Açıklamanın devamında “Fransız vatandaşlara, orduya, diplomatlara ve Fransa karargahına saldıran herkes, şiddetli bir tepkiyle karşılaşacaktır. Bununla beraber Cumhurbaşkanı, Fransa'ya ve onun çıkarlarına yönelik herhangi bir saldırıya müsamaha göstermeyecektir” ifadeleri yer aldı.

Protestocular Niamey'deki Fransa Büyükelçiliği’nin tabelasını söktü. (AFP)
Protestocular Niamey'deki Fransa Büyükelçiliği’nin tabelasını söktü. (AFP)

Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığındaki Yüksek Savunma Konseyi'nin Cumartesi günü yaptığı toplantının ardından Nijer'e “kalkınma ve bütçe desteğine yönelik her türlü yardımı dondurma” kararı aldığı bildirildi. Bu esnada Paris yönetimi, Nijer için anayasal düzene dönüş ve alıkonulan Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’un serbest bırakılması talebini yineledi. Fransa Dışişleri Bakanlığı daha önce yapmış olduğu bir açıklamada Paris yönetiminin, Avrupa Birliği (AB), Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Afrika Birliği (AfB) ve ABD'nin benimsediği darbe kaynaklı bu yeni durumu ‘tanımayacağını’ belirtti.

Paris yönetimi, her zaman olduğu gibi, Afrikalıları hırslandırmak ve harekete geçirmek için uğraşıyor. Bunu yaparken, Nijer'in iç işlerine karışmakla suçlanmamak için ‘arka planda liderlik’ adıyla bilinen ABD düsturuyla hareket ediyor. Elysee Sarayı, Fransa'nın “tüm bölgesel girişimleri, cumhuriyetçi sistemi yeniden kurmayı ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum'un Nijer devletinin başındaki görevlerini yerine getirmek üzere geri dönmesini” hedefleyen tüm çabaları desteklediğini yineledi.

Kritik durum

Ne var ki doğrudan Fransız çıkarlarını hedef almak, Fransa'yı çok kritik bir konuma getirerek Niamey ile ilişkisini uçtan uca kaydırıyor. Nijer'in, Sahel ülkeleri arasında Fransa'ya en yakın ülkelerden biri olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu ilişki özelinde, El Kaide başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele amacıyla Fransa ve Nijer arasında bir ‘savaş’ ortaklığı da bulunuyor. Bilindiği üzere Fransa, Nijer'in başkenti yakınlarında ‘üçgen sınır’ olarak bilinen, Nijer sınırlarının Mali ve Burkina Faso ile kesiştiği, terör örgütlerinin yoğun faaliyet gösterdiği bu bölgede konuşlanmış askeri bir güce sahip.

Macron'un 23 Haziran'da Elysee Sarayı'nda Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum ile görüşmesinden bir kare (AFP)
Macron'un 23 Haziran'da Elysee Sarayı'nda Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum ile görüşmesinden bir kare (AFP)

İşte bu yüzden Nijer'in Batı himayesinde ve Fransa'nın kollarında kalması büyük önem arz ediyor. Fransız kuvvetlerinin önce Mali'yi, ardından Burkina Faso'yu terk ettiğini düşünürsek, Paris yönetiminin terör örgütleriyle çatışma arenasında herhangi bir dayanağı kalmayacaktır. Paris yönetimi daha önce Mali ve Nijer’de konuşlandırdığı Barkhane kuvvetinin bir kısmını tekrardan konuşlandırdı. Böylece Paris yönetimi ihtiyaç anında vatandaşlarının ve kurumlarının korunmasını sağlayacak gücü her an elinde bulunduruyor. Paris yönetimi böyle bir güce sahip olsa da askerlerinin Nijer'in iç işlerine karışmasını istemediği için, Cumhurbaşkanlığı tarafından ‘önleyici uyarı bildirisini’ yayınladı. Paris yönetimi, sonuçları ağır olabilecek herhangi bir müdahaleye karışmamak adına dişlerini göstermeyi de ihmal etmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Fransa Dışişleri Bakanlığı, askeri uyarıya paralel olarak yaptığı açıklamada, “Güvenliğinin sağlanması gerektiğini” vurgulayarak “sınırları içerisinde yer aldığı ülkenin sorumluluğunda olan diplomatik unsurları hedef alan saldırıları” kınadı. Açıklamada, “Nijer güçlerinin görevlerinden birinin de konsolosluk organlarına ve diplomatik temsilcilere Viyana Sözleşmesi uyarınca koruma sağlamak olduğu” belirtildi. Açıklamanın devamında “Nijer güçlerini uluslararası hukukun kendilerine yüklediği görevleri derhal yerine getirmeye çağırıyoruz” ifadeleri yer aldı.

Fransızların kızgınlığını artıran şeylerden biri de göstericilerin, Nijer ve Rus bayraklarını Fransa Büyükelçiliği’nin tabelasıyla değiştirmesidir. Yasaklara rağmen yapılan her gösteride, Rus bayrakları çekilmesi yetmezmiş gibi darbecilere destek veren Fransız kuvvetleri kastedilerek Fransa’nın ülkeden defolması yönünde sloganlar atılıyor. Fransa, geçmişte benzer gösteriler düzenleyen M62 adlı sivil hareket üzerinden Fransa karşıtı gösterilerde Rusya'nın parmağının olduğunu düşünüyor.

Askeri üsler

Nijerya'nın durumundaki gelişmelerle doğrudan ilgilenen tek Batılı ülke Fransa değil. Zira Fransa’nın Nijer’deki konumu, iki askeri üssü bulunan ABD'ninkine yakın. Üslerden biri ülkenin kuzeydoğusunda yer alıyor. Bu üsten Sahel bölgesi ile orta ve batı Afrika'daki teröristleri hedef almak için operasyonlar yapılıyor. ABD’nin ülkede üsleri olmasına rağmen Nijer’in eski sömürge ülkesi Fransa’ya karşı kini en güçlü seviyede. Bugün ortaya çıkan soru, Paris'in Nijer'deki olayların gidişatını etkilemek için sahip olduğu araçlarla ilgili.

(foto altı) Göstericiler, Fransa'yı Nijer'i terk etmeye çağıran ve Rusya'yı öven pankartlar açtılar. (Reuters)
Göstericiler, Fransa'yı Nijer'i terk etmeye çağıran ve Rusya'yı öven pankartlar açtılar. (Reuters)

Açıkça görülüyor ki, kamuoyunda ve perde arkasında aktif olan Paris, darbecilerin operasyonlarından geri adım atmasını umuyordu. Ancak darbe hareketinin temelinde yer alan silahlı kuvvetlerin Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı safında yer almasıyla birlikte bu bahsin başarı şansı kalmamış görünüyor. Dolayısıyla Paris, Afrika ve Avrupa kartlarını güçlü bir şekilde oynuyor ve büyük ihtimalle Nijer gibi 20 milyon nüfuslu ve dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan bir ülkenin uluslararası yardım olmadan yaşayamayacağını düşünüyor.

Dünya Bankası'na göre Nijer yılda yaklaşık iki milyar dolar yardım alıyor. Bu yardımın 122 milyon avroluk kısmı Fransa'dan ve bunun iki katı AB'den geliyor. Ancak Mali ve Burkina Faso ile yaşanan geçmiş deneyimler, yaptırımların ve ekonomik izolasyonun zamanı geri döndürmek için yeterli olmadığını göstermiştir. Buradan hareketle, Niamey'e anayasal düzene dönmesi için bir haftalık mühlet veren ECOWAS’ın üstü kapalı askeri müdahaleye başvurma uyarısı, bu darbeyle mücadelede en önemli gelişmeyi oluşturmaktadır.

ECOWAS, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden (BMGK) yeşil ışık almayıp yalnızca Rusya'nın onayına ihtiyaç duyarak bunu yapabilir mi? Bu garanti edilemez. Bu nedenle, silahlı kuvvetlerin saflarını bölmek ve bazı birimlerini kendisini ülkenin cumhurbaşkanı olarak atayan darbe lideri Abdurrahman Tchiani’ye desteği bırakmaya zorlamak için çaba sarf edilirken, belirsizlik en belirgin manşet olmaya devam edecek.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.