İran: DMO donanma envanterini güçlendiriyor

300 ila bin kilometre menzilli seyir füzeleri, balistik füzeler ve SİHA’lar envantere eklendi

DMO’ya ait SİHA’lar, balistik ve seyir füzeleri (Tasnim)
DMO’ya ait SİHA’lar, balistik ve seyir füzeleri (Tasnim)
TT

İran: DMO donanma envanterini güçlendiriyor

DMO’ya ait SİHA’lar, balistik ve seyir füzeleri (Tasnim)
DMO’ya ait SİHA’lar, balistik ve seyir füzeleri (Tasnim)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD'nin deniz tehditlerini caydırmak için takviye kuvvetler gönderdiği bir dönemde, donanma birliğine bin kilometre menzilli yapay zekâya sahip silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve füzeler sağlayarak programlarını sürdürdü. ABD, son hamlesinde, Arap (Basra) Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticaret gemilerine koruma sağlamayı teklif etti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre, ‘300 ila bin kilometre menzilli seyir füzeleri, balistik füzeler ve çeşitli türde İHA’lar,’ DMO’nun donanma birliklerine eklenen sistem ve ekipmanlar arasında yer alıyor.

DMO güçleri, geçen hafta işgal altındaki üç Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) adasından biri olan Abu Musa Adası'na tatbikatlar başlattı. Eğitime DMO'nın taktik kolu olan Besic milislerinin özel birliklerinin yanı sıra DMO'nun deniz kuvvetleri de katıldı.

Tatbikatlara paralel olarak DMO medyası da füzelerde yapay zekâ kullanımına dikkat çekmek için bir propaganda kampanyası başlattı. DMO’ya bağlı Tasnim haber ajansı, tatbikatların 600 kilometre menzilli seyir füzesi rampaları taşıyan yeni sürat teknelerinin fırlatılmasını da kapsadığını aktardı.

rt45
DMO Deniz Kuvvetleri’ne teslim edilen SİHA’lar (Tasnim)

DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Alirıza Tengsiri, devlet televizyonuna yeni füzelerin daha iyi isabet oranına ve daha uzun menzile sahip olduğunu söyledi. Tengsiri, “Seyir ve balistik füzeler menzili artırabilir, işleme süresini kısaltabilir, bariyerlerin arkasından yuvarlak füzeler fırlatabilir, düşmanlarla elektronik harp yapabilir, fırlattıktan sonra hedefi değiştirebilir ve yapay zekâ kullanabilir” ifadelerini kullandı.

İranlı askeri liderler de son dönemde ‘yapay zekâ’ terimine olan ilginin artmasıyla birlikte füze sistemleri veya SİHA’ların tanıtılmasıyla ilgili konuşmalarında bu kelimeyi kullanmakta ısrar ediyorlar.

Tengsiri, SİHA’larla ilgili olarak, “SİHA sisteminde uçuş süresini artırmak, daha büyük ve daha ağır savaş başlıkları kullanmak, elektronik harbe karşı koymak, hareketli hedeflere ateş etmek ve yerlerini belirlemek mümkün” dedi.

DMO Genel Komutanı Hüseyin Selami ise, “Düşmanın varlığı bizim için tehditlerin aksine fırsata dönüştü. Bu sayede fırsatlar harekete geçirilip, tehdit ile tehlikeler zinciri kırılarak savunma ve askeri güç üretimimizin büyüme hızı artırıldı. Bugün sahadaki sistem ve ekipmanlar bize göre normal bir olgu. Geçmiş yıllardaki gibi şaşırmadık” ifadelerini kullandı.

Selami, ABD’nin özellikle balistik füzeler ve İran SİHA’larıyla ilgili yaptırımlarının, İran'ın silah cephaneliğinin genişletilmesi üzerindeki etkisini küçümseyerek “Düşmanlar bize yaptırım uygulamak istedi ama biz daha da güçlendik” dedi.

DMO Donanması, İran Ordu Donanması'na paralel bir güçtür ve İran'ın Arap Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki sularını korumakla görevlidir. DMO’nun faaliyetleri, esas olarak kısa menzilli füzeler ve makineli tüfeklerle donatılmış sürat teknelerinin konuşlandırılmasına bağlıdır.

ABD caydırıcılığı

Geçen hafta ABD'li yetkililer, ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere silahlı personel yerleştirmeyi düşündüğünü söylediler. Bu, İran'ın ticari gemilere el koyma ve taciz etme tehditlerini ve girişimlerini caydırmayı amaçlayan benzeri görülmemiş bir eylem olabilir.

İran, 2019 yılından bu yana, dünya güçleriyle çökmekte olan nükleer anlaşmasıyla ilgili müzakereler konusunda Batı'ya baskı yapma çabalarının bir parçası olarak, Arap Körfezi'nin dar ağzı olan Hürmüz Boğazı’nda bir dizi gemiye el koydu.

Öte yandan AP, geçtiğimiz Perşembe günü, ABD kuvvetlerinin ticari gemilere konuşlandırılmasının İran'ı gemilere el koymaktan caydırabileceğini yahut gerilimi artırabileceğini bildirdi.

İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fadl Şakarci, konuya dair yaptığı açıklamada, “bölge ülkelerinin, Arap Körfezi'nin güvenliğini kendi başlarına garanti edebileceklerini” ifade etti. Tasnim haber ajansı Şakarci'nin şu sözlerini aktardı: “Arap Körfezi, Umman Körfezi ve Hint Okyanusu'nun ABD ile ilişkisi ne? ABD’nin buralarla ne ilgisi var?”

Söz konusu adım aynı zamanda, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Rusya ve Çin'e odaklanmaya çalıştığı bir dönemde Ortadoğu bölgesindeki ABD kuvvetleri açısından olağanüstü bir taahhüdü temsil edecektir.

sdwe
ABD uçak gemisi USS Bataan, 20 Temmuz 2023'te Arap Körfezi'ne gitmek üzere Atlantik Okyanusu'nda ilerliyor. (AP)

ABD Donanması ve İran'ın 1988 yılında bir günlük deniz savaşına girmesiyle sonuçlanan ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük deniz savaşı olan ‘tanker savaşı’ sırasında bile ABD bu adımı atmadı.

Hareket, amfibi saldırı gemisi Bataan ve çıkarma gemisi Carter Hall'daki binlerce deniz piyadesi ve denizcinin Arap (Basra) Körfezi'ne doğru yola çıkmasıyla gerçekleşti.

Washington geçen ay, İran'ın son birkaç ayda ticari kargo gemilerine el koymasının ardından bölgedeki önemli su yollarını izlemek amacıyla Ortadoğu'ya daha fazla A10 Thunderbolt II savaş uçağı, F-16 ve F-35 savaş uçağı ve muharip Thomas Hudner göndereceğini söyledi. Zira dünya ham petrolünün yaklaşık beşte biri İran ile Umman arasındaki Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.

Tahran genellikle el konulan gemilerin alıkonulmasını nakliye ihlalleri gerekçesiyle haklı çıkarıyor. Bu gemilerden bazıları, diğer ülkeler alıkonulan İran gemilerini serbest bırakana kadar serbest bırakılmadı.

Geçen hafta gazetecilere konuşan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, Hürmüz Boğazı’nın önemini ve ABD'nin İran'ın oradaki gemileri taciz etmesiyle ilgili endişelerini vurguladı.

Yaptırımları aşmak

Kirby, “Hürmüz Boğazı, dünya çapında deniz ticareti üzerinde önemli etkisi olan hayati bir geçittir. İran'dan bu önemli geçidin işleyişini etkileyecek tehditler gördük” dedi.

ABD, yaptırım uygulanan İran petrolü taşıdığına inanılan gemileri takip etmeye başladı. Petrol endüstrisiyse İran petrolünü taşıdığı iddia edilen bir geminin Teksas açıklarında alıkonulmasına yol açabilecek başka bir İran girişiminden korkuyor.



İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
TT

İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)

AFP’nin doğruladığı videolara göre İranlılar dün, binlerce kişinin ölümüne yol açan protestoların başlamasının 40. gününde hükümet karşıtı sloganlar attılar.

Tahran'daki yetkililer ayrıca, 8 ve 9 Ocak'taki protestoların zirve noktasında hayatını kaybeden "şehitler" için anma töreni düzenledi.

İranlı yetkililer, aralık ayı sonlarında başlayan karışıklıklar sırasında 3 binden fazla kişinin öldüğünü açıkladı. Ölenlerin çoğunun güvenlik güçleri mensupları ve yoldan geçenler olduğu, ayrıca ABD ve İsrail'den destek aldıkları iddia edilen "terörist eylemlerin" faillerinin de bulunduğu belirtildi.

Başlangıçta artan hayat pahalılığına karşı ortaya çıkan protestolar, rejimi, özellikle de Yüksek Lider Ali Hamaney'i hedef alan sloganlara dönüşüp büyümeden önce bir süre hafiflemişti. Ancak son günlerde, İranlıların geceleri evlerinden ve çatılarından sloganlar attığını gösteren videolar ortaya çıktı.

Bazı videolarda ise birkaç kurbanın ölümünün 40. gününü anmak için düzenlenen anma töreninde toplanan kalabalıkların hükümet karşıtı sloganlar atıldığı görülüyor.

vffdv
Tahran'da bir kadın, İran'daki önceki hükümet karşıtı protestolarda hayatını kaybedenlerin 40. yıldönümünde öldürülen bir kişinin fotoğrafını gösteriyor (AFP)

Görüntülerde, Abadan'da (güneybatı) insanların ellerinde çiçekler ve bir gencin resmini taşıyarak, "Hamaney'e ölüm" ve "Şah çok yaşasın" diye slogan attıkları görülüyor.

Aynı şehirden bir başka videoda ise silah seslerine benzeyen sesler duyduktan sonra panik içinde koşuşturan insanlar görülüyor; ancak seslerin gerçek mermi olup olmadığı net değil.

İnsan hakları örgütleri tarafından yayınlanan videolarda ayrıca, kuzeydoğudaki Meşhed ve merkezdeki Necefebad şehirlerinde düzenlenen anma törenlerinde, kalabalıkların yönetim karşıtı sloganlar attığı da görüldü.

Tahran'daki Büyük Camii'de yetkililer tarafından düzenlenen 40. gün anma töreninde, kalabalıklar İran bayrakları ve "şehitlerin" resimlerini taşıdı; büyük kompleksin her yerinde millî marşlar ile "Amerika'ya ölüm" ve "İsrail'e ölüm" sloganları yankılandı.

Yetkililer, protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizm içeren "ayaklanmalara" dönüştüğünü söylüyor ve şiddetten ABD ile İsrail'i sorumlu tuttuyor.

Törene, aralarında Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif ve Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin de bulunduğu üst düzey yetkililer katıldı.

Tesnim haber ajansına göre Kaani, “Göstericileri ve teröristleri destekleyenler suçludur ve sonuçlarına katlanacaklardır” dedi.

Dünkü tören, İran ve ABD arasında Cenevre'de yapılan ikinci tur müzakerelerle eş zamanlı gerçekleşti. Bu müzakereler, Washington'un ölümcül protestoların ardından Ortadoğu'ya bir uçak gemisi ve saldırı gurubu konuşlandırması ve Başkan Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât tehdidinde bulunmasının ardından artan gerilimler arasında gerçekleşti.


Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)

İsrail basınına yansıyan sızıntılar, yarın (19 Şubat Perşembe) Washington’da Gazze Şeridi’ne ilişkin başlıkları ele almak üzere yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı öncesinde gündeme geldi. Söz konusu sızıntılarda, Hamas’ın silahsızlanması için 60 günlük süre tanınacağı, aksi halde ABD’nin ‘yeşil ışığıyla’ savaşın yeniden başlayabileceği ifade edildi.

Sızıntıların, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın derhal ve tamamen silahsızlanması yönündeki açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu adımı ABD ile İsrail’in, söz konusu dosyayı toplantı gündemine dayatmak amacıyla kullandığı ortak bir baskı aracı olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu baskının ‘Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratabileceği’ uyarısında bulundu.

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana, Trump’ın sunduğu öneriye dayanan bir ateşkes anlaşması yürürlükte bulunuyor. Hamas’ın silahsızlandırılması, ABD’nin ocak ayı ortasında ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu planın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu aşamanın, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden kademeli çekilmesi ve bölgede istikrarın sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasıyla eş zamanlı ilerlemesi öngörülüyordu.

İsrail tarafı ise Trump yönetiminin talebi doğrultusunda Hamas’a silah bırakması için 60 günlük süre tanınacağını, sürenin yarınki Barış Konseyi toplantısının ardından başlayabileceğini belirtiyor. İsrail hükümet sekreteri Yossi Fuchs’un pazartesi akşamı yaptığı açıklamaya dayandırılan ve The Times of Israel tarafından aktarılan haberde, Hamas’ın talebe yanıt vermemesi halinde savaşın yeniden başlatılacağı tehdidinde bulunulduğu kaydedildi.

Bu gelişme, Trump’ın pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımdan sonra geldi. Trump mesajında, “Hamas silahsızlanma taahhüdüne tamamen ve derhal uymalıdır” ifadesini kullandı.

Son sızıntı, aralık ayında gündeme gelen benzer bir iddiayı da hatırlattı. Israel Hayom gazetesi, ABD ile İsrail’in, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Florida’da gerçekleşen görüşmenin ardından Hamas’ın silahsızlandırılması için iki aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını öne sürmüştü.

Trump söz konusu dönemde Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Hamas ve silahsızlanma konusunu ele aldık. Silah bırakmaları için çok kısa bir süre verilecek, sürecin nasıl ilerleyeceğini göreceğiz” demişti. Netanyahu ise o tarihte Fox News kanalına verdiği mülakatta, Hamas’ın yaklaşık 20 bin silahlı unsurunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık 60 bin Kalaşnikof tüfeği bulundurduğunu savunmuş, savaşın hedeflerinin -başta Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması olmak üzere- henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini belirtmişti.

frrftgtr
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş insanların çadırlarının yanından geçen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Muhammed el-Umde, söz konusu sızıntının ‘İsrail’in anlaşma sürecini yalnızca sekteye uğratmayı değil, tamamen başarısızlığa sürüklemeyi amaçlayan doktriniyle örtüştüğünü’ belirtti. El-Umde, özellikle bu yıl yapılacak seçimlerle bağlantılı çıkarlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu müzakereleri uzatmaya, süreci yavaşlatacak engeller ve savaşa dönüşü meşrulaştıracak gerekçeler üretmeye ittiğini savundu.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise sızıntının birden fazla hedef taşıdığını ifade etti. Nazzal’a göre bunlar arasında beklenti çıtasını yükseltmek, ikinci aşama resmen sabitlenmeden önce ‘oyunun kurallarının’ değişebileceği mesajını vermek ve daha önce gündeme gelen kademeli silahsızlanma önerisinden farklı fikirler ortaya atarak Hamas üzerinde baskı kurmak yer alıyor.

Nazzal, bu gelişmeyi Washington yönetiminin Gazze anlaşmasını ilerletme konusundaki ciddiyetini test eden bir adım olarak nitelendirdi. Netanyahu hükümetinin ise süreci karmaşıklaştırmak ve Barış Konseyi’nde ortaya çıkabilecek muhtemel uzlaşıların önünü kesmek istediğini dile getirdi.

Son sızıntılar, bir hafta önce gündeme gelen farklı bir iddiayla çelişiyor. New York Times gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmıştı. Haberde, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini öngören teklifin, ilk aşamada Hamas’ın bazı hafif silahları elinde tutmasına izin verebileceği ve önerinin önümüzdeki haftalarda sunulmasının planlandığı belirtilmişti.

fygfy
Geçtiğimiz pazar günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların enkazı üzerine Ramazan süsleri asan Filistinliler (EPA)

Hamas ise silah konusunda tutumunu koruyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha’da düzenlenen bir forumda silahların tamamen bırakılması çağrılarını reddetti. “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası düzeyde her türlü silahla donatılmış durumda” diyen Meşal, Barış Konseyi’ne ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu.

Askeri uzman Muhammed el-Umde, tartışmaların kademeli silahsızlanma önerisi etrafında şekillenebileceğini ancak iki aylık sürenin Hamas ya da başka bir yapının silah bırakması için yeterli olmayacağını savundu. El-Umde, “Hareket zaten böyle bir adım atmayacak ve bu yolu kabul etmeyecektir” dedi.

El-Umde’ye göre Hamas gibi bir yapının silahsızlandırılması, taraflar arasında bir mutabakat sağlansa dahi en az bir yıl sürecek bir süreç gerektirir.

Nizar Nazzal da çelişkili sızıntıların ‘müzakere sürecinde kullanılan bir baskı kartı’ olabileceğini ifade etti. Nazzal’a göre 60 günlük süre iki olası senaryoya işaret ediyor: Hamas’ı kısmi tavizlere zorlayarak Gazze anlaşmasının yavaş da olsa sürmesini sağlamak ya da anlaşmayı uzun süreli olarak dondurmanın ve İsrail’e daha geniş çaplı ihlaller için alan açmanın zeminini hazırlamak.


JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.