Baltık Denizi, Moskova ile deniz çatışması alanına giriyor mu?

Putin’e göre ödemeler ile lojistik ve sigortaya getirilen kısıtlamalar tahıl nakliye operasyonlarının önünde engel oluşturuyor. (Shutterstock)
Putin’e göre ödemeler ile lojistik ve sigortaya getirilen kısıtlamalar tahıl nakliye operasyonlarının önünde engel oluşturuyor. (Shutterstock)
TT

Baltık Denizi, Moskova ile deniz çatışması alanına giriyor mu?

Putin’e göre ödemeler ile lojistik ve sigortaya getirilen kısıtlamalar tahıl nakliye operasyonlarının önünde engel oluşturuyor. (Shutterstock)
Putin’e göre ödemeler ile lojistik ve sigortaya getirilen kısıtlamalar tahıl nakliye operasyonlarının önünde engel oluşturuyor. (Shutterstock)

Halid Hammade

Moskova geçtiğimiz ayın başında, Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye'nin arabuluculuğunda Temmuz 2022’de imzalanan tahıl anlaşmasının askıya alındığını duyurdu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ödemeler, lojistik ve sigortaya getirilen kısıtlamalar nakliye operasyonlarının önünde engel oluşturduğundan, Rus tahıl ve gübre ihracatının kolaylaştırılması da dahil olmak üzere anlaşmanın geri alınmasına ilişkin koşullarını yineledi. Rusya'nın açıklamasına paralel olarak Ukrayna'nın Karadeniz'de tahıl ihraç edilen limanları ile Avrupa'nın en uzun ikinci nehri olan Tuna Nehri üzerindeki İzmail Limanı bombalandı.

Tahıl dosyası, Moskova ve Kiev'in her ikisinin de kendi savaşları için kullandıkları bir baskı aracı olarak çatışma alanına güçlü bir şekilde girdi. Moskova'nın nedenleri, Rus ihracatına yönelik yaptırımları kaldırmakla sınırlı değil. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre Rusya aslında, Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla Kırım Köprüsü'ne ve Rus gemilerine saldırılarını ve tahıl gemilerinin savaş cephesine silah taşıma olasılığını yanıt olarak bu konuyu gündeme getirdi. Kiev ise özellikle Çin, Türkiye, Mısır, Cezayir ve Fas gibi Ukrayna tahılının alıcı ülkeleri olan dostları önünde Rusya'yı uluslararası toplumla karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Ayrıca tahıl koridorlarını açmak için Rusya'nın gemilerine saldıracak deniz silahları sağlamaya çağırıyor.

sadfe
Baltık Denizi'ndeki bir Rus savaş gemisi. (Shutterstock)

Rusya'nın, Ukrayna'nın tahıl ihracatını engellemek için Dinyeper Nehri'ndeki İzmail Limanı'nı bombalaması, Moskova'nın krizi kendi avantajına kullanmak ve Ukrayna'yı destekleyen Avrupa'yı cezalandırmak için attığı bir adım olarak görülüyor. Dnipro Nehri, Almanya'dan kaynaklanan ve 10 Avrupa ülkesi (Almanya (yüzde 23), Avusturya (yüzde 10,3), Slovakya (yüzde 5,8), Macaristan (yüzde 11,7), Hırvatistan (yüzde 4,5), Sırbistan (yüzde 10,3), Romanya (yüzde 28,9), Bulgaristan (yüzde 5,2), Moldova (yaklaşık iki kilometre) ve Ukrayna (yüzde 3,8)) boyunca akan bir nehir ve Karadeniz'e dökülüyor.

Türkiye ve BM aracılığıyla diplomatik seçeneğin tahıl krizini sona erdirememesi durumunda Ukrayna'nın önündeki seçenekler sınırlı görünüyor. Komşu ülkelerle karayolu ve demiryollarının tercih edilmesi, her şeyden önce Ukrayna ve Batı'nın, gıda fiyatlarındaki artışı daha da artıracak olan ihracat maliyetlerindeki artışın yanı sıra, havalimanlarından sonra limanları da kaybettiğini kabul etmesi anlamına geliyor. Ayrıca Tuna Nehri üzerindeki komşu ülkelerin limanlarının veya Adriyatik Denizi'ndeki Hırvatistan limanlarının ihracat için kullanılması, bu ülkelerin mevcut çatışmaya taraf olarak dahil edilmesine yol açacak. Polonya gibi bazı komşu ülkelerin, kendi iç pazarları etkilenmediği için Ukrayna'nın ihracatının kendi topraklarından geçişini reddettiği hatırlatılıyor. Buna göre savaşın başlamasından 18 ay sonra kara çatışmalarında gerçek bir sonuç alınamaması üzerine Karadeniz'de Rus gemilerini vurarak karşı karşıya gelme seçeneği diğer seçeneklere göre öncelikli hale geliyor ve Karadeniz'i ana savaş alanına çeviriyor.

Baltık Denizi, yaklaşmakta olan askeri operasyonlar için potansiyel bir sahne

11 Temmuz 2023'te Vilnius'ta düzenlenen NATO Zirvesi, Finlandiya'nın ilk kez bir NATO üyesi olarak katıldığı ve Türkiye'nin İsveç'in üyeliğine onay verdiği bir zirveydi. Bu, bir zamanlar Moskova'nın kontrolü altında olan bir bölgede stratejik bir değişimin habercisi olarak görülüyor.

Rus filosunun St. Petersburg yakınlarındaki ve yoğun şekilde militarize edilmiş Kaliningrad bölgesindeki üslerine ulaşması için önemli bir deniz kapısı olan Baltık Denizi'nde NATO'nun kontrolü giderek arttı. Soğuk Savaş sırasında NATO'nun varlığı, Baltık Denizi'nin en batı ucundaki Danimarka ve Almanya ile sınırlıydı, ardından 1999'da Polonya katıldı ve denizin güney kıyılarının çoğu üç Baltık cumhuriyetinin gözetiminde ve NATO kontrolü altında oldu. Bu yıl, İsveç ve Finlandiya uzun süredir devam eden tarafsızlıklarını terk ettiler ve geçen Mayıs ayında Rusya'nın Ukrayna'yı topyekun işgalinin ardından koalisyona katılmak için başvurdular.

Türkiye ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla yürütülen diplomasi tahıl krizini sona erdiremezse Ukrayna'nın seçenekleri sınırlı görünüyor.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, ittifakı coğrafi olarak daha bütünleşik hale getirecek. Bu, Baltık Denizi'ni Rusya'nın erişimi oldukça sınırlı olan bir iç göle dönüştürecek. Bu, NATO'nun Rusya ile cephe hattını önemli ölçüde genişletecek ve kuzey Avrupa'daki savunmayı güçlendirecek. Ayrıca, NATO'nun caydırıcılık yeteneklerini daha güvenilir hale getirecektir. Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, ittifakın Kuzey Kutbu'ndaki varlığını da genişletecek. Kuzey Kutbu hem Rusya hem de Çin için stratejik önemi giderek artan bir bölge. NATO'nun Kuzey Kutbu'ndaki varlığını genişletmesi, Rusya ve Çin'in bölgedeki faaliyetlerini sınırlayacak.

Finlandiya ve İsveç, NATO ile operasyonel olarak uyumlu büyük yeteneklere sahiptir. NATO standartlarına uygun (Interoperability) silah sistemlerini işletebilirler ve NATO misyonları ve tatbikatlarına katıldılar. Bu, NATO'nun performansına ek yetenekler sağlayacaktır. Çoğu Avrupa ülkesi, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra silahlı kuvvetlerine harcama yapmayı bıraktığı için bu, NATO için önemli bir gelişme.

Finlandiya'nın medyasına göre Helsinki, Avrupa'nın en büyük topçu ve kara kuvvetlerinden birine sahip. Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin silahlı kuvvetlerini geride bırakıyor. Finlandiya, hava filosunu yakın zamanda yeniledi ve 2026 yılına kadar 64 adet ABD yapımı F-35 savaş uçağı teslim alması bekleniyor. İsveç'in gücü, Baltık Denizi'nde operasyon için iyi bir şekilde donatılmış olan deniz filosundadır. İsveç Hava Kuvvetleri, Saab JAS 39 Gripen akıllı savaş uçakları ile donatılmıştır. Bu, yerel olarak geliştirilen dördüncü nesil bir savaş uçağıdır ve Ukrayna sahasına girmesi muhtemel bir silah olarak görülüyor. Ek olarak, İskandinav ülkeleri telekomünikasyon alanında gelişmiş teknolojilere sahiptir. Finlandiya'nın Nokia şirketi, İsveç'in Ericsson şirketi ve Çin'in Huawei şirketi, 5G ağlarının çoğuna sahip. Bu, iki ülkenin NATO'ya sadece silahlanma alanında değil, aynı zamanda telekomünikasyon altyapısını güncelleme ve G5 sistemini askeri operasyonlarda kullanma konusunda da nitelikli bir katkıda bulunmalarını sağlıyor.

İsveç ve Finlandiya'nın yetenekleri ve yetenekleri, çatışmanın Baltık Denizi'ne taşınabilmesi için Almanya ve Polonya'nın dengeleyici deniz yeteneklerine eklenir. Bu, Rus yeteneklerinin tükenmesi ve Moskova'nın şu anda Karadeniz'de yoğunlaşmış olan donanma çabalarının dikkatini dağıtma girişimi anlamına geliyor. Alman ordusu dünyada 16’ıncı sırada yer alıyor ve Alman savunma bütçesi, tahmini 50,3 milyar dolarlık büyüklüğü ile dünyanın en büyük beş savunma bütçesi arasında yer alıyor. Amerikan ‘Global Fire Power’ internet sitesinin bildirdiğine ve Alman filosu tarafından yayınlanan bir rapora göre, Alman filosunda 11 fırkateyn, beş korvet, altı denizaltı ve 12 mayın tarama gemisi dahil 80 savaş gemisi bulunuyor. Almanya, dünyada bu türün en modern denizaltıları arasında yer alan dizel-elektrikli denizaltılar olan Dolphin denizaltıları da dahil olmak üzere ister savaş gemileri ister denizaltılar olsun, askeri denizcilik endüstrileri alanında lider ülkelerden biri konumunda. Buna ek olarak, Alman Donanması, savaş sırasında Atlantik Okyanusu'ndaki ticaret yollarını kesmeyi başardığı ve İngiltere'ye ikmalin kesilmesinde önemli bir rol oynadığı İkinci Dünya Savaşı'ndan edindiği deneyim ve derslerden yararlanıyor.

xas
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 4 Ağustos'ta Ukrayna'daki durumu görüşmek üzere toplantı düzenledi. (Reuters)

ABD menşeili ‘Global Fire Power’ internet sitesinin istatistiklerine göre dünyanın Polonya ordusu, en büyük 142 askeri gücü arasında 24. sırada yer alıyor. Polonya Donanması, onu dünyada 33. sırada yapan 86 deniz birimi içerirken, Polonya savunma bütçesi 18. sırada yer alıyor ve 14,5 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

NATO, Rus filosunun St. Petersburg yakınlarındaki ve ağır şekilde militarize edilmiş Kaliningrad bölgesindeki üslerine ulaşması için önemli bir deniz kapısı olan Baltık Denizi üzerindeki kontrolünü istikrarlı bir şekilde artırdı.

Diğer yandan Rusya, NATO ile Rusya arasındaki çatışmanın giderek ana odağı haline gelen Baltık Denizi'ndeki gelişmelerden de ayrı kalmıyor ve Baltık Denizi Rusya'nın St. Petersburg'a giden ana su yolu olduğu için düzenli olarak deniz manevraları yapıyor. Rusya Savunma Bakanlığı, 2 Ağustos 2023 tarihinde Baltık Denizi'ndeki deniz kuvvetlerine yönelik ‘Okyanus Kalkanı’ adı altında 30 gemi ve savaş botu, 20 destek gemisi ve 6 bin askeri personelin katılımıyla tatbikatlar başlattı. Deniz manevraları, deniz yollarını korumaya, askerleri nakletmeye ve kıyıları savunmaya yönelik askeri tatbikatları içeriyordu.

Ukrayna'da saha gerçekleri ortaya çıktı. NATO ve diğer ülkelerdeki karar vericiler ve askeri planlamacılar, kara operasyonlarının bir çıkmaza girdiğini ve mevcut savunma hatlarının ötesine geçmenin bir yolunun olmadığını kabul ediyor. Mevcut savunma hatları her geçen gün daha da dayanıklı hale geliyor. Rusya'nın iç kesimlerine yönelik niteliksel operasyonların planlayıcıları ve insansız hava araçlarının başkent Moskova'nın hava sahasına sızması ve Kırım Köprüsü'ne yönelik saldırılar denedi. Savaşın gidişatında niteliksel bir değişiklik yaratmaya çalıştılar ancak sınırlı başarılar savaşın gidişatında bir değişikliğe yol açmadı. Karadeniz tartışmalı bir etki alanı ve sonraki çatışma turları için uygun bir arena olarak karşımıza çıkıyor ve tahıl krizi mevcut çatışmaya daha fazla hararet katıyor ve onu küresel gıda krizi olarak adlandırılan uluslararası bir çatışmaya dönüştürüyor. Ukrayna savaşı, dünya çapında bir gerginlik yarattı ve bu gerilim her geçen gün daha da artıyor. Karadeniz, Ukrayna savaşı nedeniyle oluşan tüm uluslararası gerilimi barındırmaya yeterli görünmüyor. Bu nedenle, Baltık Denizi, Karadeniz'in yanında yeni bir uluslararası çatışma alanı haline gelebilir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Majalla’dan çevrildi.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.


Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
TT

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı dün, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin Rus petrolünün akışına yeniden başlanmaması halinde Ukrayna'ya elektrik tedarikini kesme tehdidinde bulunmalarını "uyarı ve şantaj" olarak nitelendirerek kınadı.

Rus petrol sevkiyatları, Kiev'in 27 Ocak'ta Batı Ukrayna'da boru hattındaki ekipmanı bombalayan bir Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısını gerçekleştirdiğini açıklamasından bu yana Macaristan ve Slovakya'ya durdurulmuş durumda. Slovakya ve Macaristan, uzun süredir devam eden tedarik kesintilerinden Ukrayna'nın sorumlu olduğunu savunuyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün yaptığı açıklamada, Kiev'in Rus petrolünün Ukrayna toprakları üzerinden Slovakya'ya transit geçişine yeniden başlamaması halinde, iki gün içinde Ukrayna'ya acil durum elektrik tedarikini keseceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Macaristan Başbakanı da birkaç gün önce benzer bir tehditte bulunmuştu.

Bu konu, Ukrayna ile komşuları Macaristan ve Slovakya arasında bugüne kadarki en ciddi anlaşmazlık noktalarından biri haline geldi. Bu ülkelerin liderleri, Moskova ile bağlarını güçlendirerek büyük ölçüde Ukrayna yanlısı Avrupa konsensüsünden ayrıldılar.

Macaristan ve Slovakya, Avrupa Birliği ve NATO üyesidir ve bloktaki diğer iki ülke olarak Ukrayna üzerinden Druzhba boru hattıyla taşınan Rus petrolüne hâlâ büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Ukrayna, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin iki ülke arasındaki enerji tedarikine ilişkin uyarılarını ve şantajlarını reddediyor ve kınıyor. Bu uyarılar kesinlikle Kiev'e değil, Kremlin'e yöneltilmelidir” ifadelerini kullandı.