Taliban, DEAŞ-Horasan ve El Kaide şiddeti körüklüyor: Pakistan'daki kabile bölgeleri bir saatli bomba

Ordu, Afgan sınırına yakın bölgelerin güvenliğini kontrol etmeyi başarabilecek mi?

Güvenlik personeli, 25 Temmuz 2023'te intihar saldırının gerçekleştirildiği Hayber Pakhtunkhwa eyaletinin (Peşaver) Hayber ilçesindeki yol kenarındaki camide çalışırken (DPA)
Güvenlik personeli, 25 Temmuz 2023'te intihar saldırının gerçekleştirildiği Hayber Pakhtunkhwa eyaletinin (Peşaver) Hayber ilçesindeki yol kenarındaki camide çalışırken (DPA)
TT

Taliban, DEAŞ-Horasan ve El Kaide şiddeti körüklüyor: Pakistan'daki kabile bölgeleri bir saatli bomba

Güvenlik personeli, 25 Temmuz 2023'te intihar saldırının gerçekleştirildiği Hayber Pakhtunkhwa eyaletinin (Peşaver) Hayber ilçesindeki yol kenarındaki camide çalışırken (DPA)
Güvenlik personeli, 25 Temmuz 2023'te intihar saldırının gerçekleştirildiği Hayber Pakhtunkhwa eyaletinin (Peşaver) Hayber ilçesindeki yol kenarındaki camide çalışırken (DPA)

Bölgede yapılan bir saha araştırması, Pakistan'ın Afganistan sınırına bitişik olan kabile bölgelerinde üç aktif terör örgütü olduğunu ortaya koydu. Bu grupların Taliban, DEAŞ -Horasan ve El Kaide olduğuna işaret edildi. Taliban, yaklaşık 3 bin ila 4 bin savaşçıya sahip ve Afganistan'a komşu sınır kasabalarında konuşlanmış durumda. DEAŞ-Horasan, Afganistan'dan ABD'nin çekilmesinden bu yana özellikle kentlerde yoğun terör saldırıları gerçekleştiriyor. El Kaide ise kabile bölgelerinde önemli bir varlığa sahip ve bu bölgeyi bir ‘saatli bomba’ haline getirdi.

Terörle mücadele uzmanlarına göre, ülkelerinden kaçan ve şu anda Afganistan'da saklanan radikaller de var. Pakistan'ın kabile bölgelerinde ve sınır şeridi boyunca, Afgan Araplar ve diğer Müslüman uyruklular büyük bir varlığa sahip. Ancak bu insanlar yerel halkla evlendiler ve şimdi bu bölgelerde yerel sakin olarak yaşıyorlar.

Afganistan bir tampon devlet

Pakistan'ın kabile bölgeleri, Hindistan'daki Britanya İmparatorluğu'nun Afganistan'ı Britanya Hindistanı ile Orta Asya'daki Rus İmparatorluğu arasında bir tampon devlet olarak kurmaya yardım etmesinden sonra ortaya çıktı. Böylece kabile bölgeleri, huzursuz Afganistan ile Britanya İmparatorluğu'nun Hindistan'daki barış ve huzuru arasında bir tampon görevi gördü.

Ancak bölgede tansiyonu düşürmeyi bir türlü başaramayan İngiliz sömürge hükümeti, ‘Sınır Suçları Yönetmelikleri’ olarak bilinen ve kuzeybatı sınırı boyunca dolaylı yönetim yoluyla yerel liderlere büyük güç veren bir düzenleme hayata geçirdi. Bu düzenlemeyle ilhak edilen kabile bölgelerinin sakinleri kontrol altında tutulmaya çalışıldı. Böylece bölge, Kabil'deki huzursuzluğa karşı bir tampon görevi gördü.

re
Peşaver'deki patlama alanı (Reuters)

Pakistan, 1947'de bağımsızlığını kazandıktan sonra, İslamabad hükümeti, İngilizlerin kabile bölgeleri politikasını büyük ölçüde benimsemeye devam etti. 1980'lerde, General Muhammed Ziya'ül Hak'ın askeri hükümeti, kabile bölgeleri Sovyet işgaline karşı Afgan cihadını desteklemek için bir üs olarak kullandı. Bu, bölgenin yerli halkı arasında radikalleşmeye yol açtı.

Kabile bölgelerini birleştirmek için yasa

Ekonomik açıdan bu bölge, Pakistan'ın geri kalmış ve yoksul bir bölgesi. 2018 yılında, Pakistan Parlamentosu, Federal Hükümet tarafından yönetilen Federal Yönetim Bölgesi'nin Hayber-Pahtunhva eyaletiyle birleştirilmesi hakkında bir yasa çıkarmıştı.

Modern Afganistan devleti, 18. yüzyılda Rusya'nın genişleyen imparatorluğu ve İngiliz Hindistanı arasında doğrudan askeri çatışmanın kaçınılmaz hale geldiğinde ortaya çıktı. Rusya, İngiltere ve ABD olmak üzere üç büyük güç, herhangi bir sorundan kaçınmak için Afganistan devletini finanse etti. Afganistan'ın kanunsuz genişlemesi büyük güçler için bir sorun kaynağıydı ve birçok güvenilir tarihçinin ifadesiyle, modern Afganistan devletinin kurulmasının ana nedeni buydu. Pakistan Federal Yönetim Bölgeleri, Hindistan İmparatorluğu ile izole edilmiş Afganistan devleti arasındaki bir engel olarak ortaya çıktı. Bu engel, Orta Asya'daki Rus İmparatorluğu ile İngiliz Hindistanı arasında bir tampon görevi görmesi amaçlandı.

İngilizler, 18. yüzyılda Orta Asya'da genişleyen geniş Rus İmparatorluğu ile sömürge toprakları Hindistan arasındaki bir engel olarak bu kanunsuz genişleme alanına bir tür istikrar duygusu vermek istediler.

Soğuk Savaş sırasında Afganistan’ın, eski Sovyetler Birliği ve rakip güç ABD için önemi şüphe götürmezdi.

Taliban uluslararası sınırları silmeye çalıştı

Hala bazı tarihçiler ve uzmanlar, Sovyet liderliğinin 1979 yılının Aralık ayında Afganistan'a askeri müdahaleye karar verdiğini iddia ediyor. İddiaya göre Sovyet liderliği, kötü şöhretli Afganistan Komünist Partisi fraksiyonlarından bazılarının CIA ile görüştüğüne dair raporlar aldıktan sonra bu kararı verdi. Sovyet liderliği, bu durumun ABD askerlerinin Afganistan'a girmesine yol açabileceğini düşünüyordu.

Hatta Ruslar, bunun Afganistan'daki Komünist devrimin tamamen çökmesine yol açmasından endişe ediyordu. 2001 ve 2021 yılları arasında Washington, Afganistan'da yaşanabilir bir devlet kurmak için trilyonlarca dolar harcadı, ancak bunu başaramadı. Afganların kültürel nedenlerle merkezi siyasi otoriteyi kabul etmediği görülüyordu. Bu nedenle, Amerikalılar ayrıldıktan sonra, ABD tarafından kurulan devlet makinesini ele geçiren bir isyancı güç, ABD'nin çekilmesinden sonra ülkeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükledi.

dfeg
Güvenlik personeli, 25 Temmuz 2023'te intihar saldırının gerçekleştirildiği Hayber Pakhtunkhwa eyaletinin (Peşaver) Hayber ilçesindeki yol kenarındaki camide çalışırken (DPA)

Afgan Talibanı ve Pakistan Talibanı, büyük imparatorlukların 20. yüzyılda yarattığı uluslararası sınırları ortadan kaldırmaya ve bu bölgede yaşayan Peştun kabilelerini bölmeye çalışıyorlardı. Bu, hafife alınmaması gereken iddialı bir hedef.

dsfee
Pakistan güvenlik yetkilileri, Belucistan eyaletinin başkenti Ketta'da patlama meydana gelen bölgeyi denetlerken (EPA)

Onlarca kabile, İngiliz Afganistanı ile İngiliz Hindistanı arasında uluslararası sınır çizme girişimi nedeniyle bölündü. Uzmanlara göre Taliban, sınırlar boyunca geniş çaplı faaliyetleriyle bu uluslararası sınırları ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Terörün ağırlık merkezi: Kuzey Veziristan

Terörün merkezi olan Kuzey Veziristan, çoğunluğu Vezir ve Dwar kabilelerine mensup yaklaşık 375 bin kişiye ev sahipliği yaptığı için bölge bakımından ikinci büyük teşkilat konumunda.

Washington'da yaşayan Pakistanlı güvenlik uzmanı Hasan Abbas'a göre, Veziristan bölgesi her zaman İngilizler için kronik bir baş ağrısı olmuştur. Pakistan'ın kurulmasından sonra bile, Vezir kabilesinin üyeleri, Pakhtunistan/ Peştunistan'ı (tüm Pakhtun bölgelerini birleştirerek yeni bir devlet kurmak) desteklemek için düzenli olarak Pakistan'ın dikkatini çekerek iyi ilişkileri sürdürdü.

Ancak Vezir kabilesinin üyeleri, 1970'ten beri, diğer kabilelerin üyelerine kıyasla önemli ölçüde Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin saflarına katıldı. Güney Veziristan, yüzölçümü bakımından en büyük bölgedir ve yaklaşık 425 bin kabile üyesine ev sahipliği yapıyor. Bu kabileler, savaşçı olarak iyi bir üne sahip olmaktan gurur duyar ve sık sık kanlı çatışmalara karışırlar.

Kabile çeşitliliği, çoğunluk ‘Peştun’

Pakistan-Afganistan sınır bölgesi, büyük ve küçük kabilelerden ve aşiretlerden oluşan büyük bir çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Her birinin kendi ilişki ağı vardır, ancak gücü ve cesareti olan ‘Pathans’ veya Peştunlar adlı bir grup tarafından birleştirilir.

Hayber Pakhtunkhwa hükümeti tarafından yayınlanan bir rapora göre, yıllar boyunca, büyük şehirler diğer eyaletlerden gelen farklı insanlarla karıştı ve bu Peştunların Punjab, Sindh ve Belucistan'daki büyük şehirlere göç etmesine ve burada yaşamaya başlamasına neden oldu. Nüfusun etnik bileşimi, farklı göç ve istila akımlarının oluşturduğu grupları temsil eden birkaç farklı etnik gruptan oluşmaktadır. En büyük ve en önemli kesim, Peştunlar Peşaver, Kohat ve Bannu'daki tarım işçilerinin çoğunluğunu oluşturuyor.

Sınırın Pakistan tarafındaki kabileler, yeni kurulan Pakistan televizyon kanallarının tasvir ettiği müreffeh kültür ve orta sınıf yaşamından büyük ölçüde etkileniyor.

Artık Pakistan Parlamentosu'nun salonlarında, milletvekilleri arasında kabile üyeleri görülebiliyor ve bölgelerinde okul ve kolej inşa etmek için finansman talep ediyorlar. Pakistan medyası, Pakistan Talibanı'nın kabileler arasında popülaritesini kaybettiğine dair haberler veriyor. Sınırın Pakistan tarafındaki kabileler, Taliban'ın geri dönmesinden sonra karşılaşacakları zorlukların artmasından korkuyor. Uluslararası ortakları, Pakistan hükümetini kabile bölgeleri için kalkınma finansmanını artırmaya çağırdı, çünkü bunun, Pakistan Talibanı'nın bu bölgede bir yer edinmesini önleyeceği düşünülüyor.

Pakistan hükümeti, Pakistan Talibanı'nın aşiret bölgelerini üs haline getirmeyi başarması halinde operasyon alanlarını büyük şehir merkezlerini de kapsayacak şekilde genişletebileceğinden korkuyor.

2014 yılından sonra, Pakistan ordusu terör ve şiddet tehdidini önlemek için kabile bölgelerine büyük bir askeri güç konuşlandırmaya başladı. Uzmanlara göre, Pakistan ordusunun kabile bölgelerindeki varlığı, Pakistan Talibanı veya başka herhangi bir terör örgütünün kabile bölgelerinin herhangi bir bölümünde bir yer edinmesini önler.

Bir toplum ve devlet olarak Pakistan, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin güvenlik üzerindeki etkilerini anlamada ve dikkate almada başarısız oldu.

ABD'nin çekilmesinden sonraki değişiklikler

ABD güçlerinin Afganistan'dan çekilmesinin ardından, Pakistan Talibanı'nın Afganistan'da geri dönüşüne ve kadrolarının ABD çekilmesinden sonra Pakistan'daki kabile bölgelerine geri dönme yollarını aramaya başlamasına dair açık bir gelişme var.

Bununla ilgili bir gelişme de Beluc isyancı gruplarının kamplarını Afganistan'dan İran topraklarına kaydırmış olmaları ve burada Pakistan güçlerine saldırılar düzenlemeleri oldu.

DEAŞ-Horasan örgütü ise Pakistan'daki kabile bölgeleri ve Afganistan'da önemli ölçüde kendini toparlamayı başardı. Örgüt, Afganistan'daki Afgan Talibanı liderlerini hedef almaya odaklandı ve 2016-2019 yılları arasında Amerikan hava saldırıları sonucunda Doğu Afganistan'ın bazı kısımlarını kaybettikten sonra toprak kontrol etme planlarından vazgeçti.

DEAŞ-Horasan, şehir savaşına odaklanıyor

Pakistanlı bir güvenlik uzmanı, DEAŞ-Horasan'ın faaliyetlerinin şimdi ‘kentsel savaş ve kentsel terörizme katılmaya’ odaklanmaya başladığını söyledi.

Uzman, “Kader, Pakistan devleti ve toplumu için adil değildi. Afganistan ve kabile bölgelerinde bulunan uluslararası terör güçlerinin tümü Pakistan devleti tarafından yaratılmadı, ancak biz de onların oluşumunda önemli bir rol oynadık. Batı emperyal güçlerinin istihbarat ajansları ve askeri müdahaleleri, Afganistan ve kabile bölgelerini bugünkü haline getiren en önemli faktörlerden bazılarıydı. Bununla birlikte, bu bölgenin güvenliğiyle başa çıkma yükü büyük ölçüde Pakistan'a bırakıldı. Gelecekte Afganistan ve kabile bölgelerinde ortaya çıkan uluslararası terör güçlerinin tüm ağırlığıyla başa çıkmak zorunda kalırsak, büyük bir sorunla karşı karşıya kalacağız çünkü Batı'nın uzun bir savaşa girmek için gerekli mali kaynaklarına sahip değiliz. İronik olarak, İslamabad'daki iktidar mücadelesinin bizi Batı sınırımızdaki gelişmelerden tamamen habersiz bıraktığını henüz fark etmedik" dedi.



ABD’de Husilere destek vermekle suçlanan hükümet çalışanı gözaltına alındı

ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)
ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)
TT

ABD’de Husilere destek vermekle suçlanan hükümet çalışanı gözaltına alındı

ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)
ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, bir ABD hükümeti çalışanının İran destekli Husilere destek sağladığı iddiasıyla perşembe günü gözaltına alındığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı  habere göre Enerji Bakanlığı çalışanı, ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak sınıflandırılan Husilere maddi destek veya kaynak sağlamaya çalışmakla suçlanıyor.

Ulusal Güvenlikten Sorumlu Başsavcı Yardımcısı John Eisenberg, şüphelinin yurt dışına seyahat ederek sahip olduğu uzmanlık bilgisini Husilere yardım etmek için kullandığının öne sürüldüğünü söyledi.

Eisenberg ayrıca şüphelinin patlayıcı yapımında kullanılabilecek malzemeler ile patlayıcı taşıma kapasitesine sahip insansız hava araçları üretmek için gerekli malzemeleri de temin ettiğini belirtti.

Eisenberg, "Bu iddialar o kadar dehşet verici ki neredeyse hayal gücünün sınırlarını zorluyor" dedi.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli, Yemen'e gönderilerek mobil bir iletişim merkezinde kullanılacağı belirtilen iletişim ekipmanlarını temin etmek amacıyla Husilerin bir "albayı" adına çalıştığını söyleyen FBI kaynağıyla iletişime geçti.

Bakanlık, şüphelinin elektrik mühendisliği alanındaki geçmişine dayanarak "uzman tavsiye ve teknik bilgi" sağladığını bildirdi.

FBI Terörle Mücadele Birimi Direktör Yardımcısı Jarrod Brown, şüphelinin "ABD'ye ihanet etmekle" ve Husilere yardım etmeye çalışmakla suçlandığını söyledi.

Brown, "Ancak FBI'daki kadın ve erkeklerin çalışmaları sayesinde eylemleri ortaya çıkarıldı ve şu anda gözaltında" dedi.

Şüphelinin suçlu bulunması halinde 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.


Eritre Etiyopya ile ilişkileri kesti... Afrika Birliği itidal çağrısı yaptı

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)
TT

Eritre Etiyopya ile ilişkileri kesti... Afrika Birliği itidal çağrısı yaptı

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)

Etiyopya, dün Eritre'deki büyükelçiliğini kapatma kararı alırken 10 Eritreli diplomatı istenmeyen kişi ilan etti. Bu adımın ardından Asmara, komşusu Addis Ababa ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti. Karar, Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da gece saatlerinde patlama seslerinin duyulmasının ardından geldi. Patlamalar, ülkenin kuzeyinde yeniden başlayan çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılabileceği endişelerini artırdı.

Addis Ababa, Eritre, Sudan ve Mısır'ı, geçen haftadan bu yana Etiyopya federal hükümetine bağlı güçlerle çatışan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) öncülüğündeki muhalif ittifakı desteklemekle suçladı. Üç ülke de suçlamaları reddediyor.

Afrika Birliği Komisyonu, üç ülkeye gerilimi tırmandırabilecek ve bölgedeki barış ile istikrarı tehlikeye atabilecek her türlü eylem ve açıklamadan kaçınmaları ve azami itidal göstermeleri çağrısında bulundu.

Çatışmalar, 2020-2022 yılları arasında yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği Etiyopya iç savaşının sona ermesinden bu yana ülkedeki çatışmaların en büyük tırmanışı olarak değerlendiriliyor. Eritre, söz konusu savaşta Etiyopya federal hükümetine destek vermek üzere savaşa dahil olmuştu.

Görsel kaldırıldı.
Etiyopya ordusu ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi arasındaki çatışmalar sırasında yol kenarında imha edilmiş bir T-72 tankı (Arşiv - AFP)

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada Addis Ababa'nın, Eritre'nin Etiyopya'ya karşı doğrudan ve dolaylı düşmanca ve saldırgan eylemlerine karşılık olarak Asmara'daki büyükelçiliğini kapatma kararı aldığını bildirdi.

Bakanlık, X hesabından yaptığı açıklamada isimlerini vermediği 10 Eritreli diplomatın 48 saat içinde Etiyopya'yı terk etmesi gerektiğini duyurdu.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel, Reuters'a yaptığı açıklamada, tüm Eritreli diplomatların Etiyopya'dan sınır dışı edilmesinin hükümetin Addis Ababa'daki büyükelçiliği fiilen kapatması anlamına geldiğini söyledi.

Eritre Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, "ortaya çıkabilecek tüm olumsuz sonuçlara rağmen Eritre'nin karşılık vermekten ve Etiyopya ile tüm diplomatik ilişkileri kesmekten başka seçeneği olmadığını" belirtti.

Etiyopya devlet yayın kuruluşu ve konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Etiyopya hükümetinin bir Mısırlı diplomatı da istenmeyen kişi ilan ederek ülkeyi 48 saat içinde terk etmesini istediğini bildirdi.

Devlete ait Kahire el-İhbariye kanalının aktardığına göre üst düzey bir Mısırlı yetkili, Kahire'nin de karşılık olarak Mısır'daki Etiyopya Büyükelçiliği müsteşarını istenmeyen kişi ilan ettiğini ve kendisine ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre tanıdığını söyledi.

Görsel kaldırıldı.
2021'de Tigray'da görev yapan Etiyopya ordusuna bağlı birlikler (AP)

Yetkili, Etiyopya'nın Mısırlı diplomata yönelik kararını "üzücü ve gerekçesiz" olarak nitelendirerek Mısır'ın diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeyi her zaman reddettiğini ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nader Zeki ise Reuters'a yaptığı açıklamada, Kahire'nin aldığı önlemin gerekçeli olduğunu belirterek mütekabiliyetin diplomasinin temel ilkelerinden biri olduğunu söyledi.

Gerilimi tırmandıran bu adımlar, Etiyopya'nın başkentinde patlama seslerinin duyulmasından saatler sonra geldi. Patlamalar, çatışmaların daha geniş kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşebileceği endişelerini artırdı.

Afrika Birliği Komisyonu, dün gece yayımladığı açıklamada üç ülkeye "anlaşmazlıklarını mevcut diplomatik kanallar ve barışçıl diyalog yoluyla çözmeleri" çağrısında bulundu.

Muhalif ittifakla bağlantılı bir kaynak Reuters'a yaptığı açıklamada, ittifakın Addis Ababa'ya insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlediğini ve saldırılardan bazılarının başkentteki askeri komuta merkezini hedef aldığını söyledi.

Bu saldırıların doğrulanması halinde, bunlar hükümet karşıtı güçlerin Addis Ababa'ya düzenlediği bilinen ilk İHA saldırıları olacak. Başkent, kuzeydeki Tigray, Amhara ve Afar bölgelerindeki çatışma hatlarından yüzlerce kilometre uzakta bulunuyor.

Üç diplomatik kaynak, konunun hassas olması nedeniyle isimlerinin açıklanmaması şartıyla, başkentte patlamalar meydana geldiğini doğruladı. Görgü tanıkları askeri üssün çevresinde herhangi bir hasar tespit edilmediğini söyledi.

Etiyopya'nın Eritre'deki büyükelçiliği, Asmara ile yakınlaşma sürecinin bir parçası olarak 2018'de yeniden açılmıştı. Bu yakınlaşma, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesine uzanan sürecin de önemli bir parçası olmuştu.

İki ülkenin orduları, 2020-2022 yılları arasındaki savaş sırasında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne karşı birlikte savaştı. Ancak Eritre, Kasım 2022'de çatışmaları sona erdiren barış anlaşmasının tarafı olmadı ve iki ülke arasındaki ilişkiler kısa süre içinde yeniden gerildi.

İki hükümet, Kızıldeniz'e erişim konusunda karşılıklı eleştiriler yöneltti. Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, deniz erişimine sahip olmanın güvenliği ve ekonomisi açısından hayati önem taşıdığını savunuyor. Asmara ise Addis Ababa'nın Assab Limanı'nı zorla ele geçirmeye çalışmasından endişe ettiğini belirtiyor.

Son çatışmaların başlamasından birkaç gün sonra Afar Valisi Ali Araba, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada Eritre askerlerinin muhalif ittifakın saldırısına katılmak üzere kuzey bölgesine geçtiğini söyledi.

Bu arada hükümet yanlısı gruplar dün, federal hükümet güçleri ile müttefik silahlı grupların Tigray ve Afar'da yeni kazanımlar elde ettiğini açıkladı.

Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi, Addis Ababa üzerinde İHA uçuşlarını yasakladı. Muhalif güçlerin daha önce silahlı İHA kullandığı bilinmiyordu ancak bu güçlerin bu alanda belirli kapasitelere sahip olabileceğine ilişkin kanıtlar artıyor.

Hükümet yanlısı "Tigray Barış Gücü" hareketi salı günü yaptığı açıklamada, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'yle bağlantılı güçlerden İHA gövdeleri ve bataryalar ele geçirdiğini duyurdu.

Risk yönetimi danışmanlık şirketi Verisk Maplecroft'un Afrika başanalisti Edward Bach, muhalif güçlerin Addis Ababa'yı vurabilmesinin siyasi bir dönüm noktası olacağını söyledi. Bach, bunun hükümetin başkentin savaştan etkilenmediği yönündeki söylemini zayıflatacağını ve federal hükümet güçlerinin sahip olduğu önemli avantajlardan biri olan hava üstünlüğünü azaltacağını belirtti.

Federal hükümet güçleri Tigray'ın güneyinde ilerleyişini sürdürerek bölgesel başkent Mekele'ye yaklaşıyor. Muhalif ittifak ise komşu Afar bölgesindeki bazı kasabaları ele geçirdi.

Hükümet yanlısı güçler, çatışmaların başında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi güçleri tarafından ele geçirilen Afar'daki Eribti kasabasını geri aldı. Hükümet yanlısı Tigray Barış Gücü X üzerinden yaptığı açıklamada, Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri'ne mükemmel hava desteği için teşekkür etti.

Afar Pastoral Kalkınma Derneği'nin kurucularından Valerie Browning ise Reuters'a yaptığı açıklamada, bölgedeki çatışmaların on binlerce kişiyi evlerini terk etmek zorunda bıraktığını söyledi.


İsviçreliler ABD’den savaş uçağı alımına karşı

F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026’da İran’a yönelik abluka operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçuyor (ABD ordusu)
F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026’da İran’a yönelik abluka operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçuyor (ABD ordusu)
TT

İsviçreliler ABD’den savaş uçağı alımına karşı

F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026’da İran’a yönelik abluka operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçuyor (ABD ordusu)
F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026’da İran’a yönelik abluka operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçuyor (ABD ordusu)

İsviçreli seçmenlerin yaklaşık üçte ikisi F-35 savaş uçaklarının satın alınmasına yönelik anlaşmadan vazgeçilmesini istiyor. Geçen ay yayımlanan bir parlamento raporunda, sözleşmenin sabit bir fiyat içerdiğine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilmişti.

İsviçreliler altı yıl önce düzenlenen referandumda, ülkenin eskiyen savaş uçağı filosunun yenilenmesi için 6 milyar İsviçre frangı (7,2 milyar dolar) harcanmasına çok az bir farkla destek vermişti. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre  İsviçre hükümeti, tedarikçi Lockheed Martin’le anlşatı.

İsviçre hükümeti, ABD yapımı uçakların teknik açıdan en uygun seçenek olmasının yanı sıra maliyetinin de “büyük farkla” en düşük olduğunu savunuyor.

Tamedia/20 Minuten medya grubu için yapılan son kamuoyu araştırmasında ise katılımcıların yalnızca yüzde 28’i satın alma sürecinin devam etmesini desteklerken yüzde 65’i buna karşı çıktı.