İran-ABD esir takası anlaşması kapsamında İran’ın dondurulan fonlarının transferi bekleniyor

ABD Donanmasına ait USS Bataan isimli amfibi hücum helikopter gemisi geçtiğimiz salı günü Kızıldeniz'de yola çıktı (AP)
ABD Donanmasına ait USS Bataan isimli amfibi hücum helikopter gemisi geçtiğimiz salı günü Kızıldeniz'de yola çıktı (AP)
TT

İran-ABD esir takası anlaşması kapsamında İran’ın dondurulan fonlarının transferi bekleniyor

ABD Donanmasına ait USS Bataan isimli amfibi hücum helikopter gemisi geçtiğimiz salı günü Kızıldeniz'de yola çıktı (AP)
ABD Donanmasına ait USS Bataan isimli amfibi hücum helikopter gemisi geçtiğimiz salı günü Kızıldeniz'de yola çıktı (AP)

CNN, İran'da tutuklu bulunan beş ABD vatandaşının serbest bırakılması anlaşması için ABD ile İran arasında devam eden müzakereleri yakından takip eden ABD’li bir yetkilinin, iki ülkeden heyetlerin Doha'da ‘birbirlerine yakın, fakat görüş alanı içinde olmayan’ farklı otellerde bir araya geldiklerini söylediğini aktardı.

Şarku'l Avsat'ın CNN’den aktardığı habere göre ABD’li yetkili, bir yılı aşkın süredir Katar'ın başkenti Doha’daki otellerde devam eden müzakerelerden hiçbirinin yüz yüze yapılmadığını, bunun yerine Katarlı diplomatların iki taraf arasında bu zor anlaşmaya varılması için mekik diplomasisi yürüttüklerini belirtti. Dolaylı müzakereler, birbiriyle konuşmayan iki ezeli düşman ülke arasında olası bir diplomatik atılım olurken iki yıl süren dolaylı müzakereler sonucunda bu hafta açıklanan esir takası anlaşmasına varıldı.

Bu yoğun çabalar, perşembe günü İran'ın kötü şöhretli Evin Hapishanesi’nde tutulan dört ABD vatandaşının ev hapsine alınması ve bir diğer tutuklu bulunan ABD vatandaşının ise ev hapsinde tutulmaya devam edilmesi kararıyla ilk meyvelerini verdi.

CNN’in kaynaklarına göre Washington, bu konuda Tahran'la doğrudan görüşmeye yönelik girişimleri reddetti.

ABD'li yetkililer, İranlılarla müzakerelere hiçbir garanti verilmeden girseler de işler iyi gidiyor gibi görününce ABD yönetimi Kongre'ye ve ABD'li tutukluların ailelerine kaydedilen ilerlemelerle ilgili bilgiler vermeye başladı.

CNN, ABD’li yetkililerin, tutukluların ev hapsine alınmasından iki gün öncesine kadar anlaşmanın hayata geçirildiğini anlamadıklarını aktarırken CNN’e konuşan ABD’li kaynak, Washington’ın dört ABD vatandaşının hapisten çıkarılmasını öngören anlaşmadaki ilk adımın perşembe günü atılacağına dair ‘somut bilgileri’ çarşamba günü edindiğini söyledi.

Aynı kaynak, ABD'li yetkililerin perşembe günü sahadaki ilerlemeyle ilgili bilgi almak için İsviçre'nin Tahran büyükelçisiyle doğrudan temas kurduklarını belirtti. Bilindiği üzere İsviçre, 40 yıldır ABD'nin İran'daki diplomatik görevlerini yürütüyor.

Fon transferinin önündeki uzun yol

Kaynak, ABD’li yetkililerin dolaylı müzakerelerin devam ettiğini ve hassas bir aşamadan geçtiğini vurguladıkları bir dönemde ilerleme kaydedilen süreci ‘kademeli’ olarak nitelendirdi. Anlaşmada ABD ile İran arasında beklenen esir takası ve bunun karşılığında Tahran'ın Güney Kore'de dondurulan 6 milyar dolarının serbest bırakılması öngörülüyor. İran’ın 6 milyar dolarlık varlığı Katar Merkez Bankasına aktarılacak ve İran sadece ilaç ve gıda gibi insani yardım malzemeleri için satıcılara ödeme yapmak üzere paraya erişebilecek.

CNN'e göre kaynaklar, paranın Trump yönetimi altında kurulan ve yetkilendirilen ve açılan hesaplara yatırılan petrol satışlarından geldiğini söyledi.

Anlaşma sürecini yakından takip eden kaynaklar, İran’ın Güney Kore’deki dondurulan 6 milyar dolarının Katar Merkez Bankasına aktarılması işleminin 30 ila 45 gün sürebileceğini ve paranın Katar'dan önce İsviçre’ye gitmesi gerekeceğini belirttiler.

Associated Press’in (AP) haberine göre para transferinin uzun sürmesinin nedeni İran’ın fonu euro ve dolara kıyasla başka bir para birimine daha az çevrilebilir olan Güney Kore para birimi won cinsinden dondurmak istememesiydi.

ABD'li yetkililer, Güney Kore'nin transferi onayladığını söylerken 6-7 milyar won tutarındaki fonun tek seferde başka bir para birimine çevrilmesinin hem döviz kurunu hem de ekonomiyi olumsuz etkileyeceğinden endişe edildiğini aktardılar.

Bu yüzden Güney Kore’nin yavaş hareket ettiğini belirten yetkililer, paranın Katar Merkez Bankasına küçük miktarlara bölünerek transfer edildiğini eklediler. Bunun yanında fon transferleri sırasında ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlara takılmamak ve ABD’nin finansal sistemine zarar vermekten kaçınılması gerektiğinden üçüncü bir ülkedeki bankalar aracılığıyla karmaşık ve zaman alan bir para transferi operasyonu gerçekleştiriliyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, cuma günü yaptığı açıklamada, “Güney Koreliler ile bu konuda yoğun çalışmalar gerçekleştirdik. Paranın Güney Kore'den Katar'a transfer edilmesinin önünde hiçbir engel yok” ifadelerini kullandı.

dswef
Kirby’nin 17 Temmuz'da Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısından bir kare (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, nihai hedefi İran’da tutuklu bulunan ABD vatandaşlarının serbest bırakılması olan süreçte bu noktaya gelinceye kadar ‘uzun bir yol’ kat edildiğini açıklarken CNN, kaynaklarının İran’da tutuklu bulunan ABD vatandaşlarını evlerine geri götürmenin Başkan Biden'ın, göreve başlamasından bu yana öncelikleri arasında yer aldığını söylediklerini aktardı.

6 milyar dolar mı 16 milyar dolar mı?

Ancak İran uzmanları, Biden yönetimini İran'a faaliyetlerini desteklemek için milyarlarca dolar sağlamakla suçlayarak bu gelişmeleri eleştirdiler.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı'nın (FDD) danışmanlarından Richard Goldberg, (eski adı Twitter olan) X hesabından yaptığı paylaşımdan “Milyarlarca dolar, çeşitli yasadışı faaliyetlere, yeni, güçlendirilmiş bir yeraltı nükleer tesisinin inşasının tamamlanmasına ve İran’ın nükleer eşiği geçmesine destek demektir. İran hiçbir şeyden vazgeçmez ve her zaman kazanır. Bu itidalli tutum, gerçekten sükûnet için değildir, bu bir felakettir” yazdı. Başka bir paylaşımında ise İran’ın serbest bırakılan mal varlığının miktarının 6 milyar dolar olmadığını öne süren Goldberg, “Hali hazırda Irak'tan Umman'a aktarılan 10 milyar dolar bulunuyor. Yani aslında şu an İran’ın serbest bırakılan mal varlığı miktarı toplam 16 milyar dolar. Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) kimse 7 milyar dolarla ilgili yorum yapmıyor. Hiç daha önce İran'a gittiniz mi? İran Dışişleri Bakanı bu hafta Japonya'daydı ve Japon yetkililerden 3 milyar dolar istedi” ifadelerine yer verdi.

Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü'nden analist Henry Rome da X hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın uranyum stoklarını yüzde 60 oranında azaltma anlaşmasının, ABD ile İran arasında Umman'da yapılan müzakerelerde varılan anlaşmaların uygulanmasında yapıcı bir adım olduğunu söyledi.

Eylül ayında hassas diplomatik adımlar atılacağını söyleyen Rome, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) raporunda İran’ın Fordo'daki nükleer tesiste zenginleştirilen uranyum stokunu azalttığını ve UAEA müfettişleri ile iş birliği yaptığını teyit edeceğini belirterek, “Tüm bunlar, gerilimin azaltılması durumunun değerlendirilmesi açısından önemli. Raporda kesinlikle hiçbir kınama yer almayacak” dedi.

Rome, Tahran’ın, ahlak polisi (irşad devriyesi) tarafından kurallara göre örtünmediği gerekçesiyle tutuklanan genç kadın Mahsa Amini'nin ölümünün ardından başlayan halk protestolarının birinci yıl dönümü öncesinde toplumu baskılamak amacıyla diplomaside kaydedilen bu ilerlemeyi istismar edebileceğini düşünüyor.

ABD-İran anlaşmasının başlıca iki nedeni

Wall Street Journal (WSJ) gazetesine göre bazı gözlemciler, ABD ile İran’ın anlaşmaya varmalarının başlıca iki nedeni olabileceğini düşünüyorlar. Gözlemcilere göre bu iki nedenden biri İran'ın, zenginleştirilmiş uranyum stokunu ‘gönüllü olarak’ azaltarak, UAEA Yönetim Kurulu'nun bir sonraki toplantısında uygulanabilecek yaptırımlardan kaçınma girişimi, iki neden ise ABD’nin uzun süredir Körfez sularında daha önce eşi ve benzeri görülmemiş askeri yığınağının Tahran'a ‘net’ bir mesaj vermiş olması.

AP tarafından aktarıldığına göre ABD güçleri ve Batılı müttefikleri, cumartesi günü stratejik konuma sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçen yük gemilerine, olası bir saldırı durumuna karşı önlem amacıyla İran karasularından mümkün olduğunca uzak durmaları konusunda yeni bir uyarıda bulundular. Gözlemcilere göre bu, ABD-İran müzakerelerinin devam etmesine rağmen iki ülke arasındaki gerilimin de sürdüğü bir dönemde yapılan ‘katı’ bir uyarıydı.

Kısa bir süre önce askeri takviyelerin gönderildiği ABD Donanması 5. Filo Sözcüsü Komutan Tim Hawkins, “ABD destekli bir donanma gücü, dizginlemeye çalıştığımız mevcut bölgesel gerilimler temelinde bölgedeki denizcilere olası bir saldırı riskini azaltmak için almaları gereken uygun önlemleri bildirdi. Gemilere İran karasularından mümkün olduğu kadar uzak durmalarını tavsiye etti” şeklinde konuştu.



BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Birleşmiş Milletler’in Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese, Cuma günü medyaya yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguladığını ve bunun “toplu misilleme ve yıkıcı niyetleri” işaret ettiğini belirtti.

Albanese, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısıyla patlak veren Gazze savaşı sonrası gözaltındaki Filistinlilerin “aşırı fiziksel ve psikolojik ihlallere maruz kaldığını” söyledi.

Fransız Ajansı AFP, İsrail’in Cenevre’deki misyonundan yorum talep etti. İsrail tarafı, Albanese’yi daha önce “İsrail devletinin meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan takıntılı bir nefret ajandasıyla hareket etmekle” suçlamıştı.

Albanese, sürekli eleştirileri ve İsrail’i soykırımla suçlamaları nedeniyle İsrail ve bazı müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlandı ve görevden alınması talep edildi. Geçen ay ise Fransa ve Almanya, Doha Forumu’ndaki açıklamaları sonrası onun istifasını istemişti. Albanese, bu taleplerin “asılsız suçlamalara” ve sözlerinin “çarpıtılmasına” dayandığını belirtti.

Yeni raporuna eşlik eden açıklamada Albanese, “Tüm taraflarca gerçekleştirilen işkence ve kötü muamelenin, Filistinli silahlı gruplar da dahil olmak üzere, kesinlikle kınandığını” ancak raporun “İsrail’in davranışına odaklandığını” ifade etti.

“İşkence ve Soykırım” Başlıklı Rapor

Rapor, “7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in sistematik işkence uygulamasını” ele alıyor. Raporda, gözaltı merkezlerinde uygulanan işkencenin “benzeri görülmemiş bir şekilde toplu cezalandırma olarak kullanıldığı” belirtiliyor.

Raporda, “vahşi dayak, cinsel şiddet ve tecavüz, ölümcül kötü muamele, aç bırakma ve temel insani ihtiyaçlardan sistematik yoksun bırakma, onlarca bin Filistinli ve yakınlarında kalıcı ve derin yaralar bıraktı” ifadelerine yer verildi.

Albanese, “İşkence, erkek, kadın ve çocukları kontrol etmenin ve cezalandırmanın ayrılmaz bir parçası haline geldi; ister gözaltı sırasında kötü muamele yoluyla, ister sürekli zorunlu göç, toplu öldürme ve yoksun bırakma kampanyasıyla, yaşamın tüm unsurlarını yok ederek toplu acı ve ızdırabı uzun vadeli olarak artırmak için” denildi.

İsrail, İşkence ve Diğer Zalim, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaları Önleme Sözleşmesi’ne taraf bir ülke.

Albanese, 300’den fazla ifade dahil yazılı belgeler topladığını açıkladı.

BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörleri atasa da, raportörlerin bağımsız uzmanlar olduğunu ve BM’yi doğrudan temsil etmediğini hatırlattı.

Raporun Pazartesi günü İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor.


Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.