İngiliz sosyolog Allen: Avrupa hükümetleri, Kur'an'a saldırıları kınamak dışında bir şey yapmıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İngiliz sosyolog Allen: Avrupa hükümetleri, Kur'an'a saldırıları kınamak dışında bir şey yapmıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Leicester Üniversitesi "nefret" araştırmaları uzmanı, sosyolog Chris Allen, Kur'an-ı Kerim'e yönelik saldırılarla ilgili "Avrupa hükümetlerinin kınamak dışında bir şey yapmayacağını" söyledi.

Kur'an-ı Kerim'e yapılan saldırılar hakkında AA muhabirine konuşan Allen, "Bu saldırılar, daha uçta olanların tepki göstermesi ve böylece tüm Müslümanların tepki gösterenlerle aynı olduğu iddialarının güçlendirilmesi umuduyla yapılıyor." dedi.

Allen, Avrupa hükümetlerinin saldırıları kınamanın ötesinde bir şey yapmayacağını belirterek "Hükümetlerin bu konuları pek umursadığını düşünmüyorum. Çünkü mülteciler ve göçmenler de dahil olmak üzere Müslümanları ve azınlıkları gerçekten savunduklarını da düşünmüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin Müslümanlar konusundaki tavrına da değinen Allen, 10 yıl öncesine göre aşırı sağcı söylemlerin hükümet politikalarıyla çok daha "yakın" olduğunu ifade etti.

Müslümanlar hakkında söylenenlerin, bugün ana akım söylem olmaya başladığını belirten Allen, çoğu Batı ülkesinin aynı durumda olduğunu kaydetti.

- İsveç'te Kur'an-ı Kerim'e yönelik provokasyonlar

İsveç ve Danimarka'da son dönemde Kur'an-ı Kerim'e yönelik saldırılar yoğunlaşırken bu provokasyonlara izin verilmesi tepkiyle karşılanıyor.

Danimarkalı aşırı sağcı politikacı ve Sıkı Yön Partisi lideri Rasmus Paludan, 2022'de Paskalya tatili boyunca İsveç'in Malmö, Norköpin, Jönköping kentleri ile başkent Stockholm'de Kur'an-ı Kerim yakma provokasyonlarını sürdürmüştü.

Paludan, 21 Ocak'ta Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği ve 27 Ocak'ta Türkiye'nin Kopenhag Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim yakmıştı.

Stockholm'de Irak asıllı Salwan Momika da Kurban Bayramı'nın birinci gününe denk gelen 28 Haziran'da, Stockholm Camisi önünde polis koruması altında Kur'an-ı Kerim yakmıştı.

Momika, 20 Temmuz'da da Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde, 31 Temmuz'da İsveç parlamentosu önünde polis koruması altında Kur'an-ı Kerim'i ve Irak bayrağını ayaklar altına almıştı.

İran asıllı Bahrami Marjan ise Stockholm'ün Angbybadet sahilinde 3 Ağustos'ta polis korumasında Kur'an-ı Kerim yakmıştı.



Trump: Alman şansölyesi İran hakkında hiçbir şey bilmiyor

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026'da Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bir araya geldi (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026'da Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bir araya geldi (DPA)
TT

Trump: Alman şansölyesi İran hakkında hiçbir şey bilmiyor

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026'da Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bir araya geldi (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026'da Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bir araya geldi (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i İran savaşı konusunda eleştirdi. Bu çıkış, Merz’in bir gün önce İranlıların savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde ABD’yi “aşağıladığını” söylemesi sonrasında geldi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, “Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran’ın nükleer silaha sahip olmasında bir sakınca görmüyor. Ne söylediğini bilmiyor!” ifadelerini kullandı.

Ancak Reuters’a göre Merz, İran’ın nükleer silah edinmemesi gerektiğini savunuyor.

Merz, pazartesi günü Almanya’nın batısındaki Marsberg’de bulunan bir okulu ziyareti sırasında Ortadoğu’daki savaşla ilgili bazı açıklamalar yaptı.

Merz, “ABD’nin açık bir stratejisi olmadığı görülüyor. Bu tür savaşlarda sorun her zaman şudur: Sadece savaşa girmek yetmez, aynı zamanda nasıl çıkılacağını da bilmek gerekir” dedi.

“Bunu Afganistan’da 20 yıl boyunca acı bir şekilde gördük. Irak’ta da gördük” diyen Merz, “Tüm bu durum en iyi ihtimalle bir öngörüsüzlük örneğidir” ifadelerini kullandı.

Merz ayrıca, “ABD’nin hangi stratejik çıkışı seçeceğini göremiyorum. Özellikle İranlıların müzakereleri son derece ustaca yürüttüğü ya da hiç yürütmediği açıkken” diye konuştu.

İran yönetiminin ABD’yi “aşağıladığını” öne süren Merz, “Orada koca bir ulus, İran liderliği ve özellikle sözde Devrim Muhafızları tarafından aşağılanıyor” dedi.

Merz, pazartesi günü yaptığı açıklamada da İran yönetiminin ABD’yi oyaladığını, Amerikan yetkililerini Pakistan’a gidip sonuç alamadan geri dönmeye zorladığını söyleyerek, alışılmadık derecede sert ifadeler kullandı.

Bu açıklamaların, Ukrayna savaşı, Grönland meselesi, gümrük tarifeleri ve son olarak İran savaşı gibi başlıklar nedeniyle zaten gerilmiş olan Washington ile NATO’daki Avrupalı müttefikleri arasında bulunan derin görüş ayrılıklarını gözler önüne serdiği belirtiliyor.


Savaş İran ekonomisine yük bindiriyor: İşsiz kalanların sayısı 1 milyonu geçti

Savaş nedeniyle işten çıkarılan birçok İranlı, ciddi bir geçim endişesi içinde (Reuters)
Savaş nedeniyle işten çıkarılan birçok İranlı, ciddi bir geçim endişesi içinde (Reuters)
TT

Savaş İran ekonomisine yük bindiriyor: İşsiz kalanların sayısı 1 milyonu geçti

Savaş nedeniyle işten çıkarılan birçok İranlı, ciddi bir geçim endişesi içinde (Reuters)
Savaş nedeniyle işten çıkarılan birçok İranlı, ciddi bir geçim endişesi içinde (Reuters)

İran'da savaşla birlikte milyonlarca kişi daha işsizlikle karşı karşıya. Diğer yandan abluka nedeniyle satılamayan petroller emekliye ayrılmış depolara gönderiliyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaş, halihazırda zor durumdaki İran ekonomisine daha da yük bindirdi.

CNN'in haberine göre petrol rafinerisi çalışanlarından tekstil işçilerine, kamyon şoförlerinden uçuş görevlilerine kadar pek çok sektörde iş kayıpları yaşanıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'na (UNDP) göre, çatışma nedeniyle 4,1 milyona yakın kişi yoksulluğa sürüklenebilir.

Savaşta düzenlenen saldırılarda 23 binden fazla fabrika ve şirketin binalarının zarar gördüğü ya da oluşan hasar nedeniyle faaliyetlerinin aksadığı belirtiliyor.

İran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Gülam Hüseyin Muhammedi, bunun sonucunda 1 milyon kişinin işini kaybettiğini söylüyor. İranlı medya kuruluşu Etemad Online'ın tahminlerine göre, bu durumun dolaylı etkileri nedeniyle ek olarak 1 milyon kişi daha işsiz kaldı.

Amerikan düşünce kuruluşu Quincy Institute'tan Hadi Kahalzadeh, savaşın İran'ın halihazırda kırılgan ekonomisini sarsarak işlerin yüzde 50'sini riske attığını, nüfusun yüzde 5'ini daha da yoksullaştırdığını söylüyor:

Birçok şirket savaş, enflasyon, resesyon ve talepteki çöküşün yarattığı baskıyla faaliyetlerini askıya aldı.

Geçen ay İsrail'in dev petrokimya tesislerine düzenlediği hava saldırıları, binlerce işçinin ücretsiz izne ayrılmasına neden oldu.

İran ağır sanayisinde meydana gelen büyük hasarın etkileri ekonominin diğer alanlarına da yayıldı. Azerbaycan sınırına yakın bir bölgedeki treyler üreticisi Maral Sanat, çelik sıkıntısı nedeniyle 1500 kişiyi, İran'ın en büyük tekstil firmalarından biri olan Borujerd ise 700 kişiyi işten çıkardı.

ABD ve İran arasındaki anlaşmazlık nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda enerji piyasasını alt üst eden kriz de her geçen gün derinleşiyor.

Tahran, Washington yönetimi ablukayı kaldırmadan müzakerelere yanaşmayacağını söylüyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, pazartesi gecesi X'ten yaptığı paylaşımda, ablukaya tekrar tepki göstererek "Bu, açık denizde korsanlık ve silahlı soygunun yasallaştırılmasıdır" ifadelerini kullandı.

Diğer yandan İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için nükleer programına yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılmasını teklif ettiği savunulmuştu. Ancak CNN'in aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump teklife sıcak bakmıyor.

Wall Street Journal, ABD'nin 14 Nisan'da uygulamaya başladığı abluka nedeniyle İran yönetiminin, satamadığı petrolü emekliye ayrılmış depolara gönderdiğini yazıyor.

Abluka nedeniyle İran'ın ham petrol sevkiyatları 14-23 Nisan'da günlük ortalama 2 milyon varilden 567 bin varile düştü.

Independent Türkçe, CNN, Wall Street Journal, Tesnim


Yeni ABD pasaportlarında Trump'ın fotoğrafı yer alıyor

ABD’nin kuruluşunun 250. yıl dönümü dolayısıyla özel olarak tasarlanan yeni pasaportlarda Başkan Donald Trump’ın görselinin yer alacağı bildirildi (AP)
ABD’nin kuruluşunun 250. yıl dönümü dolayısıyla özel olarak tasarlanan yeni pasaportlarda Başkan Donald Trump’ın görselinin yer alacağı bildirildi (AP)
TT

Yeni ABD pasaportlarında Trump'ın fotoğrafı yer alıyor

ABD’nin kuruluşunun 250. yıl dönümü dolayısıyla özel olarak tasarlanan yeni pasaportlarda Başkan Donald Trump’ın görselinin yer alacağı bildirildi (AP)
ABD’nin kuruluşunun 250. yıl dönümü dolayısıyla özel olarak tasarlanan yeni pasaportlarda Başkan Donald Trump’ın görselinin yer alacağı bildirildi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın görselinin, temmuz ayında ülkenin bağımsızlık ilanının 250. yıl dönümü kapsamında basılacak yeni pasaportlarda yer alacağı, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından dün doğrulandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott X platformunda yaptığı açıklamada, “ABD temmuz ayında kuruluşunun 250. yıl dönümünü kutlarken, Bakanlık bu tarihi dönümü anmak amacıyla özel olarak tasarlanmış sınırlı sayıda ABD pasaportunu piyasaya sürmeye hazırlanıyor” ifadelerini kullandı.

Pigott, Fox News Digital’ın yeni tasarımı gösteren haberini de paylaştı. Söz konusu tasarımda pasaportun iç sayfalarında Trump’ın altın renkli imzasıyla birlikte bir fotoğrafı ile 4 Temmuz 1776’daki Bağımsızlık Bildirgesi sırasında kurucu babaların yer aldığı bir görsel bulunuyor.

ABD tarihinde görevdeki bir başkanın pasaportlarda yer alması daha önce görülmemiş bir durum olarak dikkat çekiyor.

Ayrıca bu kapsamda Trump’ın portresini taşıyan hatıra niteliğinde altın bir madeni paranın da basılması planlanıyor.

Trump’ın yeniden göreve gelmesinin ardından başkentteki bazı binalara da isminin verildiği, bunlar arasında ünlü “Kennedy Center” ve Barış Enstitüsü’nün de bulunduğu belirtildi.

Öte yandan Trump’ın, 250. yıl kutlamaları kapsamında 21–23 Ağustos tarihleri arasında Washington’da bir IndyCar yarışı düzenlemeyi planladığı ifade edildi.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ise söz konusu pasaportların yalnızca Washington’da ve sınırlı sayıda satışa sunulacağını kaydetti.