Zambiya'da el koyulan dolar ve altın yüklü uçağın hikâyesi

Independent Arabia'ya konuşan Mısırlı bir kaynak, uçağın başkent havalimanına kısa bir süreliğine indiğini ve doğrudan havalandığını anlattı

Zambiya'daki Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu Genel Müdürü Nason Panda, alıkonan uçağa ilişkin basın açıklamasında / Görsel: YouTube
Zambiya'daki Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu Genel Müdürü Nason Panda, alıkonan uçağa ilişkin basın açıklamasında / Görsel: YouTube
TT

Zambiya'da el koyulan dolar ve altın yüklü uçağın hikâyesi

Zambiya'daki Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu Genel Müdürü Nason Panda, alıkonan uçağa ilişkin basın açıklamasında / Görsel: YouTube
Zambiya'daki Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu Genel Müdürü Nason Panda, alıkonan uçağa ilişkin basın açıklamasında / Görsel: YouTube

Kimilerinin deyimiyle "Ali Baba'nın Uçağı" etrafındaki belirsizlik ve heyecan sürüyor.

Zambiyalı yetkililer, içinde 5,6 milyon dolardan fazla nakit, 127,2 kilogram altın, beş tüfek ve bir miktar mühimmat buldukları uçağı alıkoydu.

Alıkonanlar arasında yine uçağın içinde bulunan 6'sı Mısırlı 10 kişi de var. Uçağın Kahire Havalimanı'ndan geldiği düşünülüyor.   

Zambiya Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu Genel Müdürü Nason Panda, yaptığı basın açıklamasında geçtiğimiz pazartesi günü akşam saat 7 sularında Kahire'den gelen bir uçağın Lusaka'daki Kenneth Kaunda Uluslararası Havalimanı'na iniş yaptığını ve içerisinde altın, para ve mühimmat bulunduğunu söyledi.

Paranın, soruşturma bitene kadar Zambiya Bankası'na emanet edildiğini belirten Panda, aynı kaçakçılık operasyonu kapsamında yerel bir havayolu şirketine ait bir başka uçağa da el koyulduğunu ekledi. 

Kahire, gidiş-dönüş

Zambiyalı haber sitelerinin aktardığı basın açıklamasında Panda, uçağın Kahire'den geldiğini ve uçuş programına göre tekrar Mısır'a dönmesinin planlandığını ifade etti.

Ayrıca, gözaltına alınan 10 kişiden 6'sının Mısırlı ve diğer 4 kişinin de İspanyalı, Hollandalı, Letonyalı ve Zambiyalı olduğunu, ama meseleye karışan daha fazla Zambiyalı olabileceğini belirtti. 

Panda'nın açıklamasına göre elde edilen ilk bilgiler, bu kişilerin Zambiya'ya bazı ticari işlemlerde bulunmak üzere geldiğine işaret ediyor.

Bununla birlikte Panda, soruşturmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve olaya karıştıklarından emin olmadıkça böyle bir şey yapılamayacağını gerekçe göstererek söz konusu kişilerin ismini vermeyi reddetti. 

Aynı şekilde yasa dışı faaliyetlerde bulunmak üzere geldiği bilgilerine dayanarak uçağın alıkonup arandığını doğruladı. 

15 Ağustos'ta Panda'nın ofisinden yapılan açıklamaya göre Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu, tehlikeli maddeler taşıyan ve 13 Ağustos 2023 günü saat 19.00'da Kenneth Kaunda Uluslararası Havalimanı'na iniş yapan özel bir kiralık uçak (charter) seferi hakkında bilgi aldı.

Kurum, bu bilgiye dayanarak çeşitli kolluk kuvvetlerinden görevlilerle birlikte 14 Ağustos Pazartesi günü bir operasyon düzenledi.

Operasyon sonucunda 5,6 milyon dolardan fazla para, 5 adet tabanca, 7 mühimmat deposu, 126 adet mermi, 127,2 kg ağırlığında 602 parça altın ve 1 altın ölçüm cihazı ele geçirildi. 

Yine açıklamaya göre Kurum, içinde zikredilen eşyaların bulunduğu Global Express T7-WW uçağının yanı sıra yerli bir havayolu şirketine ait King Air B190 uçağını da alıkoydu, ancak ikinci uçağın konuyla ilişkisine dair detay verilmedi. Ayrıca aralarında bir Zambiya vatandaşının bulunduğu 10 kişi de gözaltına alındı.

Mısır'ın sessizliği

Mısır tarafında ise bir sessizlik hali hüküm sürüyor. Nitekim Mısırlı yetkililer, bu satırların yazılıp yayımlandığı zamana kadar konuya ilişkin herhangi bir yorum yapmadı.

Bununla birlikte resmi Ortadoğu Haber Ajansı (Middle East News Agency), konu hakkında bilgi sahibi olduğunu söylediği bir kaynaktan, Zambiya tarafından alıkonan özel uçağın Mısır menşeli olmadığını, Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu'nun açıklamasında işaret edilen diğer uçağın da aslında Mısır hava sahasından geçmediğini aktardı. 

Ayrıca olayın aslını ve koşullarını öğrenmek için halihazırda Mısırlı yetkililer ile Zambiyalı mevkidaşları arasında koordinasyonun en üst düzeyde yürütüldüğünü vurguladı. 

Independent Arabia, Mısır Sivil Havacılık Bakanlığı'ndan bilgi almaya çalıştı, ancak soruları yanıtsız kaldı.

Bununla beraber Kahire Uluslararası Havalimanı'nda bir kaynak, olan bitenin koşullarını ortaya çıkarmak üzere havalimanında bir soruşturma yürütüldüğünü bildirdi.

İsminin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynağa göre söz konusu uçak, bir başka ülkeden geldi ve birkaç saatliğine Kahire Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra doğrudan Zambiya'ya doğru havalandı.

Şu an uçuş verileri soruşturuluyor ve iniş-kalkış koşulları tam olarak tanımlanıyor. Kaynak açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

Kahire Havalimanı'na veya bir başka havalimanına inen herhangi bir uçak tamamen aranıyor. Bu uygulama, 2015 Şarm el-Şeyh Havalimanı'nda Rus uçağının bombalanması hadisesinden bu yana sıkı bir şekilde takip ediliyor. Depolama hattında bir saatten fazla kaldığı sürece uçak, iniş ve kalkış esnasında aranacak. Uçak, sadece yakıt ikmali yapıp doğrudan havalanmak için havalimanına iniş yaparsa aranmaz.

El konulan altınlar sahte mi?

Uçağa ve el koyulanlara dair pek çok gizem mevcut. Basında çıkan haberlere göre Zambiya Maden ve Mineral Geliştirme Bakanı Paul Kapusui, ele geçirilen madenlerin gerçekten altın olup olmadığından emin olmak için bakanlığındaki jeoloji biriminden bir ekip görevlendirdi.

Jeoloji Dairesi tarafından yapılan bir laboratuvar incelemesinden sonra ise ele geçirilen madenlerin altın değil, bakır, nikel, kalay ve çinko olduğu ortaya çıktı. 

CNN Arabic'in haberine göre Kapusui, "kapsamlı bir incelemeden sonra, iddia edilen altın külçelerinin yüzde 58 ila 61 oranında bakır, yüzde 38 ila 41 oranında çinko ve eser miktarda kalay ve nikel içerdiğini" açıkladı.

Uluslararası hava trafiği verilerinin izlenmesi ve takibi alanında uzmanlaşmış Flightradar24 internet sitesinde araştırma yapıldığında, Zambiya Uyuşturucuyla Mücadele Kurumu'nun açıklanmasında işaret edilen T7-WW numaralı uçak için bir sicil numarası bulunamadı.

Sitenin verilerinde belirtilen en yakın numara, T7-WSS. Bu durum, Zambiyalı kurumun açıklamasında bir hataya işaret ediyor olabilir.

Bilgi incelemesi konusunda uzmanlaşmış 'matsda2sh' sayfası, sayfa ekibinin, el koyulan uçağın başkent Lusaka'daki Kenneth Kaunda Uluslararası Havalimanı'nda çekilen ve gerçek kayıt numarasının görüldüğü fotoğraf ve videoların analizini yaptığını açıkladı.

Analizin neticesinde uçağın T7-WSS kayıt numarasına sahip ve San Marino Cumhuriyeti'nde kayıtlı olduğu öğrenildi. 

Sayfa, Facebook hesabında şu açıklamayı yaptı:

Flightradar24 sitesine göre seyrüsefer verileri, uçağın 12 Ağustos Cumartesi akşamı Ürdün'ün başkenti Amman'daki havalimanından kalkıp, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısında Kahire Havalimanı'na vardığına ve sonra pazar sabahı Kahire yerel saatiyle saat 11'de tekrar havalandığına işaret ediyor.

Yaklaşık 7 saat sonra ve Kahire saatiyle tam olarak 18.13'te uçak, Zambiya'nın başkenti Lusaka'daki Kenneth Kaunda Uluslararası Havalimanı'na vardı.

Çalışmalarını sivil ve askerî havacılığı desteklemeye odaklayan bir Avrupa kuruluşu olan Eurocontrol veri tabanına göre, yapılan aramalar uçağın Flying Group Middle East adlı bir şirket tarafından işletildiğini ortaya çıkardı. Uçağı işleten şirketin merkezi, Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunuyor.

Bu ofis, Belçika'nın Antwerp Havalimanı'nda bir merkezi bulunan uçak kiralama hizmetleri şirketi Flying Group'a bağlı bir ofis. 

Flightradar24 hizmetiyle uçağın son iki yılda kaydedilen uçuş geçmişi takip edildiğinde uçağın yaklaşık 361 gidiş-geliş seferi yaptığı ve bunların çoğunda kalkış ya da dönüş noktasının Kahire olduğu görüldü (125 uçuş, Kahire'de başlamış ya da sona ermiş).

Independent Arabia, Independent Türkçe



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.