Nijer… Sınırlı seçenekler ve alınan dersler

Nijer’deki darbe ülke içinde ve uluslararası alanda birbirinden farklı tepkilere neden oldu. (AFP)
Nijer’deki darbe ülke içinde ve uluslararası alanda birbirinden farklı tepkilere neden oldu. (AFP)
TT

Nijer… Sınırlı seçenekler ve alınan dersler

Nijer’deki darbe ülke içinde ve uluslararası alanda birbirinden farklı tepkilere neden oldu. (AFP)
Nijer’deki darbe ülke içinde ve uluslararası alanda birbirinden farklı tepkilere neden oldu. (AFP)

Halid Hamade

Nijer, Afrika’nın Sahil bölgesinde Batı’nın güvenlik yapısı için önemli bir rol oynamış ve hem Fransa hem de ABD için her zaman ortak bir ilgi odağı olmuştur. Bu iki ülkenin askerî üslerine ev sahipliği yapan Nijer, son yıllarda hem AB’den (2021 yılında 500 milyon euro) hem de Fransa’dan (2022’de 120 milyon euro) önemli bir uluslararası destek gördü. Bunun yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Mart 2023’te gerçekleştirdiği Niamey ziyareti esnasında duyurduğu 150 milyon dolarlık doğrudan bir yardım da var.

2021’den sonra tüm ECOWAS ülkelerinde ‘terörist saldırıların’ kurbanları artmasına rağmen Nijer, nispeten güvenli bir ortama sahipti. Nitekim sivil kayıpları, 2022 yılında yüzde 80 azaldı. ECOWAS Komisyonu Başkanı Omar Touray’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu rapora göre 2023 yılının ilk altı ayında da terör saldırılarında toplam 4 bin 593 kişi arasından 77 sivil ölümü kaydedildi. Bununla beraber son üç yılda Mali’de (2020-2021), Gine’de (2021), Burkina Faso’da (2022) ve son olarak da Nijer’de (2023) görülen askerî darbeler hem ABD’nin hem de Fransa’nın bölgedeki geniş çaplı askerî müdahalesinin arkasında yatan stratejiye ilişkin soruları gündeme getirdi.

Hiç şüphe yok ki söz konusu askerî konuşlandırma, Afrika sahilinde Batı düşmanlığının pekişmesine katkı sağladığı gibi, Batı’nın stratejik rakipleri Rusya ile Çin’in nüfuzunun genişlemesine de olanak tanıdı. Diğer yandan ister devlet gözetimindeki sivil birlikler ister Mağrip El-Kaidesi, Cemaat-i Nusretü’l-İslam ve’l-Müslimin (Jama’at Nusrat al-Islam wal-Muslimin/JNIM) ve Büyük Sahra’daki İslam Devleti (Islamic State in the Greater Sahara/ISGS) gibi milisler ve örgütler olsun, gayri resmi silahlı gruplar (non-state armed groups) kendi nüfuzlarını pekiştirmeyi başardı. Batı yayılması ışığında bu örgütler, kontrol ettikleri bölgelerde fiili egemen otoriteye ya da proto-devletlere dönüştü.

Fransa ve ABD’nin yaklaşımları

Son üç yılda Afrika Kıtası’nda Batı karşıtlığına odaklanan ve Sahil ülkelerindeki askerî ve siyasi seçkin grupları harekete geçirmeyi başaran bir yönelime tanık olundu. Fransız karşıtı duygular, iktidarı ele geçirme girişimlerine gerekli meşruiyeti kazandırdı. Aynı şekilde Fransa’nın gerekli araçlara sahip olmasına rağmen aşırılık yanlısı silahlı gruplarla mücadele edememesi de Fransa ile yakın bağları olan liderlerin devrilmesine gerekçe sundu.

Fotoğraf Altı: 20 Ağustos’ta bir araya gelen göstericiler, Niamey’deki askerî darbe sebebiyle Nijer’e uygulanan yaptırımları protesto etti. (AFP)
20 Ağustos’ta bir araya gelen göstericiler, Niamey’deki askerî darbe sebebiyle Nijer’e uygulanan yaptırımları protesto etti. (AFP)

Etnik, sosyal ve ekonomik bağların kendilerine sunduğu başarı unsurlarını hesaba katmaksızın, askerî yeteneklerine bakıldığında Fransız güçleri, Sahil bölgesindeki silahlı gruplarla her zaman mücadele etti. Bu etkenler, aşırılık yanlısı gruplara koşullara uyum sağlama ve yerel halkla özdeşleşme yeteneği kazandırdı ve bu da onların, bölgesel ve uluslararası etkin odakların katıldığı askerî operasyonlara rağmen varlıklarını sürdürmeleri ve yeteneklerini geliştirmeleri için imkân sağladı.

2021’den sonra tüm ECOWAS ülkelerinde ‘terörist saldırıların’ kurbanları artmasına rağmen Nijer, nispeten güvenli bir ortama sahipti. Nitekim sivil kayıpları, 2022 yılında yüzde 80 azaldı.

Washington’ın Nijer’deki askerî darbeye karşı kendine özgü bir yaklaşımı vardı. Şöyle ki Biden yönetimi resmî olarak, iktidarın askerler tarafından ele geçirilmesini bir darbe olarak tanımlamadı ve bunun yerine askerî seçeneği dışladığını, krizin diplomasi yoluyla ele alınması gerektiğini dile getirdi. Washington, Agadez Üssü’nün insansız hava araçları için yürüttüğü keşif ve bilgi toplama görevlerinin sürdürülebilirliğini temin etmek için sakin bir yol bulmaya çalışırken Fransa’nın Nijer’de yaşananlara yaklaşımı kolaylıkla aşılamayacak kritik etkenlere dayanıyor.

Enerji üretim tesislerinin ihtiyaçlarını karşılamak için Nijer’deki uranyum kaynaklarına güvenli erişim, Fransa’nın stratejik çıkarlarından biri. Köklü sömürgeci egemenliği sürdürme sorunu da Fransa’nın tutumunun şekillenmesinde rol oynuyor.

Buna karşılık Nijer de iki ülkeye farklı muamelelerde bulundu. Şöyle ki askerî konsey, Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’un devrilmesinin ardından Fransa ile askerî iş birliği anlaşmalarını iptal etti ve Fransa’ya güçlerini çekmesi çağrısı yaptı. Washington ise şu ana kadar güçlerini geri çekme çağrısı almadı; bunu yapmak zorunda kalacağına dair herhangi bir işaret de yok. Aksine insansız hava araçları da dahil olmak üzere ABD’nin askerî uçuşları darbeciler tarafından onaylandı.

Muhtemel senaryolar

Fransa ve ABD’nin Nijer’deki askerî darbeye yaklaşım konusundaki tutum farklılığı, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECOWAS) da yansıdı. Nitekim devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’un yeniden iktidara getirilmesi için gösterilen diplomatik çabaların başarısız olması halinde askerî çözüme işaret etse de ECOWAS, görünüşe bakılırsa darbenin bölge ülkelerinde sebep olduğu büyük ayrışma ve gerginlikler nedeniyle ortak bir karar alamayacak. Askerî konseyin artan desteği ve herhangi bir askerî müdahaleyle karşılaşma ihtimali, darbeyi planlayanları iktidara tutunma konusunda cesaretlendirdi. ECOWAS üyeleri, kapsamlı bir savaşın bölgenin kırılganlığını artıracağının farkında. Askerî seçeneğin ortaya atılması bile tek başına Batı Afrika ve Sahil bölgesi ülkelerini bölmek için yeterli oldu. Buna ek olarak, halihazırda ECOWAS’ın dönem başkanlığını üstlenen Nijerya gibi üye ülkeler, iç baskılara maruz kalıyor. Bu baskılar, Nijerya’nın kuzeyindeki en büyük şehir Kano’nun sokaklarında Nijer’e yönelik olası bir işgali protesto etmek için yapılan yoğun gösteriler üzerinden ifade edildi.

Fotoğraf Altı: Binlerce darbe destekçisi, 20 Ağustos’ta Niamey’de gösteri yaptı. (AFP)
Binlerce darbe destekçisi, 20 Ağustos’ta Niamey’de gösteri yaptı. (AFP)

AP’nin haberine göre ECOWAS’ın, Nijer’i işgal etmek ve demokratik olarak seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’u göreve geri getirmek için ‘Afrika İhtiyat Gücü’nü harekete geçirdiğini duyurmasından yalnızca birkaç gün sonra darbe destekçileri, olası bir askerî müdahaleye karşı savaşmak için gönüllü olarak seferber olmaya başladı.

Görünüşe göre ECOWAS’ın, Fransa ve ABD desteği olmadan tehditlerini yerine getirmesi giderek zorlaşıyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı analize göre askerî herhangi bir müdahaleyi yönetecek olan Nijerya’nın karşı karşıya kaldığı iç güvenlik sıkıntılarının yanı sıra, Burkina Faso ve Mali de bloğun ülkeyi işgal etmek için harekete geçirilmesi halinde Nijer’de darbecilerin yanında savaşacakları tehdidinde bulundu. Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (IFRI) Elie Tenenbaum, “Esasında Afrika İhtiyat Gücü, darbenin gerçekleştiği bir ülkede anayasal düzeni geri getirmek için tasarlanmadı” diyor. Fransa, Nijer’e askerî olarak müdahale etmek için harekete geçer mi? Peki, ABD; Afganistan ve Irak’taki uzun savaş tecrübelerinden sonra dış politikasında hiçbir önceliği olmayan bir yere müdahale eder mi?

Askerî seçeneğe doğru gidişin yansımaları

ECOWAS’ın askerî seçeneğe yönelmesi, Burkina Faso ile Mali ordularının darbeyi savunmak için Nijer’deki muadillerine katılmasına yol açacak. Bu da Cumhurbaşkanı Bazoum’un göreve geri getirilmesi krizini Sahil bölgesinde kapsamlı bir çatışmaya dönüştürecek. Bu bağlamda Çin ve Rusya destekli yabancı güçler ve güvenlik örgütleri, bölgedeki Fransız ve Amerikan çıkarlarına karşı çıkma adı altında savaşı uzatmak için silah ve para desteği sunmakta tereddüt etmeyecektir. Hiç şüphesiz askerî seçeneğe başvurmanın sonuçları ve yansımaları, bir bütün olarak Afrika’nın güvenliğine gölge düşürecek ve hatta mevcut krizleri daha da karmaşık hale getirecek:

Öncelikle, ilk olumsuz yansıma, teröre karşı bölgesel savaşa katılan ülkeler üzerinde olacaktır. Zira halihazırda bu savaşın sorumluluğunu üstlenen ülkeler, ordu ve kaynaklarının yönünü yeni önceliklere doğru çevirecek. Nijeryalı askerler şu an G5-Sahel Grubu ve Çok Uluslu Ortak Görev Gücü üzerinden Çad Gölü havzası ve ülkenin diğer bölgelerinde Boko Haram’a, Batı Afrika Eyaleti İslam Devleti’ne (ISWAP) ve diğer terörist gruplara karşı savaşıyor. ECOWAS’ın Nijer’e karşı yürüteceği herhangi bir saldırı, öncelikleri askerî konsey ile geçiş hükümetinin korunması yönünde yeniden düzenleyecek ve yeni savaşın sebep olduğu zayıflıklardan yararlanarak faaliyetlerini artıracak olan terörist gruplara karşı savaşa katılmaktan uzaklaştıracaktır.

ECOWAS’ın, Fransa ve ABD desteği olmadan tehditlerini yerine getirmesi giderek zorlaşıyor. Askerî herhangi bir müdahaleyi yönetecek olan Nijerya’nın karşı karşıya kaldığı iç güvenlik sıkıntılarının yanı sıra, Burkina Faso ve Mali de Nijer’de darbecilerin yanında savaşacakları tehdidinde bulundu.

İkinci olarak; silahlı çatışma Nijer’e sınırı olan yedi ülkeye büyük bir mülteci akınına yol açacak ki çok sayıda mültecinin Avrupa’ya gitmeye çalıştığı bir durumda bu, mevcut krizi daha da şiddetlendirecektir.

Üçüncü olarak; Nijer’le müttefik olan ülkeler ECOWAS’ın, Fransa ve onun müttefiklerinin çıkarlarını korumak için askerî bir operasyon yürüttüğünü düşünecek. Bu ise askerî müdahale uyarısında bulunan Rusya’ya yönelmek için bir teşvik olacaktır. Rusya, darbeye karşı çıkan Güney Afrika ve Namibya gibi Afrikalı müttefiklerini kızdırmamak için darbecilere destek vermemeye özen gösterdi göstermesine ama geniş çaplı bir askerî müdahale Moskova’ya, buna katılma ve komşu Mali’de aktif olarak bulunan Wagner örgütünü dahil ederek yeni müttefikler kazanma fırsatı sağlayacaktır.

Alınan dersler, Batı Afrika ülkelerine Batılı bakış açısını değiştiriyor mu?

Nijer’de ve onun öncesinde Batı Afrika’daki askerî darbeye karşı ortaya koyduğu tutumlara bakılırsa ABD, Batı demokrasisini güç yoluyla dayatmaya ilişkin bir güvenlik gücü olarak hareket etmeyecek gibi görünüyor. Aksine ABD’nin, Afrika’nın terörle mücadeleye katılımını teyit etme ve mevcut otoriteyle çatışmadan askerî üslerini sessizce konuşlandırmayı sağlama yönünde bir arzusu var. Gerçekleşirse şayet askerî çatışma, ABD’yi şu iki seçenekten birine itebilir:

Birincisi; ilgi odağının Gana ve Senegal gibi daha demokratik ve ekonomik açıdan daha ileri Batı Afrika ülkelerine kaydırılmasından sonra doğrudan çatışma dairesinden çıkmak ve yapıcı kaos teorisini tekrar etmek. Faaliyetlerin keşif ve uzaktan bilgi toplama operasyonlarıyla sınırlandırılması ve destek sunulması, geçiş seçeneğini Washington için mantıklı kılıyor.

İkincisi; Batı’nın, Batı Afrika’da güvenliğin istikrarını sağlama ve devletin yeteneklerini geliştirme adına yeni bir yaklaşıma yönelmesine öncülük etmek. Brown Üniversitesi’nde Savaşın Maliyetleri Projesi’nin eş direktörü Stephanie Saville şu değerlendirmede bulundu:

Şu an ABD’de gerçekten yapmamız gereken şey, olup bitenlere farklı bir yaklaşımın gerekli olduğuna dair bir uyandırma çağrısı olarak bakmaktır… Gelin, şu ana kadar yaptıklarımızın başarısız olduğunu söyleyecek kadar cesur olalım.

Afrika Sahil ülkelerindeki rejimlerin askerî bir karaktere büründürülmesi eğilimi, demokratik olarak seçilen ve Batı hegemonyasının bir uzantısı olmaktan öteye geçmedikleri için devrilmesi şart olan yetkililerden kurtulmanın alternatif modeli haline geldi. Batı; Mali ve Burkina Faso’dan sonra Nijer’den alınan dersleri okur mu?

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Majalla’dan çevrildi.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.