BRICS kurucularının çıkarları Afrika ülkelerinin bloğa katılımını nasıl etkiliyor?

Güney Afrika Devlet Başkanı BRICS zirvesine katılacak olan Çinli mevkidaşını ağırladı (Reuters)
Güney Afrika Devlet Başkanı BRICS zirvesine katılacak olan Çinli mevkidaşını ağırladı (Reuters)
TT

BRICS kurucularının çıkarları Afrika ülkelerinin bloğa katılımını nasıl etkiliyor?

Güney Afrika Devlet Başkanı BRICS zirvesine katılacak olan Çinli mevkidaşını ağırladı (Reuters)
Güney Afrika Devlet Başkanı BRICS zirvesine katılacak olan Çinli mevkidaşını ağırladı (Reuters)

Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde başlayan 15. BRICS Zirvesi’nde konuşulan ‘blokun genişletilmesi’ meselesi, bölgesel ve uluslararası alanda kayda değer bir ilgi görüyor. Pek çok gözlemcinin belirttiğine göre, katılım arzusunu dile getiren yaklaşık 40 ülke arasından yapılacak seçimde esas alınacak kriterlerin, küresel ölçekte nüfuzunu genişletmeyi amaçlayan bloğun gelecek politikalarını yansıtması bekleniyor.

Söz konusu zirve, 'BRICS ve Afrika: Karşılıklı olarak hızlandırılmış büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı çok taraflılık için bir ortaklık' başlığı altında yapılıyor. Blok ülkeleri liderlerinin yarına dek sürecek olan zirvede, bu konudaki görüş ayrılıkları nedeniyle üyeliğin genişletilmesi konusunu tartışması bekleniyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlar, Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika'ya katılacak ülkelerin seçilmesi yönündeki kriterlerin henüz belirlenmediğini belirtiyor. Meclisin kurucu devletlerinin bu standartlara ilişkin vizyonlarında farklılıkların bulunduğuna da dikkat çekiyor.

Son zamanlarda Çin ve Rusya, üyeliğin genişletilmesini desteklerken Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ise bu eğilime karşı anlayışlı bir tutum sergiledi. Ramaphosa, Pazartesi günü Çinli mevkidaşı Jinping ile yaptığı görüşmede, iki ülkenin genişleme konusunda benzer görüşlere sahip olduğunu vurguladı.Hindistan Dışişleri Bakanı Vinay Quatra ise dün yaptığı açıklamada “Hindistan grubun genişletilmesi konusunda olumlu ve açık” ifadelerini kullandı.

Johannesburg’da zirvenin yapılacağı yer (AFP)
Johannesburg’da zirvenin yapılacağı yer (AFP)

Güney Afrikalı yetkililerin daha önceki açıklamalarına göre, aralarında Cezayir, Mısır, Nijerya, Senegal ve Etiyopya gibi önde gelen Afrika ülkelerinin de bulunduğu 40'tan fazla ülke BRICS’e katılmakla ilgileniyor.

Afrika meseleleri konusunda uzman Namibyalı ekonomi araştırmacısı Joseph Şihama, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, BRICS'in genişlemesi yönünde Çin’in Rusya’nın da desteklediği görüşünün galip geleceğine inanıyor. BRICS'in ekonomik bir blok olmanın ötesine geçen adımlar attığına değinen Şihama, zirvede bloğa katılacak ülkelerin hangi kriterlere göre seçileceğinin tartışılabileceğine, bunların çoğunun ağırlıklı olarak ekonomik olacağına inanıyor. BRICS üyesi ülkeler arasındaki çıkar farklılıklarının, bilhassa Afrika'dan yeni ülkelerin katılımını etkilemeyeceğini de belirtiyor.

Çin ve Rusya’nın kıta üzerindeki nüfuzunu genişletmek istediğine değinen Şihama, nitekim kıtanın Afrika Kıtası Serbest Ticaret Antlaşması’nın hayata geçirilmesiyle dünyanın en büyük tek pazarı olma yolunda ilerlediğini hatırlatıyor. Bunun aynı zamanda tüm BRICS üyeleri için ekonomik bir çıkar anlamına gelebileceğini de ekliyor. 

Çin ve Rusya, BRICS üyeliğinin genişletilmesini savunuyor (Reuters)
Çin ve Rusya, BRICS üyeliğinin genişletilmesini savunuyor (Reuters)

Çin, Afrika'nın en büyük ticaret ortağı niteliğinde. Geçtiğimiz yıl kıta ülkelerine toplam ihracatı 164 milyar doları aşarken, ithalatı ise 117,5 milyar doları buldu. Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e göre, Rusya ile Afrika arasındaki ticaret alışverişinin değeri ise 2022'de zirveye ulaştı. İki taraf arasındaki ticaret alışverişi yüzde 35 artarak yaklaşık 18 milyar dolara ulaştı.

Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin Direktör Yardımcısı ve Afrika Uzmanı Eymen es-Seyyid Abdulvehhab, BRICS üyelerinin bilhassa Afrika kıtasından yeni üyelerin katılımını değerlendirirken dikkate alacağı hususlar olduğuna inanıyor. Bu değerlendirmelerin başında, katılmak isteyen ülkelerin fikirlerinin, BRICS'in entelektüel, ekonomik ve siyasi sistemiyle ne ölçüde entegre olduğu geliyor. Zirâ gelecekte gerilim yaratma aracına dönüşmemesi isteniyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Abdulvehhab, “Ekonomik ve siyasi doğanın uyumu, bu ülkelerin bloğa sağlayabileceği ağırlığın boyutu, Batı’dan beklenen baskılara dayanabilme becerileri, kendini küresel bir ekonomik güç olarak sunmaya çalışan BRICS politikalarına ayak uydurabilecek siyasi iradeleri de seçim kriterleri arasında yer alacak. Çok sayıda ülkeyi de dahil etme telaşının yaşanmayacağını düşünüyorum. Kriterler bir veya daha fazla ülkeye eşit şekilde uygulandığında, bloktaki önemli ülkelerin ikili ilişkileri ağırlıklı bir unsur olabilir. Bu temelde bakıldığında, Çin ve Rusya ile daha derin ve geniş ilişkileri olan Afrika ülkelerinin bloğa katılma şansı daha yüksek olabilir” ifadelerini kullanıyor.

BRICS grubu ülkeleri şuan dünya nüfusunun ve coğrafyasının yüzde 40'ından fazlasını içeriyor. Dünyanın en önemli beş gelişmekte olan ekonomisi bu grupta yer alıyor. Bu ülkeler dünya çapındaki mal ve hizmetlerin yüzde 30'undan fazlasını üretiyor.

Bloktaki sadece iki ülke Çin ve Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyeleri sayılıyor. Pretoria merkezli Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün bildirdiğine göre BRICS üyeleri, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'ndaki (IMF) oy haklarının yüzde 15'inden daha azına sahip.



Prens Harry: Gazze’deki yıkım görüntüleri endişe verici… İngiltere’deki Antisemitizm ise “son derece kaygı uyandırıcı"

 Prens Harry (EPA)
 Prens Harry (EPA)
TT

Prens Harry: Gazze’deki yıkım görüntüleri endişe verici… İngiltere’deki Antisemitizm ise “son derece kaygı uyandırıcı"

 Prens Harry (EPA)
 Prens Harry (EPA)

Prens Harry, İngiltere’de antisemitizm eğilimlerinin artış gösterdiği uyarısında bulunarak, Yahudilere yönelik düşmanca söylemlerdeki yükselişi “son derece kaygı verici” olarak nitelendirdi. Harry, Ortadoğu’daki gelişmelere duyulan öfkenin bireylere ya da dinlere yönelik nefrete dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

Harry, “New Statesman” dergisinde yayımlanan makalesinde, İsrail politikalarına dolaylı eleştiriler yöneltirken, meşru protestoların Yahudi toplumlarına karşı nefret veya kışkırtmaya dönüşmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Kral Charles III’ün küçük oğlu olan Harry, İngiltere’de “oldukça endişe verici bir antisemitizm artışı” yaşandığını belirterek, çok sayıda Yahudi aile, çocuk ve toplum üyesinin artık yaşadıkları ülkeyi güvenli hissetmediğini söyledi.

Harry, “Bu kaygı verici bir durum, ancak aynı zamanda bizi birlik olmaya yöneltmeli” ifadelerini kullandı.

Prens Harry’nin açıklamaları, Hamas’ın 2023 yılında İsrail’e düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşı sonrası İngiltere’de antisemitik olayların artış gösterdiği bir dönemde geldi. Son haftalarda Londra’daki Yahudi kurumlarına yönelik kundaklama girişimleri ile nisanda iki Yahudi’nin bıçaklandığı ve polisin “terör saldırısı” olarak değerlendirdiği olay dikkat çekmişti.

Bazı siyasetçiler ve Yahudi toplumunun önde gelen isimleri de Filistin yanlısı gösteriler sırasında aşırılıkçı söylemlerin arttığı uyarısında bulunmuştu. Londra polisi ise kısa süre önce, Filistin yanlısı ve göç karşıtı büyük protestolar öncesinde “benzeri görülmemiş” güvenlik önlemleri alınacağını açıkladı.

Harry, İsrail’in adını doğrudan vermeden, Ortadoğu’daki insani kayıplara ilişkin “derin ve haklı bir endişe” bulunduğunu ifade etti. Gazze, Lübnan ve diğer bölgelerdeki yıkım görüntülerinin dünya genelinde insanlar üzerinde derin etki bıraktığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kaliforniya’da yaşayan Harry, “Ortadoğu’daki devlet politikalarına yönelik meşru protestoların, ülke içinde Yahudi toplumlarına karşı düşmanlıkla birlikte ortaya çıktığını görüyoruz. Aynı şekilde, bu politikalara yönelik eleştirilerin kolayca görmezden gelinebildiğine veya çarpıtılabildiğine de tanık oluyoruz” dedi.

Prens Harry, “Hiçbir şey; ister bir hükümete yönelik eleştiri olsun ister şiddet ve yıkım gerçeği, bir halka veya dine yönelik düşmanlığı asla haklı çıkaramaz” ifadelerini kullandı.

Harry ayrıca yaklaşık 20 yıl önce bir kostüm partisinde Nazi üniforması giymesi nedeniyle gündeme gelen olaya da değindi. O dönemde büyük tepki çeken olayla ilgili olarak, “Geçmişte yaptığım hataların tamamen farkındayım. Bunlar düşüncesiz davranışlardı. Özür diledim, sorumluluğunu üstlendim ve ders çıkardım” ifadelerini kullandı.


Trump: Şi ile görüşmeler çok olumlu ve verimli geçti

Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)
Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)
TT

Trump: Şi ile görüşmeler çok olumlu ve verimli geçti

Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)
Trump, Şi ile Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen devlet yemeğinde yaptığı konuşmada (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerin “son derece olumlu” geçtiğini açıkladı.

Trump, Pekin’de düzenlenen zirvenin ilk gününde verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “Bugün Çin heyetiyle son derece verimli ve olumlu görüşmeler ve toplantılar gerçekleştirdik” dedi. Trump, akşam yemeğini ise “dostlar arasındaki diyalog için değerli bir fırsat” olarak nitelendirdi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Pekin’de Trump’ı resmî törenle karşıladı. İki liderin, ticaret, İran ve Tayvan başta olmak üzere birçok ihtilaflı konuyu ve bunların küresel etkilerini ele alacağı bir zirve gerçekleştireceği belirtildi.

Şi, Trump’ı yerel saatle 10.00’dan kısa süre sonra Büyük Halk Salonu’nda karşıladı. Şi, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Çin karşıtı tutumuyla bilinen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda Amerikalı yetkiliyle tokalaştı.


Adalar sorunu İran'ı alarma geçirdi

8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)
8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)
TT

Adalar sorunu İran'ı alarma geçirdi

8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)
8 Mayıs'ta amfibi hücum gemisi USS Tripoli'de bir Seahawk helikopterinden halatla atlama eğitimi tatbikatı sırasında ABD Deniz Piyadeleri (AFP)

İran’da dün, ABD ve İsrail’in daha geniş çaplı bir askerî harekâta hazırlandığı yönündeki uyarılar öne çıktı. Tahran’da, operasyonların güneydeki bazı adaların kontrolünü hedef alabileceğine dair kaygı ve endişeler dile getirildi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı “bir güç kaldıracına” dönüştürmek istediğini söyledi. Komisyon üyesi Alaeddin Burucerdi ise İran’ın “Hürmüz Boğazı kozunu kaybetmeyeceğini” ve uranyum zenginleştirme konusunda müzakere etmeyeceğini belirtti.

Devrim Muhafızları, alarm durumunu andıran bir atmosferde, Tahran’daki tatbikatlarının ikinci gününde ABD helikopterlerini düşürmeye yönelik senaryolar üzerinde eğitim gerçekleştirdi. Tahran Devrim Muhafızları Komutanı Hasan Hasanzade, birliklerinin “mümkün olan en kısa sürede” her türlü operasyonu gerçekleştirmeye hazır olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Pekin ziyareti sırasında tehdit dozunu artırarak, İran’ın “ya iyi bir anlaşmaya varacağını ya da yıkımla karşı karşıya kalacağını” söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’la bağlantılı 67 geminin uygulanan yaptırımlar nedeniyle rotasını değiştirmek zorunda kaldığını açıkladı.

Tahran yönetimi ise bugün Hindistan’da düzenlenecek BRICS toplantılarında, müttefiki Moskova’nın desteğiyle diplomatik mücadeleyi uluslararası platforma taşımayı hedefliyor.

Öte yandan Avrupa ülkeleri de Hürmüz Boğazı’na yönelik hamlelerini hızlandırıyor. İtalya, Körfez çevresine iki mayın tarama gemisi göndereceğini açıklarken; İngiltere ve Fransa’nın boğazda savunma amaçlı bir deniz misyonu için istişareler yürüttüğü bildirildi.