BRICS, Batı’nın çöküşünü bekliyor

Dünyanın değiştiğine inanmanın etkisi üzerine…

Çin, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika liderleri ile Vladimir Putin’i temsilen BRICS Zirvesi’ne katılan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov. (AFP)
Çin, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika liderleri ile Vladimir Putin’i temsilen BRICS Zirvesi’ne katılan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov. (AFP)
TT

BRICS, Batı’nın çöküşünü bekliyor

Çin, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika liderleri ile Vladimir Putin’i temsilen BRICS Zirvesi’ne katılan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov. (AFP)
Çin, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika liderleri ile Vladimir Putin’i temsilen BRICS Zirvesi’ne katılan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov. (AFP)

Hüsam İtani

Karşılıklı şüphe ve endişelerin ekonomik ve parasal entegrasyona yönelik ilerlemeyi engellemeye çalıştığı bir dönemde, BRICS’in siyasi gidişatı belki de en ilgi çekici şey.

Hiçbir taraf, Çin’in ekonomik gücüne itiraz etmiyor. Bununla birlikte genel ekonomisi bakımından BRICS üyelerinin toplamından daha üstün olması, halihazırda dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan’ın liderlerinin damağında nahoş bir tat bırakıyor. Örneğin Rusya, Ukrayna’ya savaş açmasından sonra Moskova’ya uygulanan yaptırımlardan kaçmanın bir yolu olarak Çin’e ihraç ettiği petrolün ve gazın bedelini Çin para birimi yuan ile (ya da resmî adıyla renminbi) almayı kabul etti. Çin’le olan sınır anlaşmazlığını ve aralarındaki daha birçok meseleyi henüz çözüme kavuşturmayan Hindistan’a göre bu, Çin’in nüfuzunu güçlendirmeye yönelik bir adım.

Bu durumda, BRICS grubunu oluşturan beş ülke için ortak bir para birimi çıkarılması ve ABD dolarının onlarca yıldır küresel ekonomide işgal ettiği ayrıcalıklı konumdan uzaklaştırılması gibi meseleler, gerçekleşmemiş temennilerden ibaret kalıyor.   

Bunun yanı sıra üye ülkeler arasında siyasi sistemler bakımından farklılık var. Mesela Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika demokrasiyle yönetilirken diğerleri iç siyasi temsil meseleleriyle daha az ilgileniyor. Tüm bunlara rağmen grubun tüm üyeleri, dünyanın değiştiği ve başta bu grup olmak üzere yükselen güçlerin Batı için batan güneşin altında kendilerine iyi bir yer edinmeleri gerektiği inancını paylaşıyor.

Son yirmi yılda en iddialı projelerden bazısının motoru olan bu önemli düşünce, birkaç yıl önce ciddi bir gerileme yaşadı. Nitekim BRICS, unutulmuş görünüyor ve yapacak daha iyi bir işi olmayan bir grup liderin yıllık bir toplantısından ibaret gibi düşünülüyordu.

Hiçbir taraf, Çin’in ekonomik gücüne itiraz etmiyor. Bununla birlikte genel ekonomisi bakımından BRICS üyelerinin toplamından daha üstün olması, Hindistan’ın liderlerinin damağında nahoş bir tat bırakıyor.

Ekonomik iş birliği alanındaki durgunluk ve üye ülkelerin öncelikleri arasındaki farklılık, son birkaç yılda birkaç sebepten ötürü gözden kaybolmaya başladı. En önemli sebep, ABD-Çin gerginliğinin artması ve ABD’nin Çin ile Rusya’yı askerî ve ekonomik açıdan kendisi için stratejik tehlike kaynağı olarak tanımlaması, dolayısıyla da Washington’ın Çin’in dünyadaki konumu açısından bir ilerleme gördüğü her şeye karşı pratik ve günlük bir karşı koyma politikasına girmesidir. Bunu, iki ekonomik ve askerî dev arasındaki gerilim düzeyinin Tayvan, ileri teknoloji üzerindeki hâkimiyet (Tayvan’ın mikroçip endüstrisi dünyasında oynadığı önemli rol nedeniyle bu iki mevzu iç içe geçmiş durumda) ve aralarındaki, sürekli olarak Çin’in lehine bozulan ticaret dengesi konusunda artan gerilim takip ediyor. ABD, Çin’in ABD ekonomisinin faaliyetlerinde bağlı olduğu tüm ağlara nüfuz etmesinden korkuyor.

İkinci sebep, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşıdır. Moskova, savaşını, Batı’nın çökmesi ve gerek askerî, ekonomik ve kültürel güç gerekse herhangi bir dünya ülkesiyle ilişkide bir şart olarak gördüğü evrensel değerler alanında küresel konumunun gerilemesine dair ideolojik gerekçelerin zemininde başlattı ki bu konuda çok şey yazılıp çizildi.

Fotoğraf Altı: Çin para birimi, grubun bazı üyelerini endişelendiriyor. (Shutterstock)
Çin para birimi, grubun bazı üyelerini endişelendiriyor. (Shutterstock)

Yeni ideoloji; Batı’nın ikiyüzlülüğüne, çöken gücünün ve bilimsel ve teknolojik gerileyişinin tezahürlerine, onları demokratik yönetime ve insan hakları ile kamusal ve bireysel özgürlüklere bağlılığa çağıranların çıkarlarıyla çatışan çıkarlarını öne geçirmesine odaklandı. Batı’nın çifte, çok yönlü ve kullanımlı tavrı yeni bir şey değil. Ancak son dönemde buna, ABD güçlerinin Irak ve Afganistan’da yenilmesi ve bu iki ülkeyi azılı iki düşmanı İran ile Taliban hareketine teslim etmesinin ardından dünyadan stratejik olarak geri çekilme politikası eşlik etti. Bu durum, Washington’ın sırtını döndüğü ve acil güvenlik ve askerî ihtiyaçlarını görmezden geldiği müttefiklerinde büyük bir kırgınlık duygusuna sebep oldu.

Batı’nın çifte, çok yönlü ve kullanımlı tavrı yeni bir şey değil. Ancak son zamanlarda buna dünyadan stratejik olarak geri çekilme politikası eşlik etti.

Batı’nın küresel trajedilere ilgisiz kaldığı ve kendi çıkarlarını ilgilendiren meselelerle genel insani meselelere yaklaşım konusunda bariz bir ayrım yaptığı hissini artıran pek çok olay var. Batılı ülkelerin ve kurumların, Ukrayna ve Sudan’daki savaş mağdurları arasında ırk ayrımcılığı yaptığı suçlamasına maruz kalmasının üzerinden daha birkaç ay geçmedi. Ki bu, yalnızca bir örnek. Üstelik Afrika’da yakın zamanda yaşanan bir dizi darbenin ve bunu üreten arka planların da kanıtladığı üzere Afrika’da uyguladığı yarı-sömürgeci politika da devam ediyor.

Fotoğraf Altı: BRICS’e üye ülkelerin bayrakları. (Shutterstock)
BRICS’e üye ülkelerin bayrakları. (Shutterstock)

Batı sözcülerinin insan hak ve özgürlükleri söylemlerini tekrarlayıp demokrasiye yaslanmaktan başka kendilerini savunacak bir şey bulamadıkları bir dönemde milyarlarca dolar tasarruf etmek için Rusya’dan petrol ve gaz satın almakta ısrar etmeleri ve Çin’le gerek yatırım gerekse imalat ürünleri satın alma konusunda yoğun bir ilişki yürütmeleri, güney ülkeleri için bir model sundu. Bu ülkelerin çoğu, ABD’lileri ve Avrupalıları kızdırsa bile onlar despotluk ve demokrasi düşmanlığıyla suçlanan Rusya ve Çin hükümetleriyle kârlı ilişkiler konusunda bir örneklik ve öncülük teşkil ettikleri sürece, Moskova ve Pekin’le benzer ilişkiler kurmada bir sakınca olmadığını gördü.

Ancak bu, Batı’nın düştüğü ya da Batı’nın rakiplerinin zafer bayraklarını kaldırmanın eşiğinde oldukları anlamına gelmiyor. ABD dolarının küresel ekonomik işlemlerin en büyük kısmı üzerindeki kontrolü, bunun ilk örneği. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Johannesburg’daki zirveye katılacaktı ancak daha sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne üyeliği ve Rusya Devlet Başkanı’nın ziyaretinin ülkede siyasi bir krize dönüşmesine bakarak uluslararası toplum önünde sıkıntı yaşamaktan kaçınan Güney Afrika hükümetinin talebiyle zirveden çekildi. Bu da dünyanın ayak uydurduğu kriterlerin Batı’nın pençesinden tamamen kurtulmadığının bir başka örneği.

Başka şeylerle birlikte bu faktörler son iki yılda, yüzleşmeye devam ettiği tüm zorluklara rağmen gruba katılmak için 23 talep alan BRICS’in liderler zirvesini kuşatan küresel iklimin değişmesinde katkı sahibi oldu. Bu üyelik talepleri, grubun siyasi manevra alanını genişletmek için önemli fırsatlar ve uluslararası ilişkilerde yeni bir şafağın belirmesine yol açabilecek bir ufuk sunuyor. Başarının şartı, önce kendi engellerini aşmaktır.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Majalla’dan çevrildi.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.