Nijer’in sisli siyaset sahnesi, diplomatik çabaları zorlaştırıyor

Burkina Faso, Fransız büyükelçisinin atanmasını onaylamayı reddediyor. Çin, Macron’un BRICS zirvesine katılımını kabul etmiyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
TT

Nijer’in sisli siyaset sahnesi, diplomatik çabaları zorlaştırıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 28 Ağustos Pazartesi günü dünya genelindeki Fransız büyükelçilerinin  3 gün sürecek yıllık konferansının açılışını yapacak. Macron, her yıl olduğu gibi bu fırsattan yararlanarak ülkesinin dış politikasının ve önceliklerinin, özellikle de karşılaştığı zorlukların ana hatlarını çizecek.

Nijer meselesinin, özel bir yer tutacağına şüphe yok, çünkü bu mesele, Fransa’nın Sahel ülkelerindeki nüfuzunun azaldığını yansıtıyor. Çünkü bu durum, çoğu Sahel ülkesinin eski sömürge olduğu ve onlara ekonomik, ticari, savunma, güvenlik ve mali anlaşmalarla bağlı kaldığı göz önüne alındığında, yakın zamana kadar aynı standartta kalan bir bölgede Paris için ek bir aksilik teşkil ettiği ediyor.

Paris’in 2021’deki askeri darbe nedeniyle Mali’yi ve 2022’de benzer bir nedenle Burkina Faso’yu kaybetmesinin ardından Fransa, askerlerini sınır dışı etmek zorunda kaldı. 2014’ten bu yana Mali’de konuşlu olan Barkhane kuvvetinin bir kısmı Nijer’e nakledildi. Kendisi, bugün Niamey’de de zor bir durumla karşı karşıya. Öyle görünüyor ki Paris açısından, darbecilerin iktidarda kalması halinde personelinin çoğunluğu başkent havaalanının askeri bölümünde konuşlanmış olan bin 500 kişilik askeri gücünün hayatta kalmasının artık garantisi yok. 

Paris’in meşruiyetini tanımadığı Askeri Konsey ise Fransa’ya güçlerini çekmesi için bir aylık süre verdi. Buna, büyüyen güçlü düşmanlık duygusu da ekli. Ayrıca eski sömürge ülkesi, Nijer kamuoyunun bir kısmı tarafından ülkenin tüm sorunlarından sorumlu olarak görülüyor.

İşler burada bitmedi. Vagadugu’da iktidardaki Askeri Konsey’in Fransız diplomat Muhammed Bouabdullah’ın Burkina Faso’ya yeni Fransız büyükelçisi olarak atanmasını onaylamayı reddetmesi nedeniyle Paris’i yeni bir diplomatik- siyasi gerileme vurdu. Burkina Faso Askeri Konseyi, geçen yıl ‘Burkina Faso’daki güvenlik durumunun kötüleştiğine ve ülkede cihatçı ve terör örgütlerinin güçlendiğine’ değinen açıklamalarını protesto etmek amacıyla daha önce de eski büyükelçi Luke Halad’ın sınır dışı edilmesini talep etmişti.

Fransa, daha önce Vatikan’a eşcinsel bir büyükelçi atadığında bu durumdan acı çekmişti. Zira bu durum, Vatikan’ı memnun etmemişti. Bu nedenle atamayı kabul etmeyi ve itimatname almayı reddetmiş, Paris de onu başka bir büyükelçiyle değiştirmek zorunda kalmıştı.

Bu kez Burkina Faso Askeri Konseyi’nin atamayı reddetmesine yol açan nedenler bilinmiyor. Öte yandan Paris’ten tepki gelmedi. Bağımsız ‘Le Monde’ gazetesi, diplomatik çevrelerinin yorum yapmayı veya gerekçelerini açıklamayı reddettiğini aktardı ve sorgulayıcı tarafları Vagadugu’daki yetkililere yönlendirdi. Diplomat Muhammed Bouabdullah, ilk kez büyükelçiliğe terfi etmesi, daha önce dışişleri bakanlığında siyasi işler müdür yardımcısı olarak çalışmış olması, öncesinde de Kahire’deki Fransız Büyükelçiliği’nde Kültür Danışmanı ve oradaki Fransız Enstitüsü Müdürü olarak görev yapmış olması nedeniyle tanınmıyor. Paris ile Vagadugu arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğe rağmen iki taraf arasındaki diplomatik ilişkiler kopmadı, ancak aralarındaki işbirliği oldukça sınırlı hale geldi. Aralarındaki anlaşmazlığı artıran şey, Nijer’deki güncel gelişmelere ilişkin çelişkili tutumlar ve Paris’in ‘son çare’ olarak askeri çözüme başvurmayı göz ardı etmemesi de dahil olmak üzere Fransa’nın sert ECOWAS kararlarının arkasında durması. Burkina Faso Askeri Konseyi ise Nijer darbesine destek veriyor. Mali’deki Askeri Konsey için de aynı durum geçerli.

Dün (23 Ağustos Çarşamba) yaz tatilinin ardından yapılan ilk kabine toplantısıyla Fransız diplomasisi yeniden canlandı. Ancak Paris, kesinlikle bunun başka koşullar altında gerçekleşmesini tercih ederdi. Öte yandan Burkina Faso ile yaşanan hayal kırıklığının yanı sıra, çok daha önemli bir hayal kırıklığı daha var; Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un şu anda Güney Afrika’da düzenlenen BRICS zirvesine katılımına ilişkin Çin’den gelen veto. Pazartesi günü Intelligence Online internet sitesi, Macron’un varlığını reddedenin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping olduğunu ortaya koydu. Geçtiğimiz Haziran ayında Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, Macron’un on beşinci zirveye katılma arzusuna ve Pretorya ve Yeni Delhi ile aynı fikirde olduğuna dikkati çekmişti. Ancak küçük ve alt düzey bir heyetin varlığını kabul eden Pekin, bu talebi reddetti.

Bu gelişmelerin önemine rağmen dikkatler, geleceğin belirsiz göründüğü ve diplomatik çabalarla savaş hazırlıkları arasında gidip geldiği Nijer’de yaşananlara odaklanmış durumda. Resmi Cezayir radyosu, Fransa’nın ‘Nijer darbesine karşı askeri operasyon kapsamında savaş uçaklarının Cezayir hava sahasını kullanmasına izin verme talebi’ karşısında bir tartışmayı alevlendirdi. Daha sonra Al-Habar gazetesi, dünkü sayısında darbeyi ters yüz etmek ve anayasal düzeni yeniden tesis etme çerçevesinde Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’u yeniden iktidara getirmek için beklenen askeri operasyonun ayrıntılarını yayınladı.

Gazeteye göre edinilen bilgiler, ECOWAS’ın hazırlamakta olduğu yaklaşan ve beklenen askeri operasyonun, Afrika ülkelerinden (Nijerya, Senegal, Fildişi Sahili, Benin ve belki de Gana) gelen kuvvetlerin doksanların başındaki Ruanda savaşından bu yana gerçekleştireceği en büyük operasyon olacağını gösteriyor. Bununla ilgili hazırlıklar ise ilgili orduların komutanları tarafından tüm hızıyla devam ediyor.

Ancak Paris’teki kaynaklar, Afrika ve uluslararası arabuluculukların sonucuna bağlı olarak askeri seçeneğe yönelik hareketin hala ‘beklemede’ olduğunu vurguladı. Kaynaklar, Afrika Birliği’nin ECOWAS’ın Nijer’de anayasal düzeni diplomatik yollarla yeniden tesis etme çabalarını desteklemek için ortaya koyduğu tavrın önemine de dikkati çekti. Afrika Birliği, Nijer’in tüm kurumlarındaki üyeliğini askıya almış ve üyelerinden ECOWAS’ın uyguladığı yaptırımlara göre hareket etmelerini istemişti.

Diplomatik çabalar çerçevesinde Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed el-Ataf’ın Nijerya, Benin ve Gana’yı kapsayan turu, krize barışçıl çözüm arıyor. Cezayir, herhangi bir askeri çözüme karşı çıkıyor ve 6 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun tarafından da doğrulandığı gibi bunu ‘Cezayir’e doğrudan bir tehdit’ olarak görüyor. Öte yandan ECOWAS misyonu, Niamey’de temaslarını sürdürüyor. Paris’te mevcut olan raporlara göre şu andaki temasların içeriği, Nijer’de iktidarın sivillere dönüşünden önce geçiş dönemi olarak kabul edilebilecek dönem etrafında dönüyor.

Askeri Konsey başkanı ve darbenin diktatörü General Abdurrahman Tiani, cumartesi günü bu aşamanın 3 yıl süreceğini ve ardından anayasa değişiklikleriyle ilgili bir ay sürecek diyaloğun başlayacağını duyurdu. Ancak ECOWAS, bu öneriyi reddetti ve resmi olarak Cumhurbaşkanı Bazoum ve hükümetinin gecikmeden ülke yönetimine dönmesi ve ordunun kışlalarına dönmesi konusunda ısrarcı oldu. Ancak Nijer’in Rusya ve Wagner milislerinden uzak kalacağının garanti edilmesinin yanı sıra, iki tarafın taleplerini uzlaştıracak geçiş dönemi için bir çıkış yolu bulunmasına yönelik arayışların sürdüğünü doğrulayanlar da var.

Buna paralel olarak insani durumun kötüleşmesine ilişkin korkular da artıyor. UNICEF, iki gün önce çocuklar, tehdit altındakilerin sayısındaki artış (yaklaşık iki milyon) ve yetersiz beslenme hususunda haykırıda bulundu. Ayrıca Nijer’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, ECOWAS’ın Nijer’e karadan ve havadan uyguladığı çok yönlü abluka nedeniyle insani ve tıbbi yardımların ulaştırılmasını engelleyen zorluklara karşı alarm veriyor ve uyarılarda bulunuyor.



ABD'li milletvekilleri, Trump'ın İran'a karşı askeri yetkilerini kısıtlamayı tartışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
TT

ABD'li milletvekilleri, Trump'ın İran'a karşı askeri yetkilerini kısıtlamayı tartışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)

ABD Kongresi, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda Tahran'la tehlikeli bir çatışma olasılığına karşı hazırlık yapan ABD ordusunun da katılımıyla, Başkan Donald Trump'ın milletvekillerinin onayı olmadan İran'a saldırı başlatmasını engelleyecek bir karar tasarısı üzerinde önümüzdeki hafta oylama yapabilir.

Kongre üyeleri, Trump'ın Cumhuriyetçi partili bazı üyeleri ve Demokratlar da dahil olmak üzere, başkanın Kongre onayı olmadan yabancı ülkelere karşı askeri harekât düzenlemesini engelleyen kararlar geçirmeye defalarca çalıştılar, ancak başarılı olamadılar.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre ABD Anayasası, ulusal güvenlikle ilgili sınırlı durumlar dışında, savaş ilan etme ve askerleri savaşa gönderme yetkisini başkana değil, Kongreye vermektedir.

ABD ordusu,Trump'ın bir saldırı emri vermesi durumunda haftalarca sürebilecek operasyonlara hazırlanıyor.

Trump'ı destekleyen Cumhuriyetçiler hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde az bir çoğunluğa sahip olsalar da Kongre'nin ulusal güvenlik konularında başkanın yetkisini kısıtlamaması gerektiğini savunarak bu kararlara karşı çıkıyorlar.

Geçtiğimiz ayın sonlarında, Virginia'dan Demokrat Senatör Tim Kaine ve Kentucky'den Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Kongre tarafından açıkça savaş ilanıyla yetkilendirilmedikçe İran'a karşı düşmanca eylemleri yasaklayan bir karar tasarısını Senato'ya sundular.

Görsel kaldırıldı.Washington'daki Kongre binasında ABD bayrağı (Reuters)

ABD askeri unsurlarının İran'a doğru hareket ettiği bir dönemde Kaine dün yaptığı açıklamada, "Eğer bazı meslektaşlarım savaşı destekliyorsa, masalarının altına saklanmak yerine, cesurca oy verip seçmenlerine hesap vermeliler" ifadelerini kullandı.

Kaine'in bir yardımcısı, karar tasarısının Senato'da oylamaya sunulması için henüz bir zaman çizelgesi belirlenmediğini söyledi.

Temsilciler Meclisi'nde, Kentucky'den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie ve Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, önümüzdeki hafta benzer bir karar tasarısı üzerinde oylama yapılması için girişimde bulunacaklarını açıkladılar.

Khanna, X platformunda yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı: "Trump'ın yetkilileri, İran'a yönelik saldırı olasılığının yüzde 90 olduğunu söylüyor. Bunu Kongre onayı olmadan yapamaz."


Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.