Prigojin’in ölümü, Wagner’in Afrika’daki geleceği konusunda belirsizliğe yol açtı

Moskova, Wagner’i içeriden takip etmeyi mi planlıyor yoksa yeni bir oluşum mu doğacak?

Afrika’daki Wagner unsurları. (AP)
Afrika’daki Wagner unsurları. (AP)
TT

Prigojin’in ölümü, Wagner’in Afrika’daki geleceği konusunda belirsizliğe yol açtı

Afrika’daki Wagner unsurları. (AP)
Afrika’daki Wagner unsurları. (AP)

Dünya, Rus Wagner grubu lideri Yevgeniy Prigojin’in geçen çarşamba günü Moskova yakınlarında bir uçak kazasında öldüğü haberiyle sarsıldı. Ancak en büyük şok, Rus özel grubuyla güvenlik sözleşmeleri ve ekonomik ortaklıklarla bağlantılı olan Batı ve Orta Afrika’daki ülkelerde yaşandı. Bu ülkelerde bu sözleşmelerin ve ortaklıkların geleceği ve Moskova’nın Wagner’in Afrika’da elde ettiği artan nüfuzu nasıl sürdürmeyi planladığı konusunda birçok soru işareti ortaya çıktı.

Fotoğraf Altı: Yevgeniy Prigojin. (AFP)
Yevgeniy Prigojin. (AFP)

İşin ironik yanı, Prigojin’in uçak kazasından önce Afrika Sahel bölgesinde olduğu söylenen ve ‘Büyük Rusya’nın Kıta’daki zaferinden bahsettiği’ bir videoda görünmesi. Malili gazeteci Hüseyin Ag İsa da Prigojin’in videoyu, Mali ordusuna terörle mücadelede yardım edecek üç binden fazla Wagner savaşçısının bulunduğu Mali’de çektiğini açıkladı.

Askıdaki sorular

Prigojin’in ölümünün Wagner’in Afrika’daki durumu üzerindeki yansımalarının araştırılması çerçevesinde Moritanya ordusunda emekli albay ve strateji ve güvenlik konularında araştırmacı olan Buhari Muhammed Muamal, olayın kendisinin irdelenmesi gerektiğini, çünkü olayı anlamanın Prigojin’in Afrika’da bıraktığı miras hakkında Rusya’nın nasıl düşündüğünü açıklamaya yardımcı olabileceğini söyledi. Emekli Albay, Şarku’l Avsat’ verdiği röportajda, Prigojin’in ölümünün birçok soruyu gündeme getirdiğini belirtti. Buhari Muhammed Muamal şunları söyledi:

“İlk olarak, kimsenin ilgisi olmayan bir hava felaketi sonucu mu öldü? Ölümünün yansımaları ve Wagner ve onun Rus devletiyle ilişkisi üzerindeki etkisi nelerdir? Tüm bunların Rusya'nın dış politikasına, özellikle de Afrika kıtasına yansımaları nelerdir?”

Fotoğraf Altı: Putin, Afrikalı liderlere arabuluculuk yapıyor. (Reuters)
Putin, Afrikalı liderlere arabuluculuk yapıyor. (Reuters)

Muhammed Muamal sözleirni şöyle sürdürdü:

“Bazı faktörler onun ölmüş olabileceğini öne sürüyor, ancak diğer faktörler bu hipoteze şüphe düşürüyor. Rus hükümetini onu öldürmekle suçlamaya iten siyasi faktörler var. Bunlarda ilki, Rus rejiminin muhaliflerini tasfiye etme konusunda tarihi bir geleneğe sahip olması. Hepimiz Lev Troçki’nin Stalin tarafından öldürüldüğünü biliyoruz. Bildiğimiz üzere Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli rakibi olan Aleksey Anatolyeviç Navalniy, zehirle etkisiz hale getirilmeye çalışıldı. Hayatta kalmasına rağmen hâlâ cezaevinde. Prigojin’in tasfiye edildiği hipotezi, özellikle de iki ay önce isyan edip başkent Moskova’ya doğru yürümesinden kaynaklanıyor.”

Fotoğraf Altı: Orta Afrika Devlet Başkanı’nı koruyan Wagner unsurları. (Reuters)
Orta Afrika Devlet Başkanı’nı koruyan Wagner unsurları. (Reuters)

Sert darbe

Muhammed Muamal, Prigojin’in denklemden çıkmasının yansımalarıyla ilgili olarak da şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu, şirketin geleceği, bunun genel olarak Rusya’nın dış politikası üzerindeki etkisi ve Rus devletinin özel güvenlik ve askeri şirketlerle ilişkisi hakkında birçok soruyu gündeme getiriyor. Hiç şüphe yok ki Prigojin’in ölümü, özellikle de şirketin askeri komutanının da onunla birlikte öldüğü göz önüne alındığında, kurumuna çok güçlü bir darbe indirdi. Şirketin iki faaliyet alanı bulunuyor. Bunlardan en ünlüsü ve yaygın olanı askeri alandır. Çünkü Batı, propagandasında buna odaklanıyor ve aslında önemli bir alan. Ancak bunun aynı zamanda temel bir ekonomik boyutu da var ki bu da kişi başı aylık geliri altı ile yedi bin euro arasında değişen grup savaşçılarının hırslarını körüklüyor. Dolayısıyla önemli mali kaynaklara sahipler ve yalnızca Rus devletinin onlara ödediği paraya bağlı değiller. Altın gibi madenlerin çıkarılmasına yatırım yapıyorlar. Bunu Mali’de ve diğer birçok Afrika ülkesinde yapıyorlar. Hatta petrol çıkarılmasına dahil olduklarına dair raporlar bile yayıldı.

Şirket için ekonomik yön, en önemlisi. Çünkü oldukça verimliydi ve çok para getiriyordu. Ayrıca doğrudan Prigojin tarafından yürütülürken, askeri tarafı ise aynı uçakta yanında bulunan bölüğün askeri komutanı tarafından yürütülüyordu.”

Çıkarımlar ve belirsizlik

Emekli albay ve strateji ve güvenlik işlerinden sorumlu araştırmacı, yaşananların ‘şüphesiz yakın gelecekte Wagner şirketine güçlü bir darbe indireceğini’ belirtti:

“Şirket bu darbeden nasıl kurtulacak? Kalkınmaya imkânı olacak mı? Henüz belli olmayan halefi şirketi kurtarabilecek mi? Çünkü Prigojin’in gücün büyük bir kısmını kendisinin üstlendiği ve bu yetkinin sadece küçük bir kısmını başkalarına, özellikle de kendisiyle birlikte ölen askeri komutana devrettiği açıktır.”

Emekli albay sözlerinin devamında diğer özel askeri oluşumlara dikkat çekti:

“Rus devleti, Wagner şirketiyle ilişkisini yeniden gözden geçirip onu yakından kontrol etmeye ve izlemeye mi çalışacak yoksa yetkilerinin bir kısmını mevcut diğer Rus sivil toplum kuruluşlarına vererek onunla rekabet etmeye mi çalışacak? Rusya’da Wagner dışında otuz ila kırk kadar özel askeri kurum var. Wagner şirketi, son yıllarda ister madencilik alanında ister Rusya’nın jeopolitik nüfuzunun genişletilmesi alanında olsun Afrika’da önemli bir rol oynadı. Dolayısıyla şirketin başkanının ölümü, Rusya’nın Afrika ile ilişkilerinin geleceği ve Wagner’in ön plana çıktığı Rusya’nın bu alanda kullandığı mekanizmalar hakkında temel soruları gündeme getiriyor. Moskova Wagner’i tutacak mı yoksa Prigojin’in döneminde olduğundan farklı şekilde mi barındıracak?”

Üçüncü taraf

Fotoğraf Altı: Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Afrikalı liderler. (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Afrikalı liderler. (Reuters)

Moritanya ordusunda emekli bir albay ve strateji ve güvenlik konularında araştırmacı olan Buhari Muhammed Muamal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Wagner şirketinin yapısının ve Rus sistemiyle ilişkisinin gözden geçirileceğinde şüphe yok. Hatta belki de yetkileri elinden alınıp diğer Rus şirketlerine veya kurumlarına verilmeye çalışılabilir.”

Rusya, devam eden ve maliyeti giderek sürekli artan bir savaş yürütüyor. Savaşın yakın zamanda sona ereceğine dair hiçbir gösterge yokken gelecekte bunu yapabilecek gücünün ve yeteneğinin boyutunu sorgulayan Albay, “Hiç şüphe yok ki bu durum, her iki tarafı da yoracaktır. Bir yanda Rusya, diğer yanda Ukrayna ve Batı ülkeleri” dedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan emekli Albay, tüm bunların galibinin üçüncü bir güç olacağına dikkat çekti:

“Bu güç Çin’dir ve gelişen olarak tanımlanan ülkelerdir. Çünkü Wagner Afrika’da veya başka bir bölgede zayıflarsa, Çin ve gelişmekte olan ülkeler, ister müttefik ister düşman olsun, rakiplerinin zayıf olduğu bir dayanak noktası aramaya hazırlar.”

Etkisiz

Wagner’in geleceğine yönelik kuşkulara rağmen Afrika meselelerini yakından takip eden Moritanyalı araştırmacı Muhammad el-Emin Ould Dah, Rusya’nın Afrika’da elde ettiği etkiden vazgeçmeyeceğini vurguladı. Ould Dah, “Prigojin’in ölümü, medyaya sürpriz gibi geldiyse de Rusya’nın koşulları iyi ayarladığını, bazı liderleri değiştirdikten sonra Wagner’in dizginlerini kontrol ettiğini düşünüyorum” dedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Muhammad el-Emin Ould Dah değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Prigojin’in ölümünün Rusya- Afrika ilişkilerinde pek bir değişiklik yapmasını beklemiyorum. Rusya ile Sahel ülkeleri arasındaki ilişkiler, Mali, Burkina Faso ve son olarak Nijer’deki askeri rejimlerle stratejik çalışma düzeyine ulaştı. Bunlar Batı tarafından reddedilen ve Afrika’daki bölgesel yapılar tarafından kuşatılan darbe rejimleridir. Kendisini Birleşmiş Milletler yaptırımlarından koruyacak, askeri ve güvenlik desteği sağlayacak siyasi destekçiyi Rusya’da buluyor ve onunla ekonomik ortaklıklar kurmayı sabırsızlıkla bekliyor. Prigojin’in ölümü, Rusya’nın Afrika’da artan nüfuzu üzerinde, olayların gidişatı ve Rusya ile bu ülkeler arasındaki ilişkinin gelişimi üzerinde büyük bir etki yaratmayacak. Ancak Moskova, bu etkinin araçlarında bazı değişikliklere gidebilir.”



İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
TT

İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)

İran’daki düzenli ordu, olası bir ABD saldırısına ‘derhal’ karşılık verileceği tehdidinde bulunarak savaşa hazır olduğunu duyurdu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi.

İran Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, düşmanların yapacağı herhangi bir ‘yanlış hesaplamaya’ derhal karşılık verileceğini belirterek, silahlı kuvvetlerin son 12 gün savaşından ‘tereddüt etmenin ve düşmana zaman tanımanın artık bir seçenek olmadığı’ yönünde temel bir ders çıkardığını ifade etti.

Ekreminiya, İran’ın Ufuk televizyon kanalına yaptığı açıklamada, operasyonel planların önceden hazırlandığını ve ‘tüm olası senaryolara’ gecikmeksizin karşılık verilmesi yönünde talimatların verildiğini söyledi. Karşılık mekanizmasının netleştiğini ve devreye alındığını vurguladı.

Ekreminiya ayrıca, bölgeye yayılmış ABD üslerinin ‘yarı ağır silahlar, insansız hava araçları (İHA) ve füzeler’ kullanılarak ‘doğrudan hedef alma menzili içinde’ bulunduğunu belirterek, olası bir saldırının ‘sınırlı ya da kısa süreli olmayacağını’, aksine ‘Batı Asya’nın tamamını kapsayan geniş çaplı bir çatışmaya’ yol açabileceğini kaydetti.

ABD’nin olası bir saldırısının ‘Donald Trump’ın hayal ettiği şekilde’, yani hızlı bir operasyon yürütülüp saatler içinde sona erdiğinin ilan edilmesiyle gerçekleşmeyeceği uyarısında bulundu.

ABD uçak gemilerinin ‘dokunulmaz olmadığını’ söyleyen Ekreminiya, bu gemilerin hipersonik füzeler de dahil olmak üzere İran füzelerine karşı savunmasız olduğunu ifade etti ve ABD’nin deniz üstünlüğüne bel bağlamanın ‘misillemeye karşı bir güvence sağlamadığını’ dile getirdi.

Ekreminiya, ABD uçak gemilerinin ‘ciddi zayıf noktaları’ bulunduğunu, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün de ‘İran’ın orta menzilli füzelerinin erişim alanı içinde’ yer aldığını sözlerine ekledi.

Ekreminiya, ‘uluslararası ilişkilerde diplomatın rolü sona erdiğinde askerin rolünün başladığını’ vurgulayarak, karşı karşıya kalınan mücadelenin araçlarının ‘diplomasi, askerî güç ve yumuşak savaş’ unsurlarını birlikte içerdiğini söyledi. İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘ülkeyi savunmak ve caydırıcılığı güçlendirmek için en üst düzeyde hazırlık içinde olduğunu’ ifade etti.

İran’daki düzenli ordunun envanteri, paralel yapı olan Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) silahlarıyla kıyaslandığında eski kabul ediliyor. Buna rağmen, nükleer program nedeniyle Batı ile artan gerilimler ışığında, ordu birlikleri son dönemde bazı yeni silahları envanterine almaya başladı.

Ekreminiya’nın açıklamalarının ardından konuşan İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor… İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz, ancak kendisine dayatılırsa güçlü biçimde kendini savunur” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Arif, İran’ın ABD ile müzakereye ‘hazır’ olduğunu, ancak ‘bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu’ söyledi; ayrıntı vermedi.

Aynı bağlamda İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi, herhangi bir işgal ya da saldırıya ‘ezici bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Devlet televizyonu ise Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim ‘bin İHA’nın’ muharip birliklere dahil edildiğini bildirdi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı. Washington’ın bölgede, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin öncülük ettiği bir deniz filosu başta olmak üzere ek askeri güç konuşlandırdığı belirtildi. Trump, nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınılması için Tahran’a tanınan sürenin ‘tükenmek üzere olduğu’ uyarısında bulundu.

Hegseth dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi. Washington’ın Tahran’ın nükleer kapasite edinmesine ‘izin vermeyeceğini’ vurgulayan Hegseth, Trump’ın seçenekleri değerlendirdiğini, ancak henüz nihai bir karar vermediğini belirtti.

ABD’nin olası askerî müdahale ihtimali, halihazırda kırılgan olan Ortadoğu’da istikrarsızlığın daha da derinleşebileceği endişesiyle bölge ülkeleri, Birleşmiş Milletler (BM) ve önde gelen uluslararası başkentlerde kaygı yaratıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dün, İran’la -özellikle nükleer dosya konusunda- diyalog çağrısı yaparak, aksi halde bölge için ‘yıkıcı sonuçlar’ doğurabilecek bir kriz yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanlığı da İran dosyasıyla ilgili verimli müzakerelere ulaşma ihtimalinin ‘henüz tükenmediğini’ belirterek, tüm tarafları itidale ve güç kullanımından kaçınmaya davet etti. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ‘bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını’ vurguladı.


Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
TT

Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)

UNICEF'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika şubesi dün yaptığı açıklamada, Sudan'ın dünyadaki en büyük iç göç dalgasına sahne olduğunu ve 18 eyalette yaklaşık 9,5 milyon insanın yerinden edildiğini belirtti.

Örgüt açıklamasında, yaklaşık üç yıl önce başlayan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmanın yol açtığı savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık nedeniyle çocukların insani bir felaketten muzdarip olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler'e göre Nisan 2023'te başlayan çatışma, ülke içinde ve dışında 12,5 milyondan fazla insanı yerinden etti; bunların 4 milyonu komşu ülkelere sınır geçmek zorunda kaldı. UNICEF, Sudan'daki duruma çözüm bulmak için daha fazla medya desteğine ve fonlamaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB'nin dış politika şefi Kaja Kallas dün, AB'nin HDK ve ordunun unsurlarını hedef alan yeni yaptırımları onayladığını duyurdu. Kallas, "Bu önlemler tek başına savaşı sona erdirmeyecek, ancak sorumlular için maliyeti artıracaktır" ifadelerini kullandı.


Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, eşi Melania adına çekilen belgeselin gala gösterimi sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askerî bir müdahaleye gerek kalmamasını umduğunu belirtti. Trump, “İlk başkanlık dönemimde orduyu yeniden inşa ettim. Şimdi ise İran denen bir yere doğru ilerleyen bir (savaş gemileri) grubumuz var. Umarım onları kullanmak zorunda kalmayız” dedi.

Tahran’la olası müzakerelere ilişkin bir soruya da yanıt veren Trump, “Bunu daha önce yaptım ve yine yapmayı planlıyorum. Evet, şu anda İran’a doğru seyreden çok büyük ve çok güçlü gemilerimiz var. Onları kullanmak zorunda kalmamak harika olurdu” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekremi Niya, “kesin ve derhal” karşılık verileceğini söyleyerek, olası bir ABD saldırısının “Trump’ın hayal ettiği gibi hızlı bir operasyon yapılıp saatler içinde bittiğinin ilan edilmesi şeklinde olmayacağını” dile getirdi.

Ekremi Niya, ABD uçak gemilerinin “ciddi zayıf noktaları” bulunduğunu savunarak, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün “İran’ın orta menzilli füzelerinin menzili içinde” olduğunu vurguladı.

Gerilimi düşürme çabaları kapsamında Türkiye, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi cuma günü ağırlayacak. Ankara, komşusu İran ile müttefiki ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Aynı çerçevede Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi yaparak “gerilimi düşürme ve istikrarı tesis etmeye yönelik çabaları” ele aldı.

Buna karşın taraflar uyarı dozunu artırmayı sürdürdü. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor. İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz; ancak kendisine dayatılırsa güçlü bir şekilde savunur” dedi.

İran Öğrenci Haber Ajansı (İSNA), Arif’in İran’ın aynı zamanda ABD ile müzakereye “hazır” olduğunu, ancak “bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu” söylediğini aktardı. Arif bu garantilerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi de “her türlü saldırı ve işgale karşı ezici bir karşılık” tehdidinde bulundu. Devlet televizyonu, Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim “bin stratejik insansız hava aracının” muharip birliklere katıldığını bildirdi.

Trump ise protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı olasılığını dışlamazken, Washington’un bölgede askerî yığınak yaptığı, başını “Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz filosunu konuşlandırdığı belirtildi. ABD Başkanı, Tahran’ı nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınmak için zamanın daraldığı konusunda da uyardı.

“Yıkıcı sonuçlar”

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Bakan Hakan Fidan’ın Arakçi ile yapacağı görüşmede Ankara’nın “mevcut gerilimlerin diyalog yoluyla çözümüne katkı sunmaya hazır olduğunu” vurgulayacağını söyledi. Aynı yetkiliye göre Fidan, “Türkiye’nin İran’a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı olduğunu, böyle bir adımın bölge ve dünya açısından taşıdığı riskleri” de dile getirecek.

ABD’nin olası bir askerî müdahalesi ihtimali, Ortadoğu ülkeleri, Birleşmiş Milletler ve önde gelen başkentlerde ciddi endişelere yol açıyor. Körfezli bir yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, İran’a yönelik bir ABD saldırısına dair kaygıların “son derece açık” olduğunu belirterek, bunun “bölgeyi kaosa sürükleyeceğini, yalnızca bölgeyi değil ABD ekonomisini de olumsuz etkileyeceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında büyük bir artışa yol açacağını” söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de perşembe günü, özellikle nükleer dosya konusunda İran’la diyaloğa çağrı yaparak, aksi takdirde “bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracak” bir krizin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise İran dosyasında “verimli müzakereler yürütme imkânlarının henüz tükenmediğini” belirtti. Peskov, “Müzakere potansiyelinin tüketilmediği açıktır” diyerek tüm taraflara “itidal ve bu anlaşmazlığın çözümünde güç kullanmaktan kaçınma” çağrısı yaptı. “Güç kullanımı yalnızca bölgede kaosu körükler ve son derece ciddi sonuçlar doğurur” dedi.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da “bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını” vurguladı.

“Sorumsuz”

Bu gelişmelerin gölgesinde Avrupa Birliği dışişleri bakanları, perşembe günü İran Devrim Muhafızları’nı “terör örgütü” olarak sınıflandırma kararı aldı. Kararın, son protestolar sırasında yürütülen kanlı baskı kampanyasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Baskı karşılıksız kalamaz. AB dışişleri bakanları, İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütü olarak sınıflandırarak belirleyici bir adım attı” dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yine X üzerinden, “Halkının gösterilerini kan dökerek bastıran bir rejimi tanımlamak için ‘terörist’ ifadesi doğru bir tanımdır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar kararı “önemli ve tarihi” diye nitelendirerek memnuniyetle karşılarken, Tahran’dan sert tepki geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kararı “büyük bir stratejik hata” olarak tanımladı ve Avrupa’yı “çatışmayı körüklemekle” suçladı.

İran Silahlı Kuvvetleri de kararı “mantıksız ve sorumsuz” olarak niteleyerek, bunun AB’nin İran’a yönelik “derin düşmanlığını” yansıttığını savundu. Açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu “düşmanca ve kışkırtıcı kararın ağır sonuçlarına doğrudan katlanacağı” uyarısı yapıldı.

Avrupalılar ayrıca 21 kişi ve kurumu hedef alan yeni yaptırımlar üzerinde de uzlaştı. Yaptırımlar, AB’ye giriş yasağı ve birlik ülkelerindeki mal varlıklarının dondurulmasını kapsıyor. AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan listeye göre İçişleri Bakanı İskender Mümini ile Başsavcı Muhammed Mevhedi Azad da yaptırım kapsamına alındı. Toplamda 15 yetkili ve 6 kuruluşun mal varlıkları dondurulurken, vize yasağı getirildi.

İnsan hakları örgütleri, Aralık ayı sonlarında yaşam koşullarının kötüleşmesiyle başlayan ve kısa sürede rejim karşıtı sloganların atıldığı protestolarda, çoğu gösterici olmak üzere binlerce kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü belgeliyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 5 bin 856’sı gösterici ve 100’ü çocuk olmak üzere 6 bin 479 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ajans, 17 bin 91 olası ölüm vakasını daha araştırdığını ve en az 42 bin 324 kişinin gözaltına alındığını aktardı.

Tahran’da ise bazı vatandaşlar karamsarlıklarını dile getiriyor. 29 yaşındaki bir garson, savaşın “kaçınılmaz hale geldiğini” düşündüğünü söylerken, başkentin kuzeyinden bir kadın, yaşam koşullarının “tarihinin en düşük seviyesine” indiğini ifade etti. İran makamlarının resmî verilerine göre ise olaylarda, çoğu güvenlik görevlisi ve sivil olmak üzere, “isyancılar” da dâhil 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti.