Wagner liderinin ölümünü çevreleyen sembolizm

Uçak kazası, Wagner’in yurt dışındaki faaliyetlerinin sınırlandığı bir zamanda gerçekleşti.

Yevgeniy Prigojin. Getty/Majalla
Yevgeniy Prigojin. Getty/Majalla
TT

Wagner liderinin ölümünü çevreleyen sembolizm

Yevgeniy Prigojin. Getty/Majalla
Yevgeniy Prigojin. Getty/Majalla

Anton Mardasov

Özel askerî şirket Wagner’in başkanı Yevgeniy Prigojin’e yönelik olası cinayeti çevreleyen pek çok tuhaf benzerlik ve sembol var. Ancak ‘olası’ kelimesinin kullanımına dikkat çekmek gerek. Zira buna benzer şeyleri kullanma eğilimi göz önüne alındığında, paralı askerlerin liderinin ölümünü bizzat kendisinin tertiplemiş olabileceğini kesinlikle ihtimal dışı göremeyiz.

Birincisi; yakın zamanda başkaldıran bir iş insanının uçağının geçirdiği kazanın zamanlaması dikkat çekici. Bu kaza, isyandan tam iki ay sonra, Vladimir Putin’in Valday’daki evinden 50 km uzaklıkta gerçekleşti.

İkincisi; haberlere göre paralı askerlerinin Orkestra adını verdiği örgütün başkanının adı, Putin’in İkinci Dünya Savaşı’ndaki Kursk Muharebesi’nde kazanılan zaferin 80’inci yıl dönümünü anma törenine katıldığı ve sahnede gerçek orkestranın yanında olduğu anda düşen uçağın yolcu listesinde göründü.

Üçüncüsü; uçak kazası, Prigojin’le bağlantılı olduğu bilinen ve isyandan sonra hemen gözden kaybolan General Sergey Surovikin’in azledilmesinin ve Tümgeneral Viktor Avzalov’un, modern Rus askerî sisteminde havacılık ile hava savunmasını birleştiren Rus Havacılık ve Uzay Kuvvetleri’nin geçici başkomutanı olarak atanmasının ertesi gününde meydana geldi.

Fotoğraf Altı: Prigojin’in uçağının 23 Ağustos’ta Moskova ile St. Petersburg arasındaki Tver bölgesindeki Kozhenkono köyü yakınlarındaki enkazında yükselen alevler. (AFP)
Prigojin’in uçağının 23 Ağustos’ta Moskova ile St. Petersburg arasındaki Tver bölgesindeki Kozhenkono köyü yakınlarındaki enkazında yükselen alevler. (AFP)

Dördüncüsü; olaydan bir gün önce Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-bek Yevkurov başkanlığındaki Rus askerî heyeti, Libya’ya ilk resmî ziyaretini gerçekleştirdi. Ziyaretle ilgili resmî açıklamada bu ziyaretin, Moskova’da düzenlenen 2023 Ordu Askerî Forumu sonuçlarının ardından Libya Ordusu Komutanı Halife Hafter ile müzakere için yapıldığı belirtildi. Ancak gayri resmi bilgilere göre Yevkurov, Wagner’in paralı askerlerinin birçok tesiste bulunduğu Libya’daki kaderini görüşmek için gitti. Bu noktada Yevkurov’un, geçtiğimiz haziran ayındaki isyanı sırasında Prigojin’le müzakerelere katılan generallerden biri olması kayda değer.

Önemli olan, uçak kazasının Ukrayna Bağımsızlık Günü arifesinde meydana gelmiş olmasıdır. Bu, Rusya hükümetine bağlı siyasi analistlere, Rusya topraklarında bir Ukrayna askerî istihbarat operasyonu olup olmadığını tartışmak için  sebep verdi.

Prigojin’in kazasının gidişatı, uçağın kontrol sisteminin tamamında, iç patlama veya kritik bir sistem arızasından kaynaklanmış olabilecek ani bir arıza olduğuna işaret ediyor.

Uçak kazası, Ukrayna Bağımsızlık Günü arifesinde gerçekleşti. Bu, Rusya hükümetine bağlı siyasi analistlere, Rusya topraklarında bir Ukrayna askerî istihbarat operasyonu ihtimalini tartışmak için sebep verdi.

İlk senaryo, uçağın bir uçaksavar füzesi tarafından düşürüldüğünü söylüyor. İki patlama sesi duyduklarını iddia eden görgü tanıklarının ifadelerinin yanı sıra uçağın keskin düşüş seyri, iş insanının uçağının enkazında bulunan şarapnel parçalarından kaynaklandığı düşünülen küçük deliklerin varlığı ve Khotilov ile Migalov’da her ikisi de etrafı hava savunma mekanizmalarıyla donatılmış iki büyük hava üssünün varlığı, bu senaryoyu destekliyor.

Fotoğraf Altı: Geçtiğimiz 24 Haziran’da Rusya’nın Rostov kentindeki bir caddeden geçen Wagner Grup’a ait bir tank. (AFP)
Geçtiğimiz 24 Haziran’da Rusya’nın Rostov kentindeki bir caddeden geçen Wagner Grup’a ait bir tank. (AFP)

Bununla birlikte mevcut fotoğraf ve video delilleri, zararın mahiyetini kesin olarak anlamamıza izin vermiyor. Ayrıca bir uçak, uçaksavar füzesiyle çarpıştığında genellikle alev alır. Ama doğruluğunu henüz teyit etmediğimiz videoda, beyaz bir izden başka şey görülmüyor ki bu da buhar izlerinden ibaret olabilir. Omuzda taşınan uçaksavar füze sistemlerinin kullanıldığı fikrini hemen ihtimallerin dışına atabiliriz. Zira Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı analize göre bu sistemlerin menzili beş kilometreyi aşmaz. Halbuki uçuş izleme sitesi Flightradar24’ten alınan bilgilere göre uçak, 8 bin 534 km yükseklikte uçuyordu.

İkinci senaryoya gelince… Her zaman olduğu gibi bu iş jeti de köpeklerin kullanımı dahil olmak üzere detaylı incelemeye tâbi tutulmuş olsa da uçağın içinde bulunan bir bombanın patladığından bahsediliyor. Hem Prigojin’in hayat tarzına hem de öldükleri resmî olarak açıklanan özel askerî şirket Wagner’in kurucusu Wagner lakaplı Dmitry Utkin ile Güvenlik Şefi Valery Chekalov’un uzmanlığına bakılırsa uçağa bir bomba yerleştirilmesi ihtimali, basit bir şey değil. Özellikle de Prigojin’in Şam’da yakıt ikmali yapılan bir nakliye uçağıyla Mali’den Moskova’ya döndüğü ve özel uçağına Rusya’nın başkentinde geçtiği göz önüne alınırsa… İlginç iyileştirmeler sebebiyle uçuşun gecikmesi, bir tahrip eyleminin sonucu olmaktan uzaktır. Bilakis bu fikir, esasında bu senaryoyla çelişir.   

Füzenin yanlışlıkla hedefe ateşlenmesi, uçakta teknik bir arıza olması, uçağın telsiz susturma modunda pistten havalanması (savaş uçaklarının hedefleri engellemek için havalanmasında olduğu gibi) ya da yakıt deposunun patlamasına sebep olan bir yıldırımın çarpması; tüm bunlar, istatiksel hata kapsamındaki senaryolardır ve Prigojin’in tabiatına bakınca birinin bunlara inanması zordur.

İkinci senaryo, her zaman olduğu gibi bu iş jeti de köpeklerin kullanımı dahil olmak üzere detaylı incelemelere tâbi tutulmuş olsa da uçakta mevcut bir bombanın patladığından bahsediyor.

Yabancı güçler senaryosu Kremlin’in işine gelmez. Zira bu, yıkıcı güvenlik sorunları olabileceğine işaret eder. Moskova, Rusya’nın birçok bölgesinde konuşlanmış askerî seferberlik merkezlerinde meydana gelen kundakçılığın yanı sıra, Ukrayna topraklarından fırlatılamayacak kısa menzilli insansız hava uçakları kullanılarak askerî hava üslerine düzenlenen saldırılara da halen yorum yapmaktan kaçınıyor. Bununla birlikte hükümet yanlısı siyasi analistler, Wagner’in başını Rus topraklarında ezmektense, Prigojin Afrika’dayken ezmenin Rus yetkililer için çok daha kolay olacağı gerçeğine dayanarak, bu senaryoyu vakit kaybetmeden pazarlamaya başladılar.   

Fotoğraf Altı: Prigojin en son 22 Ağustos’ta Afrika’da olduğu düşünülen, adı belirtilmemiş bir mekândan çekilen bir videoda göründü. (AP)
Prigojin en son 22 Ağustos’ta Afrika’da olduğu düşünülen, adı belirtilmemiş bir mekândan çekilen bir videoda göründü. (AP)

Siyaset bilimci Tatiana Stanovaya’nın da belirttiği gibi; uçak kazasının nedeni ne olursa olsun herkes, bunu bir intikam eylemi olarak görecek. Zaten bu, Kremlin’in de hiç önem vermediği bir mesele. Stanovaya konuya ilişkin olarak, “Putin ve pek çok güvenlik ve askerî yetkilinin gözünde Prigojin’in ölümü, tüm potansiyel destekçilere bir ders olmalıdır” diye yazdı.

Bununla beraber ölüm oyunundan bahseden senaryoyu tamamen dışlayamayız. Sonuçta Wagner Grup’un kişisel karaktere sahip yapısına bakıldığında Prigojin’in kasıtlı olarak gözden kaybolması, bu askerî örgüt üzerinde, gerçek ölümünün sebep olacağı etkiyi doğuracak. Ama Prigojin’in hayata olası dönüşüne de inanmak zor olacak. Nitekim ülkenin askerî liderliğiyle yüzleşme üstünlüğünü kanıtlamak veya ülkedeki yıkıcı bir ağı ortaya çıkarmak için bunu yapmak bir deha örneğidir.   

Resmî anlatıyı bir kenara bırakırsak; Prigojin’in ölümü meselesi de 1998 yılında yaşanan meşhur Rus General Lev Rokhlin vakasında olduğu gibi sır perdesiyle örtülecek. Resmî anlatıya göre Rokhlin’in aile içi bir anlaşmazlık sırasında sevgili eşi tarafından vurularak yaşamını yitirdiğini hatırlayalım.

Bu açıdan işaret etmek gerekir ki Wagner piramidinin tepesinin tasfiyesi, Prigojin’e sadık kalan grup güçlerinin Belarus’a ve geniş çaplı personel sevkiyatının gerçekleştirildiği Suriye ile Orta Afrika Cumhuriyeti gibi başka bazı ülkelere çekildiği bir dönemde gerçekleşti. Sonuç olarak Wagner’in varlığı Rusya’da teorik olarak yasaklandı ve örgütün Rusya’da yeni bir isyan planlamasını ve Rus ordusu saflarındaki rahatsız unsurların desteğini almasını önlemek için yalnızca yurtdışıyla sınırlı tutuldu.

Prigojin ile Utkin’in gerçekten ölümü Wagner Grup’un müstakil olarak hayatta kalmasını epey zorlaştırır.

Prigojin’in oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmaya dayalı böyle bir senaryonun en başından, yani Wagner’in Belarus’a çekilme planının onaylandığı isyan günlerinde planlandığı yönünde bir kanaat eğilimi söz konusu.

Her şey bir yana Prigojin ile Utkin’in gerçekten ölmüş olması, Wagner Grup’un müstakil olarak varlığını sürdürmesini oldukça zorlaştırır. İmza sahiplerinin ölümünden dolayı grubun birçok sözleşmesi feshedileceği için hayatta kalma ve yola devam etme imkânı yoktur. Üstelik, Suriye ya da Libya meselesine karışan paralı askerlere yönelik cezai kovuşturma gibi potansiyel tehditler varken ‘kardeşlik ilkesinin kutsallığına’ dair her türlü söz kâğıt üstünde kalacaktır. Bu durumda paralı askerlerin, Rusya Savunma Bakanlığı’nın denetimindeki özel sözleşmeli askerlik şirketlerine devredilmesi, emrivaki değil zorunlu bir iş haline gelecektir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.