Gabon'dan ders… Afrika'daki darbelerin diğer yüzü

Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP
Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP
TT

Gabon'dan ders… Afrika'daki darbelerin diğer yüzü

Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP
Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP

Haşim Ali Hamid Muhammed

Uluslararası toplum ve bölgesel arena, Mali, Burkina Faso ve son olarak Nijer'de daha önceki darbeleri takiben baş gösteren askeri darbelere karşı olumsuz tepkiler gösterdi.

Bu tepkilere rağmen Gabon darbesi ve başkent Librevil'de ordunun yönetimi ele geçirmesi, bazı gözlemciler tarafından bölgedeki geleneksel sömürgecilik sonrası rejimlerin reddedilmesinin yolunu açıyor olarak görülüyor.

Peki Gabon darbesi geçici bir olguyu mu, yoksa Batı Afrika ülkelerinin yeni bir gerçekliği empoze etmeye çalıştığı bir uygulamayı mı temsil ediyor?

Batı ve Orta Afrika'da birbirini izleyen askeri darbeler, Afrika'daki sömürgecilik sonrası rejimlerin yaşadığı politika yaklaşımının gerçek anlamda reddedilmesini temsil ediyor.

Sömürge dönemi, bu ülkelerin çoğunun özgürlük arayışına girmesine yol açan siyasi ve ahlaki baskıyı oluşturdu.

Afrikalı yurtseverlerin ülkelerinin özgürlüklerini elde etme ve sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen, sömürgecilik gerçekliği, devletin ulusal emellerini gerçekleştiremeyen ulusal sistemler üzerinden varlığını sürdürdü.

Aynı şekilde sömürgeciliğin egemenliği, birçok toplumun yaşadığı yoksulluk, etnik sorunlar ve istikrarsızlık karşısında Afrika'nın zenginliğinin tükenmesi şeklinde temsil edildi.

Dikkate değer bir olgu

Gözlemciler, Afrika ordusunun siyasi değişim yaratma ve iktidara gelme konusundaki ısrarını, Batı ve Orta Afrika ülkelerinde tekrarlanmasının yanı sıra, bölgesel ve uluslararası aktörlerin uyguladığı yaptırımlara kayıtsız kalması nedeniyle dikkati hak eden bir olgu olarak görüyor.

Gabon'daki askeri darbe, Batı ve Orta Afrika ülkelerinin tanık olduğu darbeler arasında sekizinci oldu.

Bundan önce Mali, Gine, Burkina Faso, Çad ve son olarak Nijer'deki askeri darbeler yaşandı.

Dikkat edilmesi gereken paradokslardan biri de bu olayın, üzerinden henüz bir aydan az zaman geçmiş olan Nijer darbesinin hâlâ maruz kaldığı yaptırım ve tehdit koşullarıyla örtüşmesidir.

Nijer ordusu, henüz uluslararası ya da bölgesel olarak tanınmadı.

Aynı zamanda Gabon askeri isyanının liderliğinde, ülkedeki tüm güvenlik ve savunma güçlerini temsil eden Cumhuriyet Muhafızları, ordu ve polis üyelerinin katılımına da dikkat çekiliyor.

Darbecilerle bağlantılı Kurumları Geçişi ve Restorasyonu Komitesi'nin (CTRI) belirttiğine göre eski yönetim, ülkeyi kaosa sürükleyebilecek şekilde toplumsal uyumun bozulmasına neden olmakla suçlanıyor.

Ayrıca Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo, ev hapsine alındı, oğullarından biri vatana ihanet suçlamasıyla tutuklandı. Tüm bunlar, Nijer'deki durumla benzerlik izlenimi veriyor.

Başta Fransa ve ABD olmak üzere Avrupa ülkeleri, daha önceki darbe vakalarında olduğu gibi darbeyi reddederek, geçen günlerde yapılan genel seçimleri kazanmanın sevincini tam olarak yaşamayan Cumhurbaşkanı Bongo'nun serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Bongo, oyların yüzde 64,37'sini alarak, yüzde 30,77'ini alan rakibi Albert Ondo Ossa'yı geride bıraktı. 

Lodos devam edecek mi?

Gözlemciler, darbecilerin Cumhurbaşkanı Bongo'nun göreve başlamasını ve bu zaferi engellemelerinin, geçersiz olarak tanımladıkları seçim sürecinin tamamını reddetmekle aynı anlama geldiğine dikkat çekiyor.

Darbeyi düzenlemek ve iktidarı ele geçirmek için onun koşullarından yararlanmak, aynı zamanda darbenin halihazırda askeri yanlısı konvoylar halinde ortaya çıkan muhalefet partilerinin desteğini kazandığı bir zamana denk geliyor.

Ancak sonuçlarının önümüzdeki günlerde ortaya çıkması beklenen halk desteğinin gidişatına dair yeterli bir ölçü veya gösterge olarak bu şu anda doğru değil.

Birçok ülkedeki bağımsızlık sonrası rejimlerin ülkeleri için gerçek bir kalkınma sağlamadaki başarısızlığı, bazı gözlemciler tarafından bu rejimler tarafından önemsenmeyen Afrikalı bir kişiye atfediliyor.

Eski sömürge ülkelerin bu gerçeği kendi çıkarları doğrultusunda istismar edebilmeleri için zenginlikler yağmalanıyor, iç çatışmalar alevleniyor.

Dolayısıyla darbeler, gerçekleşme gerekçesini zorunlu bir oldu bitti olarak görülüyor. 

Afrika meseleleri araştırmacısı Abbas Muhammed Salih, yaptığı açıklamada "Afrika kıtasındaki mevcut darbe dalgası, ulusal hareket ve bağımsızlık hareketlerinin yeni nesil elitlerinin önderlik ettiği sömürgecilik sonrası rejimlere karşı yeni hareketlerdir. Aynı durum, köklü yolsuzluk ve kurumsal yağma nedeniyle Gabon halkını başta petrol olmak üzere doğal kaynaklarının getirisinden mahrum bırakan Ömer Bongo rejimi için de geçerli" ifadelerini kullandı. 

Muhammed Salih, "Daha önceki darbelerde de gördüğümüz gibi, iktidardaki rejimler ve onları destekleyen Batılı ülkelere yönelik hayal kırıklığı, darbe ve iktidarın askeri kontrol altına alınması fikrinin yaygın biçimde kabul görmesine yol açtı. Öyle ki bu dalga domino taşı gibi oldu. Yıpranmış rejimlerin yolsuzluk, kötü yönetim, ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanamaması ve dışa bağımlılık nedeniyle yıkıldığını gördük" dedi. 

Korku ve çıkar

Salih, "Aynı ve tekrarlanan uluslararası tepkiler, endişelerini dile getiren ve anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi çağrısı yapanlar vb., darbeler sonucunda ortaya çıkan yeni gerçeklikle başa çıkmak için reddettiği veya çekince duyduğu değişikliği yakında kabul edecek" açıklamasında bulundu. 

Araştırmcı, "Nihayetinde askeri darbeler sonucu yıkılan rejimler, her ne kadar Bongo rejiminde gördüğümüz gibi, bir kısmı anlamından arındırılmış resmi demokrasiler olsa da, gerçek demokrasiler değildi" dedi. 

Abbas Muhammed Salih, "Uluslararası toplumun ve onun ana aktörlerinin, Batılı ülkeler tarafından temsil edilen küresel demokrasi kampı ile Rusya ve Çin gibi uluslararası otokrasi arasındaki bölünmüşlüğü, Afrika kıtasındaki mevcut darbe dalgasına karşı uluslararası ve belki de bölgesel pozisyonları tasvir ediyor. Dış tarafların pozisyonları bir değer ya da ilke niteliğinde değil, daha ziyade Sahel ve Orta Afrika'daki darbe kuşağının genişlemesi nedeniyle tehdit altındaki büyük çıkarlarına ilişkin korkuları yansıtıyor" ifadelerini kullandı. 

Independent Arabia, Independent Türkçe



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.