Singapur'da yüzde 70,4 oy alan Tharman, Cumhurbaşkanı seçildi

Fotoğraf: Zakaria Zainal / AA
Fotoğraf: Zakaria Zainal / AA
TT

Singapur'da yüzde 70,4 oy alan Tharman, Cumhurbaşkanı seçildi

Fotoğraf: Zakaria Zainal / AA
Fotoğraf: Zakaria Zainal / AA

Singapur'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin olmayan ilk sonuçlarına göre, geçerli oyların yüzde 70,4'ünü alan Tharman Shanmugaratnam, ülkenin 9'uncu Cumhurbaşkanı seçildi.

Singapur'un The Straits Times gazetesinin haberine göre, seçim yetkilisi Tan Meng Dui, yaptığı basın açıklamasında 9'uncu Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 66 yaşındaki eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Tharman'ın kazandığını açıkladı.

Sabah saatlerinde başlayan seçimlerde Tharman, Singapur Yatırım Kurumu (GIC) Müdürü Ng Kok Song ve Ulusal Ticaret Birliği Kongresi (NTUC) Gelir Müdürü Tan Kin Lian ile yarıştı.

Seçimin kesin olmayan ilk sonuçlarına göre, seçimi büyük bir farkla önde tamamlayan Tharman geçerli oyların yüzde 70,4'ünü, Ng Kok Song yaklaşık yüzde 16'sını, Tan Kin Lian ise yaklaşık yüzde 14'ünü aldı.

Basına konuşan Tharman, "halkın büyük desteğinden dolayı derin onur duyduğunu" vurgulayarak, "Bana ve temsil ettiğim şeylere verilen oy, Singapur'da güven oyudur. Birlikte ilerleyebileceğimiz bir geleceğe dair iyimserlik oyudur." dedi.

- 2,7 milyon Singapur vatandaşı sandık başına gitti

2,7 milyon Singapur vatandaşı, yeni cumhurbaşkanını seçmek için saat 08.00'de oy vermeye başlamıştı.

Seçimin galibi, gelecek 6 yıl boyunca Singapur'un dokuzuncu cumhurbaşkanı olarak görev yapacak.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde tüm ırklardan vatandaşlar aday olabiliyor ancak adaylık sürecinde hiçbir siyasi partiyle bağın bulunmaması gerekiyor.

Singapur Anayasası, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin mevcut cumhurbaşkanının görevinin sona ermesine 3 ay kala yapılmasını şart koşuyor.

Singapur'da ilk cumhurbaşkanı seçimi 28 Ağustos 1993'te düzenlenmişti.



Kraliçe Camilla kraliyet görevlerine ara veriyor

Kral Charles'a konan kanser teşhisinin ardından resmi ziyaretleri artıran Kraliçe Camilla, kraliyet görevlerine ara veriyor (AFP)
Kral Charles'a konan kanser teşhisinin ardından resmi ziyaretleri artıran Kraliçe Camilla, kraliyet görevlerine ara veriyor (AFP)
TT

Kraliçe Camilla kraliyet görevlerine ara veriyor

Kral Charles'a konan kanser teşhisinin ardından resmi ziyaretleri artıran Kraliçe Camilla, kraliyet görevlerine ara veriyor (AFP)
Kral Charles'a konan kanser teşhisinin ardından resmi ziyaretleri artıran Kraliçe Camilla, kraliyet görevlerine ara veriyor (AFP)

Kral Charles'a kanser teşhisi konmasının ardından resmi ziyaretleri artıran Kraliçe Camilla, kraliyet görevlerine ara veriyor.

Camilla'nın kraliyet ajandasında bu hafta herhangi bir görevi olmadığı ve Westminster Abbey'deki İngiliz Milletler Topluluğu Günü töreninde kraliyet ailesine liderlik edeceği 11 Mart'a kadar da görevlerine devam etmeyeceği anlaşılıyor.

Meçhul bir kanser türü nedeniyle tedavi gören eşinin halka açık tüm görevlerini ertelediği dönemde 76 yaşındaki Camilla, halihazırda görevleri üstlenen en kıdemli kraliyet mensubu.

Charles'a konan teşhisten bu yana Camilla, Ukrayna First Lady'sini ağırlamak ve geçen hafta Windsor'daki St. George Şapeli'nde Yunanistan Kralı II. Konstantin için düzenlenen anma töreninde kraliyet ailesine liderlik etmek de dahil 13 resmi görev üstlendi.

Daily Mail'ın aktardığı üzere Camilla'nın ailesiyle baş başa birkaç gün geçirip dinlendikten sonra yarın özel bir uçakla yola çıkmayı planladığı bildiriliyor.

The Sun'a konuşan kraliyet yazarı Ingrid Seward, Charles'ın eşine ara vermesi için ısrar etmiş olabileceğini söyledi:

Eşinin bitkin düştüğünü görecektir. Camilla eşinin sağlığı hakkında en çok endişelenen kişi ama aynı zamanda yoğun programa sahip kraliyet görevlerini üstlenmek zorunda kalan ve eşiyle Kate sağlık sorunları yaşarken ikisinin de yanında olmak isteyen kişi de o. Biraz dinlenmeyi ve rahatlamayı kesinlikle hak ediyor.

Yine de bir kraliyet kaynağı Sunday Times'a yaptığı açıklamada Camilla'nın, son haftalarda dizginleri ele almasına "halkın verdiği tepkiyle moral bulduğunu" söyleyerek şöyle ekledi:

Kendisini ailenin lideri konumunda bulmayı beklemese de Kraliçe bu kurum için yapılması gereken her şeyi yapmaya kesinlikle hazır.

Kensington Sarayı'ndan yapılan yeni bilgilendirmede Prens William ve Prenses Anne'in normal şekilde görevlerini üstlenmeye hazırlandığı ve Galler Prensesi Kate'in ise Paskalya'dan sonra kraliyet görevlerine döneceği bildirildi.

Bu haber Kate'in karın ameliyatının ardından kamuoyunun karşısına çıkmamasıyla ilgili endişelerin arttığı dönemde geldi.

Prenses en son açıklanmayan bir yerde yapılan evvelce planlanmış 16 Ocak tarihli karın ameliyatı öncesinde Norfolk'taki St. Mary Magdalene Kilisesi'nde bir ayine katılırken görülmüştü.

Ocak sonlarında Windsor'a dönmesinden beri prensesin toplum içinde görülmemesi, sağlığıyla ilgili endişelerin artmasına neden oldu.

Prens William'ın, geçen yıl ocakta ölen vaftiz babası Yunanistan Kralı II. Konstantin'in anma törenine katılma planından vazgeçmesinin ardından Galler Prensesi'nin yokluğuyla ilgili teoriler internette yoğunlaştı. William törene katılmamasını "kişisel nedene" bağlarken detay vermemişti.

Kensington Sarayı'nın sözcüsü söylentilere yanıt vererek şöyle demişti:

Galler Prensesi'nin Paskalya sonrasına kadar görevde olmayacağı ve Kensington Sarayı'nın sadece kayda değer bir gelişme olduğunda bilgi vereceğine dair en başından beri çok nettik.

Independent Türkçe


İsrail saldırıları altındaki Gazze'de 2 çocuk daha "açlıktan" öldü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail saldırıları altındaki Gazze'de 2 çocuk daha "açlıktan" öldü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail'in yaklaşık 5 aydır saldırılarını sürdürüp yardım girişini engelleyerek büyük bir "insani felakete" neden olduğu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'nde 2 çocuğun daha açlıktan öldüğü belirtildi.Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yetersiz beslenme nedeniyle 2 çocuğun daha hayatını kaybettiğini söyledi.

İsrail engeli nedeniyle insani yardımların ulaştırılamadığı Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve Gazze kentinde açlıktan ölen çocukların sayısının 15'e yükseldiğini kaydeden Kudra, 6 çocuğun daha her an açlıktan ölebileceği uyarısında bulundu.

Kudra, "İşgalci İsrail, Gazze halkına karşı yeni bir savaş başlattı, o da aç bırakma savaşıdır. İsrail'in aç bırakma savaşı neticesinde ölümler özellikle çocuklar arasında artıyor ve yoğun bakımda açlık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya kalan çok sayıda çocuk var." dedi.

Sağlık sistemi tam anlamıyla yetersiz durumda
Uluslararası kuruluşların ısrarına rağmen İsrail'in insani yardım kuruluşlarının yardım ulaştırma çabalarını engellediğini vurgulayan Kudra, "Özellikle Kemal Advan Hastanesi'nin hizmet dışı kalmasının ardından Gazze'nin kuzeyindeki sağlık sistemi tam anlamıyla yetersiz durumda." ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 19 Şubat'ta, Gazze Şeridi'ndeki çocuklar ile hamile ve emziren kadınlar arasındaki yetersiz beslenmedeki hızlı artışın, özellikle de Gazze'de devam eden yıkıcı savaş nedeniyle, onların sağlığına "ciddi bir tehdit" oluşturduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, son olarak 29 Şubat'ta, Gazze'nin kuzeyinde yetersiz beslenme ve dehidrasyon (sıvı kaybı) nedeniyle hayatını kaybeden çocukların sayısının 13'e çıktığını duyurmuştu.

İsrail ordusunun 149 gündür sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde büyük bir insani felaket yaşanıyor.

İsrail ordusunun saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 30 bini yaralı sayısının 70 bini aştığı, enkaz altında binlerce kişinin kaybolduğu belirtiliyor.

Başta BM'ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze'de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.

Uluslararası Adalet Divanı'nın 26 Ocak'ta İsrail'e karşı hükmettiği ihtiyati tedbir kararları arasında Gazze'de insani yardıma erişimin sağlanması yer almasına rağmen, şubat ayında Gazze'ye giren yardımın ocak ayına göre yarı yarıya düştüğü belirtiliyor.

İsrail ordusu, 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze'de 152 sağlık kuruluşunu hedef alarak 31 hastaneyi hizmet dışı bıraktı.


Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Pandor: ABD'de bazı siyasiler Güney Afrika'ya karşı olumsuz bir pozisyon aldı

Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan - AA
Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan - AA
TT

Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Pandor: ABD'de bazı siyasiler Güney Afrika'ya karşı olumsuz bir pozisyon aldı

Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan - AA
Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan - AA

Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Pandor, İsrail’in Uluslararası Adalet Divanında (UAD) soykırımla yargılanmasıyla sonuçlanan dava sürecinin ardından ABD’li bazı siyasetçilerin ülkesine karşı çok olumsuz bir pozisyon aldığını belirtti.Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Naledi Pandor, AA'nın "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024'te, AA muhabirine, ülkesinin Filistin konusundaki tutumuna ve UAD sürecine dair açıklamalarda bulundu.

Güney Afrika'nın, "beyaz hükümetin" ırkçı politikalar güttüğü bir dönemde apartheide karşı uzun yıllar mücadele ettiğini hatırlatan Pandor, mücadelelerinde uluslararası toplumun yardımına ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Pandor, ülkesinin mücadelesinin bir kısmının silahlı olduğunu ve diğer taraftan uluslararası dayanışma için uğraştıklarını, ülke ülke gezip yardım istediklerini, onları destekleyenler arasında başta Yaser Arafat olmak üzere Filistinlilerin de yer aldığını anlattı.

Filistinlilerin o dönemde zor zamanlar geçirmelerine rağmen Güney Afrika'nın yanında yer aldığını dile getiren Pandor, şöyle devam etti:

"O yüzden bu her zaman görevimiz. İnsanlar baskı altındayken, zorluk, önyargı, ayrımcılık, öldürülmeye maruz kalırken, Güney Afrikalıların bir şey yapmak için ahlaki bir sorumluluğu var. Biz de dünyaya hiçbir şey söylemeden Filistin halkının katledilmesini izleyemeyeceğimizi hissettik. BM'nin araçlarını kullanmaya karar verdik çünkü uluslararası hukukun İsrail tarafından ciddi şekilde ihlal edildiğine inanıyoruz. Uzun yıllardır bunu yaptı. Biz de bu kez buna karşı çıkmamız, Uluslararası Adalet Divanına gitmemiz gerektiğini düşündük ve aslında bir karar çıkartmak istedik."

Pandor, UAD'nin ihtiyati tedbir kararından bu yana, bir davaları olmadığını söyleyen ülkelerin bile İsrail'e, UAD'nin kararlarını uygulaması gerektiğini söylemeye başladığını anlattı.

Bu ülkelerin önceden bunun çok saçma ve zaman kaybı olduğunu, hiçbir başarı şansı olmadığını söylediklerinin unutulduğunu kaydeden Pandor, şimdi ise dava hakkında ve İsrail'in kararları uygulaması gerektiği hakkında konuştuklarını ifade etti.

"Güney Afrika ahlaki ve doğru bir mesele için uğraşıyor"
Pandor, bunun nedeninin İsrail'in dünyaya bir tehdit oluşturduğunu görmeleri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"Tepkiler konusunda maalesef ABD'de bazı siyasiler Güney Afrika'ya karşı çok olumsuz bir pozisyon aldı. Bildiğiniz gibi ABD çok güçlü bir ekonomiye sahip ve hepimiz onlarla ticaret yapıyoruz. Ülkemdeki yatırıma ve istihdama da bu, tehdit oluşturuyor. Bu nedenle lobiye devam etmeliyiz. Güney Afrika çok ahlaki ve doğru bir mesele hakkında küresel olarak uğraşırken ABD halkının Güney Afrika'ya karşı hareket etmesi tamamen yanlış."

UAD'deki davaya ilişkin herhangi bir ülkeden baskı görüp görmediğine ilişkin Pandor, "Hakkımız var, biz egemen bir ulusuz. Davamızı yürütme hakkımız var. Birçok ülkenin Güney Afrika'nın Filistin'e desteğiyle hemfikir olmadığını biliyoruz ancak bizim her zaman yaptığımız bir şey ve Filistin halkına arkamızı dönemeyeceğiz." dedi.

Pandor, İsrail'in UAD'nin kararlarına dair yanıtına ilişkin, "Başvurmadılar. Hepimiz biliyoruz ki Netahyahu UAD'nin kararlarını reddetti ve bu şaşırtıcı değil. Apartheid ile aynı şeyi yaşadık. BM organlarınca uluslararası kararlar alındığında apartheid devlet 'hayır' diyecek. Bunda apartheid devlet ile İsrail hükümeti arasında benzer bir uygulama ve yaklaşım görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin UAD'deki davaya desteğine ilişkin Pandor, "Türkiye, başından itibaren Güney Afrika'nın attığı adımları takdir ettiğini söyledi ve bizimle her zaman iletişim halindeydi." şeklinde konuştu.

Pandor, davanın değeri görüldüğünde ve daha detaylı süreçte bölgeden daha fazla ülkenin Güney Afrika'ya katılacağını umduklarını belirterek, "Mahkemeden hala tarih için bekliyoruz. Bu sürede kim Filistin'in gerçekten dostu, anlayacağız." dedi.

"Gazetecilerin öldürülmesi beni tiksindiriyor"
Pandor, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilere ilişkin ise şunları söyledi:

"Yaşanan trajediden dolayı kalbim acıyor ve özellikle de gazetecilerin özgürce faaliyet gösterememesi, korkunç tehlikelere maruz kalması ve birçoğunun öldürülmesi beni kesinlikle tiksindiriyor. Sık sık basın özgürlüğünden bahseden gazeteci örgütleri de dahil olmak üzere dünyanın büyük bir kısmı sessiz. Bu yüzden yaşananlar karşısında tiksinti duyuyorum. Tüm medya çalışanlarının ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum."

Batı ülkelerinin Gazze'de yaşananlara sessiz kalmasına yönelik soruyu yanıtlayan Pandor, "Bu, sık sık bahsettiğimiz bir sorunu yansıtıyor: İnsanları farklı olarak görmemiz. Eğer siyahsanız, daha az insansınız. Eğer Arapsanız, daha az insansınız. Eğer Avrupalıysanız, çok insansınız. Ve bu yüzden korunmanız gerekir. Dünya bu şekilde görülüyor. Bence bunu değiştirmemiz gerekiyor. Ve biz güneydekiler, bunun değişmesi için mücadele etmeliyiz. Bence kendi gücümüzü ele geçirmeli ve dünyanın yeni ve çok farklı bir versiyonunu yansıtmaya başlamalıyız." ifadelerini kullandı.

AA'nın ADF'de bulunan standını ziyaret eden Pandor, kurumun "Kanıt" kitabını inceleyerek bilgi aldı.


Rusya: Almanya Rusya ile savaşa hazırlanıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Rusya: Almanya Rusya ile savaşa hazırlanıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Almanya'nın Rusya ile savaşa hazırlandığını ileri sürdü.
Medvedev, sosyal medya hesabından, Alman hava kuvvetleri subayları arasında Ukrayna'ya destek için Kırım Köprüsü'nü Taurus füzelerinin imha edip edemeyeceğine ilişkin geçen konuşmaların yer aldığı ses kaydının sızmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un bu konuşmalardan haberdar olup olmadığını kimsenin bilmediğini savunan Medvedev, farkında olmasalar ve böyle bir emir vermemiş olsalar bile, ordunun sivil yöneticiler adına savaşların başlatılması konusunda karar verebileceği veya onları teşvik edebileceğinin birçok örneğinin tarihte yer aldığını ifade etti.

Medvedev, "Scholz'a gelip şöyle diyecekler: Sayın Şansölye, Ukrayna'da bir füze düşürüldü. Tipine ve rotasına bakılırsa Berlin'e uçuyordu. Scholz ne cevap verecek? Gayet açık. Dolayısıyla Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) subaylarının konuşmalarını roket ve tank oyunu gibi sunma girişimleri kötü niyetli bir yalandır. Almanya Rusya ile savaşa hazırlanıyor." ifadelerini kullandı.

Russia Today (RT) Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, Alman subaylarının 30 dakikalık ses kaydını yayımlamıştı.

Ses kaydında üst düzey Alman Hava Kuvvetleri mensuplarının Taurus füzelerinin Rusya'nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım Yarımadası'na inşa ettiği Kırım Köprüsü'nü teknik olarak imha edip edemeyeceği tartışması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, söz konusu konuşmalarla ilgili Moskova'nın Berlin'den açıklama talep ettiğini söylemişti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da bu durumu bir yandan "şaşırtıcı" olarak nitelemiş, diğer yandan "NATO'daki meslektaşlarının bilerek yalan söylediklerini" ifade etmişti.

Almanya Savunma Bakanlığının da söz konusu ses kaydının nasıl ele geçirildiğini araştırdığı ve Almanya Askeri İstihbarat Teşkilatının (MAD) bu yönde gerekli tüm tedbirleri aldığı aktarılmıştı.

Alman subaylarının görüşmesinin internet üzerinden Webex platformu üzerinden yapıldığı kaydedilmişti.


Papa Franciscus, Gazze için "Yeter artık lütfen" dedi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Papa Franciscus, Gazze için "Yeter artık lütfen" dedi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, İsrail'in saldırısı altındaki Gazze'deki duruma "Yeter" derken, ateşkes görüşmelerinin sürmesini teşvik ettiğini söyledi.Papa, Vatikan'da Aziz Petrus Meydanı'na bakan ofisinin penceresinden geleneksel pazar duasını icra etti.

Papa Franciscus, "Halihazırda süren düşmanlıklardan ötürü Filistin ve İsrail halklarının acılarını her gün kalbimde taşıyorum. Binlerce ölü ve yaralı, yerinden edilmiş insan var, yıkım var ve bu durum, acıya yol açıyor. Geleceklerinin tehlikeye girdiğini gören küçük ve savunmasız insanlar üzerinde korkunç sonuçlar doğuruyor." diye konuştu.

Bu şekilde daha iyi bir dünya kurulup kurulmayacağını sorguladığını anlatan Papa, "Gerçekten bu şekilde barışa ulaşabileceğimizi düşünüyor muyuz? Lütfen durun! Hepimiz şunu söylüyoruz: Yeter artık lütfen." dedi.

Papa Franciscus, şöyle devam etti:

"Rehinelerin hemen serbest bırakılması ve onların sevdiklerine geri dönebilmesi, sivil halkın gerekli ve acil insani yardıma güvenli şekilde ulaşabilmesi için Gazze'de ve tüm bölgede derhal ateşkes sağlanmasına yönelik müzakerelerin devam etmesini teşvik ediyorum."

İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 410 Filistinli öldürüldü, 71 bin 700 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 245'i karadan işgal sürecinde olmak üzere 585 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 419 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim'den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 219 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihat mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.


İsrail saldırısında iki bebeğini kaybeden Filistinli anne: Çocuklarıma doyamadım

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail saldırısında iki bebeğini kaybeden Filistinli anne: Çocuklarıma doyamadım

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail'in Refah kentine düzenlediği bombalı saldırıda iki çocuğunu ve eşini kaybeden anne, "Uyuyorduk, ağır bir bombardıman olduğunu hissettik. Bombalamada bir anda çocuklarımı kaybettim, kucağım molozla doldu." dedi.İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bugün düzenlediği bombalı saldırıda iki çocuğunu ve eşini kaybeden Filistinli anne, on yıllık evlilikten sonra dünyaya gelen bebeklerine "doyamadığını" ifade etti.

Evlerini hedef alan saldırıda iki bebeğini kaybeden Filistinli Ranya Ebu Anze, çocuklarına gözyaşları içinde veda etti. Filistinli acılı anne çocuklarıyla "babalarına kavuşsun" diyerek vedalaştı.

Filistinli anne, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Uyuyorduk, ağır bir bombardıman olduğunu hissettik. Bombalamada bir anda çocuklarımı kaybettim, kucağım molozla doldu." dedi.

Binanın tamamen yerle bir olduğunu belirten Ebu Anze, İsrail'in saldırıları nedeniyle zorla yerinden edilen kız kardeşinin ailesinin de yanlarında olduğunu aktardı.

Evlerini hedef alan İsrail saldırısında iki bebeğini kaybeden Filistinli anne, "Bebeklerim on yıllık evliliğimin ardından dünyaya geldi, henüz onlara doyamamıştım." diye konuştu.

"Çocuklarım da eşim de gitti"
Aynı saldırıda hayat arkadaşını da kaybeden Ebu Anze, şunları söyledi:

Benim eşimdi, sahip olduğum her şeydi. Eşim hep beni mutlu etmeye çalıştı. Çocuklarımız on yıllık evliliğimizden sonra dünyaya geldi, bugün ise İsrail onları öldürdü.

Felaketin dehşetiyle karşı karşıya kalan Ebu Anze, "Kocamın ve çocuklarımın bedelini kim ödeyecek? Ne söyleyeyim? Bugünden itibaren kime sarılacağım? Çocuklarım da eşim de gitti." ifadelerini kullandı.

Ebu Anze, İsrail bombardımanı sonucu ailenin yaşadığı büyük acıların boyutuna atıfla, "Araplar mı bunun bedelini ödeyecek." dedi.

Çocuk kayıplar
Olaya ilişkin yayınlanan görüntülerde çoğu çocuk olmak üzere çok sayıda cesedin çantalara yığıldığı, etrafın insan kalabalığıyla çevrili olduğu, ağlama ve çığlık seslerinin duyulduğu görülüyor.

Aynı görüntüde Ebu Anze, elindeki çocuklarının cansız bedenine işaret ederek, "Lütfen, bu ayları hayal edin. Gitti benim aylarım. Gitti benim gülüm." sözlerine yer veriyor.

Ailesinden çok sayıda kişiyi kaybeden Filistinli bir baba da görüntüler yer aldı. Filistinli baba elinde taşıdığı bir bebek naaşına işaret ederek, "Daha 4 aylık... Daha 4 aylık." diye haykırdı.

İsrail'in Ebu Anze ailesine ait evi vurması
İsrail savaş uçakları Refah kentinin doğusundaki Es-Selam Mahallesi'nde Ebu Anze ailesine ait üç katlı evi sabah saatlerinde bombalamıştı.

Saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişinin yaşamını yitirdiği aktarılmıştı.

İsrail ordusunun 149 gündür sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde büyük bir insani felaket yaşanıyor.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230'u çocuk, 8 bin 860'ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.


İsrail, Batı Şeria'da şubat ayında Filistinlilere ait 51 yapıyı yıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail, Batı Şeria'da şubat ayında Filistinlilere ait 51 yapıyı yıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail, şubat ayında işgal altındaki Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerinde Filistinlilere ait 51 yapıyı yıktı.Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinin yayımladığı aylık rapora göre, İsrail güçleri şubatta Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde 31 yıkım operasyonu gerçekleştirdi, 34 adrese de yıkım ihbarı gönderdi.

Söz konusu operasyonlarda 15'i kırsal bölgede olmak üzere Filistinlilere ait toplam 51 yapı yerle bir edildi.

Yıkımların çoğu Kudüs'ün yanı sıra Batı Şeria'nın Beytüllahim ve El Halil kentlerinde gerçekleştirildi.

Raporda ayrıca, yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin şubat ayı boyunca işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere karşı 1195 saldırı düzenlediği belirtildi.

Bunların daha çok "Filistin köylerine silahlı baskınlar düzenleme, Filistinlilere ve mülklerine ateş açma şeklinde" gerçekleştirilen saldırılar olduğuna dikkati çekildi.

Öte yandan Filistin Kalkınma, Özgürlükler ve Medya Merkezinden (MADA) yayımlanan raporda, şubat ayında İsrail'in Gazze Şeridi ile işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 47 ayrı olayda basın özgürlüğünü ihlal ettiği kaydedildi.

Raporda, İsrail güçlerinin şubat ayında Gazze Şeridi'nde 10 gazeteciyi öldürdüğüne dikkati çekilirken, basın mensuplarına yönelik ihlallerin darp, taciz, alıkoyma, gözaltı, haber takibini engelleme şeklinde gerçekleştirildiği vurgulandı.


New York Times: 118 Gazzelinin öldürüldüğü saldırıda yardım konvoyunu İsrail organize etti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

New York Times: 118 Gazzelinin öldürüldüğü saldırıda yardım konvoyunu İsrail organize etti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından The New York Times gazetesi, 29 Şubat'ta İsrail güçlerince açılan ateş sonucu yardım bekleyen 100'ün üzerinde Gazzelinin yaşamını yitirdiği saldırıda yardım konvoyunu İsrail'in organize ettiğini öne sürdü.The New York Times'a konuşan, isimlerinin açıklanmasını istemeyen iki Batılı diplomat, uluslararası kuruluşlara ait insani yardım konvoylarının Gazze'nin kuzeyine girmesine izin vermeyen İsrailli yetkililerin, bölgede yardım konusunda oluşan boşluğu doldurma çabasında olduklarını kendilerine söylediklerini iddia etti.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen iki Gazzeli iş insanı da İsrailli yetkililerin çok sayıda Gazzeli iş insanına ulaşarak bölgeye özel yardım konvoyları düzenlemelerine yardım etmelerini istediklerini ve konvoyun güvenliğinin İsrail tarafından sağlanacağını ilettiklerini öne sürdü.

Söz konusu yardım konvoyunun koordinasyonu için yardımcı olduğunu kaydeden Gazzeli iş insanı Izzat Aqel, The New York Times'a İsrailli askeri yetkilinin yaklaşık 10 gün önce kendisinden Gazze'nin kuzeyine gidecek yardım tırlarını organize etmesini istediğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), bugün yaptığı yazılı açıklamada, Gazze'deki insani yardım konvoyuna İsrail tarafından açılan ateş sonucu 100'den fazla kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı olay için "derin endişe" duyulduğunu bildirdi.

İsrail, insani yardım bekleyen Gazzelileri hedef almıştı
İsrail ordusu, 29 Şubat sabah saatlerinde kentin güneyinde, Gazze Şeridi'ni kuzeyden güneye bağlayan Reşid Caddesi üzerindeki Nablusi Kavşağı'nda insani yardım bekleyen Filistinlileri bombalayarak ve ateş açarak hedef almıştı.

İsrail ordusunun saldırısında yardım bekleyen 118 Filistinli ölmüş, 760 kişi yaralanmıştı.

Gazze'deki hükümet, İsrail'in insani yardım bekleyenlere yönelik saldırısının "kasıtlı ve planlı" olduğunu vurgulayarak, "İşgal ordusu, bu kişilerin bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü." ifadesini kullanmıştı.


Pakistan'da şiddetli yağışların yol açtığı afet ve kazalarda ölenlerin sayısı 32'ye çıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Pakistan'da şiddetli yağışların yol açtığı afet ve kazalarda ölenlerin sayısı 32'ye çıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Pakistan'da şiddetli yağışların etkisiyle bazı evlerin çatılarının ve duvarlarının çökmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 32'ye, yaralananların sayısının 38'e çıktığı bildirildi.Afet Yönetim Kurumundan yapılan açıklamaya göre, ülke genelinde son 3 gündür etkili olan yağışların yol açtığı afet ve kazalarda 32 kişi yaşamını yitirdi.

Ülkenin kuzeybatısındaki Hayber-Pahtunhva eyaleti ile güneybatısındaki Belucistan eyaletlerinde şiddetli yağmura eşlik eden kar yağışının heyelanları tetiklemesi sonucu evlerin çatı ve duvarları çökerken, bazı yollar kapandı, elektrik ve telefon direkleri yıkıldı.

Yağışların neden olduğu afet ve kazalarda Hayber-Pahtunhva eyaletinde 27 kişi ölürken, 38 kişi yaralandı, Belucistan eyaletinde ise 5 kişi yaşamını yitirdi.

Belucistan eyaleti Başbakanı Sarfraz Bugti, düzenlediği basın toplantısında, aşırı yağışların Gwadar kentinde yaklaşık 700 eve ciddi zarar verdiğini açıkladı.


Trump, Michigan, Idaho ve Missouri eyaletlerindeki ön seçimlerden de zaferle çıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Trump, Michigan, Idaho ve Missouri eyaletlerindeki ön seçimlerden de zaferle çıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Eski ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık yarışı için Cumhuriyetçi parti içinde devam eden yarışta Missouri, Idaho ve Michigan eyaletlerinde yapılan ön seçimleri de zaferle tamamladı.Trump, parti içinde tek rakibi olan ABD'nin eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Nikki Haley’e karşı adaylık yarışında arayı açıyor.

Michigan eyaletinde dün yapılan ön seçimlerde Trump, Cumhuriyetçi seçmenlerin oylarının yüzde 68’ini alırken, kendisine en yakın rakibi Haley yüzde 27’de kaldı.

Trump, Idaho’da aynı gün yapılan ön seçimlerde de rakibi Haley’e büyük fark atarak, yüzde 85 oranla ipi göğüsledi. Haley’in oyu yüzde 13 oldu.

ABC’nin haberine göre, Trump, Missouri’de "caucus" denilen parti toplantısında, eyaletteki toplam 54 seçici kurul delegesini de hanesine yazdı.

Missouri’deki 54 seçici delege kurulunun resmi olarak dağılımı ise 4 Mayıs’ta yapılacak Cumhuriyetçi Ulusal Kongresinde kesinlik kazanacak.

Hafta sonu 3 eyalette yapılan son ön seçimlerle Trump, Cumhuriyetçi başkan adaylığı için gerekli olan toplam 1215 delege sayısından 244’üne ulaşmış oldu. Haley’in ise 24 seçici kurul delegesi bulunuyor.

Başkanlık yarışının en kritik günlerinden biri kabul edilen ve 16 eyalette ön seçimlerin yapılacağı "Süper Salı"da seçmenler sanık başına gidecek. 5 Mart'ta yapılacak Süper Salı ön seçimlerinin ardından başkan adaylarının durumunun netlik kazanması bekleniyor.