Komplo teorilerinin suçlusu: Bill Gates

Komplo teorileri Bill Gates'i rahatsız ediyor. (Reuters)
Komplo teorileri Bill Gates'i rahatsız ediyor. (Reuters)
TT

Komplo teorilerinin suçlusu: Bill Gates

Komplo teorileri Bill Gates'i rahatsız ediyor. (Reuters)
Komplo teorileri Bill Gates'i rahatsız ediyor. (Reuters)

Microsoft'un kurucusu Bill Gates 2015 yılında, Vancouver'da sahneye çıkarak sert bir uyarıda bulunduğu konuşmasında, “Önümüzdeki birkaç on yıl içinde 10 milyon insanı öldürecek bir şeyin savaştan ziyade oldukça bulaşıcı bir virüs olma ihtimali yüksek” demişti.

Gates’in bu açıklamaları söz konusu dönemde medyada yer aldı ancak yeteri kadar ilgi çekmedi.

Bill Gates'in adı uzun süredir koronavirüs konusundan başlayıp dünyayı sakinlerinden temizlemek ve insanlara elektronik çipler yerleştirmek istediği komplo teorileri ile anılıyor. Gates, Florida ve Teksas'ta nadir sıtma vakalarının yayılmasına kadar maymun çiçeği virüsü de dahil olmak üzere ‘hastalıklara karşı aşıyı zorunlu hale getirmeye çalışmakla’ suçlandı.

Bill Gates sıtmayı mı yayıyor?

Son zamanlarda bir grup sosyal medya kullanıcısı, Florida ve Teksas'ta bildirilen nadir sıtma vakalarının, Bill Gates tarafından desteklenen ve ABD'de genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin salınmasını içeren bir hastalık kontrol girişiminden kaynaklandığını iddia etti.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Bill ve Melinda Gates Vakfı, iddia edildiği üzere ABD’de bu yönde değiştirilmiş sivrisinek salma projesini finanse etmiyor. Uzmanlar da Florida'daki bu girişimde kullanılan sivrisinek türlerinin sıtmayı aktarma kabiliyetine sahip olmadığını söylüyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) bu hafta, ABD’nin son iki ayda sivrisinekler tarafından yayılan beş sıtma vakasına tanık olduğunu, bunun hastalığın 20 yıl içinde ilk kez yerel olarak yayıldığı anlamına geldiğini bildirdi. Florida'da dört, Teksas'ta ise bir vaka tespit edildi.

Gates'i hedef alan asılsız iddiaların ve komplo teorilerinin bol olduğu sosyal medyada, bazı kullanıcılar durumunda Gates'in desteklediği sivrisineklerle ilgili çalışmaların bir şekilde sorumlu olduğu ileri sürüldü.

X (eski adıyla Twitter) platformu kullanıcılarından biri, sıtmanın Bill Gates'in genetiği değiştirilmiş sivrisinekler üzerinde deneyler yaptığı iki eyalet olan Florida ve Teksas'ta keşfedildiğini ifade etti.

Bir baka paylaşımda ise, “Bill Gates tarafından finanse edilen Oxitec, Florida ve Teksas'aa milyarlarca sivrisinek saldı. Sıtma, 20 yıl sonra ilk kez Florida ve Teksas'ta görülüyor” dedi.

Gerçek çarpıtma teorisi

Gates Vakfı Sözcüsü, Gates Vakfı'nın sıtmayla mücadele için fon ve destek sağladığını ancak ABD'de sivrisinek salınımıyla ilgili herhangi bir çalışmaya fon sağlamadığını söyledi.

Sözcü, vakfın, hastalık kontrol girişimi kapsamında Florida'da değiştirilmiş sivrisinekleri serbest bırakan biyoteknoloji şirketi Oxitec'i desteklediğini belirtti. Ancak bir şirket sözcüsü, şirketin ABD'deki çalışmalarının Gates Vakfı tarafından finanse edilmediğini aktardı.

Oxitec ve uzmanlar, şirketin çalışmasının sıtmanın yayılmasından sorumlu olabileceği fikrinin basit olduğunu çünkü değiştirilmiş sivrisineklerin sıtmayı bulaştıran türde olmaması sebebiyle imkansız olduğunu savunuyor.

Bill Gates maymun çiçeğinin yayılacağını öngörmüştü

Geçtiğimiz yıl sosyal medyada, Bill Gates Vakfı ve Münih Güvenlik Konferansı tarafından Mart 2021'de ‘maymun çiçeği’ hastalığı hakkında bir rapor yayınlandığı yönünde komplo teorisini destekleyen yazılar yayıldı. Bunlarda, maymun çiçeğinin 15 Mayıs 2022'de yayılmaya başlayacağı, 3,2 milyar kişiye bulaşacağı ve 270 milyon insanı öldüreceği kaydedilmişti.

Yazar Bruce Y. Lee, Forbes'ta yayımlanan raporunda, maymun çiçeğinin ABD'de yayılmasıyla birlikte bu salgınla ilgili komplo teorilerinin de başlamasının an meselesi olduğunu belirterek Bill Gates'ten bahsetti. O dönem X’de  #BillGatesBioTerrorist hashtagi gündemdeydi.

Koronavirüs ve komplo teorisi

2021'de Gates, koronavirüs salgını sırasında sosyal medyada kendisi hakkında çıkan çok sayıda ‘çılgın’ ve ‘kötü niyetli’ komplo teorisinden etkilendiğini söyledi.

First Draft News'den Roy Smith ise açıklamasında “Bill Gates'i çevreleyen birçok komplo var. İnsanların komplo teorileriyle iğnelediği bir vudu bebeği gibi. Her zaman halk sağlığının yüzü olduğu için bu şaşırtıcı değil” ifadelerini kullandı.

sdfr
Gates, insanların komplo teorileriyle iğnelediği yumrukladığı bir vudu bebeğine benzetildi (X)

New York Times'ın Zignal Laboratuvarları iş birliğiyle yaptığı araştırmaya göre Gates'i koronavirüsüyle bağlantılı olmakla suçlayan teoriler televizyonda ve sosyal medyada 1,2 milyon kez dile getirildi.

Miami Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü ve komplo teorileri üzerine bir kitabın yazarı olan Profesör Joseph Uncinski, bunun yalnızca Gates'in zengin ve ünlü olmasından kaynaklandığını düşünüyor.

BBC’ye konuşan Uncinski, “Komplo teorileri iktidardaki insanları korkunç şeyler yapmakla suçlamak anlamına gelir. Teoriler genel olarak benzer, isimleri değişir” dedi.

Yahoo'nun YouGov iş birliğiyle yürüttüğü araştırmaya göre ABD’lilerin dörtte birinden fazlası ve Cumhuriyetçilerin yüzde 44'ü Bill Gates'in insanların derisinin altında elektronik çipler yetiştirmek için koronavirüs aşısını kullanmak istediğine inanıyor.

freg
Bill Gates. (X)

Niçin Gates?

Forbes raporuna göre Gates, bulaşıcı hastalık ve salgın hastalıkların daha iyi önlenmesi ve bunlara yanıt verilmesi için aşılamayı ve yeni aşıların geliştirilmesini destekledi. Dolayısıyla, kanıtlanmamış ilaçları satmaya çalışan aşı karşıtı kampanyalar, bunu büyük bir hedef haline getirebilir.

Rapora göre bu mesajlardan bazılarının, Rus kaynaklarından gelen aşı karşıtı mesajlar gibi toplumu ve hükümetleri istikrarsızlaştırmaya çalışan kişilerden gelme ihtimali yüksek.



Günümüz uluslarının jeopolitik kaderi

Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)
Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)
TT

Günümüz uluslarının jeopolitik kaderi

Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)
Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)

Bolşevik siyasetçi, devrimci ve Marksist teorisyen Leon Troçki'nin “Savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz ama savaş sizinle ilgileniyor” sözünün, özellikle insan doğasının aynı kaldığı ve siyasi hedefleri gerçekleştirmek için savaşın kalıcı bir araç olduğu düşünüldüğünde, 21. yüzyılda da geçerliliğini koruduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla biz de ‘jeopolitikle ilgilenmiyor olabilirsiniz, ama jeopolitik sizinle ilgileniyor’ diyebiliriz.

Ancak jeopolitik çıkarların kendi nesnel koşulları vardır. Bunlar zaman ve mekanda sabit olmamakla birlikte mevcut dünya düzeninin yapısının ürettiği jeopolitik oyunun dinamiklerine göre değişir.

Bir ülkenin jeopolitik kaderi, coğrafi konumu, doğal kaynakları ve bu kaynakların zenginlik üretmede oynadığı role dayanır ve bu da doğal olarak güce dönüşür. Bu güç, diplomasi veya hatta savaş yoluyla, ona sahip olanların ulusal hedeflerine ulaşmak için kullanılmalıdır.

Coğrafya değişmediğinden ve süper güçler arasındaki çatışma dinamikleri, özellikle tedarik zincirleri, imalat ve 21. yüzyıl endüstrileri için (nadir toprak elementleri gibi) hammaddeye erişim alanlarında henüz emekleme aşamasında olduğundan, jeopolitik durum 2026 yılı boyunca da devam edecek. Buna göre gelecekteki dünya düzeninin yapısına ilişkin öncül bir jeopolitik tablo üç düzeyde (üç katman) ortaya çıkacak. Birinci düzey süper güçlerden, ikinci düzey büyük bölgesel güçlerden ve üçüncü düzey ise çatışmanın yaşandığı ve üzerinde çatışmanın bulunduğu ülkelerden devletlerden oluşacak.

Büyük bölgesel güçler olan orta güçler, herhangi bir kontrolün olmadığı bir dünyada davranışları konusunda belirsizlikten şikayetçi olacaklar, ancak hedeflerini uygulamaya çalışacaklar, büyük güçlerin tepkisini bekleyecekler ve ardından yeniden hesaplama yapacaklar. Bunun yanında kazançlarını en üst düzeye çıkarmak için büyük çatışmanın çelişkilerini de kullanacaklar. Coğrafya önceden belirlenmişse, jeopolitik kader o coğrafyanın kaçınılmaz bir sonucudur. Coğrafya doğası gereği statikse, jeopolitik, savaş ya da mevcut dünya düzeninde bir süper gücün yükselişiyle küresel güç dengesindeki değişikliklerin sonucu olarak belirli koşulların yarattığı dinamiktir ve durgunluk halinde olduğu kabul edilir. Bu yüzden jeopolitik dinamiklerin değiştiği, coğrafi kaderin ise sabit kaldığı söylenebilir.

19. yüzyılın Büyük Oyunu, jeopolitik kaderin canlı bir örneğiydi. O dönemde (1830-1907), İngiliz topraklarında güneş hiç batmazdı. Hindistan, Britanya İmparatorluğu'nun tacındaki mücevherdi. Çarlık Rusya’sı, sıcak sulara erişim de dahil olmak üzere birçok hedefe ulaşmak için Orta Asya'ya yayılmaya çalışırken savaştan kaçınmak istediği için iki taraf 1907'de bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, bugün tampon devlet olarak bildiğimiz Afganistan'ın doğuşuna yol açtı. Soğuk Savaş sırasında Pakistan, Orta Asya ülkeleriyle doğrudan sınır komşusu olan ve hem Çin'i hem de Sovyetler Birliği'ni gözetlemek için gelişmiş bir Amerikan üssü olarak kabul edilen ülke olduğundan, Sovyetler Birliği'ni kontrol altında tutmaya katkıda bulunan en önemli ülkelerden biriydi. Sovyetler Birliği, Afganistan'ı işgal ettiğinde, Pakistan Afganistan'daki Sovyet ordusunu zayıflatmada en önemli rolü oynadı.

Ancak, Rus ayısının düşüşünden sonra jeopolitik dinamik değişti. ABD, Pakistan'ı terk etti, ancak 11 Eylül 2001 olayından sonra, Amerikan güçlerinin Afganistan'a giriş koridoru ve fırlatma rampası olarak tekrar geri döndü. Pakistan'ın Çin'in yanında yer alması, özellikle de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Kuşak ve Yol Girişimi'ndeki ülkelerden biri olmasından dolayı, ABD Başkanı Donald Trump şimdi “Pakistan'ı seviyorum” diyerek Pakistanlı liderleri kazanmaya çalışıyor.

ABD, Atlantik ve Pasifik olmak üzere iki okyanusa bakmaktadır, bu da ona önemli bir deniz özgürlüğü ve önemli bir coğrafi tampon bölge oluşturdu.

Böylece, coğrafi kader, Sam Amca'nın jeopolitik kaderiyle doğrudan iç içe geçti.

Öte yandan Çin Pasifik Okyanusu ve komşu denizlere bakmaktadır, ancak denizcilik özgürlüğü ABD'nin deniz hakimiyeti nedeniyle sınırlı kalıyor. Çin, ihracat ve ithalatının yüzde 90'ından fazlasını deniz taşımacılığına dayandırdığı için şu anda Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında deniz ve kara alternatif rotalar oluşturarak Malakka Boğazı gibi yoğun deniz yollarını aşmaya çalışıyor.

Ancak ‘Malakka Boğazı'ndaki darboğazı nasıl aşabiliriz?’ sorusu geçerliliğini halen koruyor. Burada, coğrafi kader jeopolitik kaderle birleşerek Myanmar'ı (Burma) Çin'in en önemli seçeneği haline getiriyor. Peki neden? Çin ve Myanmar’ın yaklaşık 2 bin 185 kilometre uzunluğunda ortak sınırı bulunuyor. Benzer şekilde, Çin'in güneyinde Guangzhou ve Shenzhen gibi Çin'in en önemli sanayi şehirleri ile Yunnan eyaletinin başkenti Kunming şehri bulunuyor. Çin, Myanmar üzerinden Hint Okyanusu'na geçişi güvence altına alabilirse, başta Malakka Boğazı'ndaki darboğazı aşmak, ABD’nin boğazın yakın çevresindeki deniz hegemonyasını atlatmak ve Hindistan'ın hegemonyası altında olduğu varsayılan Bengal Körfezi üzerinden doğrudan Hint Okyanusu'na girerek ihracat ve ithalat işlemlerini kolaylaştıran bir kara-deniz rotası sağlamak olmak üzere birçok jeopolitik hedefe ulaşmış olacak. Özellikle Hindistan'ın Bangladeş ile ilişkileri iyi olmadığından, Hindistan'ı doğudan kuşatabilecek. Son olarak Çin, başlıca rakibi ABD gibi, Pasifik ve Hint olmak üzere iki okyanusa dolaylı olarak hakim olan bir ülke haline gelecek.

Sonuç olarak, küresel bir polis gücünün bulunmaması ve uluslararası kuruluşların rolünün azalması nedeniyle günümüz dünyasının bir dengesizlik durumu yaşadığı söylenebilir. Bunun sonucunda, yeni ve hızlı jeopolitik dinamikler şekillenmeye başladı. O halde İsrail'in kısa bir süre önce Somaliland’ı tanıma kararı alması bu dinamiklerin bir parçası olarak sınıflandırılabilir mi?


ABD, Birleşik Krallık'taki Yahudilere "iltica hakkı tanımaya hazırlanıyor"

Trump, Grönland konusunda Danimarka'nın tarafında durdukları için Birleşik Krallık'a da gümrük vergisi uygulayacağını açıklamıştı (AP)
Trump, Grönland konusunda Danimarka'nın tarafında durdukları için Birleşik Krallık'a da gümrük vergisi uygulayacağını açıklamıştı (AP)
TT

ABD, Birleşik Krallık'taki Yahudilere "iltica hakkı tanımaya hazırlanıyor"

Trump, Grönland konusunda Danimarka'nın tarafında durdukları için Birleşik Krallık'a da gümrük vergisi uygulayacağını açıklamıştı (AP)
Trump, Grönland konusunda Danimarka'nın tarafında durdukları için Birleşik Krallık'a da gümrük vergisi uygulayacağını açıklamıştı (AP)

7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısı sonrasında başlayan Gazze savaşının ardından Filistinlilere destek gösterilerinin en fazla yapıldığı yerlerden biri de Birleşik Krallık (BK) oldu. 

Ülkedeki İsrail destekçileriyse onbinlerce sivilin öldürülmesinin protesto edilmesinin antisemitizmden kaynaklandığını öne sürerek Yahudilere yönelik saldırıların artmasına dikkat çekiyor. 

Gazze savaşının ardından BK'de de antisemitik saldırıların arttığını bildiriyorlar. 

Donald Trump'ın avukatı Robert Garson, ABD yönetiminin Birleşik Krallık'ı terk eden ya da ülkeden ayrılma planı yapan Yahudilere iltica hakkı tanımaya hazırlandığını söyledi. 

Telegraph'a konuşan Garson, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın artan antisemitizmi gerekçe göstereceğini vurguladı. 

2008'de ABD'ye taşınana kadar Londra'da çalışan 49 yaşındaki avukat, Batı Avrupa ülkesinin artık Yahudiler için güvenli görülmediğini ve BK Başbakanı Keir Starmer'ın da politikalarıyla durumu daha da kötüleştirdiğini öne sürdü. 

Washington'ın bu yönde adım atmasının mantıklı olduğunu sözlerine ekledi:

Anadili İngilizce olan, eğitimli bir topluluk ve suçlu oranı da yüksek değil.

2025'te Yahudi Politika Araştırmaları Enstitüsü (JPR) tarafından yapılan bir anket, BK'deki Yahudi toplumunun son yıllarda güvende hissetmediğini ortaya koymuştu.

2023'te Büyük Britanya'daki Yahudilerin yüzde 9'u tehlike altında olduğunu düşünürken bu oran 2025'te yüzde 35'e çıktı. 

Bu topluluğun antisemitizmi "çok büyük" bir problem olarak görme oranı 2012'de yüzde 11'di. Geçen seneyse yüzde 47 bu kanıda olduğunu bildirdi. 

Donald Trump yönetimi ABD'nin kabul edeceği mülteci sayısını büyük oranda azaltma sözü veriyor. Diğer yandan Güney Afrika'daki beyazlara kucak açılıyor. 

Independent Türkçe, Telegraph, Guardian


Trump'tan Grönland mesajı: Nobel verilmediyse, artık barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorum

ABD Başkanı Donald (AP)
ABD Başkanı Donald (AP)
TT

Trump'tan Grönland mesajı: Nobel verilmediyse, artık barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorum

ABD Başkanı Donald (AP)
ABD Başkanı Donald (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’a bir mektup göndererek, “Nobel Barış Ödülü'nü almadığı için artık yalnızca barışı düşünme yükümlülüğünün kalmadığını ve Amerikan çıkarlarına öncelik vereceğini” belirtti. Trump, Grönland üzerinde kontrol sağlama yönündeki ısrarını bu konuya bağladı.

ABD merkezli yayın kanalı PBS Newshour’ın ulaştığı ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından yazıldığı söylenen bir mektupta, ABD’nin Grönland üzerindeki kontrol arzusunu Nobel Barış Ödülü ile ilişkilendirdiği ileri sürüldü. PBS Newshour’ın haberinde aktardığına göre, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’ye hitaben kaleme alınan mektup, ABD’nin Ulusal Güvenlik Konseyi personeli tarafından Washington’daki çok sayıda Avrupalı büyükelçiye de iletildi.

Habere göre, mektupta Trump, “Norveç’in kendisine Nobel Barış Ödülü vermeme kararının, onu yalnızca diplomasiye odaklanma yükümlülüğünden kurtardığını” savundu. Trump, mektubunda,“Ülkenizin, sekiz savaşı durdurmuş olmama rağmen bana Nobel Barış Ödülü vermemeyi tercih ettiğini göz önüne alırsak, artık sadece barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorum” ifadesini kullandı. “Barışın her zaman öncelikli bir hedef olacağını” belirten Trump, buna karşın artık “ABD için iyi ve doğru olanı” önceleyebileceğini dile getirdi.

Danimarka’nın egemenliği ve NATO vurgusu

Trump, "Danimarka’nın Grönland’ı Rusya ya da Çin’e karşı savunamayacağını” öne sürerek, Kopenhag’ın ada üzerindeki egemenliğinin hukuki temelini sorguladı. “Yüzyıllar öncesine dayanan tarihsel iddiaların yeterli olmadığını” ileri süren Trump, “Grönland’ın, küresel güvenlik açısından vazgeçilmez olduğunu” belirtti.

Trump, “Grönland üzerinde tam ve mutlak kontrolümüz olmadıkça dünya güvende değil” ifadesini kullanarak konuyu NATO ile ilişkilendirdi. NATO için kuruluşundan bu yana en fazla katkıyı kendisinin yaptığını ileri süren Trump, ittifakın da ABD için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.

Avrupa’dan uyarılar

Mektup, Trump’ın son haftalarda Grönland konusundaki söylemini sertleştirdiği bir dönemde ortaya çıktı. Bu süreçte Trump, Avrupalı müttefiklere ekonomik baskı uygulanabileceği yönünde açıklamalarda bulunmuş, Grönland üzerinde kontrol sağlanmaması halinde ABD’nin ulusal güvenliğinin tehlikeye gireceğini dile getirmişti.

Danimarka, Grönland’ın satılması fikrini kesin bir dille reddederken, Avrupalı yetkililer adanın zorla ele geçirilmesine yönelik herhangi bir girişimin transatlantik ilişkiler açısından ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Piyasalara yansıma

PBS Newshour, mektubun Washington’daki Avrupalı diplomatlar arasında geniş biçimde dolaşıma sokulduğunu ve bunun müttefik başkentlerde Trump’ın Grönland’ı NATO ve daha geniş güvenlik düzenlemeleriyle ilişkilendirme yaklaşımına dair endişeleri artırdığını belirtti.

Öte yandan Trump’ın, Grönland konusunda sekiz Avrupa ülkesine yeni gümrük tarifeleri uygulama tehdidinde bulunmasının ardından spot altın fiyatları pazartesi günü yüzde 1,6’ya kadar yükselerek rekor seviyelere ulaştı.

Independent Türkçe